Monday, 18 February 2013

İNSANIN YARATILIŞI

    İnsanın ilk atası olarak bilinen Adem,kelime anlamıyla topraktır.Bir diğer anlamı da yokluktur (ölümlü olandır).
     Allah insanı yaratmadan önce ,insanın yaratılıp da yaşayabileceği dünya ve evreni yaratmıştı.Allah insanı TÎN adı verilen çamurdan yaratmıştır. "YARATTIĞI HERŞEYİ GÜZEL YARATAN VE İNSANI YARATMAĞA BİR ÇAMURDAN (Tîn) BAŞLAYAN O'DUR."  Secde suresi,ayet-7  "EY PEYGAMBER !RABBİNİN MELEKLERE ŞÖYLE DEDİĞİNİ HATIRLA, BEN BALÇIKTAN (ÇAMURDAN)  ŞEKİL VEREREK BİR İNSAN YARATACAĞIM" Hicr suresi,ayet-28. "AND (YEMİN) OLSUN Kİ,BİZ İNSANI ŞEKİL VERDİĞİMİZ BİR ÇAMURDAN YARATTIK" Hicr suresi,ayet -26. Daha sonra Allah bunu başka ayetlerle de açıklayarak,bazı ayetlerde SU'dan,bazı ayetlerde TOPRAK'tan,bazı ayetlerde de KAN PIHTISI'ndan (et parçasından) yarattığını anlatmaktadır.Bu neden böyle anlatıldı,ayetlerde bu konuda bir çelişki mi var? HAYIR,ASLA ! Bu anlatımlar insanın değişik evrelerdeki yaratılmasını anlatmak içindir.İnsanın ilk yaratılışı su ve toprak karışımından olan TÎN'dir (çamurdur).Allah bu ilk cevhere NEFS-İ VAHİDE adını veriyor.Nefs-i vahide=nefis sahibi bir varlıktır.Tek hücreli bir varlıktır.Belki de TEK HÜCREDİR.Bu hücre bölünmelerle gelişerek bir canlı olan insanın yaratılmasını sağlar.Çünkü Allah bir şeye KÜN=ol,dediği zaman o şey YEKÜN=olur,olmaya devam eder.İnsanın eşi de bu cevherden (nefs-i vahideden) yaratıldı.Hatta insanların binlercesi daha o zaman bu cevherden yaratıldı. "EY İNSANLAR,SİZİ BİR CEVHERDEN (NEFS-İ VAHİDEDEN) YARATAN VE ONDAN DA (O,CEVHERDEN,NEFS-İ VAHİDEDEN) EŞİNİ YARATAN VE DAHA SONRA DA BU NEFS-İ VAHİDEDEN (Tek canlı hücreden) SAYILAMAYCAK KADAR ERKEKLER VE KADINLAR YARATAN RABBİNİZE TAKVA İLE (saygıyla) YAKLAŞIN.GÜNAH YAPMAKTAN SAKININ BİRBİRİNİZE SAYGI GÖSTEREREK DİLEKLERDE BULUNUN." Nisa suresi,ayet-1
      Şimdiye kadar bize öğretilen ,Allah önce Ademi,daha sonra da O'nun eye (kaburga ) kemiğinden Havvayı ve daha sonra da Adem ve Havvanın çocuklarından da diğer insanları yarattığı şeklindeydi.Ademin çocuklarının birbirleriyle evlenmeleri sonucu insanlar çoğaldı deniyordu.BUNLARIN TAMAMI YALAN VE YANLIŞ !.Kur'anı Kerimin hiçbir ayetinde bu anlatılan yalanları göremezsiniz.Hele hele Ademin çocuklarının,yani kardeşlerin evlenmesi saçmalığına asla rastlayamazsınız.Allah açıkça Nisa suresi ayet -1 de açıklıyor."...VE BESSE MİNHA RİCALEN,KESİREN VE NİSAEN" "Ve daha sonra ONDAN  (nefs-i vahideden=tek canlı hücreden) çoklarca erkek ve kadın yarattık" (Nisa-1) Bu ayeti şimdiye kadar hiç kimse gündeme getirmedi.Kuranda olmayan uydurma hikayeleri din,diye ,yaratılış geçmişimiz diye yutturdular.Bu ayet Kuranda var iken,Kuranda olmayan Ademin çocuklarının birbiriyle evlendikleri iftirasını yaydılar.Milyarlarca müslüman halen insanlığın Ademin çocuklarını birbiriyle evlendiği saçmalığına inanıyorlar maalesef.
  Allah daha sonra,insanın bir ana-babadan yaratılışına da açıklık getiriyor ve sizi bir damla sudan (nutfeden=Meni-yumurta karışımı olan su) yarattığını buna da döllenmiş yumurta ismini verdiğini anlatıyor." DOĞRUSU BİZ İNSANI İMTİHAN ETMEK İÇİN KARIŞIK BİR NUTFEDEN  (erkek ve kadın suyundan=meni ve yumurtadan) YARATTIK DA ONU İŞİTİCİ VE GÖRÜCÜ YAPTIK" İnsan suresi,ayet-2 .Daha sonra bu döllenmiş yumurtanın bir çiğnem et (ALAK) olarak geliştiğini ve bu etin gelişerek ona kemiklerin yerleştirildiğini açıklar. "BUNUN ÜZERİNE KENDİSİYLE MÜNAKAŞA EDENE ŞÖYLE DEDİ,SENİ TOPRAKTAN,SONRA DA BİR DAMLA SUDAN VE DAHA SONRA DA SENİ İNSAN ŞEKLİNE GETİRENİ Mİ İNKAR EDİYORSUN?" Kehf suresi,ayet-37 ." BİZ SİZİ TOPRAKTAN,SONRA  NUTFEDEN (SPERMDEN),SONRA  ALAKADAN (EMBRİYODAN),SONRA ÖZELLİKLERİ BELİRLENMİŞ BİR ET PARÇASINDAN YARATMIŞIZDIR."Hicr suresi,ayet-5.
   Kuranda insan yaratılışıyla ilgili açık açık ayetler varken,biz müslümanlar bu güne kadar maalesef hurafe (batıl-sakat) bilgilerle bilgilendirildik ve olmayacak saçmalıkları (kardeşin kardeşle evlenmelerini) gerçek Kuran bilgisi sandık.Bunun temelinden müslümanların ne kadar Kur'andan uzak olduğu gerçeği yatıyor.İnşallah bundan sonra Kur'an ile daha yakın oluruz da,Allahı ve mesajlarını daha  iyi anlarız.

Wednesday, 6 February 2013

KİMSE KİMSENİN GÜNAHINI VE SEVABINI ALAMAZ

İslam inancının esasları KUR'AN ve Kur'anın uygulamaları olan SÜNNETTİR. Sünnet ile Hadisi karıştırmayalım.Sünnet ,peygamberin Kur'andan çıkardığı uygulamalarıdır.Yani Kur'anın yaşanır ve tatbik edilir halde gösterilmesidir.Hadis ise gerçekten  peygamberin  söylediği sözlerdir.Gerçekten diyorum,çünkü peygamber adına söylenmiş binlerce uydurma hadis vardır.Hatta bu uydurma sözler tamamen Kur'an ayetlerine bile ters düşer.Bir sözün Hadis olduğunu anlamak için peygamberimiz bize çok güzel bir ölçü vermiş.Bunu her hadiste uygulamak gerek.Öyle körü-körüne aha bu da hadis demek yanlıştır.Peygamberimiz: "KİM BENDEN DUYDUĞUNU SÖYLEDİĞİ BİR SÖZ SİZE ULAŞIRSA,O SÖZÜ SİZ KU'ANA GÖTÜRÜN.EĞER O SÖZ ,KUR'ANA UYARSA,BİLİN Kİ,ONU BEN SÖYLEMİŞİMDİR,UYMAZSA,BİLİNKİ O SÖZ UYDURMADIR." Hadis-i Şerif.
Demek ki her duyduğumuz söze hadis diye sarılmak yok! Onu önce Kur'anın ayetleriyle ölçeceğiz,uyarsa kabul edeceğiz.
Hani bir hadis rivayet ederler,güya peygamberimiz söylemiş,ama tamamen uydurma.O hadis dedikleri şöyle başlar ve devam eder:" Birgün peygamberimiz,etrafındakilere MÜFLİS  (iflas etmiş) kime denir diye sorar.Etrafındakiler de ,ticarette zarar edene,malını mülkünü kaybedenlere denir,demişler.Peygamber de hayır öyle değil,Müflis:Dünyada iken hayır hasenat yaparak,sevaplar kazanmış,ama bunun yanında da başkalarına da haksızlık yaparak kul hakkını almış.İşte bu kişinin ahirette sevapları alınarak,haksızlık yaptığı kullara verilir,o kulların da günahları bu adama yüklenir.Bu adam cenneti beklerken,birdenbire günahkar olarak cehenneme gider."Bunu hadis diye anlatırlar yıllarca.Hem de kendilerine alim denen hocalar bile anlatır bunu.Özellikle kul hakkını anlatmak için bu söz biçilmiş kaftandır sanki.AMA GELİN GÖRÜNKÜ BU SÖZ KUR'AN AYETLERİNE AYKIRIDIR.Yani uydurma sözdür,hadis değildir.Olamaz da.Peygamberin verdiği KUR'ANA UYMA ÖLÇÜSÜNE UYMUYOR.
  Kur'anda peygamberin Kur'ana uymayan bir sözü asla  söyleyemeceği vurgulanır.:
 "EĞER PEYGAMBER BAZI SÖZLERİ UYDURUP BİZE İSNAT ETMEĞE KALKIŞSAYDI,ELBETTE BİZ ONU KUVVETLE YAKALAR VE ONDAN İNTİKAM ALIRDIK (Şah damarını koparırdık) "El-Hakka suresi,ayetler-44,45
Şimdi gelelim bu konudaki Kur'an ayetlerinden bazılarına:
1-"....(bu ayetin sonuna doğru) HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ GÜNAHINI YÜKLENEMEZ"  İsra suresi,ayet-15
2-" O KÜFÜRDE  Haramlarda) OLANLAR,İMAN EDENLERE,BİZİM YOLUMUZA UYUN,UYUN DA SİZİN GÜNAHLARINIZI DA BİZ YÜKLENELİM DEDİLER.HALBUKİ KİMSE KİMSENİN GÜNAHLARINI YÜKLENEMEZ.ŞÜPHESİZ ONLAR YALANCILARDIR." Ankebut suresi,ayet-12
3 "GÜNAH İŞLEYEN BİR KİMSENİN GÜNAHLARINI,BİR BAŞKASI ÇEKEMEZ.GÜNAHLARI AĞIR GELEN KİMSE,BU GÜNAHLARININ BİR KISMINI BAŞKASINA VERMEK İSTESE,O KİMSE ASLA ONU (günahları) YÜKLENEMEZ.İSTERSE BU KİŞİ EN YAKINI OLSUN,YİNE DE BUNU ALMASI MÜMKÜN OLAMAZ.."Fatır suresi,ayet-18
4- "DOĞRUSU HİÇBİR GÜNAHKAR , BAŞKASININ GÜNAHINI ÇEKEMEZ."
       Necm suresi,ayet-38
Bunca ayetler ortada iken,birileri kalkıp da,ahirette kul hakkından dolayı,sevaplar ile günahlar değiş-tokuş olacak,yani kul hakkıyla gidenin sevapları alınıp,haksızlığa uğrayana verilirken,haksızlığa uğrayanın da günahları,kul hakkı yiyenlere yüklenecek demek,tamamen Kur'ana aykırıdır.Böyle birşeyin olamıyacağını Allah yukardaki ayetlerinde ve hatta daha başka ayetlerde de açık açık anlatmaktadır.Kur'andan haberi olmayanlar,ancak KULAKTAN DOLMA MÜSLÜMAN OLURLAR.O da onları doğru yola götürmez,sapıklıkta oyalar durur.Bu nedenle her müslüman MUTLAKA KUR'ANI ANLAMAK VE ONA UYGUN YAŞAMAK ZORUNDADIR.Ölçü Kur'andır.Çünkü Bu dinin sahibi Allahtır ve O da hükümlerini Kur'anda bildirmiştir.Başka yola gerek yok.Başka yol islam değildir.
Peki KUL HAKKI VAR MIDIR?  Elbette vardır.Her haksızlığın bir karşılığı olduğu gibi Kullara yapılan haksızlıkların da bir karşılığı vardır.Ama bu karşılık,sevap-günah değişmesi,sevapların alınıp karşıya,haksızlığa uğrayanın da günahları alınıp,haksızlık yapana verilmesi şeklinde değildir.Bu işlem aynen diğer günahlar gibidir.Kullara karşı haksızlık yapanlar,bu yaptıkları haksızlıkların karşılığı olan günah kadar,günah yüklenirler.Karşı tarafın günahını yüklenemezler.Bu ayetlere aykırıdır,uymaz.Haksızlığa uğrayan kul ise,öncelikle hakkını almakla mükelleftir.Bunun için ayette."..dişe,diş,göze,göz.." ifadesiyle geçen KISAS esastır.Şayet haksızlığa uğrayan kul,hakkını alma gücüne sahip değilse,işte o zaman Allahın adaleti gereği,o kuluna bu haksızlığa uğraması nedeniyle SEVAP  verilir.Kul burada aciz kalmıştır,hakkını alamamıştır.Bu aciz kalışı,gücünün haksızlık yapana yetmemesi nedeniyle, bu acizliği o kula sevap olarak döner.Çünkü Allah:" LÂ-YÜKELLİF-U-LLAHU NEFSEN İLLÂ VÜS'ÂHÂ=(Biz) Nefislerin taşıyamıyacağı yükü (sorumluluğu) kimseye yüklemeyiz (kimseyi sorumlu tutmayız)." der.
Unutmayın ki,amel defteri dediğimiz kayıtlar,bizim hayatta iken yaptığımız iyi ve kötü işlerin (amellerin) tamamını içine alır.En ufak zerreden tutun da ,en büyüğüne kadar,hepsi bu defterde kayıtlıdır.Öldükten sonra  bu deftere hiçbir kayıt ilave edilmez.Bu konuda söylenen hadisler de uydurmadır.Arkada bırakılan Hayırlı evlat,hayır-hasenatın sevapları da ölmeden önce bu deftere kayıt edilmiş olunur.Çünkü Allah geçmişi ve geleceği bilen tek yaratandır.Bu işler hep dünyada yaptığı çalışmaların karşılığıdır.Çalışarak hayırlı evlat bıraktıysa,hayır işler bıraktıysa bunun karşılığını elbette ölmeden önce alır ve gider.Hatta çok çabaladığı halde,evladını veya bir başkasını yola getiremeyen insan bile,evladı hayırsız ve kötü yolda olsa bile sevabını alır.Çünkü o kişi çaba harcamış,evladını doğru yola getirmek için,ama buna muvaffak olamamış.Hiç önemli değil,o yine bunun sevabını alacaktır.Bakın Nuh peygamberin oğlu,Lut peygamberin karısı bile kafir olarak öldüler.Ama onlar bundan dolayı asla sorumlu olmadılar.Hatta doğru yola getirmek için gösterdikleri çalışmalardan dolayı sevap bile aldılar.
Sonuç olarak şu ayeti asla unutmayın,size ölçü olsun:" VE-ENLEYSE,LİL-İNSANİ İLLÂ MÂSÂ'A=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR."