Wednesday, 30 November 2016

DUALARIMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR !
Allah,insanlara gönderdiği mesajlarında (ayetlerinde),önce seçtiği peygamberleri,sonra da onlar üzerinden kullarını muhatap alır.Peygamber hitabında eğer "sana mahsus olmak üzere" diye bir ayrıntı yoksa,O'na hitap edilen tüm emir ve yasaklar kulları için de geçerlidir.
Şimdi bir ayeti nakledeyim:
يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ
"Ey peygamberler! (Dolayısıyla insanlar) Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim."
MÜ'MİNUN suresi,ayet-51
Dikkat edersek,bu ayet biz insanlara öncelikli olarak,güzel ve temiz (Tayyib=çok çok temiz,haram olmayan) yiyecek ve içeceklerle beslenmemiz gerektiğine vurgu yapar.
Dolayısıyla bizim aldığımız gıdaların haram ve helal olmaları,doğrudan bizim amellerimizi etkiler.
Peygamberimiz de bu ayeti bir hadisiyle açıklar:
"Onlar ki,el açıp yalvarırlar ama,dualarına asla karşılık bulamazlar,duaları kabul olmaz.Çünkü yedikleri-içtikleri haram,kullandıkları haramdır."
Allah A'raf suresinin 157. ayetinin bir bölümünde,helal ve haramları genel olarak anlatırken şu ifadeyi kullanıyor:
" Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. "
A'RAF-157
Bu ayet ,aynı zamanda bizzat ismen haram ve helal olduğu anlatılmayan şeyleri de kapsamış ve açıklamış oluyor.Yani bedenimize,ruhumuza,aklımıza,sosyal yaşamımıza,aile hayatımıza, zararlı olan herşey bu ayet ölçü alınırsa HARAMdır.
Bunun yanında bize,aklımıza,sağlığımıza,ruhumuza,sosyal yapımıza,aile hayatımıza yararlı,faydalı,kazanımlı olan herşey de HELALdir.
Şimdi asıl konuya gelelim:
Eğer dualarımızın gerçekten kabul edilmesini istiyorsak,mutlaka helal olan yiyecekler alıp,haramların her türlüsünden kaçacağız.İşte o zaman bakın dualarımız nasıl karşılık bulur,kabul olur,bizzat yaşayarak göreceğiz.
Şunu da bir not olarak yazayım: Aldığımız gıdaların vücudumuzda kalma süreleri,etki yapma zamanları ilmen 40 gün olarak tesbit edişmiştir.Bu da aklınızda bulunsun.
Hamza SARI

No comments:

Post a Comment