Tuesday, 17 February 2015

ZAMAN,BİRLİK ZAMANI

ZAMAN, BİRLİK OLMA ZAMANIDIR

17 Şubat 2015, 23:23

İnsanlar değişik amaçlarla,çeşitli birlikler oluştururlar.Bunun ilk çekirdeği ailedir.Kadın ve erkek belli amaç için bir araya gelerek küçük bir toplumsal birliği oluştururlar.
Kimileri ticari birlik olan ortaklıklar yaparlar.Kimileri siyasi birlik için partiler kurarlar ve düşüncelerini,ideolojilerini iktidar yapmak isterler.Kimileri dini ve ideolojik birlikler,kimileri  de bazı hizmetleri  daha kolay ve çabuk yerine getirmek için sosyal birlikler (cami  derneği,Kur'an kursu yaptırma gibi),  kimileri spor klüperini, müzikal grupları,kimileri  de sivil toplum kuruluşlarını oluştururlar.   Kimileri askeri birlikler ,finans birlikleri bankalar birliği, (Dünya bankası ),belediyeler birliği oluştururlar.Hatta bazı birlikler vardır ki,devletin sınırlarından taşarak dış devletlerle birlikler kurulur.Nato,Birleşmiş Milletler,Avrupa birliği,İslam Teşkilatı,Afrika Birliği,Varşova paktı (şimdi yıkılmıştır),İMF (internatıonal Money Faundatıon) gibi.
Peki bu birlikler neden kurulur:El-cevap,güçlü olmak,söz sahibi olmak,daha çok başarıya ulaşmak.....amaçlarıyla..
Burada en önemli ve vazgeçilmez tek şey vardır,o da "GÜVEN "dir.Güvenin olmadığı,sona erdiği  yerde,hangi birlik olursa olsun yıkılır.Bu en küçük birlik olan ailede de böyledir,Birleşmiş Milletler de olsa böyledir.
En uzun ömürlü olan birlikteliklerin başında "inanç" birliği glir. Aynı inanç etrafında organize olmuş toplumlar,bu inançlarından uzaklaşmadıkça,çok kuvvetli birlikler ortaya koymuşlardır.Müslümanların,hristiyanların,Yahudilerin veya başka inançların birliği buna güzel örneklerdir.İslam inacı etrafında toplanmış bir değil,onlarca değişik ırklardan oluşan devletler,zaman zaman imparatorluk haline gelebilen birliklere sahip olmuşlardı.Ne zaman bundan taviz verdiler,uzaklaştılar işte o zaman da yıkımlar,dağılmalar başlamışır.
Müslüman ülkelere saldıran Haçlı birliği de batı hristiyan birliğidir.Dünyayı,egemenliğine alan,ekonomik ve silah gücüne sahip en etkin birlik ise SİYONİZM birliğidir.Bunlar bu ulaşmak için Beynelmilel MASON teşkilatını kurmuşlar ve onların elleriyle dünya hakimiyetine ulaşmışlardır.Siyonistler hedeflerini gerçekleştirmek için sadece Masonları değil,bazen dini görünümlü birlikleri,tarikatları,mezhepleri  de kullanmaktalar.Ekonomik olarak paranın,petrolun,madenlerin ve hatta hatta uyuşturucu ticaretinin kontrolları da ellerindedir.Her çeşit terör örgütnün arkasında da yine bu siyonizm vardır.İnsanlığın bu zalimlerin elinden kurtulması ancak HAKLI bir inanç olan İslama kulak vermeleri,Allah'ı kendilerine RAB ederek,saplandıkları her türlü Tagutlardan uzak durmalarıyla mümkündür.
Birlik konusunda bakın KUR'AN ne der :
 
 BAKARA:43 - " Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin."
AL-İ İMRAN:103 - " Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. "
AL-İ İMRAN:104. " Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır."
AL-İ  İMRAN 105 : "Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. "

ŞURA:13 - " Allah dinden Nuh'a tavsiye buyurduğu şeyi sizin için de bir kanun yaptı ve (Ey Muhammed!) sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye buyurduğumuzu da şeriat kıldı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir."SAF:4 - "  Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever."
HUCURAT-9 : " Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever. "

HUCURAT-10: "Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. "
ENFAL-1 : "... Eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. "
ENFAL-46 : "Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. "
HAŞR -10 : "Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: 'Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten Sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin. "
ENFAL-73 : " İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. "

 Birlik-beraberlik ile ilgili hadisler


"Allah Katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır. Allah nezdinde en sevimsiziniz de arkadaşların arasını açanlardır."
(İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)


"Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz."
(Müslim İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.407)


Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.
(Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)


Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz.
(Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, s. 315)


İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir.
(Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.141)


Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
(Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74-75)


Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir (sevmemektir)."
(Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.140; Ebû Dâvud, Sünnet 3, 4599)


Hazırlayan: Hamza SARI

ŞİDDET TOPLUMU

ŞİDDET TOPLUMU

18 Şubat 2015, 13:56
  • Konu elbette bizim toplumumuzdur. Koca imparatorluğun yıkılması ve ardından  kurulan yeni cumhuriyetin temellerini oluşturan değerler tesbit edilip uygulamaya konulurken,eskiyi,geçmişi terketme,reddetme ve hatta bazen de cezalandırmalarla yok sayıldı.  

     Yeni cumhuriyetin temellerini oluşturan esaslar M.Kemalin şu sözleriyle özetlenmişti: 
  • "Bizim devlet idaresindeki ana proğramımız, (prensiplerimiz) CHP nin altı okunda ifadesini bulan esaslardır. Gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla  bu, asla bir tutulmamalıdır."     
      İşte bu devletin temelleri bu inkârcı felsefe ve prensipler üzerine kuruldu .Bu topluma, bu anlayışla öğretim ve eğitim verildi. Toplum hayatı bu anlayışla şekillendi.Gökten inen ( Allah'tan gelen) ilahi vahye dayalı hayat anlayışı, bu yeni cumhuriyet yönetiminin tek mücadele alanı oldu.Onu değiştirip yok ederek, batı ve özellikle de İngiliz toplum yapısı örneği bu topluma dayatıldı.Karşı gelenler,direnenler birer birer vatan haini damgasıyla yok edildi. Toplumu  ve özellikle de bu batılı dayatmalara karşı gelenleri korkutmak ve gözdağı vermek için "İdam sehpaları " yıllarca meydanlarda kurulu kaldı.   İşe ilk önce geçmişe dayanan tüm değerlerin yok edilmesiyle başlanıldı.Kılık kıfet yasası çıkartılarak,milletin fesi ,başörtüsü yasaklandı,yerine İtalyan yahudisinin üretip de satamadığı fötr şapkayı ithal edip,halkına zorla giydirmeğe kalkıştılar.Karşı gelenler birer birer idam sehpalarında can verdi.Kadına modern görünüm gerekir diyerek başı  açtırıldı  ve  kadını dekolteliğe teşvik edildi.Kadınlı -erkekli balolar düzenleyerek yeni batı tarzı bir toplum anlayışı oluşturulmağa başladılar.Bu balolara eşlerini açıp getirmeyen bürokratlar ya sürüldü,ya da cezalandırıldı.Deniz kıyafetleri adıyla kadınlar mayo giymeye zorlandılar.Hatta güzellik yarışmalarıyla bu açılmalar teşvik edilerek had safhaya ulaştırıldı . Kadına özgürlük adıyla kadın "OSMANLI KADINI" olmaktan çıkartılarak erkeğin cinsel arzularının tatmin edilmesini gıcıklayan bir obje haline getirildi. 

      Kadına özgürlük adıyla,kadın  " sokakların kadını "  olmağa başladı.Birinci görevi "analık "olan kadın ana olmaktan yavaş yavaş uzaklaştırıldı.Böylece toplum "anasız" kaldı. Anasız kalan toplumda,yıkılmalar baş gösterdi.Yetişen nesiller artık ananın değil,sokakların elinde şekil almağa başladı. Kadın sokağa itilmekle  kalmadı,tabir yerinde ise tam bir "sex objesi" haline dönüştürüldü.Filmlerle,tv.şovlarıyla ,reklam aracı yapılarak kadın,kadın olmaktan çıkartıldı.Bunu da "sanat" adıyla topluma sundular.Ahlaksızlıklarıyla zirveye ulaşmış kadın ve erkek müsvettelerine "sanatçı" dendi.Bunların yaptıkları ahlâksız filmler,tv.şovları  bu millete sanat diye yutturuldu ve  dayatıldı.Bu ahlaksız anlayış o kadar ileri gitti ki,şehrin  orta yerindeki parklara  koca koca çırılçıplak  kadın-erkek  heykelleri yaptırıldı.Allah'tan şuurlu belediye başkanları devlet adamları çıkt da "içine tüküreyim böyle sanatın" diyerek bu pislikleri kaldırdılar.Bunların kaldırılmasına da yine en büyük tepkiyi bu Kemalis-laik denenler karşı çıktılar.İşte bu ülkede  böylece toplumda aklâksız,hayasız,ipsiz-sapsız, hırsız,yolsuz,cani  nesiller  oluşturuldu.Değerlerinden uzaklaşan bu nesil artık doyumsuz hale geldi.Ne erkeği,erkeğe,ne de kadını ,kadına benzemez hale geldi. 
     Bir tarafta bunlar yapılırken,insana şekil veren eğitim sistemimiz de tamamen batıya dayalı hale getirildi.İmparatorluk eğitim sistemi  değiştirilerek kökünden kesildi.Hatta  bin yıldan fazla kullandığımız alfabe,bir kararla,bir  günde kaldırıldı.Yerine latin alfabesi kondu.Yani bir günde okuma-yazma bilen,toplum,okuyamaz-yazamaz hale getirildi.Bu bir toplum için büyük bir yıkımdı.Bunun sonucu olarak İmparatorluk mirasına sahip bir cumhuriyet olan ülkemiz,bir daha belini doğrultamadı. İlmi,teknolojiyi,gelişmeyi yakalayamadı.Bizden sonra savaşa giren Japonya,Almanya ve hatta Rusya ,Çin dünyanın gelişen ülkeleri olurken biz okumadığımız,okduğumuzu anlayamadığımız ve daha da önemlisi,millî ve manevî değerlerimizden koparıldığımız için bu gelişmeyi yakalıyamadık.Bu harf değişimyle birlikte Osmanlıya ait ne kadar  yazılmış eser varsa,hepsi hurda kağıt olarak Bulgaristan'a satıldı. 
     Bu toplumu inancından uzaklaştırmak için çeşitli baskı yasaları çıkarıldı.Camileri ahır -meyhane yapılırken,ezanı değiştirildi,Kur'anı yasaklandı.Diktatörce bu toplum  yıllarca yönetildi. Adına denokrasi,cumhuriyet dendi,ama millete "tek parti" yönetimi yıllarca dayatıldı.Seçin dediler,ama ortada tek partiden başka tercih edilecek parti yoktu .Bu böylece 1950 lere kadar sürdü geldi.   Bu dönemde şekilenen toplum  ise ,dinden uzak,maneviyattan yoksun,nemelazımcı,bencil,kavgacı,şiddetle dolu duygularla yetişti ve oluştu.Cumhuriyet dendi,demokrasi dendi,seçim dendi ama hep sonuçta "diktatörler" hakim oldu bu topluma yıllarca.Halk sandıkta seçti, ama onlar  da darbelerle devirip el koydular yönetimlere.    Bu dikta yönetimler halkı kolay yönetmek,yaptıkları pisliklerin anlaşılmaması için de halkı onlarca kamplara ayırdılar.Aralarına nifak,fitne,kin soktular.Yani gökten gelen ilahi vahyin eğitimiyle şekillenen vicdanlı toplum yok oldu,yerine batının "tek dişi kalmış canavar" ca eğitimi sonucunda "canavarlaşmış" bir toplum ortaya çıktı. Sağcı-solcu dediler birbirnin boğazını kestiler.Alevi-sünni dediler,birbirlerini yaktılar,katliamlar yaptılar.Bu da yetmedi,Türk-Kürt dediler 40 senedir bu millein başına PKK denen kanlı belayı sardılar.İşte Kemalist-laik sistemin oluturduğu toplum örneği budur.Şiddet toplumu.  
     Toplumu bu hale getiren bu sistemdir.Bu sistemin diktatörleridir.Bu sisteme çanak tutanlardır,savunanlardır,devamını isteyenlerdir.Bugün kadın cinayetlerinin,uyuşturucu cinayetlerinin,çocuk kaçırmaların,hırsızlık yapanların,terör çıkartanların,topluca halka zulmedenlerin,milleti ,yüce bir millet olmaktan  çıkartanların sorumlusu bunlardır. Gökten  (Allah'tan) gelen ilahi vahye karşı savaş  açanların bu zulmüne son verilmedikçe bu şiddetler artarak devam edecektir.Bunun tekrar seven,sevilen,saygı duyan yani "sevginin-hoşgörünün" olduğu bir toplum olmanın tek ve vazgeçilmez yolu,yeniden İlahi vahye yönelmektir.Onun esaslarını yerleştirmek,prensipleriyle yeniden bir toplum oluşturmaktır.Bu uzun zaman alsa da  bu böyledir.Gerçek asla değişmez.Allah :

"Bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." buyurmuştur.  ( Enfal sûresi, 53)

Peki bu Kemalistlerin,laiklerin inkâr ettikleri,inkâra kalkıştıkları ve değiştirmek istedikleri  ilahi vahiyle nasıl bir toplum hedefleniyordu buna bir bakalım.İşte emredilen ilahi vahiy ve hedeflenen toplum:

1-Allah'tan başka tanrılar edinmeyeceksin.

2-Kendine yeni putlar edinme,kula kulluk yapmayacaksın.

3-Rabbinin ismini boş yere ağzına almayacaksın. (Yalan söylemeyeceksin)

4-Babana ve anana hürmet edeceksin.

5-Suçsuz yere insan öldürmeyeceksin.  ( Suçsuz yere bir kişiyi öldüren,tüm insanlığı öldürmüş gibidir.)

 6-Zina etmeyeceksin,sarhoşluk verici şeylerin,büyücülüğün,falcılığın şeytanın pislikleri olduğunu bileceksin.

7-Çalmayacaksın. (yolsuzluk yapmayacaksın).Hırsızlık yapanın elini keserek en ağır cezaya çaptıracaksın.

8-Komşuna karşı iyi davranacaksın.Onun malına,ırzına,namusuna göz koymayacaksın.

9-Yalan yere şahitlik  etmeyeceksin.Adaleti yerine getiren,adalet örnekleri olacaksın.

10-Emrin altında çalışan ve yönettiklerine asla zulüm yapmayacaksın. Haklının hakkını vereceksin.

11-Sizin mallarınız üzerinde,fakirlerin de hakkının olduğunu unutmayacaksın.Allah için bu hakları yerine getireceksin.

 12-Evlatlarınızın ve mallarınızın ,sizin için bir imtihan olduğunu unutmayacaksın.Onları bu anlayışla kazanacaksın.


Buna benzer emirler,hemen hemen tüm ilahi kitaplarda mevcuttur.Şimdi bu prensipler doğrultusunda eğitilen,şekillenen bir toplumda  şiddet olur mu? OLMAZ elbette.İşte bu toplum, bu yola  dönmek ,bu prensipler doğrultusunda eğitime tabi tutulmak,bunu gerçekleştirici yasalar çıkarmak zorundadır.Herkesin başına bir polis dikemezsin,ama herkesin kalbine ,aklına,vicdanına bu prensipleri rahatça yerleştirirsin.yerleştirmek istemeyenleri de cezaların en ağırıyla cezalandırırsın.Bugün adaletsiz,hukuksuz bir toplum yapısı olduğundan haksızlığa uğrayan kendi hakkını bizzat kendi  almak için yola çıkıyor ve kan davaları uzayıp gidiyor.Halbuki İlahi mesajlarda yer bulan "KISAS" uygulansa bütün bunlara son verilir.  Yani kısacası Kemalizmin dikta ettiği laik sistemin sakatlığı artık belgelendi.Bu millet tarihine,millî ve manevi değerlerine geri dönmek zorundadır.Şiddet toplumu olmaktan ancak bu yolla kurtuluruz.


Hamza SARI 


Thursday, 12 February 2015



KUR'ANDAN AYETLER :
“Ey iman edenler! Küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin.Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerdir.” (Tevbe: 23)
Bu ayeti duyan,bilen başka imansızları hiç dost edinir mi?
---------
“Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Bilsinler ki şeref ve kudret tamamen Allah’a aittir.” (Nisâ: 139)
---------
“O size kitap’ta şunu indirdi:
Allah’ın âyetlerine küfredildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze geçmedikçe yanlarında oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz.Doğrusu Allah münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (Nisâ: 140)
---------
“Kâfirlere ve münafıklara itaat etme!” (Ahzab: 48)
Ayet gayet açıktır.
--------
“Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah ile hiç bir dostluğu kalmaz.” (Âl-i imran: 28)
---------
“Eğer onlara uyarsanız siz de müşrik olursunuz.” (En’am: 121)
Kime uymamızın uygunluğu anlatılır.
---------
“Kim Allah’ı, Peygamber’ini ve inananları dost edinirse bilsin ki, Allah’tan yana olanlar şüphesiz üstün gelirler.” (Mâide: 56)
---------
“Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğu zaman onların imanlarını artırır ve yalnız Rabblerine tevekkül ederler.” buyuruyor. (Enfâl: 2)
----------
" Faydalı olacaksa öğüt ver. Allah’tan korkan öğüt alacak, bedbaht olan ise ondan kaçınacaktır.” buyuruyor. (A’lâ: 9-10-11)
---------
“Fitneden eser kalmayıp ve din de tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin. Eğer vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını görendir.” (Enfâl: 39)
---------
“Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et! Onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür!” (Tahrim: 9) -Not:Bu ayet inanmayanlarla ciha-savaş halindeki davranışı vurgular.Barış anı değil.Barış anında ise:
---------
".....O halde yumuşak ve iyi davran." Hicr suresi-85
-----
Mü'minlere karşı davranışlarımızı da şu ayet özetler:
O zaman Allah'tan bir rahmet olarak onlara yumuşak davrandın! Şâyet sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından ayrılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.[Al-i İmran-159 )
-------
Bir hadis-i Şeriften bize davranış öğüdü :
“Münafık adamlara ‘Efendi’ diye hitap etmeyin. Zira o, efendi denilerek büyütülecek olursa, Allah’ın sevmediğini tâzim ettiğinizden dolayı, Aziz ve Celil olan Rabbinizin gadabını celbetmiş olursunuz.” buyurmuştur. (Ebu Dâvud)
Ne kadar güzel bir söz değil mi? Müslüman olmayana değer verilmez.Değer ölçümüz " Allah'a iman " olsun.
-------
Cumanız mübarek olsun.Kur'anı anlayan ve Allah'ın istediği ölçüde kul olarak yaşamak nasip etsin İnşallah.Allah'ın selamları mü'minler üzerine olsun. (AMİN)


Hamza SARI

Monday, 9 February 2015

HANGİ SINF MÜSLÜMANSINIZ...

HANGİ SINIF MÜSLÜMANSINIZ..

10 Şubat 2015, 01:08
Allah,Kur'anda mü'minleri  şöyle tarif eder:"Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir."(HUCURAT-15) 
  1. " Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir. O'nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler. (Enfal Suresi, 2)  23:1 - Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir, 23:2 - Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler, 23:3 - Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler, 23:4 - Onlar ki, zekatlarını verirler, 23:5 - Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,23:6 - Ancak eşleriyle birlikte olurlar. 23:7 - Şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar , haddi aşan kimselerdir. 23:8 - Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler, 23:9 - Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler, 23:10 - İşte asıl onlar varislerdir  (Allah'ın vaad ettiği cennetin varisleridir). 23:11 - Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.

    Müslüman , teslim olan,islama giriş yapandır.Mü'min ise dinin gereklerini yapandır.

    ''Bedeviler (dine yeni girenler)  iman ettik dediler. De ki iman etmediniz fakat teslim olduk (İslam  dinini kabul ettik-müslüman olduk ) deyin.  (Zira) Henüz iman kalplerinize girmedi. (Daha islam dininin gereklerini  yerine getirmediniz)  Eğer, Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Allah Gafur'dur  Rahim'dir'' (Hucurat-14)

    Kur'anda bu ayetlere benzer,daha onlarca ayet vardır.Allah'ın tarif ettiği veya olmasını istediği müslüman,mü'min böyle olmalı veya bu özelliklere sahip olmalıdır.Şimdi gelelim bu günün müslümanları nasıl ve hangi özellikler göstermekteler,onlara bakalım:
    1-MEZHEPÇİ MÜSLÜMANLAR: Bilindiği gibi günümüzde çeşitli mezheplere mensup olduklarını ifade eden müslüman çeşitleri vardır.Mezhep çeşitliliği kadar müslüman çeşiti var.Bunlar her ne kadar kendilerini "HAK MEZHEP" olarak kabul etseler de sonuçta,müslüman olduklarını ifade ederken, "Ben Hanifiyim,Şafiiyim ,Malikiyim " gibi İmamların ( din alimlerinin) adlarıyla anılan mezheplere bağlı olduklarını söyleyerek ifade ederler. Bazıları da takip edilen yol anlamında olan EHL-İ SÜNNET veya ŞİA (şii) adıyla kendilerini ifade ederler.Bunlar kalabalık bir nüfusu içine alanlardır.
    Bunların dışında,Vahhabilik,Rufailik,Mehdilik,Mutezile,Cebriye,Selefilik ve daha başkaları...da vardır.Bunlar mezhepsiz bir müslümanlığın asla olamayacağına şartlanmışlardır."Mezhepsizliği" adeta "dinsizlik" ile aynı eş anlamda,eş değerde görürler.Mezhep imamlarına bir söz söylendiğin de,sanki bir peygambere söz söylenmiş gibi algılarlar ve bunu  kendi dinlerine bir bir hakaret sayarlar.En tutarsız iafadeleri ise: "sen mezhep imamından daha mı iyi bilirsin,sen kendini ne sanıyorsun " ifadesidir.Bunlar mezheplerin hiç olmadığı peygamber,sahabe,tabiin ve daha sonraki yıllardaki müslümanlığın varlığını hiç akıl etmezler.Mezheplerin peygamberin ölümünden yüzyıllar sonra ortaya çıktığını bile düşünemezler.Adeta sanki dinler bu mezhep imamları tarafından açıklanmış,ortaya konmuş gibi algılarlar.Bunların dışında bir dini algılamayı "sapıklık" kabul ederler.Halbuki Allah:
    "Allah katında din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki, Allah'ın hesabı çok çabuktur." AL-İ İMRAN-19
  2. 2-PARTİCİ MÜSLÜMANLAR : Günümüzde partilerin sayısı kadar da partici müslümanlar vardır.Her ne kadar kendilerine genel anlamda müslüman adı verseler de ,söz konusu partileri ve ideolojileri olunca,Kur'anda anlatılan ve tarif edilen müslümanlık yok olur gider. partilerinin çıkarları doğrultusunda müslümanlıkları da şekil alır. Bu anlayışta olanlar  müslümanlıklarını ortaya koyarlarken hep parti çıkarları,lidere bağlıkları öne çıkar.Her ne kadar Kur'anın anlattığı müslümanı tarif etseler de uygulamaları tam anlamıyla partilerinin veya ideolojilerinin tarifine ve hayat görüşüne uygundur ve onu yansıtır.Bu tipler, ülkelere göre de değişkenlik gösterse de sonuçta aynıdır.Partici müslümanın gözünde parti lideri 1.numaradır.o müslüman,onun kölesi gibidir.Onun için partisinin söylemleri,liderinin  söylediği esastır.O ne söylemişse doğrudur.Ona karşı laf söyleyemediği gibi, laf-söz de söyletmez.Söyleyeni  de derhal bozgunculukla ve hatta kafirlikle bile suçlar.Bu tipler için partisi din,lideri adeta din lideridir hata yapmaz.Hatasını görse ,bilse bile asla söylemezler,görmezler ve asla söyleyebilecek cesareti bile gösteremezler.Partilerine ve parti liderleri aleyhine söz söyleyen hangi müslüman olursa olsun,onu düşman ve hain görür.Zaman olur ona hakaretler eder ve hatta canlarına bile kasdederler.Bunların "DAVASI" dinleri değil,partilerinin başarısı,iktidar olmasıdır.

    3-TARİKATÇI- CEMAATÇI MÜSLÜMANLAR : Bazı müslümanlar kendilerine bazı efendiler,rehberler,önderler kabul ederler ve onların anlattıkları,önerdikleri yolları,yaşam tarzı olarak seçerek,kendine has  yaşam biçimiyle  bir müslümanlık örneği gösterirler ve bu yolda olanların ancak kurtuluşa ereceğine inanırlar.Bunlar da edindikleri efendilerinin,şeyhlerinin çeşitiliği kadar çeşitlidirler.Onlar da Kur'an derler,ama söz konusu  uygulama olunca efendilerinin sözü öne geçer.Bunlar kurtuluşu şeyhlerine teslimiyette ve şartsız itaatta görürler.Bunlar din kardeşi olarak tarikatlarındakileri kabul ederler.Öncelik onlaradır. Halbuki Allah :
    " Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz."  (Hucurat-10)  diye buyurmuştur.
  3. Bu tipler, Allah'ın verdiği "müslüman" ismi,sanki yetmezmiş gibi bir de bulundukları cemaatıntarın,tarikatın,meşrebin adıyla anılmak istenirler. Nurcular,Süleymancılar,Nakşi bendiciler,Rufailer,Gülenciler vs. gibi.

    4-MENFAATÇI MÜSLÜMANLAR : Bu sınıftakiler,değişik gruplar da olsalar da,söz konusu menfaat olunca,bir noktada birleşirler.Ortak noktaları menfaattır,çıkardır,makamdır.Bu tipler için Kur'anın emirleri pek dikkate alınmaz.Hatta işlerine gelmeyince kulak ardı bile  ederler.Ya da ayetleri kendi heva ve heveslerine uydururlar.Bu tipler,çıkarları ve elde edecekleri makamları için dini,dini yaşamını anında terkedebilirler.Tesettürlüyse açılabilirler,namazı-orucu bile terkettikleri gibi ,çıkarları sözkonusu olunca, dinsizlere hoş görünmek,onlar gibi olduğunu göstermek için içki bile içerler,diskolara ve uygunsuz yerlere de gidebilirler.Yani bunların dini "menfaattır" artık.

    5-AJAN MÜSLÜMANLAR : Bu da nerden çıktı demeyin.Bugün öyle müslüman olduklarını söyleyenler varki,başkaları adına ajanlık yapmayı görev sayarlar.Hatta bu ajanlık yaptıkları ülkeler islam düşmanı ,müslümanlara zulmeden ülkeler bile olsa ,bu tipler asla işin bu tarafını düşünmeden onlara hizmet eder ve onlar adına ajanlık yaparlar.Kendilerine sorulduğunda da "elhamdulillah müslümanım" demekten de utanmazlar. Paralel yapı kod adlılar buna en güzel örnektir.Terör örgütleri olarak adlandırılan El-Kaide,IŞID,BEDAŞ,BOKO HARAM,-EL-ŞEBAP,PKK, gibiler  hep bu sınıftandırlar.  Bunlar hep müslüman,görünüp,müslümanları katleden,arkadan vuran,hainlik yapan,İslamı kötü gösteren adı müslüman,kalbi küfür dolu olanlardır.

    6-BAŞKA DİNLERE VE ÖRGÜTLERE HİZMET EDEN MÜSLÜMANLAR : Bazı müslümanlar vardır ki,islam dininin asla kabul edemeyeceği din mensuplarıyla ortak çalışmalar içinde olurlar ve onlarla işbirliğinden çekinmezler.Hatta bazıları vardır ki,beynelmilel faaliyetlerde bulunan örgütlerle, o  örgütlerin emelleri ve hedefleri doğrultusunda  şerefsizce çalışmayı şeref sayarlar.Mason örgütlerinde çalışan müslüman olduklarını sananlar buna en güzel örnektir.Elbette bunlar arasında "dinlerarası diyalogçuları" da zikredebiliriz.

    7-SORUMSUZ MÜSLÜMANLAR : Bazı müslümanlar,etliye-sütlüye karışmazlar.Neme-lazımcıdırlar.Dünya batsa umurlarında olmazlar.Sorumluluk altına girmezler,sorumluluk almazlar.İşi başkası yapsın biz hazıra konalım diyenlerdir.Bu tipler toplumda çoktur.Bazı müslümanlar da vardır ki,dünyayı terkettiklerini söylerler.Dünyalık birşey yapmazlar.Tembelliklerine kılıf olarak da "kefenin cebi yok ki" sözünü kullanırlar Hatta bazıları kendilerini softalığa vururlar.Kendilerini dünyadan el-etek çekmiş kisvesine bürürler.Başka müslümanların dertleriyle,problemleriyle asla ilgilenmezler.Çoğu zaman ailelerini bile ihmal  ederler.Bu konuda Allah uyarıda bulunur:

    " Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'ın katındadır. " (Enfal-28) de buyurmuştur.

    8-MÜSLÜMAN GÖRÜNENLER : Bunlar,bir anlamda "münafıklardır".Görünüşte müslüman olduklarını söylerler.Hatta bazıları,dedelerinin,babalarının hacı-hoca olduklarıyla bile yeri gelince övünürler.Hatta ve hatta bazıları soysuzluklarınıgizlemek için soylarını peygambere dayarlar ve "Seyyid" olduklarını savunurlar.Ama yaptıkları işler,yaşam biçimleri kelimenin tam anlamıyla "kafircedir,münafıkçadır" bunlar çok tehlikelidirler.Zira bunlardan gelebilecek tehlikeleri müslümanlar ilk bakışta kavrayamazlar,aldanırlar,aldatılırlar.Bu tip müslüman görünenlerde en belirgin özellikler:- Konuştukları zaman yalan söylerler.-Birşey emanet etseniz,ona ihanet ederler. -Söz verip,sözlerinde durmazlar.Sürekli müslümanların aleyhinde olurlar ve çalışırlar.İçleri kızıl ,dışları yeşildir.Peygamber a.s :
    . مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا

    “Bizi aldatan bizden değildir.” buyurmuştur.
    [Müslim, Îmân 164, Fiten 16]

    9-AHKAM KESEN MÜSLÜMANLAR :Bu tipler kendileri yaşamadıkları halde islamdan,Kur'andan dem vuranlardır.Tabir yerinde ise  "mangalda kül bırakmayanlar"dır.Bunlar bol bol nutuk atarlar.Olduklarından fazla görünen "tavuz kuşu" misali gibi.Bunlar için Allah: 
    ”Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?(Sâf–2)
  4.  “Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.(Sâf–3)
10-SÖZÜ ÖZÜNE UYMAYAN MÜSLÜMANLAR :Bazı müslüman tipleri vardır ki,söyledikleriyle yapıkları,yaşam biçimleri birbirine uymaz,zıddır.Bunlar çok kötü örneklerdir.Bu konuda,sonradan müslüman olanların,bunları kasderek ,"Eğer biz sizlere baksaydık asla müslüman olamazdık,çünkü yaşamınız Kur'anın tam tersi" sözleri çok önemlidir. Bu tiplerin bir adı da "münafık"tır.
Allah bunları şöyle anlatır:

" İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir." (Bakara Suresi, 8)

" (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller." (Bakara Suresi, 9)

" Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır. "(Bakara Suresi, 10)
  1. 11-HADİS MÜSLÜMANLARI : Bu tip müslümanlar,elbette Kur'an kutsal kitabım,ona bağlıyım,ona uyarım der,ama Kur'andan pek haberi yoktur.Dinin temel kitabı Kur'andır der ama,iş hadislere gelince,"olur mu,peygamberin de sözlerini dışarı atamayız derler ve bu sözlerde uydurmalar  olabileceğine asla inanmaz,kabul etmezler.İşte bu sözler "Kütüb-ü sitte" denen 6 kitapta geçmişse bunlarla amel etmek onlar için bir esastır.Hatta bu hadisleri kabul etmeyenler dinden çıkar,kafir olur bile derler.Halbuki,din Allah'ın dinidir.Allah dininde ,hükümlerinde asla "ortak-şerik" kabul etmez.Buna "şirk" der.Şirki ise en büyük günah sayar.Ebedi cehennem olarak ceza ile korkutur.Ama bu tip müslümanlar bunu asla dikkate bile almadan,peygamber ne söylediyse ve bu sözler de bu hadis kitaplarında geçiyorsa buna uymak "farzdır" derler.Halbuki farz,Allah'ın "uyun- yapın" dediği Kur'an ayetiyle emredilen yasalarıdır.Allah,insanları sadece kendi kitabından sorguya çekeceğini ifade eder. (Zuhruf-44).Bu tip müslümanlarda dini anlayış tam anlamıyla din dışı hurafelerle doludur.İslam düşmanları,Kur'ana el uzatamadıkları için,islama sokmak istedikleri hurafeleri,sapıklıkları kolayca bu yolla (hadis adında) sokmuşlardır.Örneğin islamda,"RECM" (zina yapanın taşlanarak öldürme ) cezası yoktur. Fakat bunu savunanlar buna rağmen bunun bir emir olduğuna inanırlar.Kabir azabı,şefaat,kıyamet alametleri,miraç olayı,deccal,mehdinin gelmesi...vs.gibi inançlar Kur'anda  ve islamda yoktur.Ama bu yolda olanlar için adeta bunlr inanmanın zorunlu olduğu konulardır. Allah:
     "Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız."  HAKKA SURESİ-44-47 buyurmuştur.

  1. 12-DİNDEN PARA KAZANAN MÜSLÜMANLAR : Bazı müslüman tipleri var ki,dini adeta bir kazanç kapısı görmüşler.Son dönemlerde TV.hocaları buna çok güzel örneklerdir.Anlattıkları gerçekten islam dini olsa,gam yemem de,anlattıkları hayal ürünü hikayeler,%90 uydurma rivayetler (hadis derler ya).Allah adına kimilerini cennete,kimilerini cehenneme koyan tipler.Yani insanları "Allah ile aldatanlar"dır.
     "Allah ehli kitaptan, kitabın içindeki emirlerini insanlara açıklayacaklarına ve o emirlerden hiçbir şey gizlemeyeceklerine dair kesin söz almıştı. Verdikleri sözleri arkalarına attılar ve az bir ücret karşılığında sözlerini sattılar. Satın aldıkları şey ne kadar kötü."  Al-i İmran -187” buyurmuştur.
    13-CAHİL MÜSLÜMANLAR : İslam ilmi,gelişmeyi,teknolojiyi emrettiği halde,bu tipler dinlerini bilmezler.Bilmek ,öğrenmek için de çaba göstermezler.Bunlar sadece müslüman oldukları söylemekle yetinirler.Dinleri hakkında bir soru sorulsa,hemen  "ben hoca değilim" diyerek sorumlulukktan kaçarlar.Dini konuda hemen hemen hiç bilgi sahibi değillerdir.Bu tipler maalesef çoğunluktadır.Cahil müslümanların en belirgin örnekleri ise kurtuluşu,yardımı  Allah'tan değil de ya bazı insanlardan,ya da  "YATIR" denen ölü mezarlarından,muskalardan,büyülerden beklemeleri, ümit etmeleridir.Bunlar en ufak bir sıkıntılarında hemen yatır denen,evliya kabul ettikleri,ermiş dedikleri kişilerin mezarlarına koşarlar.orada dua etmeyi,mum yakmayı,tavuk-horoz kesmeyi,hatta çaput bağlamayı kutsallık sayarlar.Bazıları da ölüleri için ilahiler ve mevlidler okutmayı bir görev sanarlar.Böylece sevap aldıklarını umarlar.

    14-ATALARININ YOLUNDA GİDEN MÜSLÜMANLAR: Bazı müslümanlar vardır ki,hiç düşünmeden,araştırmadan atalarından ne gördüyse onu din olarak kabul ederler.Ataları hata yapsa bile bunlar bundan vazgeçmezler.Gelişmeye,araştırmaya kapalıdırlar. Bunların hataları söylendiğinde: "biz babalarımızdan böyle gördük,böyle öğrendik " derler.Kendileri hiç araştırma yapmazlar.
    "Onlara, "Allah’ın indirdiğine uyun" dendiği zaman, "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu bulamamışlarsa? Kâfirlerin hali, bağırıp çağırmak dışında bir şey duymayan, yine de haykıran kişiye benzer. O kâfirler sağır, dilsiz ve kör oldukları için akledemezler."  [BAKARA- 170, 171]

    " Kâfirler Allah’a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmez. Onlara, “Gelin Allah’ın indirdiği Kitaba ve Resule uyun” denildiğinde, “Atalarımızın yolu bize yeter” derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyse? " 
     [MAİDE- 103, 104]
      15-DİNDEN ÇIKAN MÜSLÜMANLAR: Bazı müslüman oldukları söyleyenler vardır ki,gerçekten dinden çıktıklarının,küfre girdiklerinin farkında bile olmadan yaşarlar.Allah'ın bir ayetini inkar edenin dinden çıkabileceğinin farkında bile olmadan, Allah'ın ayetleri için bu zamanda bunların hükmü yoktur veya geçmezler,uygulanamazlar gibi laflar ederlerse dinden çıkarlar.
    "İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir. " NİSA-137
      Şu da  mutlaka bilinmelidir ki,Peygamberler,sadece bir elçidir.O kendi kafalarına göre din koyamaz.Dinden çıkarmalar ya da dine eklemeler yapamaz.O heva hevesinden birşey söylemez.Yani peygamber,Allah ne bildirdiyse onları bildirmiştir.Ne bir eksik,ne de bir fazla yok.Peygamberi böyle anlamak ve kabul etmek zorundayız.Peygambere bu görevin dışında başka bir misyon vermek yakışmaz.Ona ve Allah'a iftiradır.
Bu arada,sünnet ile hadisi karıştırmamak gerek.SÜNNET:Peygamberin Kur'an ayetlerine uygun olarak yaptığı uygulamalar,yaşam tarzıdır.Hükümler,yaptırımlardır.Bunun dayandığı kaynak doğrudan KUR'ANIN KENDİSİDİR.  Allah:

"..
 Hüküm sadece Allah'a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” YUSUF-40
 "Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendileridir" MAİDE-44 buyurmuştur

HADİS ise,peygamberin söylediği kabul edilen sözlü ifadeleridir.Peygamber zamanında,sözlerini asla yazdırmamıştır.Bazıları yazdırdı deseler de dayanaksızdır.Kılıf bulmaktan  i
leri geçmez.Hadisler,ilk defa peygamberin ölümünden 100-150 yıl sonra söz konusu alimlerce toplanmağa başlanmıştır. Bu kadar geçen zaman içerisinde bu sözlerin %100 doğruluğu elbette kabul görmez.Mutlaka ilaveler,eksiltmeler olabilir.Daima bu olasılığı göz önünde bulundurarak hadislere bakmalıyız.Ve hele hele,bir söz ki, Kur'an ayetiyle zıd düşüyorsa,ya da Kur'ana dayanan bir tarafı yoksa asla hadis olarak kabul edilemez.İsterse bu iafadeler söz konusu hadis kitaplarında da geçse yine kabul edilemez.Çünkü dinde tek ölçümüz  KUR'ANDIR.Dinin temel ve tek kaynağı odur.İnsan sözü asla din olarak alınamaz,isterse bu söz peygambere ait olduğu söylensin.Zaten peygamber de asla böyle bir söz söylemez.
Dini,yanlış anlatanların başında,din adına görev yapanlar gelmektedir.Bunlar Kur'ana dayalı din yerine hurafelerle dolu ,uydurma hadislere dayalı yalan- yanlış bilgilerle dini anlatmalarıdır.Halbuki,peygamber yolu bu değildir.peygamber ilahi vahiyden başka insanlara din olarak birşey anlatmadı.Dini anlatan hocaların %90 nı Kur'anın anlamını bile bilmekten uzaktalar.Kendileri bilmedikleri Kur'anı,halka nasıl anlatsınlar.Maalesef günün müslümanları da hep onların ağızlarına bakar oldular.Onlar da bunu fırsat bilerek,halk içinde üstünlük tasladılar.Halbuki üstünlük ancak takvadadır.
 Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyıp sâhib çıkmanız için milletlere, sülâlelere ayırdık. Şunu unutmayın ki ALLÂH'ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvâda en ileri olanınızdır. Muhakkak ki ALLÂH herşeyi bilir, her şeyden hakkıyla haberdârdır." HÜCURAT SURESİ-13

Hamza SARI 

Monday, 2 February 2015

TÜRKİYE'DE GÖREV YAPMIŞ VE HALEN DE GÖREVDE OLAN SABETAYLAR

İNTERNET KAYNAKLARINA GÖRE TÜRKİYEDE AKTİF GÖREVLER ALMIŞ SABETAYLAR :
Türkiye'de Sabetaycı olduğunu söyleyerek 1969 yılında resmi makamlara Musevi olmak üzere başvuran bir kişi bulunmaktadır: Ilgaz Zorlu… Resmi rakamda, bu nedenle bir kişidir.Ama kayıtdışı ise binlercesi var..
Bunlardan internette gçen bazılarının isimleri şöyledir: İSMAİL CEM, HÜLYA AVŞAR ,BEHİCE BORAN,KEMAL DERVİŞ
“Derviş ailesi Sabetayistlerin Kapanî kolunun lideridir.” CEM BOYNER, BEHİCE BORAN,GÜLBEN ERGEN,DİNÇ BİLGİN,TANSU ÇİLLER,YAŞAR KEMAL,SAMİ KOHEN
(Kaynaklara göre Sami soy adını kullananlar, çoğunlukla Sabetayist’tir),DENİZ AKKAYA, NAİM TALU,(N. Talu Cumhuriyet Türkiye’sinde Başbakanlık koltuğuna oturabilmiş ilk Sabatiysttir.) ALTAN ERBULAK, YUNUS NADİ,SEDAT SİMAVİ,YILMAZ ERDOĞAN,AYŞE ARMAN,SERTAP ERENER,ÇEVİK BİR (meşhur 28 şubat post modern darbenin başı olan general),RAHŞAN ECEVİT,
Sabetay Sevi'nin yolundan ilerlemeyi şiar edinmiş, din edinmiş ünlüler ise: serdar bilgili,soner yalcın,çolpan ilhan,çetin tekindor,çiğdem talu,doğa rutkay ,derya alabora,cem davran,gönül yazar,halit ziya uşaklıgil,
,halide edip adıvar,peker açıkalın,ilgaz zorlu, latife hanım,tevfik rüştü aras,sezen aksu, aşkın nur yengi,rutkay aziz, kenan evren,alp yalman,sabahattin zaim,cevat babuna,ajda pekkan,öykü berk,fatin rüşdü zorlu,
BAŞKA BİR KAYNAKTAN :
SİYASİLER: Rahşan Ecevit İsmail Cem Tansu Çiller Şükrü Sina Gürel Ercan Karakaş Bülent Tanla Coşkun Kırca Kemal Derviş Câvid Bey Nuri Conker Ahmet İsvan Osman Kibar Hayrettin Erkmen Turan Güneş Sebâti Ataman Emre Gönensay Naim Talû Salih Bozok Aka Gündüz Turhan Kapanlı Mithad Şükrü Bleda Sümer Oral Ali Dinçer Ekrem Alican Cem Kozlu Fatin Rüştü Zorlu Sabiha Sertel Ş. Hüsnü Değmer Kıbrıslı Kâmil Paşa Ahmed Vefik Paşa Faik Nüzhet Tayyibe Gülek
SİNEMA VE TİYATRODA : Haldun Dormen Hulûsi Kentmen Ayhan Işık Kenan Işık Aziz Rutkay Doğa Rutkay Aziz Basmacı Yıldız Kenter Müşfik Kenter Leyla Gencer Halûk Bilginer Memduh Yükman ,
TELEVİZYONDA: Ali Kırca Ali Baransel M. Ali Birand Murat Birsel Deniz Arman
BÜROKRASİDE : Gazi Erçel Metin Yalman Osman Olcay Osman Kulin Sadun Terem Kaya Toperi Gaazi Yaşargil S. Kâni İrtem Onur Öymen Özdem Sanberk Hüseyin Poroy
GAZETECİLİKTE : Güneri Civaoğlu Cüneyt Arcayürek Ahmed Emin Yalman Nazlı Ilıcak Cengiz Çandar Canan Barlas Altan Öymen Örsan Öymen Abdi İpekçi Nail Güreli Güngör Mengi Yusuf Ziya Ortaç Ali Sirmen Aydin Emeç Çetin Emeç Ülkü Arman Sedat Simâvî Erol Simâvî Ali Nâci Karacan Nadir Nâdi Abalıoğlu Yunus Nâdi Abalıoğlu Ali Gevgilli Ruhat Mengi Leyla Umar İlker Sarıer Hasan Tahsin Murat Birsel Fazlı Necib Necmi Tanyolaç Yılmaz Çetiner
EĞLENCE DÜNYASINDA : Sezen Aksu Nilüfer Burak Kut Neco Sibel Egemen Ciğdem Talu Egemen Bostancı Murat Arkan Perran Kutman Harika Avcı Ozan Orhon Işıl Özışık Serbest Meslek Atilla Dorsay Cemil İpekçi Uğur Civelek Yıldırım Mayruk Muvaffak Benderli Karikatüristler Cemal Nadir Güler Semih Poroy Ali Ulvi Ersoy Altan Erbulak Tekin Aral Oğuz Aral Piyale Madra Bedri Koraman
SANAYİ VE TİCARET ALANINDA : - İşadamı Nejat Eczacıbaşı Bülent Eczacıbaşı Feyyaz Berker Feyyaz Tokar Cem Boyner Ali Koçman Dinç Bilgin Can Paker Ömer Çavuşoğlu Halil Bezmen Dilber Ailesi Rona Yırcalı Selahattin Göktuğ Fuad Sâdıkoğlu Ferdi Vardarman Öner Akgerman M. Cemil Merzeci Ziya Taşkent Cem Uzan Ali Koç
YAZARLARDAN: Hâlide Edip Adıvar Orhan Pamuk Yaşar Kemal Muazzez Berkand Nâzım Hikmet Ran Azra Erhat Vedat Nedim Tör Yaşar Nâbi Nayır Celal Sâhir Erozan Emil Galip Sandalcı Ali Cânip Yöntem A. Hamid Tarhan Şinasî
ÜNİVERSİTE SAHASINDA:Kemal Gürüz Kemal Alemdaroğlu Nermin Abadan-Unat Sulhi Dönmezer Talât Halman Gündüz Gedikoğlu Eser Karakaş H.Veldet Velidedeoğlu Sıddık Sâmi Onar İlhan Arsel Sâhir Erman Bülent Tanör Nur Serter Tunç Erem
ASKERLERDEN : Çevik Bir Ali Fuad Cebesoy Am. Sait Halman Tuğg. Halit Göktuğ Yarb. Selim Soley Tümg. Ömer Z. Dorman Kur.Alb. Osman Köksal Tümg. Sırrı Öktem Gen. Cahid Tokgöz Gen. Zeki Soydemir Güven Erkaya Refik Tulga İsmail Toker.
Kaynak: http://www.estanbul.com/sabetaycilik-ve-sabetaycilar-listes…
Elbette bunların dışında isimleri yazılmamış olanlar da vardır.Şimdi kendi kendimize soralım,nüfus olarak ancak %01 den bile az olan bu azınlıklar,neden %99 dan fazla olan nüfusa bu kadar hakimler ve ülkede etkinler.Siz bunu düşünün.

YALAN-İFTİRA-GIYBET

YALAN-İFTİRA-GIYBET

Allah, "Yalan sözden kaçının" (Hac,-60) diye emrettiği halde çıkarları için yalan söyleyen müslüman,bu davranışını nasıl izah edebilir. Hatta bazıları,yalan söleyerek insanları kandırmakla kalmıyorlar, bazı insanlar aleyhine "yalancı şahitlik" yaprak adaletin yerie gelmesine de sebep oluyorlar. Gerçek bir müslüman kendi aleyhinde de olsa, doğru söylemeli ve asla yalana yaklaşmamalıdır. Çünkü Allah Teâla şöyle buyurmuştur:


"Ey iman edenler !  Hak üzere durup adaleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyleyen şâhidler olun. Velev ki, o şahitliğiniz nefisleriniz yahut ana babanızla yakın akrabanız aleyhine olsun. İster üzerine şahitlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun" (Nisa, -135).

 Bildiğiniz gibi yalancılık aynı zamanda münafıklık alâmetlerinden birdir.  bu konuda hadis vardır.Müslim, İman, 107

Dinimizde sadece üç yerde yalan söylemeye izin verilmiştir diye bir yanlış anlayış vardır.Şu durumlarda yalan söylenebilir diyerek yalana  kılıf bulmağa çalışırlar ve bunu da bir hadise dayandırdıklarını söyleyerek peyambere de  iftira atarlar .

" a) Zulüm ve haksızlığa uğramış bir adamın can, mal veya namusunun zarar görmekten kurtarılması için;

b) Dargın olan karı-kocayı veya iki kişiyi barıştırmak için. Çünkü Rasûlullah, İnsanlar arasını düzelten, bunun için hayırlı söz söyleyen ve hayırlı söz ulaştıran kimse yalancı değildir" (Müslim, Birr ve Sıla, 27) buyurmuştur.

c) Harpte düşmanı yenmek için."

Yukarda açıkça ayette yalan söylemeyin derken,peygamber buna açık kapı gösterebilir mi? Demek ki,bu konuda aktarılan sözler hadis olamaz.Hurafedir.
Halbuki peygamber a.s:
"Yalan kötülüğe, kötülük Cehennem'e götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında yalancılardan yazılır" (Buharî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103-105) buyurmuştur. Yalanın en büyük kötülüğü işte budur. Yani, insanı Allah Teâla'nın rızasından uzaklaştırıp Cehennem'e götürmesidir. Ayrıca yalan insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, toplum içinde karışıklıklara sebep olur; dostlukları yıkar, yerine düşmanlık tohumları eker. Yalan er geç ortaya çıkacağından, yalancılar, kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler. Yalan, insanı dünyada rezil ettiği gib, ahirette de felâkete sürükler.
İftiraya gelince:
İftira,insanların yapmadığı,işlemediği suçları,kabahatları,yapmışlar gibi söylemek ve hatta bu yalanlarını başkalarıyla paylaşmaktır.İnsanın başına gelebilecek en çirkin bir çamur atma işidir.Çamur tutmasa bile en azından iz bırakır,karşı taraf,iftraya uğrayanları zan altında tutar.Hatta bazen iftiralara uğrayanların hayatları kararır.Bunu bir müslümn asla yapamaz.İftira konusunda Kur'anda onlarca örneker vardır.Vezirin karısının Yusuf a.s iftira atmasıyla hapis yatmasına sebep olmuştur.Hatta peygamberin hanımı  Ayşe anamıza bile münafıklar zina iftirası yaparak,peygamberin bu eşiyle  bir müddet ayrılık yaşamasına  sebep olmuşlardır.Bu konuda ayet geldikten sonra peygamber hanımından özür dileyerek tekrar evliliğini sürdürmüştür.Yani peygamberler bile maalesef zaman zaman buna uğramışlardır.Bu konuda Kur'anda uyarı vardır:

" Nur -15: “Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi 
ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.” Bir başka ayette de,Nur -4 : “Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu isbat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdırlar.”

Gıybete gelince:
Gıybet Kur'anda "tecessüs=aleyte olacak araştırmalar" olarak anlatılır ve bundan da şiddetle uzak durmak gerektiği vurgulanır.

" Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.” (Hucurat Suresi, 12)

Hümeze suresi ayet-1: Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!

Görüldüğü gibi bu çirkin davranışlar dinimizce yasaklanmıştır.İnsanları zalimlerin,kötü insanların şerlerinden,belalarından korumak veya korunmak amacıyla yapılan araştırmalar ve hatta bu bilgilerin paylaşılması gıybet,iftira,yalan olamaz.Hatta bazı insaları,önemli görevlere veya sıradan işlere almak,onlara görev verebilmk için yapılan ön araştırma ve inclemeler de gıybetten sayılmaz.Gıybet,toplanan bilgilerin aleyhinde kullanılmasıdır.Bu bilgiler,bir suçun aydınlatılması veya suçlunun bulunması için kullanılırsa yine gıybetten sayılmaz.

Hamza SARI