Thursday, 24 January 2013

İSLAM YASALARI VE KUL YASALARI

Yasalar,insanı ve insanlar topluluğunun hayatını düzene sokan,onun ihtiyaçlarına cevap veren kural ve kaidelerdir.Yasalar, bu bakımdan iki yolla elde edilir:1-İlahî (allah'ın koyduğu )  yasalar,2-İnsan veya insanların organize ettiği organların oluşturduğu yasalar

Yasalar insanı ve insan toplumlarını  mutlu etmek,onların ihtiyaçları temin etmek için vardır.İlahî yasalarda devamlılık,değişmezlik esas iken,kul uasalarında,zaman ve şartlara göre yasalar sürekli değişiklik arzeder.İlahi yasalarda,değişmezlik vardır,çünkü,yasa koyucu Allah,kulunu ve onun ihtiyaçlarını en iyi bilendir.İşte bu nedenle,eskiden insan ve ihtiyaçları ne ise,günümüzde de insan ve ihtiyaçları aynıdır.Sadece çeşitlilik çoğalmıştır.Eskiden de insanlar seyahat ederdi,ama eşek veya deve,veya at üzerinde seyahat ederdi,.Bugün de insanoğlu seyahat ediyor ama bazıları at ile bunu yaparken,bazıları da uçka veya gemiyle,arabayla yapıyorlar bu eylemlerini.İhtiyaç aynı,fakat eylem şekli değişik sadece.Eskiden de insanoğlu yer -içerdi,giyinirdi,bugünde aynısını yapar.Fakat değişen sadece yediklerinin ve giydiklerinin şekli ve sayısı değişti işte o kadar.Yani bundan 5 asır önce insan ve ihtiyaçları ne ise,bugün de aynısıdır.Değişenler sadece şekilleri ve sayıları,çeşitleri olmuştur.
Şimdi gelelim ilahî yasalarla,kul yasalarının karşılaştırılmasına:
1-Allah,insan ve topluma zararlı olan şeylerin yapılmasını,işlenmesini daha başlamadan yasak eder.Hatta bazılarına daha başlamadan önce YAKLAŞMAYIN ! diye de uyarıda bulunuyor.Kul yasalarında ise,yasaklama çoğu zaman zararlı şeyler yapıldıktan sonra başlıyor.Örneğin,Allah içkinin içilmesini daha içilmeden önce yasaklarken,kulların koyduğu yasalarda yaptırımlar içki içildikten sonra başlıyor.Belli limiti aşarak araba sürenlere,kaza yapanlara,kavga edenlere vs.ye yasalar bu kötülük işlendikten sonra başlıyor.Ama islam önce bunları yapmayın diye yasa koyuyor ve daha sonra da yasayı dinlemeyerek yapanlara da cezayı veriyor.
2-Allah yasaları değişmezken,kul yasaları,kişilere,toplumlara ve hatta sınıflara göre bile değişiklikler arzediyor.Örneğin,islamda yasalar karşısında herkes eşittir.Kul yasalarında böyle değil.Örneğin,suç işleyen sıradan birinin alacağı ceza ile üst düzeyde görev yapan farklı ceza alır.Hatta bazıları suç da işleseler ceza almazlar veya kimseler onlara dokunamazlar bile.Dokunmazlıkları vardır.Bunlara o dokunulmazlık zırhını Allah değil,kulların kendi koyduğu yasalar sağlamıştır.
3-Allah yasalarında sertlik ve kat'i hükümler vardır.Bu insan ve toplum hayatını sağlam temellerde tutmak ve istenen barış ve huzuru sağlamak içindir.Örneğin islamda hırsızın eli kesilir,zina yapana 100 sopa vurulur,adam öldürene Kısas uygulanır.Bu nedenle bu suçun toplumda yaygınlığı söz konusu bile olamaz.Fakat insanların koyduğu yaslarda bu suçlara verilen cezalar yok denecek kadar azdır.Hırsıza,1-3 ay arası ceza verilir.O da ertelenir,hırsız aynen yoluna devam eder.Zina ise modern bir yaşam olarak algılanır ve hiç ceza işlemi görmez.Adam öldürme ise en fazla 10-15 yılla cezalandırılır o da dayısı olanlar için geçerli bile değildir.Durum böyle olunca,toplumsal yaşam,yaşanmaz hale geliyor.Dakikada 10 hırsızlık olayı olurken,zina nedeniyle eşler arasında aldatmalar doruk yaparak,,toplumun çekirdeği olan aileler yıkıma mahkum olurlar.Önüne gelen de kızdıkça adam öldürmekten de kaçınmaz hale gelir.İşte fark açık değil mi? İlahi yasalarla kul yasaları arasında ki farklar.
4-Allah yasaları,insana değer vererek,onun malını,aklını,canını korumayı öncelik sayar.Bu nedenle kişilerin akıllarının gelişmesine yönelik,Allah ile bağlarını kuvvetlendirecek eğitimi esas alır.Malını korurken,o malda fakirlerinde hakkı olduğunu özellikle belirtir.Canını korurken de,ancak Allah yolunda bu canın feda edilebieceğine vurgu yapılır.Kul yasalarında ise kişilerin akılları değil,elde edebilecekleri dünya makamları için eğitim verilir.Allah ile kul arasındaki bağ hiç akla bile getirilmez eğitim verilirken.Hatta Allahı dışlayıcı eğitim modern eğitim olarak öncelik kazanır.Böylece de toplumda bir sürü sapık ortaya çıkar,huzur bozulur.
5-İlahi hukukun kaynağını Kur'an ve peygamber uygulamaları sünnet oluştururken,kul yasalarının kaynağını ise salt akıl ve geçmiş töreler,gelenekler ve başka toplumların yaşantıları oluşturur.Örneğin ülkemizde uygulanan yasaların kaynağını,ya Fransız,ya isviçre,ya da amerika veya ingiliz kaynaklar oluşturmuştur.Bu da başka toplumlara benzeme Şempanzenliği arzettiği için,toplumumuz  aslını-neslini inkar hale getirmiştir.Tarihle bağları kopartılmış ve huzursuz bir yapı oluşturulmuştur.Bunlar hep sakat yasalarla oluşturulan ve oluşturulmağa çalışılan ÇIKMAZLARDIR.
Bugün dünyada uygulanan tüm insan yasalarının kaynağını JUDEO-GREK dediğimiz,Yahudi-Roma inancına dayalı bir inanç oluşturmaktadır.İşte bu nedenle insanlık huzursuz,buhranda,sıkıntıda,birbirni aladatan,gemisini kurtaran kaptan,vur-çal-çırp,yeterki zengin ol,ol da nasıl olursan ol..anlayışı hakim toplumda.Bencillik,üç-kağıtçılık AÇIKGÖZLÜLÜK,İŞİNİ BİLİRLİK olarak algılanırken,dürüstlük gösterenler ise SALAK,APTAL,BECERİKSİZ muamelesiyle karşılık buluyor.İşte fark budur.Belki daha fazla örnek yazmak mümkündü,ama gerisini de siz düşünün,siz araştırın .

Wednesday, 23 January 2013

MÜ'MİNİN ÖZELLİKLERİ

ALLAH ,insanları derecelerine göre değerlendirir.İnsanların dereceleri de,yaptıkları işlere (amellere) göre değişir.
"HERKES İÇİN YAPTIKLARINA GÖRE DERECELER VARDIR.RABBİN ONLARIN YAPTIKLARINDAN GAFİL (habersiz) DEĞİLDİR." En'am suresi,ayet-132
  Bu dereceler,Müslüman, mü'min,müttakî olarak Allah'a inanan ,emir ve yasaklarına uymada gösterilen "TİTİZLİK"ve yerine getiriliş çalışmalarındaki performasyonuyla bağlantılıdır.
   Bundan başka,münafık,kafir,müşrik dereceleri vardırki,bunlar eksi derecelerdir.Yani Allah'ı inkarda gittikleri,vardıkları son noktalara göre isimlendirirler,derecelenirler.
  Mü'min orta vasıfta bir derecedir.Alt dereye müslüman,üst derecesine de Müttakî (takva sahibi) denir.Şimdi bu orta sınıf olan mü'minlerin özelliklerine bir göz atalım:
   "GERÇEK MÜ'MİNLER,O KİMSELERDİR Kİ,ALLAH ANILDIĞI ZAMAN KALPLERİ HEYECANDAN ÜRPERİR (titrer,hoşnut olur,seviç duyarlar).ONLARA KUR'ANDAN AYETLER OKUNDUĞUNDA,( bu ayetlerle) İMANLARI ARTAR.ONLAR SADECE RABLARINA BAĞLIDIRLAR." Enfal suresi,ayet-2
   "MÜ'MİNLER O KİMSELERDİR Kİ,NAMAZI GEREĞİ GİBİ  (zamanında ve huşû içinde) KILARLAR.KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN HAK  (Allah) YOLUNDA HARCARLAR." Enfal suresi,ayet-3
  "İŞTE BUNLAR GERÇEK MÜ'MİNLERDİR.ONLARA RABLARI KATINDA DERECELER VARDIR.MAĞFİRETTEDİRLER (bağışlanmışlardır).CENNETTE ONLAR İÇİN SAYISIZ VE TÜKENMEZ Nİ'METLER (ihtiyaç duydukları ve duymadıkları herşey)  VARDIR."
                                                                        Enfal  suresi, ayet-4
Müslüman Allah'a peygamberlere,kitaplara,meleklere,ahiret gününe inanır,fakat Allah'ın emirlerini yerine getirmekte hassas davranmaz,zaman zaman yanlış işler yaptığı da olur.Hatta bazen büyük günah bile işleyebilir.Bu onun Allah ile kendi arasında kurduğu bağın yeteri kadar kuvvetli olmadığna işarettir.Bu gibiler de cennete elbette gider.Ama cennette elde edecekleri nimetler sonsuz değildir bunlar için.Kısıtlıdır,azdır.Halbuki Allah kullarına bol bol nimetler vermek ister.Ama bu sadece Allah'ın vermek istemesiyle orantılı değildir.Allah bu nimetleri elde etmek için bir takım şartlar ortaya koymuştur.İşte bu şartlardan biri de ibadettir.Haramlardan uzak durmaktır.Bunu yapamayanlar sadece müslümanlık derecesinde kalırlar.Ama asıl olan,Mü'min ve hatta Müttakî derecesini elde etmektir.O da yine kulun çalışmasına bağlanmıştır.Allah:"VE-EN-LEYSE,LİL-İNSANÎ İLLÂ MASE'Â"=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR" ayetiyle açıkça belirtilmiştir.Bize düşen bu makamları elde edebilecek çalışmalar (ameller-ibadetler) ypmamızdır.Ama  insanoğlu hem bütün bunları bilir,ama her nedense gereğini bir türlü yapamaz.Bunda nefsi ve Şeytan'i vesvese ağır basıyor sanırım.Ama yine de hayatta iken birşeyler yapalım ve hatta en güzelini,Allah'ın hoşlanacağı şeyleri yapalım.Öldükten sonra pişmanlık fayda vermez.Bir daha bu dünyaya geliş şansımız da yok,bunu da unutmayalım.

Wednesday, 16 January 2013

MÜSLÜMAN ŞUURLU OLMALI

"Ey iman edenler,Allah'ın ve rasulünün önüne geçmeyin ! Allah'tan korkun.Çünkü Allah Semî'dir.Herşeyi işitir.Alimdir."  Hucurat suresi,ayet-1

Bu ayette Allah,açıkça kullarını uyarıyor.Allah ve rasulünün önüne geçmek, kendi fikir ve görüşlerinin,haşâ Allah ve rasulünün görüşlerinden daha iyi olduğunu  ileri sürmek gibidir.bunun ille de sözle olması şart değil,bazen yaşantısıyla insan bunu da gösterebilir.Yaptığı işlerin kendi kafasına göre iyi olduğunu savunur , Allah ve rasulünün dediklerine itibar etmezse,hatta bu zamanda bunlar olmaz diyerek,haşâ Allah ve rasulünün emirlerini küçümserse durum farklı olmaz..Bir müslüman  asla bu yolu seçemez.
Allah böyle davranan ve düşünenleri şiddetle uyarır ve:" De ki,siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsanız! Allah ise göktekileri ve yerdekileri bilir.Allah  herşeyi bilendir." Hucurat suresi,ayet-16
 "Yemin olsun,insanı biz yarattık,bu nedenle,nefsinin ona neler vesvese ettiğini de iyi biliriz. Biz ona ŞAH DAMARINDAN daha yakınız." Kaf suresi,ayet-16
 Şuurlu müslüman şunlara dikkat eder:
1-Allah ve rasulünü her işinin merkezi yapar.Yaptığı işlerde daima ölçü budur.
2-İbadetlerini zamanında yapar.
3-Kur'anı okumayı ve anlamayı kendine görev sayar.
4-Daima örnek müslüman olmak için çalışır,temizliğe dikkat eder.
5-Kumar ve her çeşit  haram kazançtan uzak durur.
6-konuştuğu  ve yazdığı zaman güzel kelimeler seçendir.
7-Hayatında daima Adil olur.Kendi ve yakınları için de olsa bu yolu terketmez.
8-Söz verdiği zaman sözünde durur.Allah sözünde duranları sever.
9-Kurandan öğrendiklerini başkalarına aktarmayı kendine bir görev sayar.
10-Kendine verilen ömrün,hatta aldığı her nefesin bir imtihan olduğu şuuruyla yaşar.