Monday, 20 July 2015

Cansu Canan İle Öteki Gündem - Prof.Dr.Mehmet Okuyan - Ölüm ve Sonrası (...

RUH NEDİR,ÖLÜR MÜ,ÖLDÜKTEN SONRA NEREYE GİDER...?

Ruh,bir cevher olup,ölümsüzdür.Ölüsüzlüğü direk olarak ,Allah'ın varlığı ile ilgili olmasındandır.

ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

"Sonra ona güzel bir şekil verip kendi ruhundan üflemiştir. Size kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!"  SECDE-9
Ruhun varlığı doğrudan Allah'ın zatı ile ilgili olup,ruhların yaratılan vücudlara girmesi ve belli bir zaman (ömür) onunla bir olduktan sonra  ölüm olayı ile tekrar Allah katına yükselmesi de bunu anlatır.

اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

"Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır." Zumer suresi-42
Ayet gayet açık.Ruhlar öldükten sonra Allah'ın katında belli bir yerde tutulurlar.Bu tutma işi evrenin son bulup da tekrar Kıyamet  dediğimiz yeniden yaratılma esnasında bu tutulan ruhlar,aynı anda,yeni yaratılan bedenleriyle birleşeceklerdir.Bu bedenler ,ölmeden önceki dünyada sahip oldukları bedenler olmayacaktır.Öyle olsaydı,çocuk yaşta ve ihtiyar yaşta ve daha doğrusu ölüm anındaki vücutları olacaktı ki b da asla yeni yaratılma esnasında ve sonrasında olacak olaylara pek uymaz.Demek ki Allah yeni yaratılmada ,anne ve babaya ihtiyaç duyulmadan ve hatta bir başkasının yardımına da muhtaç olmayacak şekilde belli bir vücud yapısıyla bu tuttuğu ruhları birleştirecek ve bu şekilde de onları sorgulayacaktır.
Evrenin son bulması,bilim ve Kur'an ayetleriyle kesindir.Güneşin enerjisinin her geçen gün azalması,ayetlerle de sabittir.Yıldızların da ışıkları sönecektir.Sular kaynayacak,gök kağıt tomarı gibi dürülecek,dağlar pamuk yığını ibi toz-duman haline geleceklerdir.Bu konuda Kur'anda yüzlerce ayet vardır.
مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَى
" Sizi topraktan yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir defa daha sizi oradan çıkaracağız."Taha suresi-55

“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip oradan çıkarılacaksınız.” (Araf 24, 25)
Ruhların öldükten sonra tekrar mezara girdikleri inancı,islmî bir inanç olamaz.Mezar sadece cesedin dışarda kalıp da kokmaması,diğer insanlara ve çevreye mikrop salgılamaması içindir.Hatırlayın Ademin iki oğlundan biri diğerini öldürdüğnde kardeşinin cesedini açıkta bıraktığında Allah ona örnek olara iki kuş göndermiş ve biri diğerini öldürdükten sonra yeri eşeliyerek ölen kuşu toprağa gömmüştü.Bunu gören katil adam da kuşun yaptğı gibi yapıp kardeşinin cesedini toprağa gömmüştü.
"Nihâyet nefsi onu (Kâbil'i), kardeşini öldürmeye sevketti ve onu öldürdü; bu yüzden de kaybedenlerden oldu. Derken Allâh, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Kâtil kardeş) : «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz mi kaldım!» dedi ve pişmanlık duyanlardan oldu.” (Maide- 27-31)
Kur'anın hiçbir ayetinde kabir azabından veya kabir hayatından söz edilmez.Yukardaki ayetten de anladığımız gibi kabir sadece ölen cesedin gizlenmesidir.Hatta kabri bile olmayan bnlerce insanla bile vardır.Kimini balık yer,kimini ateş yakar kül eder.Bunlar bile bize kabirde ne azabın,ne de hayatın asılsız lduğunun dünyalık delilidir.
Azap dünyada ve ahirette olur.Dünyadaki azaplar sıkıntılarla ve felaketlerle olurken,ahiretteki azabın tek yeri vardır orası da Cehennemdir.Kıyamete kadar ruhların sıkıntı çektikleri konusunda da kesin bilgi yoktur.Kabir konusunda söylenen hadislerin tamamı uydurma rivayetlerdir.

https://youtu.be/XvFbIaHxuf8

Hamza SARI

MÜSLÜMAN ASLA CEHENNEME GİRMEYECEKTİR

GÜNAHKÂR MÜSLÜMANLAR ASLA CEHENNEME GİRMEYECEK
Bazıları,günahkâr müslümanların da cehenneme gireceğini,orada günahları kadar azap çektikten sonra cennete gireceklerini söylerler.Halbuki Kur'an-ı Kerimde asla böyle bir ifade olmadığı gibi,bunu çağrıştıracak bir ayette yoktur.Cehennem ancak kafirler içindir. (Bakara suresi,ayet-24)
Ayrıca günahkârlar günahlarından vazgeçmedikleri ve hatta günahlarını hafife alıp,bir müddet sonra onları günah olmaktan saymıyorsa,yani bir anlamda günahları onu küfre götürüyorsa,zaten onlar sözde müslüman olduklarını söyleseler de küfre girip kafir olurlar.İşte tevbe bu hatalardan dönmek için bir aşamadır.Tevbe ederek,günahlardan vaz geçmeyenler küfre devam etmiş sayılırlar ve kafir olurlar.İşte bunlar da ebedi cehennemliktirler.
Namaz kılmayan,oruç tutmayan biri "Allah'ın namaza ,oruca ihtiyacı mı var" demesiyle küfre girer kafir olur.Ya da başka günahlar işleyenler b günahlarını işlerken pişmanlık duymazlar ve hatta bunları işlemekten zevk duyarlarsa yine küfre girip kafir olurlar.Önemi olan günahlarının farkında olup,pişmanlık duyup tevbe etmektir.işte bu yolda olanlara cehennem yoktur.Cehennem günahlarında israr eden,tevbe etmek,pişmanlık duymayarak küfre giren sözde müslüman ama özde küfürde olanlar ile münafıklar ve müşrikler içindir.
Günahkâr müslüman,azap çekecek ama cehennemde değil,değişik şekilde ya yaşarken,ya da öldükten sora,cennette alacağı mükafaatın azlığı şeklinde üzüntü duyarak olacaktır.Azap ceza demek değildir.Bizi hoşnutsuzluğa götüren herşey birer azaptır.
Bazıları ayet yok ama hadisler var diyebilirler.Bu da yine islama uygun olmaz.Çünkü Allah rasulü,asla Kur'ana uymayan bir söz söyleyemez,söylemez.Kur'ana uymayan rivayetler,hadis kitaplarında da geçse uydurma rivayetlerdir,Hadis olarak asla kabul edilmez.Çünkü peygamber a.s.ın sünneti ve sözleri olan Hadisleri mutlak surette Kur'an ile çelişkili olamaz,O'na uygun olmak zorundadır.Peygamber asla kendi kafasına göre dini hükümler koyamaz.Bu yetki sadece Allah'a aittir.
Hamza SARI
https://youtu.be/JhAXEOKqReQ
Müslüman, cehenneme gitmeyecek, azap sadece cehennemden ibaret değil, kurtuluş için iman ve salih...

Wednesday, 15 July 2015

Pelin Çift İle Gündem Ötesi - Caner Taslaman - Mehmet Okuyan 26.06.2015

Hz. İsa Gelmeyecek! (Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı) 1

Kabir azabına delil getirilen ayet; Mü'min, 46 ne anlatıyor?

İşin Aslı 29.05.2015 Mehmet Okuyan Ahirete İman Tek Parça

Tuesday, 7 July 2015

NAMAZIN KILINIŞ ŞEKLİ

Soru:
“Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı nasıl kılardı?”
Cevap: Sahih Hadislerde Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in namaz kılma şekli şöyledir.
Malik bin Huveyris (Radiyallahu Anh) şöyle rivayet etti:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Dönünüz ailelerinizin yanında olunuz! Onlara dini bilgileri öğretiniz! Beni nasıl namaz kılıyor olarak gördüyseniz öylece namaz kılınız! Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun. Yaşlınız da size imam olsun!’ buyurdu.”
Buhari 673, Müslim 674/292, Nesei 780, Tirmizi 205, İbni Huzeyme 396, Begavi 431, Ahmed 3/436, Albânî İrva 213
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in namaz kılma şekline gelince şöyledir.
1) Kişi namaz kılmak istediği vakit, önüne bir sütre (45-50 cm yüksekliğinde her hangi bir şey) koyarak yahut mümkünse bir duvara doğru kıbleye yönelir.
Müslim 499/241
2) Elinin içi kıbleye doğru omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde kaldırır ve Allah-u Ekber deyip İftitah tekbiri alır.
Müslim 390/22, 23
3) Sağ eli göğsüne gelecek şekilde, sol elin bileği üzerine koyar.
Buhari 755
4) İftitah duasını okur.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمَدِكَ وَتَباَرَكَ اسْمُكَ وَتَعاَلىَ جَدُّكَ وَلاَ إِلهَ غَيْرُكَ
Veya sahih hadislerle sabit diğer başka dualardan dilediğini okur.
Tirmizi 243
5) Taşlanmış şeytandan Allah’a sığınıp, Fatiha’yı okur ve Âmîn diyerek bitirir. Sonra Kur’an’dan kolayına geleni okur.
Ebu Davud 775, 4001, Buhari 780
6) Allah-u Ekber der omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırır ve Rükûya eğilir, ellerini dizleri üzerine koyar ve Subhane Rabbiye’l-Azîm der.
Müslim 487/223, Ebu Davud 745
7) Semi Allah-u Limen Hamideh der omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırır ve Rükûdan kalkar, sonra ayakta iken Rabbena Ve Leke’l-Hamd der.
Buhari 787
8) Allah-u Ekber der secdeye eğilir. Yedi uzvu üzerine secde eder. Bunlar: yüz, burun, alın, iki el, iki diz ve ayakuçları. Topuklarını birleştirir. Parmaklarını birbirine birleştirerek ellerini kıbleye yöneltir. Dirseklerini yanlarından uzaklaştırır ve secdede Subhane Rabbiye’l-Ağla der.
Ebu Davud 734
9) Tekbir alarak başını kaldırır. Sonra oturup sol ayağını yayar ve onun üzerine oturur. Sağ ayağını parmakları kıbleye gelecek şekilde diker. Ellerini uyluğuna ve dizinin üzerine koyar ve iki secde arasında iki kere Rabbiğfirli der.
Ebu Davud 727
10) Allah-u Ekber der, birincisi secdede olduğu gibi ikinci kez secde yapar.
11) Allah-u Ekber der ikinci secdeden kalkar. Birinci rekâtı kıldığı gibi ikinci rekâtı kılar. Ancak ikinci rekâta başlarken iftitah duasını okumaz.
12) İkinci rekâtta ikinci secdeyi bitirdiği vakit, iki secde arasında oturduğu gibi tahiyyat için oturur. Sağ elinin şahadet parmağı hariç bütün parmaklarını yumar, başparmağı ve orta parmağını halka yapar dua ederken şahadet parmağıyla işaret edip hareket ettirir, şu teşehhüdü okur:
التَّحِيَّاتُ ِللهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَى النَّبِيِّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنَّ لاَ إِلهَ إِلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
Sonra şu duaları da ekler:
اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيْدٌ مَجِيْدٌ. اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا باَرَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيْدٌ مَجِيْدٌ
Buhari 6208
Eğer üç yahut dört rekâtlı namaz kılıyorsa, teşehhütten üçüncü rekât için ayağa kalktığında, ellerini omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde kaldırır ve anlatıldığı gibi namazını tamamlar. Selamdan önce dua eder, dört şeyden: Kabir azabından, Mesih-i Deccalin fitnesinden, hayat ve ölümün fitnesinden, günah işlemekten ve borçlu olmaktan Allah’a sığınır. Bunun duası şöyledir:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْياَ وَالْمَمَاتِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ
Bundan sonra sağına ve soluna selam verir.

Monday, 6 July 2015

VEDA HUTBESİ

“Allah'a hamd olsun. O'nu över, O'na şükrederiz. O'ndan medet umarız. O'ndan bağışlanma dileriz, tevbe ederek O'na ita­ate yöneliriz. Nefislerimizin kötülük telkin­lerinden ve kötü ameller işlemesinden Al­lah'a sığınırız. Allah kime doğruyu göste­rirse, kimse onu hak yoldan uzaklaştıra­maz. Kimin de hak yoldan uzaklaşmasına özgürlük tanırsa, kimse ona doğruyu gös­teremez. Tek Allah'tan başka tanrı olma­dığını, ilahlığında, otoritesinde, mülkün­de, tasarruflarında ortağı bulunmadığını kabul ve tasdik ederim. Muhammed'in O'nun kulu ve Rasûlü olduğunu kabul ve tasdik ederim.

Ey Allah'ın kulları, size Allah'a sığın­manızı, emirlerine yapışmanızı, günahlar­dan arınmanızı, azabından korunmanızı öğütlerim. Size tekrar tekrar, O'na itaati tavsiye ederim. Sözlerime hayırlı olanla, O'nun izni ve yardımıyla başlıyorum. (2)
Ey İnsanlar! Ben sizin hepinize, Al­lah'ın; emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilahî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur et­tiği tek yetkili Rasûlüyüm. Beni dinleyin, size bazı açıklamalar yapacağım. Bu yıldan sonra, bir daha burada sizinle buluşup buluşamayacağımı bilemiyorum. 
Ey İnsanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşa­ma hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlü­ğünüz Rabbinizle buluşacağınız güne ka­dar bu ayınızda, bu beldenizde, bu günü­nüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gi­bi, saygıya ve korunmaya layıktır, doku­nulmazdır. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli kara­ra dayalı cezalar müstesnadır.
Benim sözlerimi iyi dinleyin ki, izzet ve şerefle huzurlu yaşamaya devam edesiniz. Sakın haksızlık yapmayın ve zulmetmeyin. Sakın baskı, zulüm ve işkenceye alet olmayın. Sakın zulme boyun eğmeyin. Haksızlığa rı­za göstermeyin. İyice anlatabildim mi?
Allah'ım, Sen de şahit ol.
Ashabım! Siz Rabbinizin huzuruna vara­caksınız, size işlediğiniz bilinçli amellerin hesabı  sorulacak. İyice tebliğ edebildim mi?
Allah'ım, Sen de şahit ol!
Ey İnsanlar, Allah'a sığının, emirlerine yapışın, azabından korunun. İnsanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yap­mayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gasp ederek insanların haklarını zayi etmeyin, zayiine sebep olmayın. Ül­kede, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmakta ve küfürde ileri git­meyin.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, bu emaneti sahibine versin. Size hediye verene hediye ile karşılık verin. Kefil borçlu gibidir. Borcun ödenmesi gerekir.

Soyunuzdan sopunuzdan medet umarak benim yanıma yaklaşmayın. İşlediğiniz bi­linçli amelleri vesile ederek yanıma gelin. Ben bütün insanlara da, size de aynı şey­leri söylüyorum.

Cahiliye döneminin faizli alışverişleri kaldırılmıştır.  Ancak ana paralarınız sizindir. Ne siz haksızlık edebilirsiniz, ne de haksız­lığa uğratılacaksınız. Allah, faizli alışverişin yapılmayacağını icrası kesin hüküm haline getirdi. Kaldıracağım ilk faiz amcam Ab­bas b. Abdilmuttalib'in faizli alış verişlerindeki faizdir.

Ey İnsanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşa­ma hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğü­nüz, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunul­mazdır. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara da­yalı cezalar müstesnadır.
Ashabım! Şunu belirteyim ki, Cahiliye dönemindeki bütün kan, su ve mal dava­ları, kıyamet gününe kadar şu ayaklarımın altındadır. Kıyamet gününe kadar Cahiliye döneminde var olan kan da­vaları kaldırılmıştır, Cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır, kaldıracağımız ilk kan davası, Amir (İyâs) b. Rebîa b. el-Hâris b. Abdülmuttalib'in kan davasıdır. O Sa'd b. Leysoğulları'nda süt anneye verilmiş bir çocuktu. Hüzeyl, onu öldürdü.İyice tebliğ edebildim mi?
-Allah'ım Sen de şahit ol! 
Burada bulu­nanlar sözlerimi bulunmayanlara iletsin. 
Kâbe hizmetkarlığı ve hacıların su ihtiya­cını karşılama dışında cahiliye devrinin hükümet görevleri kaldırılmıştır. (15)
Kasten adam öldürmenin cezası, kısas­tır. Kasten öldürmeye benzeyen cinayet, sopa ve taşla öldürmedir. Diyeti, yüz deve­dir. Kim daha fazlasını isterse, o İslam'ı benimsemeyen Cahiliye dönemini özleyen biridir. En büyük Allah düşmanı, kendisine herhangi bir kastı olmayan birini sebepsiz yere öldürendir, kendisine el kaldırmayana sebepsiz yere vurandır.
İyice tebliğ edebildim? Allah'ım, Sen de şahit ol!
Ey İnsanlar! Sizi uyarıyorum, herkes yal­nızca kendi işlediği suçtan sorumludur. Suçlu evlattan dolayı baba sorumlu tutula­maz, suçlu babadan dolayı evlat da sorum­lu tutulamaz.

Ey İnsanlar! Şeytan, sizin  kendisine tapınılmasından ümit kesmiş bulunuyor. Ancak, bazı önemsiz gibi  gördüğünüz davranışlarda, ara­nızda çıkardığı fitne fesatla sizi birbirinize düşürdüğünde sözünün dinlenmesinden hoşnut olacaktır. Dininizde sebat ederek, dininize sahip çıkarak, şeytanın, şeytan tıynetli ahlaksız azgınların, şeytani düzen­lerin vesvesesinden, daleveresinden kendi­nizi koruyun.

Ey İnsanlar, yalan yere Allah'ın adını anarak yemin etmeyin. Yalan yere Allah adına yemin edenin yalanını Allah açığa çıkarır.

Ey İnsanlar! Zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki düzenli sistemine girerek seyrediyor. Ayların sayısı, on ikidir. Dört tanesi, savaşın haram olduğu aylar­dır. Bunlardan üçü birbiri peşinden gelir. Biri tektir. Bunlar Zilkade, Zilhicce, Mu­harrem ve Cumade'l-ahire ile Şaban ara­sındaki Mudar kabilesinin adını koyduğu ay Recep'tir.
Allah'ın, gökleri ve yeri yarattığı gün, Levh-i Mahfuz'da tesbit ettiği kayıtlarda, Allah katında, ayların sayısı on ikidir. On iki aydan dördü savaşın haram olduğu ay­lardır. İşte bu haram aylarla ilgili hüküm, insanlığı, insani değerleri ve düzeni ayakta tutan dinin, medeniyetin, zamanla değiş­meyen tabii hukuk kurallarını içeren şe­riatın hükmüdür. Bu aylarla ilgili Allah'ın koyduğu yasakları çiğneyerek kendinize, birbirinize zulmetmeyin.
İlahlığında, otoritesinde, mülkünde, ta­sarruflarında, Allah'a ortak koşan Müşrik­ler nasıl size karşı topyekün savaşıyorlarsa, siz de onlara karşı topyekün savaşın. Bilin ki, Allah kendisine sığınıp, emirlerine ya­pışarak günahlardan arınıp, azaptan koru­nanlarla, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görev­lerinin bilincinde olan müminlerle, müttakilerle beraberdir.
Saldırmazlığın gelenek haline geldiği, Al­lah'ın savaşı haram kıldığı ayları erteleyerek, yerlerini değiştirerek, on iki aya ay ilave ederek, hileli takvim düzenlemek, ke­sinlikle Allah'ın sene ve aylarla ilgili koy­duğu hükmü inkarda ileri gitmektir. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Al­lah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkarda ısrar edenlerin, kafirlerin, bu yüzden hak yol­dan uzaklaşmalarının, dalaleti tercihlerinin önü açılır. Erteleyerek, değiştirerek ilave ettikleri aydaki savaşları, bir yıl helal ve meşru, bir yıl haram sayarlar. Allah'ın ha­ram kıldığının sayısına uydursunlar da, Al­lah'ın haram kıldığını helal ve meşru kılsın­lar, isterler. Onların bilinçli kötü amelleri kendilerine süslenip güzel gösterilmiştir. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumlu­luk bilincini şuur altına iterek örtbas edip, küfürde, nankörlükte ısrar eden bir kavme doğru yolu gösterme lütfunda bulunmaya­cak, başarı nasip etmeyecektir. (Tevbe36-37,
  (Onlar bir yıl, Safer ayını helal sayıyorlar, bir yıl Muharrem'i haram sayıyorlardı. Nesî (yıla ekleme), işte budur. )

Ey İnsanlar! Kadınlarınızın sizler üze­rinde hakları, sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Sizin onlardaki hakkınız, yatağınıza  sizden başkasını almama­ları, meşru tavsiyelerinizde size karşı çık­mamaları, hoşlanmadığınız kişileri izniniz olmadan eve sokmamaları, kötü söz söyle­memeleri kötü fiil ve davranışta bulunma­malarıdır. Şayet bunları yaparlarsa, Allah onları engellemenize, sıkıştırmanıza yatak­larında tek başlarına bırakmanıza ve onları azarlamanıza izin vermiştir. Bun­lardan vazgeçer ve size itaat ederlerse, meşru, örfe uygun ölçüler içerisinde rızıklarını ve giyimlerini sağlama sorumluluğunuz var. Kadınların iyiliğini isteyin, durum­larının iyileşmesi için çaba sarfedin. Çünkü onlar müşterek hayatın gereği kendileri adına bir şey yapma gücüne ve imkanına sahip olmayan, sizinle birlikte yaşamak mecburiyetinde olan hayat arkadaşlarınızdır. Siz onları Allah'ın emaneti olarak aldı­nız. Allah'ın emri ve hükmüyle onlarla iliş­kiyi helal edindiniz. Eğer haklarını ararlar, sorumluluklarına riayet ederlerse onlara tavır takınmanıza, cezalandırmaya hakkı­nız yoktur. Onların serkeşliğinden ve şid­dete başvurmasından endişe ederseniz, onlara öğüt verin ve yataklarınızı ayırın. Aşırı gitmeden onları azarlayın. Onların yi­yeceği ve giyimi konusunda cömertçe her türlü iyilik ve ihsanda bulunmanız, onların haklarıdır. Kadınların haklarına riayet ko­nusunda Allah'ın emirlerine yapışın, aza­bından korunun, onların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. Hanımlarınız, sizlerin izni ve bilgisi olmadıkça, evinizin mali imkanlarını gelişi-güzel  harcamasınlar. Sözlerimi iyice anlayarak hatırınızda tutun.
Ey İnsanlar! Meşru şekilde sahip oldu­ğunuz, üzerlerinde meşru haklarınız ve düzgün insani ilişkileriniz olan köle ve ca­riyelerinize, iş akdiyle bağlı işçilerinize ha­yırla muameleyi size tavsiye ederim. Sof­ranızda bulunanları ölçü alarak onların ka­rınlarını doyurmanızı, giydiklerinizi ölçü alarak onların giyimlerini sağlamanızı tav­siye ederim. Affetmeyi düşünmediğiniz bir suç işledikleri takdirde aranızda aynı cins­ten suç işleyenlere uyguladığınız cezaları ölçü alınız. Onlara işkence etmeyiniz, onları cezalandırmayınız.!. 
Ey İnsanlar! Sözlerimi iyi dinleyin, iyi muhakeme edin. Bütün ırklara mensup Müslümanların, Müslümanların kardeşi ol­duğunu bilin. Bütün müminler kardeştir. Kimseye, gönül rızası olmadıkça, kardeşi­nin malı helal değildir. Sakın haksızlık etmesin, hile yapmasın, haince davranma­sın.
Müslümanın kim olduğunu size anlata­yım mı? Müslümanların, dilinden ve elin­den zarar görmediği kişidir.
Müminin kim olduğunu size anlatayım mı? İnsanların mallarına ve canlarına za­rarı dokunmuyacağından emin olduğu ki­şidir.
Muhacirin kim olduğunu size anlatayım mı? Kötülükleri ve günah işlemeyi terk eden kişidir.
Mücahidin kim olduğunu size söyleye­yim mi? Allah'a itaat yolunda nefsiyle mücadele eden kişidir.
Bu günün dokunulmazlığı gibi, müminin mümine zarar vermesi haramdır. Etini yeme mesabesinde olan müminin mümini gıybeti de haramdır. Namus ve haysiyetine zarar vermesi de haramdır. Müminin yü­züne tokat vurmak da mümine haramdır. Onu itip kakarak incitmesi de haramdır.
Ey İnsanlar! Yeryüzü Allah  aittir. İnsanlar, 'Allah'tan başka ilah yok­tur' deyip, benim Allah'ın Rasûlü olduğu­mu kabul edinceye kadar, insanlarla mücadele etmem, savaşmam emredildi. İn­sanlar kelime-i tevhidi söyleyince, kan­larını, canlarını ve mallarını korumuş olur­lar. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır. Ahiretteki hesapları ise Allah'a aittir. Kendinize, birbirinize haksızlık etmeyin!
Ey Müminler, benden sonra küfre dön­meyin, birbirinin boynunu vuran kafirler haline gelmeyin. Size, sımsıkı sarıldığınız sürece asla hak yoldan uzaklaşmayacağınız apaçık dinî, ilmî, idari, siyasi kuralları içe­ren Allah'ın kitabı Kur'ân'ı ve Rasûlü'nün sünnetini bıraktım. Bunlarla amel ediniz, davranışlarınıza Kur'ân ve sünneti yan­sıtınız.

Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız bir­dir. İslam'da insanlar eşittir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem de toprak­tan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah'a sığınanız, emirlerine yapışa­nınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır. Bir Arab'ın, Arap olmaya­na, bir başkasının Arab'a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yok­tur.
"Ey iman edenler, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idare etme­niz, karşılıklı olarak, İslami kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alış­verişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tav­siye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerli­niz, en üstününüz, en çok Allah'a sığınanı­nız, emirlerine yapışanınız, en çok günah­lardan arınıp azaptan korunanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgür­lüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrana­nınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdardır."  Hucurat,-13
Ey İnsanlar! Başınıza  bir Habeşli  köle bile  getirilse, size Allah'ın kitabındaki hükümleri uyguladığı sürece, dinleyin ve itaat edin.
Ey İnsanlar! Allah, her hak sahibinin hakkını, her varisin, mirastaki payını belirlemiştir. Mirasta,. Vasiyet terekenin üçte birini   geçemez. Çocuk meşru eşe aittir. Zina edenin hak sahipliği söz konusu değildir. Hamisinin, amirinin, ortağının, işvereninin, efendisinin sağladı­ğı imkanlara nankörce davranan, Allah'ın Muhammed'e indirdiği Kur'ân'ı inkar edi­yor demektir. Babasından başkasına men­subiyet öne süren veya efendisinden başkasını veli edinen, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Böylesinin ne azabı geri çevrilir, ne ceza yeri­ne fidye alınır.

Ey İnsanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri kesinlikle dinde aşırılık­ları helak etmiştir. Hacdaki amelleri, dav­ranışları benden öğrenin. Bu seneden sonra bir daha haccedip edemeyeceğimi bile­miyorum. Bu öğütlerimi burada bulunan­lar bulunmayanlara ulaştırsın. Öğütlerimin ulaştırıldığı bazı kimseler burada dinleyenlerden daha iyi anlayarak, daha iyi mu­hafaza edebilirler, nice kimseler uygulaya­rak daha mutlu olabilirler.

Ey İnsanlar! Allah sözlerimi işitip de bel­leyene, rahmetini merhametini ihsan et­sin. Allah yüzünü ağartsın. Mana yüklü sözlerimi anlamadan ezberleyen birçok in­san var. Derin manalar içeren sözlerimi bilen birçok insan, kendisinden daha yük­sek anlayış sahiplerine bu sözlerimi ulaş­tırsın. Üç vasfa, üç davranışa sahip olan;
-Samimiyetle Allah rızası için dinî görev­lerini yerine getiren,
-Müslüman idarecilere samimi davranan ve itaat eden,
-İslam toplumunun birliğini ve bütünlüğü­nü koruyan müminlerin İslam'a hıyanet etmeyeceğini, kalplerinden İslam'ı atma­yacağını bilin.
Bütün müminler gelecek nesilleri, İslam ile şereflenmemiş insanları İslam'a davet ederek İslam'ı tebliğ ve davet görevini yeri­ne getirmelidirler.
Benim dışımda benden sonra peygam­ber görevlendirilmeyecektir. Sizin dışınız­da ümmet de olmayacaktır. Rabbinizi ilah tanıyın, candan Müslümanlar olarak Rabbinize teslim olun, saygıyla Rabbinize kulluk ve ibadet edin. Rabbinizin şeriatine boyun eğin, adabına, erkanına riayet ederek beş vakit namazı aksatmadan aşikare kılın. Vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekatı verin. Ramazan orucunu tutun. Yöneticilerinize itaat edin ki Rabbinizin cennetine girersiniz.
Ey İnsanlar! Yarın Beni size soracaklar. Ne dersiniz? Peygamberlik görevimi yeri­ne getirdim mi? Vazifemi yaptım mı? (Evet dediler)
-Şahit ol ya Rabbi, şahit ol ya Rabbi, şahit ol ya Rabbi...

--------------------------------
Dip notlar:
1) M. Hamidullah. Mecmûatü´l-Vesaikü´s-Siyasiyye (Vesaik) 360; İbn Abdirabbih 4/53-55.2) Vesaik, 360.3) Yakubî, 2/110;Vesaik, 360; Beyhaki, Sünen-i Kübra, 10/180; Sahih-i İbn Huzeyme, 4/255;Kur`ân-ı Kerim, 7/158.4) Vesaik, 361; Buharî, “Hac” 132; “Megazi 78;“Tevhid” 24, “Edahi” 5, “Fiten” 8; “Edeb” 42;Müslim, “Hac” 283; Müsned-i Ahmed, 7/ 307.5) Müsned-i Ahmed. 7/307.6) Müslim,“Kasame” 26; Müsned-i Ahmed, 7/307; İbn Sa´d, 2/186.7) Yakubî, 2/109-110; Kur`ân-ı Kerim, 11/ 85.
8) Vesaik, 361, 364; İbn Mace, “Sadaka” 9;Kur´ân-ı Kerim, 2/283.9) Yakubî, 2/109-110.10) Vesaik, 361; Darimî. “Büyü” 3.11) Yakubî, 2/109-110.12) Darimî,“Menasik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/330.13) Müslim, “Hac” 132.14) Vesaik, 361; Darimî,“Menasik” 34; <i>Müsned-i Ahmed, 7/376.15) Vesaik, 361.16) Vesaik, 361; Yakubî, 2/110.17) Tirmizî, “Tefsiru´l-Kur´ân” 10.18) Vesaik,361.19) Vesaik, 367; Taberanî. Mucemu´l-Kebîr, 8/229.20) Vesaik, 361, 365.21) Vesaik, 361-362; İbn Mace,“Menasik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/376; Tirmizî, “Tefsîru´l-Kur´ân” 10; Kur`ân-ı Kerim, 4/34.22) Yakubî, 2/109-110; Kur´ân-ı Kerim
23) Vesaik, 364-367; Tirmizî, “Tefsiru´l-Kur´ân” 10; Yakubî, 2/110 Kur`ân-ı Kerim, 49/12-13.24) Yakubî ,2/110<em>; Vesaik,363; Buharî “Cizye” 5; “İkrah” 2; Müslim,“Cihad” 20.25) Vesaik, 362, 365; Tirmizî, “Menakıb” 32; Müslim, “Kasame” 26; Buharî, “Hudud” 10; Yakubî</em>,<i> </i>2/110; Muvatta, “Kader” 3; Ebû Davud, “Talâk” 40; Darimî, “Mukaddime” 24; “Talak” 10; Müsned-i Ahmed, 1/75, 3/212, 286, 4/206, 5/30.26) Vesaik, 362; Müsned-i Ahmed, 9/127;Yakubî 2/110.27) Nesaî, Sünen-i Kübra, 4/431 (7815. hadis); Müsned-i Ebî Avâne, 4/402.28) Taberanî, Mucemu´l-Kebîr, 8/141; Vesaik, 367.29) İbn Mace, “Menasik” 76.30) Vesaik, 362; Müsned-i Ahmed, 6/207; Yakubî, 2/110; İbn Hişam, 4/219.31) Ebû Davud, “Menasik” 77; Nesaî, “Menasık” 217; İbn Mace “Menasik” 63; Müsned-i Ahmed, 1/215, 347, 7/376.32) Darimî, “Mukaddime” 24.33) Vesaik, 365; Taberanî, Mucemu´l - Kebîr, 8/115, 136, 138, 303; Kur´ân-ı Kerim, 21/ 92, 23/52.34) Ebû Davud, “Menasik” 56.

Mehmet Okuyan - Ramazan Ayı ve Oruç Full Tek Parça İşin Aslı 12 Haziran ...