Tuesday, 1 November 2016

KİMSE KİMSENİN GÜNAHINI VE SEVABINI ALAMAZ
İslam inancının esasları KUR'AN ve Kur'anın uygulamaları olan SÜNNETTİR. Sünnet ile Hadisi karıştırmayalım.Sünnet ,peygamberin Kur'andan çıkardığı uygulamalarıdır.Yani Kur'anın yaşanır ve tatbik edilir halde gösterilmesidir.Hadis ise gerçekten peygamberin söylediği sözlerdir.Gerçekten diyorum,çünkü peygamber adına söylenmiş binlerce uydurma hadis vardır.Hatta bu uydurma sözler tamamen Kur'an ayetlerine bile ters düşer.Bir sözün Hadis olduğunu anlamak için peygamberimiz bize çok güzel bir ölçü vermiş.Bunu her hadiste uygulamak gerek.Öyle körü-körüne aha bu da hadis demek yanlıştır.Peygamberimiz: "KİM BENDEN DUYDUĞUNU SÖYLEDİĞİ BİR SÖZÜ SİZE ULAŞTIRIRSA,O SÖZÜ SİZ KUR'ANA GÖTÜRÜN.EĞER O SÖZ ,KUR'ANA UYARSA,BİLİN Kİ,ONU BEN SÖYLEMİŞİMDİR,UYMAZSA,BİLİNKİ O SÖZ UYDURMADIR." Hadis-i Şerif.
Demek ki her duyduğumuz söze hadis diye sarılmak yok! Onu önce Kur'anın ayetleriyle ölçeceğiz,uyarsa kabul edeceğiz.
Hani bir hadis rivayet ederler,güya peygamberimiz söylemiş,ama tamamen uydurma.O hadis dedikleri şöyle başlar ve devam eder:" Birgün peygamberimiz,etrafındakilere MÜFLİS (iflas etmiş) kime denir diye sorar.Etrafındakiler de ,ticarette zarar edene,malını mülkünü kaybedenlere denir,demişler.Peygamber de hayır öyle değil,Müflis:Dünyada iken hayır hasenat yaparak,sevaplar kazanmış,ama bunun yanında da başkalarına da haksızlık yaparak kul hakkını almış.İşte bu kişinin ahirette sevapları alınarak,haksızlık yaptığı kullara verilir,o kulların da günahları bu adama yüklenir.Bu adam cenneti beklerken,birdenbire günahkar olarak cehenneme gider."Bunu hadis diye anlatırlar yıllarca.Hem de kendilerine alim denen hocalar bile anlatır bunu.Özellikle kul hakkını anlatmak için bu söz biçilmiş kaftandır sanki.AMA GELİN GÖRÜNKÜ BU SÖZ KUR'AN AYETLERİNE AYKIRIDIR.Yani uydurma sözdür,hadis değildir.Olamaz da.Peygamberin verdiği KUR'ANA UYMA ÖLÇÜSÜNE UYMUYOR.
Kur'an ayetlerinden anladığımıza göre,peygamberin Kur'ana uymayan bir sözü asla söyleyemeceği vurgulanır.:
"EĞER PEYGAMBER BAZI SÖZLERİ UYDURUP BİZE İSNAT ETMEĞE KALKIŞSAYDI,ELBETTE BİZ ONU KUVVETLE YAKALAR VE ONDAN İNTİKAM ALIRDIK (Şah damarını koparırdık) "El-Hakka suresi,ayetler-44,45
Şimdi gelelim bu konudaki Kur'an ayetlerinden bazılarına:
1-"....(bu ayetin sonuna doğru) HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ GÜNAHINI YÜKLENEMEZ" İsra suresi,ayet-15
2-" O KÜFÜRDE (Haramlarda) OLANLAR,İMAN EDENLERE,BİZİM YOLUMUZA UYUN,UYUN DA SİZİN GÜNAHLARINIZI DA BİZ YÜKLENELİM DEDİLER.HALBUKİ KİMSE KİMSENİN GÜNAHLARINI YÜKLENEMEZ.ŞÜPHESİZ ONLAR YALANCILARDIR." Ankebut suresi,ayet-12
3 "GÜNAH İŞLEYEN BİR KİMSENİN GÜNAHLARINI,BİR BAŞKASI ÇEKEMEZ.GÜNAHLARI AĞIR GELEN KİMSE,BU GÜNAHLARININ BİR KISMINI BAŞKASINA VERMEK İSTESE DE ,O KİMSE ASLA ONU (günahları) YÜKLENEMEZ.İSTERSE BU KİŞİ EN YAKINI OLSUN,YİNE DE BUNU ALMASI MÜMKÜN OLAMAZ.."Fatır suresi,ayet-18
4- "DOĞRUSU HİÇBİR GÜNAHKAR , BAŞKASININ GÜNAHINI ÇEKEMEZ."
Necm suresi,ayet-38
Bunca ayetler ortada iken,birileri kalkıp da,ahirette kul hakkından dolayı,sevaplar ile günahlar değiş-tokuş olacak,yani kul hakkıyla gidenin sevapları alınıp,haksızlığa uğrayana verilirken,haksızlığa uğrayanın da günahları,kul hakkı yiyenlere yüklenecek demek,tamamen Kur'ana aykırıdır.Böyle birşeyin olamıyacağını Allah yukardaki ayetlerinde ve hatta daha başka ayetlerde de açık açık anlatmaktadır.Kur'andan haberi olmayanlar,ancak KULAKTAN DOLMA MÜSLÜMAN OLURLAR.O da onları doğru yola götürmez,sapıklıkta oyalar dururlar.Bu nedenle her müslüman MUTLAKA KUR'ANI ANLAMAK VE ONA UYGUN YAŞAMAK ZORUNDADIR.Ölçü Kur'andır.Çünkü Bu dinin sahibi Allahtır ve O da hükümlerini Kur'anda bildirmiştir.Başka yola gerek yok.Başka yol islam değildir.
Peki KUL HAKKI VAR MIDIR? Elbette vardır.Her haksızlığın bir karşılığı olduğu gibi Kullara yapılan haksızlıkların da bir karşılığı vardır.Ama bu karşılık,sevap-günah değişmesi,sevapların alınıp karşıya,haksızlığa uğrayanın da günahları alınıp,haksızlık yapana verilmesi şeklinde değildir.Bu işlem aynen diğer günahlar gibidir.Kullara karşı haksızlık yapanlar,bu yaptıkları haksızlıkların karşılığı olan günah kadar,günah yüklenirler.Karşı tarafın günahını yüklenemezler.Bu ayetlere aykırıdır,uymaz.Haksızlığa uğrayan kul ise,öncelikle hakkını almakla mükelleftir.Bunun için ayette."..dişe,diş,göze,göz.." ifadesiyle geçen KISAS esastır.Şayet haksızlığa uğrayan kul,hakkını alma gücüne sahip değilse,işte o zaman Allahın adaleti gereği,o kuluna bu haksızlığa uğraması nedeniyle SEVAP verilir.Kul burada aciz kalmıştır,hakkını alamamıştır.Bu aciz kalışı,gücünün haksızlık yapana yetmemesi nedeniyle, bu acizliği o kula sevap olarak döner.Çünkü Allah:" LÂ-YÜKELLİF-U-LLAHU NEFSEN İLLÂ VÜS'ÂHÂ=(Biz) Nefislerin taşıyamıyacağı yükü (sorumluluğu) kimseye yüklemeyiz (kimseyi sorumlu tutmayız)." der.
Unutmayın ki,amel defteri dediğimiz kayıtlar,bizim hayatta iken yaptığımız iyi ve kötü işlerin (amellerin) tamamını içine alır.En ufak zerreden tutun da ,en büyüğüne kadar,hepsi bu defterde kayıtlıdır.Öldükten sonra bu deftere hiçbir kayıt ilave edilmez.Bu konuda söylenen hadisler de uydurmadır.Arkada bırakılan Hayırlı evlat,hayır-hasenatın sevapları da ölmeden önce bu deftere kayıt edilmiş olunur.Çünkü Allah geçmişi ve geleceği bilen tek yaratandır.Bu işler hep dünyada yaptığı çalışmaların karşılığıdır.Çalışarak hayırlı evlat bıraktıysa,hayır işler bıraktıysa bunun karşılığını elbette ölmeden önce alır ve gider.Hatta çok çabaladığı halde,evladını veya bir başkasını yola getiremeyen insan bile,evladı hayırsız ve kötü yolda olsa bile sevabını alır.Çünkü o kişi çaba harcamış,evladını doğru yola getirmek için,ama buna muvaffak olamamış.Hiç önemli değil,o yine bunun sevabını alacaktır.Bakın Nuh peygamberin oğlu,Lut peygamberin karısı bile kafir olarak öldüler.Ama onlar bundan dolayı asla sorumlu olmadılar.Hatta doğru yola getirmek için gösterdikleri çalışmalardan dolayı sevap bile aldılar.
Sonuç olarak şu ayeti asla unutmayın,size ölçü olsun:" VE-ENLEYSE,LİL-İNSANİ İLLÂ MÂSÂ'A=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR."
Hamza SARI

No comments:

Post a Comment