Friday, 28 September 2012

KUR'AN ANLAŞILMASI İÇİN GELDİ

   Kur'anın tamamı insanların anlayışına sunulmuştur.Allah yüzlerce ayetinde "yok mu akıl edenler,bunu anlamazlar mı,halen akıl etmezler mi,elbette anlayanlar bu kitaptan yararlanırlar..."gibi yüzlerce ifadelerle İLLA DA KUR'ANI ANLAMAMIZI  bizden ister.
   "Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi?Eğer o,Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlıklar bulurlardı".NİSA SURESİ,AYET-82
    "Bu mübarek (bereketli-hayırlı) kitabı sana ( ve dolayısıyla insanlara) ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik." SÂD  SURESİ,AYET-29
    "Onlar Kur'anı düşünmüyorlar mı?Yoksa kalpleri kilitli mi?"MUHAMMED SURESİ,AYET-24
    "Şüphesiz bu Kur'an en doğru yola iletir,iyi davranışlarda bulunan mü'minlere,kendileri için büyük bir mükafaatın olduğunu müjdeler." İSRÂ SURESİ,AYET-9
    "Eğer biz bu Kur'anı bir dağa indirseydik,muhakkak ki  onu Allah korkusundan baş eğerek,parça parça olmuş görürdün.Bu örnekleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz."
                                                       HAŞR  SURESİ,  AYET-21
   "Kur'anı  kesinlikle biz indirdik,elbette  onu yine biz koruyacağız."HİCR SURESİ,AYET-9
   Kur'an Allahın insanlar için,daha doğrusu yarattığı tüm canlılar için uyulması gereken yasaların özetidir.Tabir yerinde ise ALLAH'IN ANAYASASIDIR.Allah insanların uymak zorunda olduğu,kafalarına göre hareket edemiyeceklerini açık açık bu kitabında anlatır."Biz bu kitapta herşeyi açıkça açıkladık" diyerek de başka bir yol bırakmıyor kullarına.Kur'an yasalarına uyduklarında hem dünya ,hem de ahiret mutluluğuna ereceklerini de fazladan müjdeliyor.Yok mu akıl sahipleri diye de açık açık insanları bu mesaja kulak vermeğe,akıl etmeğe davet ediyor.Daha Allah ne yapsın.Herşey açık ortada iken halen sapıtanlar varsa elbette bunun da bir bedeli olacaktır.Allah "onlar için dünyada bir rüsvaylık,ahirette de ebedî bir cehennem var" diyerek de yine uyarıyor ve verilecek cezayı da hatırlatıyor.Bize düşen Kur'anı anlamak,Kur'ana göre yaşamak,Kur'ana uygun yasalarla toplum hayatını düzenlemek.
    Allah'ın açıkça yasak ettiği işlerin yapılmasını kolaylaştıran yasalar çıkartanlar,bu yasakları bir hayat tarzı olarak yaşayanlar hallerinin ne olacağını bilmeyen AKILSIZLARIN TAA KENDİSİDİRLER.Bunlar hem dünyada hem da ahirette rezil olacaklardır.
    Ben müslümanım diyen biri Allahın Kırmızı çizgilerini çiğneyemez.İçki içemez,zina yapamaz.haram işleyemez,hırsızlık,haksızlık yapamaz.Zalim,katil,cani,sahtekar olamaz.Ancak ve ancak Allahın sevdiği,kulların da saydığı mükemmel biri olur.Allah yolunda gidenleri elbette,Allah düşmanları,şeytanın dostları sevmez.Çünkü bu onlara nasip olmayan bir nimettir.Onların kalpleri mühürlüdür,gözleri kördür,kulakları sağırdır.Çünkü onların akılları yoktur.Aklı olanlar ancak ve ancak Allahın mesajlarına kulak veren,gereğini yapanlardır.Biz de bu ilahi mesaja kulak verip anlayarak,yaşayanlardan olalım.
   Şu önemli Kur'an mesajına kulak verin:
   "İyilik,yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.Asıl iyilik,o kimsenin yaptığıdır ki,Allah'a,ahiret gününe,meleklere,kitaplara,peygamberlere inanır,  (Allahın rızasını bekleyerek) yakınlarına,yetimlere,yoksullara,yolda kalmışlara,ihtiyaç sahiplerine,esirlere (zulüm altında olanlara) sevdiği maldan harcar,namaz kılar,zekat verir.Antlaşma yaptığı zaman (her türlü antlaşma ticari dahi olsa) sözlerini yerine getirir.Sıkıntı,hastalık ve savaş zamanlarında sabreder.İŞTE DOĞRU OLANLAR,BU ÖZELLİKLERİ (vasıfları)  TAŞIYANLARDIR. Müttâkîler ancak onlardır."BAKARA SURESİ, AYET - 177
   Sözün özü,madem kendimize müslüman adı veriyoruz,o halde Allah'a teslim olalım.Müslüman= Allah'a teslim olan demektir.Yalancı olmayalım ,kendi kendimizi aldatmayalım bu müslüman kelimesinin gereğini yaparak MÜ'MİN OLALIM. Hatta daha da ileri giderek MÜTTAKÎ (takva sahibi) olalım.Bunu yapmak elimizde.Sadece Kur'ana yöneleceğiz,Kur'andan ilhamımızı alacağız,Allah'tan başka RAB tanımayacağız.Her işimizde O'nu ve emirlerini ön planda tutacağız.Şeytan ve şeytanlaşmış insanlardan uzak durup,onlarla mücadele edeceğiz.Durum budur.Yol budur.Kurtuluş budur.KURTULUŞ İSLAMDA'dır.Gerisi zaman öldürme,ömrü boş şeylerle geçirmedir.Bismillah diyerek Kur'ana dönmeği,Kur'ana göre yaşamayı Allah bizlere nasip etsin İNŞE-ALLAH.

Wednesday, 26 September 2012

İSLAMDA YERİ OLMAYAN İNANIŞLAR

      İslam dini Kur'an-ı Kerimde anlatılan ve  Hz.Muhammed a.s tarafından bizzat yaşanarak gösterilen dinin adıdır İSLAM. Ölçü Kur'andır,sünnettir.Hadis ancak Kur'ana uyarsa kabul görür,uymazsa bilinsin ki o hadis değildir.Hadislerle değil Kuranla ve sünnetle amel edilir.Çünkü hadis denen kitapların içerisinde binlerce uydurma söz var.Bu uydurma sözlerin tamamı Kur'an zıd düşer.Kur'ana uymayan bir söze nasıl itibar edilir.Unutmayın ki peygamber hadislerin yazılmasını,yani sözlerinin yazılmasını kesinlikle yasaklamıştı.Bunun nedeni insanların Kur'anla bu sözlerin karışık anlamasını önlemek.Bu aynı zaman da bir Allah emridir de.Çünkü dinin sahibi ve kurucusu sadece Allah'tır.Peygamberlerin görevi bu ilahi mesajları insanlara ulaştırmaktır.Dine ilaveler yapmak değil.Bunu anlamayanlar,peygamber de kendi kafasına göre dini emir koyar diyenler islamı hiç anlamayan cahilin ta kendisidirler.Tekrar edeyim islamda ölçü Kur'andır.Allah biz bu Kur'anda herşeyi açık açık anlattık diyor.Bunu araştırıp bulmak da bize düşüyor.Kur'anı anlamayan,anlamadan yaşayan insanlar her zaman hataya düşebilir.İşte günümüzde de bu hataların içerisinde kaybolan müslüman,maalesef islamı anlamadan müslümanım diyerek ömrünü tüketip gidiyor.
      Günümüzde müslümanların islam zannettikleri yanlışlıkları anlatmağa kalksak bitiremeyiz.Bu kadar mı yanlış islam yaşantısı olur,insan şaşıyor.Bu müslümanlar neden Kur'anı anlamamak için direniyor ki.Neden Kur'anı sadece imamlara,din adamları dediğimiz kişilere terkederler de,kendileri araştırmazlar şaşıyorum.İsterseniz bu yanlış din anlayışının yanlışlıklarından bazılarını sıralayalım:
    1-Din adamlığı.İslamda asla din adamı diye bir kavram,bir sınıf yoktur.Müslüman vardır,bir derece üstü Mü'min vardır,ondan bir derece üstünde de Takva sahipliği vardır.Peygamberlik ise başka bir makam.Ama günümüzde din adamlığı makamı oluşturulmuş,insanlar dini yaşamı bunlardan öğrenir ve hatta dini yaşamak çok kere bunlara bırakılır.Bu tamamen bozulmuş bir din anlayışıdır.İslamda elbette ALİM-BİLİM  ADAMI vardır.Bu her ilimde olduğu gibi Kur'an üzerinde derin çalışan insanların işidir.Bunlar da bu işi bir üstünlük kurmak maksadıyla yapmazlar.Hizmet gereği olarak yaparlar.Elbette bu alimlerden faydalanmak çok önemlidir.Onlara değer vermek çok önemlidir.Ama asla onlar gibi olamayız demek yanlıştır.Bunlar çalışmayla elde edilebilinecek makamlardır.Allah da imanlı alimleri över.biz de överiz .Önemli olan onların bilgilerinden yararlanmaktır.Onlara destek vermek de başta devletin görevidir.Çünkü devlet halkı için vardır.Benim burada anlatmak istediğim yanlış zihniyet cami görevlisi din adamlığı sınıfıdır.
    2-Kur'andan uzak kalmak.Kuranı biz anlamayız deme yanlışlığı.Kuranı herkes anlar yeterki bu yolda olalım.Bakın hiç ingilizce veya başka bir dil bilmeyenler belli bir çalışmadan sonra o dili mükemmel anlıyor ve hatta konuyor hale geliyor.Allah biz bu Kuranı arapça indirdik ki,gönderilen toplumun dili arapça olduğu için der ayetinde.Kuranın arapça olması sadece sadece o günkü Kuran ayetleriyle muhatap olan toplumun arapça konuşmasıdır.Yoksa "arapçanın kutsal bir dil olduğu" değil.Bunu da iyi anlamak gerek.Hem de Allahın bu ayetini iyi anlayarak,"DEMEK Kİ,KUR'ANI ANLAMANIN EN İYİ YOLU KENDİ DİLİMİZDE MANASININ ANLAŞILMASIDIR." Yoksa latin veya başka harflerle arapçasının yazılıp okunması değil,anlaşılmasıdır önemli olan.
     3-Kur'anı abdestsiz ele almamak.Kuranda asla bu konuda emir yok.Abdest sadece namaz için gereklidir. "...la yemessehu illelmutahharun.." ifadesi sadece "LEVH-İ MAHFUZ DA BULUNAN KİTABIN ASLI" yla ilgilidir.Zaten o kitaba hiçbir insan dokunamaz.Dikkat ederseniz bu ayette dokunamaz,ulaşılamaz anlamı vardır.Yoksa ele alınamaz değil.Kuranı herkes hatta kafirler bile rahatça abdestsiz alır  ve inceler.incelenmeyen,anlaşılmayan,duvarda,yüksek yerde duran Kurandan kimseye fayda gelmez.Allah bunu bizden istemiyor.Anlaşılıp ona göre kul olmamızı istiyor.
     4-Kur'anın ölüler arkasından okunması.Bu da islamda olmayan bir inanış.Çünkü Kuranın hiçbir ayetine ölüler muhatap değil,aksine diriler,hayatta olanlar muhataptır.Bu nedenle Kuran ölüler kitabı değil,dirilere hitap eden bir kitaptır.Kuranın asla ölülere faydası yoktur.Hatta Allah "siz ölülere birşey işittiremezsiniz" diye de  kesin ayet var.Ölenin amel defteri zaten kapanmıştır.Ona sonradan ilaveler yapılmaz.Hani bir hadis söylerler,ölen arkasında bir hayırlı eser,hayırlı evlat bırakırsa amel defteri açık olur diye.Bu da Kuranın gerçeklerine uymaz.Elbette arkasından bıraktığı hayırlı işi,hayırlı evladı,yaptığı cami veya diğer hasenatlar çok önemli.Ama bunların bu kişi için gelirleri yani yapılacak olan hayırları duaları o kişi ölmeden önce ona toptan ödenir verilir.Bunu Allah ezeli ilmiyle bildiği için,hangi hayırlı işin kaç sene dünyada kalacağı hangi hayırlı evladın ve neslin ne kadar bu kişi adına hayırlı dualarda ve işlerde bulunacağını bilen Allah bunların sevaplarını o kuluna ölmeden önce verir.
   5-   Bazı törenler de mevlit ve ilahiler okunması.Bunların da asla dinde yeri yoktur.Bunları bir dini olgu gibi anlayarak yapmak da yanlıştır.Sadece güzel bir zaman geçirme,huzurlu bir atmosfer yaşama olarak bilmek yeterlidir.Yoksa onlara bir kutsallık vermek çok yanlıştır.
   6-Mezar ve özellikle "yatır" dedikleri mezarları bir dini emir gibi ziyaret etmek hatta onlardan yardım dilemek de yanlıştır.Yatır denen mezar da olsa,mezarların insanlara,veya mezardakilere bir faydası yoktur.Ölen zaten ölünce bu dünyadan ilişiği kesilir.Bu dünya ile hiçbir bağlantısı kalmaz.Nasıl ki,bu dünyaya gelmeden önce ruh varsa,o ruh ,beden ölünce yani ruh bedeni terkedince bedenin bir özelliği kalmaz.Hatta bu peygamber mezarı da olsa böyledir.Mezarlar sadece ölen vücudun dışarda kalıp çürümemesi,hastalık yaymaması ve çirkin görünmemesi için toprağa gömülür.Bu konudaki Adem a.s ın iki oğlunun ,öldürme olayını habil-kabil olayını düşünün,kardeşini öldürüp cesedi ortada bırakınca Allah ona ibret alsın diye iki kuşu gönderip,kuşun bir diğerini öldürdükten sonra toprağı eşeliyerek gömdüğünü anlatan ayetlere kulak vermek,anlamak için yeterli olur sanırım.
    7-Başkalarının gaybı,gizli olan şeyleri bildiğine inanmak,muska yapmak ,fal baktırmak (her türlü falcılık),tamamen islamda yasaktır.Gaybı peygamberler dahi bilemez.Hele hele gelecekten haber vermek,yani kehanette bulunmak.Bu tamamen islam dışı bir inanıştır.Bazı kişilerin ,şeyhlerin bunu yaptığına inanmak,hatta peygamberlerin bile kehanet sahibi olduğuna inanmak şirktir.Çünkü "GAYBI (geçmişi) ve GELECEĞİ  sadece ve sadece ALLAH BİLİR.Başka kimse bilemez.Bildim diyen kelimenin tam anlamıyla YALANCIDIR.
     8-Bazı eşyalarda kutsallık olduğuna,onları koruduğuna inanmak da şirktir.Örneğin,at nalı,mavi boncuk,kuru kafa,bazı bitkiler,kutsal saydıkları kişilere ait eşyalarHatta bu eşyalar peygambere ait olsa bile onun sakalı saçı olsa bile onlara kutsallık vermek şirktir.saçmalıktır..Bunların tamamı şirktir.Çünkü Allah "sizi koruyan ve kollayan Allaha şükredin" der.Bizi ancak ve ancak Allah korur.
     9-Bazı bina ve yerlerin kutsal oluşuna inanmak.Yeryüzünde tek kutsal yer vardır,orası da Mescid-i Haram  (korunmuş yer) yer denen KABE'nin bulunduğu yerdir.Bir de Arafat ile mescid-i aksanın bulunduğu yerdir..Başka yerlerin bir kutsallığı yoktur.
    10-Gök gürlemesinden,kuş ötmesinden hayvan sesinden veya başka bir tabiat olayında kutsallık aramak da şirktir.
      11-Kadınları cuma namazından alıkoymak da ayrı bir yanlışlıktır.Halbuki ayet açık CUMA suresinde.Hitap kadın erkek ayırmadan " EY İMAN EDENLER" diye başlar,Cumaya davet eden ayette.
     12-Müslüman olmadığını bildiği halde münafıkların cenaze namazını kılmak.Burada Allahın emri kesindir."Onlar üzerine namaz kılmayın" der Allah.Hatta bir kafire veya müşrike,münafıka bir işinden dolayı "ALLAH RAZI OLSUN" demek bile yanlıştır.Çünkü Allah onlardan asla razı olmayacağını beyan ederken biz kalkıp böylece ukalalık yapmış oluyoruz.Yapmayın böyle.
     13-Cünüp iken ve kadınların aybaşı hallerinde camilere girmelerinin yasaklığına inanmak,Kur'anı ele alamamak demek de yanlıştır.Bunlar sadece namaz kılma için olan engellerdir.Yemek yemek,dua okumak,Kur'an okumak ,camiye girmeğe engel değildir.Sadece ibadet olan namaz kılma ve kabeyi tavaf etmeğe engeldir.
     14-Tesbih denen eşyalara,takke ve fes-sarık,.çarşaf gibi eşyalara kutsallık verip bunları dinin bir değeri olarak görmek de yanlıştır.İslamda hiçbir eşya ve giyisi kutsal değildir.Daha doğrusu  islamda semboller yoktur.İslamda Allah_kul arasındaki KULLUK ilişkileri esastır.
      15-El öpmenin bir dini emir gibi algılanması da yanlıştır.El öpme bir dini vecibe değil,sadece bir kültürdür.Dinde yeri yoktur.dinde esas olan müslümanlar arasındaki SELAMLAŞMADIR. Bu da FARZDIR.Büyüklere,alimlere saygı,müslümanlara sevgi esastır.
      16-Mezardaki ölülere TALKIN vermek diye birşey islamda asla yoktur.Bu da başka bir yanlış inanıştır.
       17-Ölüye çelenk,çiçek vs.gibi şeyler göndermek de yanlıştır.Bunlara harcanan paralar fakirlere gitse bu daha islama uygundur.Cenazeye alkış tutmak,askeri bando eşliğinde götürmek de ayrı bir yanlış zihniyettir.
       18-Her önüne gelen ölüye ŞEHİT demek demek de yanlıştır.Şehit ancak Allah yolunda ölenlere denir.Allah "onlara ölü demeyin onlar Allah yanında diridirler,"yani değerlidirler ayeti buna açıklık getirir.Maalesef bu makamı sulandırmak için,komüniste de,terörüste de şehit diyen sapıklar çıkıyor.Ayrıca suda boğulan,ateşte yanan,depremde ölen,felaketlerde ölenlere de Şehit denmez.ŞEHİT SADECE ALLAH  YOLUNDA ÖLENLERE" denir.
       19-Kabir azabının ,bildiğimiz mezarda olduğuna inanmak da yanlıştır.Mezarlarda kabir azabı asla yoktur.Kabir azabı olsa olsa ruhun gittiği yerde olabilir.O da kesin değildir.Azabın sadece Cehennemde olacağını Allah anlatıyor.Hesaba çekilmeden de azap olmayacağına göre,kabir azabı da bu anlamda yoktur.
      21-İsa ,Mehdi ve Deccal gibi varlıkların kıyamet öncesi gelmesine inanmak da İslama tamamen zıddır.Kuranda bu konuda kesinlikle bir işaret ve ayet yoktur.Aksine olamıyacağına dair ayetler vardır.Allah" sana kıyameti sorarlar,onun hakkında sen dahil kimse birşey bilemez" derken ve kıyametin "ansızın-hemen" olacağı işaret edilirken KIYAMET ALAMETLERİNDEN BAHSETMEK ÇOK SAÇMADIR. Çünkü ansızın olabilecek bir olayın nasıl olur da alametleri olsun.Bu konuda,İsaimehdi deccal konusundaki hadislerin tamamı uydurmadır,yalandır,Kurana aykırıdır.Yahudi düzmecesidir.Çünkü Mehdi inancı Yahudilikte,İsa inancı da hristiyanlıkta temel inançtır.Bunların islamda asla yeri yoktur.
     22-Günahkar müslümanların cehennemde ceza çekip de sonra cennete gireceklerine inanmak.Bunun da olacağına dair Kuranda asla bir ayet yoktur.Hadisler de uydurmadı.Çünkü Kuranda olmayan bir olaydır.İnsanlar hesaba çekilirken,cehenneme gidecekleri Allah,Müşrikler,Kafirler,Münafıklar olarak kesin ve açık olarak Kur'anda anlatır.Hiçbir ayetinde günahkar müslümanlar da cehennemde ceza görüp sonra cennete girecekler diye bir ayet yoktur.Peki nedir burada önemli olan.Önemli olan CENNETTEKİ MAKAMLAR,MEVKİLER SINIFLAR DERECELERDİR.Mü'minler dünyada yaptıkları amellerine göre cennette yerleşecekler.İşte Kulluktaki ameller bu bakımdan önemli,Hayır-hasenat,iyi ameller bu bakımdan önemlidir.
       23-Ecelin uzayıp-kısalmasına inanmak.Ecel ne bir saniye önce,ne de bir saniye geri bırakılmaz diyen ayet kesindir.Bu ayet ortada iken hala ecelinden önce öldü,ya da adamın ömrü uzadı demek yanlıştır.Bu konuda söylenen hadisteki incelik şudur:"SADAKA ÖMRÜ UZATIR" Burada sadaka dahil hayır iş yapanların,bu işi yapamadan ölenlerden daha avantajlı olduğunu anlatmak istemesidir.Bir örnekle açıklayayım:İki insan düşünün,aynı işte aynı saatlerde çalışıyorlar.Biri  sadece verilen işi yapıyor,diğeri ise biraz gayret göstererek fazla iş yapıyor ve karşılığında PRİM alıyor.Günün sonunda üçretleri aynı olduğu halde,biri 100 Tl.alırken,öbürü 120 TL.alıyor.Şimdi 100 Tl alan kişi 20 Tl daha alması için en az öbüründen %5 saat daha fazla çalışması gerekmez mi?İşte buradaki sadakanın veya hayırlı işin ömrü uzatmasını böyle anlamak gerek
     24-Şehitlerin,velilerin ,peygamberlerin cesedlerinin çürümediğine inanmak.Bu da islamda yeri olmayan bir inanıştır.Peygamberler dahil tüm cesedler mutlaka çürür.Bu Allahın bir kanunudur.Ayrıca ahiret için bu dünyadaki bedenin bir değeri yoktur.Zira Allah ahirette aynı ruha,yeni bir beden yaratacaktır.Bu yarattığı beden de ahiretin malzemesinden olacaktır.Yani topraktan yaratılan beden toprak olup yok olacaktır.
    25-Tarikatlar,mezhepler gibi kuruluşların islamın bir gereği gibi algılanması da yanlıştır.İslamda mezhep,tarikat yoktur.İslamda tasavvuf,mistisizm,gibi bir yaşam da yoktur.Kuranda yapılacak ibadetler bellidir.Bunlara ilaveler yaparak,kendi kafasına göre ibadet şekilleri uydurmak tamamen islam dışıdır.Ne cem evlerinde sazlı ayinlerin,ne mevlana gibi dönerek zikrin,ne de tarikatlar denen bid'at yuvalarının uydurduğu zikir ayinlerinin islamda yeri yoktur.
     Önemli olan Kur'anı iyi anlamak,Kur'anın mesajlarına uygun yaşamak  esastır.Gerisi boştur,şirktir,batıldır.
   

   

Monday, 24 September 2012

DUA MÜ'MİNİN SİLAHIDIR

     Mü'min ,kendini  Allah'a emanet edendir.Her işinde  Allah'ın yasalarına uyma gayreti vardır.Dünya hayatında ahireti kazanma arzusundadır.Şeytanla ve nefsiyle tam bir mücadele içindedir Mü'min.
    Mü'min olmak için çetin yollardan geçmek gerek.Azgın nefse gem vurmak,dünyaya meydan okumak gerek.Dünyanın şatafatlı  ,gösterişli  aldatıcılığına eyvallah etmeyendir.Dünya nimetleriyle ahireti kazanma yarışında önde olandır.Ahireti için dünyasını,dünyası için ahireti terketmeyendir.İki günü eşit olan değil,daima son günü,bir önceki gününden daha iyi olandır.
    Müminin hayatı elbette güllük-gülüstanlık değildir.Ahireti kazanmak için binbir çetrefilli yollardan geçer.Bu yollarda bazen içinden çıkamadığı anlar olur,olaylar ve sorunlar olur.Bunları bazen kendi gücü ve gayretiyle aşamaz,sıkıntıya düşer.Sıkıntıya düştüğünde Mümin kendini kapıp koyvermez.Kendini boşluğa bırakmaz.O bilir ki,dar kaldığı her anda,Rabbı ona ŞAH DAMARINDAN  DAHA YAKINDIR. Rabbı onun dertlerinin de dermanıdır.İşte burada Rabbının buyurduğu gibi "İÇTEN İÇE,SESSİZCE RABBİNE DUA EDER".
    Duanın kabulü,içten ve sessizce Allaha yalvarmaktır.Yoksa bağıra -çağıra,haşa Rabbına meydan okur gibi yüksek sesle dua yapmak,duanın kabulünü  zorlaştırır.İşte mümin duada da bu ölçüyü en iyi bulan ve yerine getirendir.                                                                                              

Saturday, 22 September 2012

KAZA VE KADERİ NEDEN YANLIŞ ANLARIZ

     KADER:Ölçü,  yasa,kurallar gibi anlama gelir.
     KAZA :Yerine getirilme,yapılma,eda etme,yaratılma gibi anlamlara gelir.
   Şimdi bu anlamlar ışığında Kader ve Kaza inancımız nasıl olmalıdır onun üzerinde duralım.Kader  planlama,ölçü  anlamına gelirken, kaza da onun icaplarına uygun davranarak birşeyler yapma,ortaya koyma,ortaya çıkarma iş ve hareketlerin tamamına gelir.
   Allah elbette ,yaratıcı olması nedeniyle,yaratılacak herşeyi önceden planlar ve zamanı gelince de o şeylerin olması için sadec "ol" der ve o şeyler "oluverir".Yani yaratılır.Bu Allahın Yaratması anlamında olan Kader ve Kazasıdır.
    Kulların kader ve kazasına gelince,Allah yarattığı varlıklara da yapacakları işlerinden dolayı bir kader ve kaza yazmıştır.Yani bir ölçü ve ölçünün gereğini yerine getirmek anlamında olan bir kaza koymuştur.Kainatta hiçbir zerre dahi yoktur ki,Allahın koyduğu bu ölçünün dışında,kendine bir ölçü koyarak,kendi varlığını devam ettirsin.Bu asla ve asla mümkün değildir.Çünkü yaratılanlar kendi başlarına ölçü koyamaz ve konan ölçüyü de değiştiremezler.Yani Kaza edemezler.
   Kaderi daha iyi anlamak için,yaratılan varlıkları iyi tanımak gerek.Örneğin bir ağacı düşünelim,bir ağaç tohumundan,bir bitki tohumundan bu ağaç ve bitkinin olması için,öncelikle bu tohuma ihtiyaç vardır.O tohum olmadan birşey olmaz.Sonra o tohumuların ağaç ve bitki olacağı besleneceği bir toprak olması gerek.Topraktan gıdalanmak için toprağın ıslak olması gerek,bunun için de su gerek.Toprak ve suyun oluşması için milyonlarca diğer atomların bir araya gelerek bunları oluşturması gerek.İşte bütün bu oluşumlarda kendiliğinden oluşma diye birşey söz konusu değil,hepsinin belli ölçülerde ve belli şartlarda ve belli zamanlarda bir araya gelmesi söz konusu.İşte bunların takdir (kader) edilmesi birer ölçüdür.Yasadır.Kuraldır.Bunlar olmadan hiçbir varlık olamaz.İnsan da böyle,çocuk olması için anaya-babaya ihtiyaç var.Ananın yumurtasına,babanın spermine ihtiyaç var.Bunların belli ölçülerde birleşmesine ihtiyaç var.Birleşen bu ikilinin belli bir ortama yerleştirilmesi var.Yerleştirilen ortamda bu döllenen yumurtanın beslenenip gelişmesine ihtiyaç var.Bu gelişen  hücrenin büyümesi için parçalanıp çoğalmasına ihtiyaç var.Bu çoğalan hüçrenin et ve kemik haline dönüşmesine gerek var.Bu et ve kemikten olan varlılığn insan şekline girmesine ihtiyaç var.İnsan varlığına giren bu varlığın cinsiyeti de dahil olmak üzere birçok organlara sahip olmasına ihtiyaç var.Bunlar tamamlandıktan sonra,onun RUH dediğimiz onu hayatta tutan başka bir varlığa ihtiyacı var.Birleşen bu iki varlığın belli bir müddet ana rahminde gelişmesine ihtiyaç var.Daha sonra zamanı gelince dünyaya teşrif etmesine gerek var.Dünyaya gelen bu korumasız varlığın öncelikle korunmasına ve daha sonra beslenmesine ihtiyaç var.Beslenmesi için anasının südüne ihtiyaç var.Südün oluşması için de yine vücutta bir takım değişmelerin olmasına ihtiyaç var.Daha yüzlercesi,binlercesini sayabiliriz.İşte bütün bunların tamamı hep bir ölçü ve yasalar çerçevesinde olur.Asla kendiliğinden birşey olmaz.Daima bunları yapan bir yaratıcı vardır ki,O da Allahtır.
   "Biz herşeyi bir ölçüye göre yarattk." KAMER SURESİ, AYET-49
   "
   "Gaybın  (bilinmeyen alemin) anahtarları Allah'ın elindedir.Onları  O'ndan başkası bilemez.O deniz ve karada ne varsa bilir.O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.O, yerin karanlıkları içindeki bir tek taneyi (tohumu) dahi bilir.Yaş ve kuru  ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır."
           EN'AM  SURESİ, AYET-59
   
   Şimdi gelelim kaderi ve kazayı nasıl anlamamız gerektiğine:Yaratılışımızla birlikte bizim için de bir kader (ölçü) konmuştur. Ömrümüz boyunca neler yapacağımız,hangi yollardan gideceğimiz,ne elde edip,neleri kaybedeceğimiz,neler yapılırsa cennet kazanılır,neler yapılırsa cehhennem gidilir hep bunların yolları Allah tarafından bir ölçüye bağlanmıştır.Bu ölçü konurken asla bir zorlama yoktur.Ölçüler kurallar yazılır ortaya konur.Kullar bu ölçüler içerisinde serbesttirler.İstediklerini yapabilirler bunlarda engel yoktur.Ama sadece iyi şeylerin yapılması,istenir.Ölçü hem iyi şeyler,hem de kötü şeyler için geçerlidir.İyinin ölçüleri ve kötünün ölçüleri ayrıdır.İnsan iyinin ölçülerine uyarsa kazanır,kötünün ölçülerine uyarsa kaybeder.Örneğin,hastalanmamak için çeşitli kurallar vardır.Bu kurallara uymayanlar hasta olur.Bu kez de hastalandıktan sonra iyileşme ölçüleri vardır.Bunlara da uyulursa bu kez de iyileşir.Önemli olan kötülükte israr etmemek.İsrar edilirse sonu kötü biter.

     "Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki,biz onu yaratmadan önce  (o olay) bir kitapta yazılmamış olmasın.Şüphesiz Allah'a göre bu çok kolaydır."
                     HADİD  SURESİ,  AYET-22

     Allah bizim hayatta karşılaşacağımız herşeyi bildiği için bunları bir kitapta kaydetmiştir.Yoksa Allah yazdığı için başımıza bu olaylar gelmez.Burada söz konusu olan Allah'ın herşeyi önceden bilmesidir.Yoksa Allah bizi asla işi yapmamıza zorlar anlamı yoktur.Böyle olsaydı yargılama ve cennet-cehennem diye bir yer olmazdı.ALLAH SONSUZ ADALET SAHİBİDİR.ASLA KULLARINA ZULÜM YAPMAZ.Kullar ne yaparsa kendileri yapar.Allah sadece kulların yapmak istediği fiilleri,işleri onlara seçme ve yapma gücü vererek yapılmasına (kazasına) izin verir.Bu da imtihanın bir gereğidir.Örneğin bir öğretmen sınav için soru hazırlar.hazırladığı soruların cevabını da elbette bilir.Öğrencilere bunu sorar.Cevaplarında da zorlama yapmaz.İsteyen istediği soruyu cevaplar veya cevaplamaz veya yanlış cevaplar.sorumluluk sadece öğrencilerdedir.Değerlendirme ise öğretmendedir.

     Biz de kader ve kaza anlayışını bu şekilde anlamamız gerekiçKader ve Kazada asla zorlama söz konusu olamaz.Allah ezelde bunu yazdı da ben buna mecburum deme hakkımız yoktur.Allah ölçüyü koymuş,kul ister iyiliğe,isterse kötülüğe giden yolu tercih eder.Allah sen niye onu tercih ettin gel bunu seç demez.İşte bu nedenle de yargılama söz konusudur.Allah kaderini en güzel yaşayanlardan eylesin.

Friday, 21 September 2012

KUR'ANDAN BİR KAÇ AYET

    MEHİR (evlilikte kadına verilen bedel):
    Kadınlara (evlenirken) mehirlerini cömertlikle  verin.Eğer onlar,gönül rızasıyla o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu rahatlıkla harcayabilirsiniz. 

                                                  NİSA SURESİ, AYET-4

 Evlilikte önemli olan şartlardan biri de mehirdir.Mehirsiz evlilik olmaz.Evlilikte: 1-İki kişinin , kadın ve erkeğin evlilik için karar vermeleri, 2-Evlendiklerine karar verdiklerini tasdikleyen şahitlerin olması,3-Kadına erkek tarafından verilecek mehirde anlaşmaya varmaları. Gerekirse bu   evlilik anlaşmalarını kağıt üzerinde belgelemeleri (bugün bu şarttır).Bu gerçekleşirse evlilik olur.Bunların birlikte olmadığı birliktelikler evlilik olarak kabul görmez.İslam bunu ister.Ben müslümanım diyen de buna uymak zorundadır.

   EVLİLİK YAPILMASI HARAM OLANLAR:Ana-babayla, kardeşler ve süt kardeşlerle, süt anasıyla,teyze-hala-amca-dayıyla,babanın evlendiği üvey anayla,çocuğun evlendiği geliniyle veya damadıyla,akıl-baliğ olmayan,yani evlenmeğe karar veremeyecek yaşta olan küçük çocuklarla,evliliğin icabını yerine getiremeyecek kadar yaşlılar,..evlenmek yasaktır.

   "Babalarızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin.Bu açık bir hayasızlıktır."NİSA SURESİ,AYET-22

   Allah kullarına daima iyi ve güzel şeyleri emreder,kötü şeyleri yasaklar.Evlilikte BAŞLIK PARASI  diye birşey yoktur.Mehir parası veya eşya sadece kadının hakkıdır.Buna asla kimse karar veremez ve elinden alamaz.Evlenecek kişilerin kendi hür kararları esastır.Hiç kimse onlar hakkında karar veremez.Sadece yol gösterici tavsiyelerde bulunurlar.

KUR'ANDAN BAŞKASINA UYMAYIN


    Rabbinizden size indirilene (Kur'ana) uyun.O'nu bırakıp da başkalarının peşinden gitmeyin.Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
                                                A'RAF SURESİ, AYET-3

   Dinlerini parça parça edip de gruplara ayrılanlar var ya,senin onlarla hiçbir ilişkin olmasın.Onların işi ancak Allah'a kalmıştır.Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.

                                               EN'AM SURESİ,AYET- 159
  Deki, herşeyin Rabbı olan  Allah'tan başka  Rab mı arayacağım.Herkesin kazanacağı yalnız kendine aittir.Hiçbir suçlu başkasının cezasını (günahını)  yüklenemez. Sonunda dönüşünüz Rabbınızadır.O,uyuşmazlığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.
                                                EN'AM  SURESİ, AYET-164

   Siyasi görüşler,tarikat ve felsefi görüşler ve kanaatlar insanları yönlendirmemeli.İnsanların yaşamlarına,akıl ve ruhlarına sadece ve sadece ilahi mesajlar olan KUR'AN yönlendirmeli.İnsan birşey düşünürken veya yaparken  ACABA KUR'ANDA BU KONUDA ALLAH NE DİYOR  diye oraya bakmalı.Zira Kuranda herşey var ve açıktır.Yeterki bakmasını bilmeliyiz.
   Bizim için insanların görüşleri değil,ALLAH'ın ayetleri ön seçimimiz olmalı.Doğru olan da budur.Doğru ve bilgili insanlar bizim için sadece birer örnek olmalı.Onları üst seviyelere çıkarıp da,kendimizi aşağılara,onlara köle olmaya itelemek ayetlere aykırıdır.Allah onlara itaat edin demez,siz de onlar gibi olun der.Bilenlerle bilmeyenler bir olmaz derken,siz de bilenlerden olun demek ister Allah.Yoksa başkaları bilsin siz onlara uyun demek istemez.

EMANET VE ADALET

    Allah size emanetleri mutlaka ehline verin,insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmediniz.Allah size çok güzel öğütler veriyor.Şüphesiz O,herşeyi  işitir ve  görür.
                                                NİSA SURESİ, AYET-58

     Emanet herşey olabilir,bu bir eşyadan,paradan,mal ve candan olduğu gibi,görev alma ve verme de,yönetimi yükleme ve yüklenme de olabilir.Aklınıza gelen herşey bu "emanet" sözünün içinde olabilir.Önemli olan bu emaneti ehline,yani layık olana,onu yerine getirebileceğine kanaat getirdiğimiz insan ve insan topluluğuna,grup ve organisyona vermek,bırakmak,teslim etmek çok önemli.Bu görev yerine getirilirse her zaman huzur ve gelişme olur.
     Ayrıca her konuda adalet de çok önemlidir.Adaletin olmadığı yerde daima zulüm ve haksızlık vardır.Allah bunu önlemek için emanet ve adaleti aynı ayette zikrediyor.Demek ki bu ikili insan ve toplum yaşamında çok önemli.