Allah ile kulları arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği hakkında gerçek ve açıklayıcı bilgiler Kur'an-ı Kerimde mevcuttur. Kur'an bize her konuda ışık tutar.Özellikle kulluk konusunda uymamız gereken kuralların tamamı açık açık,açıklanmıştır.
Öncelikle Kur'anın ilk suresi olan FATİHA suresi bize herşeyi özetliyor.Allah öncelikle bu surede kendini "alemlerin (dünyada ve ahiretteki) sahibi olarak anlatıyor.Öncelikle kullarının Allah'ı bu şekilde tasavvur etmesini isterken,kendine HAMD (teşekkür) edilmesini de ister.Daha sonra kulluğun (ibadetlerin) ancak ve ancak kendine yapılmasını emrederken,hemen arkasından ilave ediyor "ancak kendisinden yardım istememizi" emrediyor. Daha sonra da bizden kendi doğru (sırat-ı müstakim) yolundan ayrılmamamız için bize duada bulunmamızı ,dalaletten (kötü) yoldan uzak durmamızı öneriyor.
Allah ,kullarının kendine ulaşması,yakınlaşması için ASLA aracıya ihtiyaç olmadığını vurguluyor "Allah dışında yakardıklarınız da sizin gibi kullardır.(yaratıklardır)Eğer iddianızda haklıysanız (onlardan yardım geleceğine inanıyorsanız) hadi çağırın da size cevap versinler." A'raf-194.ve ardından da : "O'nun dışında yakardıklarınız size yardım edemezler,kendilerine de yardımcı olamazlar."A'raf- 197." Bir de sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin.Gerçi bu (nefsinize) ağır gelebilir,fakat saygılı kimselere asla ağır gelmez..." Bakara-45
Demek ki,Allaha yaklaşmanın en güzel yolu SABIR ve NAMAZDIR.Falan filan kişileri aracı yapmak değildir.Hele hele yatır-türbe dedikleri ölü mezarları veya insan kılıklı şeyhleri değildir.
Allah'a dua ve ibadetlerle yaklaşırken,istekde bulunurken kelimeleri güzel seçerek istemeliyiz. " En güzel isimler Allah'ındır.O'na ,onlarla (güzel isimlerle) dua edin.Onun isimlerinde ters bir durum takınanlardan uzak durun.Onlar elbette yaptıklarının karşılığını bulacaklardır." A'raf-180 "Derken ,Adem,Rabbinden bir takım kelimeler öğrendi.Ona (bu sözlerle) yalvarıp,tevbe etti.O da tevbesini kabul etti.Çünkü tevbeyi çok çok kabul eden,asıl esirgeyici O'dur." Bakara-3
Allah'ın sevgili kulu anlamına gelen HABİBULLAH ünvanıyla anılan Hz.İbrahim a.s Rabbine sıkça tevbe ve duada bulunan mübarek bir peygamberdir. O "Rabbimiz,bizi sana teslim olmuş iki müslüman kıl (oğlu İsmaille birlikte).Soyumuzdan da sana teslim olan müslüman bir ümmet oluştur.Bize ibadet yerlerimizi göster,tevbelerimizi kabul et.Sen gerçekten TEVVAB'sın,tevbeleri cömertçe kabul edersin.RAHİM'sin,rahmetini cömertçe yayarsın."Bakara- 128
"Kullarım,sana benden sorarlarsa, (onlara söyle),BEN , KARÎB'im, gerçekten çok yakınım.Dua edenin çağrısına,bana yalvarıp-yakardığı anda cevap veririm.Hadi onlar da bana karşılık versinler,bana inansınlar ki,doğruyu ve iyiyi bulabilsinler."Bakara-186
"Ey iman edenler ! Sabırla ve namaz kılarak benden yardım dileyin.Hiç kuşkunuz olmasın ki,Allah sabredenlerle beraberdir." Bakara-153
Ayetler bize açıkça yol gösteriyor ki,bollukta da darlıkta da asla Allah'ı unutmayacağız.Kulluğun ilk şartının O'nun rızasına uygun namaz kılmak olduğunu asla unutmayacağız.Başımıza gelen ve gelebilecek her türlü sıkıntılara isyan etmeden SABIR göstereceğiz.Sabır göstermek de bir imtihandır. Sıkıntılar karşısında,sızlanmak,isyan etmek kulluk değil,isyandır ve imtihanın kaybıdır.Unutmayalım Allah isyan edenlerle değil,Sabredenlerle beraberim der.
Dua ederken,Allah'tan birşeyler isterken asla ahiret hayatımızı da unutmayacağız.İsteklerimiz sadece bu dünya hayatı için olmamalı. "Onlardan kimi şöyle yakarır (dua eder):Ey Rabbimiz,bize dünyda da,ahirette de güzellikler ver.Bizi ateş azabından koru." Bakara-201
Sadece dünyalık için istekde bulunanların,ahirette bir nasibi olamaz. "...İnsanlardan bazıları şöyle der:Ey Rabbimiz bize dünyada ver.Böyleleri için ahirette bir naip yoktur."Bakara-200
Her konuda Allah'tan yardım ve istekde bulunulabilinir.(aklınıza gelen her konuda)."Rabbin Onun duasını kabul etti de kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. O (Allah) herşeyi duyar ve herşeyi bilir." Yusuf- 34.Özellikle hatalı olduğumuzu anladığımız her anda tevbeye yönelmemiz şarttır. " Ey Rabbimiz,unutur veya hata edersek bizi yaptıklarımızdan hesaba çeme...bizim güç yetiremiyeceğimiz sorumluluklarla da sorumlu tutma,affet bizi,bağışla bizi,acı bize..."Bakara-286
Çocuk sahibi olmak istediğimizde de Allah'ın emrettiği şekilde dua edeceğiz. "Zekeriya Rabbine,Rabbim katından bana tertemiz bir soy (evlat) bağışla (ver).Sen dualara en güzel karşılık verensin." Al-i İmran 38
Allah'a yalvarmanın,istekte bulunmanın zamanı yoktur, her zaman ve her şekilde dua ve kullukta bulunmamız şarttır. "Aklını ve yüreğini kullanmasını bilenler o kişilerdir ki,ayaktayken,otururken,yan yatarken hep Allah'ı anarlar (zikrederler,istekde bulunurlar)..." Al-i İmran -191
Allah'tan birşeyler isterken,tevbe ederken,öncelikle kendimizin acizliğini ortaya koymamız,kabul etmemiz gerek.Dik başlılıkla,kendini beğenmişlikle kulluk olmaz. "Rabbinize boyun eğerek,gizlice (sessizce,içten gelerek) ürpererek yalvarın yakarın.O (Allah),haddi aşanları,azmışları asla sevmez." A'raf-55
Allah'tan,münafıklar ve kafirler,müşrikler için dua edilmez. "Onlardan (imansızlardan) ölen birine asla dua etme,cenaze namazını kılma,mezarı başında durma.Bunlar Allah ve rasulüne karşı nankörlük ettiler ve yoldan sapmış olarak ölüp gittiler." Tevbe-84. İsterse bu sapıklar en yakın aile ve yakınlarımız da olsa onlar hakkında bağış dilenmez.Bunun en açık örneği Nuh peygamberin oğlunun boğulmasına üzülmesiyle Allah'ın O'nu şiddetle uyarması ve O'nun da derhal hata ettiğini anlayıp tevbe etmesinde görüyoruz. "Akraba bile olsalar,cehennem ehli oldukları açık belli olduktan sonra müşrikler için af dilemek ne peygambere,ne de iman edenlere yakışmaz." Tevbe-113
Dualarımız ve ibadetlerimiz bize Allah katında değer kazandırır. " De ki,duanız ve ibadetleriniz yoksa,Rabbim sizi ne yapsın?Onu yalanlarsanız,azap size kaçınılmaz olur." Furkan-77
"Yemin olsun ki,Nuh bize yalvarmıştı da,biz ona ne güzel karşılık verdik." Saffa-75
Allah'a yalvarıp-yakarmalar sadece sıkıntılı anlarımızda olmamalı. "İnsana nimet (bolluk,rahatlık,servet) verdiğimizde yüz çevirir (Allah aklına bile gelmez),yan yatar,keyfine bakar.Kendine bir şer (sıkıntı) dokununca da hemen duaya,yalvarmağa başlar." Fussilet-51
Sözün özü,Allah ile aramızdaki bağı asla koparmayalım.Bunun için de namazlarımızı ve dualarımızı asla eksik etmeyelim. "Namaz kılanlar müstesna."Meariç-22 "Ve bunlar,namazlarını ve dualarını daima korurlar." Meariç-34 "De ki,ben ancak Rabbime yalvarır-yakarırım,hiç bir varlığı O'na ortak koşmam." Cin-20
Thursday, 14 November 2013
Thursday, 31 October 2013
KUR'AN BİZE DOĞRULARI GÖSTERİR
"Rahmanın kulları yeryüzünde mütevâzi yürürler. Cahiller kendilerine sataştıklarında bile onlara da güzel ve yumuşak söz söylerler." FURKAN-63
"Onlar,gecelerini de,namaz kılarak (kıyam ve secdede durarak) geçirirler." FURKAN-64
"Onlar,Rabbimiz ! bizden cehennem azabını uzak tut.Doğrusu onun azabı (cehennemdeki işkence) sürekli ve acıtıcıdır.Orası ,şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır derler."FURKAN-65,66
"Onlar,sarfettikleri zaman (ellerindeki mallardan verdikleri zaman) ne israf ederler (aşırı gitmezler),ne de cimrilik ederler.Orta bir yol tutarlar."FURKAN-67
"Onlar,Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar.Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar,zina etmezler.Bunları yapan günaha girmiş olur."FURKAN-68
"Kıyamet günü azabı kat kat olur,orada alçaltılarak temelli kalır." FURKAN-69
"Ancak tevbe eden,inanıp yararlı iş (amel) yapanların,günahlarını Allah bağışlar ve kötülüklerini bağışladığı gibi,amellerini de iyiliğe çevirir ve onlara merhamet eder."FURKAN-70
"Kim tevbe edip,yararlı iş (amel) yaparsa,şüphesiz o (kişi)Allah'a gereği gibi yönelmiş olur."
FURKAN-71
"Onlar,yalan yere şahitlik etmezler.Faydasız birşeye rasladıklarında,yüz çevirip vakarla geçerler." FURKAN-72
"Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman,onlara (ayetlere) karşı kör ve sağır davranmazlar." FURKAN-73
"Onlar,Rabbimiz ! bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan,gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi,Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap derler." FURKAN-74
"İşte onlar,sabrettiklerinden dolayı,cennetin en yüksek makamlarıyla ödüllendirilecekler.Orada mutluluk ve huzur dilekleriyle karşılanırlar." FURKAN-75
Yukardaki ayetlerde,biz kullara yönelik yüzlerce emir ve hikmetler vardır.
1-Allaha kulluk yapan insanlar,O'nun emir ve yasklarına uydukları için,kendi durumlarını iyi bilirler.Bunun sonucu olarak da yeryüzünde gayet mütevâzi yaşarlar.Azgınlık göstermez,zulm ve haksızlık yapmazlar.
2-Allah'a kul olm yolunda gidenler,hatalar yapsalar,hatta bu hataları adam öldürme ,zina yapma gibi büyük günahlar da olsa,hemen tevbe edip Allah'tan af (bağışlanma) dilerler.Bunu yaptıklarında da kendilerinin kesin olarak bağışlanacağına yürekten inanırlar.Çünkü bağışlama yetkisinin sdece Allah'a ait olduğuna kesin inanırlar.
3-Günahlarından pişmanlık duymak,kulluğun bir gereğidir.Elbette zaman zaman kul olarak hatalara düşebiliriz,ama asıl olan hatalarda israr etmek değil,farkına varıp derhal tevbe etmek güzel olandır.
4-Allaın imanlı kulları,ellerindeki imkanları paylaşmaktan hoşlanır.Fakir ve muhtaçlara yardım ederler.Yardım ederlerken de asla cimrilik göstermezler.Hatta kendi ihtiyaçları için bile olsa, harcadıklarında aşırı gidip israf etmezler.
5-Allah'a iman edenler,O'ndan başka varlıklara kulluk yapmazlar.
6-Kendilerinden , (şahit oldukları ) herhangi bir konuda, şahitlik istendiğinde,doğru şahitlik yaparlar.Asla yalan yere şahitlik yapmazlar.
7-Onlar gece gündüz Allah'a ibadet etmeyi kendilerine görev yaparlar.
8-Cehennem azabının şiddetinden korkarak,daima ordan uzak tutulmaları için Allah'a yalvarırlar.
9-O iman edenler,faydasız herşeyden uzak dururlar
10-Kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatıldığında,kör ve sağırlar gibi görmezlikten veya duymamazlıktan gelmezler,hemen icabını yerine getirirler.
11-Onlar,Allah'tan hayırlı eşler ve hayırlı çocuklar isterler.
12-O imanlı kullar,Allah yolunda sabırla yürüdüklerinin karşılığı olarak cennette çok yüksek makamlara kavuşacaklarına inanırlar ve umarlar. Allah bize cennetini nasip etsin İNŞALLAH.
"Onlar,gecelerini de,namaz kılarak (kıyam ve secdede durarak) geçirirler." FURKAN-64
"Onlar,Rabbimiz ! bizden cehennem azabını uzak tut.Doğrusu onun azabı (cehennemdeki işkence) sürekli ve acıtıcıdır.Orası ,şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır derler."FURKAN-65,66
"Onlar,sarfettikleri zaman (ellerindeki mallardan verdikleri zaman) ne israf ederler (aşırı gitmezler),ne de cimrilik ederler.Orta bir yol tutarlar."FURKAN-67
"Onlar,Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar.Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar,zina etmezler.Bunları yapan günaha girmiş olur."FURKAN-68
"Kıyamet günü azabı kat kat olur,orada alçaltılarak temelli kalır." FURKAN-69
"Ancak tevbe eden,inanıp yararlı iş (amel) yapanların,günahlarını Allah bağışlar ve kötülüklerini bağışladığı gibi,amellerini de iyiliğe çevirir ve onlara merhamet eder."FURKAN-70
"Kim tevbe edip,yararlı iş (amel) yaparsa,şüphesiz o (kişi)Allah'a gereği gibi yönelmiş olur."
FURKAN-71
"Onlar,yalan yere şahitlik etmezler.Faydasız birşeye rasladıklarında,yüz çevirip vakarla geçerler." FURKAN-72
"Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman,onlara (ayetlere) karşı kör ve sağır davranmazlar." FURKAN-73
"Onlar,Rabbimiz ! bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan,gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi,Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap derler." FURKAN-74
"İşte onlar,sabrettiklerinden dolayı,cennetin en yüksek makamlarıyla ödüllendirilecekler.Orada mutluluk ve huzur dilekleriyle karşılanırlar." FURKAN-75
Yukardaki ayetlerde,biz kullara yönelik yüzlerce emir ve hikmetler vardır.
1-Allaha kulluk yapan insanlar,O'nun emir ve yasklarına uydukları için,kendi durumlarını iyi bilirler.Bunun sonucu olarak da yeryüzünde gayet mütevâzi yaşarlar.Azgınlık göstermez,zulm ve haksızlık yapmazlar.
2-Allah'a kul olm yolunda gidenler,hatalar yapsalar,hatta bu hataları adam öldürme ,zina yapma gibi büyük günahlar da olsa,hemen tevbe edip Allah'tan af (bağışlanma) dilerler.Bunu yaptıklarında da kendilerinin kesin olarak bağışlanacağına yürekten inanırlar.Çünkü bağışlama yetkisinin sdece Allah'a ait olduğuna kesin inanırlar.
3-Günahlarından pişmanlık duymak,kulluğun bir gereğidir.Elbette zaman zaman kul olarak hatalara düşebiliriz,ama asıl olan hatalarda israr etmek değil,farkına varıp derhal tevbe etmek güzel olandır.
4-Allaın imanlı kulları,ellerindeki imkanları paylaşmaktan hoşlanır.Fakir ve muhtaçlara yardım ederler.Yardım ederlerken de asla cimrilik göstermezler.Hatta kendi ihtiyaçları için bile olsa, harcadıklarında aşırı gidip israf etmezler.
5-Allah'a iman edenler,O'ndan başka varlıklara kulluk yapmazlar.
6-Kendilerinden , (şahit oldukları ) herhangi bir konuda, şahitlik istendiğinde,doğru şahitlik yaparlar.Asla yalan yere şahitlik yapmazlar.
7-Onlar gece gündüz Allah'a ibadet etmeyi kendilerine görev yaparlar.
8-Cehennem azabının şiddetinden korkarak,daima ordan uzak tutulmaları için Allah'a yalvarırlar.
9-O iman edenler,faydasız herşeyden uzak dururlar
10-Kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatıldığında,kör ve sağırlar gibi görmezlikten veya duymamazlıktan gelmezler,hemen icabını yerine getirirler.
11-Onlar,Allah'tan hayırlı eşler ve hayırlı çocuklar isterler.
12-O imanlı kullar,Allah yolunda sabırla yürüdüklerinin karşılığı olarak cennette çok yüksek makamlara kavuşacaklarına inanırlar ve umarlar. Allah bize cennetini nasip etsin İNŞALLAH.
Wednesday, 30 October 2013
SÜLEYMAN PEYGAMBER ÜZERİNDEN İNSANLARA İLAHİ MESAJ
Kur'anı Kerimde,sıkça adından söz edilen ve O'nun üzerinden insanlığa mesajlar gönderilen peygamberlerden bir de Süleyman a.s.dır.Bu mesajlardan sadece birini aktarmağa çalışayım.Birgün Süleyman a.s. çok güzel atlar hediye edildi. "Ona bir akşam üstü,çalımlı,cins koşu atları sunulmuştu." SÂD-31 . é Süleyman:doğrusu ben bu iyi malları Rabbimi bana hatırlattıkları için severim demişti.Koşup,toz dumana kayboldukları zaman,onları bana getirin dedi.Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamağa başladı."SÂD-32,33.Süleyman a.s.onları o kadar çok sevdiki,zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmedi.Namaz vakti bile geçmişti. Bu davranışı Allah'ın hoşuna gitmedi.Çünkü hiçbir sevgi Allah sevgisinin önüne geçmemeliydi.İşte Allah O'nun bu davranışının yanlışlığını kendine göstermek istedi. "And (yemin) olsun biz Süleymanı imtihan ettik.Tahtının üzerine bir cesed (ölü cesed) yerleştirdik.Sonra O,yine (pişmanlık duyarak) eski haline döndü." SÂD-34. Süleyman a.s.yaptığı yanlışlığın (mal sevgisinin Allah sevgisinin önüne geçmesiyle hataya düştüğünün) farkına vardı ve derhal tevbe etti ve Allah'a yöneldi. "Süleyman:Rabbim,beni bağışla.Bana,benden sonra kimsenin ulaşamıyacağı bir hükümranlık ver.Şüphesiz sen,daima bağışta bulunansın,dedi." SÂD-35. Allah,O'nun hatasını bağışladı, duasını kabul etti ve O'na dünyada kimsenin malik olamadığı zenginlikleri verdi. "Bunun üzerine biz de,istediği yere o'nun emriyle kolayca giden rüzgârı,bina yapan,dalgıçlık eden şeytanları,demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları o'nun emrine verdik." SÂD-36,37,38
Yukarda ayetlerle anlatılan bu kıssa (olaylar) sadece Süleyman a.s.ait olaylar değildir.Allah O'nun üzerinden diğer kullarına da mesajlar göndermiştir.Bu olaydan benim çıkardığım dersler,bana verilmek istenen mesajları şöyle anladım:
1-Allah kullarını yalnız fakirlikle değil,bazen de çeşitli bol bol nimetlerle de imtihan eder.
2-Burada geçen besili,bakımlı atlardan anladığımız,bize dünyada verilen eşsiz,değerli nimetlerdir,
3-Süleymana verilen çok büyük zenginlikler,bazı imkanı bol olan,servetlerini katlayarak çoğaltan insanları hatırlatır.
4-Bütün servetlere rağmen kul,kulluğunu asla unutmamalı.
5-Servetleriyle övünen,onlara aşık olan,mal sevgileri Allah sevgisinin önüne geçenler çok tehlikeli yoldalar.Onlar Allahı unuttuklarında Allah da onları unuttu. (onun tahtının üzerine bir cesed koyduk) ifadesiyle, dünyalık sevgileriyle,Allah sevgisini,Allahı bir an dahi unutanlar,artık Allah katında ölmüştür,değersizdirler.Ya da başına çok kötü belâlar,hastalıklar gelir de halsiz,takatsız bırakır.Bazen tüm servetlerini bile kaybedebilir.Bu durumda bile sabırlı olmak gerek.
6-Kullar her ne kadar yanlışlıklar yapsa da,hatasını anlayıp ,Allaha yönelmesini de bilmeliler.
7-Tevbe ederek Allaha yönelen kullara,Allah zamanla kaybettiğinden daha fazlasını verebilir.
8-Her felaketten,yanlışlıktan da,insanlar dersler çıkartmalı ve bir daha hatalara düşmemek için dikkatli olmalılar.
9-En önemlisi de,dünya malları,işleri,meşgaleleri asla bizi Allah' ibadetten alı-koymamalı.
10-Bir diğer mesaj da:İnsanlara ne kadar bol nimetler verilse,insan daha fazlasını ister.(Süleyman a.s."bana öyle bol nimetler verki,kimseler onlara sahip olmasın" )demesi gibi.
Yukarda ayetlerle anlatılan bu kıssa (olaylar) sadece Süleyman a.s.ait olaylar değildir.Allah O'nun üzerinden diğer kullarına da mesajlar göndermiştir.Bu olaydan benim çıkardığım dersler,bana verilmek istenen mesajları şöyle anladım:
1-Allah kullarını yalnız fakirlikle değil,bazen de çeşitli bol bol nimetlerle de imtihan eder.
2-Burada geçen besili,bakımlı atlardan anladığımız,bize dünyada verilen eşsiz,değerli nimetlerdir,
3-Süleymana verilen çok büyük zenginlikler,bazı imkanı bol olan,servetlerini katlayarak çoğaltan insanları hatırlatır.
4-Bütün servetlere rağmen kul,kulluğunu asla unutmamalı.
5-Servetleriyle övünen,onlara aşık olan,mal sevgileri Allah sevgisinin önüne geçenler çok tehlikeli yoldalar.Onlar Allahı unuttuklarında Allah da onları unuttu. (onun tahtının üzerine bir cesed koyduk) ifadesiyle, dünyalık sevgileriyle,Allah sevgisini,Allahı bir an dahi unutanlar,artık Allah katında ölmüştür,değersizdirler.Ya da başına çok kötü belâlar,hastalıklar gelir de halsiz,takatsız bırakır.Bazen tüm servetlerini bile kaybedebilir.Bu durumda bile sabırlı olmak gerek.
6-Kullar her ne kadar yanlışlıklar yapsa da,hatasını anlayıp ,Allaha yönelmesini de bilmeliler.
7-Tevbe ederek Allaha yönelen kullara,Allah zamanla kaybettiğinden daha fazlasını verebilir.
8-Her felaketten,yanlışlıktan da,insanlar dersler çıkartmalı ve bir daha hatalara düşmemek için dikkatli olmalılar.
9-En önemlisi de,dünya malları,işleri,meşgaleleri asla bizi Allah' ibadetten alı-koymamalı.
10-Bir diğer mesaj da:İnsanlara ne kadar bol nimetler verilse,insan daha fazlasını ister.(Süleyman a.s."bana öyle bol nimetler verki,kimseler onlara sahip olmasın" )demesi gibi.
Thursday, 24 October 2013
KUR'ANDAKİ KISSALARI ANLAMAK
Kur'anda Hz.İbrahim a.s ile ilgili onlarca kıssa geçer.Bunlardan biri de O'nun ateşe atılma olayıdır.Bilindiği gibi İbrahim a.s döneminde,aynen Muhammed a.s döneminde olduğu gibi putçuluk hakimdi.İnsanlar kendilerine tanrılar (ilahlar) olarak bir takım taş,toprak ve diğer maddelerden yaptıkları şekiller,büstler,kelleler yaparlar ve zaman zaman da bunların kendilerine UĞUR getirmesi için onlar önünde dua ederler ve onlardan bir takım isteklerde bulunurlardı.Hatta rivayete göre İbrahim a.s ın babası da bu puta tapanlardandı.İbrahim putçuluğun hakim olduğu bir ortamda yetişse de putlara karşı hep nefretle bakmış ve tapanların hallerine acımış ve hatta çok zaman da kızmıştı. "O babasına ve kavmine: şu karşısına geçip de tapmakta olduğunuz heykellerde (putlarda) ne buluyorsunuz."Enbiya-52. "Dediler ki,biz babalarımızı bunlara tapar bulduk" Enbiya-53. "Doğrusu siz de babalarınız da açıkça sapıklık içerisindesiniz,dedi" Enbiya-54. "Allaha yemin ederim ki,siz ayrılıp gittikten sonra,putlarınıza bir oyun yapacağım." Enbiya-57 .Bir gün yöresel bir festival için insanların meydanda toplandığı zamanda puthane girdi ve elindeki kırıcı aletle putları paramparça etti.
" Sonunda İbrahim onları paramparça etti.Yalnız onların büyüğünü bıraktı,belki ona müracaat ederler diye." Enbiya-58.
Festival dönüşü dua etmek için puthaneye geldiklerinde tanrıları olan putların paramparça olduklarını gördüklerinde,şaşkınlığa düştüler. "Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o zalimlerden biridir,dediler." Enbiya-59. "Onlar aleyhinde söz söyleyen İbrahim adında bir genç vardı dediler." Enbiya-60. "O halde O'nu insanların huzuruna, (puthaneye) hemen getirin belki şahitlik eder,dediler." Enbiya-61.Daha sonra İbrahim a.s puthaneye gelince: "Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ?dediler" Enbiya-62.Bunun üzerine İbrahim a.s. "Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır,isterseniz onlara sorun,tabiki eğer konuşurlarsa dedi." Enbiya-63.Bu soru karşısında şaşkına döndüler. "Bunun üzerine kendi içleriden ,asıl zalim olduklarını düşündüler."Enbiya-64.Ama hatalı inanışlarının anlaşılmaması için kendilerini düştükleri bu şaşkınlıktan toparlayarak, "Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına dönerek,sen de bunların konuşamayacaklarını pek âlâ bizim gibi bilirsin dediler". Enbiya-65. "İbrahim,öyleyse Allah'ı bırakıp da,size hiç fayda ve zarar veremeyen bu şeylere hâlâ tapacak mısınız? dedi." Enbiya-66 "Size de,Allah'ı bırakıp taptığınız bu putlarınıza da yuh olsun.Siz hiç mi akıllanmazsınız." Enbiya-67.
Bu konuşmanın arkasından şaşkına dönen putçular,tekrar bir araya gelerek buna bir çare bulmak istediler.Kimileri İbrahimi cezalandıralım dediler.Hatta bazıları tanrılara yakışır şekilde O'nun yakılarak öldürülmesini istediler. " (içlerinden bazıları) eğer bir iş yapacasanız,O'nu yakın,böylece tanrılarımıza yardım etmiş olursunuz dediler." Enbiya-68
Daha sonra tüm putçular elbirliği yaparak,tanrılarına layık bir ateş olsun diyerek ,yüzlerce odun,çer-çöp toplayarak koskoca bir yakıt tepesi oluştudular.Daha sonra da ateşe verdiler.Ateş o kadar korkunç ve harlı oldu ki,yanına yaklaşmak imkansızdı.Bu nedenle İbrahimi kolundan tutup atmak yerine Mancınık denen,bir kaldıraça koyarak kızıl alevlerin ortasına attılar.
Herşeyin kudreti elinde olan Yüce Allah: "Ey ateş,İbrahim için serinlik ve esenlik ol dedi." Enbiya-69. Yakan ateş,İbrahimi yakamaz oldu.İlahi mucize tecelli etti.Ateşin ortasında yanmayan,dipdiri duran İbrahimi görünce şaşkına döndüler. "Böylece O'na çok büyük bir tuzak kurmak istediler,fakat biz onları,daha çok hüsrana uğrattık."Enbiya-70
İşte İbrahim a.s hakkında geçen Kur'an kıssalarından biri budur.Şimdi bu kıssayı anlatmakla
Allah bize hangi ilahi mesajları vermek istemiş olabilir,ona bakalım:
1-Öncelikle hiçbir peygamber,peygamber olmadan önce de kendilerine putlar,tanrılar edinmemiş,putlara tapmamıştır.
2-En yakın ailemiz bile yanlış yoldaysa,onların hatırları olsun diye,biz de onların yanlışlıklarına eşlik etmeyeceğiz.
3-İnsanlardan çokları,babalarımız bu yoldaydı,böyle inanır,böyle ibadet eder diyerek onları körü-körüne,düşünmeden,araştırmadan,krıtik etmeden takip ve taklit ederler ve hiçbir zaman da onların yanlış yolda olduklarını akıllarına bile getirmezler.Aynen İbrahimin toplumu gibi.
4-İnsanlar hangi makam ve rütbede,ilmi derecede olursa olsun,yaptıkları hataları,sakat inanışları sorgulamak, ya akıllarına gelmiyor,ya da çıkarlarına ters düştüğü için işlerine gelmiyor.Böylece sapıklıklarına devam edip gidiyorlar.
5-Asırlar önce ,cahil olarak nitelendirdiğimiz toplumlar putları,heykelleri nasıl kutsallaştırırken,günümüzde de kendini akıllı ve ilerici sayan milyonlarca gafil insanlar da aynı hatayı bugün de yapmaktalar,heykellerin önüne çelenkler,çiçekler koyarak,saygı duruşuşlarında bulunuyorlar.Bunlara sorarsanız,onlar da aynen İbrahimin toplumu gibi,hatta Mekke putçuları gibi aynı cevabı verirler." Biz sadece onlara saygı duyuyoruz tapmıyoruz " derler.Hangi asırda olursa olsun insan aklı putçuluk karşısında hep aynı naneyi yer.
6-İnananlar,İbrahim a.s.da olduğu gibi yürekten inanmak zorundalar.Karşılaşacakları hiçbir engele aldırış etmiyecekler.Sonucu karara bağlayanın zalimler,sapıklar değil Allah olduğuna gönülden inanacaklar ki,sonunda İbrahim gibi esenlikte kalabilsinler.Kafirlerin bir planı varsa,Allahında bir planının olduğunu,Allahın planının onların planlarını her zaman bozacağına iman edecekler.
7-Allah dilerse, insanların aklını bile durduracak olaylar olur. (örneğin yakma özelliği olan ateşin yakmaması gibi)
8-Ateşin yakma özelliğine dayanıklı bir maddenin var olduğu ilmi de, bu olayda açıklanmış oluyor.(Bazı itfaiyecilerin ateşe dayanıklı giyecekleri gibi)
9-Karşılaştığınız zorlukları,sapıklıkları aşmak ve yok etmek için daima plan yapın.Fırsatı yakalayınca da hemen yerine getirin.(burada İbrahim a.s.ın putları parçalamak için ahalinin festivale gitmesini beklemesi gibi.)
10-Küfürle veya bir başka şeylerle mücadelenizde sonucu karşı tarafın akıl ve mantığına hitap edecek sorular ve çalışmalar olmasına dikkat edin ki,belki akılları başlarına gelir. (burada,İbrahime putları sen mi kırdın,dediklerin de O da isterseniz şu kırılmayanlara bir sorun belki size cevap verirler diyerek onları düşünmeğe çağırması gibi)
11-Küfür karşısında tek başınıza da olsanız,arkanızda Allahın yardımını unutmadan,mücadelenize devam edin. (burada İbrahim tek başına olduğu halde,top yekün sapık bir kavme karşı Allah davasını savunuyor)
12-İnançsızlar karşısında mücadele verirken,sonunda kabul etmeseler de,siz onlara "yazıklar olsun,yuh olsun,acırım halinize..."gibi ifadelerle onların kafalarında son çare olarak soru işaretleri oluşturmayı da asla unutmayın.
13-Size karşı kurulan tuzak ve oyunları bertaraf edin,gücünüz yetmez ise Allaha havale edin.Allahın tuzağı,onların tuzaklarını daima bozacaktır. ( "Böylece,O'na bir tuzak kurmak istediler,fakat biz onları daha çok hüsrana uğrattık."Enbiya-70)
Siz de bu kıssadan başka hikmet ve dersler çıkarabilirsiniz.Unutmayın ki,Kur'anda geçen her ayetin bir hikmeti ve bize bir öğüdü vardır.Kur'anı anlayarak okurken,Bu ayetlerde Allah bizden ne istiyor diye daima kendi kendimize soru sormalıyız.Böylece Allah ile bağımız daha kuvvetli olur.
" Sonunda İbrahim onları paramparça etti.Yalnız onların büyüğünü bıraktı,belki ona müracaat ederler diye." Enbiya-58.
Festival dönüşü dua etmek için puthaneye geldiklerinde tanrıları olan putların paramparça olduklarını gördüklerinde,şaşkınlığa düştüler. "Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o zalimlerden biridir,dediler." Enbiya-59. "Onlar aleyhinde söz söyleyen İbrahim adında bir genç vardı dediler." Enbiya-60. "O halde O'nu insanların huzuruna, (puthaneye) hemen getirin belki şahitlik eder,dediler." Enbiya-61.Daha sonra İbrahim a.s puthaneye gelince: "Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ?dediler" Enbiya-62.Bunun üzerine İbrahim a.s. "Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır,isterseniz onlara sorun,tabiki eğer konuşurlarsa dedi." Enbiya-63.Bu soru karşısında şaşkına döndüler. "Bunun üzerine kendi içleriden ,asıl zalim olduklarını düşündüler."Enbiya-64.Ama hatalı inanışlarının anlaşılmaması için kendilerini düştükleri bu şaşkınlıktan toparlayarak, "Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına dönerek,sen de bunların konuşamayacaklarını pek âlâ bizim gibi bilirsin dediler". Enbiya-65. "İbrahim,öyleyse Allah'ı bırakıp da,size hiç fayda ve zarar veremeyen bu şeylere hâlâ tapacak mısınız? dedi." Enbiya-66 "Size de,Allah'ı bırakıp taptığınız bu putlarınıza da yuh olsun.Siz hiç mi akıllanmazsınız." Enbiya-67.
Bu konuşmanın arkasından şaşkına dönen putçular,tekrar bir araya gelerek buna bir çare bulmak istediler.Kimileri İbrahimi cezalandıralım dediler.Hatta bazıları tanrılara yakışır şekilde O'nun yakılarak öldürülmesini istediler. " (içlerinden bazıları) eğer bir iş yapacasanız,O'nu yakın,böylece tanrılarımıza yardım etmiş olursunuz dediler." Enbiya-68
Daha sonra tüm putçular elbirliği yaparak,tanrılarına layık bir ateş olsun diyerek ,yüzlerce odun,çer-çöp toplayarak koskoca bir yakıt tepesi oluştudular.Daha sonra da ateşe verdiler.Ateş o kadar korkunç ve harlı oldu ki,yanına yaklaşmak imkansızdı.Bu nedenle İbrahimi kolundan tutup atmak yerine Mancınık denen,bir kaldıraça koyarak kızıl alevlerin ortasına attılar.
Herşeyin kudreti elinde olan Yüce Allah: "Ey ateş,İbrahim için serinlik ve esenlik ol dedi." Enbiya-69. Yakan ateş,İbrahimi yakamaz oldu.İlahi mucize tecelli etti.Ateşin ortasında yanmayan,dipdiri duran İbrahimi görünce şaşkına döndüler. "Böylece O'na çok büyük bir tuzak kurmak istediler,fakat biz onları,daha çok hüsrana uğrattık."Enbiya-70
İşte İbrahim a.s hakkında geçen Kur'an kıssalarından biri budur.Şimdi bu kıssayı anlatmakla
Allah bize hangi ilahi mesajları vermek istemiş olabilir,ona bakalım:
1-Öncelikle hiçbir peygamber,peygamber olmadan önce de kendilerine putlar,tanrılar edinmemiş,putlara tapmamıştır.
2-En yakın ailemiz bile yanlış yoldaysa,onların hatırları olsun diye,biz de onların yanlışlıklarına eşlik etmeyeceğiz.
3-İnsanlardan çokları,babalarımız bu yoldaydı,böyle inanır,böyle ibadet eder diyerek onları körü-körüne,düşünmeden,araştırmadan,krıtik etmeden takip ve taklit ederler ve hiçbir zaman da onların yanlış yolda olduklarını akıllarına bile getirmezler.Aynen İbrahimin toplumu gibi.
4-İnsanlar hangi makam ve rütbede,ilmi derecede olursa olsun,yaptıkları hataları,sakat inanışları sorgulamak, ya akıllarına gelmiyor,ya da çıkarlarına ters düştüğü için işlerine gelmiyor.Böylece sapıklıklarına devam edip gidiyorlar.
5-Asırlar önce ,cahil olarak nitelendirdiğimiz toplumlar putları,heykelleri nasıl kutsallaştırırken,günümüzde de kendini akıllı ve ilerici sayan milyonlarca gafil insanlar da aynı hatayı bugün de yapmaktalar,heykellerin önüne çelenkler,çiçekler koyarak,saygı duruşuşlarında bulunuyorlar.Bunlara sorarsanız,onlar da aynen İbrahimin toplumu gibi,hatta Mekke putçuları gibi aynı cevabı verirler." Biz sadece onlara saygı duyuyoruz tapmıyoruz " derler.Hangi asırda olursa olsun insan aklı putçuluk karşısında hep aynı naneyi yer.
6-İnananlar,İbrahim a.s.da olduğu gibi yürekten inanmak zorundalar.Karşılaşacakları hiçbir engele aldırış etmiyecekler.Sonucu karara bağlayanın zalimler,sapıklar değil Allah olduğuna gönülden inanacaklar ki,sonunda İbrahim gibi esenlikte kalabilsinler.Kafirlerin bir planı varsa,Allahında bir planının olduğunu,Allahın planının onların planlarını her zaman bozacağına iman edecekler.
7-Allah dilerse, insanların aklını bile durduracak olaylar olur. (örneğin yakma özelliği olan ateşin yakmaması gibi)
8-Ateşin yakma özelliğine dayanıklı bir maddenin var olduğu ilmi de, bu olayda açıklanmış oluyor.(Bazı itfaiyecilerin ateşe dayanıklı giyecekleri gibi)
9-Karşılaştığınız zorlukları,sapıklıkları aşmak ve yok etmek için daima plan yapın.Fırsatı yakalayınca da hemen yerine getirin.(burada İbrahim a.s.ın putları parçalamak için ahalinin festivale gitmesini beklemesi gibi.)
10-Küfürle veya bir başka şeylerle mücadelenizde sonucu karşı tarafın akıl ve mantığına hitap edecek sorular ve çalışmalar olmasına dikkat edin ki,belki akılları başlarına gelir. (burada,İbrahime putları sen mi kırdın,dediklerin de O da isterseniz şu kırılmayanlara bir sorun belki size cevap verirler diyerek onları düşünmeğe çağırması gibi)
11-Küfür karşısında tek başınıza da olsanız,arkanızda Allahın yardımını unutmadan,mücadelenize devam edin. (burada İbrahim tek başına olduğu halde,top yekün sapık bir kavme karşı Allah davasını savunuyor)
12-İnançsızlar karşısında mücadele verirken,sonunda kabul etmeseler de,siz onlara "yazıklar olsun,yuh olsun,acırım halinize..."gibi ifadelerle onların kafalarında son çare olarak soru işaretleri oluşturmayı da asla unutmayın.
13-Size karşı kurulan tuzak ve oyunları bertaraf edin,gücünüz yetmez ise Allaha havale edin.Allahın tuzağı,onların tuzaklarını daima bozacaktır. ( "Böylece,O'na bir tuzak kurmak istediler,fakat biz onları daha çok hüsrana uğrattık."Enbiya-70)
Siz de bu kıssadan başka hikmet ve dersler çıkarabilirsiniz.Unutmayın ki,Kur'anda geçen her ayetin bir hikmeti ve bize bir öğüdü vardır.Kur'anı anlayarak okurken,Bu ayetlerde Allah bizden ne istiyor diye daima kendi kendimize soru sormalıyız.Böylece Allah ile bağımız daha kuvvetli olur.
Tuesday, 22 October 2013
KUR'ANDA GEÇEN OLAYLARIN HİKMETİ
Kur'anda kıssa olarak anlatılan,yüzlerce olay vardır.Bunlar asla ve asla bir hikaye olsun diye bildirilmemiştir.Her kıssa (olay) bir veya birçok uyarıları,tebliğleri,emir ve yasakları da birlikte getirir.Kur'anda geçen ilk olay Ademin yaratılması olayıdır.Allah,Ademi yaratmak istediğinde,melekler "yeryüzünde kan dökecek,fitne çıkaracak bir varlık mı yaratacaksın ?" diye sorduklarında Allah:"benim bildiğimi siz bilemezsiniz" diyerek onları uyarır.Onlar da derhal hatalarını anlar ve TAAT (itaat) ederler.Burada bize verilmek istenen hikmet,ders,öğüt: 1-Allah'ın bildiğini,melekler dahi bilemez.2-Allah'ın emri karşısında her yaratılan varlık uymak zorundadır.3-İnsanoğluna benzer başka varlıklar da (mesela cinler gibi) daha önce yeryüzünde yaratılmış.Çünkü melekler:"yeryüzünde kan dökecek,fitne çıkaracak birilerini mi yaratacaksın?" diye,bir ifade kullanarak,daha önce böyle bir olaya şahit olduklarına vurgu yapmış oluyorlar.
Daha sonra Adem (ilk insan) yaratılıyor ve bu kez,meleklerin ve cinlerin atası İblisin imtihanı gündeme geliyor.Allah ,Ademi yarattığında O'na ilim verdi,eşyayı tanıyacak bilgilerle aklını doldurdu.Daha sonra da:"Ademe secde edin (itaat edin,O'nun emrine girin,O'nun üstünlüğünü kabul edin) " diye Meleklere ve İblise emretti.Melekler,hiç tereddüt etmeksizin bu emre uydular.Fakat,İblis bu emre uymadı.Allah:"sen neden Ademe secde etmedin" dediğinde İblis:"çünkü beni ateşten,onu ise çamurdan yarattın,bu nedenle ben daha üstünüm" dedi.Bunu söylemekle hâşâ Allah'ın aklından,kendi aklını daha üstün görmüş oldu.Bu bakış açısıyla ŞİRK'e düştü.Böylece huzurdan kovulanlardan oldu.
Bu kıssada bize verilmek istenen hikmetler ve direktifler ise: 1-Hiç kimse Allah'ın emir ve yasaklarını tartışma hakkına sahip değildir.1-Tartışmaya kalkışırsanız,İblisi (şeytanın) huzurdan kovulduğu gibi,kovulur,Allah'ın lânetine uğrarsınız.3-Melekler gibi temiz ve günahsız olmak istiyorsanız,tartışmasız Allah'ın emirlerine uymak zorundasınız.4-Kendi yaratılışını,durumunu,varlıklı (zengin) oluşunu,makam ve rütbe sahibi oluşunu,bilgili oluşunu ve buna benzer diğer özelliklerini asla bir üstünlük aracı olarak,başkalarına kullanamaz.Kullanmağa kalkışırsa,İblisin (şeytanın) düştüğü bataklığa,yanlışlığa düşmüş olur.5-Allah'ın bir emrine bile uymamak,bazen bizim başımıza sonucu çok kötü olan olaylara yol açar...gibi.
Daha sonraki olayda,İblis ,Allah'an kıyamete kadar mühlet (zaman) ister. "Bana insanların dirileceği güne kadar zaman ver" diye istek de bulunur.Allah da: "Haydi sen kıyamete kadar zaman verilenlerdensin" der.İblis de:"o halde ben de senin doğru yolunun üzerine oturacağım beni azdırmana (sapıtmama)sebep olan bu insanoğlunun ,önünden,arkasından,sağından,solundan yaklaşarak onları sana kulluk yapmaktan (itaat etmekten) uzak tutacağım." der.
Bu ayetlerde (olayda) de bize verilmek istenen bilgi ve öneriler şunlardır: 1-İblisin Allah'ın emri karşısında diklendiği yetmiyormuş gibi bir de ukalalığına,isyanına devam ediyor ve azgınlığına sebep olan insanoğlundan ÖÇ ALMAĞA kakışıyor.Bunun için de kıyamete kadar zaman istiyor.2-Allah İblisin bu isteğini kabul ediyor.Çünkü Allah insanları ve cinleri imtihan etmek için,kulluklarını,bağlılıklarını TEST yapmak amacıyla yartmıştır.3-Burada çok önemli bir hususa dikkat çekiliyor,İblis (şeytan) bizi Allah'ın doğru yolundan uzak tutmak için,tabir yerindeyse,her türlü cambazlığı yağacağını sölüyor."ben onların sağlarından yaklaşacağım derken,onlara bazı şeyleri Hayırlı bir iş gibi göstereceğim, (yatır ziyaretleri,muska tedavileri,şeyhlere bağlılık, liderlere uşaklık, islam davası diye kula kulluklar,uydurma din anlayışları mevlid vs.gibi) ama bu gösterdiğim asla hayırlı iş olmayacak,sollarından yaklaşacağım,haram olan şeyleri onlara şirin ve güzel göstereceğim (içki-kumar,zina...gibi),önlerinden yaklaşacağım (daha önceki atalarının yanlış uygulamalarını onlara şirin göstereceğim,arkalarından yaklaşacağım (sonraki nesillerini onlara hoş gösterek,yaptıklarıyla kibirlerini artıracağım.Evlatlarıyla,mallarıyla büyüklük taslamalarına neden olacağım) diyerek bizim bunlara dikkatimizi çekiyor Allah.4-Şeytanın bize kıyamete kadar düşman olduğunu asla unutmamız gerektiği öğüdünü yapar Allah.5-Bir de şunu iyi bilelim ki,şeytan daima bize ,Allah yolundayken musallat olur.Örneğin bir hayır yapacaksın,şeytan vesvese vererek,neden yapıyorsun,sanki kımetini bilecekler mi?Şimdiye kadar yaptın da ne oldu? Madem yapacaksın biraz da kendini ve aileni düşün,alemin en akıllısı ve en hayır seveni sen misin?gibi yüzlerce soruyla iç dünyamızı karartmak ister.
İşte Kur'anda geçen kıssaları bu mantıkla,bu yaklaşım ve hikmetle İRDELEMEK gerekir.Yoksa o kıssalar laf olsun diye Kur'anda geçmez.Bunlar birer ayettir ve her ayetin gelişinde bir hikmet ve biligi,emir vardır.Kur'anı anlamak için yola çıktığımızda bunları dikkate almak zorundayız.Yoksa Bir Yusuf ile Züleyha olayında olduğu gibi aşk hikayesi değildir KUR'AN. Allah kelamıdır ve Allah ne söylediyse boşuna söylememiştir. " ALLAH'IN SÖYLEDİĞİNDE ASLA BİR HATA (yanlışlık) BULAMAZSINIZ." diyerek de Allah fazladan bizleri uyarır
Daha sonra Adem (ilk insan) yaratılıyor ve bu kez,meleklerin ve cinlerin atası İblisin imtihanı gündeme geliyor.Allah ,Ademi yarattığında O'na ilim verdi,eşyayı tanıyacak bilgilerle aklını doldurdu.Daha sonra da:"Ademe secde edin (itaat edin,O'nun emrine girin,O'nun üstünlüğünü kabul edin) " diye Meleklere ve İblise emretti.Melekler,hiç tereddüt etmeksizin bu emre uydular.Fakat,İblis bu emre uymadı.Allah:"sen neden Ademe secde etmedin" dediğinde İblis:"çünkü beni ateşten,onu ise çamurdan yarattın,bu nedenle ben daha üstünüm" dedi.Bunu söylemekle hâşâ Allah'ın aklından,kendi aklını daha üstün görmüş oldu.Bu bakış açısıyla ŞİRK'e düştü.Böylece huzurdan kovulanlardan oldu.
Bu kıssada bize verilmek istenen hikmetler ve direktifler ise: 1-Hiç kimse Allah'ın emir ve yasaklarını tartışma hakkına sahip değildir.1-Tartışmaya kalkışırsanız,İblisi (şeytanın) huzurdan kovulduğu gibi,kovulur,Allah'ın lânetine uğrarsınız.3-Melekler gibi temiz ve günahsız olmak istiyorsanız,tartışmasız Allah'ın emirlerine uymak zorundasınız.4-Kendi yaratılışını,durumunu,varlıklı (zengin) oluşunu,makam ve rütbe sahibi oluşunu,bilgili oluşunu ve buna benzer diğer özelliklerini asla bir üstünlük aracı olarak,başkalarına kullanamaz.Kullanmağa kalkışırsa,İblisin (şeytanın) düştüğü bataklığa,yanlışlığa düşmüş olur.5-Allah'ın bir emrine bile uymamak,bazen bizim başımıza sonucu çok kötü olan olaylara yol açar...gibi.
Daha sonraki olayda,İblis ,Allah'an kıyamete kadar mühlet (zaman) ister. "Bana insanların dirileceği güne kadar zaman ver" diye istek de bulunur.Allah da: "Haydi sen kıyamete kadar zaman verilenlerdensin" der.İblis de:"o halde ben de senin doğru yolunun üzerine oturacağım beni azdırmana (sapıtmama)sebep olan bu insanoğlunun ,önünden,arkasından,sağından,solundan yaklaşarak onları sana kulluk yapmaktan (itaat etmekten) uzak tutacağım." der.
Bu ayetlerde (olayda) de bize verilmek istenen bilgi ve öneriler şunlardır: 1-İblisin Allah'ın emri karşısında diklendiği yetmiyormuş gibi bir de ukalalığına,isyanına devam ediyor ve azgınlığına sebep olan insanoğlundan ÖÇ ALMAĞA kakışıyor.Bunun için de kıyamete kadar zaman istiyor.2-Allah İblisin bu isteğini kabul ediyor.Çünkü Allah insanları ve cinleri imtihan etmek için,kulluklarını,bağlılıklarını TEST yapmak amacıyla yartmıştır.3-Burada çok önemli bir hususa dikkat çekiliyor,İblis (şeytan) bizi Allah'ın doğru yolundan uzak tutmak için,tabir yerindeyse,her türlü cambazlığı yağacağını sölüyor."ben onların sağlarından yaklaşacağım derken,onlara bazı şeyleri Hayırlı bir iş gibi göstereceğim, (yatır ziyaretleri,muska tedavileri,şeyhlere bağlılık, liderlere uşaklık, islam davası diye kula kulluklar,uydurma din anlayışları mevlid vs.gibi) ama bu gösterdiğim asla hayırlı iş olmayacak,sollarından yaklaşacağım,haram olan şeyleri onlara şirin ve güzel göstereceğim (içki-kumar,zina...gibi),önlerinden yaklaşacağım (daha önceki atalarının yanlış uygulamalarını onlara şirin göstereceğim,arkalarından yaklaşacağım (sonraki nesillerini onlara hoş gösterek,yaptıklarıyla kibirlerini artıracağım.Evlatlarıyla,mallarıyla büyüklük taslamalarına neden olacağım) diyerek bizim bunlara dikkatimizi çekiyor Allah.4-Şeytanın bize kıyamete kadar düşman olduğunu asla unutmamız gerektiği öğüdünü yapar Allah.5-Bir de şunu iyi bilelim ki,şeytan daima bize ,Allah yolundayken musallat olur.Örneğin bir hayır yapacaksın,şeytan vesvese vererek,neden yapıyorsun,sanki kımetini bilecekler mi?Şimdiye kadar yaptın da ne oldu? Madem yapacaksın biraz da kendini ve aileni düşün,alemin en akıllısı ve en hayır seveni sen misin?gibi yüzlerce soruyla iç dünyamızı karartmak ister.
İşte Kur'anda geçen kıssaları bu mantıkla,bu yaklaşım ve hikmetle İRDELEMEK gerekir.Yoksa o kıssalar laf olsun diye Kur'anda geçmez.Bunlar birer ayettir ve her ayetin gelişinde bir hikmet ve biligi,emir vardır.Kur'anı anlamak için yola çıktığımızda bunları dikkate almak zorundayız.Yoksa Bir Yusuf ile Züleyha olayında olduğu gibi aşk hikayesi değildir KUR'AN. Allah kelamıdır ve Allah ne söylediyse boşuna söylememiştir. " ALLAH'IN SÖYLEDİĞİNDE ASLA BİR HATA (yanlışlık) BULAMAZSINIZ." diyerek de Allah fazladan bizleri uyarır
Monday, 19 August 2013
ALLAH'IN EMİRLERİNE UYALIM
De ki ! Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını sıralayayım: Allah'a hiçbir şeyi ortak tutmayın. Ana-babaya iyilik edin. Yoksulluk korkusuyla,çocuklarınızı öldürmeyin.Sizin de,onların da rızkını veren Allah'tır. Fuhşun (çirkin ve haram olan şeylerin) gizlisine de,açığına da yaklaşmayın.Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana (haklı sebepler dışında) kıymayın. İşte bunlar,Allah'ın size yüklediği sorumluluklardır.Belki aklınızı kullanırsınız.
Ergenlik (buluğ) çağına kadar,yetimin malına dokunmayın.Onun iyiliği için dokunabilir,kullanabilirsiniz.Ölçü ve tartı işlerini dengeli ve dürüst yapın.Biz kimseyi gücünden fazla sorumlulukla sorumlu tutmayız.Yakınınız da olsa,adaletten ayrılmayın.Allah'a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin.İşte Allah bunları da sizden ister.Belki aklınızı başınıza alırsınız.
İşte bu,benim dosdoğru yolumdur.Onu takip edin.Başka yollara gitmeyin.Giderseniz,yoldan sapmış olursunuz.Bunlar da Allah'ın sizden istekleridir.Belki KORUNURSUZ.
En'am suresi,ayetler:151,152,153
Bu ayetler gayet açık.Herkesin anlayacağı şekilde Allah herşeyi açık açık anlatmış.Bize düşen gereğini yapmaktır.Kulluk da bunu gerektirir.Kendi kafamıza göre yaşamak,Allah'ı tanımamaktır.Onun dediklerine kulak asmamaktır.Onu Rab olarak kabul etmemektir ki,bu şirktir.Şirk ise en büyük günahtır.
Özellikle 152.ci ayette "ALLAH'A VERDİĞİNİZ SÖZÜ TAM OLARAK YERİNE GETİRİN" emrine dikkat etmek gerek.Bu söz Kelime-i şehadettir.Onunla Allah'ı ve rasulünü kabul etmiş ve bize gelen ilahi mesajlar toplamı olan Kur'ana uymaya söz vermiş oluyoruz.Bu demektir ki,Kur'ana uygun yaşayacağız ve asla ona ters bir anlayış ve yaşam,davranış içinde olmayacağız demektir.Bunu yerine getirmek verilen sözün yerine getirilmesi demektir. Peygamber a.s.verilen sözün yerine getirilmemesini MÜNAFIKLIK ALEMETİ olarak nitelemiştir.Bizler münafık olmadığımızı göstermek için Kur'an dışı bir yolda olmayacağız.Allah yar ve yardımcımız olsun İNŞALLAH.
Ergenlik (buluğ) çağına kadar,yetimin malına dokunmayın.Onun iyiliği için dokunabilir,kullanabilirsiniz.Ölçü ve tartı işlerini dengeli ve dürüst yapın.Biz kimseyi gücünden fazla sorumlulukla sorumlu tutmayız.Yakınınız da olsa,adaletten ayrılmayın.Allah'a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin.İşte Allah bunları da sizden ister.Belki aklınızı başınıza alırsınız.
İşte bu,benim dosdoğru yolumdur.Onu takip edin.Başka yollara gitmeyin.Giderseniz,yoldan sapmış olursunuz.Bunlar da Allah'ın sizden istekleridir.Belki KORUNURSUZ.
En'am suresi,ayetler:151,152,153
Bu ayetler gayet açık.Herkesin anlayacağı şekilde Allah herşeyi açık açık anlatmış.Bize düşen gereğini yapmaktır.Kulluk da bunu gerektirir.Kendi kafamıza göre yaşamak,Allah'ı tanımamaktır.Onun dediklerine kulak asmamaktır.Onu Rab olarak kabul etmemektir ki,bu şirktir.Şirk ise en büyük günahtır.
Özellikle 152.ci ayette "ALLAH'A VERDİĞİNİZ SÖZÜ TAM OLARAK YERİNE GETİRİN" emrine dikkat etmek gerek.Bu söz Kelime-i şehadettir.Onunla Allah'ı ve rasulünü kabul etmiş ve bize gelen ilahi mesajlar toplamı olan Kur'ana uymaya söz vermiş oluyoruz.Bu demektir ki,Kur'ana uygun yaşayacağız ve asla ona ters bir anlayış ve yaşam,davranış içinde olmayacağız demektir.Bunu yerine getirmek verilen sözün yerine getirilmesi demektir. Peygamber a.s.verilen sözün yerine getirilmemesini MÜNAFIKLIK ALEMETİ olarak nitelemiştir.Bizler münafık olmadığımızı göstermek için Kur'an dışı bir yolda olmayacağız.Allah yar ve yardımcımız olsun İNŞALLAH.
Sunday, 18 August 2013
İSLAM BİRLİĞİ
Allah,insanı yaratmağa karar verdiğinde,melekler "yeryüzünde kan dökecek,fitne çıkaracak bir varlık mı yaratacaksın" dediklerinde ,"sizin bilmediklerinizi ben bilirim" demişti.
Günümüzde de adı insan olan,fakat yaptıklarıyla şeytana pabucunu ters giydirecek zalimler,fravunlar tarafından dünyamız barışa hasret kaldı.Her yerde insanlar ve özellikle müslümanlar zulme uğrayarak vahşice katlediliyor.Bir avuç şuurlu müslümandan başkası olaylara seyirci kalıyorlar.
Son islam kalesi Osmanlıydı.Osmanlıyı parçalamak için 7 düvel dediğimiz tüm vahşi dünya birleşmiş,öncülüğünü de Siyonizm çekmişti.Hedefleri İslamın son kalesini yıkıp yeryüzünden Allahın ismini silmekti.Çünkü bunlar şeytanın uşaklarıydı.Şeytan "senin doğru yolunun üzerine oturacağım ve kullarını yoldan sapıttıracağım" diye söz etmişti.Allah ona izin verdi.Çünkü kullarını imtihana tabi tutmak istiyordu.İşte bu nedenle müslümanın imtihanı çok zor.Cennete girmek öyle beleş değil.Atadan öğrendiğimiz dinle yetinirsek,cennet bize hayal olur.Her an şeytanın tuzağına düşebiliriz.İşte bunun için Kur'an müslümanı olmak zorundayız.Kur'ana dönmek ve Kur'anda anlatılanları yaşamamızda uygulamak zorundayız.
Allah : "Hepiniz,Allah'ın ipine (yoluna-islama) sımsıkı sarılın ,asla ayrılığa düşüp parçalanmayın.Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın,hani birbirinize düşman idiniz de Allah kalblerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz.Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken,oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı.Allah ayetlerini böylece açıklıyor,ta ki doğru yola eresiniz." Al-i İmran-103
Bugün islam kardeşliğine son derece ihtiyacımız var.Çünkü tek millet olan küfür birlikte ve ortaklaşa hareket ediyorlar.Allah :"düşmanlara karşı siz de besili atlar yetiştirin (savaş aletleri yapın" dediği halde müslümanlar bu işi gavur dediklerimize bıraktılar.İlim ve teknolojiye yatırım yapmadılar.Silaha sahip olan küfür fravunları da,silahsız müslümanları hiç gözlerini kırpmadan katlettiler.Müslümanlar artık uyanmak ve ayağa kalkmak zorundalar.Düşmandan yardım beklemek aptallıktır.Suriyede,Mısırda ve dünyanın diğer yerlerindeki,ezilen müslümanların kurtuluşunu hristiyan ve yahudiden bekleyemezsiniz.Bu zavallılık olur.Unutmayın dünyamızda nice Fravunlar geldi-geçti.İnsanlığı kan gölünde boğan zalimleri gördü bu insanlık.Ama elbette baki kalmadılar.Allah:" insan ancak çalıştığının karşılığını alır" derken bize bir uyarıda bulundu.Bunu anlamak zorundayız.Çalışmadan,emek harcamadan,hürriyetimize eremeyiz.Bugün Mısırla birlikte islam dünyası kan ağlıyorsa,bu bize bir uyarı olmalı.Allah" ben kullarımı bazen felaketlerle imtihan ederim" derken bu olayların islam alemi için bir imtihan olduğu bilinciyle hareket etmek gerek.Bu olaylar karşısında duyarsız olan müslümanlar öncelikle imanlarını bir gözden geçirsinler.
Peygamberimiz Hz.Muhammed a.s imanın derecesini anlatırken:" kötülükleri elinizle,gücünüz yetmiyorsa dilinizle,buna gücünüz yetmiyorsa gönülden buğz (beddua) ederek engelleyin" diyor.Bizim için hangisi daha hayırlı ise o yolu seçelim.Zulümler karşısında Türkiyeli müslümanların daha hassas ve şuurlu davranması,aslına dönüşün bir müjdesidir.İnşallah başsız kalan islam aleminin yine başı olacaktır.Allah bu millete bu şerefi inşallah yine nasip edecektir.Yeterki biz buna layık olalım.En önemlisi birliğimizi korumamızdır.Birbirimizi sevmemizdir.Bize tembelliği,uyuşukluğu,ne-lazımcılığı tavsiye edenler,müslümanların dışındakileri dost göstermek için diyaloglar yapanlar,unutmayın ki, yanlış yoldalar.Çünkü Allah:"Hristiyanları ve Yahudileri dost edinmeyin" diye açıkça bizleri uyarıyor.Onlarla dostluk kurma peşinde olanlar mutlaka onların dostlarıdır,uşaklarıdır,ajanlarıdır.İşte Mısırda bunun örneğini belgeleriyle görüyoruz.Katil Bush ile el-ele olan Suud kralı,şimdi de Katil Fravun Sisi ile el-ele.Hristiyan dünyasıyla diyaloglar yapanlar neden Mısır katliamında dostluk kurduklarını harekete geçiremediler.Çünkü onlar da onlar gibi düşünürler veya düşünmek zorundalar da ondan.Uşaklar asla efendilerine emir veremezler,yol gösteremezler.Bu değişmez kuraldır.Ey müslüman ne yaptığını,kimin peşinden gittiğini iyi bil,iyi araştır.Güdülen sürü olma,uşak olma,ajan hiç olma.Allahın yolunda "yamukluk" yoktur.Yamukluk ancak şeytanda ve şeytanlaşmış insanlarda vardır.Allah yolumuzu aydınlatsın inşallah.İslam birliği için müslümanlara şuurlar versin.Müslüman bu yola yönelmedikçe Allah şuur vermez.Öncelikle kul isteyecek ve çaba gösterecektir ki,Allah da gereğini yaratsın.Gayret bizden,yardım Allah'tandır.
Günümüzde de adı insan olan,fakat yaptıklarıyla şeytana pabucunu ters giydirecek zalimler,fravunlar tarafından dünyamız barışa hasret kaldı.Her yerde insanlar ve özellikle müslümanlar zulme uğrayarak vahşice katlediliyor.Bir avuç şuurlu müslümandan başkası olaylara seyirci kalıyorlar.
Son islam kalesi Osmanlıydı.Osmanlıyı parçalamak için 7 düvel dediğimiz tüm vahşi dünya birleşmiş,öncülüğünü de Siyonizm çekmişti.Hedefleri İslamın son kalesini yıkıp yeryüzünden Allahın ismini silmekti.Çünkü bunlar şeytanın uşaklarıydı.Şeytan "senin doğru yolunun üzerine oturacağım ve kullarını yoldan sapıttıracağım" diye söz etmişti.Allah ona izin verdi.Çünkü kullarını imtihana tabi tutmak istiyordu.İşte bu nedenle müslümanın imtihanı çok zor.Cennete girmek öyle beleş değil.Atadan öğrendiğimiz dinle yetinirsek,cennet bize hayal olur.Her an şeytanın tuzağına düşebiliriz.İşte bunun için Kur'an müslümanı olmak zorundayız.Kur'ana dönmek ve Kur'anda anlatılanları yaşamamızda uygulamak zorundayız.
Allah : "Hepiniz,Allah'ın ipine (yoluna-islama) sımsıkı sarılın ,asla ayrılığa düşüp parçalanmayın.Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın,hani birbirinize düşman idiniz de Allah kalblerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz.Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken,oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı.Allah ayetlerini böylece açıklıyor,ta ki doğru yola eresiniz." Al-i İmran-103
Bugün islam kardeşliğine son derece ihtiyacımız var.Çünkü tek millet olan küfür birlikte ve ortaklaşa hareket ediyorlar.Allah :"düşmanlara karşı siz de besili atlar yetiştirin (savaş aletleri yapın" dediği halde müslümanlar bu işi gavur dediklerimize bıraktılar.İlim ve teknolojiye yatırım yapmadılar.Silaha sahip olan küfür fravunları da,silahsız müslümanları hiç gözlerini kırpmadan katlettiler.Müslümanlar artık uyanmak ve ayağa kalkmak zorundalar.Düşmandan yardım beklemek aptallıktır.Suriyede,Mısırda ve dünyanın diğer yerlerindeki,ezilen müslümanların kurtuluşunu hristiyan ve yahudiden bekleyemezsiniz.Bu zavallılık olur.Unutmayın dünyamızda nice Fravunlar geldi-geçti.İnsanlığı kan gölünde boğan zalimleri gördü bu insanlık.Ama elbette baki kalmadılar.Allah:" insan ancak çalıştığının karşılığını alır" derken bize bir uyarıda bulundu.Bunu anlamak zorundayız.Çalışmadan,emek harcamadan,hürriyetimize eremeyiz.Bugün Mısırla birlikte islam dünyası kan ağlıyorsa,bu bize bir uyarı olmalı.Allah" ben kullarımı bazen felaketlerle imtihan ederim" derken bu olayların islam alemi için bir imtihan olduğu bilinciyle hareket etmek gerek.Bu olaylar karşısında duyarsız olan müslümanlar öncelikle imanlarını bir gözden geçirsinler.
Peygamberimiz Hz.Muhammed a.s imanın derecesini anlatırken:" kötülükleri elinizle,gücünüz yetmiyorsa dilinizle,buna gücünüz yetmiyorsa gönülden buğz (beddua) ederek engelleyin" diyor.Bizim için hangisi daha hayırlı ise o yolu seçelim.Zulümler karşısında Türkiyeli müslümanların daha hassas ve şuurlu davranması,aslına dönüşün bir müjdesidir.İnşallah başsız kalan islam aleminin yine başı olacaktır.Allah bu millete bu şerefi inşallah yine nasip edecektir.Yeterki biz buna layık olalım.En önemlisi birliğimizi korumamızdır.Birbirimizi sevmemizdir.Bize tembelliği,uyuşukluğu,ne-lazımcılığı tavsiye edenler,müslümanların dışındakileri dost göstermek için diyaloglar yapanlar,unutmayın ki, yanlış yoldalar.Çünkü Allah:"Hristiyanları ve Yahudileri dost edinmeyin" diye açıkça bizleri uyarıyor.Onlarla dostluk kurma peşinde olanlar mutlaka onların dostlarıdır,uşaklarıdır,ajanlarıdır.İşte Mısırda bunun örneğini belgeleriyle görüyoruz.Katil Bush ile el-ele olan Suud kralı,şimdi de Katil Fravun Sisi ile el-ele.Hristiyan dünyasıyla diyaloglar yapanlar neden Mısır katliamında dostluk kurduklarını harekete geçiremediler.Çünkü onlar da onlar gibi düşünürler veya düşünmek zorundalar da ondan.Uşaklar asla efendilerine emir veremezler,yol gösteremezler.Bu değişmez kuraldır.Ey müslüman ne yaptığını,kimin peşinden gittiğini iyi bil,iyi araştır.Güdülen sürü olma,uşak olma,ajan hiç olma.Allahın yolunda "yamukluk" yoktur.Yamukluk ancak şeytanda ve şeytanlaşmış insanlarda vardır.Allah yolumuzu aydınlatsın inşallah.İslam birliği için müslümanlara şuurlar versin.Müslüman bu yola yönelmedikçe Allah şuur vermez.Öncelikle kul isteyecek ve çaba gösterecektir ki,Allah da gereğini yaratsın.Gayret bizden,yardım Allah'tandır.
Tuesday, 13 August 2013
Monday, 15 July 2013
Wednesday, 3 July 2013
KUR'AN TÜM İNSANLIĞA GELMİŞ İLÂHÎ MESAJLARDIR
Allah, "vemâ erselnâke illâ rahmeten lil-âlemîyn =Biz seni ancak alemlere (insanlığa) bir rahmet olasın diye gönderdik".Evet hem Muhammed a.s.,hem de Kur'an tüm insanlığa bir rahmet (merhamet bulsunlar,Allah'ın bağışlamasına ersinler) için göndermiştir.
Allah'ın rahmeti ancak Kur'ana ve rasulullahın sünnetine sarılmakla olur.Peygambersiz Kur'an,Kur'ansız peygamber olamaz.Her ikisini de biz değil,Yüce Allah seçerek insanlığa göndermiştir.Peygamber Kur'anı anlatan,anlatan ve yaşanır hale koyandır.İşte bu nedenle Allah:"Biz sana kitabı ve yanında da HİKMETİ verdik" diyor.Hikmet:Kur'andan hükümler çıkarmak,yaşanır hale getirmektir.Bu peygambere verildiği gibi bize de verilmiştir.Biz de kendi gücümüz ve anlayımış ölçüsünde Kur'andan hükümler ,uygulamalar çıkararak hayatımızı buna göre yönlerdirmemiz gerekiyor.
Peygamber döneminde,sahabe hem kendi uyguluyor,hem de anlayamadıklarını peygambere soruyorlardı.İşte bu uygulamaya "SÜNNET=takip edilen yol" denir.Peygamberin uygulamalarında yanlışlık göremezsiniz.Sünnet ile HADİS'i karıştırmamak gerek.Hadis=peygamber sözü demektir.B.r sözün de peygamber sözünü olduğunu anlamak için elimizdeki ölçü KUR'ANdır.Peygambere isnat edilen bir rivayet Kur'ana uyarsa biz buna hadis deriz.Uymazsa sadece uydurulmuş rivayetler sayarız.Kur'ana uymayan hiçbir hadis ile amel edilemez.Peygamberin bu konuda açık ve kesin bir sözü (hadisi) vardır:"KİM BANA AİT OLDUĞU SÖYLENEN BİR SÖZ DUYARSA,O SÖZÜ MUTLAKA KUR'ANA GÖTÜRSÜN,EĞER O SÖZ KUR'ANA UYARSA,BİLİNKİ ONU BEN SÖYLEMİŞİMDİR.UYMAZSA O SÖZ BANA AİT DEĞİLDİR."İşte hadisler konusunda "kulağımıza küpe" olacak hadis budur.
Neyin islamdan ,neyin islam dışı olduğunu bilmek her müslümanın aslî görevidir.Kur'an ölüler için gelmiş bir kitap değildir.Kur'anda hiçbir ayet ölülere hitap etmez.Bu nedenle Kur'anı duvardan,süslü kaplarından çıkararak,anlamağa ve anladıklarımızı hayatımıza uygulamamız gerek.Kur'an yaşanır hale gelmedikçe,ona saygılı davranmış sayılmayız.Kur'anı kendi "el kitabımız" haline getirmedikçe mü'min olamayız.
Bugün müslümanların durumları içler acısı.Sözde müslümanlar,ama yaşantıları tam anlamıyla islamdışı bir hayatları var.Ömürleri boyu dinle ilişkileri olmayanlar,öldüklerinde "buyurun cenaze namazına" der gibi camilere getirilir.Bu mu müslümanlık.Sen kulları aldatabilirsin,ya Allah'ı aldatman mümkün mü?Neden aklını kullanmazsın.Allah kendine kulluğu bir güne,bir saate sığdırmıyor,tüm ömrün kulluk içerisinde geçmesini istiyor.Unutmayın ki, "ve enleyse,lil-insani,illâ mâsâ'a=kişi ancak yaptığının karşılığını alır" diyor Allah.İyilik yapmadan,kulluk yapmadan,Allahın rızasını alamazsın.Yapacağın tüm işler Kur'anda anlatılıyor.Sana düşen Kur'ana sarılmak.Kur'an okumak için özel bir zaman yoktur.Abdest alman gerekmez.Sen her fırsatta Kur'ana sarıl.Onu mutlaka ve mutlaka anlayarak oku.Anlamadan okuduğun Kur'andan sana yarar yoktur.Kur'an anlaşılsın ve hayatımıza uygulansın diye gönderildi.Asla ölülere ve mezarlıklarda okunması için gelmedi.Ölülere Kur2anın bir yararı yok.Bakın cenaze namazında bile Kur'an okunmuyor.Sadece "DUA" okunuyor.Ölülere Kur'an okunmaz,sadece bağışlanmaları için dua edilir.O da,ölen kişi müslüman olarak öldüyse yarar sağlar.İmansızlara dua da fayda sağlamaz.Hatta Kâfirlere,imansızlara dua yapmak bile küfürdür.Onlara dua edilmez.
Unutmayın,Allah'tan başkasına "kul" olunmaz.Her yardım ancak Allah'tan olduğu gibi,kötülük de Allah'tandır.
Allah'ın rahmeti ancak Kur'ana ve rasulullahın sünnetine sarılmakla olur.Peygambersiz Kur'an,Kur'ansız peygamber olamaz.Her ikisini de biz değil,Yüce Allah seçerek insanlığa göndermiştir.Peygamber Kur'anı anlatan,anlatan ve yaşanır hale koyandır.İşte bu nedenle Allah:"Biz sana kitabı ve yanında da HİKMETİ verdik" diyor.Hikmet:Kur'andan hükümler çıkarmak,yaşanır hale getirmektir.Bu peygambere verildiği gibi bize de verilmiştir.Biz de kendi gücümüz ve anlayımış ölçüsünde Kur'andan hükümler ,uygulamalar çıkararak hayatımızı buna göre yönlerdirmemiz gerekiyor.
Peygamber döneminde,sahabe hem kendi uyguluyor,hem de anlayamadıklarını peygambere soruyorlardı.İşte bu uygulamaya "SÜNNET=takip edilen yol" denir.Peygamberin uygulamalarında yanlışlık göremezsiniz.Sünnet ile HADİS'i karıştırmamak gerek.Hadis=peygamber sözü demektir.B.r sözün de peygamber sözünü olduğunu anlamak için elimizdeki ölçü KUR'ANdır.Peygambere isnat edilen bir rivayet Kur'ana uyarsa biz buna hadis deriz.Uymazsa sadece uydurulmuş rivayetler sayarız.Kur'ana uymayan hiçbir hadis ile amel edilemez.Peygamberin bu konuda açık ve kesin bir sözü (hadisi) vardır:"KİM BANA AİT OLDUĞU SÖYLENEN BİR SÖZ DUYARSA,O SÖZÜ MUTLAKA KUR'ANA GÖTÜRSÜN,EĞER O SÖZ KUR'ANA UYARSA,BİLİNKİ ONU BEN SÖYLEMİŞİMDİR.UYMAZSA O SÖZ BANA AİT DEĞİLDİR."İşte hadisler konusunda "kulağımıza küpe" olacak hadis budur.
Neyin islamdan ,neyin islam dışı olduğunu bilmek her müslümanın aslî görevidir.Kur'an ölüler için gelmiş bir kitap değildir.Kur'anda hiçbir ayet ölülere hitap etmez.Bu nedenle Kur'anı duvardan,süslü kaplarından çıkararak,anlamağa ve anladıklarımızı hayatımıza uygulamamız gerek.Kur'an yaşanır hale gelmedikçe,ona saygılı davranmış sayılmayız.Kur'anı kendi "el kitabımız" haline getirmedikçe mü'min olamayız.
Bugün müslümanların durumları içler acısı.Sözde müslümanlar,ama yaşantıları tam anlamıyla islamdışı bir hayatları var.Ömürleri boyu dinle ilişkileri olmayanlar,öldüklerinde "buyurun cenaze namazına" der gibi camilere getirilir.Bu mu müslümanlık.Sen kulları aldatabilirsin,ya Allah'ı aldatman mümkün mü?Neden aklını kullanmazsın.Allah kendine kulluğu bir güne,bir saate sığdırmıyor,tüm ömrün kulluk içerisinde geçmesini istiyor.Unutmayın ki, "ve enleyse,lil-insani,illâ mâsâ'a=kişi ancak yaptığının karşılığını alır" diyor Allah.İyilik yapmadan,kulluk yapmadan,Allahın rızasını alamazsın.Yapacağın tüm işler Kur'anda anlatılıyor.Sana düşen Kur'ana sarılmak.Kur'an okumak için özel bir zaman yoktur.Abdest alman gerekmez.Sen her fırsatta Kur'ana sarıl.Onu mutlaka ve mutlaka anlayarak oku.Anlamadan okuduğun Kur'andan sana yarar yoktur.Kur'an anlaşılsın ve hayatımıza uygulansın diye gönderildi.Asla ölülere ve mezarlıklarda okunması için gelmedi.Ölülere Kur2anın bir yararı yok.Bakın cenaze namazında bile Kur'an okunmuyor.Sadece "DUA" okunuyor.Ölülere Kur'an okunmaz,sadece bağışlanmaları için dua edilir.O da,ölen kişi müslüman olarak öldüyse yarar sağlar.İmansızlara dua da fayda sağlamaz.Hatta Kâfirlere,imansızlara dua yapmak bile küfürdür.Onlara dua edilmez.
Unutmayın,Allah'tan başkasına "kul" olunmaz.Her yardım ancak Allah'tan olduğu gibi,kötülük de Allah'tandır.
Monday, 1 July 2013
Tuesday, 25 June 2013
İSLAMIN EMRETTİĞİ HAYAT DÜZENİ
İslam dini,ilk peygamber Adem a.s dan, son peygamber Muhammed a.s'a kadar gelen kitaplarla anlatılan dinin adıdır.İşte bu nedenle Allah "İnn-ed-dîne, ınd-allahi-l islâm=Allah katında (yanında) din ancak İslâmdır" (Al-i İmran-19) diye insanoğluna din hakkındaki gerçeği söylüyor.Madem başka bir din ve inanç Allah katında kabul edilmiyor,o halde bu İslamı en iyi bir şekilde bilmek ve hayatımızı da onun esaslarına uydurmak mecburiyetindeyiz.Çünkü Allah, başka seçenekleri bize vermemiştir.Hayatın tek yöneticisi Allah'tır.Allah yer ve gök'ün ,tüm kainat ve ötesinin (ahiret aleminin) tek sahibidir.Bize verilen ömür de,hayat da O'nun elindedir.Yarattıklarına rızık veren de sadece O'dur.İşte bu nedenle biz Allah'a "RAB=herşeyi yöneten" deriz.Allah da bu sıfatını daha ilk surede açıklar: "Elhamdü lil-lâhi rab-il âlemîn=Alemlerin rabbı olan Allah'a şükürler olsun".
Allah kendinden başka bir varlığa kul-köle olmayı yasaklar.Buna "şirk" der.Bunun cezasının çok ağır olduğunu da açıklar.Allah'a isyana çağıran ve teşvik eden hiçbir varlığa itaat edilmez.İsterse bu ana-baba olsun. "Ey iman edenler Allah'a itaat edin.Peygambere ve sizden olan (sizin gibi müslüman olup,Allah'ın Kur'anına göre sizi yöneten) yöneticilere de uyun (tabi olun).Şayet bu yönetim esnasında,bir zorlukla (anlamadığınız bir konuyla) karşılaştığınızda ,onun çözümü için Allah'a (Kur'ana) ve peygamberin uygulamalarına bakın (müracaat edin).Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız bunu böyle yapın.Bu davranış (bu çözüm yolu) sizin için daha hayırlı ve neticesi daha güzeldir." NİSA suresi,ayet-59
Peygamberimiz Hz.Muhammed a.s da "İdarecilerden kim size günah birşeyi yapmanızı emrederse sakın ona itaat etmeyin (onu yapmayın)" İbn-i Mâce.
Allah'ın dinini insanlara göndermesindeki amacı,yeryüzünde Hak, hukuk ve adaletin yerleşmesi,iyilik ve güzelliklerin yayılması ve kendi varlığının da tanınıp,O'na razı olacağı şekilde kulluk yapmamızdır. "Ey iman edenler,sizden hayra (iyiliğe ve güzelliğe) davet eden,iyiliği emredip,kötülüğe engel olan bir topluluk oluşsun.İşte kurtuluşa erecekler ancak onlardır." Al-i İmran suresi,ayet-104
"Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileri (dostlarıdır) dir.İyiliği emrederler,kötülüğe mani (engel) olurlar." Tevbe suresi,ayet-71
"Ey iman edenler,nefislerinizi düzeltmek üzerinize farzdır.Siz düzelip doğru yolda bulunduktan sonra,yolunu şaşıranlar (kâfirler) size zarar veremez.Hepinizin dönüşü muhakkak Allah'a olacaktır.O size ne yaptığınızı haber verecektir (hesaba çekecektir)." Mâide suresi,ayet-105
Din insanın sadece ahiret hayatına yönelik değildir.Ahiret hayatı zaten bu dünya hayatının bir devamı niteliğindedir.Bu dünyada iyi olanlar,ahirette de iyilikle karşılık bulacaklar,kötüler de kötülüklerle karşılık bulacaklar.Peygamber a.s "Ed-dünya mezra'et-ül ahiretün=dünya ahiretin tarlasıdır" diyerek bu gerçeği açıklamıştır.
İslam öncelikle kişilerin düzelmesini hedeflerken,kişilerden oluşan toplumu ve toplumsal hayatın da islam esaslarına uygun olmasını ister.Yani islam insanın "Aşına,işine,eşine ve hayatının her anına karışır".İslamdan başka din ve uygulamalar Allah yanında kabul görmez. "Kim ki islamdan başka bir yola yönelirse, onun seçtiği yol asla Allah tarafından kabul görülmeyecektir." Al-i İmran suresi,ayet-85
İslamın kendine ait yönetim (yönetme) yasaları , hukuku vardır. Bu islam hukukunun kaynağı Kur'an ve peygamber uygulamaları olan Sünnettir.İslam toplumu bu yasalara uymak ve hayatlarını bu yasalara uygun olarak devam ettirmek zorundadırlar.Yöneticiler değişse de islam yasaları değişmez.İslama uymayan yasalar,mutlaka islam inacına uygun hale getirilmelidir.Dinde islam olduğunu söyleyen kişi ve toplumlar,başka din ve inançların oluşturduğu yasalarla hayatlarını düzenleyemezler. Bu konuda Allah'ın emri sert ve kesindir: "Allah'ın indirdiği (Kur'an) hükümleriyle, idare etmeyenler (hüküm vermeyenler) kâfirlerin tâa kendileridir." Maide suresi,ayet-44
İslam hukunda hükümler,vasıtaya göre değil,gayeye göre verilir.Hedef esastır.İslam toplumunda kişinin ve toplumun saadeti,mutluluğu ve daha da önemlisi Allaha layık kul olabilmesi esastır.Her türlü toplumsal yasalar buna uygun olarak oluşturulur.Örneğin içki,zina,faiz,adam öldürme,hırsızlık ve buna benzer şeyler kişi ve toplum hayatını sıkıntıya sokar,mutluluğunu ve güvenliğini tehlikeye sokar.Ahlaksızlığın yaygınlaşmasına neden olur.İslam bunların önlenmesi için yasalar koyar.İslamda, suç işlenmeden önce tedbir alınır.Suç işlendikten sonra da, yapılmasına bir daha fırsat verilmeyecek ağırlıkta (derecede) cezalar verir.Örneğin adam öldürmenin cezası,öldürülmektir.Öldürülmekten korkan biri,kolay kolay adam öldüremez.Öldürmeğe kalkışamaz.Günümüzdeki islam dışı yasalarda bu fiilin (adam öldürmenin) cezası belki 10-15 yıl veya daha azdır.O da siyasi affa uğrarsa,belki de 3-5 sene sonra çıkar.Çıktığında da aynı işi ,yani adam öldürme işini tekrar tekrar yapar.Bu anlayış, toplum yapısını ve huzurunu bozar.Diğer suçlar da böyledir.Hırsızlık günümüz toplumlarında nerede ise en hafif suç sayılır.Bu nedenle her 5 dakikada yüzlerece hırsızlık olayı olur.Mal ve can güvenliği her an tehlikededir.İslam toplumundaki "el kesme" cesası uygulansaydı,bu suç belki %01 inecekti.Zina da ayrı bir illet.Ülkemizde ve batı toplumlarında kadınlar bizzat kanunlarla bu işe hirerler, elde ettikleri belgelerle bu işi yaparlar.Kadınlar,erkeklere köle gibi satılır,bunun adı da "modernlik" olur.Hani modern toplumlar kadına hürriyet vermişti.Bu düpedüz yalan.Kadın hürriyetini ancak islam ile elde etmiştir.Zina fuhşiyatı nedeniyle yüzbinlerce aile bu çarpıklığın kurbanı olur.Faiz ise ekonominin tam "hırsızıdır"Kapitalizm,emeği faiz yoluyla sömürerek,insanların köleleşmesine yol açıyor.Faiz lobileri artık dünya insanlığını köle gibi yöneten hale soktular.Dünya nüfusunun %97 sinin alın teri,emeği,faiz lobisini elinde tutan %03 ün kölesi durumuna düştü.İşte bunun için bu faiz lobisi dünyada kendilerine tek engel ve alternatif olarak İslam anlayışını ve yaşayışını gördü ve islamı hedef aldı.Son günlerde islam=terör dediler.Kendi vahşî düzenlerini devam ettirmeleri için islama,gerici,çağdışı yaftasını taktılar.Maksatları dünya kamu oyunda islamı kötü gösterip,kendi vahşî sistemlerini devam ettirmektir.Bunlar bununla da kalmadı, daha başka oyunlara da girdiler,islam şeriatı diye ortaya koydukları " vahhabi ve molla" düzenlerindeki karanlık uygulamaları,sanki islamdanmış gibi göstermeğe çalışarak,insanların islama "öcü" gözüyle bakmasını sağladılar.Unutmayın ki islam,ne Suud düzeni olan vahhabi anlayışı,ne de şia (islamdışı) anlayışı olan İran Molla düzeni değildir.Hele hele CIA nın kurup organize ettiği ve yönettiği El-Kaide terör düzeni hiç değil.İslam adı üstünde "BARIŞ DİNİ VE BARIŞ SİSTEMİDİR."
Problemin çözümsüzlüğü günümüz müslümanlarının daha iman edemedikleri,sadece müslüman (teslim) olarak kalmalarıdır.Yani İmanlarını kalblerine,gönüllerine yerleştirememeleri ve dinin gereğini yerine getirememeleridir..
"İnsanlardan (bazıları) biz iman ettik dediler.De ki: siz kalblerinizle iman etmediniz,sadece müslüman (teslim) olduk deyin.Henüz onların kalblerine iman girmemiştir.Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz,sizin amellerinizden (işlerinizden) hiçbir şey eksitilmez.Çünkü Allah gafurdur (bağışlaması çoktur)Rahimdir (çok merhametlidir)." Hucurat suresi,ayet-14
Eğer müslüman olmaktan,Mü'min olmağa ve hatta takva sahibi olmağa çıkmak istersek,Allahın Kuranına kulak verip gereğini yapmamız şarttır.Yoksa sadece müslümanlıkta kalmak,bizi kurtarmaz.İbadetsiz,islama hizmetsiz bir müslümanlık sadece "dilde müslümanlıktır" Allah bunda kalmamamız için bizi uyarıyor.Kulak verelim ilahi mesaja.Hedefimiz iyi bir MÜ'MİN olmak olsun.İyi bir mü'min,başkalarını da islama,Allah'a davet edendir.Biz de bu yolda olalım.Küfre ve küfür düzenlerinin gelişmesi için değil,islamın,HAK düzeninin yerleşmesi ve tüm insanlığın mutluluğu için çalışalım.Dünyanın oyun ve eğlencesi bizi aldatmasın.Unutmayın kabul etmeseniz de bu hayatın bir de ahiret tarafı var.Orada rahat olmanın,huzur bulmanın tek yolu Allah'a kulluktan geçer.Allahın yasaklarından uzak durarak,emirlerini yerine getirmekten geçer.Takdir sizin.tercih sizin.
Allah kendinden başka bir varlığa kul-köle olmayı yasaklar.Buna "şirk" der.Bunun cezasının çok ağır olduğunu da açıklar.Allah'a isyana çağıran ve teşvik eden hiçbir varlığa itaat edilmez.İsterse bu ana-baba olsun. "Ey iman edenler Allah'a itaat edin.Peygambere ve sizden olan (sizin gibi müslüman olup,Allah'ın Kur'anına göre sizi yöneten) yöneticilere de uyun (tabi olun).Şayet bu yönetim esnasında,bir zorlukla (anlamadığınız bir konuyla) karşılaştığınızda ,onun çözümü için Allah'a (Kur'ana) ve peygamberin uygulamalarına bakın (müracaat edin).Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız bunu böyle yapın.Bu davranış (bu çözüm yolu) sizin için daha hayırlı ve neticesi daha güzeldir." NİSA suresi,ayet-59
Peygamberimiz Hz.Muhammed a.s da "İdarecilerden kim size günah birşeyi yapmanızı emrederse sakın ona itaat etmeyin (onu yapmayın)" İbn-i Mâce.
Allah'ın dinini insanlara göndermesindeki amacı,yeryüzünde Hak, hukuk ve adaletin yerleşmesi,iyilik ve güzelliklerin yayılması ve kendi varlığının da tanınıp,O'na razı olacağı şekilde kulluk yapmamızdır. "Ey iman edenler,sizden hayra (iyiliğe ve güzelliğe) davet eden,iyiliği emredip,kötülüğe engel olan bir topluluk oluşsun.İşte kurtuluşa erecekler ancak onlardır." Al-i İmran suresi,ayet-104
"Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileri (dostlarıdır) dir.İyiliği emrederler,kötülüğe mani (engel) olurlar." Tevbe suresi,ayet-71
"Ey iman edenler,nefislerinizi düzeltmek üzerinize farzdır.Siz düzelip doğru yolda bulunduktan sonra,yolunu şaşıranlar (kâfirler) size zarar veremez.Hepinizin dönüşü muhakkak Allah'a olacaktır.O size ne yaptığınızı haber verecektir (hesaba çekecektir)." Mâide suresi,ayet-105
Din insanın sadece ahiret hayatına yönelik değildir.Ahiret hayatı zaten bu dünya hayatının bir devamı niteliğindedir.Bu dünyada iyi olanlar,ahirette de iyilikle karşılık bulacaklar,kötüler de kötülüklerle karşılık bulacaklar.Peygamber a.s "Ed-dünya mezra'et-ül ahiretün=dünya ahiretin tarlasıdır" diyerek bu gerçeği açıklamıştır.
İslam öncelikle kişilerin düzelmesini hedeflerken,kişilerden oluşan toplumu ve toplumsal hayatın da islam esaslarına uygun olmasını ister.Yani islam insanın "Aşına,işine,eşine ve hayatının her anına karışır".İslamdan başka din ve uygulamalar Allah yanında kabul görmez. "Kim ki islamdan başka bir yola yönelirse, onun seçtiği yol asla Allah tarafından kabul görülmeyecektir." Al-i İmran suresi,ayet-85
İslamın kendine ait yönetim (yönetme) yasaları , hukuku vardır. Bu islam hukukunun kaynağı Kur'an ve peygamber uygulamaları olan Sünnettir.İslam toplumu bu yasalara uymak ve hayatlarını bu yasalara uygun olarak devam ettirmek zorundadırlar.Yöneticiler değişse de islam yasaları değişmez.İslama uymayan yasalar,mutlaka islam inacına uygun hale getirilmelidir.Dinde islam olduğunu söyleyen kişi ve toplumlar,başka din ve inançların oluşturduğu yasalarla hayatlarını düzenleyemezler. Bu konuda Allah'ın emri sert ve kesindir: "Allah'ın indirdiği (Kur'an) hükümleriyle, idare etmeyenler (hüküm vermeyenler) kâfirlerin tâa kendileridir." Maide suresi,ayet-44
İslam hukunda hükümler,vasıtaya göre değil,gayeye göre verilir.Hedef esastır.İslam toplumunda kişinin ve toplumun saadeti,mutluluğu ve daha da önemlisi Allaha layık kul olabilmesi esastır.Her türlü toplumsal yasalar buna uygun olarak oluşturulur.Örneğin içki,zina,faiz,adam öldürme,hırsızlık ve buna benzer şeyler kişi ve toplum hayatını sıkıntıya sokar,mutluluğunu ve güvenliğini tehlikeye sokar.Ahlaksızlığın yaygınlaşmasına neden olur.İslam bunların önlenmesi için yasalar koyar.İslamda, suç işlenmeden önce tedbir alınır.Suç işlendikten sonra da, yapılmasına bir daha fırsat verilmeyecek ağırlıkta (derecede) cezalar verir.Örneğin adam öldürmenin cezası,öldürülmektir.Öldürülmekten korkan biri,kolay kolay adam öldüremez.Öldürmeğe kalkışamaz.Günümüzdeki islam dışı yasalarda bu fiilin (adam öldürmenin) cezası belki 10-15 yıl veya daha azdır.O da siyasi affa uğrarsa,belki de 3-5 sene sonra çıkar.Çıktığında da aynı işi ,yani adam öldürme işini tekrar tekrar yapar.Bu anlayış, toplum yapısını ve huzurunu bozar.Diğer suçlar da böyledir.Hırsızlık günümüz toplumlarında nerede ise en hafif suç sayılır.Bu nedenle her 5 dakikada yüzlerece hırsızlık olayı olur.Mal ve can güvenliği her an tehlikededir.İslam toplumundaki "el kesme" cesası uygulansaydı,bu suç belki %01 inecekti.Zina da ayrı bir illet.Ülkemizde ve batı toplumlarında kadınlar bizzat kanunlarla bu işe hirerler, elde ettikleri belgelerle bu işi yaparlar.Kadınlar,erkeklere köle gibi satılır,bunun adı da "modernlik" olur.Hani modern toplumlar kadına hürriyet vermişti.Bu düpedüz yalan.Kadın hürriyetini ancak islam ile elde etmiştir.Zina fuhşiyatı nedeniyle yüzbinlerce aile bu çarpıklığın kurbanı olur.Faiz ise ekonominin tam "hırsızıdır"Kapitalizm,emeği faiz yoluyla sömürerek,insanların köleleşmesine yol açıyor.Faiz lobileri artık dünya insanlığını köle gibi yöneten hale soktular.Dünya nüfusunun %97 sinin alın teri,emeği,faiz lobisini elinde tutan %03 ün kölesi durumuna düştü.İşte bunun için bu faiz lobisi dünyada kendilerine tek engel ve alternatif olarak İslam anlayışını ve yaşayışını gördü ve islamı hedef aldı.Son günlerde islam=terör dediler.Kendi vahşî düzenlerini devam ettirmeleri için islama,gerici,çağdışı yaftasını taktılar.Maksatları dünya kamu oyunda islamı kötü gösterip,kendi vahşî sistemlerini devam ettirmektir.Bunlar bununla da kalmadı, daha başka oyunlara da girdiler,islam şeriatı diye ortaya koydukları " vahhabi ve molla" düzenlerindeki karanlık uygulamaları,sanki islamdanmış gibi göstermeğe çalışarak,insanların islama "öcü" gözüyle bakmasını sağladılar.Unutmayın ki islam,ne Suud düzeni olan vahhabi anlayışı,ne de şia (islamdışı) anlayışı olan İran Molla düzeni değildir.Hele hele CIA nın kurup organize ettiği ve yönettiği El-Kaide terör düzeni hiç değil.İslam adı üstünde "BARIŞ DİNİ VE BARIŞ SİSTEMİDİR."
Problemin çözümsüzlüğü günümüz müslümanlarının daha iman edemedikleri,sadece müslüman (teslim) olarak kalmalarıdır.Yani İmanlarını kalblerine,gönüllerine yerleştirememeleri ve dinin gereğini yerine getirememeleridir..
"İnsanlardan (bazıları) biz iman ettik dediler.De ki: siz kalblerinizle iman etmediniz,sadece müslüman (teslim) olduk deyin.Henüz onların kalblerine iman girmemiştir.Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz,sizin amellerinizden (işlerinizden) hiçbir şey eksitilmez.Çünkü Allah gafurdur (bağışlaması çoktur)Rahimdir (çok merhametlidir)." Hucurat suresi,ayet-14
Eğer müslüman olmaktan,Mü'min olmağa ve hatta takva sahibi olmağa çıkmak istersek,Allahın Kuranına kulak verip gereğini yapmamız şarttır.Yoksa sadece müslümanlıkta kalmak,bizi kurtarmaz.İbadetsiz,islama hizmetsiz bir müslümanlık sadece "dilde müslümanlıktır" Allah bunda kalmamamız için bizi uyarıyor.Kulak verelim ilahi mesaja.Hedefimiz iyi bir MÜ'MİN olmak olsun.İyi bir mü'min,başkalarını da islama,Allah'a davet edendir.Biz de bu yolda olalım.Küfre ve küfür düzenlerinin gelişmesi için değil,islamın,HAK düzeninin yerleşmesi ve tüm insanlığın mutluluğu için çalışalım.Dünyanın oyun ve eğlencesi bizi aldatmasın.Unutmayın kabul etmeseniz de bu hayatın bir de ahiret tarafı var.Orada rahat olmanın,huzur bulmanın tek yolu Allah'a kulluktan geçer.Allahın yasaklarından uzak durarak,emirlerini yerine getirmekten geçer.Takdir sizin.tercih sizin.
Monday, 24 June 2013
MÜ'MİN VE MÜTTAKÎ
Mü'min ve Müttakî ifadelerini bizzat Allah Kur'anda kullanıyor.Bunlarla da kendine inananlar ve inançlarındaki samimi bağlılıklar anlatılır.Öncelikle Yüce Allah bizi de bu sevdiği ve övdüğü sınıflardan eylesin inşallah.
Şimdi bu kelimelerin içerisini yine Kur'an ifadeleriyle dolduralım: Allah Kur'anın ilk suresi Fatihaya "elhamdulillahi rabbil alemin=alemlerin rabbı (yaratanı ve yöneteni) olan Allah'a hamd (teşekkür,şükür) ederim." diye bir ifade koymuş ve bizim de hayata ve olaylara bakış açımızda öncelikle bu ifadeyi başlangıç ifadesi olarak,Allah'a şükrün bir emir olduğu anlayışını kabul etmemiz gerektiğini vurgulamak istemiştir.Daha sonra da bize aynı sure, "iyyake nağbüdü=ancak sana kulluk ederiz (ibadet yaparız),ve iyyake nestaiğn=ve ancak senden yardım isteriz" dedemizin gerektiğini de ayrıca başka bir emir olarak daha ilk baştan hatırlatıyor.İşte bu emirler bizler için çok önemli "FARZ"lardandır.
Daha sonraki sûrede de bize emirlerini sunduğu kitabı,KUR'ANI tanıtıyor ve: "zalikel-kitabü lâ raybe fih=işte bu kitapta asla şüphe uyandıracak birşey yoktur. Hüden-lil müttâkîyn=müttaki-
ler (Allah'a gönülden bağlı olanlar) için bir hidayettir (kurtuluş ve mutluluk bilgilerinin toplandığı bir kitaptır) "
Ardından da bu müttakileri tanıtıyor:Ellezîne yü'minûne bil-gaybi=Onlar (müttakiler), gayba (bilinmeyen aleme) inanırlar. Ve yükîmünes-sâlâte=Namazlarını (dosdoğru gereği gibi) kılarlar.Ve mimmâ razeknâhüm,yünfikûn= Ve kendilerine verilen rızıklardan (Allah rızasını kazanmak için) harcarlar.(muhtaçlara verirler).Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke,ve mâ ünzile min kablikum=İşte onlar (müttakiler) kendilerinden önceki (ümmetlere) gelen kitaplara da inanırlar.Ve bil-âhıratühüm yûkınûn= Ve (onlar aynı zamanda) ahiret alemine de yakîn (görüyormuş gibi kesin ) olarak inanırlar.Ülâike alâ hüden min rabbihim=Onlar için Rablerinden bir hidayet (kurtuluş) vardır.Ve ülâike hüm-ül muflihûn= ve işte onlar için bir kurtuluş vardır."
Allah kısaca müttakileri de böylece tanıttıktan sonra,onların vasıflarını da zaman zaman ayetlerinde açıklar.İşte onlardan bazıları: "O mü'minler ki,namazlarında tavazu (saygılı) ve içten bağlılık gösterirler." Mü'minun suresi-2
"Onlar (mü'minler),boş sözden ve boş işlerden (faydasız olanlardan) uzak dururlar."Mü'minun suresi-3
"Onlar,namuslarını (şeref ve haysiyetlerini) korurlar."Mü'minun suresi-4
"Onlar (mü'minler) emanetlerine ve verdikleri söze uyarlar (yerine getirirler)."Mü'minun suresi-8
"Onlar namazlarını gereği gibi ve devamlı olarak kılarlar."Mü'minun suresi-9
"Muhakkak mü'minler kurtuluşa erenlerdir."Mü'minun suresi-1
"İşte bu vasıflara (özelliklere) sahip olanlar,(Allah'ın) varisleridir. (Allah'ın vaad ettiği güzelliklere aday olanlardır)" Mü'minun suresi-10
"Onlar Firdevs cennetine (cennetin en güzel bölümlerinden birine) layıktırlar.Onlar orada ebedî (sonsuza kadar-ölmeyecek şekilde) orada kalacaklardır."Mü'minun suresi-11
Daha birçok özellikleri vardır mü'minlerin.Mü'min Allah'a ve gönderdiklerine inanan ve gereğini yerine getiren kullardır.Allah'ın emrine uymayanlar,yerine getirmeyenler bu sınıftan değillerdir.Allah bunun dışında kalanlara,yani dilden ben de inandım dediği halde,namaz kılmayan,malından sadaka vermeyen,Allahın haramlarından kaçınarak,helal kıldığını yapmayanlara bu ifadeyi MÜ'MİN VE MÜTTAKİ ifadesini kullanmıyor.Onlara bu sıfatı vermiyor.Şimdi siz düşünün namazsız,sadakasız,ibadetsiz bunca müslüman olduğunu sananlar var.Bunlara biz ayıp olmasın diye müslüman desek de Allah onlara bu ismi layık ve uygun görmüyor.Boşuna aldanmayalım ve de aldatmayalım.Çünkü insanların değeri Allah katında ancak amelleri ( yaptıkları işleri) kadardır. "Ve enleyse lil-insani illâ mâsâ'a=insan ancak çalıştığının karşılığını alır" ayeti bütün insanlar için TEK ÖLÇÜDÜR.Sen bu dünyada ne ekersen,ahirette onu bulacaksın.Şer yaptığında,cezasız kalmadığın gibi,hayılı işler yaptığında da mükafaatsız kalmayacaksın.Ahirette bu dünya amellerinin iki karşılığı vardır.İyiler için=cennet,kötüler için=cehennem.Daha üçüncü bir yer yoktur.Karar sizin.
Bakın Allah bir kez daha uyarıyor kullarını: "Sizi gerçekten boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemiyeceğinizi mi zannettiniz?" Mü'minun suresi-115
Allah mü'minlerin özelliklerini anlatırken onların kendi emirlerine uygun yaşamayı ön plana aldıklarını ve her işlerinde Allah'ı ön planda tuttuklarını anlatır. " Mü'minler,aralarında hüküm vermek veya verilmek istendiğinde Allah'ın kitabına ve peygamberine uyun çağrısıyla karşılaştıklarında dinledik ve itaat ettik derler.İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir."Nur suresi-51
"Mü'minler,yalancı şahitlik yapmazlar,boş konuşmalara karışmazlar,onlardan uzak dururlar." Furkan suresi-72
"Onlar (mü'minler) Allah'ın ayetleri kendilerine hatırlatıldığı zaman sağır ve dilsizler gibi (duymamazlıktan ve yerine getirmemezlikten) kaçınırlar.Verilmek istenen öğüdü alırlar ve gereğini yerine getirirler.
Müslüman Allah'a kul olduğu kadar değerlidir.Kulluk yapamayanların hayvanlardan ne farkı vardır. "O halde gerçek müslüman olarak kendini dine yönelt (dinin emirlerine uy).Allah insanları dinini kabul edebilecek özellikte yarattı.Allah'ın dinini değiştirmeğe kimsenin gücü yetmez.İşte doğru din budur.Fakat insanların çoğu bunu bilmez."Rûm suresi-30
İnsanlar Allah'a kulluk,ibadet yaptıkları kadar değerlidir.İbadetsizlerin Allah katında değeri yoktur. "De ki,sizin ibadetiniz olmazsa Rabbim sizi ne yapacak. (sizin değeriniz olmaz ki).Madem ki,bundan kaçındınız (kulluk yapmaktan uzak kaldınız),inkâr ettiniz,o halde ceza sizlere kesin olarak gelecektir." Furkan suresi -77
Siz,Allah'a kulluktan uzak durarak kendinizi aldatmaktan başka iş yapmış olamazsınız. "Bu dünya hayatı,ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir.Ahiret yurdu ise bakîdir (ölümsüzdür).İşte gerçek hayat budur.Eğer (keşke) bunu bir bilseydiniz."Ankebut suresi-ayet-64
Allah,kulların kabahatlarını,günahlarını bağışlamayı da sever.Ama bu da ancak bir daha o kötülüklere dönmemek üzere yapılan tevbeler için geçerlidir. "Ancak tevbe eden ve iman edip ardından da güzel amel yapanların kötülüklerini Allah iyiliğe çevirir.Allah çok bağışlayıcıdır,çok merhametlidir." Furkan suresi-70
Sözü özü,insan ve kul olduğumuzu,imtihana tabi tutulduğumuzu bir an dahi olsa hatırdan çıkarmayalım.Nefsimiz ve şeytanlar bizi Allah'a kulluktan uzak tutma çabasındadırlar.Şeytanlar bu işleri bizzat bizim nefsimize telkin etmekle ve tuzağına düşürdüğü şeytanlaşmış insanlarla yapar.Çoğu insanlar arkadaş kurbanıdır.Kötülerle arkadaşlık yapanlar,asla iyi bir mü'min olamazlar.Sana en güzel arkadaş yine mü'mindir.Allah düşmanlarıyla arkadaşlık kuranlar,unutmasınlar ki,bir gün gelir onlar da Allah düşmanı olurlar.Allah düşmanları asla Allah'a karşı koyamazlar,dünyaları belalarla dolu geçer,ahiretleri de ebedi cehennem olur.Düşünen insanlar için Kur'an bir rehberdir,kurtuluş yoludur.İşte bunun için Allahın ilk emri "OKU"dur.Okuyacaksın Kuranı,okuyacaksın kainat ayetlerini.Göreceksin gerçekleri,bulacaksın Allah'ı.Gerisi oyun ve eğlencedir.Eğlence bitince de herşeyin boş olduğunu göreceksin.Boş olmayan ahirete hazırlıktır.Kulluktur.İbadetlerdir.
Şimdi bu kelimelerin içerisini yine Kur'an ifadeleriyle dolduralım: Allah Kur'anın ilk suresi Fatihaya "elhamdulillahi rabbil alemin=alemlerin rabbı (yaratanı ve yöneteni) olan Allah'a hamd (teşekkür,şükür) ederim." diye bir ifade koymuş ve bizim de hayata ve olaylara bakış açımızda öncelikle bu ifadeyi başlangıç ifadesi olarak,Allah'a şükrün bir emir olduğu anlayışını kabul etmemiz gerektiğini vurgulamak istemiştir.Daha sonra da bize aynı sure, "iyyake nağbüdü=ancak sana kulluk ederiz (ibadet yaparız),ve iyyake nestaiğn=ve ancak senden yardım isteriz" dedemizin gerektiğini de ayrıca başka bir emir olarak daha ilk baştan hatırlatıyor.İşte bu emirler bizler için çok önemli "FARZ"lardandır.
Daha sonraki sûrede de bize emirlerini sunduğu kitabı,KUR'ANI tanıtıyor ve: "zalikel-kitabü lâ raybe fih=işte bu kitapta asla şüphe uyandıracak birşey yoktur. Hüden-lil müttâkîyn=müttaki-
ler (Allah'a gönülden bağlı olanlar) için bir hidayettir (kurtuluş ve mutluluk bilgilerinin toplandığı bir kitaptır) "
Ardından da bu müttakileri tanıtıyor:Ellezîne yü'minûne bil-gaybi=Onlar (müttakiler), gayba (bilinmeyen aleme) inanırlar. Ve yükîmünes-sâlâte=Namazlarını (dosdoğru gereği gibi) kılarlar.Ve mimmâ razeknâhüm,yünfikûn= Ve kendilerine verilen rızıklardan (Allah rızasını kazanmak için) harcarlar.(muhtaçlara verirler).Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke,ve mâ ünzile min kablikum=İşte onlar (müttakiler) kendilerinden önceki (ümmetlere) gelen kitaplara da inanırlar.Ve bil-âhıratühüm yûkınûn= Ve (onlar aynı zamanda) ahiret alemine de yakîn (görüyormuş gibi kesin ) olarak inanırlar.Ülâike alâ hüden min rabbihim=Onlar için Rablerinden bir hidayet (kurtuluş) vardır.Ve ülâike hüm-ül muflihûn= ve işte onlar için bir kurtuluş vardır."
Allah kısaca müttakileri de böylece tanıttıktan sonra,onların vasıflarını da zaman zaman ayetlerinde açıklar.İşte onlardan bazıları: "O mü'minler ki,namazlarında tavazu (saygılı) ve içten bağlılık gösterirler." Mü'minun suresi-2
"Onlar (mü'minler),boş sözden ve boş işlerden (faydasız olanlardan) uzak dururlar."Mü'minun suresi-3
"Onlar,namuslarını (şeref ve haysiyetlerini) korurlar."Mü'minun suresi-4
"Onlar (mü'minler) emanetlerine ve verdikleri söze uyarlar (yerine getirirler)."Mü'minun suresi-8
"Onlar namazlarını gereği gibi ve devamlı olarak kılarlar."Mü'minun suresi-9
"Muhakkak mü'minler kurtuluşa erenlerdir."Mü'minun suresi-1
"İşte bu vasıflara (özelliklere) sahip olanlar,(Allah'ın) varisleridir. (Allah'ın vaad ettiği güzelliklere aday olanlardır)" Mü'minun suresi-10
"Onlar Firdevs cennetine (cennetin en güzel bölümlerinden birine) layıktırlar.Onlar orada ebedî (sonsuza kadar-ölmeyecek şekilde) orada kalacaklardır."Mü'minun suresi-11
Daha birçok özellikleri vardır mü'minlerin.Mü'min Allah'a ve gönderdiklerine inanan ve gereğini yerine getiren kullardır.Allah'ın emrine uymayanlar,yerine getirmeyenler bu sınıftan değillerdir.Allah bunun dışında kalanlara,yani dilden ben de inandım dediği halde,namaz kılmayan,malından sadaka vermeyen,Allahın haramlarından kaçınarak,helal kıldığını yapmayanlara bu ifadeyi MÜ'MİN VE MÜTTAKİ ifadesini kullanmıyor.Onlara bu sıfatı vermiyor.Şimdi siz düşünün namazsız,sadakasız,ibadetsiz bunca müslüman olduğunu sananlar var.Bunlara biz ayıp olmasın diye müslüman desek de Allah onlara bu ismi layık ve uygun görmüyor.Boşuna aldanmayalım ve de aldatmayalım.Çünkü insanların değeri Allah katında ancak amelleri ( yaptıkları işleri) kadardır. "Ve enleyse lil-insani illâ mâsâ'a=insan ancak çalıştığının karşılığını alır" ayeti bütün insanlar için TEK ÖLÇÜDÜR.Sen bu dünyada ne ekersen,ahirette onu bulacaksın.Şer yaptığında,cezasız kalmadığın gibi,hayılı işler yaptığında da mükafaatsız kalmayacaksın.Ahirette bu dünya amellerinin iki karşılığı vardır.İyiler için=cennet,kötüler için=cehennem.Daha üçüncü bir yer yoktur.Karar sizin.
Bakın Allah bir kez daha uyarıyor kullarını: "Sizi gerçekten boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemiyeceğinizi mi zannettiniz?" Mü'minun suresi-115
Allah mü'minlerin özelliklerini anlatırken onların kendi emirlerine uygun yaşamayı ön plana aldıklarını ve her işlerinde Allah'ı ön planda tuttuklarını anlatır. " Mü'minler,aralarında hüküm vermek veya verilmek istendiğinde Allah'ın kitabına ve peygamberine uyun çağrısıyla karşılaştıklarında dinledik ve itaat ettik derler.İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir."Nur suresi-51
"Mü'minler,yalancı şahitlik yapmazlar,boş konuşmalara karışmazlar,onlardan uzak dururlar." Furkan suresi-72
"Onlar (mü'minler) Allah'ın ayetleri kendilerine hatırlatıldığı zaman sağır ve dilsizler gibi (duymamazlıktan ve yerine getirmemezlikten) kaçınırlar.Verilmek istenen öğüdü alırlar ve gereğini yerine getirirler.
Müslüman Allah'a kul olduğu kadar değerlidir.Kulluk yapamayanların hayvanlardan ne farkı vardır. "O halde gerçek müslüman olarak kendini dine yönelt (dinin emirlerine uy).Allah insanları dinini kabul edebilecek özellikte yarattı.Allah'ın dinini değiştirmeğe kimsenin gücü yetmez.İşte doğru din budur.Fakat insanların çoğu bunu bilmez."Rûm suresi-30
İnsanlar Allah'a kulluk,ibadet yaptıkları kadar değerlidir.İbadetsizlerin Allah katında değeri yoktur. "De ki,sizin ibadetiniz olmazsa Rabbim sizi ne yapacak. (sizin değeriniz olmaz ki).Madem ki,bundan kaçındınız (kulluk yapmaktan uzak kaldınız),inkâr ettiniz,o halde ceza sizlere kesin olarak gelecektir." Furkan suresi -77
Siz,Allah'a kulluktan uzak durarak kendinizi aldatmaktan başka iş yapmış olamazsınız. "Bu dünya hayatı,ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir.Ahiret yurdu ise bakîdir (ölümsüzdür).İşte gerçek hayat budur.Eğer (keşke) bunu bir bilseydiniz."Ankebut suresi-ayet-64
Allah,kulların kabahatlarını,günahlarını bağışlamayı da sever.Ama bu da ancak bir daha o kötülüklere dönmemek üzere yapılan tevbeler için geçerlidir. "Ancak tevbe eden ve iman edip ardından da güzel amel yapanların kötülüklerini Allah iyiliğe çevirir.Allah çok bağışlayıcıdır,çok merhametlidir." Furkan suresi-70
Sözü özü,insan ve kul olduğumuzu,imtihana tabi tutulduğumuzu bir an dahi olsa hatırdan çıkarmayalım.Nefsimiz ve şeytanlar bizi Allah'a kulluktan uzak tutma çabasındadırlar.Şeytanlar bu işleri bizzat bizim nefsimize telkin etmekle ve tuzağına düşürdüğü şeytanlaşmış insanlarla yapar.Çoğu insanlar arkadaş kurbanıdır.Kötülerle arkadaşlık yapanlar,asla iyi bir mü'min olamazlar.Sana en güzel arkadaş yine mü'mindir.Allah düşmanlarıyla arkadaşlık kuranlar,unutmasınlar ki,bir gün gelir onlar da Allah düşmanı olurlar.Allah düşmanları asla Allah'a karşı koyamazlar,dünyaları belalarla dolu geçer,ahiretleri de ebedi cehennem olur.Düşünen insanlar için Kur'an bir rehberdir,kurtuluş yoludur.İşte bunun için Allahın ilk emri "OKU"dur.Okuyacaksın Kuranı,okuyacaksın kainat ayetlerini.Göreceksin gerçekleri,bulacaksın Allah'ı.Gerisi oyun ve eğlencedir.Eğlence bitince de herşeyin boş olduğunu göreceksin.Boş olmayan ahirete hazırlıktır.Kulluktur.İbadetlerdir.
Thursday, 20 June 2013
DİNDE OLMAYAN BATIL İNANIŞLAR
İnsanlar, zaman zaman Allah'ın gönderdiği doğru dinden ve bu dinin doğru bilgilerinden uzaklaşarak bazı sapık inanışlara düşüyorlar.Bunları tekrar yola getirmek için Allah kullarına ilahi mesajlarını peygamberler aracılığıyla defalarca tazelemiş.Bu son tazeleme (yenileme) işini de son peygamber Hz.Muhammed a.s aracılığıyla yapmıştır.Bunu yaparken de "ALLAH KATINDA TEK DİN İSLAMDIR" (Al-i imran-19) diye de uyarı yapmıştır.Hatta son gelen ayetlerle de "BUGÜN DİNİNİZİ TAMAMINA ERDİRDİM,DİN OLARAK SİZE DE İSLAMI SEÇTİM".diyerek son bir kez daha peygamber aracılığıyla bu uyarıyı bizlere yapmıştır.
Durum gayet açıktır.Din sadece Allah'ın gönderdiği ilahî kitap olan KUR'AN'da anlatılan dindir ve adı da İSLAM'dır.Bunun dışındaki din olarak bize sunulanlar islam dini değildir.Yani Allah'ın dini islam değildir.Kulların kendilerince oluşturdukları sapıklığın adıdır.Allah böyleleri için "DİNLERİNİ PARÇA PARÇA EDEREK GRUPLARA AYRILANLAR VAR YA,SENİN ONLARLA HİÇBİR İLGİN OLAMAZ.ONLARIN HESABI ALLAH'A KALMIŞTIR.ALLAH ONLARIN YAPTIKLARI (yanlışlıkları) NI BİLDİRECEKTİR."En'am-159
Müslümanım demek,Allah'ın gönderdiği Kur'anı kabul edip,ondaki hükümlere teslim olan demektir.Kuran dışı herhangi bir işini,amelini din adına,dinden diyerek yapamaz.yaparsa onun müslümanlığı bozulmuş olur.İmanı zedelenmiş ve işin içine şeytan girmiş olur.Peki bu nasıl olur? Birkaç örnekle izah edelim.Bakın şu ayeti asla unutmayın.Fatiha suresindeki bu ayet,"İYYAKE NAĞBÜDÜ=ANCAK SANA KULLUK YAPARIZ, VE İYYAKE NESTA'IĞN= VE ANCAK SENDEN YARDIM İSTERİZ".Evet bu ayeti her namazda okuduğu halde,ne yazıkki bazen bunu unutarak,yardımı başka kullardan (şeyhlerden,veli denenlerden) umut etmeğe,hatta ölülerden (yatır denen mezarlardan) beklemeğe başlarlar.Bu kelimenin tam anlamıyla ŞİRK'tir.Çünkü Allahtan başkasından yardım dilenmek şirktir.Peygamber zamanında mezar ziyaretleri önce yasaklanmıştı.Çünkü o zamanki müslümanlar putçuluğu bırakarak islamı seçmişlerdi.Mezarları ziyaretlere devam ederlerse,kalblerinde islam imanı iyi maya tutmaz ,ikilem yaşayabilirler endişesi vardı.Ne zaman müslümanlar olgunlaştı,peygamber mezar ziyaretini serbest bıraktı ve bunu da ölüm sizin için bir ibrettir, hatırlaması yaparak, kabirleri ziyaret edebilirsiniz demişti.Yoksa oraya konan cansız bedenlerden,çürümüş kemiklerden oluşan cesetlerden medet beklenmeyeceğini öncelikle ikaz etmişti.Buna rağmen son zamanlarda peygamberin söylemesi mümkün olmayan uydurma hadislerle,güya peygamber mezarlıktan geçerken,bazılarının azap çektiğini söylemiş ve bunlar idrarlarına dikkat etmedikleri için bu azabı çekiyorlar diye de ilave ettiğini söylerler.Bu ve benzeri sözler asla hadis değildir.Yalandır,iftiradır peygambere.Peygamber böyle saçma şeyler söyleyemez.Çünkü "gayıptan-gelecekten haberi ancak Allah bilir" inancına sahip olan ve bunu ümmetine anlatan bir peygamberdir.O hem Gaybı ancak Allah bilecek diyecek,sonra da kendi gaybtan haber verecek.Olur mu böyle saçmalık.OLAMAZ.İşte bu peygambere atılan en büyük iftiradır.Allah: "EĞER O PEYGAMBER,BAZI SÖZLER UYDURUP BİZE İSNAT ETSEYDİ,ELBETTE BİZ ONU KUVVETLE YAKALAR VE ONDAN İNTİKAM ALIRDIK".Elhâakka suresi-44,45 ayetleri
Bu ayeti bilen bir peygamber kendi kafasına göre din veya dini esaslar koyabilir mi? KOYAMAZ elbette.Peki peygamber dahi din adına birşey ortaya koyamazken,bu yetki ona verilmezken,kendini alim,şeyh sanan zavallılar nasıl olur da din adına ,dinde yeri olmayan şeyleri koyarlar.Hadi onlar bu sapıklığa düştüler,peki müslümanım dedikleri halde bu sapıkların uydurduklarını din olarak,dindenmiş gibi olduğunu nasıl kabul ederler.İşte burada herkes Kur'anla arasındaki ilişkiyi sorgulamalı.Örneğin Yatır ziyaretlerinin islamda hiçbir değeri yokken,Allah "SİZ ÖLÜLERE BİRŞEY DUYURAMAZSINIZ" derken,bu saçma yatır denen mezar ziyaretleri,oralarda yapılan dualar,adanan adaklar,onlar adına verilen sadakalar,kesilen kurbanlar niye.Bunların tamamı şirktir,batıldır.Kimse bunu kalkıp savunamaz.Savunursa ben ona dinden haberin yok,Kurana bir bak derim.Örneğin Mevlid denen şiirleri,ilahi denen şiirleri dini bir atmosfer için de sanki dinden bir emirmiş gibi ibadet anlayışıyla yapmak.Bu ne kadar saçma bir inanış.Kuran varken bunlar nereden çıktı.Mezarlarda Kuran okumak,ölü arkasından 40.-52.günler uydurup adına mevlidler,Kuran okumak ve helva dağıtmak.Bu ne biçim din anlayışı.Ölen ölmüştür.Ona sen bir şey ulaştıramazsın.Onlar için sadece bağışlanmaları için DUA edersin.Kuran ölülere inmiş bir kitap değildir.Kur'anda geçen ayetlerden bir tane bile bulamazsınız,ölüler için inmiş olsun.Kuran sadece ve sadece dirilere,hayatlarını Kurana göre ayarlamaları için gönderilmiştir.Kurana saygı duvara asmak değil,bizzat anlayarak okumakla olur.Bu arada ,Kur'ana abdestsiz dokunulmaz diye de bir yalan uydurulmuş.Kur'anda abdest ile bir ayet vardır o da Maide suresinde 6.cı ayette geçer.O da sadece namaz kılmak içindir.Bunun dışında Kuranda bir abdest emri yoktur.
Bir de ruhların gece-gündüz bazı yerleri ziyaret ettiği inancı vardır.Bu da Kuran dışı bir inanıştır.Böyle bir durum asla söz konusu değildir.Ruhlar kıyamet gününe kadar yerlerinden ayrılamazlar.Kıyamet günü ise yeni yaratılacak bir bedenle birleşerek,Mahşer yerine giderler.hesapları görülürek ya cennete,ya da cehenneme giderler ve bir daha ölüm söz konusu olmaz.Orada yaratılan beden asla ve asla bu dünyadaki beden değildir.Ahiret şartlarına uygun yaratılan bedenlerdir.Çünkü Allah cehennemde işke çekenlerin derileri yanacak ve yeni derikler oluşarak bu işke sürekli olacaktır diyor.Bu bedenin derisi bir yansa,bir daha kendini yenileyebilir mi.Olamaz.Sonra Cennettekiler istedikleri yerlere,istedikleri anda ulaşırlar deniyor.Cennette uçak araba olmadığına göre bu bedenle (yerçekimiyle) nasıl insanlar istedikleri yerde,istedikleri anda olabilsinler.
Çok yanlış olan bir gerçekte şehitlerin velilerin ruhları,müslümanlara cephelerde yardım eder inancı var.Bu da tamamen batıl bir inanç.Elbette Allah kullarına yardım ediyor.Bu yardımını ruhlar aracılığıyla değil,bizzat Melekleriyle yapıyor.Bu konuda açık açık ayetler var Kuranda.Göklerin ve yerin ordularından maksat meleklerdir,ruhlar değil.
Şefaat inancı da islama,tarikatlar tarafından sokulmuş başka bir sapıklıtır.Şefaat,Allaha karşı torpil yapmaktır.Bu saçmalığı kim yapabilir.
İsa'nın gelişine inanmak,mehdi beklemek,deccal inancı gibi sapık inançların da islamda asla yeri yoktur.Kıyamet ansızın gelecek diyen Allaha rağmen hala kıyamet alametlerinden söz etmek ne kadar saçma bir inanış.Ansızın gelecek olan kıyametin alameti olur mu? OLAMAZ.İşte bu saçmalıklara kaynak olarak Kur'anda rastlamadıkları için hemen kendilerine uygun hadis uydururlar.Kuranda yok ama hadislerde var diye dinde olmayan bir inanışı var gibi gösterirler.Halbuki peygamber Kuran dışı asla birşey söylememiştir.Onun uygulamaları,sözleri hep KUR'ANdır.Böyle yaparak hem Allaha şirk koşuyorlar,hem de peygambere iftira atıyorlar.Hadis diye ortaya çıkan sözler,peygamber öldükten 100-150 sene ortaya çıktı.Hatta peygamber kendi zamanında sözlerinin yazılmasını bile yasaklamıştı.Buna rağmen bu yola başvurdular.Çünkü Kuran bizzat Allahın korumasında olan kitaptır.Ona ilaveler yapamazlar.Bu nedenle kurana sanki alternatif gibi hadisleri gösterirler.Bu yol KAFİRLERİN yoludur.Allah "BİZ BU KİTAPTA HERŞEYİ AÇIK AÇIK BİLDİRDİK" dediği halde kendi kafalarına göre din uyduranlar bilsin ki,şeytana uşaklık ediyorlar.Dikkatli olmak gerek.Bunun için de her müslüman bizzat Kuranı anlamağa çalışmalıdır.
Durum gayet açıktır.Din sadece Allah'ın gönderdiği ilahî kitap olan KUR'AN'da anlatılan dindir ve adı da İSLAM'dır.Bunun dışındaki din olarak bize sunulanlar islam dini değildir.Yani Allah'ın dini islam değildir.Kulların kendilerince oluşturdukları sapıklığın adıdır.Allah böyleleri için "DİNLERİNİ PARÇA PARÇA EDEREK GRUPLARA AYRILANLAR VAR YA,SENİN ONLARLA HİÇBİR İLGİN OLAMAZ.ONLARIN HESABI ALLAH'A KALMIŞTIR.ALLAH ONLARIN YAPTIKLARI (yanlışlıkları) NI BİLDİRECEKTİR."En'am-159
Müslümanım demek,Allah'ın gönderdiği Kur'anı kabul edip,ondaki hükümlere teslim olan demektir.Kuran dışı herhangi bir işini,amelini din adına,dinden diyerek yapamaz.yaparsa onun müslümanlığı bozulmuş olur.İmanı zedelenmiş ve işin içine şeytan girmiş olur.Peki bu nasıl olur? Birkaç örnekle izah edelim.Bakın şu ayeti asla unutmayın.Fatiha suresindeki bu ayet,"İYYAKE NAĞBÜDÜ=ANCAK SANA KULLUK YAPARIZ, VE İYYAKE NESTA'IĞN= VE ANCAK SENDEN YARDIM İSTERİZ".Evet bu ayeti her namazda okuduğu halde,ne yazıkki bazen bunu unutarak,yardımı başka kullardan (şeyhlerden,veli denenlerden) umut etmeğe,hatta ölülerden (yatır denen mezarlardan) beklemeğe başlarlar.Bu kelimenin tam anlamıyla ŞİRK'tir.Çünkü Allahtan başkasından yardım dilenmek şirktir.Peygamber zamanında mezar ziyaretleri önce yasaklanmıştı.Çünkü o zamanki müslümanlar putçuluğu bırakarak islamı seçmişlerdi.Mezarları ziyaretlere devam ederlerse,kalblerinde islam imanı iyi maya tutmaz ,ikilem yaşayabilirler endişesi vardı.Ne zaman müslümanlar olgunlaştı,peygamber mezar ziyaretini serbest bıraktı ve bunu da ölüm sizin için bir ibrettir, hatırlaması yaparak, kabirleri ziyaret edebilirsiniz demişti.Yoksa oraya konan cansız bedenlerden,çürümüş kemiklerden oluşan cesetlerden medet beklenmeyeceğini öncelikle ikaz etmişti.Buna rağmen son zamanlarda peygamberin söylemesi mümkün olmayan uydurma hadislerle,güya peygamber mezarlıktan geçerken,bazılarının azap çektiğini söylemiş ve bunlar idrarlarına dikkat etmedikleri için bu azabı çekiyorlar diye de ilave ettiğini söylerler.Bu ve benzeri sözler asla hadis değildir.Yalandır,iftiradır peygambere.Peygamber böyle saçma şeyler söyleyemez.Çünkü "gayıptan-gelecekten haberi ancak Allah bilir" inancına sahip olan ve bunu ümmetine anlatan bir peygamberdir.O hem Gaybı ancak Allah bilecek diyecek,sonra da kendi gaybtan haber verecek.Olur mu böyle saçmalık.OLAMAZ.İşte bu peygambere atılan en büyük iftiradır.Allah: "EĞER O PEYGAMBER,BAZI SÖZLER UYDURUP BİZE İSNAT ETSEYDİ,ELBETTE BİZ ONU KUVVETLE YAKALAR VE ONDAN İNTİKAM ALIRDIK".Elhâakka suresi-44,45 ayetleri
Bu ayeti bilen bir peygamber kendi kafasına göre din veya dini esaslar koyabilir mi? KOYAMAZ elbette.Peki peygamber dahi din adına birşey ortaya koyamazken,bu yetki ona verilmezken,kendini alim,şeyh sanan zavallılar nasıl olur da din adına ,dinde yeri olmayan şeyleri koyarlar.Hadi onlar bu sapıklığa düştüler,peki müslümanım dedikleri halde bu sapıkların uydurduklarını din olarak,dindenmiş gibi olduğunu nasıl kabul ederler.İşte burada herkes Kur'anla arasındaki ilişkiyi sorgulamalı.Örneğin Yatır ziyaretlerinin islamda hiçbir değeri yokken,Allah "SİZ ÖLÜLERE BİRŞEY DUYURAMAZSINIZ" derken,bu saçma yatır denen mezar ziyaretleri,oralarda yapılan dualar,adanan adaklar,onlar adına verilen sadakalar,kesilen kurbanlar niye.Bunların tamamı şirktir,batıldır.Kimse bunu kalkıp savunamaz.Savunursa ben ona dinden haberin yok,Kurana bir bak derim.Örneğin Mevlid denen şiirleri,ilahi denen şiirleri dini bir atmosfer için de sanki dinden bir emirmiş gibi ibadet anlayışıyla yapmak.Bu ne kadar saçma bir inanış.Kuran varken bunlar nereden çıktı.Mezarlarda Kuran okumak,ölü arkasından 40.-52.günler uydurup adına mevlidler,Kuran okumak ve helva dağıtmak.Bu ne biçim din anlayışı.Ölen ölmüştür.Ona sen bir şey ulaştıramazsın.Onlar için sadece bağışlanmaları için DUA edersin.Kuran ölülere inmiş bir kitap değildir.Kur'anda geçen ayetlerden bir tane bile bulamazsınız,ölüler için inmiş olsun.Kuran sadece ve sadece dirilere,hayatlarını Kurana göre ayarlamaları için gönderilmiştir.Kurana saygı duvara asmak değil,bizzat anlayarak okumakla olur.Bu arada ,Kur'ana abdestsiz dokunulmaz diye de bir yalan uydurulmuş.Kur'anda abdest ile bir ayet vardır o da Maide suresinde 6.cı ayette geçer.O da sadece namaz kılmak içindir.Bunun dışında Kuranda bir abdest emri yoktur.
Bir de ruhların gece-gündüz bazı yerleri ziyaret ettiği inancı vardır.Bu da Kuran dışı bir inanıştır.Böyle bir durum asla söz konusu değildir.Ruhlar kıyamet gününe kadar yerlerinden ayrılamazlar.Kıyamet günü ise yeni yaratılacak bir bedenle birleşerek,Mahşer yerine giderler.hesapları görülürek ya cennete,ya da cehenneme giderler ve bir daha ölüm söz konusu olmaz.Orada yaratılan beden asla ve asla bu dünyadaki beden değildir.Ahiret şartlarına uygun yaratılan bedenlerdir.Çünkü Allah cehennemde işke çekenlerin derileri yanacak ve yeni derikler oluşarak bu işke sürekli olacaktır diyor.Bu bedenin derisi bir yansa,bir daha kendini yenileyebilir mi.Olamaz.Sonra Cennettekiler istedikleri yerlere,istedikleri anda ulaşırlar deniyor.Cennette uçak araba olmadığına göre bu bedenle (yerçekimiyle) nasıl insanlar istedikleri yerde,istedikleri anda olabilsinler.
Çok yanlış olan bir gerçekte şehitlerin velilerin ruhları,müslümanlara cephelerde yardım eder inancı var.Bu da tamamen batıl bir inanç.Elbette Allah kullarına yardım ediyor.Bu yardımını ruhlar aracılığıyla değil,bizzat Melekleriyle yapıyor.Bu konuda açık açık ayetler var Kuranda.Göklerin ve yerin ordularından maksat meleklerdir,ruhlar değil.
Şefaat inancı da islama,tarikatlar tarafından sokulmuş başka bir sapıklıtır.Şefaat,Allaha karşı torpil yapmaktır.Bu saçmalığı kim yapabilir.
İsa'nın gelişine inanmak,mehdi beklemek,deccal inancı gibi sapık inançların da islamda asla yeri yoktur.Kıyamet ansızın gelecek diyen Allaha rağmen hala kıyamet alametlerinden söz etmek ne kadar saçma bir inanış.Ansızın gelecek olan kıyametin alameti olur mu? OLAMAZ.İşte bu saçmalıklara kaynak olarak Kur'anda rastlamadıkları için hemen kendilerine uygun hadis uydururlar.Kuranda yok ama hadislerde var diye dinde olmayan bir inanışı var gibi gösterirler.Halbuki peygamber Kuran dışı asla birşey söylememiştir.Onun uygulamaları,sözleri hep KUR'ANdır.Böyle yaparak hem Allaha şirk koşuyorlar,hem de peygambere iftira atıyorlar.Hadis diye ortaya çıkan sözler,peygamber öldükten 100-150 sene ortaya çıktı.Hatta peygamber kendi zamanında sözlerinin yazılmasını bile yasaklamıştı.Buna rağmen bu yola başvurdular.Çünkü Kuran bizzat Allahın korumasında olan kitaptır.Ona ilaveler yapamazlar.Bu nedenle kurana sanki alternatif gibi hadisleri gösterirler.Bu yol KAFİRLERİN yoludur.Allah "BİZ BU KİTAPTA HERŞEYİ AÇIK AÇIK BİLDİRDİK" dediği halde kendi kafalarına göre din uyduranlar bilsin ki,şeytana uşaklık ediyorlar.Dikkatli olmak gerek.Bunun için de her müslüman bizzat Kuranı anlamağa çalışmalıdır.
Wednesday, 15 May 2013
A'RAF VE İMTİHAN
A'raf veya arasat yaklaşık aynı anlamda olup, "iki şeyi birbirinden ayıran" anlamına gelir.Kur'an-ı Kerimde bu konuda ismi A'raf olan bir de sure vardır.Cennet ile cehennem arasında bulunan bölgenin adıdır. "İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'raf üzerinde de herkesi sîmalarından (yüzlerinden) tanıyan adamlar (insanlar) vardır ki,bunlar henüz cennete giremediklerine rağmen, (cennete girmeyi umarak) cennet ehline,selâm size diye seslenirler." (A'raf-46) "Gözlerini cehennem ehline çevirerek de,Ey Rabbimiz bizi zalimler topluluğuyla beraber bulundurma,derler." (A'raf-47) Ayetlerde devam edilerek: "A'raf ehli,simalarından tanıdıkları bazı insanlara da seslenerek:Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz büyüklükleriniz size hiçbir fayda sağlamadı derler." (A'raf-48)
Bu ayetler bize A'raf hakkında az da olsa bilgi vermektedir.Buradan da anlaşılacağı gibi insanlardan öncelikle,dünyada sorumlulukla yükümlü olan kişiler imtihana tabi olacaklar ve onların yerleri cennet veya cehennem olarak belirlenip oralara gönderilecekler. A'raf bölgesinde ise Allah-u âlem,dünyada iken sorumluluk sahibi olmadan önce ölen çocuklar veya akıldan noksan insanlar olsa gerek.Çünkü bu tipler kıyametteki hesaptan sorumlu değillerdir.Sorumlu olabilecek güç ve yetki kendilerine dünyada iken verilmemiştir.Bu nedenle de hesaba çekilmeyeceklerdir.Bu insanlar bir müddet A'raf denen bölgede kalacaklar veya belki de devamlı olarak burada kalacaklar.Bunu ancak Allah daha iyi bilir.Bunların hesabı Allah'a kalmıştır.
A'raf suresinde, önce insanın ilk yaratılışına dikkat çekilir.Bu yaratılışın hemen ardından,Allah melekleri ve İblis'i (cinlerin atasını) imtihana tabi tuttuğu olayı anlatır.Ademin (ilk insanın) yaratılmasıyla ilgili meleklere ve İblis'e "Ademe secde (itaat) edin" diye bir emir yöneltir.Bu imtihanda melekler emre uyarak imtihanı kazanırken,ilerde Şeytan ismiyle anılacak ,cinlerin atası olan İblis,emre uymayarak imtihanı kaybeder.İmtihanı kaybeden İblis,kendi sapıklığına sebep olan insan oğluna kin tutar ve onları yoldan çıkarmak için Allah'tan zaman (mühlet) talebinde bulunur :."Bana tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman (fırsat) ver dedi." A'raf-14.İblisin bu isteği,"Haydi sen mühlet (fırsat) verilenlerdensin dedi (Allah)" şeklinde kabul edildiği anlaşılıyor. "İblis,öyle ise beni azdırmana (imtihanı kaybetmeme) karşılık yemin olsun ki,ben de senin doğru yolunun üzerine oturacağım dedi."( A'raf-16) "Sonra,kesin olarak onlara (insanlara) önlerinden,arkalarından,sağlarından,sollarından yaklaşacağım (çeşitli vaadlerde,isteklerde bulunacağım) ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulamıyacaksın,dedi." (A'raf-17) Şeytanın bu çıkışına karşılık: "Allah ,haydi yerilmiş (lanetlenmiş) ve kovulmuş olarak,oradan (o makamdan) in aşağı.Yemin olsun ki,kim sana uyarsa,onlarla birlikte hepinizi cehenneme dolduracağım dedi." (A'raf-18)
Bu olaydan sonra,Allah insanoğlunun atasına güzel imkânlar sundu ve onları âdeta cennet benzeri bir bölgeye yerleştirdi. Orada yaşamalarını da bir şarta bağladı: "Ey Adem,sen ve eşin şu cennet benzeri güzel bahçeye yerleşin.Dilediğinizden yeyip için,fakat şu ağaca sakın yaklaşmayın (meyvesinden yemeyin) Sonra (yerseniz) zalimlerden olursunuz,dedi" (A'raf-19)Şeytanı da kendi isteğine uygun olarak serbest bıraktı. İblis (şeytan),hiç zaman geçirmeden, insan atası Adem ve eşini Allahın yolundan çıkarmak için
hemen işe başladı: "Onlara (Adem ve eşine) vesveseler vererek, Onların sahip oldukları TAKVA ELBİSESİNDEN (Allah'ın emrine uyma ,Onun rızasını umma özelliklerinden) soymak (uzaklaştırmak) için,Rabbiniz bu ağacı,size sizin ebedî ölümsüzlüğünüzü önlemek için yasakladı. (Bundan yerseniz ölümsüz bir hayata erersiniz diye yasakladı dedi) (A'raf-20) Onları çeşitli yemin ve hilelerle aldattı.Takva elbiselerinden uzaklaştırdı.Onlar da böylece ilk imtihanı kaybetmiş oldular.Fakat arada bir fark vardı.İmtihanı kaybeden İblis,ukâlâlık ederek haddi (sınırı) aşıp,sapıklığında devam için izin isteğinde bulunmasına rağmen,İblisin sözüne kanarak,yasak olan sınırı geçen (yasak meyveyi yeyen Adem ve eşi hemen Tevbeye başladılar: "Ey Rabbimiz biz kendimize zulmettik.Eğer sen bizi bağışlamaz ve bize acımazsan,mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz." dediler.Burada bizim için çok önemli mesajlar veriliyor:
1-Şeytan bize değişik yönlerden ve değişik vesveselerle yaklaşır ve bizi yoldan çıkarmak için çeşitli güzel vaadlarda bulunur.
2-Yanılır da hataya düşersek,şeytan veya şeytanlaşmış insanlar bizi yoldan çıkarırlarsa,hiç zaman geçirmeden hatalarımızdan pişmanlık duyarak Tevbe etmemiz gerektiği vurgulanır.Günahta israr etmek bir şeytanî özelliktir.Bunu asla yapmamalıyız.
3-Şeytanın binbir çeşit vesvesi vardır.Bunlar illâ da kötü vesveseler olmayabilir.Hatta iyi niyet gösterisi yaparak bizim iyiliğimizi istermiş gibi görünerek bizi yoldan çıkarır.
Bazen bizi zühte,takvaya,dünyadan el-etek çekmeğe sürükler gibi olur.Bize iyi şeyler tavsiye ediyormuş gibi görünerek dünyadan ve dünya nimetlerinden uzak tutmağa çalışır.Bu konuda da Allah bizi uyarır ve dikkatli olmamızı ister: "De ki,Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?De ki,onlar (dünya nimetleri) dünya hayatında ve özellikle ahirette mü'minlerindir.İşte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz." (A'raf-32)
Bu ayet ne kadar açık değil mi? Bazıları kefenin cebi yok,ne yapacaksın da bu kadar dünyalık yaparsın,hatta daha da aşırı giderek,bu kadar dünya nimetlerini bir arada tutma,yeme-içme,sonra ahirette bulamazsın gibi saçma sapan telkinlerde bulunurak,Allahın helal kıldığı nimetleri kendilerine ve başkalarına yasak ederler.Yememelerin tavsiye ederler.İşte bunlar da şeytanın başka bir oyunudur.Bir lokma,bir hırka anlayışının islamda yeri yoktur.Dünyadan el-tek çekerek inzivaya çekilmek islamda yoktur.Dünya nimetlerini kendine haram kılmak islamda yoktur.Haramlar ve helaller bellidir.Bunların dışındakileri haram veya helal kılmak şirktir.Kendini Allah yerine koymaktır.Kimileri bunu açıkça yaparken,kimileri de gizli telkinlerle yapar.Farkeden birşey yoktur.Şirkin gizlisi de açığı da şirktir.Bakın bu konuda ayet kesin:" De ki,Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri,günahı ve haksız yere sınırı aşmayı,hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi,Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi size haram kılmıştır." (A'raf-33)
Allah'ın koyduğu sınırlar Kur'an-ı Kerim'de açıklanmıştır.Bir müslüman olarak bize düşen görev,İmanımızın esaslarını oluşturan bu kitabı ANLAYARAK okumaktır.Ben anlamıyorum mazereti geçersizdir.Allah bu imkânı herkese vermiştir.Yeterki biz çaba gösterelim.İllâ da arapça bilmek zorunda değiliz.Arapça bilip de bize tercümelerini sunan insanların eserlerinden yararlanabiliriz.Ya da bildiğimiz doğruları bir başkasına tebliğ edebiliriz.Bize düşen görev de budur.Peygamber görevini yapmış,insanlara ilâhi mesaj olan Kur'anı tebliğ etmiştir.Hatta bunu bizzat yaşayarak yapmıştır.Şimdi sıra bizde.yarın da başkalarında.Bu görev kıyamete kadar sürecektir.Bizler yapmazsak,Allah bunu yapacak başka insanları elbette bulup çıkarır.Önemli olan bu şerefe bizlerin de sahip olması.Çalışmak bizden,yardım Allah'tandır.İnşallah.
Bu ayetler bize A'raf hakkında az da olsa bilgi vermektedir.Buradan da anlaşılacağı gibi insanlardan öncelikle,dünyada sorumlulukla yükümlü olan kişiler imtihana tabi olacaklar ve onların yerleri cennet veya cehennem olarak belirlenip oralara gönderilecekler. A'raf bölgesinde ise Allah-u âlem,dünyada iken sorumluluk sahibi olmadan önce ölen çocuklar veya akıldan noksan insanlar olsa gerek.Çünkü bu tipler kıyametteki hesaptan sorumlu değillerdir.Sorumlu olabilecek güç ve yetki kendilerine dünyada iken verilmemiştir.Bu nedenle de hesaba çekilmeyeceklerdir.Bu insanlar bir müddet A'raf denen bölgede kalacaklar veya belki de devamlı olarak burada kalacaklar.Bunu ancak Allah daha iyi bilir.Bunların hesabı Allah'a kalmıştır.
A'raf suresinde, önce insanın ilk yaratılışına dikkat çekilir.Bu yaratılışın hemen ardından,Allah melekleri ve İblis'i (cinlerin atasını) imtihana tabi tuttuğu olayı anlatır.Ademin (ilk insanın) yaratılmasıyla ilgili meleklere ve İblis'e "Ademe secde (itaat) edin" diye bir emir yöneltir.Bu imtihanda melekler emre uyarak imtihanı kazanırken,ilerde Şeytan ismiyle anılacak ,cinlerin atası olan İblis,emre uymayarak imtihanı kaybeder.İmtihanı kaybeden İblis,kendi sapıklığına sebep olan insan oğluna kin tutar ve onları yoldan çıkarmak için Allah'tan zaman (mühlet) talebinde bulunur :."Bana tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman (fırsat) ver dedi." A'raf-14.İblisin bu isteği,"Haydi sen mühlet (fırsat) verilenlerdensin dedi (Allah)" şeklinde kabul edildiği anlaşılıyor. "İblis,öyle ise beni azdırmana (imtihanı kaybetmeme) karşılık yemin olsun ki,ben de senin doğru yolunun üzerine oturacağım dedi."( A'raf-16) "Sonra,kesin olarak onlara (insanlara) önlerinden,arkalarından,sağlarından,sollarından yaklaşacağım (çeşitli vaadlerde,isteklerde bulunacağım) ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulamıyacaksın,dedi." (A'raf-17) Şeytanın bu çıkışına karşılık: "Allah ,haydi yerilmiş (lanetlenmiş) ve kovulmuş olarak,oradan (o makamdan) in aşağı.Yemin olsun ki,kim sana uyarsa,onlarla birlikte hepinizi cehenneme dolduracağım dedi." (A'raf-18)
Bu olaydan sonra,Allah insanoğlunun atasına güzel imkânlar sundu ve onları âdeta cennet benzeri bir bölgeye yerleştirdi. Orada yaşamalarını da bir şarta bağladı: "Ey Adem,sen ve eşin şu cennet benzeri güzel bahçeye yerleşin.Dilediğinizden yeyip için,fakat şu ağaca sakın yaklaşmayın (meyvesinden yemeyin) Sonra (yerseniz) zalimlerden olursunuz,dedi" (A'raf-19)Şeytanı da kendi isteğine uygun olarak serbest bıraktı. İblis (şeytan),hiç zaman geçirmeden, insan atası Adem ve eşini Allahın yolundan çıkarmak için
hemen işe başladı: "Onlara (Adem ve eşine) vesveseler vererek, Onların sahip oldukları TAKVA ELBİSESİNDEN (Allah'ın emrine uyma ,Onun rızasını umma özelliklerinden) soymak (uzaklaştırmak) için,Rabbiniz bu ağacı,size sizin ebedî ölümsüzlüğünüzü önlemek için yasakladı. (Bundan yerseniz ölümsüz bir hayata erersiniz diye yasakladı dedi) (A'raf-20) Onları çeşitli yemin ve hilelerle aldattı.Takva elbiselerinden uzaklaştırdı.Onlar da böylece ilk imtihanı kaybetmiş oldular.Fakat arada bir fark vardı.İmtihanı kaybeden İblis,ukâlâlık ederek haddi (sınırı) aşıp,sapıklığında devam için izin isteğinde bulunmasına rağmen,İblisin sözüne kanarak,yasak olan sınırı geçen (yasak meyveyi yeyen Adem ve eşi hemen Tevbeye başladılar: "Ey Rabbimiz biz kendimize zulmettik.Eğer sen bizi bağışlamaz ve bize acımazsan,mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz." dediler.Burada bizim için çok önemli mesajlar veriliyor:
1-Şeytan bize değişik yönlerden ve değişik vesveselerle yaklaşır ve bizi yoldan çıkarmak için çeşitli güzel vaadlarda bulunur.
2-Yanılır da hataya düşersek,şeytan veya şeytanlaşmış insanlar bizi yoldan çıkarırlarsa,hiç zaman geçirmeden hatalarımızdan pişmanlık duyarak Tevbe etmemiz gerektiği vurgulanır.Günahta israr etmek bir şeytanî özelliktir.Bunu asla yapmamalıyız.
3-Şeytanın binbir çeşit vesvesi vardır.Bunlar illâ da kötü vesveseler olmayabilir.Hatta iyi niyet gösterisi yaparak bizim iyiliğimizi istermiş gibi görünerek bizi yoldan çıkarır.
Bazen bizi zühte,takvaya,dünyadan el-etek çekmeğe sürükler gibi olur.Bize iyi şeyler tavsiye ediyormuş gibi görünerek dünyadan ve dünya nimetlerinden uzak tutmağa çalışır.Bu konuda da Allah bizi uyarır ve dikkatli olmamızı ister: "De ki,Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?De ki,onlar (dünya nimetleri) dünya hayatında ve özellikle ahirette mü'minlerindir.İşte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz." (A'raf-32)
Bu ayet ne kadar açık değil mi? Bazıları kefenin cebi yok,ne yapacaksın da bu kadar dünyalık yaparsın,hatta daha da aşırı giderek,bu kadar dünya nimetlerini bir arada tutma,yeme-içme,sonra ahirette bulamazsın gibi saçma sapan telkinlerde bulunurak,Allahın helal kıldığı nimetleri kendilerine ve başkalarına yasak ederler.Yememelerin tavsiye ederler.İşte bunlar da şeytanın başka bir oyunudur.Bir lokma,bir hırka anlayışının islamda yeri yoktur.Dünyadan el-tek çekerek inzivaya çekilmek islamda yoktur.Dünya nimetlerini kendine haram kılmak islamda yoktur.Haramlar ve helaller bellidir.Bunların dışındakileri haram veya helal kılmak şirktir.Kendini Allah yerine koymaktır.Kimileri bunu açıkça yaparken,kimileri de gizli telkinlerle yapar.Farkeden birşey yoktur.Şirkin gizlisi de açığı da şirktir.Bakın bu konuda ayet kesin:" De ki,Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri,günahı ve haksız yere sınırı aşmayı,hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi,Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi size haram kılmıştır." (A'raf-33)
Allah'ın koyduğu sınırlar Kur'an-ı Kerim'de açıklanmıştır.Bir müslüman olarak bize düşen görev,İmanımızın esaslarını oluşturan bu kitabı ANLAYARAK okumaktır.Ben anlamıyorum mazereti geçersizdir.Allah bu imkânı herkese vermiştir.Yeterki biz çaba gösterelim.İllâ da arapça bilmek zorunda değiliz.Arapça bilip de bize tercümelerini sunan insanların eserlerinden yararlanabiliriz.Ya da bildiğimiz doğruları bir başkasına tebliğ edebiliriz.Bize düşen görev de budur.Peygamber görevini yapmış,insanlara ilâhi mesaj olan Kur'anı tebliğ etmiştir.Hatta bunu bizzat yaşayarak yapmıştır.Şimdi sıra bizde.yarın da başkalarında.Bu görev kıyamete kadar sürecektir.Bizler yapmazsak,Allah bunu yapacak başka insanları elbette bulup çıkarır.Önemli olan bu şerefe bizlerin de sahip olması.Çalışmak bizden,yardım Allah'tandır.İnşallah.
Wednesday, 3 April 2013
KUR'ANDAN MESAJLAR
Kur'an, insanlara bildirilen ilahi mesajların tamamıdır.Hz.Ademden,Hz.Muhammed'e kadar gelen tüm ilahi mesajların tamamı Kur'anda toplanmıştır.İşte bu nedenle Allah "BU KUR'ANI BİZ İNDİRDİK,ONU DA BİZ MUHAFAZA EDERİZ" der.Yani,Allah Ademe,Musaya,İsaya,Nuha Yunusa,Yusufa velhasıl hangi peygamberle ne mesajlar gönderdiyse hepsi Kur'anda toplanmıştır.
"İŞTE BU KUR'AN MUAZZAM BİR KİTAPTIR.ONU BİZ İNDİRDİK,O ÇOK MÜBAREKTİR.ARTIK BUNA UYUN,EMİRLERİNE BAĞLANIN VE ALLAH'TAN KORKUN,TA Kİ,MERHAMET OLUNASINIZ" Enam suresi,ayet-155
Kur'an insanlığa uyulması için gönderilen bir kitaptır.Bize düşen bu ilahi mesajları anlamak ve gereğini yapmaktır.
"RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLEN KUR'ANA UYUN. (emirlerine ve hükümlerine bağlanın) ALLAH'TAN BAŞKA DOSTLAR EDİNİP,ONLARA UYMAYIN.SİZ NE AZ DÜŞÜNÜYORSU-NUZ." A'raf suresi,ayet-3
Allah bizden kulluk yapmamızı ister.İlahi mesajları da,nasıl kul alabileciğimizin yolunu gösterir.Kur'an olmadan doğru yol bulamazsınız.Kulluğun icaplarını yerine getiremezsiniz.İşte bu nedenle ilahi mesajlar bütünü olan Kur'ana kulak vermek,onu anlamak ve yaşanır hale getirmek zorundayız.
"ONUN İÇİN SEN EMROLUNDUĞUN ŞEKİLDE,BERABERLERİNDE TEVBE EDENLERLE DOSDOĞRU OL.(Kur'ana uygun yaşa) AŞIRI GİTMEYİN.ÇÜNKÜ ALLAH YAPTIKLARINIZIN HEPSİNİ TÜMÜYLE BİLİR." Hud suresi,ayet-112
"BİR DE ZALİMLERE MEYLETMEYİN .SONRA SİZE ATEŞ DOKUNUR.ALLAH'TAN BAŞKA YARDIMCILARINIZ DA YOKTUR.SONRA AZABINDAN KURTULAMAZSINIZ."
Hud suresi, ayet -113
Allah asla kullarına zulüm yapmaz.Ancak kullar kendi kendilerine yaptıkları işlerle zulüm ederler.Hatta Allah zulme bile karşıdır.Zulmü şiddetle reddeder.Zulüm işkence demektir.İnsanlar haramlar yaparak,yasakları çiğneyerek hem kendilerine,hem de başkalarına zulüm ederler.
"DOĞRUSU ALLAH,İNSANLARA ZERRECE ZULMETMEZ. FAKAT İNSANLAR KENDİLERİNE ZULMEDERLER." Yunus suresi,ayet-45
Kur'anın haber verdiği, haberler mutlaka gerçekleşecek. "KUR'ANDAKİ HER HABERİN TAHAKKUK EDECEĞİ MUAYYEN BİR ZAMANI VAR. ARTIK YAKINDA ÖĞRENİRSİ-NİZ." Enam suresi,ayet-67
Bir müslüman olarak Kur'ana sahip çıkıp,onu anlamak zorundayız.Kur'ana karşı tavır takınanlara,biz de mutlaka tavır koymalıyız. "KUR'AN AYETLERİYLE ALAY EDENLERDEN YÜZ ÇEVİR." Enam suresi,ayet-68
"ALLAH'IN AYETLERİNİN ALAYA ALINDIĞI VE İNKAR EDİLDİĞİ BİR BİR TOPLULUKTA OTURMAK HARAMDIR." Nisa suresi,ayet-140
"İŞTE BU KUR'AN MUAZZAM BİR KİTAPTIR.ONU BİZ İNDİRDİK,O ÇOK MÜBAREKTİR.ARTIK BUNA UYUN,EMİRLERİNE BAĞLANIN VE ALLAH'TAN KORKUN,TA Kİ,MERHAMET OLUNASINIZ" Enam suresi,ayet-155
Kur'an insanlığa uyulması için gönderilen bir kitaptır.Bize düşen bu ilahi mesajları anlamak ve gereğini yapmaktır.
"RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLEN KUR'ANA UYUN. (emirlerine ve hükümlerine bağlanın) ALLAH'TAN BAŞKA DOSTLAR EDİNİP,ONLARA UYMAYIN.SİZ NE AZ DÜŞÜNÜYORSU-NUZ." A'raf suresi,ayet-3
Allah bizden kulluk yapmamızı ister.İlahi mesajları da,nasıl kul alabileciğimizin yolunu gösterir.Kur'an olmadan doğru yol bulamazsınız.Kulluğun icaplarını yerine getiremezsiniz.İşte bu nedenle ilahi mesajlar bütünü olan Kur'ana kulak vermek,onu anlamak ve yaşanır hale getirmek zorundayız.
"ONUN İÇİN SEN EMROLUNDUĞUN ŞEKİLDE,BERABERLERİNDE TEVBE EDENLERLE DOSDOĞRU OL.(Kur'ana uygun yaşa) AŞIRI GİTMEYİN.ÇÜNKÜ ALLAH YAPTIKLARINIZIN HEPSİNİ TÜMÜYLE BİLİR." Hud suresi,ayet-112
"BİR DE ZALİMLERE MEYLETMEYİN .SONRA SİZE ATEŞ DOKUNUR.ALLAH'TAN BAŞKA YARDIMCILARINIZ DA YOKTUR.SONRA AZABINDAN KURTULAMAZSINIZ."
Hud suresi, ayet -113
Allah asla kullarına zulüm yapmaz.Ancak kullar kendi kendilerine yaptıkları işlerle zulüm ederler.Hatta Allah zulme bile karşıdır.Zulmü şiddetle reddeder.Zulüm işkence demektir.İnsanlar haramlar yaparak,yasakları çiğneyerek hem kendilerine,hem de başkalarına zulüm ederler.
"DOĞRUSU ALLAH,İNSANLARA ZERRECE ZULMETMEZ. FAKAT İNSANLAR KENDİLERİNE ZULMEDERLER." Yunus suresi,ayet-45
Kur'anın haber verdiği, haberler mutlaka gerçekleşecek. "KUR'ANDAKİ HER HABERİN TAHAKKUK EDECEĞİ MUAYYEN BİR ZAMANI VAR. ARTIK YAKINDA ÖĞRENİRSİ-NİZ." Enam suresi,ayet-67
Bir müslüman olarak Kur'ana sahip çıkıp,onu anlamak zorundayız.Kur'ana karşı tavır takınanlara,biz de mutlaka tavır koymalıyız. "KUR'AN AYETLERİYLE ALAY EDENLERDEN YÜZ ÇEVİR." Enam suresi,ayet-68
"ALLAH'IN AYETLERİNİN ALAYA ALINDIĞI VE İNKAR EDİLDİĞİ BİR BİR TOPLULUKTA OTURMAK HARAMDIR." Nisa suresi,ayet-140
Sunday, 17 March 2013
MÜNAFIK
Münafık,göründüğü gibi olmayan,ya da olduğu gibi görünmeyen,niyetlerini ve amaçlarını gizli tutan, Allah'a inanmadıkları halde ,inanmış gibi görünenlere denir.Allah bu tiplerin tehlikeli olduklarını ifade etmiştir.Bunlardan korunmak gerektiğini de söylemiştir..
Günümüz de bu münafıkların yüzlerce çeşidi vardır.Her çeşidini Allah lanetlemiştir.Hatta bu konuda Kur'anda bu adla anılan MÜNAFIKUN suresi vardır.Onun ilk ayetlerinde bile hemen onların en belirgin özellikleri anlatılır.:"MÜNAFIKLAR SANA GELDİKLERİ ZAMAN,ŞAHİTLİK (yemin) EDERİZ Kİ,SEN MUHAKKAK ALLAH'IN ELÇİSİSİN,DERLER.SENİN MUTLAKA KENDİSİNİN ELÇİSİ OLDUĞUNU ELBETTE ALLAH BİLİR,MÜNAFIKLARIN YALANCI OLDUKLARINI DA ALLAH BİLİR (şahitlik eder)." Münafıkun suresi,ayet-1
Dikkat ederseniz,insanlar münafıklıklarını başka insanları kandırmak için kullnırlar ve YALAN söylerler.Demek ki,yalan söylemek münafıklık alametlerinden (işaretlerinden,belirtisinden ) biridir.Bu nedenle yalandan sakınmamız gerek.(münafıklık damgası yememek için)
"YEMİNLERİNİ KALKAN YAPIP (İNSANLARI) ALLAHIN YOLUNDAN ÇEVİRDİLER.ONLARIN YAPTIKLARI NE KÖTÜDÜR." Münafıkun suresi,ayet-2
Demek ki,münafıkların bir özelliği de durmadan yalan yere yemin etmeleridir.Münafıkların münafık olarak anılmaları veya münafık damgasıyla damgalanmalarını ise Allah şöyle açıklıyor: "BUNUN SEBEBİ ŞUDUR Kİ,ONLAR İNANDILAR,FAKAT SONRA İNKAR ETTİLER.BU YÜZDEN KALPLERİNİN ÜZERİ MÜHÜRLENDİ.ARTIK ONLAR ANLAMAZLAR." Münafıkun suresi,ayet-3
Münafıklar laf cambazlarıdırlar.Konuşurken insanları kandırmak için her türlü güzel ve büyüleyici kelimeleri seçerek konuşurlar.Bunları iyi tanımak gerek.Allah bunların bu özelliklerini şöyle anlatır: "ONLARI GÖRDÜĞÜN ZAMAN ŞEKİLLERİ (konuşmaları ve kılık-kıyafetleri) HOŞUNA GİDER.KONUŞTUKLARI ZAMAN HOŞUNA GİDER,ONLARI DİNLERSİN.ONLAR SANKİ ALALADE (düşecekmiş gibi duran) DAYALI KERESTELER GİBİDİRLER, HER GÜRLTÜYÜ (tepkiyi) KENDİLERİ İÇİN SANIRLAR (düşecek gibi dirler).ONLAR SİZİN DÜŞMANLARINIZDIRLAR.ONLARDAN SAKININ ALLAH ONLARI KAHRETSİN.NASIL OLUYOR DA YOLDAN SAPITIP-SAPTIRIYORLAR."Münafıkun suresi,ayet-4
Demek ki,münafıklar,kendilerinden emin olamayan,korkaklardır.Biz onları cesur ve iyi duruşlu sanarız,ama onlar gerçekten böyle değillerdir.
Münafıklar için dua yapılmaz,öldüklerinde de cenaze namazları kılınmaz."ONLAR İÇİN BAĞIŞLANMA DİLESEN DE,DİLEMESEN DE FARK ETMEZ.ÇÜNKÜ ALLAH ONLARI BAĞIŞLAMAYACAKTIR.ÇÜNKÜ ALLAH YOLDAN ÇIKMIŞ BİR TOPLUMU DOĞRU YOLA İLETMEZ." Münafıkun suresi,ayet-6
Münafıkların bir özelliği de,müslümanların birliğini-beraberliğini engellemektir." ONLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAHIN ELÇİSİNİN YANINDA BULUNANLARI BESLEMEYİN,ONLARA YARDIM ETMEYİN,DAĞILIP GİTSİNLER DERLER.OYSA GÖKLERİN VE YERLERİN HAZİNELERİ ALLAHIN ELİNDEDİR.FAKAT MÜNAFIKLAR BUNU BİLEMEZLER." Münafıkun suresi,ayet-7
Münafıklığı kendilerine meslek edinmiş kimseler,vaaz ve nasihatları dinlemiş bile olsalar,ondan faydalanamazlar.Çünkü amaçları o nasihatlardan faydalanmak değil,konuşanın açığını yakalayıp,diğerlerini fesata uğratmaktır.Bu nedenle nasihatlar onlara fayda vermez. "O MÜNAFIKLARDAN SENİ DİNLEMEĞE GELENLER DE VARDIR.HATTA SENİN YANINDAN AYRILDIKLARINDA,DİNLEMEĞE GELEN İLİMDEN (nasihattan) YARARLANANLARA,ŞÖYLE DERLER:O, AZ ÖNCE NE SÖYLEMİŞTİ? (diyerek alay ederler) BUNLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAH BU İŞLERİNDEN DOLAYI ONLARIN KALPLERİNİ MÜHÜRLEMİŞTİR.(onlar gerçekleri görmek istememişlerdir).ONLAR HEP KÖTÜ EMELLERİNE UYMUŞLARDIR." Muhammed suresi,ayet-16
Hayatları boyunca islam ve müslümanlarla mücadele etmiş,onların inançlarını engellemiş,gizli ya da açıktan islam düşmanlığını sergilemiş kişilerin kafir veya münafıkların cenaze namazlarını kılınmaz.Bunu yapan müslümanlar günahkar olurlar.Çünkü bu konuda açık Kur'an ayeti vardır.Öyle camiye geldi,adam ne olacak,şuna bir dua edelim,namazını kılalım demek bir müslümana yakışmaz ve bu davranışı YASAKTIR.İşte ayet:" MÜNAFIKLARDAN ÖLEN HİÇBİR KİMSE ÜZERİNE,HİÇBİR ZAMAN NAMAZ KILMA,KABRİ BAŞINDA (Gömülürken veya ziyaret amacıyla) DURMA.ÇÜNKÜ ONLAR ALLAH'I VE RASULÜNÜ TANIMADILAR VE KAFİR OLARAK CAN VERDİLER." Tevbe suresi,ayet-84
Onlar üzerine yapılan dualar asla kabul görmez." ONLAR İÇİN ALLAH'TAN İSTER BAĞIŞLANMA DİLE,İSTER DİLEME FARK ETMEZ.İSTERSEN ONLAR İÇİN YETMİŞ DEFA BAIŞLANMA DİLE YİNE FARKETMEZ. ALLAH ONLARI AFFETMEYECEKTİR. BU, ONLARIN ALLAHI VE RASULÜNÜ İNKAR ETMELERİNİN BİR SONUCUDUR.ALLAH BÖYLE FASIKLAR TOPLULUĞUNA HİDAYET VERMEZ. (Onları bağışlamaz.) " Tevbe suresi,ayet-80
Şimdi kalkıp da,bir müslümanın,bir münafıkın cenaze namazını kılması, "eh !Allahım sen öyle diyorsun da,ben yine kılayım,sen bunu bilmiyorsun " demek olur ki,maazallah şirktir.günahtır.Yoldan çıkmadır.Öyle işi basite almayalım.Kılmayın bu münafıkların namazını,getirmeyin leşlerini camilere.Taşımayın leşlerini omuzlarınızda.Gitmeyin mezarlarına,hatta başsağlığına bile gitmeyin.Yoksa siz Allah'tan daha mı iyi biliyorsunuz da böyle saçmalıkları yapıyorsunuz.Dikkat edin.Allah uyarıyor,kulak verin!
Peygamberimiz de Münafıkları tanımamız için bize şu ölçüyü veriyor:"Münafıklığın alameti (belirtisi-işareti) üçtür.:1-Konuştuğu zaman yalan söyler,2-Birşey kendisine emanet edilirse,ona ihanet eder,geri vermez veya zararına verir.3-Söz verdiği zaman sözünü yerine getirmez.
Bu üç özellik sizde varsa,münafıklık yolundasınız.Devam ederseniz kalpleriniz mühürlenir,hidayete eremezsiniz.Hemen bu kötü gidişatı bırakmanız gerek.Söz senettir derler.Senetlerinin karşılığını ödemeyenler de münafıktır.Söz verip de sizi yarı yolda bırakanlar da münafıktır.(Sizin yanlışınızdan dolayı sizi bırakanlar elbette değil.siz zaten yanlış yoldasınız.elbette sizi uyaracaklar,dinlemezseniz,elbette sizi bırakıp gidecekler.Bu durumda onlar değil,siz münafıksınız.Çünkü doğru yolda değilsiniz.)
Münafıklık ,her konuda yaşanır.Zaten temel de Allah'a inamayan kişiler,münafık olur.Allaha inanan kimselerde münafıklığa giden yol açılınca,derhal kendini düzeltip,dönüş yapması (tevbe etmesi) esas olmalı.İşte bu nedenle insan her an imtihan içerisindedir.Münafıkların yaptıkları hiçbir hayırlı amelin Allah katında değeri olmaz.Bir tarafta namaz kılarken,öbür tarafta münafıklık yapanın namazı da kabul olmaz.Böyleleri için Allah: "VAY O NAMAZ KILANLARIN HALLERİNE Kİ..KILDIKLARI NAMAZLARIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEZLER,GÖSTERİŞ YAPARLAR." Maun (sadaka) suresi,ayet-4,5,6
Namaz gerçekten insanları kötülüklerden alıkoyan bir ibadettir.Namaz kıldığı halde kötülüklerine devam eden bir kimse Münafıktır.Çünkü Allaha söz verdiği halde,bu sözünün gereğini yerine getirmemektedir.İşte bu bir münafıklık işaretidir.
Günümüz de bu münafıkların yüzlerce çeşidi vardır.Her çeşidini Allah lanetlemiştir.Hatta bu konuda Kur'anda bu adla anılan MÜNAFIKUN suresi vardır.Onun ilk ayetlerinde bile hemen onların en belirgin özellikleri anlatılır.:"MÜNAFIKLAR SANA GELDİKLERİ ZAMAN,ŞAHİTLİK (yemin) EDERİZ Kİ,SEN MUHAKKAK ALLAH'IN ELÇİSİSİN,DERLER.SENİN MUTLAKA KENDİSİNİN ELÇİSİ OLDUĞUNU ELBETTE ALLAH BİLİR,MÜNAFIKLARIN YALANCI OLDUKLARINI DA ALLAH BİLİR (şahitlik eder)." Münafıkun suresi,ayet-1
Dikkat ederseniz,insanlar münafıklıklarını başka insanları kandırmak için kullnırlar ve YALAN söylerler.Demek ki,yalan söylemek münafıklık alametlerinden (işaretlerinden,belirtisinden ) biridir.Bu nedenle yalandan sakınmamız gerek.(münafıklık damgası yememek için)
"YEMİNLERİNİ KALKAN YAPIP (İNSANLARI) ALLAHIN YOLUNDAN ÇEVİRDİLER.ONLARIN YAPTIKLARI NE KÖTÜDÜR." Münafıkun suresi,ayet-2
Demek ki,münafıkların bir özelliği de durmadan yalan yere yemin etmeleridir.Münafıkların münafık olarak anılmaları veya münafık damgasıyla damgalanmalarını ise Allah şöyle açıklıyor: "BUNUN SEBEBİ ŞUDUR Kİ,ONLAR İNANDILAR,FAKAT SONRA İNKAR ETTİLER.BU YÜZDEN KALPLERİNİN ÜZERİ MÜHÜRLENDİ.ARTIK ONLAR ANLAMAZLAR." Münafıkun suresi,ayet-3
Münafıklar laf cambazlarıdırlar.Konuşurken insanları kandırmak için her türlü güzel ve büyüleyici kelimeleri seçerek konuşurlar.Bunları iyi tanımak gerek.Allah bunların bu özelliklerini şöyle anlatır: "ONLARI GÖRDÜĞÜN ZAMAN ŞEKİLLERİ (konuşmaları ve kılık-kıyafetleri) HOŞUNA GİDER.KONUŞTUKLARI ZAMAN HOŞUNA GİDER,ONLARI DİNLERSİN.ONLAR SANKİ ALALADE (düşecekmiş gibi duran) DAYALI KERESTELER GİBİDİRLER, HER GÜRLTÜYÜ (tepkiyi) KENDİLERİ İÇİN SANIRLAR (düşecek gibi dirler).ONLAR SİZİN DÜŞMANLARINIZDIRLAR.ONLARDAN SAKININ ALLAH ONLARI KAHRETSİN.NASIL OLUYOR DA YOLDAN SAPITIP-SAPTIRIYORLAR."Münafıkun suresi,ayet-4
Demek ki,münafıklar,kendilerinden emin olamayan,korkaklardır.Biz onları cesur ve iyi duruşlu sanarız,ama onlar gerçekten böyle değillerdir.
Münafıklar için dua yapılmaz,öldüklerinde de cenaze namazları kılınmaz."ONLAR İÇİN BAĞIŞLANMA DİLESEN DE,DİLEMESEN DE FARK ETMEZ.ÇÜNKÜ ALLAH ONLARI BAĞIŞLAMAYACAKTIR.ÇÜNKÜ ALLAH YOLDAN ÇIKMIŞ BİR TOPLUMU DOĞRU YOLA İLETMEZ." Münafıkun suresi,ayet-6
Münafıkların bir özelliği de,müslümanların birliğini-beraberliğini engellemektir." ONLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAHIN ELÇİSİNİN YANINDA BULUNANLARI BESLEMEYİN,ONLARA YARDIM ETMEYİN,DAĞILIP GİTSİNLER DERLER.OYSA GÖKLERİN VE YERLERİN HAZİNELERİ ALLAHIN ELİNDEDİR.FAKAT MÜNAFIKLAR BUNU BİLEMEZLER." Münafıkun suresi,ayet-7
Münafıklığı kendilerine meslek edinmiş kimseler,vaaz ve nasihatları dinlemiş bile olsalar,ondan faydalanamazlar.Çünkü amaçları o nasihatlardan faydalanmak değil,konuşanın açığını yakalayıp,diğerlerini fesata uğratmaktır.Bu nedenle nasihatlar onlara fayda vermez. "O MÜNAFIKLARDAN SENİ DİNLEMEĞE GELENLER DE VARDIR.HATTA SENİN YANINDAN AYRILDIKLARINDA,DİNLEMEĞE GELEN İLİMDEN (nasihattan) YARARLANANLARA,ŞÖYLE DERLER:O, AZ ÖNCE NE SÖYLEMİŞTİ? (diyerek alay ederler) BUNLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAH BU İŞLERİNDEN DOLAYI ONLARIN KALPLERİNİ MÜHÜRLEMİŞTİR.(onlar gerçekleri görmek istememişlerdir).ONLAR HEP KÖTÜ EMELLERİNE UYMUŞLARDIR." Muhammed suresi,ayet-16
Hayatları boyunca islam ve müslümanlarla mücadele etmiş,onların inançlarını engellemiş,gizli ya da açıktan islam düşmanlığını sergilemiş kişilerin kafir veya münafıkların cenaze namazlarını kılınmaz.Bunu yapan müslümanlar günahkar olurlar.Çünkü bu konuda açık Kur'an ayeti vardır.Öyle camiye geldi,adam ne olacak,şuna bir dua edelim,namazını kılalım demek bir müslümana yakışmaz ve bu davranışı YASAKTIR.İşte ayet:" MÜNAFIKLARDAN ÖLEN HİÇBİR KİMSE ÜZERİNE,HİÇBİR ZAMAN NAMAZ KILMA,KABRİ BAŞINDA (Gömülürken veya ziyaret amacıyla) DURMA.ÇÜNKÜ ONLAR ALLAH'I VE RASULÜNÜ TANIMADILAR VE KAFİR OLARAK CAN VERDİLER." Tevbe suresi,ayet-84
Onlar üzerine yapılan dualar asla kabul görmez." ONLAR İÇİN ALLAH'TAN İSTER BAĞIŞLANMA DİLE,İSTER DİLEME FARK ETMEZ.İSTERSEN ONLAR İÇİN YETMİŞ DEFA BAIŞLANMA DİLE YİNE FARKETMEZ. ALLAH ONLARI AFFETMEYECEKTİR. BU, ONLARIN ALLAHI VE RASULÜNÜ İNKAR ETMELERİNİN BİR SONUCUDUR.ALLAH BÖYLE FASIKLAR TOPLULUĞUNA HİDAYET VERMEZ. (Onları bağışlamaz.) " Tevbe suresi,ayet-80
Şimdi kalkıp da,bir müslümanın,bir münafıkın cenaze namazını kılması, "eh !Allahım sen öyle diyorsun da,ben yine kılayım,sen bunu bilmiyorsun " demek olur ki,maazallah şirktir.günahtır.Yoldan çıkmadır.Öyle işi basite almayalım.Kılmayın bu münafıkların namazını,getirmeyin leşlerini camilere.Taşımayın leşlerini omuzlarınızda.Gitmeyin mezarlarına,hatta başsağlığına bile gitmeyin.Yoksa siz Allah'tan daha mı iyi biliyorsunuz da böyle saçmalıkları yapıyorsunuz.Dikkat edin.Allah uyarıyor,kulak verin!
Peygamberimiz de Münafıkları tanımamız için bize şu ölçüyü veriyor:"Münafıklığın alameti (belirtisi-işareti) üçtür.:1-Konuştuğu zaman yalan söyler,2-Birşey kendisine emanet edilirse,ona ihanet eder,geri vermez veya zararına verir.3-Söz verdiği zaman sözünü yerine getirmez.
Bu üç özellik sizde varsa,münafıklık yolundasınız.Devam ederseniz kalpleriniz mühürlenir,hidayete eremezsiniz.Hemen bu kötü gidişatı bırakmanız gerek.Söz senettir derler.Senetlerinin karşılığını ödemeyenler de münafıktır.Söz verip de sizi yarı yolda bırakanlar da münafıktır.(Sizin yanlışınızdan dolayı sizi bırakanlar elbette değil.siz zaten yanlış yoldasınız.elbette sizi uyaracaklar,dinlemezseniz,elbette sizi bırakıp gidecekler.Bu durumda onlar değil,siz münafıksınız.Çünkü doğru yolda değilsiniz.)
Münafıklık ,her konuda yaşanır.Zaten temel de Allah'a inamayan kişiler,münafık olur.Allaha inanan kimselerde münafıklığa giden yol açılınca,derhal kendini düzeltip,dönüş yapması (tevbe etmesi) esas olmalı.İşte bu nedenle insan her an imtihan içerisindedir.Münafıkların yaptıkları hiçbir hayırlı amelin Allah katında değeri olmaz.Bir tarafta namaz kılarken,öbür tarafta münafıklık yapanın namazı da kabul olmaz.Böyleleri için Allah: "VAY O NAMAZ KILANLARIN HALLERİNE Kİ..KILDIKLARI NAMAZLARIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEZLER,GÖSTERİŞ YAPARLAR." Maun (sadaka) suresi,ayet-4,5,6
Namaz gerçekten insanları kötülüklerden alıkoyan bir ibadettir.Namaz kıldığı halde kötülüklerine devam eden bir kimse Münafıktır.Çünkü Allaha söz verdiği halde,bu sözünün gereğini yerine getirmemektedir.İşte bu bir münafıklık işaretidir.
Toplumun her tabakasında bunları görmek mümkündür.Hele hele yönetenlerde bu sayı oldukça kabarıktır.Toplumun lideri gibi görünüp,yönlerdiği toplumdan,cemaattan nemalananlar,münafıklardır.Siz ille de münafığı dinsizlerde aramayın.İnanmış gibi göründüğü halde ianmayanlarda arayın.Çünkü Allah bunları böyle açıklıyor.
ALLAH'IN BİLMESİ VE KULUN SORUMLULUĞU
Allah'ı tanımlarken,O'nun herşeyi yaratmağa,yarattığı varlıkların önceki ve sonraki durumları hakkında bilgi sahibi olduğuna,O'nun yaratmak istediği birşeye sadece "OL" demesiyle olabileceğine,DİN GÜNÜNÜN (mahşerde-toplanma-tekrar diriltirilip hesaba çekilme gününün) sahibi olduğuna,varlıkları bir KADER (ölçü) ile sınırladığına ,kainatın (evrenin) ve ahiretin (cennet ve cehennemin) tek sahibi olduğuna inanır ve kabul ederiz.
İşte O Allah ki,kainatı 6 günde (aşamada) yarattığını söyler.O Allah ki,ahiret aleminin varlığını haber verir ve insanların hesaba çekileceklerini de açıkça bildirir.Bunu bilmek veya bildirmek inandığımız Allah için olması gereken bir özelliktir.Olacağı,geçmişi ve geleceği bilmekten aciz olan (bilemeyen) bir varlığı yaratan Allah olarak anlamak ve kabul etmek zaten mümkün olmaz.Allah'ı kendi düşünce kalıbımız ve anlayışımızla sınırlamak,Allah'ı anlamak değil,O'nu bilgilerimize mahkum etmek (sınırlamak) olur ki,bu olması ve ianılması gereken yaratan Allah'ı anlatamaz.Allah kendini,bizim anladığımız şekilde değil,anlamak zorunda olduğumuz şekilde kabul edilmesini istiyor.Bizim akıl terazimiz (akıl ölçülerimiz,kapasitemiz) herşeyi kavrama ve kabul etme şartlarına göre yaratılmış değildir.Bu nedenle bilgilerimiz de, kabullerimiz de sınırlıdır.Allah kendini Kur'anın değişik ayetleriyle açık açık anlatır.Kimi zaman kendini anlamamız için yaratılışımıza dikkat çeker,kimi zaman kuşlara,güneşe,aya,hatta suda yüzen gemilere,yerdeki karıncalara,bal arısına ve hatta bir bitki tohumuna (çekirdeğine) bile dikkatimizi çeker.Yağmurun yağışına,rüzgara,depreme,hatta ölüme bile dikkatimizi çeker,kendini tanıtmak için.Kevser suresinde bazı özelliklerini de şöyle anlatır:"DE Kİ,O ALLAH TEKTİR (benzeri,ortağı yoktur).ALLAH EKSİKSİZ SAMETTİR (bütün varlıklar O'na muhtaç iken,O kimseye muhtaç değildir.) O,DOĞMADI VE DOĞRULMADI. O'NA HİÇBİR ŞEY DE EŞİT (denk) DEĞİLDİR."Kevser suresi,ayet-1-4
Biz eğer bir Allah'a inanıyor ve kabul ediyorsak O'nu anlamamızın en üst derecesinde anlamak ve kabul etmek zorundayız.İşte o zaman Allah'ın bizden ne istediklerini,bizlerin de nasıl bir kul olmamız gerektiğini anlamış oluruz.Bunu anlamamıza yardım için de Allah kendi kitabını göndermiştir.Kendini anlatan,bizim nasıl bir kul olmamız gerektiğini gösteren bütün bilgiler Kur'anda vardır.Bize düşen görev Kur'anı anlamak ve O'na uygun yaşamaktır.Zaman zaman kullar Allah'ın varlığından bile şüpheye düşerler,hatta kendilerince ukalâlık ederek,O'nu inkar bile ederler.Ama bu onların haklılığını asla göstermez.Hatta sorumluluklarını da ortadan kaldırmaz.Allah kulların bu tutumlarını bildiği için "ben kullarımın kendi nefislerinin kendilerine ne fısıldadıklarını bile en iyi bilirim" diyor." o nefisler ki,onlara hep olumsuz şeyleri fısıldar" diye de ilave ediyor.Ve sonra da "ben size şah damarınızdan (kalbe giden en büyük önemli damardan) daha yakınım" diye de kullarını uyarıyor.
İşte bu inandığımız Allah gaybı (olmayan,bizim bilemediğimiz şeylerin bilsini) bilir.Allah kullarının yapacağı şeyleri elbette önceden bilir.Bunu bilmesi kulların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Çünkü Allah yarattığı herşeyi bir Kaderle (kurallarla,ölçülerle ) yaratmıştır."GERÇEKTEN BİZ HERŞEYİ (hikmetimiz gereği) BİR KADERLE (ölçü ve kurallar çerçevesinde) YARATTIK" Kamer suresi,ayet-49
"GAYBIN ANAHTARLARI (bilimiyenlerin bilgisi) ALLAH'IN YANINDADIR (Allah'a aittir) ONLARI ONDAN BAŞKASI BİLEMEZ. O, KARADA VE DENİZDE NE VARSA BİLİR.O'NUN İLMİ (bilgisi) DIŞINDA BİR YAPRAK BİLE KIMILDAMAZ. (düşmez) .O, YERİN KARANLIKLARI İÇİNDEKİ TEK TANEYİ BİLE BİLİR.YAŞ VE KURU,NE VARSA HEPSİ APAÇIK BİR KİTAPTADIR." En'am suresi,ayet-59
Allah'ın kitabı denince sadece Kur'an akla gelmesin.Allah'ın ayetleri denince,nasıl sadece Kur'an ayetleri anlaşılmazsa,kitapları denince de sadece Kur'an anlaşılmamalı.Kainatta ve hatta ahirette olan herşeyin yazıldığı kitaplar vardır.Bunlar Allah'ın katındadır.İşte Kur'anın aslı da orada olduğu için Allah :"LÂ YEMESSEHÛ İLLE-MUTAHHARÛN" Ona (Kurâna) sadece ilgili melekler ulaşabilir.derken de bu gerçeği anlatıyor.Hatta bazı ayetlerde," CİNLERDEN BAZILARI ALLAH KATINDAKİ BİLGİLERE ULAŞMAK İÇİN GÖĞE YÜKSELDİKLERİNDE ONLARI ŞİDDETLİ BİR ATEŞLE YOK EDERİZ" diyerek de bu gerçeği başka bir şekilde anlatmış oluyor.
Allah'ın bilmesi başka,bizim yaptımız işlerden sorumlu olmamız başka şeydir.Allah'ın bilmesi,olacakları önceden tesbit ederek bir kitapta bulundurması,bizim sorumlu olmadığımız anlamını taşımaz. Ya da Allah öyle istedi de biz mecbur yaptık anlamı çıkmaz.Allah bizi yaptığımız işlerden (amellerden) sorumlu tutuyor.Yapmadığımız ve hatta gücümüzün yetmediği şeylerden bile asla sorumlu tutmuyor." HASTAYA,AMAYA SORUMLULUK YOKTUR" diyerek,bazı sorumlulukların,bazı engeller nedeniyle ortadan kalktığını bildiriyor.Hatta yasakladığı haramları bile zorluklar karşısında,kaldırıyor.örneğin haram etler konusunda "SİZ SIKINTIYA DÜŞTÜĞÜNÜZDE ,ÖLMEYECEK KADAR BUNLARDAN YİYEBİLİRSİNİZ,FAKAT HADDİ AŞMAYIN" diyerek izin verdiğini beyan ediyor.Yani hangi kulun ne zaman sıkıntıya düşüp de bu haramlardan yiyeceğini de Allah önceden biliyor.Allahın önceden bildiğine dair en önemli olarak Kur'anda anlattığı olaylardan biri de Nuh a.s (peygambere) verdiği emirdir.Allah ," NUH'A BİR GEMİ YAPMASINI EMRETTİK" diye,Nuh tufanından önce suda yüzebilecek bir geminin yapılmasını peygamberi Nuh'a emrediyor.Hatta O, gemiyi yapmağa başladığında havaların güllük-gülistanlık olduğu bir zamandı.Bazı insanlar O'nunla alay ediyorlardı.Hani ortada su falan yok,sen bunu toprakta mı yüzdüreceksin diye alay ediyorlardı.Ne zaman Allah'ın takdir (kader) ettiği zaman geldi,yerden ve gökten gelen sular birleşerek büyük bir su tabakası oluştu.Allah kendine inananları gemiye alması için Nuh'a önceden haber vermişti.Hatta Nuh gemiye binmek istemeyen oğluna "OĞLUM BUGÜN,ALLAHTAN BAŞKA KORUYACAK KİMSE YOKTUR,GEL SEN DE GEMİYE BİN DEMİŞTİ.OĞLU BEN DAĞLARA ÇIKAR KURTULURUM DEMİŞTİ.BİRDEN ARALARINA DALGA GİREREK OĞLU BOĞULMUŞTU" (kur'an ayetidir).Demek ki,Allah,herşeyi bilir.Hatta olmayacak şeyi bile önceden bilir.Oğlunun suda boğulduğunu gören Nuh :YA RABBİ HANİ SEN BENİ VE AİLEMİ KORUYACAKTIN" dediğinde Allah:" O SENİN AİLENDEN DEĞİL,O SENİN BİLMEDİĞİN FAKAT BENİM BİLDİĞİM KÖTÜ ŞEYLERİ YAPIYORDU..." diyerek de Nuh'u uyarıyor.Demek ki,peygamberlerin bile bilemediklerini Allah biliyor.Hatta bu bildikleri de bir kitapta yazılıdır." DE Kİ !ALLAH'IN BİZİM İÇİN YAZDIĞINDAN BAŞKASI BİZE ASLA ULAŞMAZ. O,BİZİM MEVLAMIZ (sahibimiz)DIR. ONUN İÇİN MÜ'MİNLER YALNIZ ALLAH'A DAYANIP GÜVENSİNLER." Tevbe suresi,ayet-51
Başka bir ayette ise Allah,konuyu biraz daha açıklıyor: "YER YÜZÜNDE VUKU BULAN (olan veya olabilecek) VE SİZİN BAŞINIZA GELEN HERHANGİ BİR MUSİBET (olay) YOKTUR Kİ,BİZ ONU YARATMADAN ÖNCE,O, BİR KİTAPTA YAZILMIŞ OLMASIN (mutlaka yazılmıştır).ŞÜPHESİZ BU,ALLAH İÇİN ÇOK KOLAYDIR." Hadid suresi,ayet-22
Başka bir açıdan bakarsak,kıyametin ne zaman ve nasıl olacağını yıllardır insanlar merak ederler.Ama Allah bu konuda peygamberleri dahil kimseye bilgi vermemiştir.Hatta,insanın ne zaman öleceğini,insan bilemez.Hatta bazı insanlar intihara kalkışırlar,kendilerini öldürmek için çeşitli yollara baş vururlar ama çokları bunu başaramazlar.Çünkü Allah bu konuda onların ölümlerini bu işlerine bırakmamıştır.Yani takdir (kader) kılmamıştır.İnsan ne yaparsa yapsın,yaratma gücüne sahip bir varlık değildir.İnsan İCAT edebilir,ama yaratamaz.Yaratmak tamamen Allah'ın elindedir.Allah'a aittir.Olmayan birşeyi kullar yaratamaz,yaratılanlar üzerinde araştırma yaparak,yaratılanların özellilkerini ortaya çıkarırlar.Örneğin,hidrojen ve oksijen iki yakıcı ve yanıcı gazdır.İnsan oğlu bunları belli oran ve ölçülerle birleştirerek yeni bir madde olan suyu bulabilirler.Bu suyu yarattı anlamına gelmez.Aynı şekilde sudan da bu iki gaz maddesini,suyu ayrıştırarak elde edebilir insan.Bu yaratma anlamına asla gelmez.Ayrıca bunun bilgisini de Allah Kur'anda zaten vermiştir."GÖK VE YER DUMAN (gaz) HALİNDEYDİ,BİZ ONLARA İSTEYEREK YA DA İSTEMEYEREK DE OLSA BİR ARAYA GELİN DEDİK,ONLAR DA HEMEN BİR ARAYA GELDİLER" diyerek kainatın oluşuna dikkat çekiyor Allah.
Örnekleri çoğaltmak elbette mümkündür.Ama asıl olan,konu: Allahın birşeyi bilmesi,bildiklerini de bir kitapta toplaması,kulların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Kullar,Allahın bilmesiyle değil,kendi yaptıkları amellerin (işlerin,çabaların) karşılığında sorumludurlar.Bu konuda sınavdadırlar.Sınavın (imtihanın) konusu ve özellikleri yine Allah'ın gönderdiği Kur'anda açıklanmıştır.Kur'anda açıklanmayan bir konudan kullar sorumlu değildir.Hatta kur'an hakkında bilgi ulaşamamış insan ve toplumlar da bundan sorumlu değillerdir. Allah:" BİZ PEYGAMBER GÖNDERMEDİĞİMİZ TOPLUMLARDAN SORUMLULUĞU KALDIRDIK" diyerek de bunu açıkça anlatıyor.İmtihanımız,amellerimizin karşılığıdır.
Bir de kulun yaptığı işlerin yaratıcısı olup-olmadığı hususa açıklık getirelim.Hiçbir kul,yaptığı işin yaratıcı değildir.yaratmak gücü ve yetkisi sadece ve sadece Allah'a aittir.Kul ancak yapandır.Çalışan,çaba gösterendir.Kul bir işe niyetlenir de o konuda çalışma yaparsa ,sonucunda o işin olması takdirini Allah yerine getirir.Kul burada sadece çabalarıyla sınavdadır.Allah:" SAVAŞTA OKLARI SİZ ATMADINIZ,ALLAH ATTI,SİZ VURMADINIZ ALLAH VURDU..." derken,size bu okları atma ve karşıya da isabet ettirme takdirini,gücünü Allah verdi demek ister.Kul Allah dilemedikçe bir başkasını öldüremez.Bunun binlerce örneğini canlı hayatta görürüz.Adam vardır,10 kurşunla vurulur ölmez,adam vardır,kurşun ölmüyecek yerine değer,adam kan kaybından ölür gider.İşte burada öldürme işi kulda değil,Allah'tadır.Şu ayet kulağınıza küpe olsun."VE ENLEYSE,LİL-İNSANÎ,İLLÂ MÂSÂ'A=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR." Bu iyi de olur,kötü de,hayır da olur,şer de,az da olur,çok da...İşte kulun sorumluğu da bununla eşittir.Yoksa Allah'ın yaratması veya bilmesi ile değil.
Biz eğer bir Allah'a inanıyor ve kabul ediyorsak O'nu anlamamızın en üst derecesinde anlamak ve kabul etmek zorundayız.İşte o zaman Allah'ın bizden ne istediklerini,bizlerin de nasıl bir kul olmamız gerektiğini anlamış oluruz.Bunu anlamamıza yardım için de Allah kendi kitabını göndermiştir.Kendini anlatan,bizim nasıl bir kul olmamız gerektiğini gösteren bütün bilgiler Kur'anda vardır.Bize düşen görev Kur'anı anlamak ve O'na uygun yaşamaktır.Zaman zaman kullar Allah'ın varlığından bile şüpheye düşerler,hatta kendilerince ukalâlık ederek,O'nu inkar bile ederler.Ama bu onların haklılığını asla göstermez.Hatta sorumluluklarını da ortadan kaldırmaz.Allah kulların bu tutumlarını bildiği için "ben kullarımın kendi nefislerinin kendilerine ne fısıldadıklarını bile en iyi bilirim" diyor." o nefisler ki,onlara hep olumsuz şeyleri fısıldar" diye de ilave ediyor.Ve sonra da "ben size şah damarınızdan (kalbe giden en büyük önemli damardan) daha yakınım" diye de kullarını uyarıyor.
İşte bu inandığımız Allah gaybı (olmayan,bizim bilemediğimiz şeylerin bilsini) bilir.Allah kullarının yapacağı şeyleri elbette önceden bilir.Bunu bilmesi kulların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Çünkü Allah yarattığı herşeyi bir Kaderle (kurallarla,ölçülerle ) yaratmıştır."GERÇEKTEN BİZ HERŞEYİ (hikmetimiz gereği) BİR KADERLE (ölçü ve kurallar çerçevesinde) YARATTIK" Kamer suresi,ayet-49
"GAYBIN ANAHTARLARI (bilimiyenlerin bilgisi) ALLAH'IN YANINDADIR (Allah'a aittir) ONLARI ONDAN BAŞKASI BİLEMEZ. O, KARADA VE DENİZDE NE VARSA BİLİR.O'NUN İLMİ (bilgisi) DIŞINDA BİR YAPRAK BİLE KIMILDAMAZ. (düşmez) .O, YERİN KARANLIKLARI İÇİNDEKİ TEK TANEYİ BİLE BİLİR.YAŞ VE KURU,NE VARSA HEPSİ APAÇIK BİR KİTAPTADIR." En'am suresi,ayet-59
Allah'ın kitabı denince sadece Kur'an akla gelmesin.Allah'ın ayetleri denince,nasıl sadece Kur'an ayetleri anlaşılmazsa,kitapları denince de sadece Kur'an anlaşılmamalı.Kainatta ve hatta ahirette olan herşeyin yazıldığı kitaplar vardır.Bunlar Allah'ın katındadır.İşte Kur'anın aslı da orada olduğu için Allah :"LÂ YEMESSEHÛ İLLE-MUTAHHARÛN" Ona (Kurâna) sadece ilgili melekler ulaşabilir.derken de bu gerçeği anlatıyor.Hatta bazı ayetlerde," CİNLERDEN BAZILARI ALLAH KATINDAKİ BİLGİLERE ULAŞMAK İÇİN GÖĞE YÜKSELDİKLERİNDE ONLARI ŞİDDETLİ BİR ATEŞLE YOK EDERİZ" diyerek de bu gerçeği başka bir şekilde anlatmış oluyor.
Allah'ın bilmesi başka,bizim yaptımız işlerden sorumlu olmamız başka şeydir.Allah'ın bilmesi,olacakları önceden tesbit ederek bir kitapta bulundurması,bizim sorumlu olmadığımız anlamını taşımaz. Ya da Allah öyle istedi de biz mecbur yaptık anlamı çıkmaz.Allah bizi yaptığımız işlerden (amellerden) sorumlu tutuyor.Yapmadığımız ve hatta gücümüzün yetmediği şeylerden bile asla sorumlu tutmuyor." HASTAYA,AMAYA SORUMLULUK YOKTUR" diyerek,bazı sorumlulukların,bazı engeller nedeniyle ortadan kalktığını bildiriyor.Hatta yasakladığı haramları bile zorluklar karşısında,kaldırıyor.örneğin haram etler konusunda "SİZ SIKINTIYA DÜŞTÜĞÜNÜZDE ,ÖLMEYECEK KADAR BUNLARDAN YİYEBİLİRSİNİZ,FAKAT HADDİ AŞMAYIN" diyerek izin verdiğini beyan ediyor.Yani hangi kulun ne zaman sıkıntıya düşüp de bu haramlardan yiyeceğini de Allah önceden biliyor.Allahın önceden bildiğine dair en önemli olarak Kur'anda anlattığı olaylardan biri de Nuh a.s (peygambere) verdiği emirdir.Allah ," NUH'A BİR GEMİ YAPMASINI EMRETTİK" diye,Nuh tufanından önce suda yüzebilecek bir geminin yapılmasını peygamberi Nuh'a emrediyor.Hatta O, gemiyi yapmağa başladığında havaların güllük-gülistanlık olduğu bir zamandı.Bazı insanlar O'nunla alay ediyorlardı.Hani ortada su falan yok,sen bunu toprakta mı yüzdüreceksin diye alay ediyorlardı.Ne zaman Allah'ın takdir (kader) ettiği zaman geldi,yerden ve gökten gelen sular birleşerek büyük bir su tabakası oluştu.Allah kendine inananları gemiye alması için Nuh'a önceden haber vermişti.Hatta Nuh gemiye binmek istemeyen oğluna "OĞLUM BUGÜN,ALLAHTAN BAŞKA KORUYACAK KİMSE YOKTUR,GEL SEN DE GEMİYE BİN DEMİŞTİ.OĞLU BEN DAĞLARA ÇIKAR KURTULURUM DEMİŞTİ.BİRDEN ARALARINA DALGA GİREREK OĞLU BOĞULMUŞTU" (kur'an ayetidir).Demek ki,Allah,herşeyi bilir.Hatta olmayacak şeyi bile önceden bilir.Oğlunun suda boğulduğunu gören Nuh :YA RABBİ HANİ SEN BENİ VE AİLEMİ KORUYACAKTIN" dediğinde Allah:" O SENİN AİLENDEN DEĞİL,O SENİN BİLMEDİĞİN FAKAT BENİM BİLDİĞİM KÖTÜ ŞEYLERİ YAPIYORDU..." diyerek de Nuh'u uyarıyor.Demek ki,peygamberlerin bile bilemediklerini Allah biliyor.Hatta bu bildikleri de bir kitapta yazılıdır." DE Kİ !ALLAH'IN BİZİM İÇİN YAZDIĞINDAN BAŞKASI BİZE ASLA ULAŞMAZ. O,BİZİM MEVLAMIZ (sahibimiz)DIR. ONUN İÇİN MÜ'MİNLER YALNIZ ALLAH'A DAYANIP GÜVENSİNLER." Tevbe suresi,ayet-51
Başka bir ayette ise Allah,konuyu biraz daha açıklıyor: "YER YÜZÜNDE VUKU BULAN (olan veya olabilecek) VE SİZİN BAŞINIZA GELEN HERHANGİ BİR MUSİBET (olay) YOKTUR Kİ,BİZ ONU YARATMADAN ÖNCE,O, BİR KİTAPTA YAZILMIŞ OLMASIN (mutlaka yazılmıştır).ŞÜPHESİZ BU,ALLAH İÇİN ÇOK KOLAYDIR." Hadid suresi,ayet-22
Başka bir açıdan bakarsak,kıyametin ne zaman ve nasıl olacağını yıllardır insanlar merak ederler.Ama Allah bu konuda peygamberleri dahil kimseye bilgi vermemiştir.Hatta,insanın ne zaman öleceğini,insan bilemez.Hatta bazı insanlar intihara kalkışırlar,kendilerini öldürmek için çeşitli yollara baş vururlar ama çokları bunu başaramazlar.Çünkü Allah bu konuda onların ölümlerini bu işlerine bırakmamıştır.Yani takdir (kader) kılmamıştır.İnsan ne yaparsa yapsın,yaratma gücüne sahip bir varlık değildir.İnsan İCAT edebilir,ama yaratamaz.Yaratmak tamamen Allah'ın elindedir.Allah'a aittir.Olmayan birşeyi kullar yaratamaz,yaratılanlar üzerinde araştırma yaparak,yaratılanların özellilkerini ortaya çıkarırlar.Örneğin,hidrojen ve oksijen iki yakıcı ve yanıcı gazdır.İnsan oğlu bunları belli oran ve ölçülerle birleştirerek yeni bir madde olan suyu bulabilirler.Bu suyu yarattı anlamına gelmez.Aynı şekilde sudan da bu iki gaz maddesini,suyu ayrıştırarak elde edebilir insan.Bu yaratma anlamına asla gelmez.Ayrıca bunun bilgisini de Allah Kur'anda zaten vermiştir."GÖK VE YER DUMAN (gaz) HALİNDEYDİ,BİZ ONLARA İSTEYEREK YA DA İSTEMEYEREK DE OLSA BİR ARAYA GELİN DEDİK,ONLAR DA HEMEN BİR ARAYA GELDİLER" diyerek kainatın oluşuna dikkat çekiyor Allah.
Örnekleri çoğaltmak elbette mümkündür.Ama asıl olan,konu: Allahın birşeyi bilmesi,bildiklerini de bir kitapta toplaması,kulların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Kullar,Allahın bilmesiyle değil,kendi yaptıkları amellerin (işlerin,çabaların) karşılığında sorumludurlar.Bu konuda sınavdadırlar.Sınavın (imtihanın) konusu ve özellikleri yine Allah'ın gönderdiği Kur'anda açıklanmıştır.Kur'anda açıklanmayan bir konudan kullar sorumlu değildir.Hatta kur'an hakkında bilgi ulaşamamış insan ve toplumlar da bundan sorumlu değillerdir. Allah:" BİZ PEYGAMBER GÖNDERMEDİĞİMİZ TOPLUMLARDAN SORUMLULUĞU KALDIRDIK" diyerek de bunu açıkça anlatıyor.İmtihanımız,amellerimizin karşılığıdır.
Bir de kulun yaptığı işlerin yaratıcısı olup-olmadığı hususa açıklık getirelim.Hiçbir kul,yaptığı işin yaratıcı değildir.yaratmak gücü ve yetkisi sadece ve sadece Allah'a aittir.Kul ancak yapandır.Çalışan,çaba gösterendir.Kul bir işe niyetlenir de o konuda çalışma yaparsa ,sonucunda o işin olması takdirini Allah yerine getirir.Kul burada sadece çabalarıyla sınavdadır.Allah:" SAVAŞTA OKLARI SİZ ATMADINIZ,ALLAH ATTI,SİZ VURMADINIZ ALLAH VURDU..." derken,size bu okları atma ve karşıya da isabet ettirme takdirini,gücünü Allah verdi demek ister.Kul Allah dilemedikçe bir başkasını öldüremez.Bunun binlerce örneğini canlı hayatta görürüz.Adam vardır,10 kurşunla vurulur ölmez,adam vardır,kurşun ölmüyecek yerine değer,adam kan kaybından ölür gider.İşte burada öldürme işi kulda değil,Allah'tadır.Şu ayet kulağınıza küpe olsun."VE ENLEYSE,LİL-İNSANÎ,İLLÂ MÂSÂ'A=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR." Bu iyi de olur,kötü de,hayır da olur,şer de,az da olur,çok da...İşte kulun sorumluğu da bununla eşittir.Yoksa Allah'ın yaratması veya bilmesi ile değil.
Monday, 11 March 2013
KUR'ANDA NAMAZ VAKİTLERİ
Kur'anda namaz vaki ve vakitleri hakkında açıkça bilgi vardır.Allah bir şeyi emreder de onun hakkında bigi vermez mi? Elbette verir. Bunu görmek için yine Kur'ana bakmak gerek.
"Farz namazlarının vakit ve erkanına (rükunlarına-tadil-i erkanına) dikkat ederek kılmağa devam edin.Bilhassa orta (ikindi) namazına dikkat edin.Ve Allah'a itaat etmek amacıyla namaza durun." Bakara suresi ,ayet 238
Allah adına kılınacak namazlar ancak kötülüklerden insanı korur.İşte bunun için namaza sadece Allaha itaat amacyla durmak ve namazı da Allahın istediği biçimde kılmaktır.Böyle bir namaza asla riya karışmadığı için bizi kötülüklerden alıkor.
Namaz ,Allahın israrla istediği bir ibadettir.Bunu kılmamanın mazereti yoktur.Zorluklar karşısında bile namazı terketmenin olmayacağını belirten Allah,gerekirse bu namazın edasında da kolaylıklar getirmiştir.Örneğin savaş zamanında bu namaz bir rekata kadar indirilmiştir.
"Yeryüzünde sefere (savaşa) çıktığınız zaman,kafirlerin size kötülük kötülük etmelerinden endişe ederseniz,namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur.Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır." Nisa suresi ,ayet-101
"Sen de içlerinde bulunup namaz kıldığın zaman,onlardan bir kısmı,seninle beraber namaza dursunlar.Silahlarını da yanlarına alsınlar.Böylece (namaz kılıp) secde ettiklerinde diğerleri de arkanızda olsunlar.Daha sonra namazını kılmayanlar gelip sana uyarak namazlarını kılsınlar.Onlar da aynı tedbiri alsınlar.O kafirler,silahlarınızdan uzak olduğunuzu ve korumasız olduğunuzu anladıklarında size saldırmayı arzu ederler.Eğer size yağmurdan bir eziyet olur,yahut hasta iseniz,silahlarınızı bırakmada bir sorumluluk yoktur.Fakat yine de tedbirinizi alın.Şüphesiz Allah kafirler için şiddetli azap hazırlamıştır."Nisa suresi,ayet-102
(NOT: Dikkat ederseniz seferî konusu sadece savaş durumunu anlatır.Yoksa iş ve seyahat veya bir başka amaşla yapılan seferler (yolculuklar) bu kapsamın içinde değildir.Namaz sadece savaş amaçlı veya tehlikeler karşısında kalınca kısaltılabilinir.Aksi takdirde normal olarak kılınacaktır.)
Gördüğünüz gibi,namazı terketmenin bir mazareti yok.Her ortamda namaz kılınacak bir ibadettir.Hatta bir başka ayette Allah:
"Eğer (düşman ve yırtıcı hayvanlardan ) korkarsanız,namazınızı yaya veya binek üzerinde de kılabilirsiniz.Korktuğunuz şeylerden uzak olunca namazınızı normal kılın.Bilmediğiniz şeyi size öğreten Allah'ı çok anın." Bakara suresi,ayet-239
Namaz vakitlerine gelince:
1-"O halde akşama girdiğiniz vakit, (akşam ve yatsı namazı),sabaha erdiğiniz vakit (sabah namazı) Allah'ı tesbih edin (namaz kılın)." Rum suresi,ayet-17
"Göklerde ve yerde hamd O'nundur (Allah'ındır).İkindi vaktinde de,öğleye girdiğniz vakitte de (öğle ve ikindi namazlarını) kılın." Rum suresi,ayet-18
2-"O halde (inanmayanların dediklerine) sabret.Hem güneşin doğmasından evvel, (sabah namazını),hem de güneşin batmasından evvel (ikindi namazını) Rabbına hamd ile namaz kıl (tesbih et-zikret) Gecenin bir kısım vakitlerinde (akşam ve yatsı vakitlerinde) ve gündüzün etrafında (öğle vaktinde) Allah'ı zikret (namaz kıl) ki,Allah'ın rızasına kavuşasın."Tâhâ suresi,ayet-130
3- "Güneşin öğle zevali dolayısıyla gece karanlığına kadar (öğle-ikindi-akşam-yatsı vakitlerinde)gereği üzere namazını kıl.Bir de sabah namazını kıl.Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunurlar." İsrâ suresi,ayet-78
Bu ayette özellikle bizim dikkatimizi çekmiş yüce Allah.Sabah namazının önemine vurgu yaparak,o vakitte gece ve gündüz meleklerinin buluşup hakkımızda konuştuklarını açıklamış.Lütfen buna dikkat edelim.Sabah namazlarımızı zamanında eda etmeğe çalışalım.
4- "Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve geceye yakın üç vakitte (akşam,yatsı,sabah vakitlerinde)gereği üzere namaz kıl.Doğrusu bu hasenat ( vaktinde kılınan namazlar) günahları yok eder.(kaldırır).İbretle düşünenler için bu bir nasihattır." Hûd suresi,ayet-114
5- "O halde onların laflarına karşı (hakaretlerine karşı) sabret de,Rabbini,güneşin doğuşundan önce (sabah vakti), ve batımından önce (ikindi vakti) hamd ile tesbih et (namazını kıl)"Kâf suresi ayet-39
"Bir de gecenin bir kısmında (akşam ve yatsı namazlarını) namazlarını kıl.Ve namazlarını sonunda da tesbih (dua) et."Kâf suresi,ayet-40
İşte size namaz vakitleriyle ilgili Kur'an ayetleri.Unutmayalım ki,bizler ne kadar Kur'ana yakın olur,O'nu anlamağa çalışırsak,müslümanlığımız o kadar gelişir.Kur'anı anlamadan yaşanan müslümanlık,şuursuz bir müslümanlıktır.Böyle müslümanlığın içine binlerce hurafe-batıl fikir ve inançlar karışabilir.Bundan kurtulmanın TEK YOLU,KUR'ANI ANLAMAKTIR.Kur'an her müslümanın AKIL KİTABI olmalı.Kur'ana dayanmayan,Kur'ana aykırı olan her bilgi ve yaşam İSLAM DEĞİLDİR.Allah'ın emrettiği ve istediği ve hatta gönderdiği din değildir.Uydurmalara,hurafelere dayalı bir dini yaşamdan kurtulmak için bugünden itibaren Kur'anı anlamağa gayret edelim.Bizi Kur'andan uzaklaştıran her söz ve davranış Kur'an dışıdır,İslam dışıdır.Yok efendim,Kur'ana abdestsiz el sürülmez,yok Kur'anı herkes anlayamaz,yok Ku'an cepte taşınmaz,yukarlarda olması gerek gibi yüzlerce safsata sadece ve sadece bizi Kur'andan uzak tutmak için uydurulan iyi niyet gösterili ama küfür kokan ifadelerdir.Bunlara aldanmayın.Kur'anı her an,her yerde,ve hele hele abdestsiz rahat bir şekilde okuyabilir,Kur'an üzerinde çalışabilirsiniz.Bu türlü uydurmaların asla Kur'anda yeri yoktur.Hatta Kur'an ölülere değil,canlılara gelmiş bir kitaptır.Kur'anda ölüye hitap eden bir tek ayet bile yoktur.Bunu da lütfen bilin.Kur'anla bütünleşen bir hayatımız olsun İNŞALLAH.
"Farz namazlarının vakit ve erkanına (rükunlarına-tadil-i erkanına) dikkat ederek kılmağa devam edin.Bilhassa orta (ikindi) namazına dikkat edin.Ve Allah'a itaat etmek amacıyla namaza durun." Bakara suresi ,ayet 238
Allah adına kılınacak namazlar ancak kötülüklerden insanı korur.İşte bunun için namaza sadece Allaha itaat amacyla durmak ve namazı da Allahın istediği biçimde kılmaktır.Böyle bir namaza asla riya karışmadığı için bizi kötülüklerden alıkor.
Namaz ,Allahın israrla istediği bir ibadettir.Bunu kılmamanın mazereti yoktur.Zorluklar karşısında bile namazı terketmenin olmayacağını belirten Allah,gerekirse bu namazın edasında da kolaylıklar getirmiştir.Örneğin savaş zamanında bu namaz bir rekata kadar indirilmiştir.
"Yeryüzünde sefere (savaşa) çıktığınız zaman,kafirlerin size kötülük kötülük etmelerinden endişe ederseniz,namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur.Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır." Nisa suresi ,ayet-101
"Sen de içlerinde bulunup namaz kıldığın zaman,onlardan bir kısmı,seninle beraber namaza dursunlar.Silahlarını da yanlarına alsınlar.Böylece (namaz kılıp) secde ettiklerinde diğerleri de arkanızda olsunlar.Daha sonra namazını kılmayanlar gelip sana uyarak namazlarını kılsınlar.Onlar da aynı tedbiri alsınlar.O kafirler,silahlarınızdan uzak olduğunuzu ve korumasız olduğunuzu anladıklarında size saldırmayı arzu ederler.Eğer size yağmurdan bir eziyet olur,yahut hasta iseniz,silahlarınızı bırakmada bir sorumluluk yoktur.Fakat yine de tedbirinizi alın.Şüphesiz Allah kafirler için şiddetli azap hazırlamıştır."Nisa suresi,ayet-102
(NOT: Dikkat ederseniz seferî konusu sadece savaş durumunu anlatır.Yoksa iş ve seyahat veya bir başka amaşla yapılan seferler (yolculuklar) bu kapsamın içinde değildir.Namaz sadece savaş amaçlı veya tehlikeler karşısında kalınca kısaltılabilinir.Aksi takdirde normal olarak kılınacaktır.)
Gördüğünüz gibi,namazı terketmenin bir mazareti yok.Her ortamda namaz kılınacak bir ibadettir.Hatta bir başka ayette Allah:
"Eğer (düşman ve yırtıcı hayvanlardan ) korkarsanız,namazınızı yaya veya binek üzerinde de kılabilirsiniz.Korktuğunuz şeylerden uzak olunca namazınızı normal kılın.Bilmediğiniz şeyi size öğreten Allah'ı çok anın." Bakara suresi,ayet-239
Namaz vakitlerine gelince:
1-"O halde akşama girdiğiniz vakit, (akşam ve yatsı namazı),sabaha erdiğiniz vakit (sabah namazı) Allah'ı tesbih edin (namaz kılın)." Rum suresi,ayet-17
"Göklerde ve yerde hamd O'nundur (Allah'ındır).İkindi vaktinde de,öğleye girdiğniz vakitte de (öğle ve ikindi namazlarını) kılın." Rum suresi,ayet-18
2-"O halde (inanmayanların dediklerine) sabret.Hem güneşin doğmasından evvel, (sabah namazını),hem de güneşin batmasından evvel (ikindi namazını) Rabbına hamd ile namaz kıl (tesbih et-zikret) Gecenin bir kısım vakitlerinde (akşam ve yatsı vakitlerinde) ve gündüzün etrafında (öğle vaktinde) Allah'ı zikret (namaz kıl) ki,Allah'ın rızasına kavuşasın."Tâhâ suresi,ayet-130
3- "Güneşin öğle zevali dolayısıyla gece karanlığına kadar (öğle-ikindi-akşam-yatsı vakitlerinde)gereği üzere namazını kıl.Bir de sabah namazını kıl.Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunurlar." İsrâ suresi,ayet-78
Bu ayette özellikle bizim dikkatimizi çekmiş yüce Allah.Sabah namazının önemine vurgu yaparak,o vakitte gece ve gündüz meleklerinin buluşup hakkımızda konuştuklarını açıklamış.Lütfen buna dikkat edelim.Sabah namazlarımızı zamanında eda etmeğe çalışalım.
4- "Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve geceye yakın üç vakitte (akşam,yatsı,sabah vakitlerinde)gereği üzere namaz kıl.Doğrusu bu hasenat ( vaktinde kılınan namazlar) günahları yok eder.(kaldırır).İbretle düşünenler için bu bir nasihattır." Hûd suresi,ayet-114
5- "O halde onların laflarına karşı (hakaretlerine karşı) sabret de,Rabbini,güneşin doğuşundan önce (sabah vakti), ve batımından önce (ikindi vakti) hamd ile tesbih et (namazını kıl)"Kâf suresi ayet-39
"Bir de gecenin bir kısmında (akşam ve yatsı namazlarını) namazlarını kıl.Ve namazlarını sonunda da tesbih (dua) et."Kâf suresi,ayet-40
İşte size namaz vakitleriyle ilgili Kur'an ayetleri.Unutmayalım ki,bizler ne kadar Kur'ana yakın olur,O'nu anlamağa çalışırsak,müslümanlığımız o kadar gelişir.Kur'anı anlamadan yaşanan müslümanlık,şuursuz bir müslümanlıktır.Böyle müslümanlığın içine binlerce hurafe-batıl fikir ve inançlar karışabilir.Bundan kurtulmanın TEK YOLU,KUR'ANI ANLAMAKTIR.Kur'an her müslümanın AKIL KİTABI olmalı.Kur'ana dayanmayan,Kur'ana aykırı olan her bilgi ve yaşam İSLAM DEĞİLDİR.Allah'ın emrettiği ve istediği ve hatta gönderdiği din değildir.Uydurmalara,hurafelere dayalı bir dini yaşamdan kurtulmak için bugünden itibaren Kur'anı anlamağa gayret edelim.Bizi Kur'andan uzaklaştıran her söz ve davranış Kur'an dışıdır,İslam dışıdır.Yok efendim,Kur'ana abdestsiz el sürülmez,yok Kur'anı herkes anlayamaz,yok Ku'an cepte taşınmaz,yukarlarda olması gerek gibi yüzlerce safsata sadece ve sadece bizi Kur'andan uzak tutmak için uydurulan iyi niyet gösterili ama küfür kokan ifadelerdir.Bunlara aldanmayın.Kur'anı her an,her yerde,ve hele hele abdestsiz rahat bir şekilde okuyabilir,Kur'an üzerinde çalışabilirsiniz.Bu türlü uydurmaların asla Kur'anda yeri yoktur.Hatta Kur'an ölülere değil,canlılara gelmiş bir kitaptır.Kur'anda ölüye hitap eden bir tek ayet bile yoktur.Bunu da lütfen bilin.Kur'anla bütünleşen bir hayatımız olsun İNŞALLAH.
Subscribe to:
Posts (Atom)