ÖNCE KENDİN BAŞAR
İnsanların yanlış ve anlaşılmaz bir yanı vardır,o da başkalarının başarısıyla kendilerine pay çıkarmasıdır.Kendi yapmadığı halde başkalarının başarısıyla övünmesidir.
Kendimizi ele alalım,kimilerimiz kendilerine Fatihi,kimileri de M.Kemali övünç kaynağı yapar.Adeta onların yaptıklarını kendileri yapmış gibi hissederler,bunu böyle yansıtırlar.
Ya da bazıları peygamber a.s . ve O'nun başarılarını kendi başarıları gibi algılamak isterler.Kimileri hocalarını,kimileri liderlerini bu konumda algılarlar.
Halbuki,kim ne konumda olursa olsun,kim hangi makam ve derecede olursa olsun,kim hangi kalite ve nicelikte olursa olsun,bunların tamamı,o kişinin kendine hastır.Onun övünç ya da,utanç olgusu sadece o zata,kişiye aittir.Onun başarıları,ya da zararları başkalarına yansımış olsa da,temelinde bu sorumluluk onlarındır.
Halbuki bize düşen,bizim asli görevimiz,doğrudan kendimizi ortaya koymamızdır.Yani sorumluluk doğrudan kendimize aittir.Başkalarının iyi olması,ya da kötü olması bize doğrudan bir sorumluluk yüklemez.Allah bile: "İnsan için ancak çalışmasının karşılığını vardır, " NECM-39 demiyor mu?
Bize düşen Fatihe duyulan hayranlık değil,Fatihi o hayranlık duyulan kişiliğine ulaştıran karakteri,azmi,kararı ve amelleri bizim de yapmamızdır.
Peygamberi övmek,göklere çıkarmak değil,O'nun "güzel örnekliğini" ortaya koyan yaşam biçimini bizim de yaşamamızdır.Peşinden gittiğiniz hocalarınızın,liderlerinizin şahsında,kişiliğinizi kaybetmeniz değil,en az onlar ve hatta onlardan da daha üstün kişilik,karakter,bilgi ve beceriye ulaşmanızdır.Bunu başaramadığınız takdirde,başkalarının gölgesinde kalan zayıf ve görünmez nesneler olarak,kişiliksiz sürüler olarak kalırsınız.
Şunu da asla unutmayın ki,kişiler için,kişiler adına yaşamayın,mücadele etmeyin,Savunacağınız,uğrunda mücadele edeceğiniz şeyler sadece sizin inancınız,idealleriniz olsun.İşte bu durum ancak sizi şerefli ve övünülecek,takdir edilecek insan yapar.
Kendimizi ele alalım,kimilerimiz kendilerine Fatihi,kimileri de M.Kemali övünç kaynağı yapar.Adeta onların yaptıklarını kendileri yapmış gibi hissederler,bunu böyle yansıtırlar.
Ya da bazıları peygamber a.s . ve O'nun başarılarını kendi başarıları gibi algılamak isterler.Kimileri hocalarını,kimileri liderlerini bu konumda algılarlar.
Halbuki,kim ne konumda olursa olsun,kim hangi makam ve derecede olursa olsun,kim hangi kalite ve nicelikte olursa olsun,bunların tamamı,o kişinin kendine hastır.Onun övünç ya da,utanç olgusu sadece o zata,kişiye aittir.Onun başarıları,ya da zararları başkalarına yansımış olsa da,temelinde bu sorumluluk onlarındır.
Halbuki bize düşen,bizim asli görevimiz,doğrudan kendimizi ortaya koymamızdır.Yani sorumluluk doğrudan kendimize aittir.Başkalarının iyi olması,ya da kötü olması bize doğrudan bir sorumluluk yüklemez.Allah bile: "İnsan için ancak çalışmasının karşılığını vardır, " NECM-39 demiyor mu?
Bize düşen Fatihe duyulan hayranlık değil,Fatihi o hayranlık duyulan kişiliğine ulaştıran karakteri,azmi,kararı ve amelleri bizim de yapmamızdır.
Peygamberi övmek,göklere çıkarmak değil,O'nun "güzel örnekliğini" ortaya koyan yaşam biçimini bizim de yaşamamızdır.Peşinden gittiğiniz hocalarınızın,liderlerinizin şahsında,kişiliğinizi kaybetmeniz değil,en az onlar ve hatta onlardan da daha üstün kişilik,karakter,bilgi ve beceriye ulaşmanızdır.Bunu başaramadığınız takdirde,başkalarının gölgesinde kalan zayıf ve görünmez nesneler olarak,kişiliksiz sürüler olarak kalırsınız.
Şunu da asla unutmayın ki,kişiler için,kişiler adına yaşamayın,mücadele etmeyin,Savunacağınız,uğrunda mücadele edeceğiniz şeyler sadece sizin inancınız,idealleriniz olsun.İşte bu durum ancak sizi şerefli ve övünülecek,takdir edilecek insan yapar.
Hamza SARI
No comments:
Post a Comment