İslam,Allah'ın ilk insan ve ilk peygamberi Hz.Adem a.s'dan, son peygamberi Hz.Muhammed a.s'a kadar,tüm insanlığa,peygamberler aracılığıyla gönderdiği dinin adıdır. "Allah katında din şüphesiz ancak İslamdır..." Al-i İmran-3. Bu din,yani islam,Hz.Muhammedin peygamberliğinin son yılında tamamlanmış oldu. "...Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim.(tamamladım).Böylece üzerinizdeki nimetimi de tamamlamış oldum.Sizin için de din olarak islamı seçtim..." MAİDE-3 Bu dinin kanun ve kuralları,emir ve yasakları sadece Allah tarafından gönderilen ilahî vahiyle (ayetlerle) tayin ve tesbit edilmiştir.Kulların ona bir müdahalesi asla sözkonusu olamaz.Olursa, o din, islam olmaktan çıkar ve kulların uydurdukları din haline gelir.Allah onlar için:" Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş,dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak ....."En'am-70
"Onlar kendi dinlerini eğlence ve oyun haline getirdiler.Yamuk (iğreti) hayatları onları aldatı.Onlar bugüne kavuşacaklarını unutmuşlardı.Ayetlerimize karşı direniyorlardı (karşı çıkıyorlardı).Bugün de biz onlara karşı tavrımızı koyuyoruz." A'RAF- 51 der.
İslam,Allah'ın kanun ve kurallarını içinde toplayan bir din olup,insanların dünya ve ahiret mutluluğunu ve Allah'a kulluğu esas alır. İnsanların kendi kafalarından uydurdukları dinler ve sistemler ,insanoğluna hep felaketler,savaşlar,katliamlar,buhranlar,hastalıklar getirmiştir.Allah insanlığı bu çıkmazlardan kurtarmak için zaman zaman peygamberleriyle ilahi vahyini gönderdi.Fakat ne yazık ki, insanlar,kendi buldukları,kendi uydurdukları dinleri,sistemleri tercih ettiler.Çünkü bu uydurdukları sistemler bazılarına dünyalık kazandırıyordu.Bazıları güçlerini ortaya koyarak insanlar üzerinde hakimiyetler kurarak onlara zalimce zulmetmekten geri kalmadılar.Halbuki hakimiyet kulların hakkı değil,Allah'ın hakkıydı.Fakat zalimler,kendi hakimiyetlerini devam ettirmek için çoğu zaman kendi uydurdukları putlara halkın inanmasını,itaat etmesini istediler,karşı çıkanları ise zalimce ezdiler.İşte Hz.Muhammed a.s zamanında da böyle bir durum hakimdi.Bazıları paşalar gibi yaşarken,bazıları köle olarak alınıp satılırdı.Kadınlar,kız çocukları insan yerine bile konmuyordu. Hatta öz babaları tarafından diri diri toprağa gömülecek kadar toplum vahşileşmişti.Onları vahşileştiren,zalimleştiren,başkalarına ve kendi nefislerine zulmettiren,içinde yaşadıkları sapık inançlarıydı. Sapık inançlarının eseri olan örf ve adetleri,gelenek ve görenekleriydi.Ataları sapık olduğu için,gelecek nesilleri de hep sapık yetişiyordu.İnsanlık eşi görülmemiş bir bataklığa batmıştı.Kurtaracak bir el bekliyordu.
Her sapıtan toplumun içinde,kendini korumaya çalışanlar da elbette vardır.İşte bunlardan biri de Hz.Muhammed a.s dı.İnsanların bu sapıkça ilişkilerinden kaçmak,uzak durmak için zaman zaman dağlara çıkar,uzaklardan,yükseklerden sapık toplumunun durumuna bakar,derinden bir iç çekerdi.Zaman geldi,Allah O'nu kendi toplumunun ve benzerlerinin kurtuluşu için görevlendirdi.O'na hayatın, çarpık sosyal yapının, gidişatın,zulmün,köleliğin,ahlaksızlığın,kız çocuklarının diri diri öldürülmesinin sebeplerini daha doğru kavrayıp,düzeltme görevini üstlenmesi için "IKRA'=OKU " emri verildi.İlk defa duyduğu bu nida karşısında irkildi. "Oku " demek ne demekti.Ortada okunacak birşey de yoktu.Acaba bununla ne denmek istenmişti.Fakat ilahi mesaj tekrar devam etti:" Yaratan Rabbının adıyla oku "."O,seni bir embriyodan yarattı." " Oku,Rabbın sonsuz kerem sahibidir." "O Rab ki kalemle yazmayı öğretti." "İnsana bilmediği şeyleri öğretti." "ALAK-1,2,3,4,5
Okumakla,ne denmek istendi açıklığa kavuşmuş oldu.Önce kendi yaratılışına dikkat çekildi ve kendini yaratan Rabbı kendini tanıttı.İnsanın bir embriyodan (döllenmiş yumurtadan) yaratıldığı ,yaratan Allah'ın (Rabbın) insanlara kalem ile yazmayı ,bilmediği şeyleri öğrettiği söylenerek ardından da O Rabbın, çok kerem sahibi olduğunun bilinmesi istendi.Hemen arkasından .İşte o kerem sahibi Allah,kullarının sapıtmasından hoşnut olmadığını vurgu yapmak için:" Hayır,doğrusu insan azgınlaştı." "Kendisinin hiç kimseye muhtaç olmadığı çıkmazına düştü." ALAK- 6,7
İnsan ne kadar azgınlaşırsa,azgınlaşsın,sonunda kendine döneceğini de duyurdu:" Muhakkak ki,mutlaka dönüş Rabbınadır." ALAK-8
Böylece,azgınlaşan insanlar için kendisine görev verildiğini anlayan Rasul,eve geldiğinde durumu en yakınlarına anlattı.Hz.İbrahimin getirdiği din bozulmuş da olsa,ona hala inananlar vardı.Bunlardan biri de Varaka'ydı.Varaka da bir rehber bekliyenlerdendi.Çünkü Bir önceki peygamber,kendinden sonra gelecek peygamberi ilahi vahiy gereği daima müjdelemişti.Tevratta ve İncilde Muhammed peygamberin geleceği müjdesi vardı.Bunu bilen VARAKA,"ey Muhammed müjdeler olsun sen beklenen son rasulsün" dedi.Kendisi çok ama çok yaşlı olduğu için ben de hayatta olsam da sana destek olanlardan olurum demişti.Ama işinin çok ama çok zor olacağını da söyledi.Çünkü O geçmiş peygamberlerin başına gelen rivayetleri iyi biliyordu.
İşte son Rasul,Muhammed a.s ı bundan sonra çok sıkıntılı günler bekliyordu.Önceleri,işe nasıl ve nereden başlayacağını bilmiyordu.Allah:" Ey örtüsüne bürünen (kendi rasulluğunu gizleyen) peygamber." "Kalk artık uyarmağa başla." MÜDDESSİR-1,2. emriyle uyrıldı.Rasul,ilk gelen vahiy "Sadece Rabbını yücelt" MÜDDESSİR-3, ayetleri doğrultusunda insanları TEK RAB olan Allah'a davete başladı. Allah ,O'na tebliğ etmeğe başlamadan önce,insanların karşısına çıkarken temiz ve güzel bir elbise giymesini önerdi. "Elbiseni temizle." MÜDDESSİR-4
Daha sonra,tebliğ sırasında çok dikkatli olmasını ve asla hatalara düşmemesi gerektiğini vurguladı. "Pislikten (hata ve günahtan) sakın." MÜDDESSİR-5 denildi. Öyleki,sen insanları doğru yola çağırıyorum havasına girerek sakın onlara üstünlük taslayıp,hava atma diye de fazladan ikaz edildi."Yaptığını çok görerek sakın başa kakma." MÜDDESSİR-6
Çıktığı yolun kolay olmadığı hatırlatılarak,bu yolda karşılaşabileceğin zorluklara da:" Rabbın için sabret" MÜDDESSİR-7 diye sabırlı olması tavsiye edildi.
İşte Hz.Muhammed a.s böylece insanlara,toplumuna bir elçi olarak Allah'ın ayetlerini,ilahi vahyi tebliğe başladı. Onun mücadelesi,insanların şahsına yönelik değil,inandıkların sapıklığına,düştükleri çirkef yaşantının kötülüğüne yönelikti.İnsanlara bunu anlatmağa başladı.Bu işe de ilk olarak en yakınlarından başladı.Fakat ,O'na karşı çıkanlar ise maalesef yine en yakınları oldu.En yakın amcası O'na pusular kurdu,yoluna dikenler çalılar attı. Allah ,peygamberine destek oldu.Zalim amcası için "Ebu Leheb'in iki eli kurusun,yok olsun.Zaten o yok oldu,Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı,o alevli bir ateşe girecektir,karısı da onun cehennemine (yanması için) odun hamalı olarak girecektir." TEBBET-1,2,3,4. diyerek,Allah peygamberini teselli etti.
İnsanlar her dönemde alışkanlık edindikleri kötülükleri kolay kolay bırakmazlar.Hele bunun içinde maddi çıkar da varsa,bırakmaya asla yanaşmazlar.Saltanatlarının yıkılacağını anladıklarında ise buna sebep olanları hiç acımadan ortadan kaldırmak isterler.İşte Mekke müşrikleri de bunu yaptı.Muhammed a.s 'ı önceleri Mekkenin 1 numarası olarak görürler ve O'na Muhammed-ül Emin (güvenilir Muhammed) derlerdi.Çünkü o zaman bu insan ,onların işlerine karışmaz,kendi başına bir adamdı.Fakat artık şimdi işlerine karışır,atalarından miras kalan putlarına saldıran,sapık düzenlerini tehdit eden,hiçe sayan bir Muhammed karşılarındaydı.Önceleri geçici bir hevestir diyerek pek ses çıkarmadılar.Fakat gün geçtikçe O'nun etrafında insanların toplanmasından rahatsız oldular.Şu işi tatlılıkla halledelim diye O'na bir takım dünyalık teklif ettiler.Hatta bazıları yönetici olan dedesine giderek,bu işten vaz geçmesini istediler.Fakat O,"dünyayı sağ elime,ayı da sol elime verseniz ben yine bu doğru bildiklerimden vazgeçmem" deyince,bu işin çok ciddi olduğunu anladılar.Bu kez,tehdide başladılar. İçlerinden en cesur olanları toplayarak bir gece baskınıyla öldürmek istediler.Ama olmadı."seni yurdundan kovarız" dediler.Ve öyle de yaptılar. O davasını,çok az kişiye ancak anlatabilmişti.Onlar da avam (halk) tabakasındandı.Hz.Ömer gibi,Abbas,Hamza gibi bazı yiğitler de O'na inananlardandı.O yüce peygamber çok sıkıntılarla karşılaştı.3 yıl çok ağır ekonomik amborgayla zulüm ettiler.Kendine inananları çok zalimce işkencelere uğrattılar.Buna rağmen, Müslümanlar asla o müşriklerin şahıslarına,mallarına tecavüzce davranmadılar.Çünkü onlar zalim değillerdi.Bütün dertleri tasaları ilahi mesajlar doğrultusunda müslümanca yaşamaktı.Kafirler,münafıklar,müşrikler asla onlara bu insani hakları vermediler.Hep zalimliklerini her seferinde gösterdiler.Müslümanlar arık yurtlarından,ana-babalarından,kimileri evlatlarından ayrılıp Medineye Hicret etmek zorunda kaldılar.Medinede onları güzel insanlar, iman kardeşleri yollarda karşıladılar.Onlara yuvalarını açarak Yardım ederek ENSAR (yardım edenler) ünvanını aldılar.Peygamber ve arkadaşlarını çok sevdiler.Fakat orada da başka bazı sapık ve ırkçı kavimler vardı.Bu kez de onlar fırsat vermediler.Onlar da kendi dinlerini,kendi elleriyle bozan Yahudilerdi.Onlar da son peygamberi bekliyorlardı.Ama kendi kavimlerinden olacağına inanıyorlardı.Bu nedenle Muammed a.s 'ı kabul etmediler.Ve halen de kabul etmezler ve gelecek Mehdiyi beklerler.(beklesinler bakalım).
Mü'minler Medine de bir medeniyet kurdular.Yesrib adı daha sonra Medeniyet şehri anlamında Medineye çevrildi.Burada İslam devletinin temelleri atıldı.Mekkeli müşrikler yine rahat durmadı,ta Mekkeden kalkıp 200-300 km.yol alarak Medinedeki müslümanlara saldırdılar.Müslümanlar baktilar ki,bu böyle olmuyor,ordu kurarak,Mekkeli müşriklere yeter artık,demek üzere,Mekkeye girdiler.Fakat ,Allah'ın rahmet peygamberi,karşı konulmadıkça,hiç kimseye dokunulmamasını emretmişti.Öyle de oldu.Kimseye dokunulmadı ve böylece Mekke de,anavatanları da tekrar Müslümanların kontroluna geçmişti.Bu zaferde de görüldü ki, İslam dini,dolayısıyla müslümanlar kişilere değil,sapık sistemlere karşıdır.İnsanlığın ,Allah'ın yasalarına uygun yaşamalarını istemekten başka bir istekeleri,çabaları yoktur.Tüm insanlık tarihi boyunca da bu mücadele hep böyle olmuş ve olmaya da devam edecektir.Çünkü bu dava,ihtiras,kin,intikam davası değil,ilahi kelimet-ul lahın insanlarca kabul edilip,insan gibi yaşamalarının davasıdır.Allah kendi yolunda olanların yâr ve yardımcısı olsun inşallah.