ADALET VE HUKUK
Adalet mülkün temelidir,Hukuk da adaletin temelidir.Adalet için hukuk,hukuk için adalet şarttır. Biri diğeri olmadan gerçekleşmez.
Adalet asla EŞİTLİK anlamına gelmez.Her eşitlik de adalet değildir.Adil olamaz.Ama her adalet aynı zamanda da bir eşitliktir.
Bunu,bu ayrımı anlatmak için şöyle bir örnekleme yapalım.
Üç değişik boy uzunluğunda insan düşünün.Birisinin boyu 1.40 cm.diğerinin boyu 160 cm.ve üçüncüsünün boyu da 180 cm. olsun.
Şimdi bu 3 kişi bir gösteri izlemek üzere geldiler.Gösteri yapılan yerle,kendi aralarında iki metre yüksekliğinde bir engel (perde-ya da duvar) var. Bunların,bu üç değişik boyda olan kişilerin, gösteri alanını görmeleri için her birinin ayaklarının altına 50cm yüksekliğinde bir cisim,tabure,sandalye koyarak,seyirlik alanın görülmesi kolaylaştırılmak istenir.Böylece rahatlıkla alanı görsünler denir.
Başlangıçta görüldüğü gibi çözüm gayet mantıklı ve eşit haklar verilmiş.Yani her birine eşit yükseklikte 50 cm.lik cisimler verilmiş.Ama sonuçta ADALET sağlanamamıştır. Çünkü 1.40 cm.boyu olan kişi hala seyir alanını göremez.1.60 cm.boyunda olan ise 10.cm.lik bir yükseklik farkıyla ancak dar bir alanı görebilir.180cm.boyunda olan ise 30cmlik yükseklik farkıyla daha geniş bir alanı görebilir.
Görünüşte her birinin ayaklarının altına eşit şekilde 50 cm.lik cisimler verilerek eşitlik sağlanmış olsa da,adalet sağlanamamıştır. Yani birisi, dağıtılan ve eşit olan niğmetten,malzemeden yararlanamamıştır.Yani eşit haklara sahip oldukları halde,eşit adalete sahip olamadılar.
Adaletin sağlanması için burada Hakkın yerine getirlmesini düzenleyen HUKUK devreye girer.Hukuk,hakkın yerine getirilmesi,haklının hakkını alabilmesi için yazılı ya da sözlü bir düzenlenmenin,uygulamanın olmasıdır.
Bu örnekte de adaletin sağlanması için hukuk gereği değişik imkan ve şartlara sahip olanların,şartlarının ve haklarının adil olarak yerine getirilmesi olmalıdır.
İşte hukuk bu nedenle önemlidir.Adaletin olması,yerine hetirilmesi için hukuk ve hukukun kaide ve kuralları,yani yasaları ortaya konurken tüm kişisel ve toplumsal hak ve sorumluluklar bilinip,adaletin uygulanmasının yolu ve çözümü olacak şekilde düzenlenmesi gerekir.
Örneğin bir ülkede eğitim ve öğretim hakkı her vatandaş için eşittir demek yetmez.Her vatandaşın eğitim ve öğretimden yararlanacağı vasıtalarda,araç ve gereçlerde,hatta bölge koşulları da dikkate alınarak bu eşitliğin olabilmesi için hukuksal kurallar olmak zorundadır.Biri 10 hanelik köyde,imkansızlıklar içinde,diğeri şehrin merkezinde her olanağa sahip iken eğitim ve öğretimde eşitlik var demek yanlıştır.Adil değildir.Bunu adil hale getirmek için yasal düzenlemeler ve devletin özel desteklemesi gerekir.İşte o zaman adalet oluşur.Devlet birine 5 harcama yaparken,ihtiyacı olana belki de bunun on katı harcama yapmak zorundadır.Bu adaletin gereğidir.
Adalet ve Hukuk,aynı zamanda Allah'ın da bir sıfatıdır.Adil ve Hakim olan sadece Allah'tır.Kullar ise buna uymak zorundalar.Adaletin ve hukukun olmadığı yerde ve durumlarda hep zulüm ve haksızlık vardır.
Günümüzde adalet ve hukuk toplumsal yapının iki vazgeçilmez direğidir.Bu nedenle bu alanda görev yapan herkesin öncelikle bilmesi,uyması gereken konu Hak ve Hukuktur.
Bu görevleri yerine getirecek insan gücü özellikle bu alanda yetişirken,sadece insanın haklarını değil canlı ve cansız olan varlıkların haklarının neler olduğunu bilip,onların nasıl yerine getirleceği konusunda da bilgi ve erk sahibi olmak zorundalar.Asla ve asla yasaları ,hukuku kendi egolarına,çıkarlarına alet edtmemeli,kullanmamalıdır.Buna yeltenenler de anında daha ağır yaptırımlara çarptırılmalıdırlar.
Bir karıncanın hakkını bildiği kadar,bir devlet başkanının haklarını da bilmek zorundadır.Bilmek yetmez,haklının hakkını verebilecek,yerine getirebilecek hukuk esaslarını da bilmek zorundadır.
Allah adil ve Hakimdir.Bu nedenle Adalet ve Hukuk işlerinde görevli olanlar da Adil ve Hakim olmalılar.Bu erk,güç,yetki,bilgi,beceri gücüne sahip olmalılar.
Adalete ve hukuka müdahale ister bunu yerine getirenler tarafından olsun,isterse dışardan müdahaleler olsun asla kabul edilemez.
Adalet parayla dağıtılan,hukuk ısmarla,devşirme,kopyalama tutarsız yasalarla gerçekleşmez.
Adalet ve hukukun gerçekleimesinde yüzlerce belki de binlerce vasıtalar vardır.Bu bakımdan bu vasıtalar asla göz ardı edilemez.Örneğin şahitlik,deliller,engeller,yaptırımlar,kişiler ve makamlar,mal-para ve ekonomik güç ve güşsüzlükler birer vasıtadır.
Adaletin yerine getirlmesinde en sakat kuruluş Avukatlık müessesidir.Günümüzde işlediği kadarıyla avukatlık adaleti değil,adaletsizliği doğurmaktadır.Kimin avukatı daha etkin rol almışsa, mahkemede daha fazla etkin olmuşsa,genelde davalar o yönde sonuçlanır ki bu adaletsizliktir.
Aslında avukatlık davanın kazanılması değil,verilecek kararda adaletin tecelli etmesini sağlamak olmalıdır.Avukatlar Hakimlere yardımcı olsunlar diye, hakimlere hukukta yer alan yasaların,kanunların hatırlatılarak verilecek kararların daha doğru olabilmesi için avukatlık sistemi kurulmuş olabilir. Ama işleyiş ve sonuç maalesef öyle olmuyor.
Avukatlar müvekkillerini savunmak yerine,hükme tabi olan konularda yargılamaya destek ve aydınlatıcı görevler üstlenseler belki daha uygun olurdu.Yani avukat tarafları savunmak yerine hukuku ve adaletin gerçekleşmesine yönelik bilgi katkısında bulunsalar ve hakkı ve adaleti savunsalar elbette daha iyi olurdu.
Adalet ve hukuk anlayışı,inançlara,sistemlere,düşünce fikirlere göre değişkenlik göstermemeliydi.Günümüzde adaletin ve hukukun temelinde maalesef bu çarpıklıklar yer almaktadır.Adaleti ve hukuku işletenler kendi inanç-düşünce ve siyasi anlayışlarına göre karar vererek uygulama yaparlar ki bu da başka bize zalimlik olur.
Adalet ve hukukun işleyişinde tek ölçü HAK ve HAKLILIK olmalıdır.Bu anlayış terkedilirse,olmazsa ne adalet ne de hukuk olmaz.
İşte bu nedenle ailelerde,toplumlarda hep kaoslar,zulümler buhran ve sıkıntılar olmuştur.
Çözüm yine insandadır.İnsanın yetişmesindedir.İnsanın yaratana yakınlığındadır.Yaratana yakın olmayan,yaratanın emrettiğine uygun kararlar veremeyen herkes zalimliğe giden yolun yolcusudur.
Hamza SARI
No comments:
Post a Comment