Friday, 28 September 2012

KUR'AN ANLAŞILMASI İÇİN GELDİ

   Kur'anın tamamı insanların anlayışına sunulmuştur.Allah yüzlerce ayetinde "yok mu akıl edenler,bunu anlamazlar mı,halen akıl etmezler mi,elbette anlayanlar bu kitaptan yararlanırlar..."gibi yüzlerce ifadelerle İLLA DA KUR'ANI ANLAMAMIZI  bizden ister.
   "Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi?Eğer o,Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlıklar bulurlardı".NİSA SURESİ,AYET-82
    "Bu mübarek (bereketli-hayırlı) kitabı sana ( ve dolayısıyla insanlara) ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik." SÂD  SURESİ,AYET-29
    "Onlar Kur'anı düşünmüyorlar mı?Yoksa kalpleri kilitli mi?"MUHAMMED SURESİ,AYET-24
    "Şüphesiz bu Kur'an en doğru yola iletir,iyi davranışlarda bulunan mü'minlere,kendileri için büyük bir mükafaatın olduğunu müjdeler." İSRÂ SURESİ,AYET-9
    "Eğer biz bu Kur'anı bir dağa indirseydik,muhakkak ki  onu Allah korkusundan baş eğerek,parça parça olmuş görürdün.Bu örnekleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz."
                                                       HAŞR  SURESİ,  AYET-21
   "Kur'anı  kesinlikle biz indirdik,elbette  onu yine biz koruyacağız."HİCR SURESİ,AYET-9
   Kur'an Allahın insanlar için,daha doğrusu yarattığı tüm canlılar için uyulması gereken yasaların özetidir.Tabir yerinde ise ALLAH'IN ANAYASASIDIR.Allah insanların uymak zorunda olduğu,kafalarına göre hareket edemiyeceklerini açık açık bu kitabında anlatır."Biz bu kitapta herşeyi açıkça açıkladık" diyerek de başka bir yol bırakmıyor kullarına.Kur'an yasalarına uyduklarında hem dünya ,hem de ahiret mutluluğuna ereceklerini de fazladan müjdeliyor.Yok mu akıl sahipleri diye de açık açık insanları bu mesaja kulak vermeğe,akıl etmeğe davet ediyor.Daha Allah ne yapsın.Herşey açık ortada iken halen sapıtanlar varsa elbette bunun da bir bedeli olacaktır.Allah "onlar için dünyada bir rüsvaylık,ahirette de ebedî bir cehennem var" diyerek de yine uyarıyor ve verilecek cezayı da hatırlatıyor.Bize düşen Kur'anı anlamak,Kur'ana göre yaşamak,Kur'ana uygun yasalarla toplum hayatını düzenlemek.
    Allah'ın açıkça yasak ettiği işlerin yapılmasını kolaylaştıran yasalar çıkartanlar,bu yasakları bir hayat tarzı olarak yaşayanlar hallerinin ne olacağını bilmeyen AKILSIZLARIN TAA KENDİSİDİRLER.Bunlar hem dünyada hem da ahirette rezil olacaklardır.
    Ben müslümanım diyen biri Allahın Kırmızı çizgilerini çiğneyemez.İçki içemez,zina yapamaz.haram işleyemez,hırsızlık,haksızlık yapamaz.Zalim,katil,cani,sahtekar olamaz.Ancak ve ancak Allahın sevdiği,kulların da saydığı mükemmel biri olur.Allah yolunda gidenleri elbette,Allah düşmanları,şeytanın dostları sevmez.Çünkü bu onlara nasip olmayan bir nimettir.Onların kalpleri mühürlüdür,gözleri kördür,kulakları sağırdır.Çünkü onların akılları yoktur.Aklı olanlar ancak ve ancak Allahın mesajlarına kulak veren,gereğini yapanlardır.Biz de bu ilahi mesaja kulak verip anlayarak,yaşayanlardan olalım.
   Şu önemli Kur'an mesajına kulak verin:
   "İyilik,yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.Asıl iyilik,o kimsenin yaptığıdır ki,Allah'a,ahiret gününe,meleklere,kitaplara,peygamberlere inanır,  (Allahın rızasını bekleyerek) yakınlarına,yetimlere,yoksullara,yolda kalmışlara,ihtiyaç sahiplerine,esirlere (zulüm altında olanlara) sevdiği maldan harcar,namaz kılar,zekat verir.Antlaşma yaptığı zaman (her türlü antlaşma ticari dahi olsa) sözlerini yerine getirir.Sıkıntı,hastalık ve savaş zamanlarında sabreder.İŞTE DOĞRU OLANLAR,BU ÖZELLİKLERİ (vasıfları)  TAŞIYANLARDIR. Müttâkîler ancak onlardır."BAKARA SURESİ, AYET - 177
   Sözün özü,madem kendimize müslüman adı veriyoruz,o halde Allah'a teslim olalım.Müslüman= Allah'a teslim olan demektir.Yalancı olmayalım ,kendi kendimizi aldatmayalım bu müslüman kelimesinin gereğini yaparak MÜ'MİN OLALIM. Hatta daha da ileri giderek MÜTTAKÎ (takva sahibi) olalım.Bunu yapmak elimizde.Sadece Kur'ana yöneleceğiz,Kur'andan ilhamımızı alacağız,Allah'tan başka RAB tanımayacağız.Her işimizde O'nu ve emirlerini ön planda tutacağız.Şeytan ve şeytanlaşmış insanlardan uzak durup,onlarla mücadele edeceğiz.Durum budur.Yol budur.Kurtuluş budur.KURTULUŞ İSLAMDA'dır.Gerisi zaman öldürme,ömrü boş şeylerle geçirmedir.Bismillah diyerek Kur'ana dönmeği,Kur'ana göre yaşamayı Allah bizlere nasip etsin İNŞE-ALLAH.

Wednesday, 26 September 2012

İSLAMDA YERİ OLMAYAN İNANIŞLAR

      İslam dini Kur'an-ı Kerimde anlatılan ve  Hz.Muhammed a.s tarafından bizzat yaşanarak gösterilen dinin adıdır İSLAM. Ölçü Kur'andır,sünnettir.Hadis ancak Kur'ana uyarsa kabul görür,uymazsa bilinsin ki o hadis değildir.Hadislerle değil Kuranla ve sünnetle amel edilir.Çünkü hadis denen kitapların içerisinde binlerce uydurma söz var.Bu uydurma sözlerin tamamı Kur'an zıd düşer.Kur'ana uymayan bir söze nasıl itibar edilir.Unutmayın ki peygamber hadislerin yazılmasını,yani sözlerinin yazılmasını kesinlikle yasaklamıştı.Bunun nedeni insanların Kur'anla bu sözlerin karışık anlamasını önlemek.Bu aynı zaman da bir Allah emridir de.Çünkü dinin sahibi ve kurucusu sadece Allah'tır.Peygamberlerin görevi bu ilahi mesajları insanlara ulaştırmaktır.Dine ilaveler yapmak değil.Bunu anlamayanlar,peygamber de kendi kafasına göre dini emir koyar diyenler islamı hiç anlamayan cahilin ta kendisidirler.Tekrar edeyim islamda ölçü Kur'andır.Allah biz bu Kur'anda herşeyi açık açık anlattık diyor.Bunu araştırıp bulmak da bize düşüyor.Kur'anı anlamayan,anlamadan yaşayan insanlar her zaman hataya düşebilir.İşte günümüzde de bu hataların içerisinde kaybolan müslüman,maalesef islamı anlamadan müslümanım diyerek ömrünü tüketip gidiyor.
      Günümüzde müslümanların islam zannettikleri yanlışlıkları anlatmağa kalksak bitiremeyiz.Bu kadar mı yanlış islam yaşantısı olur,insan şaşıyor.Bu müslümanlar neden Kur'anı anlamamak için direniyor ki.Neden Kur'anı sadece imamlara,din adamları dediğimiz kişilere terkederler de,kendileri araştırmazlar şaşıyorum.İsterseniz bu yanlış din anlayışının yanlışlıklarından bazılarını sıralayalım:
    1-Din adamlığı.İslamda asla din adamı diye bir kavram,bir sınıf yoktur.Müslüman vardır,bir derece üstü Mü'min vardır,ondan bir derece üstünde de Takva sahipliği vardır.Peygamberlik ise başka bir makam.Ama günümüzde din adamlığı makamı oluşturulmuş,insanlar dini yaşamı bunlardan öğrenir ve hatta dini yaşamak çok kere bunlara bırakılır.Bu tamamen bozulmuş bir din anlayışıdır.İslamda elbette ALİM-BİLİM  ADAMI vardır.Bu her ilimde olduğu gibi Kur'an üzerinde derin çalışan insanların işidir.Bunlar da bu işi bir üstünlük kurmak maksadıyla yapmazlar.Hizmet gereği olarak yaparlar.Elbette bu alimlerden faydalanmak çok önemlidir.Onlara değer vermek çok önemlidir.Ama asla onlar gibi olamayız demek yanlıştır.Bunlar çalışmayla elde edilebilinecek makamlardır.Allah da imanlı alimleri över.biz de överiz .Önemli olan onların bilgilerinden yararlanmaktır.Onlara destek vermek de başta devletin görevidir.Çünkü devlet halkı için vardır.Benim burada anlatmak istediğim yanlış zihniyet cami görevlisi din adamlığı sınıfıdır.
    2-Kur'andan uzak kalmak.Kuranı biz anlamayız deme yanlışlığı.Kuranı herkes anlar yeterki bu yolda olalım.Bakın hiç ingilizce veya başka bir dil bilmeyenler belli bir çalışmadan sonra o dili mükemmel anlıyor ve hatta konuyor hale geliyor.Allah biz bu Kuranı arapça indirdik ki,gönderilen toplumun dili arapça olduğu için der ayetinde.Kuranın arapça olması sadece sadece o günkü Kuran ayetleriyle muhatap olan toplumun arapça konuşmasıdır.Yoksa "arapçanın kutsal bir dil olduğu" değil.Bunu da iyi anlamak gerek.Hem de Allahın bu ayetini iyi anlayarak,"DEMEK Kİ,KUR'ANI ANLAMANIN EN İYİ YOLU KENDİ DİLİMİZDE MANASININ ANLAŞILMASIDIR." Yoksa latin veya başka harflerle arapçasının yazılıp okunması değil,anlaşılmasıdır önemli olan.
     3-Kur'anı abdestsiz ele almamak.Kuranda asla bu konuda emir yok.Abdest sadece namaz için gereklidir. "...la yemessehu illelmutahharun.." ifadesi sadece "LEVH-İ MAHFUZ DA BULUNAN KİTABIN ASLI" yla ilgilidir.Zaten o kitaba hiçbir insan dokunamaz.Dikkat ederseniz bu ayette dokunamaz,ulaşılamaz anlamı vardır.Yoksa ele alınamaz değil.Kuranı herkes hatta kafirler bile rahatça abdestsiz alır  ve inceler.incelenmeyen,anlaşılmayan,duvarda,yüksek yerde duran Kurandan kimseye fayda gelmez.Allah bunu bizden istemiyor.Anlaşılıp ona göre kul olmamızı istiyor.
     4-Kur'anın ölüler arkasından okunması.Bu da islamda olmayan bir inanış.Çünkü Kuranın hiçbir ayetine ölüler muhatap değil,aksine diriler,hayatta olanlar muhataptır.Bu nedenle Kuran ölüler kitabı değil,dirilere hitap eden bir kitaptır.Kuranın asla ölülere faydası yoktur.Hatta Allah "siz ölülere birşey işittiremezsiniz" diye de  kesin ayet var.Ölenin amel defteri zaten kapanmıştır.Ona sonradan ilaveler yapılmaz.Hani bir hadis söylerler,ölen arkasında bir hayırlı eser,hayırlı evlat bırakırsa amel defteri açık olur diye.Bu da Kuranın gerçeklerine uymaz.Elbette arkasından bıraktığı hayırlı işi,hayırlı evladı,yaptığı cami veya diğer hasenatlar çok önemli.Ama bunların bu kişi için gelirleri yani yapılacak olan hayırları duaları o kişi ölmeden önce ona toptan ödenir verilir.Bunu Allah ezeli ilmiyle bildiği için,hangi hayırlı işin kaç sene dünyada kalacağı hangi hayırlı evladın ve neslin ne kadar bu kişi adına hayırlı dualarda ve işlerde bulunacağını bilen Allah bunların sevaplarını o kuluna ölmeden önce verir.
   5-   Bazı törenler de mevlit ve ilahiler okunması.Bunların da asla dinde yeri yoktur.Bunları bir dini olgu gibi anlayarak yapmak da yanlıştır.Sadece güzel bir zaman geçirme,huzurlu bir atmosfer yaşama olarak bilmek yeterlidir.Yoksa onlara bir kutsallık vermek çok yanlıştır.
   6-Mezar ve özellikle "yatır" dedikleri mezarları bir dini emir gibi ziyaret etmek hatta onlardan yardım dilemek de yanlıştır.Yatır denen mezar da olsa,mezarların insanlara,veya mezardakilere bir faydası yoktur.Ölen zaten ölünce bu dünyadan ilişiği kesilir.Bu dünya ile hiçbir bağlantısı kalmaz.Nasıl ki,bu dünyaya gelmeden önce ruh varsa,o ruh ,beden ölünce yani ruh bedeni terkedince bedenin bir özelliği kalmaz.Hatta bu peygamber mezarı da olsa böyledir.Mezarlar sadece ölen vücudun dışarda kalıp çürümemesi,hastalık yaymaması ve çirkin görünmemesi için toprağa gömülür.Bu konudaki Adem a.s ın iki oğlunun ,öldürme olayını habil-kabil olayını düşünün,kardeşini öldürüp cesedi ortada bırakınca Allah ona ibret alsın diye iki kuşu gönderip,kuşun bir diğerini öldürdükten sonra toprağı eşeliyerek gömdüğünü anlatan ayetlere kulak vermek,anlamak için yeterli olur sanırım.
    7-Başkalarının gaybı,gizli olan şeyleri bildiğine inanmak,muska yapmak ,fal baktırmak (her türlü falcılık),tamamen islamda yasaktır.Gaybı peygamberler dahi bilemez.Hele hele gelecekten haber vermek,yani kehanette bulunmak.Bu tamamen islam dışı bir inanıştır.Bazı kişilerin ,şeyhlerin bunu yaptığına inanmak,hatta peygamberlerin bile kehanet sahibi olduğuna inanmak şirktir.Çünkü "GAYBI (geçmişi) ve GELECEĞİ  sadece ve sadece ALLAH BİLİR.Başka kimse bilemez.Bildim diyen kelimenin tam anlamıyla YALANCIDIR.
     8-Bazı eşyalarda kutsallık olduğuna,onları koruduğuna inanmak da şirktir.Örneğin,at nalı,mavi boncuk,kuru kafa,bazı bitkiler,kutsal saydıkları kişilere ait eşyalarHatta bu eşyalar peygambere ait olsa bile onun sakalı saçı olsa bile onlara kutsallık vermek şirktir.saçmalıktır..Bunların tamamı şirktir.Çünkü Allah "sizi koruyan ve kollayan Allaha şükredin" der.Bizi ancak ve ancak Allah korur.
     9-Bazı bina ve yerlerin kutsal oluşuna inanmak.Yeryüzünde tek kutsal yer vardır,orası da Mescid-i Haram  (korunmuş yer) yer denen KABE'nin bulunduğu yerdir.Bir de Arafat ile mescid-i aksanın bulunduğu yerdir..Başka yerlerin bir kutsallığı yoktur.
    10-Gök gürlemesinden,kuş ötmesinden hayvan sesinden veya başka bir tabiat olayında kutsallık aramak da şirktir.
      11-Kadınları cuma namazından alıkoymak da ayrı bir yanlışlıktır.Halbuki ayet açık CUMA suresinde.Hitap kadın erkek ayırmadan " EY İMAN EDENLER" diye başlar,Cumaya davet eden ayette.
     12-Müslüman olmadığını bildiği halde münafıkların cenaze namazını kılmak.Burada Allahın emri kesindir."Onlar üzerine namaz kılmayın" der Allah.Hatta bir kafire veya müşrike,münafıka bir işinden dolayı "ALLAH RAZI OLSUN" demek bile yanlıştır.Çünkü Allah onlardan asla razı olmayacağını beyan ederken biz kalkıp böylece ukalalık yapmış oluyoruz.Yapmayın böyle.
     13-Cünüp iken ve kadınların aybaşı hallerinde camilere girmelerinin yasaklığına inanmak,Kur'anı ele alamamak demek de yanlıştır.Bunlar sadece namaz kılma için olan engellerdir.Yemek yemek,dua okumak,Kur'an okumak ,camiye girmeğe engel değildir.Sadece ibadet olan namaz kılma ve kabeyi tavaf etmeğe engeldir.
     14-Tesbih denen eşyalara,takke ve fes-sarık,.çarşaf gibi eşyalara kutsallık verip bunları dinin bir değeri olarak görmek de yanlıştır.İslamda hiçbir eşya ve giyisi kutsal değildir.Daha doğrusu  islamda semboller yoktur.İslamda Allah_kul arasındaki KULLUK ilişkileri esastır.
      15-El öpmenin bir dini emir gibi algılanması da yanlıştır.El öpme bir dini vecibe değil,sadece bir kültürdür.Dinde yeri yoktur.dinde esas olan müslümanlar arasındaki SELAMLAŞMADIR. Bu da FARZDIR.Büyüklere,alimlere saygı,müslümanlara sevgi esastır.
      16-Mezardaki ölülere TALKIN vermek diye birşey islamda asla yoktur.Bu da başka bir yanlış inanıştır.
       17-Ölüye çelenk,çiçek vs.gibi şeyler göndermek de yanlıştır.Bunlara harcanan paralar fakirlere gitse bu daha islama uygundur.Cenazeye alkış tutmak,askeri bando eşliğinde götürmek de ayrı bir yanlış zihniyettir.
       18-Her önüne gelen ölüye ŞEHİT demek demek de yanlıştır.Şehit ancak Allah yolunda ölenlere denir.Allah "onlara ölü demeyin onlar Allah yanında diridirler,"yani değerlidirler ayeti buna açıklık getirir.Maalesef bu makamı sulandırmak için,komüniste de,terörüste de şehit diyen sapıklar çıkıyor.Ayrıca suda boğulan,ateşte yanan,depremde ölen,felaketlerde ölenlere de Şehit denmez.ŞEHİT SADECE ALLAH  YOLUNDA ÖLENLERE" denir.
       19-Kabir azabının ,bildiğimiz mezarda olduğuna inanmak da yanlıştır.Mezarlarda kabir azabı asla yoktur.Kabir azabı olsa olsa ruhun gittiği yerde olabilir.O da kesin değildir.Azabın sadece Cehennemde olacağını Allah anlatıyor.Hesaba çekilmeden de azap olmayacağına göre,kabir azabı da bu anlamda yoktur.
      21-İsa ,Mehdi ve Deccal gibi varlıkların kıyamet öncesi gelmesine inanmak da İslama tamamen zıddır.Kuranda bu konuda kesinlikle bir işaret ve ayet yoktur.Aksine olamıyacağına dair ayetler vardır.Allah" sana kıyameti sorarlar,onun hakkında sen dahil kimse birşey bilemez" derken ve kıyametin "ansızın-hemen" olacağı işaret edilirken KIYAMET ALAMETLERİNDEN BAHSETMEK ÇOK SAÇMADIR. Çünkü ansızın olabilecek bir olayın nasıl olur da alametleri olsun.Bu konuda,İsaimehdi deccal konusundaki hadislerin tamamı uydurmadır,yalandır,Kurana aykırıdır.Yahudi düzmecesidir.Çünkü Mehdi inancı Yahudilikte,İsa inancı da hristiyanlıkta temel inançtır.Bunların islamda asla yeri yoktur.
     22-Günahkar müslümanların cehennemde ceza çekip de sonra cennete gireceklerine inanmak.Bunun da olacağına dair Kuranda asla bir ayet yoktur.Hadisler de uydurmadı.Çünkü Kuranda olmayan bir olaydır.İnsanlar hesaba çekilirken,cehenneme gidecekleri Allah,Müşrikler,Kafirler,Münafıklar olarak kesin ve açık olarak Kur'anda anlatır.Hiçbir ayetinde günahkar müslümanlar da cehennemde ceza görüp sonra cennete girecekler diye bir ayet yoktur.Peki nedir burada önemli olan.Önemli olan CENNETTEKİ MAKAMLAR,MEVKİLER SINIFLAR DERECELERDİR.Mü'minler dünyada yaptıkları amellerine göre cennette yerleşecekler.İşte Kulluktaki ameller bu bakımdan önemli,Hayır-hasenat,iyi ameller bu bakımdan önemlidir.
       23-Ecelin uzayıp-kısalmasına inanmak.Ecel ne bir saniye önce,ne de bir saniye geri bırakılmaz diyen ayet kesindir.Bu ayet ortada iken hala ecelinden önce öldü,ya da adamın ömrü uzadı demek yanlıştır.Bu konuda söylenen hadisteki incelik şudur:"SADAKA ÖMRÜ UZATIR" Burada sadaka dahil hayır iş yapanların,bu işi yapamadan ölenlerden daha avantajlı olduğunu anlatmak istemesidir.Bir örnekle açıklayayım:İki insan düşünün,aynı işte aynı saatlerde çalışıyorlar.Biri  sadece verilen işi yapıyor,diğeri ise biraz gayret göstererek fazla iş yapıyor ve karşılığında PRİM alıyor.Günün sonunda üçretleri aynı olduğu halde,biri 100 Tl.alırken,öbürü 120 TL.alıyor.Şimdi 100 Tl alan kişi 20 Tl daha alması için en az öbüründen %5 saat daha fazla çalışması gerekmez mi?İşte buradaki sadakanın veya hayırlı işin ömrü uzatmasını böyle anlamak gerek
     24-Şehitlerin,velilerin ,peygamberlerin cesedlerinin çürümediğine inanmak.Bu da islamda yeri olmayan bir inanıştır.Peygamberler dahil tüm cesedler mutlaka çürür.Bu Allahın bir kanunudur.Ayrıca ahiret için bu dünyadaki bedenin bir değeri yoktur.Zira Allah ahirette aynı ruha,yeni bir beden yaratacaktır.Bu yarattığı beden de ahiretin malzemesinden olacaktır.Yani topraktan yaratılan beden toprak olup yok olacaktır.
    25-Tarikatlar,mezhepler gibi kuruluşların islamın bir gereği gibi algılanması da yanlıştır.İslamda mezhep,tarikat yoktur.İslamda tasavvuf,mistisizm,gibi bir yaşam da yoktur.Kuranda yapılacak ibadetler bellidir.Bunlara ilaveler yaparak,kendi kafasına göre ibadet şekilleri uydurmak tamamen islam dışıdır.Ne cem evlerinde sazlı ayinlerin,ne mevlana gibi dönerek zikrin,ne de tarikatlar denen bid'at yuvalarının uydurduğu zikir ayinlerinin islamda yeri yoktur.
     Önemli olan Kur'anı iyi anlamak,Kur'anın mesajlarına uygun yaşamak  esastır.Gerisi boştur,şirktir,batıldır.
   

   

Monday, 24 September 2012

DUA MÜ'MİNİN SİLAHIDIR

     Mü'min ,kendini  Allah'a emanet edendir.Her işinde  Allah'ın yasalarına uyma gayreti vardır.Dünya hayatında ahireti kazanma arzusundadır.Şeytanla ve nefsiyle tam bir mücadele içindedir Mü'min.
    Mü'min olmak için çetin yollardan geçmek gerek.Azgın nefse gem vurmak,dünyaya meydan okumak gerek.Dünyanın şatafatlı  ,gösterişli  aldatıcılığına eyvallah etmeyendir.Dünya nimetleriyle ahireti kazanma yarışında önde olandır.Ahireti için dünyasını,dünyası için ahireti terketmeyendir.İki günü eşit olan değil,daima son günü,bir önceki gününden daha iyi olandır.
    Müminin hayatı elbette güllük-gülüstanlık değildir.Ahireti kazanmak için binbir çetrefilli yollardan geçer.Bu yollarda bazen içinden çıkamadığı anlar olur,olaylar ve sorunlar olur.Bunları bazen kendi gücü ve gayretiyle aşamaz,sıkıntıya düşer.Sıkıntıya düştüğünde Mümin kendini kapıp koyvermez.Kendini boşluğa bırakmaz.O bilir ki,dar kaldığı her anda,Rabbı ona ŞAH DAMARINDAN  DAHA YAKINDIR. Rabbı onun dertlerinin de dermanıdır.İşte burada Rabbının buyurduğu gibi "İÇTEN İÇE,SESSİZCE RABBİNE DUA EDER".
    Duanın kabulü,içten ve sessizce Allaha yalvarmaktır.Yoksa bağıra -çağıra,haşa Rabbına meydan okur gibi yüksek sesle dua yapmak,duanın kabulünü  zorlaştırır.İşte mümin duada da bu ölçüyü en iyi bulan ve yerine getirendir.                                                                                              

Saturday, 22 September 2012

KAZA VE KADERİ NEDEN YANLIŞ ANLARIZ

     KADER:Ölçü,  yasa,kurallar gibi anlama gelir.
     KAZA :Yerine getirilme,yapılma,eda etme,yaratılma gibi anlamlara gelir.
   Şimdi bu anlamlar ışığında Kader ve Kaza inancımız nasıl olmalıdır onun üzerinde duralım.Kader  planlama,ölçü  anlamına gelirken, kaza da onun icaplarına uygun davranarak birşeyler yapma,ortaya koyma,ortaya çıkarma iş ve hareketlerin tamamına gelir.
   Allah elbette ,yaratıcı olması nedeniyle,yaratılacak herşeyi önceden planlar ve zamanı gelince de o şeylerin olması için sadec "ol" der ve o şeyler "oluverir".Yani yaratılır.Bu Allahın Yaratması anlamında olan Kader ve Kazasıdır.
    Kulların kader ve kazasına gelince,Allah yarattığı varlıklara da yapacakları işlerinden dolayı bir kader ve kaza yazmıştır.Yani bir ölçü ve ölçünün gereğini yerine getirmek anlamında olan bir kaza koymuştur.Kainatta hiçbir zerre dahi yoktur ki,Allahın koyduğu bu ölçünün dışında,kendine bir ölçü koyarak,kendi varlığını devam ettirsin.Bu asla ve asla mümkün değildir.Çünkü yaratılanlar kendi başlarına ölçü koyamaz ve konan ölçüyü de değiştiremezler.Yani Kaza edemezler.
   Kaderi daha iyi anlamak için,yaratılan varlıkları iyi tanımak gerek.Örneğin bir ağacı düşünelim,bir ağaç tohumundan,bir bitki tohumundan bu ağaç ve bitkinin olması için,öncelikle bu tohuma ihtiyaç vardır.O tohum olmadan birşey olmaz.Sonra o tohumuların ağaç ve bitki olacağı besleneceği bir toprak olması gerek.Topraktan gıdalanmak için toprağın ıslak olması gerek,bunun için de su gerek.Toprak ve suyun oluşması için milyonlarca diğer atomların bir araya gelerek bunları oluşturması gerek.İşte bütün bu oluşumlarda kendiliğinden oluşma diye birşey söz konusu değil,hepsinin belli ölçülerde ve belli şartlarda ve belli zamanlarda bir araya gelmesi söz konusu.İşte bunların takdir (kader) edilmesi birer ölçüdür.Yasadır.Kuraldır.Bunlar olmadan hiçbir varlık olamaz.İnsan da böyle,çocuk olması için anaya-babaya ihtiyaç var.Ananın yumurtasına,babanın spermine ihtiyaç var.Bunların belli ölçülerde birleşmesine ihtiyaç var.Birleşen bu ikilinin belli bir ortama yerleştirilmesi var.Yerleştirilen ortamda bu döllenen yumurtanın beslenenip gelişmesine ihtiyaç var.Bu gelişen  hücrenin büyümesi için parçalanıp çoğalmasına ihtiyaç var.Bu çoğalan hüçrenin et ve kemik haline dönüşmesine gerek var.Bu et ve kemikten olan varlılığn insan şekline girmesine ihtiyaç var.İnsan varlığına giren bu varlığın cinsiyeti de dahil olmak üzere birçok organlara sahip olmasına ihtiyaç var.Bunlar tamamlandıktan sonra,onun RUH dediğimiz onu hayatta tutan başka bir varlığa ihtiyacı var.Birleşen bu iki varlığın belli bir müddet ana rahminde gelişmesine ihtiyaç var.Daha sonra zamanı gelince dünyaya teşrif etmesine gerek var.Dünyaya gelen bu korumasız varlığın öncelikle korunmasına ve daha sonra beslenmesine ihtiyaç var.Beslenmesi için anasının südüne ihtiyaç var.Südün oluşması için de yine vücutta bir takım değişmelerin olmasına ihtiyaç var.Daha yüzlercesi,binlercesini sayabiliriz.İşte bütün bunların tamamı hep bir ölçü ve yasalar çerçevesinde olur.Asla kendiliğinden birşey olmaz.Daima bunları yapan bir yaratıcı vardır ki,O da Allahtır.
   "Biz herşeyi bir ölçüye göre yarattk." KAMER SURESİ, AYET-49
   "
   "Gaybın  (bilinmeyen alemin) anahtarları Allah'ın elindedir.Onları  O'ndan başkası bilemez.O deniz ve karada ne varsa bilir.O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.O, yerin karanlıkları içindeki bir tek taneyi (tohumu) dahi bilir.Yaş ve kuru  ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır."
           EN'AM  SURESİ, AYET-59
   
   Şimdi gelelim kaderi ve kazayı nasıl anlamamız gerektiğine:Yaratılışımızla birlikte bizim için de bir kader (ölçü) konmuştur. Ömrümüz boyunca neler yapacağımız,hangi yollardan gideceğimiz,ne elde edip,neleri kaybedeceğimiz,neler yapılırsa cennet kazanılır,neler yapılırsa cehhennem gidilir hep bunların yolları Allah tarafından bir ölçüye bağlanmıştır.Bu ölçü konurken asla bir zorlama yoktur.Ölçüler kurallar yazılır ortaya konur.Kullar bu ölçüler içerisinde serbesttirler.İstediklerini yapabilirler bunlarda engel yoktur.Ama sadece iyi şeylerin yapılması,istenir.Ölçü hem iyi şeyler,hem de kötü şeyler için geçerlidir.İyinin ölçüleri ve kötünün ölçüleri ayrıdır.İnsan iyinin ölçülerine uyarsa kazanır,kötünün ölçülerine uyarsa kaybeder.Örneğin,hastalanmamak için çeşitli kurallar vardır.Bu kurallara uymayanlar hasta olur.Bu kez de hastalandıktan sonra iyileşme ölçüleri vardır.Bunlara da uyulursa bu kez de iyileşir.Önemli olan kötülükte israr etmemek.İsrar edilirse sonu kötü biter.

     "Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki,biz onu yaratmadan önce  (o olay) bir kitapta yazılmamış olmasın.Şüphesiz Allah'a göre bu çok kolaydır."
                     HADİD  SURESİ,  AYET-22

     Allah bizim hayatta karşılaşacağımız herşeyi bildiği için bunları bir kitapta kaydetmiştir.Yoksa Allah yazdığı için başımıza bu olaylar gelmez.Burada söz konusu olan Allah'ın herşeyi önceden bilmesidir.Yoksa Allah bizi asla işi yapmamıza zorlar anlamı yoktur.Böyle olsaydı yargılama ve cennet-cehennem diye bir yer olmazdı.ALLAH SONSUZ ADALET SAHİBİDİR.ASLA KULLARINA ZULÜM YAPMAZ.Kullar ne yaparsa kendileri yapar.Allah sadece kulların yapmak istediği fiilleri,işleri onlara seçme ve yapma gücü vererek yapılmasına (kazasına) izin verir.Bu da imtihanın bir gereğidir.Örneğin bir öğretmen sınav için soru hazırlar.hazırladığı soruların cevabını da elbette bilir.Öğrencilere bunu sorar.Cevaplarında da zorlama yapmaz.İsteyen istediği soruyu cevaplar veya cevaplamaz veya yanlış cevaplar.sorumluluk sadece öğrencilerdedir.Değerlendirme ise öğretmendedir.

     Biz de kader ve kaza anlayışını bu şekilde anlamamız gerekiçKader ve Kazada asla zorlama söz konusu olamaz.Allah ezelde bunu yazdı da ben buna mecburum deme hakkımız yoktur.Allah ölçüyü koymuş,kul ister iyiliğe,isterse kötülüğe giden yolu tercih eder.Allah sen niye onu tercih ettin gel bunu seç demez.İşte bu nedenle de yargılama söz konusudur.Allah kaderini en güzel yaşayanlardan eylesin.

Friday, 21 September 2012

KUR'ANDAN BİR KAÇ AYET

    MEHİR (evlilikte kadına verilen bedel):
    Kadınlara (evlenirken) mehirlerini cömertlikle  verin.Eğer onlar,gönül rızasıyla o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu rahatlıkla harcayabilirsiniz. 

                                                  NİSA SURESİ, AYET-4

 Evlilikte önemli olan şartlardan biri de mehirdir.Mehirsiz evlilik olmaz.Evlilikte: 1-İki kişinin , kadın ve erkeğin evlilik için karar vermeleri, 2-Evlendiklerine karar verdiklerini tasdikleyen şahitlerin olması,3-Kadına erkek tarafından verilecek mehirde anlaşmaya varmaları. Gerekirse bu   evlilik anlaşmalarını kağıt üzerinde belgelemeleri (bugün bu şarttır).Bu gerçekleşirse evlilik olur.Bunların birlikte olmadığı birliktelikler evlilik olarak kabul görmez.İslam bunu ister.Ben müslümanım diyen de buna uymak zorundadır.

   EVLİLİK YAPILMASI HARAM OLANLAR:Ana-babayla, kardeşler ve süt kardeşlerle, süt anasıyla,teyze-hala-amca-dayıyla,babanın evlendiği üvey anayla,çocuğun evlendiği geliniyle veya damadıyla,akıl-baliğ olmayan,yani evlenmeğe karar veremeyecek yaşta olan küçük çocuklarla,evliliğin icabını yerine getiremeyecek kadar yaşlılar,..evlenmek yasaktır.

   "Babalarızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin.Bu açık bir hayasızlıktır."NİSA SURESİ,AYET-22

   Allah kullarına daima iyi ve güzel şeyleri emreder,kötü şeyleri yasaklar.Evlilikte BAŞLIK PARASI  diye birşey yoktur.Mehir parası veya eşya sadece kadının hakkıdır.Buna asla kimse karar veremez ve elinden alamaz.Evlenecek kişilerin kendi hür kararları esastır.Hiç kimse onlar hakkında karar veremez.Sadece yol gösterici tavsiyelerde bulunurlar.

KUR'ANDAN BAŞKASINA UYMAYIN


    Rabbinizden size indirilene (Kur'ana) uyun.O'nu bırakıp da başkalarının peşinden gitmeyin.Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
                                                A'RAF SURESİ, AYET-3

   Dinlerini parça parça edip de gruplara ayrılanlar var ya,senin onlarla hiçbir ilişkin olmasın.Onların işi ancak Allah'a kalmıştır.Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.

                                               EN'AM SURESİ,AYET- 159
  Deki, herşeyin Rabbı olan  Allah'tan başka  Rab mı arayacağım.Herkesin kazanacağı yalnız kendine aittir.Hiçbir suçlu başkasının cezasını (günahını)  yüklenemez. Sonunda dönüşünüz Rabbınızadır.O,uyuşmazlığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.
                                                EN'AM  SURESİ, AYET-164

   Siyasi görüşler,tarikat ve felsefi görüşler ve kanaatlar insanları yönlendirmemeli.İnsanların yaşamlarına,akıl ve ruhlarına sadece ve sadece ilahi mesajlar olan KUR'AN yönlendirmeli.İnsan birşey düşünürken veya yaparken  ACABA KUR'ANDA BU KONUDA ALLAH NE DİYOR  diye oraya bakmalı.Zira Kuranda herşey var ve açıktır.Yeterki bakmasını bilmeliyiz.
   Bizim için insanların görüşleri değil,ALLAH'ın ayetleri ön seçimimiz olmalı.Doğru olan da budur.Doğru ve bilgili insanlar bizim için sadece birer örnek olmalı.Onları üst seviyelere çıkarıp da,kendimizi aşağılara,onlara köle olmaya itelemek ayetlere aykırıdır.Allah onlara itaat edin demez,siz de onlar gibi olun der.Bilenlerle bilmeyenler bir olmaz derken,siz de bilenlerden olun demek ister Allah.Yoksa başkaları bilsin siz onlara uyun demek istemez.

EMANET VE ADALET

    Allah size emanetleri mutlaka ehline verin,insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmediniz.Allah size çok güzel öğütler veriyor.Şüphesiz O,herşeyi  işitir ve  görür.
                                                NİSA SURESİ, AYET-58

     Emanet herşey olabilir,bu bir eşyadan,paradan,mal ve candan olduğu gibi,görev alma ve verme de,yönetimi yükleme ve yüklenme de olabilir.Aklınıza gelen herşey bu "emanet" sözünün içinde olabilir.Önemli olan bu emaneti ehline,yani layık olana,onu yerine getirebileceğine kanaat getirdiğimiz insan ve insan topluluğuna,grup ve organisyona vermek,bırakmak,teslim etmek çok önemli.Bu görev yerine getirilirse her zaman huzur ve gelişme olur.
     Ayrıca her konuda adalet de çok önemlidir.Adaletin olmadığı yerde daima zulüm ve haksızlık vardır.Allah bunu önlemek için emanet ve adaleti aynı ayette zikrediyor.Demek ki bu ikili insan ve toplum yaşamında çok önemli.

KUR'AN-I KERİMDE TEVBENİN DURUMU

      Allah sizin tevbelerinizi kabul etmek ister.Kötü isteklerine uyanlar,büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.
                                                      NİSA  SURESİ, AYET-27
     
     İnsanı yoldan çıkaran genelde şeytanla işbirliği yapan kişilerdir.Maalesef kötüler,iyilerden daha fazla çalışıyorlar bu konuda.Onlar daima kendilerine yandaş bulmak ve kendi kötülüklerinin böylece daha çok kitlelere ulaşarak,rahatça kötülüklerine devam etme peşindeler.Bize düşen görev,bunlardan uzak durmak ve Kuranın doğrularını anlatmaktır.

TEVBENİN KABULÜ: "Allah'ın kabul ettiği tevbe,ancak bilmeden bir kötülük edip de  sonra derhal pişman olarak tevbe edenlerin tevbesidir.İşte Allah bunların tevbesini kabul eder.Allah herşeyi bilen hikmet sahibidir."
                                                       NİSA SURESİ,  AYET-17

     Allah elbette her amelden,yapılan her işten haberdardır.Bilmeden yaptığımız hatalardan dolayı pişmanlık duyarak derhal af dilemek en güzel olanıdır.Şayet bilerek bir hata işlemişsek ondan da derhal vazgeçmek güzel olanıdır.Burada ise esas olan tevbe etmektir.Bu işlerde tevbenin kabulü ise:1-yaptığımız iş,bir başkasına zarar verdiyse,onun karşılığı karşı tarafa mutlaka ödenmeli,ödenmeyecek durumdaysa, karşılığında duruma göre kurban kesmek veya sadaka vermek şeklinde yerine getirilmeli.2-Yapılan  işten pişmanlık duymak ve bir daha yapmamak için kesin söz verip sözünde durmak.3-Af dilemek için Allah'a tevbe etmek,bağışlanmak dilemektir.

KİMLERİN TEVBESİ KABUL EDİLMEZ: "Yoksa kötülük yapar da,ölüm yaklaştığında,ben şimdi tevbe ettim diyenler  ile kafir olarak ölenler için tevbenin kabulü yoktur.Onlar için çetin bir azap vardır."
                                               NİSA  SURESİ, AYET-18

    Aklı başında olan insanlar kötülük yapmazlar.Şayet yaparlarsa da derhal tevbe ederek yaptıklarından dolayı Allah'tan af dilerler.Önemli olan zaman geçmeden tevbe etmektir.Yoksa o işi (kötülüğü) yapacak gücü kalmayınca yapacağı  tevbe kabul görmez.

ALLAH MÜJDELER: "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız,sizin küçük günahlarınızı affederiz.Ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz."
                                               NİSA SURESİ, AYET-31
          
         "Allah kendisine ortak koşulmasını  asla affetmez.Bunun dışındakileri dilerse bağışlar affeder.Allah'a ortak koşmuş (Allah'tan başkalarını kendilerine Rab edinenler)  büyük bir günah işlemiş olurlar."
                                            NİSA SURESİ, AYET-48


      İnsan  yaratılış gereği bazen yanlış işler yapabilir.Önemli olan yaptığının farkına varıp derhal  Allah'tan bağışlanma dilemesini de bilmesidir. Allah affettiği kullarından eylesin inşallah.

       Allah'ın kullarının tevbesinini kabul edeceğini ,sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden ve çok esirgeyen olduğunu hala bilmezler mi?
                                   TEVBE  SURESİ,  AYET- 104
    Allah kullarına işkence etmez.Onları affedip bağışlamak için çok fırsatlar verir.Ama onlar buna yanaşmaz da inkarda direnirlerse ve hatta Allah'a ortak koşarlarsa bunları elbette affetmez. Allah'a iman etmiş olanlar,zaman zaman hatalar işleyebilirler,önemli olan bu hatalarda direnmemek ve derhal  Allah'a yönelip,pişmanlık duyarak tevbe ederse işlendiği günahlar affedilir.Bunu Allah'ın ayetlerinden açıkça anlıyoruz.
        Bu ayetler ışığında,ahirette,müslümanlar günahkar da olsa,cehenneme gitmeyecek.Bir vesile ile Allah onları affederek cennete koyacak.Yanlız cennette ki,makamları farklıdır.İbadeti iyi olan kullarla,ibadetlere kapıları kapayanlar elbette bir olmaz.Unutmayalım ki,ibadetsiz de asla kulluk olmaz.  "Sen benim kalbime bak,benim kalbim temiz " diyenler kendilerinden başkasını aldatamazlar.Kalbde iman olursa,o kalb temiz olur.İmanın tek göstergesi de İBADETTİR.İbadetsiz iman asla söz konusu değildir.Kişi inandığını yaşamazsa,MÜNAFIK olur.Çünkü " özü ve sözü birbirine uymak zorundadır."Dilden inandım demek hiçbir mana ifade etmez.İmanın gereğini yapmadıkça iman etmiş sayılmaz insan.İşte bunu dikkate alarak tekrar söylüyorum,iman,ibadetle ,amellerle ortaya konacak,bu arada kul ufak-tefek günahlar işlerse de onlara tevbe edecek ki,cehenneme gitmesin.Dilden iman ettik dedikleri halde,bu imanın gereğini yapmayanların "imanları Allah katında makbul değildir"Bunlar iman etmiş sayılmazlar.Sadece kendilerini kandırırlar.

Tuesday, 18 September 2012

ALLAH'A İNANIYORSANIZ KİMSE SİZE ZARAR VEREMEZ

     "Ey iman edenler,siz kendinize bakın,siz doğru yolda  olduğunuz zaman,sapıklar,kafirler size zarar veremez.Hepinizin dönüşü Allah'adır.O size yaptıklarınızı bildirecektir."
                                                                      MAİDE SURESİ,AYET- 105

      "Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan korkun,O huzuruna varıp toplanacağınız ALLAHTIR"
                                                                      EN'AM SURESİ,AYET-72
      Allah herşeyi bilen ve en iyi koruyandır.Allaha inanlara asla korku  yokturçOnlara gelecek her türlü tehlike Allah tarafından görevlendirilen melekler veya bir başka insanlar aracılığıyla engellenir.Önemli olan iman edenlerin sonsuz kuvvet ve kudreti olan Allaha  gönülden teslimiyetidir.
     Peygamberi müşriklerin tehlikesinden mağarada koruyan Allah değil miydi? İbrahimi ateşe attıklarında,yanan alevlerin arasında İbrahimi koruyan Allah değil miydi?İsmaili keskin bıçaktan koruyan Allah değil miydi?Musayı fravunun zulmünden,Yusufu  Zuleyha ve kardeşlerinin şerrinden,Yunusu yutan balığın karnından,Eshab-ı kehfi zamanın şeddadından, Kabeyi  Ebrehenin istilasından,Nuh ve inanları su tufanından,Lut ve inanları taş fırtınasından koruyan Allah değil miydi? Hatta öyle ki,tabii afatlardan,depremlerden,tsünamilerden,hortum ve fırtınalardan,yangın ve sellerden bazılarının sağ -salim kurtulmaları Allahın kurtarması değil mi?  Elbette hep O'nun gücüyledir bunlar.Ama bazı olaylar vardır ki,oluşları ya sadece ibret almak veya kurtarılanlara bir fırsat daha vermek içindir.Heyhat ne acıdır ki,insan bunu bile anlamaz,başına gelen felaketlerden sağ-salim kurtulur da,kendini kurtaranı yine tanımadan ölür gider.Bu da bir nasip meselesi olsa gerek.Siz bunlardan olmayın olmaz mı?

RABBİMİZDEN MESAJLAR

        "Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki,selam size ,Rabbiniz merhamet etmeyi kendine yazdı.Gerçek şu ki,sizden kim bilmeyerek bir kötülük (günah) yapar da sonradan hemen tevbe ederse,kendini islah etmiş olur.Bilsin ki Allah çok bağışlayan ve esirgeyendir."

                                                                                EN'AM SURESİ,AYET-54
      İnsanın hedefi,günahsız bir ömür sürüp,emanetini huzur içinde teslim etmektir.Fakat zaman içinde hatalı işler yaptığında hemen "TEVBE KAPISINA" başvurmasını da yine Allah bize hatırlatıyor.Doğrusu Allah bizi ne kadar çok seviyor ki,her zaman bize doğru yolunu göstermek istiyor.Bunun için lütfen Kur'ana müracaat edelim

       "Hayır ! daha önce gizlemekte oldukları günahlar kendilerine göründü.Eğer dünyaya geri döndürülseler,yine kendilerine yasak olanlara dönerler.Zira onlar gerçekten yalancıdırlar."
                                                                   EN'AM SURESİ,AYET- 28
      Gerçekten insanlardan bazıları hata üstüne hata yaparlar ama bunların hata olduğunu bir türlü kabullenmezler.Battıkça batarlar,ama hala ayaktayım,yıkılmadım diye hava atmaktan da duramazlar.
           "Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir.Allah kimi dilerse onu şaşırtır.Dilediği kimseyi de doğru yola iletir."
                                                                            EN'AM SURESİ,AYET-39
     Allah kendi mesajlarını yalanlayanları sağır ve dilsiz olarak nitelendiriyor.Gerçekten insan gerçekleri duymazsa,görmezse ona sağır ve dilsiz veya kör deriz.Kafirler,Kur'ana kulak vermeyenler işte bunlardır.Kur'ana kulak verdiğini söylediği halde kendi fikir ve düşüncelerini din gibi lanse edenler de ayrı bir garabet örneğidirler.Bunları da Allah şiddetle uyarıyor:
          "Dinlerini bir oyuncak ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak.Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete maruz kalmaması için Kur'an ile nasihat et.O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır,ne de şefaatçı.O bütün varını fidye olarak verse,yine de ondan kabul edilmez.Onlar kazandıkları günah yüzünden felakete (günaha) sürüklendiler.Onlar ,bundan dolayı içinde kaynar sudan başka içecek olmayan yerde ebedi olarak azap görecekler."
                                                                 EN'AM  SURESİ,AYET - 70
        İnsan bunlara kulak vermezse geleceğinin ne halde olacağını gösteren ilahi mesajlardır.Allah kullarına gerçekleri göstermek için her türlü ayetlerini adeta insanın gözüne sokarcasına açıklıyor.Ama insan kör ve sağır olduğu için bunu anlamıyor.

HERŞEYİN TEK SAHİBİ YALNIZ ALLAH'TIR

      "De ki,ben size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum.Ben gaybı da bilmem.Size ben bir meleğim de demiyorum.Ben sadece bana vahyolunana uyarım.De ki,kör ile gören hiç bir olur mu?Hiç düşünmez misisniz?
                                                   EN'AM SURESİ,AYET - 50

      Elbette herşeyin tek hakimi allah'tır.Kul sadece emanetçidir.O da emanetini tam anlamıyla yapsa,iyidir.Ama çoğu kez " emanetine ihanet eder" bunun farkına bile varmaz.Hatta ihanetini haklı çıkarmak için de binbir cambazlık yapar.Kendini dünyanın hakimi,emanetin sahibi zannederek bazen ilahlık iddasında bile bulunur.İnsan ne kadar nankör ve cahil bir varlık ki, etrafındaki olup biten "gerçekleri" göremez.İşte allah bunları "kör" olarak sıfatlandırır.Böyle olmayın "görenlerden" olun diye de ikaz eder.İnsanı düşünmeye çağırır.  
          Bazı insanlar bu ayetin ilk cümlesini "Allahın hazineleri benim yanımdadır demiyorum"ifadesini sanki kendi sözüymüş gibi söyler.Bu ne kadar cahilce bir  tutum.Sen kimsin ki Allahın ayetini söyleyerek,kendini Allah yerine koyarsın.Şirktesin,şirkte.Bunu paylaşanlar da bu şirke alet oluyorlar farkında olmadan.Kimse Allahın Kuranda açıkladığı ifadeyi aynısıyla kullanamaz.Şirktir.Ayetlerden çıkardığı ibretleri kendi ifadesiyle söyleyebilir.Aynısıyla asla söyleyemez.

    Kendinin "kör ve cahil" olduğunu anlamadan da bilgiçlik taslayarak, hakikati gören,bilenlerle de sonu hüsran olan iddalaşmaya giderler.Bu konuda başka bir ayette de yüce Allah:
     "Kavmi onunla tartışmaya başladı.Onlara de ki,beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışıyor musunız?Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam.Ancak Rabbimin birşey dilemesi hariç.Rabbimin ilmi herşeyi kuşatmıştır.Hala ibret almıyor musunuz?"

                                                  EN'AM SURESİ,AYET- 80
        Dünyada o kadar  çok ibret alınacak olaylar gerşekleşiyor ki,insanın bunlardan ders alamamasına şaşmamak elde değil.İnsan bu kadar mı cahil olur? Hiç mi ibret alıp ders çıkarmaz olanlardan.Evet ders çıkarmaz,ibret almaz,çünkü o "kördür,sağırdır,akılsızdır,cahildir..." bu özellikler maalesef bazı insanların vazgeçilme sıfatlarıdır.Biz bunlardan olmayalım olmaz mı?


DÜNYA HAYATI

        "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka birşey değildir.MUTTAKİ olanlar için,ahiret yurdu,muhakkak ki daha hayırlıdır.Hala akıl erdiremiyor mususnuz?"
                                                                                                               EN'AM SURESİ,AYET- 32
     Allah, dünya hayatını işte böyle açıklıyor.Gerçektende dünya hayatı bir oyun gibi.Kimi yapıyor,kimi bozuyor.Kimi imar ediyor,kimileri gelip yerle bir ediyor.Kimileri burası benim diyor,kimisi gelip binbir oyunla orasını elinden alıyor.Kimisi haksızlığa uğruyor,gücü yetmeyince yakınlarına söylüyor,onlardan yardım istiyor.Bazen zalime güç yetmiyor,zalim o kadar ileri gidiyor ki,haşa küçük dağları ben yarattım der gibi zulmü yıllarca sürüyor.Ama zaman geliyor kendine güvenenin içten içe "güvey kurdunun" yediği gibi,kendi zulmü kendinin başına bela oluyor ve yıkılıp gidiyor.Dünya tam bi "ooohh" çekecekken,başka bir zalim türüyor.İnsanlar bir taraftan bu zalimlerin zulmüyle,diğer taraftan da kendi bencillikleriyle hırlaşıp bu oyunlarına devam ediyorlar.Anlayacağınız herkes kendi oyununnu peşinde.

     Ama oyunlarını gerçeklere döndürenler de yok değil.Onlar da ilahi mesajlara kulak vererek,Allahın "RABLIĞINI" kabul ederek,oyun olmayan bir yer için "prova" yaparlar.İşte bunlara,yukardaki ayette Allah "MUTTAKİLER" diyor.Onlar bu oyuncak dünyayı ebedi aleme açılan bir kapı,orada  bu dünyada ektiğini biçeciği bir tarla olarak görüyor.Biz de bu yolu seçelim olmaz mı?

Thursday, 13 September 2012

ÖLÜM VE ÖTESİ

                                            ÖLÜM  VE  ÖTESİ
       Ölüm, genelde hayatın sonu anlamına gelir.Ama insan ve cinler için ise ölüm,yeni bir hayata doğuş olarak da anlaşılmalı.Zira kıyamet dediğimiz büyük olaydan sonra insan ve cin ruhları yeni birer bedenle tekrar ahiret aleminde doğacaklar.Bu nedenle "ölüm" onlar için yeni bir hayata başlangıç için geçiştir.
       Allah hayatı ve ölümü birlikte yaratmıştır.Daha doğrusu hayatta,kainatta herşey "zıddıyla kaimdir" Yani herşeyin bir zıddı vardır.Acı-tatlı,iyi-kötü,sıcak-soğuk,yaz-kış,ilbahar-sonbahar,güzel-çirkin,helal-haram....daha yüzlece,binlercesini sayabiliriz.Önemli olan bu dengelemenin olmasında mutlaka bir "HİKMET" olduğunu anlamak,kavramaktır.
       Ölüm ,insan ve cin varlıklarının dışında yok olmak,kaybolmak,bir daha ortaya çıkmamak gibi anlaşılır.Bunun yanında bazı cansız dediğimiz tabiatta,aynı çekirdekten ,aynı özellikleri taşıyan varlıkların olması da,bizim ahiret inancımızı kuvvetlendirmek,örnek olmak için yaratılmışlardır.Yoksa kainatın yok oluşuyla herşey yok olup gidecektir.Allah "kurumuş toprağa,biz yağmur bulutlarını gönderek,oraya su indirerek,toprağın yeniden canlandığını göreceksiniz" diyerek de açıkça bize ahiret hayatının ,yeniden dirilmenin mutlak olacağını anlatmak için açık-seçik örnekler verir.
        Ölüm,insan ve cinler için bu dünya ile ilişkilerinin tamamen kesilmesi demektir.Nası ki,bu iki varlık önceden bu dünyada yok iken sonradan gelmişlerse,tekrar dirilecekleri ahiret alemine geçince de bu dünya ile ilişkileri tamamen kesilmiş oluyor.Yani anlayacağınız insan ölünce bu dünyada çürümüş,toprak olmuş cesedinden başka birşey kalmıyor.Zaten o beden de bu dünyaya aitti,ancak o burada kalacak.Ölen birinin yıllar sonra kabrini açın,kemiklerini şöyle ufalayın,ancak bir avucumuzu dolduracak kadardır.O da hiçbir mana ifade etmez,yani insanın hiçbir özelliği o kurumuş kemiklerde bulamazsınız.Kurumuş bitki tohumunda o bitkiyi oluşturan canlı atomlar olmasına rağmen,çürümüş insan kemiklerinde insanı oluşturacak atomlar asla bulunmaz.O kemikler incelenirse,topraktaki bazı cansız minarelleri belki bulabilirsiniz.Onları da zaten insan hayatta iken topraktan aldığı gıdalardan almıştı.yani insanı insan yapan bedeni değil,onun ruhudur.Ruh gitti,bedenin işi bitti.Ruh, bedeni insan yapan bir enerji gibidir.O enerji ölüm olayıyla başka bir aleme,ahiret alemine yani geldiği aleme, geri döner.Orada da kendisine verilecek başka bir bedenle buluşuncaya ,yani kıyamet dediğimiz yeniden ayağa kalkma zamanına kadar Allahın ruhlar için ayırdığı mekanda muhafaza  edilir.Daha sonra hesap günü için yeni bedenle birleşir ve daha sonra da gideceği,daha doğrusu hak ettiği yere gider.Yani anlayacağınız bu dünyadaki mezarlar,mezarlıklar bomboş birer çukurdan başka birşey değildir.Bu nedenle burada kabir azabı diye de bir şey yok.Azap sadece cehennemde var.Orada da ancak oraya gidecekler bu azabı yaşayacaklar.Mezarlıklar bizler için "ey insan sen ne kadar anlamaz,akletmez bir varlıksın.Bak senin gibi bir zamanlar dünyaya kazık çakmağa çalışanların hallerine,işte sen de bunlar gibi toprak olup,bir hiç olacaksın.Hala anlamaz mısın?İbret almaz mısın?"der gibi karşımızda durur.yoksa orada ölen falan asla yok.
        Ruh,kıyamet,cennet-cehennem,hesaba çekilme,ahiretteki beden ile ilgili bilgilerimiz sınırlıdır.Allah bu konu ahirete ait olduğu için bize fazla  bilgi vermemiştir.Bu da O'nun başka bir hikmeti,yaratmasıdır.Bize düşen görev Kuran ışığında ölüm ötesine hazırlıklı olmaktır.Ölüm ,kabul etsek de,etmesek de mutlak olacak bir son ve aynı zamanda bir başlangıçtır.Sadece şunu açıkça anlamak ve bilmek gerekir ki,ahiretteki yeni hayat bu hayata asla ve asla benzemiyecek.Orada sabah işe gidip,akşam gelmek yok,iş bulma,para kazanma,araba-ev alma, derdi yok.Terör,kazalar,kavgalar,sürtüşmeler,kıskançlıklar,iftiralar,katliamlar asla yok.kimsenin bir başkası tarafından sömürülmediği,herkese hakkının en adil bir şekilde verildiği,kimseye haksızlık yapılmadığı bir "ilahi düzen" var orada.Orada tek hakim sadece ALLAH olacak.Orada insan ve cin tayfası ancak bu dünyada yaptıklarının " tam karşılığını" alacaklar.Ne bir gram eksik,ne de fazla.
       Orada ancak iki ayrı dünya olacak: Biri gece-gündüz (tabiririyle) azab gören insan ve varlıklarının yeri olan CEHENNEM ile bu dünyada Allahına tam anlamıyla kul olmuş insan ve cinlerin mutlu olduğu,neşelendiği,huzur ve sürurun olduğu  CENNET olacak.Bunların arasında da BERZAH dediğimiz,ikisini ayıran başka bir alem olacak.Bu berzahta hesaba çekilmeyecek,çocuklar,deliler yani Kuran mesajlarından sorumlu olamadan ölen insanlar olacaklar.Ahiret alemi dediğimiz bu üç alemde başka bir ölüm asla olmayacak.Orada hayat baki olacak.İşte bu nedenle orada yeni yaratılacak beden de o alemin özünden,maddesin olacak.Cehennemdekiler cehennemin maddesinden,cennetiler cennetin maddesinden,berzahtakiler de oranın maddesinden oluşacak bedenlerle yeniden yaratılacaklar.

       Bunları kavrayarak dünya hayatının ne kadar kısa ve basit olduğunu anlayarak  ona göre bağlanmak ve değer vermek gerekmez mi?Allah insanı en iyi tanıyan yaratn olduğu için,zaman zaman,"insan ne kadar zalimdir,insan sonunu hiç düşünmez mi?insan daima nisyandadır (unutkandır),insan hiç akıl etmez mi? " gibi yüzlerce değişik ifadelerle insanları uyarır,dikkatini ebedi hayata çekmek ister.Ama heyhat kaç kişi bu uyarıyı dikkate alarak yaşar. Siz bari bu uyarıya kulak verin.Ölümsüz bir hayat bizi bekliyor.Cennet dururken,işkencenin,ezanın eksik olmadığı,ilelebet devam edeceği bir alemi,cehennemi neden seçmeğe çalışırız. TAKDİR SİZİN !
         
        

Monday, 3 September 2012

KONUŞURKEN GÜZEL KELİMELER SEÇMEK

    İnsan konuşan bir varlık da derler.Konuşmak insanın bir özelliğidir.Konuşamayan insanlara bakınca bunun kıymetini daha iyi anlarız.
   Mademki konuşmak insan için bir niğmettir,acaba insan bu konuşmasını neden güzel sözlerle süslemez ki! Bakın bir topluma veya bir özel yere giderken,nerede en güzel giyisiler var,onu seçeriz.Neden konuşurken buna dikkat etmeyiz ki.Halbuki kullanılan kelimeler hem yüze,hem de gönüle hitap eder.Elbise ise sadece göze hitaber.Gönüle hitap eden konuşmamızı niçin güzel sözlerle süslemiyoruz,neden kırıcı kaba-saba sözleri kullanmağı tercih ediyoruz ki.Halbuki tüm kalıcı dostluklar "güler yüz-tatlı dil " ile gerçekleşir.
   Bu güzel konuşmayı daha çok ve devamlı olarak,kendi ailemizde gösterelim ki,ailemiz mükemmel olsun.aile fertleri arasında sıcak kaynaşma,samimiyet olsun.Daha sonra sevdiklerimize,tanıdıklarımıza,veya başka insanlara bunu uygulayalım ki,insan olduğumuzun farkına başkalrı da varsın.
   Hani derler ya "tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" diye.İnanın doğrudur.Tatlı söz kullanarak elde edemeyeceğiniz güzellikler,üstesinden gelemeyeceğiniz zorluklar yoktur.
   Allah bile Kutsal kitabımız KUR'ANda bunu bizden ister.Hiç Allah kötü olan şeyleri kullarından ister mi?İstemez elbette.Hadi bakalım,bundan sonra bu davranışı kendimize alışkanlık haline getirelim.Bakarsınız insan olduğumuzun farkına varırlar.

KUR'AN-I KERİM

      
    Kur'an, tüm insanlığa yol göstermek için göderilmiş ilahi mesajların toplandığı bir kitaptır. Onda insanlığın tüm ihtiyaçlarına  cevap olacak şekilde bilgiler vardır.Ondan yararlanan,Onun mesajlarına kulak veren,verdiği mesajlardan dersler çıkaran toplumlar için daima başarı söz konusudur.Dikkat ederseniz başarı dedim.Başarı: insanın ve toplumların hem bu dünyada,hem de ahirette elde edecekleri nimetlerle ölçülür.Bu dünyada elde edilen,nimetlerin ahirette,ateşle değiştirilmesi  başarı  değildir.işte bu nedenle Kur'an bize ahiretteki nimeti de garantiliyor.O da bir şartla: Kur'anı anlayarak,Onun yolunda sapmadan yürümekle,çalışmakla,hayatını Onun koyduğu kurallara uydurmakla.
   Kur'an insan hayatını nasıl kontrol altına alır:Kur'anda bazı ayetler vardır ki,hüküm ifade eder.Yani bize yol gösteren yasalrı içerir.Kur'an da bazı ayetler vardır ki,bize canlılar ve kainat hakkında bilgi verir.Öyle ayetler vardır ki  KISSA  özelliği taşır.Yani geçmiş peygamberlerin ve milletlerin yaşantılarından, İBRET ALMAMIZ İÇİN  bize dersler ve uyarılar içerir.O kıssalar, bizim de o milletlerin yaptıkları yanlışlıklara düşmememiz için bize ders verir.Bazı ayetler vardır ki,aile hayatımızı,ticaret hayatımızı,savunma hayatımızı,ahlak anlayışımızı, ALLAH ile KULLUK ilişkilerimizin nasıl olması gerektiğini gösterir.Bize iyi bir kul nasıl olunur,onun kurallarını öğretir.Anlayacağınız,Kur'an bizim hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmak zorundadır. Kur'ansız hayat,kansız vücut gibidir.Suyu kesilmiş,susuz kalmış bir bitkinin durumu gibidir. Dünya ve ahiret mutluluğu istiyorsak,bugünden tezi yok, Kur'ana yönelmemiz gereklidir.Kuranla dost olun ,o sizi yolda bırakmaz.En güzel dost ALLAH'tır.O'nun bize armağan ettiği KUR'ANDIR.

Sunday, 2 September 2012

İYİLİK YAPMAĞA ARACI OLMAK DA SEVAPTIR

Kim,iyi bir işe aracı olursa,ondan sevap,kötü işe aracı olursa da ondan günah kazanır.Allah herşeyin karşılığını tam olarak verir.
NİSA SURESİ,AYET-85

MÜNAFIKLARI SAVUNMAK HARAMDIR

Size ne oldu da münafıklar hakkında ikiye ayrıldınız.Halbuki Allah ,onların yaptıkları işlerinden dolayı rezil edecektir.Allahın rezil ettiği kullarını siz mi,doğru yola getireceksiniz? Kimse asla onları doğru yola getiremez.(onları savunmanız,onların doğru yolda olduğunu göstermez).
NİSA SURESİ, AYET - 88

KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMEK VEYA VAZGEÇİRTMEK İÇİN ÇALIŞMAK FARZDIR

Onlar ,işledikleri kötülüklerden birbirlerini vazgeçirtmek için çalışmazlardı.Yemin olsun ki,bu yaptıkları davranışları çok kötüdür.
MAİDE SURESİ, AYET- 79

SUÇU İŞLEYİP DE BAŞKASINA BUNU YÜKLEMEK HARAMDIR

Suçu işleyip de başkasına bu suçu atanlar,büyük günah işlemiş olurlar.Allah onları asla affetmez (velevki,bu suçunu itiraf edip,tevbe etmedikçe)
NİSA SURESİ, AYET- 112

DİNİ EMİRLERİ ALAYA ALANLARI VE KAFİRLERİ DOST EDİNMEYİN

Ey İman edenler ! Dininizi alay konusu yapan kafirleri asla dost edinmeyin.Eğer mü'min iseniz Allahtan korkun .(bu yola düşmeyin).
MAİDE SURESİ, AYET-57

ADALETLİ OLMAK VE ADİL OLARAK ŞAHİTLİK YAPMAK FARZDIR

Ey iman edenler! Allah için ,hakkı ayakta tutan ,adaletle şahitlik eden kimseler olun.Bir topluluğa duyduğunuz kin,sizi adaletsizliğe itmesin.Unutmayın ki,Adaletli olmak,ancak Allahtan korkanların işidir.Allaha isyandan sakının.(adaletsizlik yaparak Allaha isyan etmeyin)Allah yaptıklarınızı tam anlamıyla bilir.
MAİDE SURESİ, AYET- 8

PAYLAŞMAK GÜZELDİR AMA NE OLDUĞU ÖNEMLİ

Fedakar insanların özelliğidir paylaşmak.Bu paylaşım muhakkak iyi güzel olan da olmalı.Elideki,eroini de,sigarayı da,içkiyi de paylaşırsın.Hatta burada ahlaksız bir görüntüyü ve yazıyı da paylaşabilirsin.Buna fedakarlık denmez,SUÇA ORTAK OLMA denir.Paylaçmak,insanlığın yararına olursa bir anlamı ve değeri olur.Yeni bir tekniği,güzel bir sözü,şiiri,manzarayı,duyguları,fedakarlıkları anlatan hikayeleri velhasıl güzel ve iyi olan herşeyi paylaşmak çok ama pek çok güzel.Gelin siz de burada birşey paylaşırken bunu yapın.Bunu yapın ki,hem bu dünyada,hem de ahirette kazananlardan olun.

NAZAR BONCUĞU İNSANI KORUR MU?

Bu da nerden çıktı demeyin,moda olmuş da ondan.Bakın size şunu kesin olarak yazayım: Hiçbirşey hatta muska dedikleri,cevşen dedikleri bile insanı asla koruyamaz.İnsanı koruyacak tek varlık vardır O da ALLAH'TIR.Sen kendini O'na emanet edersen gerisi boştur.Çünkü Allah bize kendi nefsimizden bile çok yakındır.Bakın Allah yolunda olan Peygamberi,kafirlere karşı Allah bir mağara da bir anda örümceğe ve güvercine görev vererek Mağarada korumamış mıdır? Daha nelerden ve kimlerden korunma istersiniz.Bir depremde,bir hortumda bile Allah en korumasız bebekleri korursa sizi korumaz mı? Korur elbette.Ama bir şartla: O'na bağlanmakla

KIYAMET GÜNÜ OLUŞACAK YENİ HAYAT ALEMİ BU DÜNYADAN FARKLIDIR

"Gök yarıldığı,yıldızlar dengesini kaybedip döküldüğü,denizler kaynatılıp yer değiştirildiği zaman,herkes yaptığı iyiliği ve kötülüğü bilecektir." İNFİTAR SURESİ,AYET 1-5 arası
"Gök Rabbinin emriyle yarıldığı,yerin dümdüz edildiği ve içerisindekilerin dışarı atıldığı zaman.." İNŞİKAK SURESİ,AYET 1-4 arası
"Güneş dürüldüğü,ışığının
 söndürüldüğü,yıldızların dengesini kaybedip düştüğü,dağların bir pamuk yığını gibi yerlerinden yürütüldüğü zaman,insan sevdiği mallarından ayrıldığı zaman..." TEKVİR SURESİ,AYET 1-3 arası.
Demek ki dünya kıyamet günü dünya olmaktan çıkarılacak.Yani gök cisimleri ile yer birbirine karışacak.Akifin ifadesiyle HERCÜMERÇ olacaklar.Üzerinde yaşadığımız dünya diye bir yer olmayacak.Daha sonra başka bir yer oluşacak.Bu yeni yer ahiret alemi dediğimiz yer olacak.Burada sadecee CENNET ve CEHENNEM diye iki yer olacak.Orada güneş ve yıldızlar,deniz ve dağlar olamayacak,yani dünya denen bir yer olmayacak.
"Orada koltuklarına kurulmuş olarak bulunanlar ne yakıcı sıcak,ne de dondurucu soğuklar görmeyecekler."İNSAN SURESİ,AYET 13
Daha da önemlisi ahirette tekrar yeniden yaratılanlar bir daha ölüm nedir görmeyecekler.Yani ahirette ölüm diye bir durum asla olmayacak.Durum böyle olunca,ölümlü dünya diye bir dünya olmayacak.Allah sizi oradan çıkaracağız derken yeni yarattığı dünyayı kasdediyor.Zira bu yaratılan dünyada yer çekimi diye bir durum olmayacak.Cennet o kadar çok geniş olacak ki,bu dünyanın belki 100 misli veya daha fazla.İş böyle olunca bu kadar uzun mesafeleri gitmek için insanın sadec istemesi yeterli olacak.İnsan istediği yerde istediği anda olacak.Orada uçak,araba,otobüs olmadığına göre bu seyahatını ne ile yapacak,işte bunları hatırlamak bile ahirette ki alemin bu dünya alemi olmayacağını anlamağa yeter sanırım.
Durum böyle olunca,bu dünyadaki mezardaki cesetlerin sadece bu dünyada yok olduğunu bilmek gerek.Mezarlar sadece yaşayan insanlara,dışarda çürüyerek zarar vermesin,hastalıklara sebep olmasın diye oluşturulan bir olaydır.Bununla ilgili,Kuranda geçen Ademin iki oğlu arasında geçen öldürme olayının ardından bir karga gönderilerek cesedin gömülmesini göstermesindeki hikmet de budur.Yoksa mezarların bir özelliği ve kutsallığı yoktur.Ceset yok olacak,ama ruh baki kalacak.Allah o ruha,ahirette uygun bir beden yaratacaktır.
Cehennemde yanan vücudların tekrar tekrar yeniden oluşarak bu azaplarının devamı da başka bir gerçektir.Bu vücut olsa,yanar kül olur giderdi.Ama o azap çeken bedenler hem yanacak,hem devam edecek.
Başka bir ayet bunu daha açıkça açıklar:" YER BAŞKA BİR YERE,GÖK DE BAŞKA BİR GÖĞE DEĞİŞTİRİLECEK" İbrahim suresi, ayet -48
"Cennet ile cehennem arasında bir engel vardır,onların üstünde de A'raf denen bir yer vardır.Buradakiler cennetlikleri ve cehennemlkikleri yüzlerinden tanırlar." A'RAF SURESİ,AYET- 46
Bu konuda Kur'anda daha onlarca ayet vardır.Önemli olan gerçekleri görmek ve anlamak için Kur'ana müracaat etmektir.Acaba müslümanlar neden bu kadar Kur'andan habersiz müslümanlık yaparlar anlamıyorum.Hem müslümanım diyorlar,hem de müslümanlığın icaplarını anlatan Kur'andan haberleri yok.Onlar sadece hazıra konmaya alışmışlar.Birileri Kur'ana baksın,biz de o birilerine bakalım yeter diyorlar.Halbuki ilim bu değil.Her müslüman ben de Kurana bir bakayım Allah neler anlatmış bu Kur'anda demeli.Mutlaka bakmalı,anlayarak okumalı.Kendi dilinden anlamalı.Sadece arapçasından Kuran okumak,Kur'an okumak değildir.Anlaşılmadan okunan Kurandan faydalanamazsınız.Bunu mutlaka aklınıza koyun.

CUMA NAMAZI HER MÜ'MİNE FARZDIR

"Ey iman edenler ! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman (ezan okununca),hemen Allah'ı anmağa (namaza) koşun.(namaza gitmek için).Alış-veriş yapmayı derhal bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu (davete uyarak namaza gitme),sizin için daha hayırlıdır." CUMA SURESİ, AYET 9 .
Gelin bizler de bu ilahi emre uyarak cuma namazına giderek Allahın bir emrini d
aha yerine getirmiş olalım.Cumaya kadınlar da gidebilir.Çünkü buradaki hitap geneldir.Yani ey erkekler,ya da ey kadınlar demiyor Allah.Ne diyor? EY İMAN EDENLER şeklinde başlıyor.Yani bu hitapla hem kadınlar,hem de erkekler cuma namazına gidebilirler..
Aynı hitap şeklini Ramazan orucu için de görürüz.Orada da Allah YA EYYÜHELLEZİNE AMENÜÜ,KÜTÜBE ALEYKÜM-MÜSSİYAME.... diye başlar ayetine.Yani Ey iman edenler Oruç sizin üzerinize farz kılndı.ifadesiyle başlar.Yani hitap şekli aynı.Nasıl orucu kadın-erkek tutmak zorunda ise,cumaya gitmek de aynı anlamdadır. Sonradan ortaya konan görüşler Kuranın ayetine uymuyor.Peygamber,ve sahabe dönemlerinde de kadın müslümanlar da cumaya gelirlerdi.

DİNSİZLERİN LÜKS YAŞAMI SİZİ ALDATMASIN

"Dinsizlerin lüks yaşamları,yaptıkları tatiller seni aldatmasın" Al-i İmran suresi,ayet-196
"Bu onların azıcık faydalanmalarıdır.Halbuki onlar ebedi olarak cehenneme girecekleribu ne kadar kötü bir yer." Al-i İmran suresi,ayet- 197
Bize düşen nefsimize uymadan sabırla Allahın yolundan gitmektir.Ebedi olarak cennette olmak,elbette ebedi olarak cehennemde olmaktan çok çok iyidir.

ÇOK ÖNEMLİDİR

"Doğrusu,hiçbir günahkar başkasının günahını çekemez." Necm suresi,ayet-38
Hani derler ya kul hakkı diye birşey var.İşte bu nedenle haksızlık yapanların sevabı alınarak,haksızlığa uğrayanlara verilecek diye.Bu külliyen ( tamamen) YANLIŞTIR,ASILSIZDIR. Peki haksızlık yapanın veya haksızlığa uğrayanların durumu ne olacak.?Allah haksızlık yapanlara yaptıkları haksızlığın karşılığı ka
dar ceza,günah yazarken,haksızlığa uğrayanlara da uğradıkları haksızlık kadar mükafaat,sevap yazacaktır.Bunların tamamı bu dünyada olacak.Ahirette öyle sevap-günah alış-verişi diye bir olay yoktur.Allah zilzal suersinde bunu açıkça açıklar:
"KİM ZERRE MİKTARI HAYIR YAPARSA,ONUN KARŞILIĞINI ALIR" Zilzal_-7
"KİM DE ZERRE MİKTARI ŞER İŞLERSE ONUN DA KARŞILIĞINI ALIR" Zilzal suresi,ayet -8
Durumu böyle anlayın,doğrusu da budur.Ahirette sadece amel defterler verilecek.Dolayısıyla orada bir alış-veriş yoktur.Sadece kulun yaptıkları yüzüne okunacak,orada ağızlardan başka organlar da kulun aleyhine konuşacaklar.Bu da ayette geçer.

ALLAH'IN SİZİ UNUTMASINI İSTEMİYORSANIZ,SİZ DE O'NU UNUTMAYIN

" Allah'ı unutan , Allah'ın da kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın.Bu kimseler FASIKLARDIR" Haşr suresi,ayet- 19

KONUŞURKEN ŞUNA DİKKAT EDİN

"Kullarıma deki ! en güzel ve en iyi sözlerle konuşsunlar" İSRA SURESİ,AYET-53
Özellikle dini konularda olsun,insani ilişkilerde olsun,kelimelerin güzelini seçerek kullanmak,konuşmak bir farzdır.Yukardaki ayet Allah'ın emridir.Allahın her emri bizler için farzdır.Öyle ise müslüman kötü söz kullanmaktan sakınmalı.

Hani bizde bir söz vardır: "Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır." diye.Buradaki yılan düşman anlamındadır.Yani insan tatlı söz kullanarak rakibini,düşmanını bile hizaya sokar,düzeltir,yola getirir demektir.HADİ BİZLER DE BU EMRE UYALIM.

İNANDIĞIN DOĞRULARI EN GÜZEL ŞEKİLDE ORTAYA KOYMALISIN

"Kendini en güzel,en iyi şekilde savun.Göreceksin ki,bu iyimserliğin sayesinde aranızda düşmanlık olanlar bile sana karşı samimi dost olacaklardır." FUSSİLET SURESİ,AYET-34
İnsan kızmadan,bağırmadan fikirlerini savunmalı,ortaya koymalı.Bu yolu seçenler daima başarılı olurlar.

BUNU DA UNUTMAYIN !

"Hiç kimse yarınının kendine neler getireceğini (gelecekte durumunun nasıl olacağını) ,hangi yerde öleceğini bilemez." LOKMAN SURESİ,AYET-34
Ölüm insana bu kadar yakın iken ,insanoğlu halen ölüm sonrasını düşünmeden yaşar.İster inanın,ister inanmayın,ölümden sonra sonsuz bir hayat sizi bekliyor.VAR OLAN BİRŞEY,SİZİN YOK SAYMANIZLA ASLA YOK OLMAZ.Lütfen bunu aklınıza kabul ettirin.Yoksa son pişmanlık fayda vermiyor! Karar sizin...

ADALET HER YERDE VE HER ZAMAN GEREKLİDİR

"Bir topluma olan kininiz,sakın sizi adaletsizlik yapmağa düşürmesin.Adil olun.Çünkü Allah'a yakın olmanın tek yolu Adaletli olmaktır.Allah'tan korkun ki,korunasınız." EL-MAİDE SURESİ,AYET-8
Adaletli olmak,müslüman olmaya giden yolda bir aşamadır.Allah bile kullarında adaletle hükmeder.Biz de öyle yapalım.Zira bu yüce Yaratan Allah'ın da bir emridir.Unutmayalım.

KIYAMET GÜNÜ OLUŞACAK YENİ HAYAT ALEMİ BU DÜNYADAN FARKLIDIR

"Gök yarıldığı,yıldızlar dengesini kaybedip döküldüğü,denizler kaynatılıp yer değiştirildiği zaman,herkes yaptığı iyiliği ve kötülüğü bilecektir." İNFİTAR SURESİ,AYET 1-5 arası

"Gök Rabbinin emriyle yarıldığı,yerin dümdüz edildiği ve içerisindekilerin dışarı atıldığı zaman.." İNŞİKAK SURESİ,AYET 1-4 arası

"Güneş dürüldüğü,ışığının
 söndürüldüğü,yıldızların dengesini kaybedip düştüğü,dağların bir pamuk yığını gibi yerlerinden yürütüldüğü zaman,insan sevdiği mallarından ayrıldığı zaman..." TEKVİR SURESİ,AYET 1-3 arası.
Demek ki dünya kıyamet günü dünya olmaktan çıkarılacak.Yani gök cisimleri ile yer birbirine karışacak.Akifin ifadesiyle HERCÜMERÇ olacaklar.Üzerinde yaşadığımız dünya diye bir yer olmayacak.Daha sonra başka bir yer oluşacak.Bu yeni yer ahiret alemi dediğimiz yer olacak.Burada sadecee CENNET ve CEHENNEM diye iki yer olacak.Orada güneş ve yıldızlar,deniz ve dağlar olamayacak,yani dünya denen bir yer olmayacak.
"Orada koltuklarına kurulmuş olarak bulunanlar ne yakıcı sıcak,ne de dondurucu soğuklar görmeyecekler."İNSAN SURESİ,AYET 13



Daha da önemlisi ahirette tekrar yeniden yaratılanlar bir daha ölüm nedir görmeyecekler.Yani ahirette ölüm diye bir durum asla olmayacak.Durum böyle olunca,ölümlü dünya diye bir dünya olmayacak.Allah sizi oradan çıkaracağız derken yeni yarattığı dünyayı kasdediyor.Zira bu yaratılan dünyada yer çekimi diye bir durum olmayacak.Cennet o kadar çok geniş olacak ki,bu dünyanın belki 100 misli veya daha fazla.İş böyle olunca bu kadar uzun mesafeleri gitmek için insanın sadec istemesi yeterli olacak.İnsan istediği yerde istediği anda olacak.Orada uçak,araba,otobüs olmadığına göre bu seyahatını ne ile yapacak,işte bunları hatırlamak bile ahirette ki alemin bu dünya alemi olmayacağını anlamağa yeter sanırım.



Durum böyle olunca,bu dünyadaki mezardaki cesetlerin sadece bu dünyada yok olduğunu bilmek gerek.Mezarlar sadece yaşayan insanlara,dışarda çürüyerek zarar vermesin,hastalıklara sebep olmasın diye oluşturulan bir olaydır.Bununla ilgili,Kuranda geçen Ademin iki oğlu arasında geçen öldürme olayının ardından bir karga gönderilerek cesedin gömülmesini göstermesindeki hikmet de budur.Yoksa mezarların bir özelliği ve kutsallığı yoktur.Ceset yok olacak,ama ruh baki kalacak.Allah o ruha,ahirette uygun bir beden yaratacaktır.
Cehennemde yanan vücudların tekrar tekrar yeniden oluşarak bu azaplarının devamı da başka bir gerçektir.Bu vücut olsa,yanar kül olur giderdi.Ama o azap çeken bedenler hem yanacak,hem devam edecek.
Başka bir ayet bunu daha açıkça açıklar:" YER BAŞKA BİR YERE,GÖK DE BAŞKA BİR GÖĞE DEĞİŞTİRİLECEK" İbrahim suresi, ayet -48



"Cennet ile cehennem arasında bir engel vardır,onların üstünde de A'raf denen bir yer vardır.Buradakiler cennetlikleri ve cehennemlkikleri yüzlerinden tanırlar." A'RAF SURESİ,AYET- 46
Bu konuda Kur'anda daha onlarca ayet vardır.Önemli olan gerçekleri görmek ve anlamak için Kur'ana müracaat etmektir.Acaba müslümanlar neden bu kadar Kur'andan habersiz müslümanlık yaparlar anlamıyorum.Hem müslümanım diyorlar,hem de müslümanlığın icaplarını anlatan Kur'andan haberleri yok.Onlar sadece hazıra konmaya alışmışlar.Birileri Kur'ana baksın,biz de o birilerine bakalım yeter diyorlar.Halbuki ilim bu değil.Her müslüman ben de Kurana bir bakayım Allah neler anlatmış bu Kur'anda demeli.Mutlaka bakmalı,anlayarak okumalı.Kendi dilinden anlamalı.Sadece arapçasından Kuran okumak,Kur'an okumak değildir.Anlaşılmadan okunan Kurandan faydalanamazsınız.Bunu mutlaka aklınıza koyun.

ALLAHIN KULLARINA MÜJDESİ:

"Kim hayırlı ve güzel bir amelle gelirse,ona 10 katı sevap verilir.Kim de bir günah ile gelirse,ona da ancak 1 (bir) katı kadar günah verir.Onlara asla haksızlık yapılmaz." EN'AM SURESİ, AYET- 160

DUALARIMIZDA YANLIŞLIK YAPMAYALIM:

Bazıları dualarında Allahtan birşey istediklerini zannederek yanlışlıklar yaparlar.Mesela "sen bilirsin ya rabbi,ya rasulallah,sen yardım et ya rasulallah,senden sen büyüksün ya rabbi ya rasulallah derler.Bu çok yanlıştır.Çünkü YA RASULALLAH demek ey Allahın peygamberi demektir..Kişiler bilmeden bu ifadeyi Allah için kullandıklarını sanarlar ve haşa şirke düşerle
r..Allahın varken başka birinden yardım istenmez.Bu peygamber olsa da değişmez.
Bir başka yanlışlık da,kişi sevmediği biri hakkında " ONUNLA CENNETE BİLE GİRMEK İSTEMEM" demesi.Bu ne kadar saçma birşey.Cennete sadec Allahın sevdiği kişiler girecekken,senin sevip-sevmemenin ne önemi varki.Hatta Allah Kuranda:....Cennette kalplerinde ne kadar kin ve hasetlik varsa çıkartır atarız..."diyor. A'raf suresi,ayet-43
Duanın kabul olabilmesi için bizim ona uygun bir amel içinde olmamız gerek.Duadan sonra da mutlaka sadaka vermek gerek.
Haksız olduğumuz halde beddua etmek.Unutmayın haksı iken yapılan dualar sahiplerine geri döner ve onlara ceza olur.

CUMA NAMAZI HER MÜ'MİNE FARZDIR

"Ey iman edenler ! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman (ezan okununca),hemen Allah'ı anmağa (namaza) koşun.(namaza gitmek için).Alış-veriş yapmayı derhal bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu (davete uyarak namaza gitme),sizin için daha hayırlıdır." CUMA SURESİ, AYET 9 .
Gelin bizler de bu ilahi emre uyarak cuma namazına giderek Allahın bir emrini d
aha yerine getirmiş olalım.Cumaya kadınlar da gidebilir.Çünkü buradaki hitap geneldir.Yani ey erkekler,ya da ey kadınlar demiyor Allah.Ne diyor? EY İMAN EDENLER şeklinde başlıyor.Yani bu hitapla hem kadınlar,hem de erkekler cuma namazına gidebilirler..
Aynı hitap şeklini Ramazan orucu için de görürüz.Orada da Allah YA EYYÜHELLEZİNE AMENÜÜ,KÜTÜBE ALEYKÜM-MÜSSİYAME.... diye başlar ayetine.Yani Ey iman edenler Oruç sizin üzerinize farz kılndı.ifadesiyle başlar.Yani hitap şekli aynı.Nasıl orucu kadın-erkek tutmak zorunda ise,cumaya gitmek de aynı anlamdadır. Sonradan ortaya konan görüşler Kuranın ayetine uymuyor.Peygamber,ve sahabe dönemlerinde de kadın müslümanlar da cumaya gelirlerdi.

DİKKATLİ OLMAK GEREK

" Allah ve peygamberine muhalefet edenler (Kur'an emirlerine karşı gelen veya beğenmeyenler) gerçekten en alçaklarla beraber olacaklardır."Mücadele suresi ayet-20

KONUŞURKEN ŞUNA DİKKAT EDİN

"Kullarıma deki ! en güzel ve en iyi sözlerle konuşsunlar" İSRA SURESİ,AYET-53
Özellikle dini konularda olsun,insani ilişkilerde olsun,kelimelerin güzelini seçerek kullanmak,konuşmak bir farzdır.Yukardaki ayet Allah'ın emridir.Allahın her emri bizler için farzdır.Öyle ise müslüman kötü söz kullanmaktan sakınmalı.
Hani bizde bir söz vardır: "Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır." diye.Buradaki yılan düşman anlamındadır.Yani insan tatlı söz kullanarak rakibini,düşmanını bile hizaya sokar,düzeltir,yola getirir demektir.HADİ BİZLER DE BU EMRE UYALIM.

ÇOK ÖNEMLİDİR

"Doğrusu,hiçbir günahkar başkasının günahını çekemez." Necm suresi,ayet-38
Hani derler ya kul hakkı diye birşey var.İşte bu nedenle haksızlık yapanların sevabı alınarak,haksızlığa uğrayanlara verilecek diye.Bu külliyen ( tamamen) YANLIŞTIR,ASILSIZDIR. Peki haksızlık yapanın veya haksızlığa uğrayanların durumu ne olacak.?Allah haksızlık yapanlara yaptıkları haksızlığın karşılığı ka
dar ceza,günah yazarken,haksızlığa uğrayanlara da uğradıkları haksızlık kadar mükafaat,sevap yazacaktır.Bunların tamamı bu dünyada olacak.Ahirette öyle sevap-günah alış-verişi diye bir olay yoktur.Allah zilzal suersinde bunu açıkça açıklar:
"KİM ZERRE MİKTARI HAYIR YAPARSA,ONUN KARŞILIĞINI ALIR" Zilzal_-7
"KİM DE ZERRE MİKTARI ŞER İŞLERSE ONUN DA KARŞILIĞINI ALIR" Zilzal suresi,ayet -8
Durumu böyle anlayın,doğrusu da budur.Ahirette sadece amel defterler verilecek.Dolayısıyla orada bir alış-veriş yoktur.Sadece kulun yaptıkları yüzüne okunacak,orada ağızlardan başka organlar da kulun aleyhine konuşacaklar.Bu da ayette geçer.

İNANDIĞIN DOĞRULARI EN GÜZEL ŞEKİLDE ORTAYA KOYMALISIN

"Kendini en güzel,en iyi şekilde savun.Göreceksin ki,bu iyimserliğin sayesinde aranızda düşmanlık olanlar bile sana karşı samimi dost olacaklardır." FUSSİLET SURESİ,AYET-34
İnsan kızmadan,bağırmadan fikirlerini savunmalı,ortaya koymalı.Bu yolu seçenler daima başarılı olurlar.

ÖNEMLİ DİNİ BİR BİLGİ

Biliyorsunuz namaz kılmak müslümanlara farzdır.Namaz için ise abdest almak farzdır.Kuranda abdestin sadece namaz için gerekli olduğu açıklanır.Örneğin Kuran okumak veya Kuranı ele almak için abdestli olma şartı asla ve asla yoktur.Kuran her yerde ve her zaman alınıp okunması gereken bir kitaptır.Abdest alma şart diyerek bizi Kurandan uzaklaştırdıklarını unutmayalım.Kuran
müslümanın cebinde taşıyacağı akıl kitabıdır.
Şimdi gelelim abdeste:Abdest ile ilgili tek ayet vardır,o da:
"Ey iman edenler! Namaz kılmağa kalktığınız zaman,Yüzlerinizi,dirseklere kadar ellerinizi,başlarınızı meshedip,topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın..."MAİDE SURESİ,AYET-6
Ayetin devamında gusul abdesti ve teyemmüm ile de ilgili emirler vardır.Biz burada abdest üzerinde duralım:Biliyorsunuz günümüzde abdest alırken bazı müslümanlar çorap,mesh (deriden çorap ayakkabbı) veya ayakkabı üzerine de mesh (yüzüne dokunarak) yaparlar.Buna gerekçe olarak da " ve ercüleküm" kelimesinin başındaki "ve" harfinin "feğsiluu" (yıkayın) kelimesine değil de "vemsehuu" (meshedin) fiiliyle ilişkili olduğunu söylerler. Bana göre "ve- ercüleküm" kelimesinin başındaki "ve" harfi yani "vav" harfi," fağsiluu" (yıkayın kelimesiyle ilgilidir.
İstersek onların dediği gibi anlayalım,yine de,burada çorap,mesh veya ayakkabı üzerine mesh yapmak asla ve asla anlatılmaz.ÇIPLAK AYAKLAR ÜZERİNE MESH anlaşılır ki,o da bir çeşit yıkamadır yine.Bu çorap ,mesh veya ayakkabı üzerine mesh edenler asla ve asla Kur'anda anlatılan abdesti yeri getirmiş olmazlar.Böyle olunca da abdestsiz olarak namaz kılarlar,o namaz da asla kabul görmez.Zira Allah'ın emrine uymayan bir işle namaza durulmuş olunur da ondan.Karar sizin.Benden bu kadar açıklama.

KUR'AN BİZE YOL GÖSTERİR

    Yaratan Allah, yarattığı varlıkların   tüm özelliklerini ve gereksinimlerini  en iyi bilendir.O  her varlığın  nasıl yaratıldığını,hangi şartlarda hayatını devam ettireceğini, yaşamı boyunca ne gibi olaylarla karşılaşacağını,bunlarla nasıl mücadele edeceğini,karşılaştığı zorlukları  aşmada  hangi yolların daha başarılı olacağını göstermek amacıyla  ilahi mesajlarının toplandığı Kur'anı göndermiştir.   Kur'anda ,yaratılan tüm varlıklar için kurallar,kanunlar var.Alah o kitapta hem  canlıların,hem de cansızların   uyacağı kuralları açık açık örneklerle açıklamıştır.Bize düşen görev ona yani Kur'ana başvurmaktır.   Kur'anın,hayat ve ölüm ötesi gerekli olan tüm  ihtiyaçlarmızı karşılayacak kuralları  bildirdiği bir gerçektir,önemli olan insanların Kur'ana iahi bir mesaj anlayışıyla  yaklaşmasıdır.Ondan kendine  gerekli olan bilgileri çıkarıp almak ve hayatında uygulamaya koymaktır.   İşte bu nedenle,Kur'ana dönelim,  Kur'anı anlayarak okuyalım diyorum.Kur'anı anlamak da yetmez,O'nun mutlaka hayatımızda bir yeri olmalı.O'nun kurallarına göre hayatımızı düzene sokmalıyız.Kur'anı kendimize değil,kendimizi Kur'ana uydurmak zorundayız.Bunu başardığımız takdirde,ibadetlerimizden huzur buluruz,her türlü dertlerimize çare bulmuş oluruz.Hatta  maddi ve manevi hastalıklarımıza bile çare bulmuş oluruz.Maddi hastalıkların tedavisi de Kur'anda vardır.Kur'an bu konuda bizleri göreve çağırıyor.Bunu yapalım ki,hastalıklı dünyada yaşamayalım.   Kur'an bize herşeyden önce nasıl kul olacağımızı gösterir.Kul olmadan insan olamayız.Sadece hayvanların  bir diğeri olarak kendimizi buluruz Kur'ansız.Kur'an bizi hayvan olmaktan kurtarır.O bize insan olmanın erdemlerini öğretir.İnsan olup,kainatı nasıl kontrol altına alınıp,yönetileceğini öğretir.   Kur'an bize Yaratıcımızı tanıtır.Başı-boş bir sürü olmadığımızı anlatır.Kur'an bize insan gibi yaşamayı,insan gibi toplumlar oluşturmayı,bununla ilgili kuralları anlatır.Kur'an  bze aile kurmayı,devlet kurup yönetmeği anlatır. Anlattığı herşey bizim iyiliğimizedir.Kötü olan şeyleri de Kur'an sıralar.Bunların yapılmamasını da ister ki,sağlıklı bir ömr sürelim diye.Kur'an bize öldükten sonraki   yaşam ile ilgili bilgiler de sunar. Ebedi hayat dediğmiz,ölüm ötesi hayatımızı da garantiye almak ister Kur'an.Önemli olan bizim Kur'ana yönelmemiz,Onu hayatımızın  vazgeçlmez kuralları kabul ederek  Onun bildirdiği ölçülere göre yaşamaktır.