İMANDA ŞÜPHEYE YER YOKTUR
İman,Hayırlı ve Güzel amellerle ortaya konan,yaratan Allah'a teslim olma halidir.
Allah'a iman ile başlayan,imanın diğer esasları ise Allah'ın insanlar için gönderdiği kitaplarına,bu kitaplardan sorumlu tutulan ve bu kitaplardaki esasların insanlara Tebliğ edilmesiyle görevlendirilen Rasullerine-Nebilerine,öldükten sonra Ahiret alemi diye adlandırılan yeni bir alemde tekrar yaratılıp, daha sonra da bu dünyadaki yaşamımızda ortaya koyduğumuz,yaptığımız her türlü işlerden,amellerden hesaba çekildikten sonra,amellerimizin bize kazandırdığı cennet veya cehenneme gideceğimize,dünyada ve ahirette,insan ve cinlerden başka,Allah'ım emir ve yasaklarını uygulamakla görevlendirilimiş meleklerin varlığına da iman etmeyi,kabul etmeyi biz imanın bütünü,tamamı olarak anlarız.
Yani İman,Allah'a,kitaplarına,rasullerine-nebilerine,meleklerine ve ahiret alemine kayıtsız şartsız inanmak ve bu inanmanın gereğine uygun ameller yapmaktır.
İnandım dediği halde,inandığı şeylerin gereğini yapmayanlara iman etmiş,yani MÜ'MİN denmez.Belki müslüman denir ama Mü'min denemez.Cennete ise sadece ve sadece Mü'minler giderler.
İmanın kabulünde olmazsa olmaz olan şart,Allah'ın razı olacağı Hayırlı ve güzel amellerdir.Amelleri çirkin olanların imanları da öirkindir,bozuktur,sapıktır.Onlar ise asla cennete giremeyeceklerdir.Bu da Allah'ın bir kanunudur.
İşte bu nedenle Hayırlı ve güzel amelleri olmadığı halde "sen benim kalbime bak" diyenlerin kalblerinde kirli kandan başka birşey bulamazsınız.
İman edilecek esaslarda,yani imanda asla şüpheye yer yoktur.Şüphe ile iman bir arada bulunmaz.Şüphe,vesvese şeytanın karakteridir.Şeytan Allah'ın "Ademe secde edin" emrinden şüphe duyduğu için emre uymadı.Melekler ise asla şüphe duymadıkları için anında Allah'ın "secde edin" emrine uydular.Şeytan şüphesinde kendisinin haklı olduğunu göstermek,ispatlamak için çalıştıkça battı."Ademi topraktan,beni ise ateşten yarattın" diyerek kendisinin daha üstün yaratılışta olduğunu söyleyerek adeta,yaratan Allah'a hesap sormağa,Allah'ın emrini tartışmağa kalkıştı.
Halbuki asıl olan "Ademe secde etmek" değildi.Asıl olan Allah'ın EMRİ idi.Melekler bunun farkında oldukları için anında emre uyarken,İblis kendi üstün yaratılışında takılmış kalmıştı.
Ey insan,sen de İblis ile melek arasında bir yerdesin.İmanda şüphe duyarsan,bu şüphelerin, İblisin şeytanlaştığı gibi seni de şeytanlaştırır.Yok imanda şüphe duymaz da Allah'ın yap dediğini yapar,yapma dediğini de yapmazsan sen melekler gibi emre uyanlardan olur ve melekler gibi tertemiz olursun.
İmanda şüphe olmaz.Allah'ın emirlerinde savsaklanma olmaz.Gevşeklik gösterilmez.Adam sen de ne olacakmış,bir kere de emre uymasak ne olur deme.Unutma İblis sadece verilen emirden birine uymadığı için kovuldu,şeytan oldu.Aslında şeytan Allah'I belki senden daha iyi tanıyordu.Ama Allah'ı tanımak, yetmiyor.Allah'ı tanımak demek,O'nun emir ve yasaklarına uymak,Helaller ve Haramlar sınırları arasında kalmak,yaşamakla mümkün olur.Ben Allah'a inanıyorum dedikten sonra,Allah'ın rızasına uygun ameller,işler,fikirler,düşünceler içinde değilsen sen kelimenin tam anlamıyla bir İblisten farkın yoktur.
Allah namaz kıl diyorsa kılacağız,zinaya yaklaşma diyorsa,zinaya yaklaşmayacağız.Kul hakkından uzak dur diyorsa,biz de kul hakkına saygı göstereceğiz.Şunlar şunlar size haram demişse,onlar artık bize haramdır deyip yaklaşmayacağız yemeyeceğiz,içmeyeceğiz.Allah Adil olun,adaletli olun,fakirlere hakkınız verin,mallarınızda onların da hakları vardır dediyse bu emrilere şüphe duymadan uyacağız.
Allah benden başka kimseyi TAĞUT edinmeyin,ilah kabul etmeyin dediyse,biz de Allah ile aramıza ilahlar,Tağutlar,şerikler koymayacağız.Allah sadece bana kulluk edin,sadece benden yardım isteyin demişse biz de anında gereğini yapmakla mükellefiz.İman işte budur.
Allah size niğmet olarak verdiğim " BEHİMET-ül EN'AN" (sığır,koyun,keçi ve deveden) Allah için Kurban kesin diye emretmişse biz "İnandım tasdik ettim diyerek bize farz olan,gücümüzün yettiği hayvandan Kurban keseceğiz.Öyle aklımıza uyup da,Kurban keseceğimize fakir-fukaranın karnını doyuralım,yoksulların ihtiyaçlarını giderilim.Bu Hacca gitmekten de,Kurban kesmekten de daha yararlıdır diyerek şeytanın oyuncak ettiği akla hizmet etmeyelim.Unutmayalım ki fakirlere,yetimlere,yolda kalmışlara,yoksullara yardım etmek de zaten ayrıca üzerimize düşen başka farzlardandır.Zira Allah hiçbirşeyi eksik bildirmemiş ki,bizler kafamıza göre din uyduralım.
Unutmayalım din sadece Allah'ın Kur'anda bahsettiği,Hz.Muhammed a.s.ın da Sünnet olarak uyguladığı esaslardır.Allah katında tek din İslamdır. (Al-i İmran suresi ayet-19)
Dinde tek otorite sahibi sadece ve sadece Allah'tır.Din adına konuşanlar,dinin sahibi değillerdir.Konuştukları Kur'an ve sünnete uyarsa alınız,uymazsa atınız.
Günümüzde işine duyduğu hassasiyeti,dinine duyamayan milyonlarca müslümanım diyenler vardır.Ama müslümanım demek yeterli olmuyor.İnandığımız dini kendi kaynağından Kur'andan ve o kaynaktan hükümler çıkartarak uygulana Peygamber sünnetinden öğrenmek üzerimize farzdır.Dinimizi doğru öğrenemezsek,din adına ortaya çıkan din bezirganlarının yalanlarını hurafelerini din sanarız ki bu bizi asla kurtuluşa erdirmez.
Yine unutmayalım ki din Allah'ın dini olup parayla satın alınmaz,parayla da satılmaz.Dini satanların dini de asla olamaz.Şu ortaya çıkmış adına hoca,ilahiyatçı,alim denen ama anlattıklarının Kur'anda yeri olmayanların sözleri sizi bağlamasın.Asla onları kendinize efendiler,hocalar,alimler edinmeyin.Sizi kendisine doğrudan ya da dolaylı olarak çağıranlara uymayın.Bizim cemaata,tarika,şeyhe,efendiye gel,bağlan,el al diyenlerin tamamı şeytanın yandaşlarıdır.Sakın ola ki onlar yaklaşmayın.Ben cemaatıma çağırmıyorum ama kitaplarımı alın diyenler de başka şeytanlardır.Onlardan da uzak kalın.Geçimini dinden temin edenlerden de uzak durun.Zira din bir geçim kaynağı değildir.Din adına devlet tarafından görevlendirilenler eğer gerçekten görevlerinin gereği olan dini insanlara gereği gibi tebliğ edip,dini doğru olarak anlatıyorlarsa belki bir sakıncası olmaz.ama sadece namaz kıldıran memurlar olurlarsa çok büyük vebaldeler,bilsinler.
Din akıl-baliğ olan her insana farzdır.Yükümlülükler yükler.Mazereti olanlar ise özürleri oranında sorumluluktan uzaktırlar.Allah bizi gücümüzün yetemeyeceği şeylerden sorumlu tutmaz.(BAKARA suresi ayet-284)
Yine unutmayalım ki,insan zaman zaman hatalarda bulunabilir.Görev ve sorumluluklarını yerine getirmekte gevşeklik gösterebilir. (Elbette olmaması tercih edilendir.) Böyle durumlarda anında TEVBE ederek,pişmanlık duyularak hatalardan vazgeçmek ve Allah'tan bağışlanma dilemek de farzdır.Rabbimizin bağışlaması elbette vardır.Ama bunu asla istismar etmemek,ya da şeytanın bizi Allah ile aldatmasına izin vermemek gerekir.
Rabbim insanları ve Cinleri sadece kendisine kul olması için yaratmıştır. (ZARİYAT suresi,ayet-56)
Kulluk bizim asli görevimizdir.Biz bu dünyada amellerimizden sorumlu tutulacağız.Bu nedenle amellerimizde ölçümüz Kur'andır.(ZUHRUF-44)
Allah imanımızda sadık ve samimi olmamızın yollarını bize kolaylaştırsın inşeallah.
H.SARI
No comments:
Post a Comment