MEZHEPLER
Mezhepte olmak,ya da bir mezhebe mensup olmak islamın ve imanın şartlarından biri değildir.Yani Allah'ın bir emri değildir.Kişileri bir mezhebe bağlamak da islamda yoktur.Hatta peygamber ve sahabe dönemlerinde de mezhepler yoktu.Mezhep,din konusunda bazı dini "nassları" (Ayetleri) kendi yorumlarıyla açıklayarak görüşler bildiren alimlerin yoludur.Onlar da aslında bir mezhep oluşturmak için,yola çıkmamışlardır.Sonradan onların peşinden gidenler,onları ve onların görüşlerini kabul edip takip ettikleri için mezhepler ortaya çıkmıştır.Kur'ana uyduğu müddetçe mezhep imamlarının görüşleri saygı görür,Kur'ana uymazsa saygı duyulmaz.Saygı duyulmadığı zaman da, Kur'ana ya da dine,islama değil,o zatın görüşlerine saygı duymamaktır.Onların görüşlerini tartışılmaz kabul etmek,kesinlikle yanlıştır.Bunu kabul edenler aslında Kur'anı ve Kur'anın sahibi olan Allah'ı bırakıp da ,onları tek otorite kabul etmiş olurlar ki,bu da tamamen ŞİRKtir.Biz ancak Kur'an ve Kur'ana uygun,onu açıklayıcı görüşlere saygı duyarız.İnsanların Kur'an ayetleri üzerinde açıklamaları %100 Kur'an demek değildir.Sadece o kişilerin ayetlerden anladıkları kadardır.Bazen %90,bazen de %50 veya %10 anlamış olurlar.Her kulun anlama kapasitesi ve aklını kullanması,eğitim seviyesi algılama gücü farklı farklıdır.Bu nedenlerle mealler ve tefsirler de farklılıklar söz konusu olabilir.Burada önemli olan peygamber sünneti dediğimiz,peygamber uygulamaları mutlaka dikkate alınmalıdır.Peygamber uygulamaları,hadislerden farklıdır.Hadis uygulama değil sözleridir.Peygamber sözü diye,peygamber adına da uydurulmuş binlerce yalan-yanlış,uydurma sözler vardır.Bunları da qyırt etme de takip edilecek yol,Kur'ana uygun olup olmadığı,yani uygunluğudur.
H.SARI
No comments:
Post a Comment