Wednesday, 30 November 2016

ŞEYTANA YAKIN OLMAK
وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ
" Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse onun başına bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakını olur." ZUHRUF-36
Kur'anın her ayeti bize hitap eder ve bize en doğru olanı,en doğru yolu,fıtratımıza uygun olanı anlatır,gösterir.
Kur'anın sahibi kul değil,Allah'tır.Yaratılanları ve özellikle de insanı en iyi tanıyan onu yaratan Allah'tır.Bu nedenle insanın ruhunu,aklından geçenleri,düşüncelerini,ihtiyaçlarını,problemlerini ve onlara en uygun çözümleri de yine Allah bilir.
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
" Andolsun ki, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler verdiğini biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız." KAF--16
İşte Kur'an, bu gerçeklerin tamamıdır.Hastalıkların (Küfrün) tedavisidir,ilacıdır.İnsanca yaşamanın,kişilikli olmanın ,kula, kul olmağa engel olmanın en doğru yoludur.Şeytanın ve şeytanlaşmış insanların ,hatta nefsimizin kötü isteklerinin karşısında durabilmenin tek kalkanıdır.Ferdi,ailevi ve toplumsal hayattaki sıkıntıların,tek çözüm kaynağıdır.
Toplumsal barışın,dünya barışının yolu, ancak Kur'anı anlamak ve O'na uygun yaşamaktan geçer.
Fakirliğin ortadan kalkması,göz yaşlarının dinmesi,katliamların son bulması ancak Kur'anı anlamak ve O'nu uygulamakla mümkün olur.
Kur'an sadece dünyaya dönük emirler,yasaklar,tavsiyeler koymaz,getirmez,O'nun ahirete,ebedi aleme yönelik de yüzlerce-binlerce önerileri,tavsiyeleri olup,orada da mutlu olmanın yollarını da öğretir,gösterir.
Kur'an,ilimden-bilimden yanadır.Hayatı ve kainatı tanımayı,düzene sokmayı da öğretir.
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
"Rabbin meleklere, -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım-dediği vakit melekler, “Biz seni överek anarken ve yüceltip dururken, orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” diye cevap verdi. "
BAKARA -30
Bu ayet,bizim yaratılmamızın dünyalık yönünü gösterir.Dünyaya,kainata nizam,düzen,intizam ve huzur vermek ,yaratanın kainat ayetlerini de tanımak ve gereklerini yerine getirmek için yaratıltığımızı da anlatır.Her ne kadar melekler bu konuda endişe duysalar da Allah :"sizin bilmediğinizi ben bilirim." diyerek,Bilgi sahibi olan yeğane varlığın kendisi olduğunu göstermiş olur.
İnsanın yaratılışının bir amacı da ahirete yönelik olmasıdır.
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım."
ZARİYAT suresi,ayet-56
Yazımın başındaki ayete,dönecek olursak,Allah'ın, bize ne kadar büyük bir uyarıda bulunduğunu daha iyi anlamış olmalıyız.Eğer insanlar,toplumlar,yöneticiler, Kur'ana,O'nun bildiklerine kulaklarını tıkarlarsa,O'nu görmezlikten gelip de kendi kıt akıllarıyla dünyayı nizama,intizama koymağa kalkışırlarsa, Allah da onların en yakın dostları olarak şeytanların yaklaşmasına izin verir.Böylece de onlar,meleklerin de ifade ettiği gibi,yeryüzünü kan-gözyaşına boğarak,savaş alanına çevirerek yaşanmaz hale getirirler.Bunu da,Kur'anı dışlayarak,O'nu hayatlarından silerek,şeytanın dostu olarak yaparlar.İşte ayet:
قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ
" İblîs, “Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım” dedi." A'RAF suresi,ayet-16
Görüldüğü gibi Kur'an bize herşeyi en ince detaylarıyla anlatmış ve hatta yüzlerce de örnekler vermiştir.Ama insanoğlu halen gaflet uykusundadır.Allah'ı,O'nun kitabını görmezlikten geldiği,O'na karşı kulaklarını tıkadığı,O'nu hayatlarından sildiği için şeytanlar onların dostu olmuşlar.
Şu vazgeçilmez bir gerçektir ki,kurtuluşun,ferdi ya da toplumsal kurtuluşun,huzurun,barışın ,insanca yaşamanın tek yolu,Kur'anı anlayıp,O'nu yaşamakla mümkündür.Kur'anı hayat kitabımız,rehberimiz yapmamızla mümkündür.Bu da ancak ve ancak Kur'anı anlamak ve O'nu hayatımıza tatbikle olur.Allah bu konuda elbette yardım edecektir.
Son söz yine Allah'ındır.İşte o söz :
وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ
"Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız. " ZUHRUF suresi,ayet-44
الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُواْ لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُواْ حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
"Bir kısım insanlar, müminlere, “Düşmanlarınız size karşı asker topladılar, sakının onlardan!” dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve “Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir!” dediler. " AL-İ İMRAN suresi,ayet-173
Hamza SARI
GEÇMİŞİ UNUTMA--GELECEĞE KUCAK AÇ
Ey akıl sahipleri ! Geçmişi bilmeden,olanları hatırlamadan,günümüzün kıymetini bilemeyiz.Geleceklere yükselelen kucakları açamayız.
Bu ülkede,hep hainler iş başında oldular maalesef.Ecdadımız,dedelerimiz canları pahasına yedi düvele karşı savaşarak bu ülkeyi düşman istılasından kurtardı.Ama maalesef yönetimine sahip çıkamadı,olamadı.
Dini için,namusu ve vatanı için feda-ı can edenlerin yerine gelen İngiliz kırmaları,batı zihniyetli ve mason uşakları,daha doğrusu Siyonist çeteler,bu milletin başına çoban oldular.
Bu milletin ilk vekilleri, savaş sonrasında oluşturduğu devletinin,Türkiye Cumhuriyetinin anayasasına, "Türkiye Cumhuriyetinin dini İslamdır" madesini yazdılar.Ama milletin düşmanları bunu en kısa zamanda kaldırdılar.Bunu kaldırmakla kalmadılar,1000 yıllık alfabesini bile bir gecede değiştirdiler. Osmanlıca ile yazılan tüm eserlerin okunmasını yasakladılar.Hatta Osmanlıca yazılmış tonlarca kitapları hurda kağıt olarak Bulgaristan'a sattılar.
Batılı ülkelerle kana kan-cana-can mücadele eden insanların vatanına hakim olanlar,ülke yönetimini tamamen batılı düşmanlarının dediklerine ,isteklerine,direktiflerine göre dizayın ettiler.
Milletin inancıyla oynadılar.yasaklamalar koydular.Yahudinin İtalyada satamadığı şapkaları getirterek,bu millee zorla giydirmek için yasa bile çkardılar.Hatta giymeyenleri,karşı gelenleri hiç acımadan idam ettiler.1400 yıllık ezanı değiştirdiler.Camileri kiliseye çevirmek için sandalya koymak istediler.(Bu istekleri de yavaş yavaş oluyor gibi)
Tek partili dönemlerde bu ülkeyi diktatörce yönettiler.Şimdi de bunların kalıntıları utanmadan,sıkılmadan,milletin seçtiği adama diktatör diyebilecek kadar iblisleştiler.
Milletin kendi oylarıyla seçtikleri insanları iktidardan indirdiler,başbakanlarını astılar.Her 10-15 yılda bir darbe yaparak,yeni yeni hain planlarını uygulamağa koydular.Son 15 Temmuz 2016 darbesi de bunun başka bir versiyonudur.
Bir zamanlar ,çok eski değil,daha 15 yıl önce bu ülke IMF'nin kıskacında yoksulluğa mahkum edilmişti.Anayasa kitapcığının fırlatılmasıyla,ekonomi dibe,hatta dibin de dibine vurmuştu.Kuyruklar,sıkıntılar had safhadaydı.Yıllarca çalışarak emeğini vermiş insanlarımız,emekli aylıklarını almak için girdiği kuyruklarda saatlerce beklerken can veriyorlardı.
Ülkeye yeni bir can,yeni bir kan gerekiyordu.Ülkesini sevenler bir araya gelerek yeni bir parti kurdular.Millet ilk seçimde onları iktidara taşıdı.Ama hainler buna da engel oldu.Tek başına iktidar olan partinin başkanına seçilme yasağı koydu.Suçu ise sadece şiir okumak.Peki şiir neydi: "Camilerimizin kubbesi miğferimiz,minareleri ise süngümüzdür" demesi.
Bu da yetmedi,allem-kallem ederek tek başına iktidar olmuş partiye kapatma davası açtılar.Suçu ne,batının uşaklığını yapmamak,milletine hizmet etmek,batan ekonomisini kurtarmak.
Bu da yetmedi,Cumhurbaşkanını seçtirmemek için,anayasada bile yeri olmayan bir 367 uyduruk yasası çıkardılar,uydurdular.363 oy alan adamı Cumhurbaşkanı saymadılar.Halbuki kendi zihniyetlerinde olan adamları 234 oyla Cumhurbaşkanı yapmışlardı.Hatta 7 yıllık süresini de oyunlarla 5 aydan fazla daha uzattılar.
Bu da yetmedi,27 Nisan denen bir hainlik dikta ültimatomu verdiler.bizim cumhurbaşkanımızın eşi,başörtülü olamaz dediler.Hatta bu başörtüsünü yıllarca bu millete zulüm olarak uyguladılar.Oğlu bu vatan için şehit olmuş anayı,başörtülü diye yaka-paça toplantı salonlarından attılar.Okul birinci olan başörtülülerin diplomalarını iptal ettiler.İş hayatlarına son verdiler.Yani bu ülkede azınlık olan sabatay dönmeler,bu milletin öz evlatlarına yıllarca kan kusturdular.Fırsat bulsalar hainliklerine kaldıkları yerden devam edecekler.
Bu millet,bu devlet,bu ülke artık bir yola girdi.2023 ler,2071 ler bu milletin,hedefleridir.Bunu başarmak ancak,bu milletin milli değerlerine,islam inancına,kardeşliğe sahip çıkmakla mümkündür.Kardeşliğimizi koruyalım.Bizden olmayan,bizim gibi bu vatana gönül vermeyen hainlerin oyunlarına gelmeyelim,maskelerini düşürüp ,çirkinlikleri herkese gösterelim.Bu hainleri nesillerimize tanıtalım.Gelecek günlerin ülkemize ve özellikle de mazlum insanlara kurtuluşlar getirmesini,sizi-bizi ve tüm alemleri yaratan Allah'tan isterim.
H.SARI
BİR BAŞKASINA YARDIM ETMEK
Geçmişten günümüze gelmiş bir hastalık ,yanlış anlayış vardır.O da "müslümanın fakirliği seçme tavsiyesi"dir.
Özellikle din adına konuşanlar bu konuda çok ama çok uzmanlar.Adeta müslümanların fakir kalmaları için seferber olmuş gibiler.
Dünyada iki akımın insanları,fakirlik edebiyatı yaparak insanları aldatırlar,gelişmesini engellerler.Bunlardan birisi komünistler,diğeri de salak ve bilinçsiz müslümanlardır.Bunların bu fakirlik edebiyatından da ya dinsiz komünist ağa babaları, kapitalistler,ya da din istismarcısı,din tacirleri kazançlı çıkmışlardır.Kimileri komünist sistemde başa oturarak ,kimileri de dini ticaretlerine alet ederek köşe dönmüşler.
Hadi komünizm,bir amaçla,bir hedefi gerçekleştirmek için özellikle de insanları uyuşturup,sömürülerine sömürü katmak için bizzat Siyonizm tarafından ortaya atılmış saçma-sapan sapık bir düşünce,ideolojidir.Ya islam böyle mi? İslam bir düşünce,bir ideolojiden öte,bizzat kainatı yaratan Rabbimizin biz insanlar için koyduğu dinin ta kendisidir.Kurallarını bizzat yaratan dizayın etmiş ve peygamberleri aracılığıyla da insanlığa sunulmuş bir sistemin adıdır.
Bu sistemde,yani islamda,yani ilahi kuralların hakim olduğu dinde fakirlik yoktur,fakirlik asla tavsiye edilmez,önerilmez,cennete giden kurtuluş yolu olarak anlatılmaz.Aksine,zengin olmanın,zenginleşerek güçlü olmanın gerekliliğine vurgu yapılarak adeta zenginleşmeğe özendirilir. (ENFAL suresi,ayet-60).İşte sadaka,işte zekat,işte Hac,işte kurban ,işte yardımlaşma bu nedenle vardır.Zenginlik olmazsa bunlar yerine getirilir mi?
Allah,fakirlerin bile sorumluluğunu zenginlere yüklemiş ve "mallarınızda fakirlerin de hakkı var" demiştir.
وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
"Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı"ZARİYAT-19
Fakirlik edebiyatını özellikle din önderleri,hocalar,vaizler,din adına konuşanlar yapıyor demiştim.Bunu yapanların büyük çoğunluğu,islam hakkında bilgisi olmayan cahillerdir.Diğer kısımları da ya din adına kazanç sağlayanlar,ya da islam düşmanı münafıklardır.Özellikle de bu konular ya camilerde,ya dini sohbetlerde,ya da tv.ekranlarında empoze edilir.
İslamda asla yeri olmayan bu fakirlik edebiyatını kafalara yerleştirmek için akla hayale gelmedik yalanlar,yalan hikayeler uydurular.Hatta peygamber adına yalan hadisler uydurarak,adeta müslümanları miskinliğe,tembelliğe,fakirliğe sürüklemek için birbirleriyle yarış ederler.Güya cennete gireceklerin başında fakirler,miskinler gelecekmiş.Hadi ordan sizi gidi din istismarcısı sapıklar.Allah'ın böyle bir vaadı mı var? Allah böyle olanlara öncelik mi tanımış.Yok böyle birşey.Tam tersi var.Allah insanları mallarıyla değil,imanlarıyla,amelleriyle değerlendirir.Hesaba da amelleriyle çeker.
Müslümanların kafalarındaki sakat bir anlayışta sorumluluktan kaçmaktır.Çünkü bunlara göre fazla malın fazla sorumluluğu olur.Hatta daha da ileri giderek fazla malda haram da vardır derler.Ne kadar saçma bir anlayış.Kişinin inancı sakatsa,haramı az mal ile de,hatta hiç malı olmadan da işler,yapar.
Allah bize zenginliği tavsiye etmiş ve ona imrendirmiştir.Bu konuda sureler,ayetler indirmiştir.Örneğin,Allah bize Süleyman peygamberi,Kraliçe Belkisi örnek verir.Hz.Süleyman zenginliğin,gücün zirvesine ulaşmış,Allah'ın salih bir kuludur.Belkis de o kadar şatafatlı bir hayata sahip iken islamı seçmiş biridir.
Aynı zamanda Allah Karun gibi,Fravun gibi zengin olup da insanları ezen zalimleri de anlatır.Ama onların mallarına değil,sahip oldukları sapık zihniyetleri kınar,tenkid eder.Sapık Fravunun,zengin sarayında yaşayan hanımını ise över,örnek gösterir.Fakir peygamberin karısını da kötü örnek olarak anlatır ve bize duyurur.
Demek ki insanın malı ,zenginliği asla yerilmez,tenkit edilmez,tenkit edilen,kötülenen,kişilerin sapık inançları,sapıklıklarıdır.
Bugün eğer dünyada zülüm varsa,zalimler at oynatıyor,insanları kan ve göz yaşlarına boğuyorlarsa,bunların tek sorumlusu sadece onlar değil,onlara bu fırsatları sunan müslümanlara aynı derece sorumludurlar.
Allah Nisa suresi,ayet 58 de "işlerin ehline verilmesini emreder.Yani dünyayı yönetme,insanlığa hizmet görevi,öncelikle müslümanların hakkıdır.Müslümanlar bu haklarını yeniden almak,sorumluluk yüklenmek zorundalar.Bunun yolu da Enfalsuresi-ayet *60 da anlatılan güce kavuşmaları gerekir.Yani fakir müslümanlığı terkedip,"güçlü müslüman, zengin müslüman" olma yolunda çaba göstermeleriyle olur.Fakirlik edebiyatı yaparak,miskinlikle cennete gidecekleri yalanını terkedip,Allah'ın yeryüzüne gönderilmiş,vazifeli halifesi olduklarının bilincine erişmeleriyle olur.
Size fakirlik edebiyatıyla gelen yalancı din hocalarına,din tacirlerine itibar etmeyin.Hatta yalanlarını suratlarını çarpın ki,bir daha o yalanlarıyla müslümanları aldatmasınlar.
Sakın yanlış anlamayın,sadece zenginlik,sadece güç tavsiye edilmiyor,iman ile bir olan,imanın emrinde olan zenginlik,güçtür bizden istenen.Yukarda verdiğim Süleyman peygamber örneğinde olduğu gibi.Fravunlaşmadan uzak kalarak,zenginlik ve güçlü olmaktır,islamın örnek müslümanlığı.Zengin ve takva sahibi olmaktır.Sakın size takva ile zenginlik bir arada olmaz diyen,diyecek olan iblislere,şeytanlara,münafıklara aldanmayın,kanmayın,aldırış etmeyin.Elbette hem zenginlik,hem de takvanın aynı anda olacağını bizzat Allah Kur'anda örnekleriyle bize göstermiş ve anlatmıştır.Bizim kulak verip dikkate alacağımız da ancak Allah'tır,O'nun ayetleridir.
Müslümanlar ne kadar güçlü olursa,insanlık o kadar huzur bulur.Kurbanı düşünün,zekatı düşünün,sadece bunlarla ne kadar müslümanın mutlu olduğunu hesap edin.
Sakın sizi kötü örnekler aldatmasın.Örneğin arap ülkeleri bu kadar zengin iken,neden fakir müslümanlar var demeğe kalkışmayın.Onlar ve onlar gibi zenginleşmiş karunlaşmışlar,islamın tavsiye ettiği örnekler değildir.Onlar,fakir de olsalardı aynı yolun yolcuları olacaklardır.İnsanlar zengin olunca sapıtmazlar,imanları zayıf olunca,yeteri kadar iman etmedikleri için sapıklığa düşerler.Müslüman elindeki imkanların,zenginliğin,gücün tek sahibinin ancak Allah olduğu bilincindedirler.Malın da,mülkün de ilk sahibinin Allah olduğunu bilirler.Hatta çok mal kazanarak,Allah yolunda daha fazla harcamanın,daha çok sevaplar kazandıracağına inandıkları için bu yolu tercih ederler.Yoksa mallarına esir olmak için değil.
Müslüman zengin olmalı,güçlü olmalı ve özellikle de adaletli olmalıdır.
Z.Paşa'nın dediği gibi:
"Adem ona derler ki,garazdan ola salim
Nefsinde dahi eyleye icra-i adalet"
Şunu da asla unutmayalım ki,islamda,zengin olurken asla ve asla harama,rüşvete,insanları aldatmağa ,hakkımız olmayanları almağa,başkalarının haklarını gasp etmeğe izin yoktur.Tam tersine bunlar HARAM (Yasak) olarak karşımıza çıkar.Dünyalık ahiretlik sorumluluğu vardır.Bize düşen ,bizden istenen Helal yollardan zenginliktir.
Hamza SARI
ONLAR ALİMLERİNİ RAB EDİDİLER
Her asra,her döneme ışık tutan,insanları Tağutluktan kurtaran,şirke giden yolları açıklayan şu ayetin mükemmelliğine bir bakınız.
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
" Onlar, âlimlerini ve Rahiblerini, Allah’dan başka Rabler edindiler; Meryem’in oğlu Mesîh’i de. Halbuki onlar da, ancak bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah’dan başka hiç bir ilâh yok. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden tamamen münezzehtir. "
TEVBE suresi,ayet-31
Bu ayet,insanlara,şu peşinden sürü oldukları hocalarını,efendilerini,şeyhlerini,alim bildiklerini RAB edindiklerine vurgu yapar.
Rab=, Efendi, malik, sahip, terbiye eden, yetiştiren, düzene koyan, yöneten, nimet veren, ihtiyaçları gideren, kefil olan, seçkin, sözü dinlenen, otorite sahibi , melik, efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen demektir.
Rab,Allah'ın bir sıfatıdır ve ilk sure olan Fatiha suresinde Rabb-il Alemin=Alemleri terbiye eden,yöneten,ihtiyaçları gideren RAB olarak anlatılır.
Günümüzde hocalarını,alimlerini,şeyhlerini Rab edinenler kötülenmekte,eleştirilmektedir.
Bazıları dinin sahibinin Allah olduğuna inandık dedikleri halde,din konusunda kendi hocalarını,efendilerini yanılmaz otorite kabul ederler.Onların fikirlerinin asla tartılamayacağına inanırlar.O ne söylemişse doğrudur derler.İşte bu anlayış tam da bu ayete uyan bir Tağutluktur.Alimlerini Rab edinmedir.Bundan sakının.
H.SARI

KUR'ANA UYMAYAN SÖZ HADİS OLAMAZ

Hadisleri toptan yok saymak,uygun değildir.Hele hele sünnet olarak uygulamalarla gelen islami yaşam asla tartışılamaz.Namazın kılınışı,haccın yapılışı gibi.
Fakat hadis adında öyle sözler varki, hem peygamberin "güzel ahlakına,örnekliğine" hem de dinin kaynağı olan Kur'ana uymazlar.Bunları hadis olarak kabul etmek,zaten hem peygambere,hem de Kur'ana saygısızlıktır.Mesela sahih hadis kitabı olarak anılan Buhari-Müslim de bile yüzlerce saçma-sapan,islam dışı sözler hadis diye nakledilmiş.Örneğin: sakal ve bıyığını kesen öldürülür,dinden çıkan öldürülür,peygamber mezarda işkence çekenleri gördü,devenin sidiğini şifa niyetine içirdi gibi akla hayale gelmeyen sözleri,saçmalıkları hadis diye aktarırlar.Hadise karşı olanlar,Kur'ana uyan hadislere asla karşı çıkmazlar,onlar saçma olan ve peygambere iftira edilen,peygamberin asla söyleyemeciği sözlerin hadis olmadığına inanırlar.
Kur'an dinin kaynağıdır.Allah kitabında dinini tamamladığını söyler. (MAİDE-3) Tamamlanmış bir dini peygamber sadece açıklar.Dine ilaveler yapamaz.Ya da eksiltmeler yapamaz.
Allah Kur'anda herşeyi açık olarak açıkladığını söyler. (NAHL-89).Bize düşen kitabımız olan Kur'anı anlamaktır.Kur'anı anlamadan size hadis diye yutturulan her sözü,dinden sayarsınız.Böylece de inandığımız dinde hurafeler ayyuka çıkar.Hurafelerle dolu olan bir dini yaşayan ,ya da ianan da Sırat-ı Mustakıym üzerinde olamaz.Şeytan onun dostu olur.
H.SARI
KUTSAL AYLAR
İslam dininde kutsal olan aylar,Recep-Şaban-Ramazan'dır.
Recep ; "bir kimseyi heybetinden dolayı ululamak ve tazim etmek manalarına gelir ." (Hicri takvimin 7.ci ayıdır)
Recep,ayında araplar putlarına kurbanlar keserlerdi.Kutsal sayarlardı.İslamdan sonra da bu kutsallık devam etti.
Şaban,sözlükte “dağılmak, gruplara ayrılmak” anlamındaki "şa‘b" kökünden türeyen şa‘bân kelimesi,yani şa'ban ayı, kamerî yılın Receb ayından sonra, Ramazandan önce gelen sekizinci ayının adıdır ve dinî gelenekte önemli bir yeri olan üç ayların da ikincisidir. (Hicri takvimin ise,8.ci ayıdır.)
Savaşmanın yasak olduğu haram aylardan biri olan Receb'den sonra silâhlı baskınlar için kabilelerin gruplar halinde dağılması sebebiyle bu isimle anılmıştır.
Ramazan kelime olarak, güneşin sıcaklığının şiddetinden dolayı havanın,ortamın gayet çok ısınmasıanlamına gelir ki ,böyle çok kızgın,ısınmış yere “ramda” denir. “Ramazan” kelimesi de“ramda” mastarından gelen ve “yanmak” manasına gelir. Yani kızgın yerde yalın ayak yürümekle yanmak demektir.
Bu aya “Ramazan” denmesinin bir sebebi; bu ayda,geçmiş günahların,bu ayda yapılan ibadetlerle,oruçla yakıldığı,affedildiği anlamına gelir..
Bu ayda tutulan oruçla,açlık ve susuzluğun hararetinden ıstırap çekilir. Veyahut oruç hararetinden günahlar yakılır.
Ramazan ayı hicri takvimde 9.cu aydır.Bu ayı önemli ve kutsal kılan en önemli şey ise,bu ayda Kur'an-ı Kerim'in,inmeğe,gelmeğe,nazil olmağa başlamasıdır.Bununla birlikte ,"bin aydan daha hayırlı olan KADİR gecesinin" bu ayın içerisinde olmasıdır.
Bu ayın kutsal olmasının bir başka önemi de ,bu ayda "ORUÇ" ibadetinin yapılmasıdır.
Allah sadece bu ayda oruç tutulmasını farz kılmıştır.Bu ayın dışında olan günlerde tutulan oruçların tamamı farz değildir.Yani Allah'ın kesin emri değildir.Bunu bildikten sonra,isteyen istediği gün ve ayda oruçlar tutabilir.Bir sakıncası da yoktur.Hatta 5 vakit namaz ve bayram namazının dışındaki namazlar da, Allah'ın emri olarak farz değildir.Fakat isteyen istediği zamanda (sakıncalı vakitler hariç) namazlar kılabilir.Buna "nafile" namazlar denir.
Bu kutsal aylardan başka, üç tane daha ay vardır ki,bunlar,Muharrem,Zilkade ve Zilhicce aylarıdır.Bunlar Recep ayı ile birlikte eşhar-ı hurum=haram ayları olarak adlandırılır.Bu aylarda savaşmak yasaklanmıştır.
Muharrem, Arapça bir kelime olup, kelime kökü itibarıyla "haram"dan türemiştir. Sözcük karşılığı, haram olan, yasaklanan anlamındadır. Araplar, İslamiyet öncesi dönemde de bu ayda savaş yapmazlardı.Yasak sayarlardı.
Bu ay,aynı zamanda Yahudiler ve eski İranlılarca da kutsal sayılırdı.Hatta Yahudiler bu ayın 10.cu günü oruç tutarlar.Bu günde Musa a.s.ın,Fravundan kurtulması günü olarak saydıkları için,oruç tutarlardı.
Muharrem ayı ile ilgili pek çok rivayetler var ama, hiçbirinin belgeye dayanan ,belgelerle ispatlanmış bir yanı yoktur.(Hz.Hüseyin ve arkadaşlarının katledilmeleri hariç )
Bir de bu ayda "AŞURE" günü vardır ki,Aşure, (Aşura) Arapça’da 10.cu gün manasına gelen "aşara" kelimesinden türemiştir. Kelimenin Sâmî diller arasında ortak bir kelime olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü (Hz.Musa ve O'na inananların,Fravunun zulmünden kurtuldukları gün) olarak kullanılmıştır.
Bize gelen şekliyle de,bu anlayış ve inanış, Musevilikten gelmiştir.Bu günde,yani Muharremin 10.cu gününde çeşitli tahıllardan harmanlanmış,karıştırılarak pişirilmiş bir tatlı yapılarak ikramlarda bulunur ki,bu tamamen Musevi inancında olan bir gelenektir.
Bu ayda oruç tutmak kesinlikle FARZ değildir.Ama isteyen islami oruç tutma kurallarına uygun olarak oruç tutabilir. (Çünkü bazıları,Kerbela olayını anmak için,Hz.Hüseyin ve arkadaşlarının susuzluk çekerek öldüklerine inanarak,onları anmak için, bu günde sadece su ve su cinsinden birşey içmeyerek oruç tutarlar ki,buna asla oruç denmez)
Zilkade ayı,Kamerî ayların on birincisidir. Câhiliye devri Arapları tarafından hurmaların olgunlaşması ve mahsulün toplanması mânâsında kullanılmaktaydı.Hasat ayıdır.Bu nedenle bu ayda da savaş yapılmazdı.Haram olan aylardandır.
Zilhicce ayı,hicri,kameri yılın 12.ci ayıdır.Bu ayı kutsallaştıran ise,bu ayın 10.cu gününün Kurban bayramı olmasıdır.Bundan önceki günler de Kurban bayramına saygıdan dolayı kutsal sayılır.
Bu ayın 9.cu günü,Hac ibadetinin şartlarından biri olan Arafatta "VAKFE" de durma zamanıdır ki,bu güne "AREFE" günü denir.
Hamza SARI
Bazıları,özellikle de din adına konuşanların çokları,dünyayı kötüler sözler kullanarak,"kefenin cebi yok" sözüyle dünyadaki müslümanların gelişmesine engel oluyorlar.
Kötü olan dünya değil,dünya nimetleri değil,para-pul,zenginlik değil.Kötü olan bunlara meyil ederek Allah'ı,ahiretteki hesabı,daha doğrusu yaratılış amacımızın unutulmasıdır.
Allah malı-mülkü,çocuklarımızı bizim için birer imtihan vesilesi olarak adlandırır.Yani bunlarla hem cennete,ya da cehenneme aday olabiliriz demek istenmektedir.Aklımızı kullanamıyor,kullukta kusurlar ediyorsak bunda ne evladın,ne de malın suçu yoktur.Suç kullanılmayan aklın sahibindedir.

Bazı müslümanlar ,daha islamı,Kur'anı bile anlamadan,hatta hayatında da bunu göstermeden, " İSLAM DEVLETİ " sloganıyla yola çıkarlar.
Halbuki islam doğrudan kişiyi hedef alır ve onun iyi bir kul olma ,olabilme yollarını gösterir.Bu ,bize,islamın,Allah'ın bizden ne istediğini,ne ile sorumlu olduğumuzu gösterir.
Devletler bir toplum yönetim biçimi,anayasaları da ortak yaşamanın şartlarıdır.Eğer o toplum gerçekten islamı Kur'anın emrettiği doğrultuda yaşasa,bu anayasa da otomatikman Kur'ana uyan bir anayasa olurdu.Sorun biz müslümanlardadır.
H.SARI