Tuesday, 28 July 2015
Wednesday, 22 July 2015
Monday, 20 July 2015
RUH NEDİR,ÖLÜR MÜ,ÖLDÜKTEN SONRA NEREYE GİDER...?
Ruh,bir cevher olup,ölümsüzdür.Ölüsüzlüğü direk olarak ,Allah'ın varlığı ile ilgili olmasındandır.
ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
"Sonra ona güzel bir şekil verip kendi ruhundan üflemiştir. Size kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!" SECDE-9
Ruhun varlığı doğrudan Allah'ın zatı ile ilgili olup,ruhların yaratılan vücudlara girmesi ve belli bir zaman (ömür) onunla bir olduktan sonra ölüm olayı ile tekrar Allah katına yükselmesi de bunu anlatır.
اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
"Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır." Zumer suresi-42
Ayet gayet açık.Ruhlar öldükten sonra Allah'ın katında belli bir yerde tutulurlar.Bu tutma işi evrenin son bulup da tekrar Kıyamet dediğimiz yeniden yaratılma esnasında bu tutulan ruhlar,aynı anda,yeni yaratılan bedenleriyle birleşeceklerdir.Bu bedenler ,ölmeden önceki dünyada sahip oldukları bedenler olmayacaktır.Öyle olsaydı,çocuk yaşta ve ihtiyar yaşta ve daha doğrusu ölüm anındaki vücutları olacaktı ki b da asla yeni yaratılma esnasında ve sonrasında olacak olaylara pek uymaz.Demek ki Allah yeni yaratılmada ,anne ve babaya ihtiyaç duyulmadan ve hatta bir başkasının yardımına da muhtaç olmayacak şekilde belli bir vücud yapısıyla bu tuttuğu ruhları birleştirecek ve bu şekilde de onları sorgulayacaktır.
Evrenin son bulması,bilim ve Kur'an ayetleriyle kesindir.Güneşin enerjisinin her geçen gün azalması,ayetlerle de sabittir.Yıldızların da ışıkları sönecektir.Sular kaynayacak,gök kağıt tomarı gibi dürülecek,dağlar pamuk yığını ibi toz-duman haline geleceklerdir.Bu konuda Kur'anda yüzlerce ayet vardır.
مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَى
" Sizi topraktan yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir defa daha sizi oradan çıkaracağız."Taha suresi-55
“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip oradan çıkarılacaksınız.” (Araf 24, 25)
Ruhların öldükten sonra tekrar mezara girdikleri inancı,islmî bir inanç olamaz.Mezar sadece cesedin dışarda kalıp da kokmaması,diğer insanlara ve çevreye mikrop salgılamaması içindir.Hatırlayın Ademin iki oğlundan biri diğerini öldürdüğnde kardeşinin cesedini açıkta bıraktığında Allah ona örnek olara iki kuş göndermiş ve biri diğerini öldürdükten sonra yeri eşeliyerek ölen kuşu toprağa gömmüştü.Bunu gören katil adam da kuşun yaptğı gibi yapıp kardeşinin cesedini toprağa gömmüştü.
"Nihâyet nefsi onu (Kâbil'i), kardeşini öldürmeye sevketti ve onu öldürdü; bu yüzden de kaybedenlerden oldu. Derken Allâh, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Kâtil kardeş) : «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz mi kaldım!» dedi ve pişmanlık duyanlardan oldu.” (Maide- 27-31)
Kur'anın hiçbir ayetinde kabir azabından veya kabir hayatından söz edilmez.Yukardaki ayetten de anladığımız gibi kabir sadece ölen cesedin gizlenmesidir.Hatta kabri bile olmayan bnlerce insanla bile vardır.Kimini balık yer,kimini ateş yakar kül eder.Bunlar bile bize kabirde ne azabın,ne de hayatın asılsız lduğunun dünyalık delilidir.
Azap dünyada ve ahirette olur.Dünyadaki azaplar sıkıntılarla ve felaketlerle olurken,ahiretteki azabın tek yeri vardır orası da Cehennemdir.Kıyamete kadar ruhların sıkıntı çektikleri konusunda da kesin bilgi yoktur.Kabir konusunda söylenen hadislerin tamamı uydurma rivayetlerdir.
https://youtu.be/XvFbIaHxuf8
Hamza SARI
ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
"Sonra ona güzel bir şekil verip kendi ruhundan üflemiştir. Size kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!" SECDE-9
Ruhun varlığı doğrudan Allah'ın zatı ile ilgili olup,ruhların yaratılan vücudlara girmesi ve belli bir zaman (ömür) onunla bir olduktan sonra ölüm olayı ile tekrar Allah katına yükselmesi de bunu anlatır.
اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
"Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır." Zumer suresi-42
Ayet gayet açık.Ruhlar öldükten sonra Allah'ın katında belli bir yerde tutulurlar.Bu tutma işi evrenin son bulup da tekrar Kıyamet dediğimiz yeniden yaratılma esnasında bu tutulan ruhlar,aynı anda,yeni yaratılan bedenleriyle birleşeceklerdir.Bu bedenler ,ölmeden önceki dünyada sahip oldukları bedenler olmayacaktır.Öyle olsaydı,çocuk yaşta ve ihtiyar yaşta ve daha doğrusu ölüm anındaki vücutları olacaktı ki b da asla yeni yaratılma esnasında ve sonrasında olacak olaylara pek uymaz.Demek ki Allah yeni yaratılmada ,anne ve babaya ihtiyaç duyulmadan ve hatta bir başkasının yardımına da muhtaç olmayacak şekilde belli bir vücud yapısıyla bu tuttuğu ruhları birleştirecek ve bu şekilde de onları sorgulayacaktır.
Evrenin son bulması,bilim ve Kur'an ayetleriyle kesindir.Güneşin enerjisinin her geçen gün azalması,ayetlerle de sabittir.Yıldızların da ışıkları sönecektir.Sular kaynayacak,gök kağıt tomarı gibi dürülecek,dağlar pamuk yığını ibi toz-duman haline geleceklerdir.Bu konuda Kur'anda yüzlerce ayet vardır.
مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَى
" Sizi topraktan yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir defa daha sizi oradan çıkaracağız."Taha suresi-55
“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip oradan çıkarılacaksınız.” (Araf 24, 25)
Ruhların öldükten sonra tekrar mezara girdikleri inancı,islmî bir inanç olamaz.Mezar sadece cesedin dışarda kalıp da kokmaması,diğer insanlara ve çevreye mikrop salgılamaması içindir.Hatırlayın Ademin iki oğlundan biri diğerini öldürdüğnde kardeşinin cesedini açıkta bıraktığında Allah ona örnek olara iki kuş göndermiş ve biri diğerini öldürdükten sonra yeri eşeliyerek ölen kuşu toprağa gömmüştü.Bunu gören katil adam da kuşun yaptğı gibi yapıp kardeşinin cesedini toprağa gömmüştü.
"Nihâyet nefsi onu (Kâbil'i), kardeşini öldürmeye sevketti ve onu öldürdü; bu yüzden de kaybedenlerden oldu. Derken Allâh, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Kâtil kardeş) : «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz mi kaldım!» dedi ve pişmanlık duyanlardan oldu.” (Maide- 27-31)
Kur'anın hiçbir ayetinde kabir azabından veya kabir hayatından söz edilmez.Yukardaki ayetten de anladığımız gibi kabir sadece ölen cesedin gizlenmesidir.Hatta kabri bile olmayan bnlerce insanla bile vardır.Kimini balık yer,kimini ateş yakar kül eder.Bunlar bile bize kabirde ne azabın,ne de hayatın asılsız lduğunun dünyalık delilidir.
Azap dünyada ve ahirette olur.Dünyadaki azaplar sıkıntılarla ve felaketlerle olurken,ahiretteki azabın tek yeri vardır orası da Cehennemdir.Kıyamete kadar ruhların sıkıntı çektikleri konusunda da kesin bilgi yoktur.Kabir konusunda söylenen hadislerin tamamı uydurma rivayetlerdir.
https://youtu.be/XvFbIaHxuf8
Hamza SARI
MÜSLÜMAN ASLA CEHENNEME GİRMEYECEKTİR
GÜNAHKÂR MÜSLÜMANLAR ASLA CEHENNEME GİRMEYECEK
Bazıları,günahkâr müslümanların da cehenneme gireceğini,orada günahları kadar azap çektikten sonra cennete gireceklerini söylerler.Halbuki Kur'an-ı Kerimde asla böyle bir ifade olmadığı gibi,bunu çağrıştıracak bir ayette yoktur.Cehennem ancak kafirler içindir. (Bakara suresi,ayet-24)
Ayrıca günahkârlar günahlarından vazgeçmedikleri ve hatta günahlarını hafife alıp,bir müddet sonra onları günah olmaktan saymıyorsa,yani bir anlamda günahları onu küfre götürüyorsa,zaten onlar sözde müslüman olduklarını söyleseler de küfre girip kafir olurlar.İşte tevbe bu hatalardan dönmek için bir aşamadır.Tevbe ederek,günahlardan vaz geçmeyenler küfre devam etmiş sayılırlar ve kafir olurlar.İşte bunlar da ebedi cehennemliktirler.
Namaz kılmayan,oruç tutmayan biri "Allah'ın namaza ,oruca ihtiyacı mı var" demesiyle küfre girer kafir olur.Ya da başka günahlar işleyenler b günahlarını işlerken pişmanlık duymazlar ve hatta bunları işlemekten zevk duyarlarsa yine küfre girip kafir olurlar.Önemi olan günahlarının farkında olup,pişmanlık duyup tevbe etmektir.işte bu yolda olanlara cehennem yoktur.Cehennem günahlarında israr eden,tevbe etmek,pişmanlık duymayarak küfre giren sözde müslüman ama özde küfürde olanlar ile münafıklar ve müşrikler içindir.
Günahkâr müslüman,azap çekecek ama cehennemde değil,değişik şekilde ya yaşarken,ya da öldükten sora,cennette alacağı mükafaatın azlığı şeklinde üzüntü duyarak olacaktır.Azap ceza demek değildir.Bizi hoşnutsuzluğa götüren herşey birer azaptır.
Bazıları ayet yok ama hadisler var diyebilirler.Bu da yine islama uygun olmaz.Çünkü Allah rasulü,asla Kur'ana uymayan bir söz söyleyemez,söylemez.Kur'ana uymayan rivayetler,hadis kitaplarında da geçse uydurma rivayetlerdir,Hadis olarak asla kabul edilmez.Çünkü peygamber a.s.ın sünneti ve sözleri olan Hadisleri mutlak surette Kur'an ile çelişkili olamaz,O'na uygun olmak zorundadır.Peygamber asla kendi kafasına göre dini hükümler koyamaz.Bu yetki sadece Allah'a aittir.
Hamza SARI
Ayrıca günahkârlar günahlarından vazgeçmedikleri ve hatta günahlarını hafife alıp,bir müddet sonra onları günah olmaktan saymıyorsa,yani bir anlamda günahları onu küfre götürüyorsa,zaten onlar sözde müslüman olduklarını söyleseler de küfre girip kafir olurlar.İşte tevbe bu hatalardan dönmek için bir aşamadır.Tevbe ederek,günahlardan vaz geçmeyenler küfre devam etmiş sayılırlar ve kafir olurlar.İşte bunlar da ebedi cehennemliktirler.
Namaz kılmayan,oruç tutmayan biri "Allah'ın namaza ,oruca ihtiyacı mı var" demesiyle küfre girer kafir olur.Ya da başka günahlar işleyenler b günahlarını işlerken pişmanlık duymazlar ve hatta bunları işlemekten zevk duyarlarsa yine küfre girip kafir olurlar.Önemi olan günahlarının farkında olup,pişmanlık duyup tevbe etmektir.işte bu yolda olanlara cehennem yoktur.Cehennem günahlarında israr eden,tevbe etmek,pişmanlık duymayarak küfre giren sözde müslüman ama özde küfürde olanlar ile münafıklar ve müşrikler içindir.
Günahkâr müslüman,azap çekecek ama cehennemde değil,değişik şekilde ya yaşarken,ya da öldükten sora,cennette alacağı mükafaatın azlığı şeklinde üzüntü duyarak olacaktır.Azap ceza demek değildir.Bizi hoşnutsuzluğa götüren herşey birer azaptır.
Bazıları ayet yok ama hadisler var diyebilirler.Bu da yine islama uygun olmaz.Çünkü Allah rasulü,asla Kur'ana uymayan bir söz söyleyemez,söylemez.Kur'ana uymayan rivayetler,hadis kitaplarında da geçse uydurma rivayetlerdir,Hadis olarak asla kabul edilmez.Çünkü peygamber a.s.ın sünneti ve sözleri olan Hadisleri mutlak surette Kur'an ile çelişkili olamaz,O'na uygun olmak zorundadır.Peygamber asla kendi kafasına göre dini hükümler koyamaz.Bu yetki sadece Allah'a aittir.
Hamza SARI
https://youtu.be/JhAXEOKqReQ
Müslüman, cehenneme gitmeyecek, azap sadece cehennemden ibaret değil, kurtuluş için iman ve salih...
Sunday, 19 July 2015
Saturday, 18 July 2015
Wednesday, 15 July 2015
Wednesday, 8 July 2015
Tuesday, 7 July 2015
NAMAZIN KILINIŞ ŞEKLİ
Soru:
“Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı nasıl kılardı?”
“Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı nasıl kılardı?”
Cevap: Sahih Hadislerde Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in namaz kılma şekli şöyledir.
Malik bin Huveyris (Radiyallahu Anh) şöyle rivayet etti:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Dönünüz ailelerinizin yanında olunuz! Onlara dini bilgileri öğretiniz! Beni nasıl namaz kılıyor olarak gördüyseniz öylece namaz kılınız! Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun. Yaşlınız da size imam olsun!’ buyurdu.”
Buhari 673, Müslim 674/292, Nesei 780, Tirmizi 205, İbni Huzeyme 396, Begavi 431, Ahmed 3/436, Albânî İrva 213
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in namaz kılma şekline gelince şöyledir.
1) Kişi namaz kılmak istediği vakit, önüne bir sütre (45-50 cm yüksekliğinde her hangi bir şey) koyarak yahut mümkünse bir duvara doğru kıbleye yönelir.
Müslim 499/241
2) Elinin içi kıbleye doğru omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde kaldırır ve Allah-u Ekber deyip İftitah tekbiri alır.
Müslim 390/22, 23
3) Sağ eli göğsüne gelecek şekilde, sol elin bileği üzerine koyar.
Buhari 755
4) İftitah duasını okur.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمَدِكَ وَتَباَرَكَ اسْمُكَ وَتَعاَلىَ جَدُّكَ وَلاَ إِلهَ غَيْرُكَ
Veya sahih hadislerle sabit diğer başka dualardan dilediğini okur.
Tirmizi 243
5) Taşlanmış şeytandan Allah’a sığınıp, Fatiha’yı okur ve Âmîn diyerek bitirir. Sonra Kur’an’dan kolayına geleni okur.
Ebu Davud 775, 4001, Buhari 780
6) Allah-u Ekber der omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırır ve Rükûya eğilir, ellerini dizleri üzerine koyar ve Subhane Rabbiye’l-Azîm der.
Müslim 487/223, Ebu Davud 745
7) Semi Allah-u Limen Hamideh der omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırır ve Rükûdan kalkar, sonra ayakta iken Rabbena Ve Leke’l-Hamd der.
Buhari 787
8) Allah-u Ekber der secdeye eğilir. Yedi uzvu üzerine secde eder. Bunlar: yüz, burun, alın, iki el, iki diz ve ayakuçları. Topuklarını birleştirir. Parmaklarını birbirine birleştirerek ellerini kıbleye yöneltir. Dirseklerini yanlarından uzaklaştırır ve secdede Subhane Rabbiye’l-Ağla der.
Ebu Davud 734
9) Tekbir alarak başını kaldırır. Sonra oturup sol ayağını yayar ve onun üzerine oturur. Sağ ayağını parmakları kıbleye gelecek şekilde diker. Ellerini uyluğuna ve dizinin üzerine koyar ve iki secde arasında iki kere Rabbiğfirli der.
Ebu Davud 727
10) Allah-u Ekber der, birincisi secdede olduğu gibi ikinci kez secde yapar.
11) Allah-u Ekber der ikinci secdeden kalkar. Birinci rekâtı kıldığı gibi ikinci rekâtı kılar. Ancak ikinci rekâta başlarken iftitah duasını okumaz.
12) İkinci rekâtta ikinci secdeyi bitirdiği vakit, iki secde arasında oturduğu gibi tahiyyat için oturur. Sağ elinin şahadet parmağı hariç bütün parmaklarını yumar, başparmağı ve orta parmağını halka yapar dua ederken şahadet parmağıyla işaret edip hareket ettirir, şu teşehhüdü okur:
التَّحِيَّاتُ ِللهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَى النَّبِيِّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنَّ لاَ إِلهَ إِلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
Sonra şu duaları da ekler:
اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيْدٌ مَجِيْدٌ. اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا باَرَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيْدٌ مَجِيْدٌ
Buhari 6208
Eğer üç yahut dört rekâtlı namaz kılıyorsa, teşehhütten üçüncü rekât için ayağa kalktığında, ellerini omuz veya kulak hizasına gelecek şekilde kaldırır ve anlatıldığı gibi namazını tamamlar. Selamdan önce dua eder, dört şeyden: Kabir azabından, Mesih-i Deccalin fitnesinden, hayat ve ölümün fitnesinden, günah işlemekten ve borçlu olmaktan Allah’a sığınır. Bunun duası şöyledir:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْياَ وَالْمَمَاتِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ
Bundan sonra sağına ve soluna selam verir.
Monday, 6 July 2015
VEDA HUTBESİ
“Allah'a hamd olsun. O'nu över, O'na şükrederiz. O'ndan medet umarız. O'ndan bağışlanma dileriz, tevbe ederek O'na itaate yöneliriz. Nefislerimizin kötülük telkinlerinden ve kötü ameller işlemesinden Allah'a sığınırız. Allah kime doğruyu gösterirse, kimse onu hak yoldan uzaklaştıramaz. Kimin de hak yoldan uzaklaşmasına özgürlük tanırsa, kimse ona doğruyu gösteremez. Tek Allah'tan başka tanrı olmadığını, ilahlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında ortağı bulunmadığını kabul ve tasdik ederim. Muhammed'in O'nun kulu ve Rasûlü olduğunu kabul ve tasdik ederim.
Ey Allah'ın kulları, size Allah'a sığınmanızı, emirlerine yapışmanızı, günahlardan arınmanızı, azabından korunmanızı öğütlerim. Size tekrar tekrar, O'na itaati tavsiye ederim. Sözlerime hayırlı olanla, O'nun izni ve yardımıyla başlıyorum. (2)
Ey İnsanlar! Ben sizin hepinize, Allah'ın; emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilahî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur ettiği tek yetkili Rasûlüyüm. Beni dinleyin, size bazı açıklamalar yapacağım. Bu yıldan sonra, bir daha burada sizinle buluşup buluşamayacağımı bilemiyorum.
Ey Allah'ın kulları, size Allah'a sığınmanızı, emirlerine yapışmanızı, günahlardan arınmanızı, azabından korunmanızı öğütlerim. Size tekrar tekrar, O'na itaati tavsiye ederim. Sözlerime hayırlı olanla, O'nun izni ve yardımıyla başlıyorum. (2)
Ey İnsanlar! Ben sizin hepinize, Allah'ın; emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilahî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur ettiği tek yetkili Rasûlüyüm. Beni dinleyin, size bazı açıklamalar yapacağım. Bu yıldan sonra, bir daha burada sizinle buluşup buluşamayacağımı bilemiyorum.
Ey İnsanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır.
Benim sözlerimi iyi dinleyin ki, izzet ve şerefle huzurlu yaşamaya devam edesiniz. Sakın haksızlık yapmayın ve zulmetmeyin. Sakın baskı, zulüm ve işkenceye alet olmayın. Sakın zulme boyun eğmeyin. Haksızlığa rıza göstermeyin. İyice anlatabildim mi?
Allah'ım, Sen de şahit ol.
Ashabım! Siz Rabbinizin huzuruna varacaksınız, size işlediğiniz bilinçli amellerin hesabı sorulacak. İyice tebliğ edebildim mi?
Allah'ım, Sen de şahit ol!
Ey İnsanlar, Allah'a sığının, emirlerine yapışın, azabından korunun. İnsanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yapmayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gasp ederek insanların haklarını zayi etmeyin, zayiine sebep olmayın. Ülkede, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmakta ve küfürde ileri gitmeyin.
Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, bu emaneti sahibine versin. Size hediye verene hediye ile karşılık verin. Kefil borçlu gibidir. Borcun ödenmesi gerekir.
Soyunuzdan sopunuzdan medet umarak benim yanıma yaklaşmayın. İşlediğiniz bilinçli amelleri vesile ederek yanıma gelin. Ben bütün insanlara da, size de aynı şeyleri söylüyorum.
Cahiliye döneminin faizli alışverişleri kaldırılmıştır. Ancak ana paralarınız sizindir. Ne siz haksızlık edebilirsiniz, ne de haksızlığa uğratılacaksınız. Allah, faizli alışverişin yapılmayacağını icrası kesin hüküm haline getirdi. Kaldıracağım ilk faiz amcam Abbas b. Abdilmuttalib'in faizli alış verişlerindeki faizdir.
Ey İnsanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır.
Ashabım! Şunu belirteyim ki, Cahiliye dönemindeki bütün kan, su ve mal davaları, kıyamet gününe kadar şu ayaklarımın altındadır. Kıyamet gününe kadar Cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır, Cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır, kaldıracağımız ilk kan davası, Amir (İyâs) b. Rebîa b. el-Hâris b. Abdülmuttalib'in kan davasıdır. O Sa'd b. Leysoğulları'nda süt anneye verilmiş bir çocuktu. Hüzeyl, onu öldürdü.İyice tebliğ edebildim mi?
-Allah'ım Sen de şahit ol!
Burada bulunanlar sözlerimi bulunmayanlara iletsin.
Kâbe hizmetkarlığı ve hacıların su ihtiyacını karşılama dışında cahiliye devrinin hükümet görevleri kaldırılmıştır. (15)
Kasten adam öldürmenin cezası, kısastır. Kasten öldürmeye benzeyen cinayet, sopa ve taşla öldürmedir. Diyeti, yüz devedir. Kim daha fazlasını isterse, o İslam'ı benimsemeyen Cahiliye dönemini özleyen biridir. En büyük Allah düşmanı, kendisine herhangi bir kastı olmayan birini sebepsiz yere öldürendir, kendisine el kaldırmayana sebepsiz yere vurandır.
İyice tebliğ edebildim? Allah'ım, Sen de şahit ol!
Ey İnsanlar! Sizi uyarıyorum, herkes yalnızca kendi işlediği suçtan sorumludur. Suçlu evlattan dolayı baba sorumlu tutulamaz, suçlu babadan dolayı evlat da sorumlu tutulamaz.
Ey İnsanlar! Şeytan, sizin kendisine tapınılmasından ümit kesmiş bulunuyor. Ancak, bazı önemsiz gibi gördüğünüz davranışlarda, aranızda çıkardığı fitne fesatla sizi birbirinize düşürdüğünde sözünün dinlenmesinden hoşnut olacaktır. Dininizde sebat ederek, dininize sahip çıkarak, şeytanın, şeytan tıynetli ahlaksız azgınların, şeytani düzenlerin vesvesesinden, daleveresinden kendinizi koruyun.
Ey İnsanlar, yalan yere Allah'ın adını anarak yemin etmeyin. Yalan yere Allah adına yemin edenin yalanını Allah açığa çıkarır.
Ey İnsanlar! Zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki düzenli sistemine girerek seyrediyor. Ayların sayısı, on ikidir. Dört tanesi, savaşın haram olduğu aylardır. Bunlardan üçü birbiri peşinden gelir. Biri tektir. Bunlar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Cumade'l-ahire ile Şaban arasındaki Mudar kabilesinin adını koyduğu ay Recep'tir.
Allah'ın, gökleri ve yeri yarattığı gün, Levh-i Mahfuz'da tesbit ettiği kayıtlarda, Allah katında, ayların sayısı on ikidir. On iki aydan dördü savaşın haram olduğu aylardır. İşte bu haram aylarla ilgili hüküm, insanlığı, insani değerleri ve düzeni ayakta tutan dinin, medeniyetin, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şeriatın hükmüdür. Bu aylarla ilgili Allah'ın koyduğu yasakları çiğneyerek kendinize, birbirinize zulmetmeyin.
Benim sözlerimi iyi dinleyin ki, izzet ve şerefle huzurlu yaşamaya devam edesiniz. Sakın haksızlık yapmayın ve zulmetmeyin. Sakın baskı, zulüm ve işkenceye alet olmayın. Sakın zulme boyun eğmeyin. Haksızlığa rıza göstermeyin. İyice anlatabildim mi?
Allah'ım, Sen de şahit ol.
Ashabım! Siz Rabbinizin huzuruna varacaksınız, size işlediğiniz bilinçli amellerin hesabı sorulacak. İyice tebliğ edebildim mi?
Allah'ım, Sen de şahit ol!
Ey İnsanlar, Allah'a sığının, emirlerine yapışın, azabından korunun. İnsanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yapmayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gasp ederek insanların haklarını zayi etmeyin, zayiine sebep olmayın. Ülkede, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmakta ve küfürde ileri gitmeyin.
Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, bu emaneti sahibine versin. Size hediye verene hediye ile karşılık verin. Kefil borçlu gibidir. Borcun ödenmesi gerekir.
Soyunuzdan sopunuzdan medet umarak benim yanıma yaklaşmayın. İşlediğiniz bilinçli amelleri vesile ederek yanıma gelin. Ben bütün insanlara da, size de aynı şeyleri söylüyorum.
Cahiliye döneminin faizli alışverişleri kaldırılmıştır. Ancak ana paralarınız sizindir. Ne siz haksızlık edebilirsiniz, ne de haksızlığa uğratılacaksınız. Allah, faizli alışverişin yapılmayacağını icrası kesin hüküm haline getirdi. Kaldıracağım ilk faiz amcam Abbas b. Abdilmuttalib'in faizli alış verişlerindeki faizdir.
Ey İnsanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır.
Ashabım! Şunu belirteyim ki, Cahiliye dönemindeki bütün kan, su ve mal davaları, kıyamet gününe kadar şu ayaklarımın altındadır. Kıyamet gününe kadar Cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır, Cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır, kaldıracağımız ilk kan davası, Amir (İyâs) b. Rebîa b. el-Hâris b. Abdülmuttalib'in kan davasıdır. O Sa'd b. Leysoğulları'nda süt anneye verilmiş bir çocuktu. Hüzeyl, onu öldürdü.İyice tebliğ edebildim mi?
-Allah'ım Sen de şahit ol!
Burada bulunanlar sözlerimi bulunmayanlara iletsin.
Kâbe hizmetkarlığı ve hacıların su ihtiyacını karşılama dışında cahiliye devrinin hükümet görevleri kaldırılmıştır. (15)
Kasten adam öldürmenin cezası, kısastır. Kasten öldürmeye benzeyen cinayet, sopa ve taşla öldürmedir. Diyeti, yüz devedir. Kim daha fazlasını isterse, o İslam'ı benimsemeyen Cahiliye dönemini özleyen biridir. En büyük Allah düşmanı, kendisine herhangi bir kastı olmayan birini sebepsiz yere öldürendir, kendisine el kaldırmayana sebepsiz yere vurandır.
İyice tebliğ edebildim? Allah'ım, Sen de şahit ol!
Ey İnsanlar! Sizi uyarıyorum, herkes yalnızca kendi işlediği suçtan sorumludur. Suçlu evlattan dolayı baba sorumlu tutulamaz, suçlu babadan dolayı evlat da sorumlu tutulamaz.
Ey İnsanlar! Şeytan, sizin kendisine tapınılmasından ümit kesmiş bulunuyor. Ancak, bazı önemsiz gibi gördüğünüz davranışlarda, aranızda çıkardığı fitne fesatla sizi birbirinize düşürdüğünde sözünün dinlenmesinden hoşnut olacaktır. Dininizde sebat ederek, dininize sahip çıkarak, şeytanın, şeytan tıynetli ahlaksız azgınların, şeytani düzenlerin vesvesesinden, daleveresinden kendinizi koruyun.
Ey İnsanlar, yalan yere Allah'ın adını anarak yemin etmeyin. Yalan yere Allah adına yemin edenin yalanını Allah açığa çıkarır.
Ey İnsanlar! Zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki düzenli sistemine girerek seyrediyor. Ayların sayısı, on ikidir. Dört tanesi, savaşın haram olduğu aylardır. Bunlardan üçü birbiri peşinden gelir. Biri tektir. Bunlar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Cumade'l-ahire ile Şaban arasındaki Mudar kabilesinin adını koyduğu ay Recep'tir.
Allah'ın, gökleri ve yeri yarattığı gün, Levh-i Mahfuz'da tesbit ettiği kayıtlarda, Allah katında, ayların sayısı on ikidir. On iki aydan dördü savaşın haram olduğu aylardır. İşte bu haram aylarla ilgili hüküm, insanlığı, insani değerleri ve düzeni ayakta tutan dinin, medeniyetin, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şeriatın hükmüdür. Bu aylarla ilgili Allah'ın koyduğu yasakları çiğneyerek kendinize, birbirinize zulmetmeyin.
İlahlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah'a ortak koşan Müşrikler nasıl size karşı topyekün savaşıyorlarsa, siz de onlara karşı topyekün savaşın. Bilin ki, Allah kendisine sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlarla, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan müminlerle, müttakilerle beraberdir.
Saldırmazlığın gelenek haline geldiği, Allah'ın savaşı haram kıldığı ayları erteleyerek, yerlerini değiştirerek, on iki aya ay ilave ederek, hileli takvim düzenlemek, kesinlikle Allah'ın sene ve aylarla ilgili koyduğu hükmü inkarda ileri gitmektir. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkarda ısrar edenlerin, kafirlerin, bu yüzden hak yoldan uzaklaşmalarının, dalaleti tercihlerinin önü açılır. Erteleyerek, değiştirerek ilave ettikleri aydaki savaşları, bir yıl helal ve meşru, bir yıl haram sayarlar. Allah'ın haram kıldığının sayısına uydursunlar da, Allah'ın haram kıldığını helal ve meşru kılsınlar, isterler. Onların bilinçli kötü amelleri kendilerine süslenip güzel gösterilmiştir. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip, küfürde, nankörlükte ısrar eden bir kavme doğru yolu gösterme lütfunda bulunmayacak, başarı nasip etmeyecektir. (Tevbe36-37,
(Onlar bir yıl, Safer ayını helal sayıyorlar, bir yıl Muharrem'i haram sayıyorlardı. Nesî (yıla ekleme), işte budur. )
Ey İnsanlar! Kadınlarınızın sizler üzerinde hakları, sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Sizin onlardaki hakkınız, yatağınıza sizden başkasını almamaları, meşru tavsiyelerinizde size karşı çıkmamaları, hoşlanmadığınız kişileri izniniz olmadan eve sokmamaları, kötü söz söylememeleri kötü fiil ve davranışta bulunmamalarıdır. Şayet bunları yaparlarsa, Allah onları engellemenize, sıkıştırmanıza yataklarında tek başlarına bırakmanıza ve onları azarlamanıza izin vermiştir. Bunlardan vazgeçer ve size itaat ederlerse, meşru, örfe uygun ölçüler içerisinde rızıklarını ve giyimlerini sağlama sorumluluğunuz var. Kadınların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. Çünkü onlar müşterek hayatın gereği kendileri adına bir şey yapma gücüne ve imkanına sahip olmayan, sizinle birlikte yaşamak mecburiyetinde olan hayat arkadaşlarınızdır. Siz onları Allah'ın emaneti olarak aldınız. Allah'ın emri ve hükmüyle onlarla ilişkiyi helal edindiniz. Eğer haklarını ararlar, sorumluluklarına riayet ederlerse onlara tavır takınmanıza, cezalandırmaya hakkınız yoktur. Onların serkeşliğinden ve şiddete başvurmasından endişe ederseniz, onlara öğüt verin ve yataklarınızı ayırın. Aşırı gitmeden onları azarlayın. Onların yiyeceği ve giyimi konusunda cömertçe her türlü iyilik ve ihsanda bulunmanız, onların haklarıdır. Kadınların haklarına riayet konusunda Allah'ın emirlerine yapışın, azabından korunun, onların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. Hanımlarınız, sizlerin izni ve bilgisi olmadıkça, evinizin mali imkanlarını gelişi-güzel harcamasınlar. Sözlerimi iyice anlayarak hatırınızda tutun.
(Onlar bir yıl, Safer ayını helal sayıyorlar, bir yıl Muharrem'i haram sayıyorlardı. Nesî (yıla ekleme), işte budur. )
Ey İnsanlar! Kadınlarınızın sizler üzerinde hakları, sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Sizin onlardaki hakkınız, yatağınıza sizden başkasını almamaları, meşru tavsiyelerinizde size karşı çıkmamaları, hoşlanmadığınız kişileri izniniz olmadan eve sokmamaları, kötü söz söylememeleri kötü fiil ve davranışta bulunmamalarıdır. Şayet bunları yaparlarsa, Allah onları engellemenize, sıkıştırmanıza yataklarında tek başlarına bırakmanıza ve onları azarlamanıza izin vermiştir. Bunlardan vazgeçer ve size itaat ederlerse, meşru, örfe uygun ölçüler içerisinde rızıklarını ve giyimlerini sağlama sorumluluğunuz var. Kadınların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. Çünkü onlar müşterek hayatın gereği kendileri adına bir şey yapma gücüne ve imkanına sahip olmayan, sizinle birlikte yaşamak mecburiyetinde olan hayat arkadaşlarınızdır. Siz onları Allah'ın emaneti olarak aldınız. Allah'ın emri ve hükmüyle onlarla ilişkiyi helal edindiniz. Eğer haklarını ararlar, sorumluluklarına riayet ederlerse onlara tavır takınmanıza, cezalandırmaya hakkınız yoktur. Onların serkeşliğinden ve şiddete başvurmasından endişe ederseniz, onlara öğüt verin ve yataklarınızı ayırın. Aşırı gitmeden onları azarlayın. Onların yiyeceği ve giyimi konusunda cömertçe her türlü iyilik ve ihsanda bulunmanız, onların haklarıdır. Kadınların haklarına riayet konusunda Allah'ın emirlerine yapışın, azabından korunun, onların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. Hanımlarınız, sizlerin izni ve bilgisi olmadıkça, evinizin mali imkanlarını gelişi-güzel harcamasınlar. Sözlerimi iyice anlayarak hatırınızda tutun.
Ey İnsanlar! Meşru şekilde sahip olduğunuz, üzerlerinde meşru haklarınız ve düzgün insani ilişkileriniz olan köle ve cariyelerinize, iş akdiyle bağlı işçilerinize hayırla muameleyi size tavsiye ederim. Sofranızda bulunanları ölçü alarak onların karınlarını doyurmanızı, giydiklerinizi ölçü alarak onların giyimlerini sağlamanızı tavsiye ederim. Affetmeyi düşünmediğiniz bir suç işledikleri takdirde aranızda aynı cinsten suç işleyenlere uyguladığınız cezaları ölçü alınız. Onlara işkence etmeyiniz, onları cezalandırmayınız.!.
Ey İnsanlar! Sözlerimi iyi dinleyin, iyi muhakeme edin. Bütün ırklara mensup Müslümanların, Müslümanların kardeşi olduğunu bilin. Bütün müminler kardeştir. Kimseye, gönül rızası olmadıkça, kardeşinin malı helal değildir. Sakın haksızlık etmesin, hile yapmasın, haince davranmasın.
Müslümanın kim olduğunu size anlatayım mı? Müslümanların, dilinden ve elinden zarar görmediği kişidir.
Müminin kim olduğunu size anlatayım mı? İnsanların mallarına ve canlarına zararı dokunmuyacağından emin olduğu kişidir.
Muhacirin kim olduğunu size anlatayım mı? Kötülükleri ve günah işlemeyi terk eden kişidir.
Mücahidin kim olduğunu size söyleyeyim mi? Allah'a itaat yolunda nefsiyle mücadele eden kişidir.
Bu günün dokunulmazlığı gibi, müminin mümine zarar vermesi haramdır. Etini yeme mesabesinde olan müminin mümini gıybeti de haramdır. Namus ve haysiyetine zarar vermesi de haramdır. Müminin yüzüne tokat vurmak da mümine haramdır. Onu itip kakarak incitmesi de haramdır.
Ey İnsanlar! Yeryüzü Allah aittir. İnsanlar, 'Allah'tan başka ilah yoktur' deyip, benim Allah'ın Rasûlü olduğumu kabul edinceye kadar, insanlarla mücadele etmem, savaşmam emredildi. İnsanlar kelime-i tevhidi söyleyince, kanlarını, canlarını ve mallarını korumuş olurlar. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır. Ahiretteki hesapları ise Allah'a aittir. Kendinize, birbirinize haksızlık etmeyin!
Ey Müminler, benden sonra küfre dönmeyin, birbirinin boynunu vuran kafirler haline gelmeyin. Size, sımsıkı sarıldığınız sürece asla hak yoldan uzaklaşmayacağınız apaçık dinî, ilmî, idari, siyasi kuralları içeren Allah'ın kitabı Kur'ân'ı ve Rasûlü'nün sünnetini bıraktım. Bunlarla amel ediniz, davranışlarınıza Kur'ân ve sünneti yansıtınız.
Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslam'da insanlar eşittir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah'a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır. Bir Arab'ın, Arap olmayana, bir başkasının Arab'a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur.
"Ey iman edenler, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idare etmeniz, karşılıklı olarak, İslami kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alışverişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tavsiye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerliniz, en üstününüz, en çok Allah'a sığınanınız, emirlerine yapışanınız, en çok günahlardan arınıp azaptan korunanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdardır." Hucurat,-13
Müslümanın kim olduğunu size anlatayım mı? Müslümanların, dilinden ve elinden zarar görmediği kişidir.
Müminin kim olduğunu size anlatayım mı? İnsanların mallarına ve canlarına zararı dokunmuyacağından emin olduğu kişidir.
Muhacirin kim olduğunu size anlatayım mı? Kötülükleri ve günah işlemeyi terk eden kişidir.
Mücahidin kim olduğunu size söyleyeyim mi? Allah'a itaat yolunda nefsiyle mücadele eden kişidir.
Bu günün dokunulmazlığı gibi, müminin mümine zarar vermesi haramdır. Etini yeme mesabesinde olan müminin mümini gıybeti de haramdır. Namus ve haysiyetine zarar vermesi de haramdır. Müminin yüzüne tokat vurmak da mümine haramdır. Onu itip kakarak incitmesi de haramdır.
Ey İnsanlar! Yeryüzü Allah aittir. İnsanlar, 'Allah'tan başka ilah yoktur' deyip, benim Allah'ın Rasûlü olduğumu kabul edinceye kadar, insanlarla mücadele etmem, savaşmam emredildi. İnsanlar kelime-i tevhidi söyleyince, kanlarını, canlarını ve mallarını korumuş olurlar. Ancak İslam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır. Ahiretteki hesapları ise Allah'a aittir. Kendinize, birbirinize haksızlık etmeyin!
Ey Müminler, benden sonra küfre dönmeyin, birbirinin boynunu vuran kafirler haline gelmeyin. Size, sımsıkı sarıldığınız sürece asla hak yoldan uzaklaşmayacağınız apaçık dinî, ilmî, idari, siyasi kuralları içeren Allah'ın kitabı Kur'ân'ı ve Rasûlü'nün sünnetini bıraktım. Bunlarla amel ediniz, davranışlarınıza Kur'ân ve sünneti yansıtınız.
Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslam'da insanlar eşittir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah'a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır. Bir Arab'ın, Arap olmayana, bir başkasının Arab'a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur.
"Ey iman edenler, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idare etmeniz, karşılıklı olarak, İslami kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alışverişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tavsiye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerliniz, en üstününüz, en çok Allah'a sığınanınız, emirlerine yapışanınız, en çok günahlardan arınıp azaptan korunanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdardır." Hucurat,-13
Ey İnsanlar! Başınıza bir Habeşli köle bile getirilse, size Allah'ın kitabındaki hükümleri uyguladığı sürece, dinleyin ve itaat edin.
Ey İnsanlar! Allah, her hak sahibinin hakkını, her varisin, mirastaki payını belirlemiştir. Mirasta,. Vasiyet terekenin üçte birini geçemez. Çocuk meşru eşe aittir. Zina edenin hak sahipliği söz konusu değildir. Hamisinin, amirinin, ortağının, işvereninin, efendisinin sağladığı imkanlara nankörce davranan, Allah'ın Muhammed'e indirdiği Kur'ân'ı inkar ediyor demektir. Babasından başkasına mensubiyet öne süren veya efendisinden başkasını veli edinen, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Böylesinin ne azabı geri çevrilir, ne ceza yerine fidye alınır.
Ey İnsanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri kesinlikle dinde aşırılıkları helak etmiştir. Hacdaki amelleri, davranışları benden öğrenin. Bu seneden sonra bir daha haccedip edemeyeceğimi bilemiyorum. Bu öğütlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Öğütlerimin ulaştırıldığı bazı kimseler burada dinleyenlerden daha iyi anlayarak, daha iyi muhafaza edebilirler, nice kimseler uygulayarak daha mutlu olabilirler.
Ey İnsanlar! Allah sözlerimi işitip de belleyene, rahmetini merhametini ihsan etsin. Allah yüzünü ağartsın. Mana yüklü sözlerimi anlamadan ezberleyen birçok insan var. Derin manalar içeren sözlerimi bilen birçok insan, kendisinden daha yüksek anlayış sahiplerine bu sözlerimi ulaştırsın. Üç vasfa, üç davranışa sahip olan;
-Samimiyetle Allah rızası için dinî görevlerini yerine getiren,
-Müslüman idarecilere samimi davranan ve itaat eden,
-İslam toplumunun birliğini ve bütünlüğünü koruyan müminlerin İslam'a hıyanet etmeyeceğini, kalplerinden İslam'ı atmayacağını bilin.
Bütün müminler gelecek nesilleri, İslam ile şereflenmemiş insanları İslam'a davet ederek İslam'ı tebliğ ve davet görevini yerine getirmelidirler.
Benim dışımda benden sonra peygamber görevlendirilmeyecektir. Sizin dışınızda ümmet de olmayacaktır. Rabbinizi ilah tanıyın, candan Müslümanlar olarak Rabbinize teslim olun, saygıyla Rabbinize kulluk ve ibadet edin. Rabbinizin şeriatine boyun eğin, adabına, erkanına riayet ederek beş vakit namazı aksatmadan aşikare kılın. Vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekatı verin. Ramazan orucunu tutun. Yöneticilerinize itaat edin ki Rabbinizin cennetine girersiniz.
Ey İnsanlar! Yarın Beni size soracaklar. Ne dersiniz? Peygamberlik görevimi yerine getirdim mi? Vazifemi yaptım mı? (Evet dediler)
-Şahit ol ya Rabbi, şahit ol ya Rabbi, şahit ol ya Rabbi...
--------------------------------
Dip notlar:
1) M. Hamidullah. Mecmûatü´l-Vesaikü´s-Siyasiyye (Vesaik) 360; İbn Abdirabbih 4/53-55.2) Vesaik, 360.3) Yakubî, 2/110;Vesaik, 360; Beyhaki, Sünen-i Kübra, 10/180; Sahih-i İbn Huzeyme, 4/255;Kur`ân-ı Kerim, 7/158.4) Vesaik, 361; Buharî, “Hac” 132; “Megazi 78;“Tevhid” 24, “Edahi” 5, “Fiten” 8; “Edeb” 42;Müslim, “Hac” 283; Müsned-i Ahmed, 7/ 307.5) Müsned-i Ahmed. 7/307.6) Müslim,“Kasame” 26; Müsned-i Ahmed, 7/307; İbn Sa´d, 2/186.7) Yakubî, 2/109-110; Kur`ân-ı Kerim, 11/ 85.
8) Vesaik, 361, 364; İbn Mace, “Sadaka” 9;Kur´ân-ı Kerim, 2/283.9) Yakubî, 2/109-110.10) Vesaik, 361; Darimî. “Büyü” 3.11) Yakubî, 2/109-110.12) Darimî,“Menasik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/330.13) Müslim, “Hac” 132.14) Vesaik, 361; Darimî,“Menasik” 34; <i>Müsned-i Ahmed, 7/376.15) Vesaik, 361.16) Vesaik, 361; Yakubî, 2/110.17) Tirmizî, “Tefsiru´l-Kur´ân” 10.18) Vesaik,361.19) Vesaik, 367; Taberanî. Mucemu´l-Kebîr, 8/229.20) Vesaik, 361, 365.21) Vesaik, 361-362; İbn Mace,“Menasik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/376; Tirmizî, “Tefsîru´l-Kur´ân” 10; Kur`ân-ı Kerim, 4/34.22) Yakubî, 2/109-110; Kur´ân-ı Kerim
23) Vesaik, 364-367; Tirmizî, “Tefsiru´l-Kur´ân” 10; Yakubî, 2/110 Kur`ân-ı Kerim, 49/12-13.24) Yakubî ,2/110<em>; Vesaik,363; Buharî “Cizye” 5; “İkrah” 2; Müslim,“Cihad” 20.25) Vesaik, 362, 365; Tirmizî, “Menakıb” 32; Müslim, “Kasame” 26; Buharî, “Hudud” 10; Yakubî</em>,<i> </i>2/110; Muvatta, “Kader” 3; Ebû Davud, “Talâk” 40; Darimî, “Mukaddime” 24; “Talak” 10; Müsned-i Ahmed, 1/75, 3/212, 286, 4/206, 5/30.26) Vesaik, 362; Müsned-i Ahmed, 9/127;Yakubî 2/110.27) Nesaî, Sünen-i Kübra, 4/431 (7815. hadis); Müsned-i Ebî Avâne, 4/402.28) Taberanî, Mucemu´l-Kebîr, 8/141; Vesaik, 367.29) İbn Mace, “Menasik” 76.30) Vesaik, 362; Müsned-i Ahmed, 6/207; Yakubî, 2/110; İbn Hişam, 4/219.31) Ebû Davud, “Menasik” 77; Nesaî, “Menasık” 217; İbn Mace “Menasik” 63; Müsned-i Ahmed, 1/215, 347, 7/376.32) Darimî, “Mukaddime” 24.33) Vesaik, 365; Taberanî, Mucemu´l - Kebîr, 8/115, 136, 138, 303; Kur´ân-ı Kerim, 21/ 92, 23/52.34) Ebû Davud, “Menasik” 56.
Ey İnsanlar! Allah, her hak sahibinin hakkını, her varisin, mirastaki payını belirlemiştir. Mirasta,. Vasiyet terekenin üçte birini geçemez. Çocuk meşru eşe aittir. Zina edenin hak sahipliği söz konusu değildir. Hamisinin, amirinin, ortağının, işvereninin, efendisinin sağladığı imkanlara nankörce davranan, Allah'ın Muhammed'e indirdiği Kur'ân'ı inkar ediyor demektir. Babasından başkasına mensubiyet öne süren veya efendisinden başkasını veli edinen, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Böylesinin ne azabı geri çevrilir, ne ceza yerine fidye alınır.
Ey İnsanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri kesinlikle dinde aşırılıkları helak etmiştir. Hacdaki amelleri, davranışları benden öğrenin. Bu seneden sonra bir daha haccedip edemeyeceğimi bilemiyorum. Bu öğütlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Öğütlerimin ulaştırıldığı bazı kimseler burada dinleyenlerden daha iyi anlayarak, daha iyi muhafaza edebilirler, nice kimseler uygulayarak daha mutlu olabilirler.
Ey İnsanlar! Allah sözlerimi işitip de belleyene, rahmetini merhametini ihsan etsin. Allah yüzünü ağartsın. Mana yüklü sözlerimi anlamadan ezberleyen birçok insan var. Derin manalar içeren sözlerimi bilen birçok insan, kendisinden daha yüksek anlayış sahiplerine bu sözlerimi ulaştırsın. Üç vasfa, üç davranışa sahip olan;
-Samimiyetle Allah rızası için dinî görevlerini yerine getiren,
-Müslüman idarecilere samimi davranan ve itaat eden,
-İslam toplumunun birliğini ve bütünlüğünü koruyan müminlerin İslam'a hıyanet etmeyeceğini, kalplerinden İslam'ı atmayacağını bilin.
Bütün müminler gelecek nesilleri, İslam ile şereflenmemiş insanları İslam'a davet ederek İslam'ı tebliğ ve davet görevini yerine getirmelidirler.
Benim dışımda benden sonra peygamber görevlendirilmeyecektir. Sizin dışınızda ümmet de olmayacaktır. Rabbinizi ilah tanıyın, candan Müslümanlar olarak Rabbinize teslim olun, saygıyla Rabbinize kulluk ve ibadet edin. Rabbinizin şeriatine boyun eğin, adabına, erkanına riayet ederek beş vakit namazı aksatmadan aşikare kılın. Vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekatı verin. Ramazan orucunu tutun. Yöneticilerinize itaat edin ki Rabbinizin cennetine girersiniz.
Ey İnsanlar! Yarın Beni size soracaklar. Ne dersiniz? Peygamberlik görevimi yerine getirdim mi? Vazifemi yaptım mı? (Evet dediler)
-Şahit ol ya Rabbi, şahit ol ya Rabbi, şahit ol ya Rabbi...
--------------------------------
Dip notlar:
1) M. Hamidullah. Mecmûatü´l-Vesaikü´s-Siyasiyye (Vesaik) 360; İbn Abdirabbih 4/53-55.2) Vesaik, 360.3) Yakubî, 2/110;Vesaik, 360; Beyhaki, Sünen-i Kübra, 10/180; Sahih-i İbn Huzeyme, 4/255;Kur`ân-ı Kerim, 7/158.4) Vesaik, 361; Buharî, “Hac” 132; “Megazi 78;“Tevhid” 24, “Edahi” 5, “Fiten” 8; “Edeb” 42;Müslim, “Hac” 283; Müsned-i Ahmed, 7/ 307.5) Müsned-i Ahmed. 7/307.6) Müslim,“Kasame” 26; Müsned-i Ahmed, 7/307; İbn Sa´d, 2/186.7) Yakubî, 2/109-110; Kur`ân-ı Kerim, 11/ 85.
8) Vesaik, 361, 364; İbn Mace, “Sadaka” 9;Kur´ân-ı Kerim, 2/283.9) Yakubî, 2/109-110.10) Vesaik, 361; Darimî. “Büyü” 3.11) Yakubî, 2/109-110.12) Darimî,“Menasik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/330.13) Müslim, “Hac” 132.14) Vesaik, 361; Darimî,“Menasik” 34; <i>Müsned-i Ahmed, 7/376.15) Vesaik, 361.16) Vesaik, 361; Yakubî, 2/110.17) Tirmizî, “Tefsiru´l-Kur´ân” 10.18) Vesaik,361.19) Vesaik, 367; Taberanî. Mucemu´l-Kebîr, 8/229.20) Vesaik, 361, 365.21) Vesaik, 361-362; İbn Mace,“Menasik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/376; Tirmizî, “Tefsîru´l-Kur´ân” 10; Kur`ân-ı Kerim, 4/34.22) Yakubî, 2/109-110; Kur´ân-ı Kerim
23) Vesaik, 364-367; Tirmizî, “Tefsiru´l-Kur´ân” 10; Yakubî, 2/110 Kur`ân-ı Kerim, 49/12-13.24) Yakubî ,2/110<em>; Vesaik,363; Buharî “Cizye” 5; “İkrah” 2; Müslim,“Cihad” 20.25) Vesaik, 362, 365; Tirmizî, “Menakıb” 32; Müslim, “Kasame” 26; Buharî, “Hudud” 10; Yakubî</em>,<i> </i>2/110; Muvatta, “Kader” 3; Ebû Davud, “Talâk” 40; Darimî, “Mukaddime” 24; “Talak” 10; Müsned-i Ahmed, 1/75, 3/212, 286, 4/206, 5/30.26) Vesaik, 362; Müsned-i Ahmed, 9/127;Yakubî 2/110.27) Nesaî, Sünen-i Kübra, 4/431 (7815. hadis); Müsned-i Ebî Avâne, 4/402.28) Taberanî, Mucemu´l-Kebîr, 8/141; Vesaik, 367.29) İbn Mace, “Menasik” 76.30) Vesaik, 362; Müsned-i Ahmed, 6/207; Yakubî, 2/110; İbn Hişam, 4/219.31) Ebû Davud, “Menasik” 77; Nesaî, “Menasık” 217; İbn Mace “Menasik” 63; Müsned-i Ahmed, 1/215, 347, 7/376.32) Darimî, “Mukaddime” 24.33) Vesaik, 365; Taberanî, Mucemu´l - Kebîr, 8/115, 136, 138, 303; Kur´ân-ı Kerim, 21/ 92, 23/52.34) Ebû Davud, “Menasik” 56.
Subscribe to:
Posts (Atom)
