AMEL İMANIN KENDİSİDİR
Bazıları,İman ile amelleri ayrı tutmak isterler.Böylece kendi imansızlıklarını ,ya da islam dinine uygun olmayan amellerini,işlerini,yaşam tarzlarını gizlemek,örtmek için," İman ayrı şey,amel ayrı şeydir " derler.Yani ahlaksızca yaşarlar ama sonra da utanmadan " ben de imanlıyım,sen benim kalbime bak " derler.Bu tamamen münafıkça bir tavır sergilemedir.
Kendi sapıklıklarını örtmek için de Hanefi-Maturidi inancına göre "ameller ,imandan bir CÜZ (parça) değildir " diyerek de, O alimlere iftira atarlar.
Aslında bu görüş,yani "ameller imandan bir cüz değildir " görüşü,Hanefi-Maturidi'nin görüşleri değildir.Sonradan,amelleri bozuk olanların kendilerini temiz göstermek,kendi günahlarını örtmek için uydurdukları, hatta bu uydurdukları saçmalığın da,alimlerin görüşü olduğunu ve dolayısıyla kendilerinin,doğru gibi görünmesini istedikleri için o iki alimin kitaplarına bu saçma ifadeler,sonradan ilave edilmiş koca bir yalandır.
İman eden erkeğe Mü'min,iman eden kadına da Mü'mine denir.Bu da ancak kulun amellerine bağlı olarak verilen bir isim bir tanımdır.
Allah kullarını imanlarına,yani yaptıkları amellere göre Kafir,müşrik,münafık,Mü'min ve Muttaki olarak sınıflandırır.Yani kulların amellerine göre Allah onlara bu isimleri verir.Yani kul hangi amelleri,işleri yapmışsa onlara imanlarının göstergesi olan,dışa vurumu olan bu isimlerle adlandırmıştır.
Kıyametten sonra kurulacak Hesap günü de kullar bu amellerinin kayıt altına alındığı amel defterlerine göre hesap görecekler,sorgulanacaklar ve neticesinde de bu amellerine yani imanlarına göre cennet ya da cehenneme gireceklerdir.
Amel İmandan bir cüz (Parça) değil,imanın ta kendisidir.Ameli kötü olanın imanı da kötüdür.Ameli iyi olanın imanı da iyidir.
İmanın giriş kapısı Teslimdir.Yani islamdır,Teslim olana Müslüman denir.Müslüman olmakla kul iman edeceklerini kabul etmiştir.Ancak iman tamam olmamıştır.İmanın gerçek teslimiyete dönüşmesi için Hayırlı ve güzel amellerin de olması şarttır.
" İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, “İman ettik” demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?"
ANKEBUT-2
" İslama yeni girenler, "İman ettik!" dediler. De ki: "Siz (henüz) iman etmediniz ama ‘Teslim olduk!' deyin! (Çünkü) iman henüz kalplerinize yerleşmedi. Allah'a ve Elçisine itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez." Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir."
HUCURAT-14
"Sen benim kalbime bak" deyip de,her türlü haramı işleyende iman olmaz.İman kalbde derler ama kalb olan et parçasının içinde değildir.Buradaki kalb,bedenle birlikte olan RUH'tur.Bu nedenle bedenin bir parçası olan DİL'in söylemesi iman için yeterli değildir.Bunu Ruh'un da tasdik etmesi şarttır.Zira beden bu dünyada kalırken, Ruh ahirete yeni bir bedenle birleşmek üzere gider.Beden ölümlüdür,ama Ruh ölümsüzdür.Ruh ölmez.Zira Ruh Allah'ın zatındandır.
" Sonra ona (Adem'e) düzgün bir şekil vermiş ve O'na (Adem'e) ruhundan üflemiş; sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz."
SECDE suresi,ayet-9
" Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın.”
HİCR suresi,ayet-29
Ameller ruhun kabullendiği,bedenin de bunu görsel olarak yerine getirdiği icraatlardır.Yani iman doğrudan amellerle birliktedir.Amel ayrı,iman ayrı asla olamaz.
Bu nedenle " iman ettim " diyen herkesi,Allah cennetine koymaz.Bu Allah'ın sünnetine aykırıdır.
Eğer öyle olsaydı,amel olmadan iman olmuş olsaydı, Musa a.s. ve arkadaşlarını öldürmek için peşlerine düşerek suda boğulan Fravun da iman etmiş sayılırdı.Zira O da son anında boğulacağını anladığı zaman "ben de Musa'nın ve Harun^un Rabbine iman ettim " demişti.Ama Allah onun bu söylemini iman olarak kabul etmedi.
Bir kişinin imanlı olup olmadığını Allah da bilir,kullar da bilir.Allah da o kulun amellerine bakarak takdir eder,kullar da o kişinin amellerine bakarak imanlı mı,imansız mı olduğunu anlar.İmanlıyım,ben de müslümanım deyip de her türlü çirkinliği işleyenlere sakın müslüman demeyin.Hatta öldüklerinde cenazelerine bile katılmayın.Tevbe 84 ayeti bunu yasaklar.
İnsan oğlu atası Adem gibi elbette hatalar yapabilir.Zaman zaman günahlara dalabilir,Allah'ın emrine asi gelmiş olabilir.Ama bu asilik,karşı gelmeler,günahlar sürekli olursa,bunları terkedip de hayırlı ve güzel amellere yönelmezse,artık o kulda imandan eser kalmaz.İşte bu nedenle Allah kullarının yararını düşündüğü için onlara "TEVBE KAPISI"nı daima açık tutmuştur.Ama elbette bunun da şartları vardır.Son nefeste yapılan tevbeler asla kabul edilemez.Fravunun tevbesi gibi.Ya da Tevbe ettim dediği halde günahlarından asla vazgeçmeyenlerin tevbeleri de kabul edilmez.İblisin tevbesi gibi.
Ya da Tevbe ettim dediği halde hemen ardından Hayırlı ve Güzel ameller yapmayanların tevbesi de kabul edilmez,günahları da bağışlanmaz.
Bunu dikkate alarak yaşamımıza yön verelim.Amellerimizde her zaman "Allah'ın Rızası"nı gözetelim.Allah'ın razı olmayacağı bir işi,ameli asla yapmayalım.
H.SARI