Sunday, 20 March 2016

DUALAR NASIL KABUL OLUNUR

DUALAR NASIL KABUL GÖRÜR
"Kullarım sana beni sorduklarında de ki ben çok yakınım; bana dua ettiğinde, dua edenin isteğine karşılık veririm. O halde, benim davetime uysunlar ve bana güvensinler ki doğru yolu bulabilsinler."BAKARA-186
"" De ki: “Eğer dualarınız olmasaydı Rabbim sizi ne yapardı? Fakat siz yalanladınız; bu yalanlamanız, yakanızı bırakmayacaktır." Furkan-77
İnsanoğlu nankördür.İyi ve hoş zamanlarında,çaresiz kalmadığı,acziyete düşmediği zamanlarda dua etmek pek aklına gelmez.Ne zaman artık elinden birşeyler gelmediği ,umutları kaybettiği ,sıkıntılar başından eksik olmadığı anlar gelince çare olarak duayaya sarılır.Açar elini semaya başlar yalvarıp yakarmağa.Daha önceleri,şimdi el açıp yalvardığı Allah pek aklına bile gelmez,gelse de O'nu yaratan yerine koyup da emirlerine uymazdı,O'na ibadet ve taatta bulunmak aklına bile gelmezdi.Ancak çaresiz kaldığında yaratanı aklına gelir.Sanki haşa Allah,bollukların değil darlıkların,sağlıklı yaşamların değil,hastalıkların,mutlulukların değil mutsuzlukların,ümitlerin değil,ümitsizliklerin Allahı gibi.Bu yanlış bir yaklaşım ve hatalı bir Allah inancıdır.
Allah,bizden önce kulluk yapmamızı,daha sonra da kendisinden istekte bulunmamızın gerektiğini, gönderdiği kitabın (Kur'anın) daha ilk sayfasında ve ilk suresinde,yani Fatiha suresinde bunu açıklıyor.Dikkat ettiniz mi suresnin adı bile enterasan FATİHA.Ne demek Fatiha,açmaktır,giriştir,fethethe ulaşmaktır,başlamaktır,başlangıçtır....
Yani biz önce başlangıç yaparak istenen kapıyı açağacağız,içeri gireceğiz,sonra izzet ve ikramlara,af ve bağışlanmalara,derman ve çarelere mazhar olup vuslat olacağız,erişeceğiz.
İşte o kapının tek anahtarı vardır,o da güzel ameldir,kulluktur,şükürdür.Dikkat ederseniz bu sure "Elhamdülillah-i Rabb-il alemin" diye başlar.Yani alemlerin Rabbi olan Allah'a önce elimizde olanlar karşılığında,insan ve müslüman olma nimetini bize nasip ettiği için bir hamd=şükür borcumuz var.Önce onu yerine getireceğiz ki,sonra istemeğe yüzümüz olsun.
Eğer dualarımız kabul olmuyorsa,bunun sorumlusu Allah değil,kulların ta kendisidir.Unutmayın her dua kabul edilmez,ancak hakkını verebildiğimiz dualar kabul görür.Yani nasıl maddi alemde emek vermeden,yemek olmuyorsa,salih ameller yapılmadan yapılan dualar da kabul edilmez.Bakın Allah bunu ne güzel açıklıyor:
" Gerçek dua ve ibadet ancak O'nadır. O'ndan başka çağırdıkları putlar kendilerine hiçbir cevap vermezler. Durumları, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış bekleyen adamın durumu gibidir. Hiçbir zaman suya kavuşamaz. İşte kafirlerin yalvarışıda böyle, boşunadır." RA'D suresi,ayet-14
" İnsanı âyetlerimizle yüceltmeyi diledik. Ama o yere çakılı kaldı, arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan da... Âyetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikâyeyi anlat ki, düşünsünler." A'raf-176
Allah,ancak salih ameller işleyen ve takva sahibi olan kullarının dualarını kabul eder.
" Allah-ü teâlâ, ancak takva sahiplerinin [salihlerin amellerini, dualarını] kabul eder." Maide suresi,ayet- 27
Bir de dua yaparken, şunlara çok dikkat edin:
1-Anlamadığınız dilden dua yapmayın.Çünkü ne istediğinizi dile getirememiş olursunuz.
Allah her dili-lisanı bilse de,sizin ne istediğinizi bilmeniz daha önemlidir.
2-Nutuk atar gibi dua etmeyin.Şiir gibi,kulağa hoş gelen kafiyeli sözlerle dua etmeyin.
3-Başkalarının ağzıyla dua etmeyin.
4-Bağıra-çağıra,üstünüzü-başınızı parçalayarak asla dua etmeyin.
5-Başkaları duysun,size destek olsun veya alkışlasın,takdir etsin ,ne güzel da etti desinler diye de dua etmeyin
Şöyle dua etmeğe çalışın:
1-Duadan önce güzel amel,ya da en az bir sadaka verin.
2-Duanızın kabulüne önce siz inanın.
3-Duanızın kabulü için asla araya ARACI koymayın.Falanın-filanın hatırı için ,yüzü suyu hürmetine demeyin.Bu aynı zamanda şirktir.
4-Dualarınızı asla ölüler huzurunda,ya da yatır denen yerlerde yapmayın.Bu da dolaylı olarak şirke girer.
Mum yakarak,çul-çaput bağlayarak dua etmeyin.
5-Dua yapmadan önce bedenen ve ruhen temizlenin.Küçük de olsa günahlarınız için Allah'tan bağışlanmanızı isteyin.Günahlarınızı tek tek saymanıza gerek yok.Allah zaten gizliyi de açığa da bilendir.Siz sadece pişmanlık duyduğunuzu,nefsinize zulmettiğinizi itiraf edin ve af kapısının sadece ve sadece Allah olduğunu söyleyin.
6-Sesinizi yükseltmeden,içinizden gelerek,hatta bir damla da olsa göz yaşı dökerek acizliğinizi dile getirin.
7-Boynunuzu bükerek,yalvaran bir tavırla dua edin.
8-Duanızı kısa kesmeyin.Bekleyin,tekrar edin,tekrar edin.Duanızda israrcı olun,ama asla isyancı olmayın.
9-Dualarınızdan sonra mutlaka güzel bir amel yapın.Namaz kılın,sadaka verin.
10-Duanızın anında kabul edilmesini hemen beklemeyin ve zamana bırakın.Belki Allah anında veya daha sonra da duanızın gereğini ,sonucunu size gösterecektir.
Allah duaları ve amelleri kabul olanlardan bizleri de eylesin inşallah.
Hamza SARI

MÜSLÜMAN NASIL MÜ'MİN OLUR

MÜSLÜMAN , NASIL MÜ'MİN OLUR
Müslüman,teslim olan,islamı kabul ettim diyendir.Mü'min ise,kabul ettim dediği dini,yani islamı yaşamında göstermesidir.İslam dininin emir ve yasaklarına uygun yaşama biçimidir.İşte bu nedenle Allah:

قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ
وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
"Bedevîler, (sıradan kişiler), “İnandık” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, ama ‘boyun eğdik' (teslim olduk=müslüman olduk) deyiniz. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez.” Çünkü Allah, affedicidir; merhamet sahibidir." HUCURAT-14
İman etmiş olmak için,inandım,iman ettim dedikten sonra güzel ameller yapmak şartı vardır.Sadece sözde kalan,gereği yapılmayan teslimiyet (müslümanlık) kişiyi kurtarmaz,hedefine ulaştırmaz.
Nasıl ki,bir yere iş için müraacat eder,ya da bir iş teklifini kabul edersiniz.Bu kabulde o işin gereklerini yapma sözü,vaadı vardır.Eğer bu söz,vaad yerine gelmezse,siz o işe başlayıp da gerekli çalışmaları yapmazsanız,sizin o işi kabul etmeniz laftan ileri gitmez.Dolayısıyla işin gereğini yapmadığınız için de karşılığında bir ücret talep edemezsiniz.Buna zaten hakkınız da yoktur.
Din de böyledir.Alla'ın dini olan islamı kabul ettim demek ,size bazı sorumluluklayaptırımlar, getirir,verir.Bunları yerine getirmek zorundasınız.Yapmadığınız takdirde,dinin gereklerini yerine getirmediğiniz için de bir karşılık alamazsınız.Yani sizin müslümanlığınız sözde kalmış olur ki,o da bir işinize yaramaz.
Allah:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
" İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir. " ANKEBUT-58
Demek ki Müslümanım demek yetmiyor.Mü'min olmak gerekiyor.Bunun da iki önemli şartı vardır:
1-İslam dinini kabul ettiğini söyleyeceksin.Bu da kelime-i şehadetle olur.
2-Sonra inandığın dinin gereklerini yerine getireceksin.(Salih ameller yapacaksın)
Bunlardan biri eksik olsa inandığın din seni kurtarmaz.
Salih amel,günümüzde çoğu Müslüman'ın anladığı gibi sadece namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, haccetmek ve kurban kesmekten ibaret değildir. Bu zikredilenler, salih amelin sadece bir yanını teşkil eder ki, bunlara İslâm dininde ibadet denilmektedir. Allah için sevmek, Allah için buğzetmek, Kur'ân'ı tedebbür ederek (anlayarak ve düşünerek,araştırarak ) okumak, doğru sözlü olmak, verilen sözde durmak, emanet ehli olmak, insanları affetmek, Allah'ın (celle celâluhu) verdiği nimetleri Allah yolunda harcamak, fakir ve yoksulları doyurmak, anne-babaya itaat etmek,çalıştığın işin hakkını vermek,ya da çalıştırdığın kişilerin emeklerinin karşılığını tam olarak vermek,hak ve hukuk kurallarına uymak,adaletli olmak,yalan ve haramın her türlüsünden kaçmak,korunmak,iyilikleri emretmek, (tavsiye etmek),kötülüklerin yapılmasına engel olmak,ilim yolunda ve güzel ahlaklı olmak (yaratılışına uygun yaşamak) ,insanlar arasında barışı savunmak,ahlaksızlığın her çeşidini reddetmek,kendin için istemediğini,bir başkası için de istememek,helal yollardan kazançlar elde etmek,kazandığımız maldan,servetten fakirlere de vermek,hasta,yolda kalmış,size muhtaç olmuş kişilere el uzatıp yardım etmek, gibi ameller de hep salih amellerdendir.Biz dinen bütün bunlardan sorumluyuz.Bunların yapılmaması,inandığımız islamı anlamamak,ya da yaşamamaktır ki,işte o durumlar da bir an düşünüp kendimizi sorgulamamız gerekir.Bunlar bir defaya mahsuz olan şeyler de değildir.Son nefesimize ve gücümüzün yettiği kadar,bunların tamamından sorumluyuz.Kurtuluş ve Mü'min olmak ancak bu yolla,bu salih amellerle mümkündür.Yoksa hem kendimizi ,hem de başkalarını aldatmış oluruz.Şunu da kesin bilelim ki:Hiç bir kul Allah'ı aldatamaz.Allah bizim herşeyimizi görür ve melekleri aracılığıyla da,kayıt altına alır.İnanmasanız da bu böyledir. Salih amel, o kadar şümullü (geniş ) bir kavramdır ki, insanın bu dünyada yaptığı bütün iyi ve güzel amelleri kapsar.Bir amelin, "salih amel "olabilmesi için ihlaslı (samimi) ve Allah'ın rızasını düşünerek,umarak yapılması çok önemlidir.Bu nedenle ,imansızların yaptıkları güzel işler,salih amellerden sayılmaz ve boşa gider.
" De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?
Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.
İşte onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız." KEHF suresi,ayetler: 103-105
Allah,mü'min olarak yaşamayı nasip eder inşallah.
Hamza SARI