Sunday, 17 March 2013

MÜNAFIK

   Münafık,göründüğü gibi olmayan,ya da olduğu gibi görünmeyen,niyetlerini ve amaçlarını gizli tutan, Allah'a inanmadıkları halde ,inanmış gibi görünenlere denir.Allah bu tiplerin tehlikeli olduklarını ifade etmiştir.Bunlardan korunmak gerektiğini de söylemiştir..
   Günümüz de bu münafıkların yüzlerce çeşidi vardır.Her çeşidini Allah lanetlemiştir.Hatta bu konuda Kur'anda bu adla anılan MÜNAFIKUN suresi vardır.Onun ilk ayetlerinde bile hemen onların en belirgin özellikleri anlatılır.:"MÜNAFIKLAR SANA GELDİKLERİ ZAMAN,ŞAHİTLİK (yemin) EDERİZ Kİ,SEN MUHAKKAK ALLAH'IN ELÇİSİSİN,DERLER.SENİN MUTLAKA KENDİSİNİN ELÇİSİ OLDUĞUNU ELBETTE ALLAH BİLİR,MÜNAFIKLARIN YALANCI OLDUKLARINI DA ALLAH BİLİR (şahitlik eder)." Münafıkun suresi,ayet-1
    Dikkat ederseniz,insanlar münafıklıklarını başka insanları kandırmak için kullnırlar ve YALAN söylerler.Demek ki,yalan söylemek münafıklık alametlerinden (işaretlerinden,belirtisinden ) biridir.Bu nedenle yalandan sakınmamız gerek.(münafıklık damgası yememek için)
   "YEMİNLERİNİ KALKAN YAPIP (İNSANLARI) ALLAHIN YOLUNDAN ÇEVİRDİLER.ONLARIN YAPTIKLARI NE KÖTÜDÜR." Münafıkun suresi,ayet-2
   Demek ki,münafıkların bir özelliği de durmadan yalan yere yemin etmeleridir.Münafıkların münafık olarak anılmaları veya münafık damgasıyla damgalanmalarını ise Allah şöyle açıklıyor: "BUNUN SEBEBİ ŞUDUR Kİ,ONLAR İNANDILAR,FAKAT SONRA İNKAR ETTİLER.BU YÜZDEN KALPLERİNİN ÜZERİ MÜHÜRLENDİ.ARTIK ONLAR ANLAMAZLAR." Münafıkun suresi,ayet-3
       Münafıklar laf cambazlarıdırlar.Konuşurken insanları kandırmak için her türlü güzel ve büyüleyici kelimeleri seçerek konuşurlar.Bunları iyi tanımak gerek.Allah bunların bu özelliklerini şöyle anlatır: "ONLARI GÖRDÜĞÜN ZAMAN ŞEKİLLERİ (konuşmaları ve kılık-kıyafetleri) HOŞUNA GİDER.KONUŞTUKLARI ZAMAN HOŞUNA GİDER,ONLARI DİNLERSİN.ONLAR SANKİ ALALADE (düşecekmiş gibi duran) DAYALI KERESTELER GİBİDİRLER, HER GÜRLTÜYÜ (tepkiyi) KENDİLERİ İÇİN SANIRLAR (düşecek gibi dirler).ONLAR SİZİN DÜŞMANLARINIZDIRLAR.ONLARDAN SAKININ ALLAH ONLARI KAHRETSİN.NASIL OLUYOR DA YOLDAN SAPITIP-SAPTIRIYORLAR."Münafıkun suresi,ayet-4
      Demek ki,münafıklar,kendilerinden emin olamayan,korkaklardır.Biz onları cesur ve iyi duruşlu sanarız,ama onlar gerçekten böyle değillerdir.
     Münafıklar için dua yapılmaz,öldüklerinde de cenaze namazları kılınmaz."ONLAR İÇİN BAĞIŞLANMA DİLESEN DE,DİLEMESEN DE FARK ETMEZ.ÇÜNKÜ ALLAH ONLARI BAĞIŞLAMAYACAKTIR.ÇÜNKÜ ALLAH YOLDAN ÇIKMIŞ BİR TOPLUMU DOĞRU YOLA İLETMEZ." Münafıkun suresi,ayet-6
      Münafıkların bir özelliği de,müslümanların birliğini-beraberliğini engellemektir." ONLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAHIN ELÇİSİNİN YANINDA BULUNANLARI BESLEMEYİN,ONLARA YARDIM ETMEYİN,DAĞILIP GİTSİNLER DERLER.OYSA  GÖKLERİN VE YERLERİN HAZİNELERİ ALLAHIN  ELİNDEDİR.FAKAT MÜNAFIKLAR BUNU BİLEMEZLER." Münafıkun suresi,ayet-7
      Münafıklığı kendilerine meslek edinmiş kimseler,vaaz ve nasihatları dinlemiş bile olsalar,ondan faydalanamazlar.Çünkü amaçları o nasihatlardan faydalanmak değil,konuşanın açığını yakalayıp,diğerlerini fesata uğratmaktır.Bu nedenle nasihatlar onlara fayda vermez. "O MÜNAFIKLARDAN SENİ DİNLEMEĞE GELENLER DE VARDIR.HATTA SENİN YANINDAN AYRILDIKLARINDA,DİNLEMEĞE GELEN İLİMDEN  (nasihattan) YARARLANANLARA,ŞÖYLE DERLER:O, AZ ÖNCE NE SÖYLEMİŞTİ? (diyerek alay ederler) BUNLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAH BU İŞLERİNDEN DOLAYI ONLARIN KALPLERİNİ MÜHÜRLEMİŞTİR.(onlar gerçekleri görmek istememişlerdir).ONLAR HEP KÖTÜ EMELLERİNE UYMUŞLARDIR." Muhammed suresi,ayet-16
    Hayatları boyunca islam ve müslümanlarla mücadele etmiş,onların inançlarını engellemiş,gizli ya da açıktan islam düşmanlığını sergilemiş kişilerin kafir veya münafıkların cenaze namazlarını kılınmaz.Bunu yapan müslümanlar günahkar olurlar.Çünkü bu konuda açık Kur'an ayeti vardır.Öyle camiye geldi,adam ne olacak,şuna bir dua edelim,namazını kılalım demek bir müslümana yakışmaz ve bu davranışı YASAKTIR.İşte ayet:" MÜNAFIKLARDAN ÖLEN HİÇBİR KİMSE ÜZERİNE,HİÇBİR ZAMAN NAMAZ KILMA,KABRİ BAŞINDA  (Gömülürken veya ziyaret amacıyla) DURMA.ÇÜNKÜ ONLAR ALLAH'I VE RASULÜNÜ TANIMADILAR VE KAFİR OLARAK CAN VERDİLER." Tevbe suresi,ayet-84
   Onlar üzerine yapılan dualar asla kabul görmez." ONLAR İÇİN ALLAH'TAN İSTER BAĞIŞLANMA DİLE,İSTER DİLEME FARK ETMEZ.İSTERSEN ONLAR İÇİN YETMİŞ DEFA BAIŞLANMA DİLE YİNE FARKETMEZ. ALLAH ONLARI AFFETMEYECEKTİR. BU, ONLARIN ALLAHI VE RASULÜNÜ İNKAR ETMELERİNİN BİR SONUCUDUR.ALLAH BÖYLE FASIKLAR TOPLULUĞUNA HİDAYET VERMEZ. (Onları bağışlamaz.) " Tevbe suresi,ayet-80
      Şimdi kalkıp da,bir müslümanın,bir münafıkın cenaze namazını kılması,  "eh !Allahım sen öyle diyorsun da,ben yine kılayım,sen bunu bilmiyorsun " demek olur ki,maazallah şirktir.günahtır.Yoldan çıkmadır.Öyle işi basite almayalım.Kılmayın bu münafıkların namazını,getirmeyin leşlerini camilere.Taşımayın leşlerini omuzlarınızda.Gitmeyin mezarlarına,hatta başsağlığına bile gitmeyin.Yoksa siz Allah'tan daha mı iyi biliyorsunuz da böyle saçmalıkları yapıyorsunuz.Dikkat edin.Allah uyarıyor,kulak verin!
   Peygamberimiz de Münafıkları tanımamız için bize şu ölçüyü veriyor:"Münafıklığın alameti (belirtisi-işareti) üçtür.:1-Konuştuğu zaman yalan söyler,2-Birşey kendisine emanet edilirse,ona ihanet eder,geri vermez veya zararına verir.3-Söz verdiği zaman sözünü yerine getirmez.
    Bu üç özellik sizde varsa,münafıklık yolundasınız.Devam ederseniz kalpleriniz mühürlenir,hidayete eremezsiniz.Hemen bu kötü gidişatı bırakmanız gerek.Söz senettir derler.Senetlerinin karşılığını ödemeyenler de münafıktır.Söz verip de sizi yarı yolda bırakanlar da münafıktır.(Sizin yanlışınızdan dolayı sizi bırakanlar elbette değil.siz zaten yanlış yoldasınız.elbette sizi uyaracaklar,dinlemezseniz,elbette sizi bırakıp gidecekler.Bu durumda onlar değil,siz münafıksınız.Çünkü doğru yolda değilsiniz.)
     Münafıklık ,her  konuda yaşanır.Zaten temel de Allah'a inamayan kişiler,münafık olur.Allaha inanan kimselerde münafıklığa giden yol açılınca,derhal kendini düzeltip,dönüş yapması (tevbe etmesi)  esas olmalı.İşte bu nedenle insan her an imtihan içerisindedir.Münafıkların yaptıkları hiçbir hayırlı amelin Allah katında değeri olmaz.Bir tarafta namaz kılarken,öbür tarafta münafıklık yapanın namazı da kabul olmaz.Böyleleri için Allah: "VAY O NAMAZ KILANLARIN HALLERİNE Kİ..KILDIKLARI NAMAZLARIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEZLER,GÖSTERİŞ YAPARLAR." Maun (sadaka) suresi,ayet-4,5,6
     Namaz gerçekten insanları kötülüklerden alıkoyan bir ibadettir.Namaz kıldığı halde kötülüklerine devam eden bir kimse Münafıktır.Çünkü Allaha söz verdiği halde,bu sözünün gereğini yerine getirmemektedir.İşte bu bir münafıklık işaretidir.

     Toplumun her tabakasında bunları görmek mümkündür.Hele hele yönetenlerde bu sayı oldukça kabarıktır.Toplumun lideri gibi görünüp,yönlerdiği toplumdan,cemaattan nemalananlar,münafıklardır.Siz ille de münafığı dinsizlerde aramayın.İnanmış gibi göründüğü halde ianmayanlarda arayın.Çünkü Allah bunları böyle açıklıyor.
     

ALLAH'IN BİLMESİ VE KULUN SORUMLULUĞU

Allah'ı tanımlarken,O'nun herşeyi yaratmağa,yarattığı varlıkların önceki ve sonraki durumları hakkında bilgi sahibi olduğuna,O'nun yaratmak istediği birşeye sadece "OL" demesiyle olabileceğine,DİN GÜNÜNÜN (mahşerde-toplanma-tekrar diriltirilip hesaba çekilme gününün) sahibi olduğuna,varlıkları bir KADER (ölçü) ile sınırladığına ,kainatın (evrenin) ve ahiretin (cennet ve cehennemin) tek sahibi olduğuna inanır ve kabul ederiz.
   İşte O Allah ki,kainatı 6 günde (aşamada) yarattığını söyler.O Allah ki,ahiret aleminin varlığını haber verir ve insanların hesaba çekileceklerini de açıkça bildirir.Bunu bilmek veya bildirmek inandığımız Allah için olması gereken bir özelliktir.Olacağı,geçmişi ve geleceği bilmekten aciz olan (bilemeyen) bir varlığı yaratan Allah olarak anlamak ve kabul etmek zaten mümkün olmaz.Allah'ı kendi düşünce kalıbımız ve anlayışımızla sınırlamak,Allah'ı anlamak değil,O'nu bilgilerimize mahkum etmek (sınırlamak) olur ki,bu olması ve ianılması gereken yaratan Allah'ı anlatamaz.Allah kendini,bizim anladığımız şekilde değil,anlamak zorunda olduğumuz şekilde kabul edilmesini istiyor.Bizim akıl terazimiz (akıl ölçülerimiz,kapasitemiz) herşeyi kavrama ve kabul etme şartlarına göre yaratılmış değildir.Bu nedenle bilgilerimiz de, kabullerimiz de sınırlıdır.Allah kendini Kur'anın değişik ayetleriyle açık açık anlatır.Kimi zaman kendini anlamamız için yaratılışımıza dikkat çeker,kimi zaman kuşlara,güneşe,aya,hatta suda yüzen gemilere,yerdeki karıncalara,bal arısına ve hatta bir bitki tohumuna (çekirdeğine) bile dikkatimizi çeker.Yağmurun yağışına,rüzgara,depreme,hatta ölüme bile dikkatimizi çeker,kendini tanıtmak için.Kevser suresinde bazı özelliklerini de şöyle anlatır:"DE Kİ,O ALLAH TEKTİR (benzeri,ortağı yoktur).ALLAH EKSİKSİZ SAMETTİR (bütün varlıklar O'na muhtaç iken,O kimseye muhtaç değildir.) O,DOĞMADI VE DOĞRULMADI.  O'NA HİÇBİR ŞEY DE EŞİT (denk) DEĞİLDİR."Kevser suresi,ayet-1-4
    Biz eğer bir Allah'a inanıyor ve kabul ediyorsak O'nu anlamamızın en üst derecesinde anlamak ve kabul etmek zorundayız.İşte  o zaman Allah'ın bizden ne istediklerini,bizlerin de nasıl bir kul olmamız gerektiğini anlamış oluruz.Bunu anlamamıza yardım için de Allah kendi kitabını göndermiştir.Kendini anlatan,bizim nasıl bir kul olmamız gerektiğini gösteren bütün bilgiler Kur'anda vardır.Bize düşen görev Kur'anı anlamak ve O'na uygun yaşamaktır.Zaman zaman kullar Allah'ın varlığından bile şüpheye düşerler,hatta kendilerince ukalâlık ederek,O'nu inkar bile ederler.Ama bu onların haklılığını asla göstermez.Hatta sorumluluklarını da ortadan kaldırmaz.Allah kulların bu tutumlarını bildiği için "ben kullarımın kendi nefislerinin kendilerine ne fısıldadıklarını bile en iyi bilirim" diyor." o nefisler ki,onlara hep olumsuz şeyleri fısıldar" diye de ilave ediyor.Ve sonra da "ben size şah damarınızdan (kalbe giden en büyük önemli damardan) daha yakınım" diye de kullarını uyarıyor.
     İşte bu inandığımız Allah gaybı (olmayan,bizim bilemediğimiz şeylerin bilsini) bilir.Allah kullarının yapacağı şeyleri elbette önceden bilir.Bunu bilmesi kulların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Çünkü Allah yarattığı herşeyi bir Kaderle (kurallarla,ölçülerle ) yaratmıştır."GERÇEKTEN BİZ HERŞEYİ  (hikmetimiz gereği) BİR KADERLE (ölçü ve kurallar çerçevesinde) YARATTIK" Kamer suresi,ayet-49
     "GAYBIN   ANAHTARLARI (bilimiyenlerin bilgisi)  ALLAH'IN YANINDADIR (Allah'a aittir)  ONLARI ONDAN BAŞKASI BİLEMEZ.  O, KARADA VE DENİZDE NE VARSA BİLİR.O'NUN İLMİ   (bilgisi) DIŞINDA BİR YAPRAK BİLE KIMILDAMAZ. (düşmez) .O, YERİN KARANLIKLARI İÇİNDEKİ TEK TANEYİ BİLE BİLİR.YAŞ VE KURU,NE VARSA HEPSİ APAÇIK BİR KİTAPTADIR." En'am suresi,ayet-59
    Allah'ın kitabı denince sadece Kur'an akla gelmesin.Allah'ın ayetleri denince,nasıl sadece Kur'an ayetleri anlaşılmazsa,kitapları denince de sadece Kur'an anlaşılmamalı.Kainatta ve hatta ahirette olan herşeyin yazıldığı kitaplar vardır.Bunlar Allah'ın katındadır.İşte Kur'anın aslı da orada olduğu için Allah :"LÂ YEMESSEHÛ İLLE-MUTAHHARÛN" Ona (Kurâna) sadece ilgili melekler ulaşabilir.derken de bu gerçeği anlatıyor.Hatta bazı ayetlerde," CİNLERDEN BAZILARI ALLAH KATINDAKİ BİLGİLERE ULAŞMAK İÇİN GÖĞE YÜKSELDİKLERİNDE ONLARI ŞİDDETLİ BİR ATEŞLE YOK EDERİZ" diyerek de bu gerçeği başka bir şekilde anlatmış oluyor.
     Allah'ın bilmesi başka,bizim yaptımız işlerden sorumlu olmamız başka şeydir.Allah'ın bilmesi,olacakları önceden tesbit ederek bir kitapta bulundurması,bizim sorumlu olmadığımız anlamını taşımaz. Ya da Allah öyle istedi de biz mecbur yaptık anlamı çıkmaz.Allah bizi yaptığımız işlerden (amellerden) sorumlu tutuyor.Yapmadığımız ve hatta gücümüzün yetmediği  şeylerden bile asla sorumlu tutmuyor." HASTAYA,AMAYA SORUMLULUK YOKTUR" diyerek,bazı sorumlulukların,bazı engeller nedeniyle ortadan kalktığını bildiriyor.Hatta yasakladığı haramları bile zorluklar karşısında,kaldırıyor.örneğin haram etler konusunda "SİZ SIKINTIYA DÜŞTÜĞÜNÜZDE ,ÖLMEYECEK KADAR BUNLARDAN YİYEBİLİRSİNİZ,FAKAT HADDİ AŞMAYIN"  diyerek izin verdiğini beyan ediyor.Yani hangi kulun ne zaman sıkıntıya düşüp de bu haramlardan yiyeceğini de Allah önceden biliyor.Allahın önceden bildiğine dair en önemli olarak Kur'anda anlattığı olaylardan biri de Nuh a.s (peygambere) verdiği emirdir.Allah ," NUH'A BİR GEMİ YAPMASINI EMRETTİK" diye,Nuh tufanından önce suda yüzebilecek bir geminin yapılmasını peygamberi Nuh'a emrediyor.Hatta O, gemiyi yapmağa başladığında havaların güllük-gülistanlık olduğu bir zamandı.Bazı insanlar O'nunla alay ediyorlardı.Hani ortada su falan yok,sen bunu toprakta mı yüzdüreceksin diye alay ediyorlardı.Ne zaman Allah'ın takdir (kader) ettiği zaman geldi,yerden ve gökten gelen sular birleşerek büyük bir su tabakası oluştu.Allah kendine inananları gemiye alması için Nuh'a önceden haber vermişti.Hatta Nuh gemiye binmek istemeyen oğluna "OĞLUM BUGÜN,ALLAHTAN BAŞKA KORUYACAK KİMSE YOKTUR,GEL SEN DE GEMİYE BİN DEMİŞTİ.OĞLU BEN DAĞLARA ÇIKAR KURTULURUM DEMİŞTİ.BİRDEN ARALARINA DALGA GİREREK OĞLU BOĞULMUŞTU" (kur'an ayetidir).Demek ki,Allah,herşeyi bilir.Hatta olmayacak şeyi bile önceden bilir.Oğlunun suda boğulduğunu gören Nuh :YA RABBİ HANİ SEN BENİ VE AİLEMİ KORUYACAKTIN" dediğinde Allah:" O SENİN AİLENDEN DEĞİL,O SENİN BİLMEDİĞİN FAKAT BENİM BİLDİĞİM KÖTÜ ŞEYLERİ YAPIYORDU..." diyerek de Nuh'u uyarıyor.Demek ki,peygamberlerin bile bilemediklerini Allah biliyor.Hatta bu bildikleri de bir kitapta yazılıdır." DE Kİ !ALLAH'IN BİZİM İÇİN YAZDIĞINDAN BAŞKASI BİZE ASLA ULAŞMAZ. O,BİZİM MEVLAMIZ (sahibimiz)DIR. ONUN İÇİN MÜ'MİNLER YALNIZ ALLAH'A DAYANIP GÜVENSİNLER." Tevbe suresi,ayet-51
    Başka bir ayette ise Allah,konuyu biraz daha açıklıyor: "YER YÜZÜNDE VUKU BULAN (olan veya olabilecek)  VE SİZİN  BAŞINIZA GELEN HERHANGİ BİR MUSİBET (olay) YOKTUR Kİ,BİZ ONU YARATMADAN ÖNCE,O, BİR KİTAPTA  YAZILMIŞ OLMASIN (mutlaka yazılmıştır).ŞÜPHESİZ BU,ALLAH İÇİN ÇOK KOLAYDIR." Hadid suresi,ayet-22
    Başka bir açıdan bakarsak,kıyametin ne zaman ve nasıl olacağını yıllardır insanlar merak ederler.Ama Allah bu konuda peygamberleri dahil kimseye bilgi vermemiştir.Hatta,insanın ne zaman öleceğini,insan bilemez.Hatta bazı insanlar intihara kalkışırlar,kendilerini öldürmek için çeşitli yollara baş vururlar ama çokları bunu başaramazlar.Çünkü Allah bu konuda onların ölümlerini bu işlerine bırakmamıştır.Yani takdir (kader) kılmamıştır.İnsan ne yaparsa yapsın,yaratma gücüne sahip bir varlık değildir.İnsan İCAT edebilir,ama yaratamaz.Yaratmak tamamen Allah'ın elindedir.Allah'a aittir.Olmayan birşeyi kullar yaratamaz,yaratılanlar üzerinde araştırma yaparak,yaratılanların özellilkerini ortaya çıkarırlar.Örneğin,hidrojen ve oksijen iki yakıcı ve yanıcı gazdır.İnsan oğlu bunları belli oran ve ölçülerle birleştirerek yeni bir madde olan suyu bulabilirler.Bu suyu yarattı anlamına gelmez.Aynı şekilde sudan da bu iki gaz maddesini,suyu ayrıştırarak elde edebilir insan.Bu yaratma anlamına asla gelmez.Ayrıca bunun bilgisini de Allah Kur'anda zaten vermiştir."GÖK VE YER DUMAN (gaz) HALİNDEYDİ,BİZ ONLARA İSTEYEREK YA DA İSTEMEYEREK DE OLSA BİR ARAYA GELİN DEDİK,ONLAR DA HEMEN BİR ARAYA GELDİLER" diyerek kainatın oluşuna dikkat çekiyor Allah.
    Örnekleri çoğaltmak elbette mümkündür.Ama asıl olan,konu: Allahın birşeyi bilmesi,bildiklerini de bir kitapta toplaması,kulların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Kullar,Allahın bilmesiyle değil,kendi yaptıkları amellerin (işlerin,çabaların) karşılığında sorumludurlar.Bu konuda sınavdadırlar.Sınavın (imtihanın) konusu ve özellikleri yine Allah'ın gönderdiği Kur'anda açıklanmıştır.Kur'anda açıklanmayan bir konudan  kullar sorumlu değildir.Hatta kur'an hakkında bilgi ulaşamamış insan ve toplumlar da bundan sorumlu değillerdir. Allah:" BİZ PEYGAMBER GÖNDERMEDİĞİMİZ TOPLUMLARDAN SORUMLULUĞU KALDIRDIK" diyerek de bunu açıkça anlatıyor.İmtihanımız,amellerimizin karşılığıdır.
   Bir de kulun yaptığı işlerin yaratıcısı olup-olmadığı hususa açıklık getirelim.Hiçbir kul,yaptığı işin yaratıcı değildir.yaratmak gücü ve yetkisi sadece ve sadece Allah'a aittir.Kul ancak yapandır.Çalışan,çaba gösterendir.Kul bir işe niyetlenir de o konuda çalışma yaparsa ,sonucunda o işin olması takdirini Allah yerine getirir.Kul burada sadece  çabalarıyla sınavdadır.Allah:" SAVAŞTA OKLARI SİZ ATMADINIZ,ALLAH ATTI,SİZ VURMADINIZ ALLAH VURDU..." derken,size bu okları atma ve karşıya da isabet ettirme takdirini,gücünü Allah verdi demek ister.Kul Allah dilemedikçe bir başkasını öldüremez.Bunun binlerce örneğini canlı hayatta görürüz.Adam vardır,10 kurşunla vurulur ölmez,adam vardır,kurşun ölmüyecek yerine değer,adam kan kaybından ölür gider.İşte burada öldürme işi kulda değil,Allah'tadır.Şu ayet kulağınıza küpe olsun."VE ENLEYSE,LİL-İNSANÎ,İLLÂ MÂSÂ'A=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR." Bu iyi de olur,kötü de,hayır da olur,şer de,az da olur,çok da...İşte kulun sorumluğu da bununla eşittir.Yoksa Allah'ın yaratması veya bilmesi ile değil.

Monday, 11 March 2013

KUR'ANDA NAMAZ VAKİTLERİ

     Kur'anda namaz vaki ve vakitleri hakkında açıkça bilgi vardır.Allah bir şeyi emreder de onun hakkında bigi vermez mi? Elbette verir. Bunu görmek için yine Kur'ana bakmak gerek.
     "Farz namazlarının vakit ve erkanına  (rükunlarına-tadil-i erkanına) dikkat ederek kılmağa devam edin.Bilhassa orta (ikindi) namazına dikkat edin.Ve Allah'a itaat etmek amacıyla namaza durun." Bakara suresi ,ayet 238
     Allah adına kılınacak namazlar ancak kötülüklerden insanı korur.İşte bunun için namaza sadece Allaha itaat amacyla durmak ve namazı da Allahın istediği biçimde kılmaktır.Böyle bir namaza asla riya karışmadığı için bizi kötülüklerden alıkor.
     Namaz ,Allahın israrla istediği bir ibadettir.Bunu kılmamanın mazereti yoktur.Zorluklar karşısında bile namazı terketmenin olmayacağını belirten Allah,gerekirse bu namazın edasında da kolaylıklar getirmiştir.Örneğin savaş zamanında bu namaz bir rekata kadar indirilmiştir.
    "Yeryüzünde sefere  (savaşa) çıktığınız zaman,kafirlerin size kötülük kötülük etmelerinden endişe ederseniz,namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur.Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır." Nisa suresi ,ayet-101
    "Sen de içlerinde bulunup namaz kıldığın zaman,onlardan bir kısmı,seninle beraber namaza dursunlar.Silahlarını da yanlarına alsınlar.Böylece (namaz kılıp) secde ettiklerinde diğerleri de arkanızda olsunlar.Daha sonra namazını kılmayanlar gelip sana uyarak namazlarını kılsınlar.Onlar da aynı tedbiri alsınlar.O kafirler,silahlarınızdan uzak olduğunuzu ve korumasız olduğunuzu anladıklarında size saldırmayı arzu ederler.Eğer size yağmurdan bir eziyet olur,yahut hasta iseniz,silahlarınızı bırakmada bir sorumluluk yoktur.Fakat yine de tedbirinizi alın.Şüphesiz Allah kafirler için şiddetli azap hazırlamıştır."Nisa suresi,ayet-102
     (NOT: Dikkat ederseniz seferî konusu sadece savaş durumunu anlatır.Yoksa iş ve seyahat veya bir başka amaşla yapılan seferler (yolculuklar) bu kapsamın içinde değildir.Namaz sadece savaş amaçlı veya tehlikeler karşısında kalınca kısaltılabilinir.Aksi takdirde normal olarak kılınacaktır.)
    Gördüğünüz gibi,namazı terketmenin bir mazareti yok.Her ortamda namaz kılınacak bir ibadettir.Hatta bir başka ayette Allah:
     "Eğer  (düşman ve yırtıcı hayvanlardan ) korkarsanız,namazınızı yaya veya binek üzerinde de kılabilirsiniz.Korktuğunuz şeylerden uzak olunca namazınızı normal kılın.Bilmediğiniz şeyi size öğreten Allah'ı çok anın." Bakara suresi,ayet-239
    Namaz vakitlerine gelince:
     1-"O halde akşama girdiğiniz vakit, (akşam ve yatsı namazı),sabaha erdiğiniz vakit (sabah namazı) Allah'ı tesbih edin (namaz kılın)." Rum suresi,ayet-17
     "Göklerde ve yerde  hamd O'nundur (Allah'ındır).İkindi vaktinde de,öğleye girdiğniz vakitte de (öğle ve ikindi namazlarını) kılın." Rum suresi,ayet-18
    2-"O halde (inanmayanların dediklerine) sabret.Hem güneşin doğmasından evvel, (sabah namazını),hem de güneşin batmasından evvel (ikindi namazını) Rabbına hamd ile namaz kıl (tesbih et-zikret) Gecenin bir kısım vakitlerinde (akşam ve yatsı vakitlerinde) ve gündüzün etrafında (öğle vaktinde) Allah'ı zikret (namaz kıl) ki,Allah'ın rızasına kavuşasın."Tâhâ suresi,ayet-130
    3- "Güneşin öğle zevali dolayısıyla gece karanlığına kadar (öğle-ikindi-akşam-yatsı vakitlerinde)gereği üzere namazını kıl.Bir de sabah namazını kıl.Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunurlar." İsrâ suresi,ayet-78
    Bu ayette özellikle bizim dikkatimizi çekmiş yüce Allah.Sabah namazının önemine vurgu yaparak,o vakitte gece ve gündüz meleklerinin buluşup hakkımızda konuştuklarını açıklamış.Lütfen buna dikkat edelim.Sabah namazlarımızı zamanında eda etmeğe çalışalım.
    4- "Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve geceye yakın üç vakitte (akşam,yatsı,sabah vakitlerinde)gereği üzere namaz kıl.Doğrusu bu hasenat ( vaktinde kılınan namazlar) günahları yok eder.(kaldırır).İbretle düşünenler için bu bir nasihattır." Hûd suresi,ayet-114
   5- "O halde onların laflarına karşı (hakaretlerine karşı) sabret de,Rabbini,güneşin doğuşundan önce (sabah vakti), ve batımından önce (ikindi vakti) hamd ile tesbih et (namazını kıl)"Kâf suresi ayet-39
    "Bir de gecenin bir kısmında (akşam ve yatsı namazlarını) namazlarını kıl.Ve namazlarını sonunda da tesbih (dua)  et."Kâf suresi,ayet-40
     İşte size namaz vakitleriyle ilgili Kur'an ayetleri.Unutmayalım ki,bizler ne kadar Kur'ana yakın olur,O'nu anlamağa çalışırsak,müslümanlığımız o kadar gelişir.Kur'anı anlamadan yaşanan müslümanlık,şuursuz bir müslümanlıktır.Böyle müslümanlığın içine binlerce hurafe-batıl fikir ve inançlar karışabilir.Bundan kurtulmanın TEK YOLU,KUR'ANI ANLAMAKTIR.Kur'an her müslümanın AKIL KİTABI  olmalı.Kur'ana dayanmayan,Kur'ana aykırı olan her bilgi ve yaşam İSLAM DEĞİLDİR.Allah'ın emrettiği ve istediği ve hatta gönderdiği din değildir.Uydurmalara,hurafelere dayalı bir dini yaşamdan kurtulmak için bugünden itibaren Kur'anı anlamağa gayret edelim.Bizi Kur'andan uzaklaştıran her söz ve davranış Kur'an dışıdır,İslam dışıdır.Yok efendim,Kur'ana abdestsiz el sürülmez,yok Kur'anı herkes anlayamaz,yok Ku'an cepte taşınmaz,yukarlarda olması gerek gibi yüzlerce safsata sadece ve sadece bizi Kur'andan uzak tutmak için uydurulan iyi niyet gösterili ama küfür kokan ifadelerdir.Bunlara aldanmayın.Kur'anı her an,her yerde,ve hele hele abdestsiz rahat bir şekilde okuyabilir,Kur'an üzerinde çalışabilirsiniz.Bu türlü uydurmaların asla Kur'anda yeri yoktur.Hatta Kur'an ölülere değil,canlılara gelmiş bir kitaptır.Kur'anda ölüye hitap eden bir tek ayet bile yoktur.Bunu da lütfen bilin.Kur'anla bütünleşen bir hayatımız olsun İNŞALLAH.