Thursday, 14 November 2013

ALLAH'TAN NASIL İSTEKTE BULUNULUR

   Allah ile kulları arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği hakkında gerçek ve açıklayıcı bilgiler Kur'an-ı Kerimde mevcuttur. Kur'an bize her konuda ışık tutar.Özellikle kulluk konusunda uymamız gereken kuralların tamamı açık açık,açıklanmıştır.
    Öncelikle Kur'anın ilk suresi olan FATİHA suresi bize herşeyi özetliyor.Allah öncelikle bu surede kendini "alemlerin (dünyada ve ahiretteki) sahibi olarak anlatıyor.Öncelikle kullarının Allah'ı bu şekilde tasavvur etmesini isterken,kendine HAMD (teşekkür) edilmesini de ister.Daha sonra kulluğun (ibadetlerin) ancak ve ancak kendine yapılmasını emrederken,hemen arkasından ilave ediyor "ancak kendisinden yardım istememizi" emrediyor. Daha sonra da bizden kendi  doğru  (sırat-ı müstakim) yolundan ayrılmamamız için bize duada bulunmamızı ,dalaletten (kötü) yoldan uzak durmamızı öneriyor.
   Allah ,kullarının kendine ulaşması,yakınlaşması için ASLA aracıya ihtiyaç olmadığını vurguluyor  "Allah dışında yakardıklarınız da sizin gibi kullardır.(yaratıklardır)Eğer iddianızda haklıysanız (onlardan yardım geleceğine inanıyorsanız) hadi çağırın da size cevap versinler." A'raf-194.ve ardından da : "O'nun dışında yakardıklarınız size yardım edemezler,kendilerine de yardımcı olamazlar."A'raf- 197." Bir de sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin.Gerçi bu (nefsinize) ağır gelebilir,fakat saygılı kimselere asla ağır gelmez..." Bakara-45
    Demek ki,Allaha yaklaşmanın en güzel yolu SABIR ve NAMAZDIR.Falan filan kişileri aracı yapmak değildir.Hele hele yatır-türbe dedikleri ölü mezarları veya insan kılıklı şeyhleri  değildir.
   Allah'a dua ve ibadetlerle yaklaşırken,istekde bulunurken kelimeleri güzel seçerek istemeliyiz. " En güzel isimler Allah'ındır.O'na ,onlarla (güzel isimlerle) dua edin.Onun isimlerinde ters bir durum takınanlardan uzak durun.Onlar elbette yaptıklarının karşılığını bulacaklardır." A'raf-180 "Derken ,Adem,Rabbinden bir takım kelimeler öğrendi.Ona (bu sözlerle) yalvarıp,tevbe etti.O da tevbesini kabul etti.Çünkü tevbeyi çok çok kabul eden,asıl esirgeyici O'dur." Bakara-3
   Allah'ın sevgili kulu anlamına gelen HABİBULLAH  ünvanıyla anılan Hz.İbrahim a.s Rabbine sıkça tevbe ve duada bulunan mübarek bir peygamberdir. O "Rabbimiz,bizi sana teslim olmuş iki müslüman kıl (oğlu İsmaille birlikte).Soyumuzdan da sana teslim olan müslüman bir ümmet oluştur.Bize ibadet yerlerimizi göster,tevbelerimizi kabul et.Sen gerçekten TEVVAB'sın,tevbeleri cömertçe kabul edersin.RAHİM'sin,rahmetini cömertçe yayarsın."Bakara- 128
     "Kullarım,sana benden sorarlarsa, (onlara söyle),BEN , KARÎB'im, gerçekten çok yakınım.Dua edenin çağrısına,bana yalvarıp-yakardığı anda cevap veririm.Hadi onlar da bana karşılık versinler,bana inansınlar ki,doğruyu ve iyiyi bulabilsinler."Bakara-186
    "Ey iman edenler ! Sabırla ve namaz kılarak  benden yardım dileyin.Hiç kuşkunuz olmasın ki,Allah sabredenlerle beraberdir." Bakara-153

    Ayetler bize açıkça yol gösteriyor ki,bollukta da darlıkta da asla Allah'ı unutmayacağız.Kulluğun ilk şartının O'nun rızasına uygun namaz kılmak olduğunu asla unutmayacağız.Başımıza gelen ve gelebilecek her türlü sıkıntılara isyan etmeden SABIR göstereceğiz.Sabır göstermek de bir imtihandır. Sıkıntılar karşısında,sızlanmak,isyan etmek kulluk değil,isyandır ve imtihanın kaybıdır.Unutmayalım Allah isyan edenlerle değil,Sabredenlerle beraberim der.
   Dua ederken,Allah'tan birşeyler isterken asla ahiret hayatımızı da unutmayacağız.İsteklerimiz sadece bu dünya hayatı için olmamalı. "Onlardan kimi şöyle yakarır (dua eder):Ey Rabbimiz,bize dünyda da,ahirette de güzellikler ver.Bizi ateş azabından koru." Bakara-201
    Sadece dünyalık için istekde bulunanların,ahirette bir nasibi olamaz. "...İnsanlardan bazıları şöyle der:Ey Rabbimiz bize dünyada ver.Böyleleri için ahirette bir naip yoktur."Bakara-200
  Her konuda Allah'tan yardım ve istekde bulunulabilinir.(aklınıza gelen her konuda)."Rabbin Onun duasını kabul etti de kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. O (Allah) herşeyi duyar ve herşeyi bilir." Yusuf- 34.Özellikle hatalı olduğumuzu anladığımız her anda tevbeye yönelmemiz şarttır. " Ey Rabbimiz,unutur veya hata edersek bizi yaptıklarımızdan hesaba çeme...bizim güç yetiremiyeceğimiz sorumluluklarla  da sorumlu tutma,affet bizi,bağışla bizi,acı bize..."Bakara-286
   Çocuk sahibi olmak istediğimizde de Allah'ın emrettiği şekilde dua edeceğiz. "Zekeriya Rabbine,Rabbim katından bana tertemiz bir soy (evlat) bağışla (ver).Sen dualara en güzel karşılık verensin." Al-i İmran 38
   Allah'a yalvarmanın,istekte bulunmanın zamanı yoktur, her zaman ve her şekilde dua ve kullukta bulunmamız şarttır. "Aklını ve yüreğini kullanmasını bilenler o kişilerdir ki,ayaktayken,otururken,yan yatarken hep Allah'ı anarlar (zikrederler,istekde bulunurlar)..." Al-i  İmran -191
   Allah'tan birşeyler isterken,tevbe ederken,öncelikle kendimizin acizliğini ortaya koymamız,kabul etmemiz gerek.Dik başlılıkla,kendini beğenmişlikle kulluk olmaz. "Rabbinize boyun eğerek,gizlice (sessizce,içten gelerek) ürpererek yalvarın yakarın.O (Allah),haddi aşanları,azmışları asla sevmez." A'raf-55
   Allah'tan,münafıklar ve kafirler,müşrikler için dua edilmez. "Onlardan (imansızlardan) ölen birine asla dua etme,cenaze namazını kılma,mezarı başında durma.Bunlar Allah ve rasulüne karşı nankörlük ettiler ve yoldan sapmış olarak ölüp gittiler." Tevbe-84. İsterse bu sapıklar en yakın aile ve yakınlarımız da olsa onlar hakkında bağış dilenmez.Bunun en açık örneği Nuh peygamberin oğlunun boğulmasına üzülmesiyle Allah'ın O'nu şiddetle uyarması ve O'nun da derhal  hata ettiğini anlayıp tevbe etmesinde görüyoruz. "Akraba bile olsalar,cehennem ehli oldukları açık belli olduktan sonra müşrikler için af dilemek ne peygambere,ne de iman edenlere yakışmaz." Tevbe-113
  Dualarımız ve ibadetlerimiz bize Allah katında değer kazandırır. " De ki,duanız ve ibadetleriniz yoksa,Rabbim sizi ne yapsın?Onu yalanlarsanız,azap size kaçınılmaz olur." Furkan-77
  "Yemin olsun ki,Nuh bize yalvarmıştı da,biz ona ne güzel karşılık verdik." Saffa-75
  Allah'a yalvarıp-yakarmalar sadece sıkıntılı  anlarımızda olmamalı. "İnsana nimet (bolluk,rahatlık,servet) verdiğimizde yüz çevirir (Allah aklına bile gelmez),yan yatar,keyfine bakar.Kendine bir şer (sıkıntı) dokununca da hemen duaya,yalvarmağa başlar." Fussilet-51
   Sözün özü,Allah ile aramızdaki bağı asla koparmayalım.Bunun için de namazlarımızı ve dualarımızı asla eksik etmeyelim. "Namaz kılanlar müstesna."Meariç-22  "Ve bunlar,namazlarını ve dualarını daima korurlar." Meariç-34  "De ki,ben ancak Rabbime yalvarır-yakarırım,hiç bir varlığı O'na ortak koşmam." Cin-20

Thursday, 31 October 2013

KUR'AN BİZE DOĞRULARI GÖSTERİR

     "Rahmanın kulları yeryüzünde mütevâzi yürürler.   Cahiller kendilerine sataştıklarında bile onlara da güzel ve yumuşak söz söylerler." FURKAN-63
     "Onlar,gecelerini de,namaz kılarak (kıyam ve secdede durarak) geçirirler." FURKAN-64
     "Onlar,Rabbimiz ! bizden cehennem azabını uzak tut.Doğrusu onun azabı (cehennemdeki işkence) sürekli ve acıtıcıdır.Orası ,şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır derler."FURKAN-65,66
     "Onlar,sarfettikleri zaman (ellerindeki mallardan verdikleri zaman) ne israf ederler (aşırı gitmezler),ne de cimrilik ederler.Orta bir yol tutarlar."FURKAN-67
     "Onlar,Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar.Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar,zina etmezler.Bunları yapan günaha girmiş olur."FURKAN-68
     "Kıyamet günü azabı kat kat olur,orada alçaltılarak temelli kalır." FURKAN-69
     "Ancak tevbe eden,inanıp yararlı iş (amel) yapanların,günahlarını Allah bağışlar ve kötülüklerini bağışladığı gibi,amellerini de iyiliğe çevirir ve onlara merhamet eder."FURKAN-70
     "Kim tevbe edip,yararlı iş (amel) yaparsa,şüphesiz o (kişi)Allah'a gereği gibi yönelmiş olur."
                                                                                                                       FURKAN-71
    "Onlar,yalan yere şahitlik etmezler.Faydasız  birşeye rasladıklarında,yüz çevirip vakarla geçerler." FURKAN-72
    "Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman,onlara (ayetlere) karşı kör ve sağır davranmazlar." FURKAN-73
    "Onlar,Rabbimiz ! bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan,gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi,Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap derler." FURKAN-74
     "İşte onlar,sabrettiklerinden dolayı,cennetin en yüksek makamlarıyla ödüllendirilecekler.Orada  mutluluk ve huzur dilekleriyle karşılanırlar." FURKAN-75
    Yukardaki ayetlerde,biz kullara yönelik yüzlerce emir ve hikmetler vardır.
   1-Allaha kulluk yapan insanlar,O'nun emir ve yasklarına uydukları için,kendi durumlarını iyi bilirler.Bunun  sonucu olarak da yeryüzünde gayet mütevâzi yaşarlar.Azgınlık göstermez,zulm ve haksızlık yapmazlar.
    2-Allah'a kul olm yolunda gidenler,hatalar yapsalar,hatta bu hataları adam öldürme ,zina yapma gibi büyük günahlar da olsa,hemen tevbe edip Allah'tan af (bağışlanma) dilerler.Bunu yaptıklarında da kendilerinin kesin olarak bağışlanacağına yürekten inanırlar.Çünkü bağışlama yetkisinin sdece Allah'a ait olduğuna kesin inanırlar.
   3-Günahlarından pişmanlık duymak,kulluğun bir gereğidir.Elbette zaman zaman kul olarak hatalara düşebiliriz,ama asıl olan hatalarda israr etmek değil,farkına varıp derhal tevbe etmek güzel olandır.
    4-Allaın imanlı kulları,ellerindeki imkanları paylaşmaktan hoşlanır.Fakir ve muhtaçlara yardım ederler.Yardım ederlerken de asla cimrilik göstermezler.Hatta kendi ihtiyaçları için  bile olsa, harcadıklarında aşırı gidip israf etmezler.
    5-Allah'a iman edenler,O'ndan başka varlıklara kulluk yapmazlar.
    6-Kendilerinden , (şahit oldukları )  herhangi bir konuda, şahitlik istendiğinde,doğru şahitlik yaparlar.Asla yalan yere şahitlik yapmazlar.
    7-Onlar gece gündüz Allah'a ibadet etmeyi kendilerine görev yaparlar.
    8-Cehennem azabının şiddetinden korkarak,daima ordan uzak tutulmaları için Allah'a yalvarırlar.
    9-O iman edenler,faydasız herşeyden uzak dururlar
   10-Kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatıldığında,kör ve sağırlar gibi görmezlikten veya duymamazlıktan gelmezler,hemen icabını yerine getirirler.
   11-Onlar,Allah'tan hayırlı eşler ve hayırlı çocuklar isterler.
   12-O imanlı kullar,Allah yolunda sabırla yürüdüklerinin karşılığı olarak cennette çok yüksek makamlara kavuşacaklarına inanırlar ve umarlar. Allah bize cennetini nasip etsin İNŞALLAH.

Wednesday, 30 October 2013

SÜLEYMAN PEYGAMBER ÜZERİNDEN İNSANLARA İLAHİ MESAJ

    Kur'anı Kerimde,sıkça adından söz edilen ve  O'nun üzerinden insanlığa mesajlar gönderilen peygamberlerden bir de Süleyman a.s.dır.Bu mesajlardan sadece birini aktarmağa çalışayım.Birgün Süleyman a.s. çok güzel atlar hediye edildi. "Ona bir akşam üstü,çalımlı,cins koşu atları sunulmuştu." SÂD-31 . é Süleyman:doğrusu ben bu iyi malları Rabbimi bana hatırlattıkları için severim demişti.Koşup,toz dumana kayboldukları zaman,onları bana getirin dedi.Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamağa başladı."SÂD-32,33.Süleyman a.s.onları o kadar çok sevdiki,zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmedi.Namaz vakti bile geçmişti. Bu davranışı Allah'ın hoşuna gitmedi.Çünkü hiçbir sevgi Allah sevgisinin önüne geçmemeliydi.İşte Allah O'nun  bu davranışının yanlışlığını  kendine göstermek istedi. "And (yemin) olsun biz Süleymanı imtihan ettik.Tahtının üzerine bir cesed (ölü cesed) yerleştirdik.Sonra O,yine (pişmanlık duyarak) eski haline döndü." SÂD-34. Süleyman a.s.yaptığı yanlışlığın (mal sevgisinin Allah sevgisinin önüne geçmesiyle hataya düştüğünün)  farkına vardı ve derhal tevbe etti ve Allah'a yöneldi. "Süleyman:Rabbim,beni bağışla.Bana,benden sonra kimsenin ulaşamıyacağı bir hükümranlık ver.Şüphesiz sen,daima bağışta bulunansın,dedi." SÂD-35. Allah,O'nun hatasını bağışladı, duasını kabul etti ve O'na dünyada kimsenin malik olamadığı zenginlikleri verdi. "Bunun üzerine biz de,istediği yere o'nun emriyle kolayca giden rüzgârı,bina  yapan,dalgıçlık eden şeytanları,demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları o'nun emrine verdik." SÂD-36,37,38

      Yukarda ayetlerle anlatılan bu kıssa (olaylar) sadece Süleyman a.s.ait olaylar değildir.Allah O'nun üzerinden diğer kullarına da mesajlar göndermiştir.Bu olaydan benim çıkardığım dersler,bana verilmek istenen mesajları şöyle anladım:
   1-Allah kullarını yalnız fakirlikle değil,bazen de çeşitli bol bol nimetlerle de imtihan eder.
   2-Burada geçen besili,bakımlı atlardan anladığımız,bize dünyada verilen eşsiz,değerli nimetlerdir,
  3-Süleymana verilen çok büyük zenginlikler,bazı imkanı bol olan,servetlerini katlayarak çoğaltan insanları hatırlatır.
  4-Bütün servetlere rağmen kul,kulluğunu asla unutmamalı.
   5-Servetleriyle övünen,onlara aşık olan,mal sevgileri Allah sevgisinin önüne geçenler çok tehlikeli yoldalar.Onlar Allahı unuttuklarında Allah da onları unuttu. (onun tahtının üzerine bir cesed koyduk) ifadesiyle, dünyalık sevgileriyle,Allah sevgisini,Allahı bir an dahi unutanlar,artık Allah katında ölmüştür,değersizdirler.Ya da başına çok kötü belâlar,hastalıklar gelir de halsiz,takatsız bırakır.Bazen tüm servetlerini bile kaybedebilir.Bu durumda bile sabırlı olmak gerek.
   6-Kullar her ne kadar yanlışlıklar yapsa da,hatasını anlayıp ,Allaha yönelmesini de bilmeliler.
   7-Tevbe ederek Allaha yönelen kullara,Allah zamanla kaybettiğinden daha fazlasını verebilir. 
   8-Her felaketten,yanlışlıktan da,insanlar dersler çıkartmalı ve bir daha hatalara düşmemek için dikkatli olmalılar.
    9-En önemlisi de,dünya malları,işleri,meşgaleleri asla bizi Allah' ibadetten alı-koymamalı.
   10-Bir diğer mesaj da:İnsanlara ne kadar bol nimetler verilse,insan daha fazlasını ister.(Süleyman a.s."bana öyle bol nimetler verki,kimseler onlara sahip olmasın" )demesi gibi.

Thursday, 24 October 2013

KUR'ANDAKİ KISSALARI ANLAMAK

   Kur'anda Hz.İbrahim a.s ile ilgili onlarca kıssa geçer.Bunlardan biri de O'nun ateşe atılma olayıdır.Bilindiği gibi İbrahim a.s döneminde,aynen Muhammed a.s döneminde olduğu gibi putçuluk hakimdi.İnsanlar kendilerine tanrılar (ilahlar)  olarak bir takım taş,toprak ve diğer maddelerden yaptıkları şekiller,büstler,kelleler yaparlar ve zaman zaman da bunların kendilerine UĞUR getirmesi için onlar önünde dua ederler ve onlardan bir takım isteklerde bulunurlardı.Hatta rivayete göre İbrahim a.s ın babası da bu puta tapanlardandı.İbrahim putçuluğun hakim olduğu bir ortamda yetişse de putlara karşı hep nefretle bakmış ve tapanların hallerine acımış ve hatta çok zaman da kızmıştı.  "O babasına ve kavmine: şu karşısına geçip de tapmakta olduğunuz heykellerde (putlarda) ne buluyorsunuz."Enbiya-52.  "Dediler ki,biz babalarımızı bunlara tapar bulduk" Enbiya-53. "Doğrusu siz de babalarınız da açıkça sapıklık içerisindesiniz,dedi" Enbiya-54.  "Allaha yemin ederim ki,siz ayrılıp gittikten sonra,putlarınıza bir oyun yapacağım." Enbiya-57 .Bir gün yöresel bir festival için insanların meydanda toplandığı zamanda puthane girdi ve elindeki kırıcı aletle putları paramparça etti.
   " Sonunda İbrahim onları paramparça etti.Yalnız onların büyüğünü bıraktı,belki ona müracaat ederler diye." Enbiya-58.
   Festival dönüşü dua etmek için puthaneye geldiklerinde  tanrıları olan putların paramparça olduklarını gördüklerinde,şaşkınlığa düştüler. "Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o zalimlerden biridir,dediler." Enbiya-59. "Onlar aleyhinde söz söyleyen İbrahim adında bir genç vardı dediler." Enbiya-60. "O halde O'nu insanların huzuruna, (puthaneye) hemen getirin belki şahitlik eder,dediler." Enbiya-61.Daha sonra İbrahim a.s puthaneye gelince: "Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ?dediler" Enbiya-62.Bunun üzerine İbrahim a.s. "Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır,isterseniz onlara sorun,tabiki eğer konuşurlarsa  dedi." Enbiya-63.Bu soru karşısında şaşkına döndüler. "Bunun üzerine kendi içleriden ,asıl zalim olduklarını düşündüler."Enbiya-64.Ama hatalı inanışlarının anlaşılmaması için kendilerini düştükleri bu şaşkınlıktan toparlayarak, "Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına dönerek,sen de bunların konuşamayacaklarını pek âlâ bizim gibi bilirsin dediler". Enbiya-65. "İbrahim,öyleyse Allah'ı bırakıp da,size hiç fayda ve zarar veremeyen bu şeylere hâlâ tapacak mısınız? dedi." Enbiya-66  "Size de,Allah'ı bırakıp taptığınız bu putlarınıza da yuh olsun.Siz hiç mi akıllanmazsınız." Enbiya-67.
   Bu konuşmanın arkasından şaşkına dönen putçular,tekrar bir araya gelerek buna bir çare bulmak istediler.Kimileri  İbrahimi cezalandıralım dediler.Hatta bazıları tanrılara yakışır şekilde O'nun yakılarak öldürülmesini istediler. " (içlerinden bazıları) eğer bir iş yapacasanız,O'nu yakın,böylece tanrılarımıza yardım etmiş olursunuz dediler." Enbiya-68
  Daha sonra tüm putçular elbirliği yaparak,tanrılarına layık bir ateş olsun diyerek ,yüzlerce odun,çer-çöp toplayarak koskoca bir yakıt tepesi oluştudular.Daha sonra da ateşe verdiler.Ateş o kadar korkunç ve harlı oldu ki,yanına yaklaşmak imkansızdı.Bu nedenle İbrahimi kolundan tutup atmak yerine Mancınık denen,bir kaldıraça koyarak kızıl alevlerin ortasına attılar.
   Herşeyin kudreti elinde olan Yüce Allah: "Ey ateş,İbrahim için serinlik ve esenlik ol dedi." Enbiya-69. Yakan ateş,İbrahimi yakamaz oldu.İlahi mucize tecelli etti.Ateşin ortasında yanmayan,dipdiri duran İbrahimi görünce şaşkına döndüler. "Böylece O'na çok büyük bir tuzak kurmak istediler,fakat biz onları,daha çok hüsrana uğrattık."Enbiya-70
      İşte İbrahim a.s hakkında geçen Kur'an kıssalarından biri budur.Şimdi bu kıssayı anlatmakla
 Allah bize hangi  ilahi mesajları vermek istemiş olabilir,ona bakalım:
   1-Öncelikle hiçbir peygamber,peygamber olmadan önce de kendilerine putlar,tanrılar edinmemiş,putlara tapmamıştır.
   2-En yakın ailemiz bile yanlış yoldaysa,onların hatırları olsun diye,biz de onların yanlışlıklarına eşlik etmeyeceğiz.
   3-İnsanlardan çokları,babalarımız bu yoldaydı,böyle inanır,böyle ibadet eder diyerek onları körü-körüne,düşünmeden,araştırmadan,krıtik etmeden takip ve taklit ederler ve hiçbir zaman da onların yanlış yolda olduklarını akıllarına bile getirmezler.Aynen İbrahimin toplumu gibi.
   4-İnsanlar hangi makam ve rütbede,ilmi derecede olursa olsun,yaptıkları hataları,sakat inanışları sorgulamak, ya akıllarına gelmiyor,ya da çıkarlarına ters düştüğü için işlerine gelmiyor.Böylece sapıklıklarına devam edip gidiyorlar.
   5-Asırlar önce ,cahil olarak nitelendirdiğimiz toplumlar putları,heykelleri nasıl kutsallaştırırken,günümüzde de kendini akıllı ve ilerici sayan milyonlarca gafil insanlar da aynı hatayı bugün de yapmaktalar,heykellerin önüne çelenkler,çiçekler koyarak,saygı duruşuşlarında bulunuyorlar.Bunlara sorarsanız,onlar da aynen İbrahimin toplumu gibi,hatta Mekke putçuları gibi aynı cevabı verirler." Biz sadece onlara saygı duyuyoruz tapmıyoruz " derler.Hangi asırda olursa olsun insan aklı putçuluk karşısında hep aynı naneyi yer.
    6-İnananlar,İbrahim a.s.da olduğu gibi yürekten inanmak zorundalar.Karşılaşacakları hiçbir engele aldırış etmiyecekler.Sonucu karara bağlayanın zalimler,sapıklar değil Allah olduğuna gönülden inanacaklar ki,sonunda İbrahim gibi esenlikte kalabilsinler.Kafirlerin bir planı varsa,Allahında bir planının olduğunu,Allahın planının onların planlarını her zaman bozacağına iman edecekler.
   7-Allah dilerse, insanların aklını bile durduracak olaylar olur. (örneğin yakma özelliği olan ateşin yakmaması gibi)
   8-Ateşin yakma özelliğine dayanıklı bir maddenin  var olduğu ilmi de, bu olayda açıklanmış oluyor.(Bazı itfaiyecilerin ateşe dayanıklı giyecekleri gibi)
   9-Karşılaştığınız zorlukları,sapıklıkları aşmak ve yok etmek için daima plan yapın.Fırsatı yakalayınca da hemen yerine getirin.(burada İbrahim  a.s.ın putları parçalamak için ahalinin festivale gitmesini beklemesi gibi.)
   10-Küfürle veya bir başka şeylerle mücadelenizde sonucu karşı tarafın akıl ve mantığına hitap edecek sorular ve çalışmalar olmasına dikkat edin ki,belki akılları başlarına gelir. (burada,İbrahime putları sen mi kırdın,dediklerin de O da isterseniz şu kırılmayanlara bir sorun belki size cevap verirler diyerek onları düşünmeğe çağırması gibi)
    11-Küfür karşısında tek başınıza da olsanız,arkanızda Allahın yardımını unutmadan,mücadelenize devam edin. (burada İbrahim tek başına olduğu halde,top yekün sapık bir kavme karşı Allah davasını savunuyor)
    12-İnançsızlar karşısında mücadele verirken,sonunda kabul etmeseler de,siz onlara "yazıklar olsun,yuh olsun,acırım halinize..."gibi ifadelerle onların kafalarında son çare olarak soru işaretleri oluşturmayı da asla unutmayın.
    13-Size karşı kurulan tuzak ve oyunları bertaraf edin,gücünüz yetmez ise Allaha havale edin.Allahın tuzağı,onların tuzaklarını daima bozacaktır. ( "Böylece,O'na bir  tuzak kurmak istediler,fakat biz onları daha çok hüsrana uğrattık."Enbiya-70)
    Siz de bu kıssadan başka hikmet ve dersler çıkarabilirsiniz.Unutmayın ki,Kur'anda geçen her ayetin bir hikmeti ve bize bir öğüdü vardır.Kur'anı anlayarak okurken,Bu ayetlerde Allah bizden ne istiyor diye daima kendi kendimize soru sormalıyız.Böylece Allah ile bağımız daha kuvvetli olur.
    

Tuesday, 22 October 2013

KUR'ANDA GEÇEN OLAYLARIN HİKMETİ

Kur'anda kıssa olarak anlatılan,yüzlerce olay vardır.Bunlar asla ve asla bir hikaye olsun diye bildirilmemiştir.Her kıssa (olay)  bir veya birçok uyarıları,tebliğleri,emir ve yasakları da birlikte getirir.Kur'anda geçen ilk olay Ademin yaratılması olayıdır.Allah,Ademi yaratmak istediğinde,melekler "yeryüzünde kan dökecek,fitne çıkaracak bir varlık mı yaratacaksın ?" diye sorduklarında Allah:"benim bildiğimi siz bilemezsiniz" diyerek onları uyarır.Onlar da derhal hatalarını anlar ve TAAT (itaat) ederler.Burada bize verilmek istenen hikmet,ders,öğüt: 1-Allah'ın bildiğini,melekler dahi bilemez.2-Allah'ın emri karşısında her yaratılan varlık uymak zorundadır.3-İnsanoğluna benzer başka varlıklar da (mesela cinler gibi) daha önce yeryüzünde yaratılmış.Çünkü melekler:"yeryüzünde kan dökecek,fitne çıkaracak birilerini mi yaratacaksın?" diye,bir ifade kullanarak,daha önce böyle bir olaya şahit olduklarına vurgu yapmış oluyorlar.
   Daha sonra Adem (ilk insan) yaratılıyor ve bu kez,meleklerin ve cinlerin atası İblisin imtihanı gündeme geliyor.Allah ,Ademi yarattığında O'na ilim verdi,eşyayı tanıyacak bilgilerle aklını doldurdu.Daha sonra da:"Ademe secde edin (itaat edin,O'nun emrine girin,O'nun üstünlüğünü kabul edin) " diye Meleklere ve İblise emretti.Melekler,hiç tereddüt etmeksizin bu emre uydular.Fakat,İblis bu emre uymadı.Allah:"sen neden Ademe secde etmedin" dediğinde İblis:"çünkü beni ateşten,onu ise çamurdan yarattın,bu nedenle ben daha üstünüm" dedi.Bunu söylemekle hâşâ Allah'ın aklından,kendi aklını daha üstün görmüş oldu.Bu  bakış açısıyla ŞİRK'e düştü.Böylece huzurdan kovulanlardan oldu.
  Bu kıssada bize verilmek istenen hikmetler ve direktifler ise: 1-Hiç kimse Allah'ın emir ve yasaklarını tartışma hakkına sahip değildir.1-Tartışmaya kalkışırsanız,İblisi (şeytanın) huzurdan kovulduğu gibi,kovulur,Allah'ın lânetine uğrarsınız.3-Melekler gibi temiz ve günahsız olmak istiyorsanız,tartışmasız Allah'ın emirlerine uymak zorundasınız.4-Kendi yaratılışını,durumunu,varlıklı (zengin) oluşunu,makam ve rütbe sahibi oluşunu,bilgili oluşunu ve buna benzer diğer özelliklerini asla bir üstünlük aracı olarak,başkalarına kullanamaz.Kullanmağa kalkışırsa,İblisin (şeytanın) düştüğü bataklığa,yanlışlığa düşmüş olur.5-Allah'ın bir emrine bile uymamak,bazen bizim başımıza sonucu çok kötü olan olaylara yol açar...gibi.
    Daha sonraki olayda,İblis ,Allah'an kıyamete kadar mühlet (zaman) ister. "Bana insanların dirileceği güne kadar zaman ver" diye istek de bulunur.Allah da: "Haydi sen  kıyamete kadar zaman verilenlerdensin" der.İblis de:"o halde ben de senin doğru yolunun üzerine oturacağım beni azdırmana (sapıtmama)sebep olan bu insanoğlunun ,önünden,arkasından,sağından,solundan yaklaşarak onları sana kulluk yapmaktan (itaat etmekten) uzak tutacağım." der.
   Bu ayetlerde (olayda) de bize verilmek istenen bilgi ve öneriler şunlardır: 1-İblisin Allah'ın emri karşısında diklendiği yetmiyormuş gibi bir de ukalalığına,isyanına devam ediyor ve azgınlığına sebep olan insanoğlundan ÖÇ ALMAĞA kakışıyor.Bunun için de kıyamete kadar zaman istiyor.2-Allah İblisin bu isteğini kabul ediyor.Çünkü Allah insanları ve cinleri imtihan etmek için,kulluklarını,bağlılıklarını TEST yapmak amacıyla yartmıştır.3-Burada çok önemli bir hususa dikkat çekiliyor,İblis (şeytan) bizi Allah'ın doğru yolundan uzak tutmak için,tabir yerindeyse,her türlü cambazlığı yağacağını sölüyor."ben onların sağlarından yaklaşacağım derken,onlara bazı şeyleri Hayırlı bir iş gibi göstereceğim, (yatır ziyaretleri,muska tedavileri,şeyhlere bağlılık, liderlere uşaklık, islam davası diye kula kulluklar,uydurma din anlayışları mevlid vs.gibi) ama bu gösterdiğim asla hayırlı iş  olmayacak,sollarından yaklaşacağım,haram olan şeyleri onlara şirin ve güzel göstereceğim (içki-kumar,zina...gibi),önlerinden yaklaşacağım (daha önceki atalarının yanlış uygulamalarını onlara şirin göstereceğim,arkalarından yaklaşacağım (sonraki nesillerini onlara  hoş gösterek,yaptıklarıyla kibirlerini artıracağım.Evlatlarıyla,mallarıyla büyüklük taslamalarına neden olacağım) diyerek bizim bunlara dikkatimizi çekiyor Allah.4-Şeytanın bize kıyamete kadar düşman olduğunu asla unutmamız gerektiği öğüdünü yapar Allah.5-Bir de şunu iyi bilelim ki,şeytan daima bize ,Allah yolundayken musallat olur.Örneğin bir hayır yapacaksın,şeytan vesvese  vererek,neden yapıyorsun,sanki kımetini bilecekler mi?Şimdiye kadar yaptın da ne oldu? Madem yapacaksın biraz da kendini ve aileni düşün,alemin en akıllısı ve en hayır seveni sen misin?gibi yüzlerce soruyla iç dünyamızı karartmak ister.
     İşte Kur'anda geçen kıssaları bu mantıkla,bu yaklaşım ve hikmetle İRDELEMEK gerekir.Yoksa o kıssalar laf olsun diye Kur'anda geçmez.Bunlar birer ayettir ve her ayetin gelişinde bir hikmet ve biligi,emir vardır.Kur'anı anlamak için yola çıktığımızda bunları dikkate almak zorundayız.Yoksa Bir Yusuf ile Züleyha olayında olduğu gibi aşk hikayesi değildir KUR'AN.  Allah kelamıdır ve Allah ne söylediyse boşuna söylememiştir. " ALLAH'IN SÖYLEDİĞİNDE ASLA BİR HATA (yanlışlık) BULAMAZSINIZ." diyerek de Allah fazladan bizleri uyarır

Monday, 19 August 2013

ALLAH'IN EMİRLERİNE UYALIM

    De ki !  Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını sıralayayım: Allah'a hiçbir şeyi ortak tutmayın. Ana-babaya iyilik edin. Yoksulluk korkusuyla,çocuklarınızı öldürmeyin.Sizin de,onların da rızkını veren Allah'tır. Fuhşun (çirkin ve haram olan şeylerin)  gizlisine de,açığına da  yaklaşmayın.Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana (haklı sebepler dışında) kıymayın. İşte bunlar,Allah'ın size yüklediği sorumluluklardır.Belki aklınızı kullanırsınız.
     Ergenlik (buluğ) çağına kadar,yetimin malına dokunmayın.Onun iyiliği için dokunabilir,kullanabilirsiniz.Ölçü ve tartı işlerini dengeli ve dürüst yapın.Biz kimseyi gücünden fazla sorumlulukla sorumlu tutmayız.Yakınınız da olsa,adaletten ayrılmayın.Allah'a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin.İşte Allah bunları da sizden ister.Belki aklınızı başınıza alırsınız.
     İşte bu,benim dosdoğru yolumdur.Onu takip edin.Başka yollara gitmeyin.Giderseniz,yoldan sapmış olursunuz.Bunlar da Allah'ın sizden istekleridir.Belki KORUNURSUZ.

                                                                     En'am suresi,ayetler:151,152,153

Bu ayetler gayet açık.Herkesin anlayacağı şekilde Allah herşeyi açık açık anlatmış.Bize düşen gereğini yapmaktır.Kulluk da bunu gerektirir.Kendi kafamıza göre yaşamak,Allah'ı tanımamaktır.Onun dediklerine kulak asmamaktır.Onu Rab olarak kabul etmemektir ki,bu şirktir.Şirk ise en büyük günahtır.
   Özellikle 152.ci ayette "ALLAH'A VERDİĞİNİZ SÖZÜ TAM OLARAK YERİNE GETİRİN" emrine dikkat etmek gerek.Bu söz Kelime-i şehadettir.Onunla Allah'ı ve rasulünü kabul etmiş ve bize gelen ilahi mesajlar toplamı olan Kur'ana uymaya söz vermiş oluyoruz.Bu demektir ki,Kur'ana uygun yaşayacağız ve asla ona ters bir anlayış ve yaşam,davranış içinde olmayacağız demektir.Bunu yerine getirmek verilen sözün yerine getirilmesi demektir. Peygamber a.s.verilen sözün yerine getirilmemesini MÜNAFIKLIK ALEMETİ olarak nitelemiştir.Bizler münafık olmadığımızı göstermek için Kur'an dışı bir yolda olmayacağız.Allah yar ve yardımcımız olsun İNŞALLAH.

Sunday, 18 August 2013

İSLAM BİRLİĞİ

 Allah,insanı yaratmağa karar verdiğinde,melekler "yeryüzünde kan dökecek,fitne çıkaracak bir varlık mı yaratacaksın" dediklerinde ,"sizin bilmediklerinizi ben bilirim" demişti.
  Günümüzde de adı insan olan,fakat yaptıklarıyla şeytana pabucunu ters giydirecek  zalimler,fravunlar tarafından dünyamız barışa hasret kaldı.Her yerde insanlar ve özellikle müslümanlar zulme uğrayarak vahşice katlediliyor.Bir avuç şuurlu müslümandan başkası olaylara seyirci kalıyorlar.
    Son islam kalesi Osmanlıydı.Osmanlıyı parçalamak için 7 düvel dediğimiz tüm vahşi dünya birleşmiş,öncülüğünü de Siyonizm çekmişti.Hedefleri İslamın son kalesini yıkıp yeryüzünden Allahın ismini silmekti.Çünkü bunlar şeytanın uşaklarıydı.Şeytan "senin doğru yolunun üzerine oturacağım ve kullarını yoldan sapıttıracağım" diye söz etmişti.Allah ona izin verdi.Çünkü kullarını imtihana tabi tutmak istiyordu.İşte bu nedenle müslümanın imtihanı çok zor.Cennete girmek öyle beleş değil.Atadan öğrendiğimiz dinle yetinirsek,cennet bize hayal olur.Her an şeytanın tuzağına düşebiliriz.İşte bunun için Kur'an müslümanı olmak zorundayız.Kur'ana dönmek ve Kur'anda anlatılanları yaşamamızda uygulamak zorundayız.
  Allah : "Hepiniz,Allah'ın ipine (yoluna-islama) sımsıkı sarılın ,asla ayrılığa düşüp parçalanmayın.Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın,hani birbirinize düşman idiniz de Allah kalblerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz.Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken,oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı.Allah ayetlerini böylece açıklıyor,ta ki doğru yola eresiniz." Al-i İmran-103
   Bugün islam kardeşliğine son derece ihtiyacımız var.Çünkü tek millet olan küfür birlikte ve ortaklaşa hareket ediyorlar.Allah :"düşmanlara karşı siz de besili atlar yetiştirin (savaş aletleri yapın" dediği halde müslümanlar bu işi gavur dediklerimize bıraktılar.İlim ve teknolojiye yatırım yapmadılar.Silaha  sahip olan küfür fravunları da,silahsız müslümanları hiç gözlerini kırpmadan katlettiler.Müslümanlar artık uyanmak ve ayağa kalkmak zorundalar.Düşmandan yardım beklemek aptallıktır.Suriyede,Mısırda ve dünyanın diğer yerlerindeki,ezilen müslümanların kurtuluşunu hristiyan ve yahudiden bekleyemezsiniz.Bu zavallılık olur.Unutmayın dünyamızda nice Fravunlar geldi-geçti.İnsanlığı kan gölünde boğan zalimleri gördü bu insanlık.Ama elbette baki kalmadılar.Allah:" insan ancak çalıştığının karşılığını alır" derken bize bir uyarıda bulundu.Bunu anlamak zorundayız.Çalışmadan,emek harcamadan,hürriyetimize eremeyiz.Bugün Mısırla birlikte islam dünyası kan ağlıyorsa,bu bize bir uyarı olmalı.Allah" ben kullarımı bazen felaketlerle imtihan ederim" derken bu olayların islam alemi için bir imtihan olduğu bilinciyle hareket etmek gerek.Bu olaylar karşısında duyarsız olan müslümanlar öncelikle imanlarını bir gözden geçirsinler.
  Peygamberimiz Hz.Muhammed a.s imanın derecesini anlatırken:" kötülükleri elinizle,gücünüz yetmiyorsa dilinizle,buna gücünüz yetmiyorsa gönülden buğz (beddua) ederek engelleyin" diyor.Bizim için hangisi daha hayırlı ise o yolu seçelim.Zulümler karşısında Türkiyeli müslümanların daha hassas ve şuurlu davranması,aslına dönüşün bir müjdesidir.İnşallah başsız kalan islam aleminin yine başı olacaktır.Allah bu millete bu şerefi inşallah yine nasip edecektir.Yeterki biz buna layık olalım.En önemlisi birliğimizi korumamızdır.Birbirimizi sevmemizdir.Bize tembelliği,uyuşukluğu,ne-lazımcılığı tavsiye edenler,müslümanların dışındakileri dost göstermek için diyaloglar yapanlar,unutmayın ki, yanlış yoldalar.Çünkü Allah:"Hristiyanları ve Yahudileri dost edinmeyin" diye açıkça bizleri uyarıyor.Onlarla dostluk kurma peşinde olanlar mutlaka onların dostlarıdır,uşaklarıdır,ajanlarıdır.İşte Mısırda bunun örneğini belgeleriyle görüyoruz.Katil Bush ile el-ele olan Suud kralı,şimdi de Katil Fravun Sisi ile el-ele.Hristiyan dünyasıyla diyaloglar yapanlar neden Mısır katliamında dostluk kurduklarını harekete geçiremediler.Çünkü onlar da onlar gibi düşünürler veya düşünmek zorundalar da ondan.Uşaklar asla efendilerine emir veremezler,yol gösteremezler.Bu değişmez kuraldır.Ey müslüman ne yaptığını,kimin peşinden gittiğini iyi bil,iyi araştır.Güdülen sürü olma,uşak olma,ajan hiç olma.Allahın yolunda "yamukluk" yoktur.Yamukluk ancak şeytanda ve şeytanlaşmış insanlarda vardır.Allah yolumuzu aydınlatsın inşallah.İslam birliği için müslümanlara şuurlar versin.Müslüman bu yola yönelmedikçe Allah şuur vermez.Öncelikle kul isteyecek ve çaba gösterecektir ki,Allah da gereğini yaratsın.Gayret bizden,yardım Allah'tandır.