İNSAN
Allah,insanı tarif ederken,önce onun yaratılışını bize anlatır.İnsan yaratılmadan önce çok uzun zamanlar geçti der (İnsan-Dehr suresinde)
Yani Allah,herşeyi ,evreni,kainatı ve içindekileri önce yaratıyor,onları yerli yerine koyuyor ve ardından da insanı çok daha sonra yaratıyor.Yani önce insanın yaşanmasına uygun bir dünya ve o dünyayı içinde saklayan bir kainat ve o dünyayayı çepe çevre kuşatan bir zırh olarak dünyayı Tabakalarla kuşatıyor ki,insana ,yaşamına bir zarar gelmesin diye.
Daha sonra bu dünyanın hammaddesi olan ve adına da “Nefs-i Vahide “ dediği tek hücreli bir varlıktan,önce erkeklik özelliği olan varlığı,daha sonra da aynı Nefs- Vahide denen varlıktan dişilik özelliği olan varlığı yaratıyor.Yani daha ortada Adem ve Havva yokken insanın özü olan erkeklik ve dişilik özelliklerini taşıyan iki varlığı yaratıyor.Sonra da aradan çok çok uzun zamanlar sonra bu iki maddeden,yüzlerce,binlerce erkekler ve kadınlar yaratıyor ve böylece insan varlığı erkek ve kadın olarak yaratılarak bugünkü özellikte bir insan ortaya çıkmış oluyor.Bildiğiniz gibi İNSAN, kadın ve erkek cinsiyetinin ortak adıdır.Dolayısıyla cinsiyetler arasında asla yaratılış farkı yoktur.Biri diğerini tamamlayan iki varlıktır.
Daha sonra,Allah insanlar üzerinden,İnsanın ilk atası Adem üzerinden Cinleri ve melekleri imtihana tabi tutar.İlk imtihanın ilk sorusu,daha doğrusu ilk EMRİ, “Ademe secde edin” oldu.
Melekler bu Emre anında uyarak secde ederken (Ademe itaatlarını gösterirken ) Cinlerin atası olan İblis bu Emre uymadı.Hatta pişmanlık duyup,Allahtan af bile dilemedi. Allah'a karşı durmuş, emre itaatsızlık etmişti. Allah Ona niçin Ademe ilk insana secde etmediğini sorduğunda İblis :" çünkü onu topraktan,beni ise ateşten yarattın.Ateş topraktan daha üstündür" diyerek,yaratılış maddesiyle üstünlük taslamıştı.Sonunda Allah onu makamından indirerek,ona Şeytan adını verdi. Melekler ise Allahın emrine şüphe duymadan,kendilerince sakat yorumlara girmeden verilen emir sahibi Allah olduğu için anında uydular ve gereğini yaptılar.Halbuki melekler NIR'dan yaratılmışlardı.İblisin de Ademin de yaratılış maddesinden daha değerli bir cevherden yaratılmışlardı.Ama bunlar asla bunu öne sürerek,emri tartşmadılar bile.Zira emrin sahibi kendilerini de yaratan Allah idi.
Daha sonra,ikinci imtihan ise Adem ve eşinin imtihanı oldu.Bu imtihan, “Yasaklanan bir meyve” idi.
Allah,Ademe ve eşine bu cennet gibi güzel olan bahçede,yaşayın,herşeyi rahatlıkla yeyin,için ama şu ağaca dokunmayın dedi.
Uzun bir müddet,bu bahçede huzur içinde yaşadılar.Fakat gel görki İblis bunların peşini bırakmadı,sağdan soldan,yandan arkadan sokularak onları kandırmak için çabaladı.Çünkü kendisinin sapıtarak şeytan olmasına Ademin,yani insanın olduğunu biliyor ve insan ve insan nesline karşı kin ve intikam besliyordu. Adem ve eşine yasaklanmış olan meyveden yedirmek için,onları saptırmak için her türlü cambazlığı yaptı.Aynen şimdiki zamanda insanları çeşitli entrikalarla yoldan çıkartma çabasında olduğu gibi.İblis,yani şeytan onlara,Eğer bu yasaklanan meyveden yerlerse,ölümsüz olacaklarını,böylece bu cennet gibi bahçede ebediyyen yaşayacaklarını söyler.Allah bu meyveyi size yasakladıki,sizin belli bir zaman sonra ölmenizi istediği için bunu size yasakladı,eğer ondan yerseniz,asla ölmeyeceksiniz diye onları buna inandırdı ve kandırdı ,aldattı.
Adem ve eşi kendileri için yasaklanmış olan o meyveden yedikleri zaman imtihanı kaybetmiş oldular. Emre uymayarak yasaklanan meyveden yediler ve böylece de,işledikleri bu günah onlara ÇİRKİN olarak göründü.Bazılarının uydurduğu gibi avret yerleri açılıp görünmedi.Oraları zaten ilk baştan beri örtülüydü.Zira Allah "size gökten bir elbise indirdik,ama takva elbisesi daha iyidir." diye şu ayetiyle bu konuda bize bilgi verir:
" Ey Âdem oğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takvâ elbisesi, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar."
A'RAF suresi,ayet-26
Yasaklanan meyveden yedikleri anda,işledikleri günah onlara,günahın belirtisi olarak ÇİRKİN görünmüştü.Onlar bunu görünce rahatsız oldular,
Daha sonra onlar bu ,çirkinliklerini örtmek için o bahçenin büyük yapraklarını kullandılar.
Yani insanın ilk imtihanı buydu,onu da kaybetmişti.İblis,Ademe secde etmeyip de Allah'a karşı gelişinde,hatasından dolayı Tevbe etmedi,pişmanlık da duymadı.Üstüne bir de Allah'tan izin istiyerek,insan neslini saptırmak istediğini bildirdi.Rabbimiz de O'na bu izni o zaman vermişti.Elbette bu da hem şeytanın hem de insanın imtihana tabi tutulması içindi.
Ama güzel olan birşey oldu,Adem ve eşi yasak meyveden yedikten sonra günahlarının çirkinliklerinden dolayı Tevbe ederek bağışlanmalarını istediler ve sonra da Allah tarafından bağışlandılar ama böylece ilk imtihanı da kaybetmiş oldular.İblisten yani şeytan lakabını alan İblisten farkı da budur.İblis pişmanlık duyup da tevbe etmedi,İnsanın ataları tevbe ettiler.
İşte bu da bize gösterirki,insan zaman zaman şeytanın aldatmasıyla günahlara girebilir,ama asıl olan Atalarımız Adem ve Havva gibi günahlarından pişmanlık duyarak tevbe etmeleri ve Rabbinden bağışlanmalarını istemeleridir.
Allah, Bakara Suresi, 160. ayetinde: " Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim." buyurmaktadır.
O günden sonra insan nesli dünyada hep imtihandadır.
İnsanın imtihanı kulluğunun bir gereğidir.Zira Allah cinleri ve insanları kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır.
" Ben cinleri ve insanları, başka şey için değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım."
ZARİYAT suresi,ayet-56
İnsanın imtihanı çeşit çeşittir.Kimi zaman şeytanıyla,kimi zaman nefsiyle,kimi zaman malı ve evladıyla ,hatta sağlığıyla,hastalıklarla,kimi zaman eşiyle,arkadaş ve dostlarıyla.Kimi zaman diğer yaratıklarla,tabiatla,tabiat olaylarıyla,debrem,sel yel gibi.Kimi zaman insan makamıyla,işi ve emeğiyle,hatta fikir ve düşünceleriyle,kaygı ve endişeleriyle,acılarla,işkencelerle imtihan olur.Başına gelen olayların birçoğu kendi elleriyledir.Yani kişinin amelleri onun imtihanıdır.İşte bu nedenle Mahşer günü dediğimiz Hesap günü kullar dünyada yaptıkları amellerinin toplandığı yazıldığı Amel Defterinin içinde kayıtlı olanlarla imtihan olacaktır.
" Yaptıkları her şey Kitaplarda kayıtlıdır ."
Kamer Suresi,ayet-52
" Her insanın amellerinin (yazılı olduğu sahifeyi) boynuna asmışızdır. Kıyamet Günü ona bir kitap çıkarırız. Onu (kitabı) açık olarak karşısında bulur."
İSRA suresi,ayet-13
Amel defterimizde işlediğimiz amellerin zerresinin bile kayıtlı olduğunu göreceğiz.
" ﴾7﴿ Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür.
﴾8﴿ Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.
ZİLZAL suresi ayetler 7 ve 8
İnsan amel defterini eline aldığında :
" Artık kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların, onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, “Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez."
KEHF suresi,ayet-49
Allah insanı tarif ederken insan için
cahildir, azgındır, zalimdir, nankördür, akılsızdır,isyankardır,bencildir,cimridir gibi hoş olmayan sıfatlarla anlatır ki elbette bunlar da doğrudan kulun amellerinin bir sonucudur.
Bunun yanında Kafir,Münafık,Müşrik gibi kötü isimleri de insan için kullanmıştır.
Ama övdüğü insanlar da vardır.Müslüman,Mü'min,Müttaki gibi.
İnsanın en düşük mevkisine Allah şeytan derken,en yüksek mevkisine de Müttaki adını vermiştir.İnsanlardan da cinlerden de şeytanlar vardır.
" “İnsan ve cin şeytanlardan düşmanlar var ettik."
EN'AM/112
Şeytan olmak da,Müttaki olmak da tamamen insanın elindedir.Allah asla kullarını sınıf seçmekte zorlamaz.Dilen iman eder,dileyen isyan eder.Ama sonuşlarına da katlanır.
İnsanın sonu ölümle bitmiyor.Ölümle biten sadece bu dünya ve dünya hayatıdır.Ama asıl olan ahiret alemi dediğimiz bir insan yaşamı varki,orada asla ölüm yoktur.Orada iki yer vardır.Cennet ve Cehennem diye.
Allah kendisinin Razı olacağı amelleri yaparak ölenleri cennete,aksini yapanları da cehenneme koyacağını defalarca uyararak söyler.
Bize düşen gideceğimiz yeri,amellerimizle seçmemizdir.Allah adildir,adaletle hüküm verir.İnsan kendi cennetini de,kendi cehennemini de kendisi,dünyada yaptıkları amelleriyle seçer,kazanır.Yani insanı cennete ya da cehenneme götüren insanın kendi amelleridir.
Ne ekersen,ancak onu biçersin.
Rabbim bizi cenneti kazanacak Hayırlı ve Güzel ameller yapmağa muvaffak eylesin inşeallah.
H.SARI
No comments:
Post a Comment