Saturday, 27 October 2012

İSLAMDA KURBAN İBADETİ

      KURBAN KESMEK İBADETİ  insanlık tarihi kadar eskidir. İslamda bu ibadet taa Hz.Adem a.s danberi vardır..Bunu yine Kur'andan öğreniyoruz.
     "Ey Rasulün,Ehl-i kitaba,Ademin iki oğlunun haberini hakkıyla oku.Onlar  (Habil ve Kabil),Allah rızasını kazanmak için KURBAN kesmişlerdi de,birinden kabul edilmiş,diğerinden kabul edilmemişti.Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil),diğerine:-seni muhakkak öldüreceğim- demişti.Allah ancak takva sahiplerinin kurbanlarını kabul ederi"    El-Maide suresi,ayet -27
      Gelen her peygamberin getirdiği islamı emirlerin için de Namaz,Oruç, Zekat,Kurban ibadetleri mutlaka vardır.Hac ibadeti ise yine Allahın emriyle Hz.İbrahim a.s mın kabeyi yapmasından sonra farz kılınmıştır.İşte bu nedenle Kurban bir ibadettir ve ilk insandan bu güne kadar var olagelmiş bir ibadettir.FARZ'dır.Vacip olan ise ,Kabeyi tavaf etmek üzerine farz olduğu halde,herhangi bir sebeple Kabeyi ziyaret edememek nedeniyle de ,bunu telafi etmek maksadıyla kurban kesmek vaciptir. "Haccı da,umreyi de Allah için layıkıyla tam yapın.Fakat herhangi bir sebeple bunlardan alıkonursanız,Kurbanlardan hangisi sizin için kolaysa (deve,sığır ve davar cinsinden) onu kesmek size  VACİPTİR...."Bakara suresi ayet-196
     Kurban kesmek ibadetiyle ilgili başka bir ayet de: "Biz her ümmete hayvan cinsinden kendilerine  rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye KURBAN KESMEYİ FARZ KILDIK. Şimdi ilahınız bir tek olan Allahtır.Öyle ise O'na teslim olun.İhlaslı ve mütevazi olanları sen müjdele." Hac suresi ayet-34
      Ayette de açıkça görüldüğü gibi kurban da aynen oruç gibi eski ümmetlere de farz kılınmış bir ibadettir.
    "Biz kurbanlık hayvanları da Allah'ın size verdiği  ve dinin alametleri (işaretleri-belgeleri) kıldık.Sizin için bu kurbanlıklarda bir hayır vardır....."Hac suresi,ayet-36
    Her ibadetin elbette bir şekil biçimi vardır.Namazdaki ruku,secde,oturma hareketleri ,oruçta aç kalma,yemek yememe,su içmeme,cinsel ilişkide bulunmama,hacda da dört duvarlı bina olan kabe, kabenin etrafında dönme,Arafatta vakfe (ayakta durarak dua ederek bekleme) gibi.İşte Kurbanda da Kurbanlık hayvan ve onun eti,derisi,kemikleri vs.Bunlar ibadetlerin sadece şekilleridir.Şekiller asla Allah'a ulaşmaz.Allah'a ulaşacak olan TAKVA'dır.Allah sevgisi ve Allah'a bağlılıktır.Allah'ı RAB olarak her işimizde ölçü almaktır.O'na kul olmaktır.Kulluğumuzu şekillerle de olsa göstermektir. "Elbette Kurbanların ne etleri,ne kanları, (asla) Allah'a ulaşmaz.Fakat ,ancak  sizden TAKVA (halis gönülden bağlılık,ibadet anlayışı) Allah'a ulaşır.İşte kurbanlıkları böyle sizin emrinize verdi ki,size doğru yolu böylece göstermiş olsun.Allah'a tekbir getirerek O'nun adını yüceltin.Ey Rasulüm ihlasla güzel işler yapanları (cennetle) müjdele."Hac suresi,ayet-37
        Demek ki,kurban keserken TEKBİR GETİRMEK DE FARZDIR.Zira Kur'anda bizim için yapılması emredilen her emir Farzdır.Farz sadece 32 tane değil,54  de değil.Kur'anda bize yapılmasının emredildiği her emir farzdır. (camilere giderken temiz ve güzel elbise giymek de bir Allah emridir.O da farzdır)
       Kurban ile ilgili başka bir emir de: "O halde namaz kıl ve kurban kes." Kevser suresi,ayet-2
ayetidir.Yukardaki ayetlerden de anlaşılacağı gibi tüm ibadetler gibi,Kurban kesmek ibadeti de Allah içindir.Buna dikkat çeken Rabbımız Allah " De ki,şüphesiz benim namazım ,kurbanım,hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbı Allah içindir." En'am suresi,ayet-162 diye bu gerçeği bize açıklamıştır.
      Durum böyle olunca,yıllardır,hatta asırlardır bizlere Kurban Kesme ibadetiyle ilgili Hz.İbrahim ve oğlu Hz.İsmail'in Kur'anda geçen Kurban etme olayı anlatılır.Bunun direk olarak bizim kesdiğimiz Kurbanlıklarla asla ilgisi yoktur.O olay sadece ve sadece bu iki muhterem insanın bir imtihanıdır.Elbette o olayda da biz müslümanlar için çok önemli alınması gereken mesajlar vardır.Kur'anda anlatılan KISSALAR elbette birer hikaye değildir.Bize verilmek istenen binlerce MESAJLARI kapsar.Elbette o olayda da Kurban konusunda almamız gereken ibretlikler vardır.Örneğin,insanın kurban keserken en kötü hayvanını değil,en kıymetli, hatta çocuğu gibi kıymet verdiği bir hayvanı kurban etmeli.Kurban ederken sadece ve sadece Allahın emrini yerine getirmek kası ve maksadı olmalı.(et yemek maksadı değil).Allah için en sevdiği şeylerden vaz geçmesini bilmeli.Bunun da bir TAKVA olduğunu kavramalı.Ayrıca İbrahim ve İsmail peygamberlerin bu olayından çıkartılacak en önemli mesajın da SÖZÜNDE DURMAK,SÖZÜNÜ YERİNE GETİRMEK olduğunu da unutmamak gerek.Zira yıllar yılı bir çocuğu olmayan ve ihtiyarlık sınırına dayanmış bir insanın (İbrahim.as.)dusaında "ey Allahım bana bir çocuk nasip et,sana en sevdiğim şeyi kurban bile ederim"demesinin altında bu SIR yatıyor.Onun bu isteğini,ihtiyarlık yaşında da olsa yerine getiren Allah'a karşı ,acaba İbrahim bu sözünü yerine getirebilecek mi? diye de bir imtihan söz konusu.Verdiğ sözü yerine getirebilme söz konudur bu olayda.Ayrıca insan Allah'ı öyle sevebilmeli ki,Allah emri karşısında en sevdiği şeylerden bile fedakarlık yapabilmeli İbrahim peygamber örneğinde olduğu gibi.İşte Kur'anda bu kıssalar bunu için vardır.Bize anlayacağımız dilde anlayışta anlatılan örneklerdir.Heyhat! kaç kişi bu öğütleri anlar ki..
    İşte budur İslamda kurban ibadeti.Bu anlayış ve takvada kurban keselim.Unutmayalım ki kurban ibadetin de niyetler,Allah'a kullukta takınacağımız tavır ve niyetler önemlidir.
     Diğer bir yanlışı da bu arada zikredeyim.Hani derler ya,kıyamette SIRAT KÖPRÜSÜNDE kestiğimiz kurbanlara binerek geçeceğiz diye.Kesinlikle bunun dinde,islam dininde yeri yoktur.Külliyen yalandır,batıldır,hurafedir,sakat inanıştır.Hatta sırat köprüsü diye bir şey de yoktur.Ne Kur'anda ve de ne Kur'ana uyan gerçek hadislerde böyle birşey söz konusu değilidr.Uydurma hadislerde olabilir,o da adı üstünde UYDURMA HADİS.Bunlar sahih hadis kitaplarında da olsa UYDURMADIR.Orada olmaları doğru hadis anlamına gelmez.Ölçü KUR'ANDIR.Kur'ana uymayan bir sözü asla Hz.Muhammed a.s.söylemez söylemez söylemez.Bu her müslümanın tek ölçüsü olsun.Ölçü Kur'andır.Din Kur'andır.Uygulaması ise Peygamber SÜNNETİDİR.Hadisi değil.Sünneti.Kur'ana uymayan bir yaşam biçimi de asla Peygamber sünneti olamaz.

Thursday, 11 October 2012

İSLAM VE SAVAŞ

      İslam barış demektir,Sulh demektir.Allaha teslim olmak demektir.Savaş ise cehd kelimesinden gelen Cihad demektir.Cehd aynı zamanda kararlı hareket etmek demektir.Allah yolunda karar verip,verdiği karardan dönmemek demektir.Allah yolunda mücadele etmek,mücahade temek demektir.Allah yolunda malını canını feda edecek kadar bağlı olmak demektir.
     İslamda savaşmak elbette vardır.Ama ne zaman savaş gerektiğini de yine bize Kuran haber verir.İslamda savaş,masum insanları öldürmek için yapılmaz.Sivil halkın üzerine bomba  atarak olmaz.Çarşı-pazarı bombalayarak olmaz.Bunlar islamın öngördüğü savaş değildir.Bunlar islam düşmanlarının,islamı kötü göstermek için,terör dini yapmak için,bazı cahil-fanatikleri kullanmalarından başka birşey değildir.Bu yolda olanlara müslüman bile denmez.Kuran haksız yere bir cana kıyan ,bütün insanlığı öldürmüş gibi kabul eder.İşte islam bu islam dışı savaşmayı kesinlikle yasak eder.Bunları Cani-katil sayar.Gizli örgütlerin maşaları olan bu terör yanlılarını asla müslüman saymaz.
      İslam savaşan,savaşla dini tebliğ eden bir anlayışı kesinlikle reddeder."DİNDE ZORLAMA YOKTUR.ÇÜNKÜ İYİLİK VE KÖTÜLÜKLER APAÇIK BELİRTİLMİŞTİR.KİM KÖTÜLÜKLERE SON VERİR,ALLAHA İNANIRSA,ASLA KOPMAYAN BİR BAĞA (YOLA) BAĞLANMIŞ OLUR." Bakara suresi,ayet-256
     "EĞER MÜŞRİKLERDEN BİRİSİ SANA SIĞINIRSA,SEN ONU KORU Kİ,ALLAHIN SÖZÜNÜ ( KURANI) İŞİTSİN.SONRA  YİNE DE İNANMAZSA KENDİNİ EMİN (GÜVENDE) HİSSEDECEĞİ YANDAŞLARININ YANINA KADAR GÖTÜRÜN TESLİM EDİN.ÇÜNKÜ ONLAR ALLAHIN DİNİNİ BİLMEZLER." Tevbe  suresi,  ayet-6
      islam değil bir topluma suçsuz yere savaş açmayı, onlara karşı adaletsizlik yapmayı bile yasaklar.  " BİR TOPLUMA OLAN KİNİNİZ,SAKIN SİZİ ADALETSİZLİĞE SÜRÜKLEMESİN.ADİL OLUN.ÇÜNKÜ ALLAHA YAKIN OLMANIN TEK YOLU ODUR.ALLAHTAN KORKUN VE BÖYLECE KORUNMUŞ OLURSUNUZ." El-Maide-8
        islamın öngördüğü savaş ise yine ayetlerde açıklanır.İşte bunlardan biri: "SADECE   RABBIMIZ ALLAH DEDİKLERİ İÇİN YURTLARINDAN HAKSIZ YERE ÇIKARTILANLAR,ZULME UĞRAMIŞ OLANLAR İÇİN  SAVAŞMALARINA  İZİN VERİLMİŞTİR.ALLAH ONLARI MUZAFFER ETMEĞE KADİRDİR..." El-Hac suresi-39,40
    İslam barışı savunur.Dünya insanlığının islam ile barışa kavuşacağını ilan eder. "TEK DİN ALLAHIN DİNİ OLUNCAYA KADAR,DÜNYA BARIŞINI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN GAYRET EDİN,ÇALIŞIN" Bakara suresi ayet-193.
   İslamı anlamak için Kuranı  iyi anlamak gerek.Aksi takdirde gizli ajanların,kirli emellerine alet olursunuz.İşte el-Kaide örgütü.önderi bin Ladin 20 seneden fazla CIA ile birlikte çalıştı.ABD Onu öldürdük dedi ama asla gerçek değil.Ölüsünü bile göstermediler,oyunları ortaya çıkmasın diye.Müslüman allah yolunda giden BARIŞIN SEMBOLÜDÜR. Her türlü terörü şiddetle kınar ve reddeder.Onların yaptığı islama hizmet değil,islamı kötülemedir.Özellikle bazı gizli örgütler müslümanları tuzağa düşürmek için hadi vuralım,hadi öldürelim gibi kışkırtıcı provakatör eylemlerde bulunurlar.Asla bunlara alet olmayın.Bir yerlere saldıralım diyenler kesinlikle ajandır.Müslüman asla böyle bir duygu ve inançta olamaz.Müslüman insanları inançlarından dolayı da asla yargılayamaz.Çünkü  "dinde zorlama yoktur".Müslüman islamı güzel ahlakıyla,karekteri  ile temsil eder.Müslüman barış insanıdır.Yardım severdir,komşusuyla iyi geçinendir.Emin insandır.Başkasının malına,canına asla zarar vermeyendir.Müslüman asla kendini Tanrı yerine koyarak ceza kesemez.Hüküm veremez.Tek hüküm sahibi Allahtır.Müslüman ancak Allahın emirlerine uyduğu müddetçe değer kazanır.Dinde olmayan şeyleri,asla din gibi,dini emir gibi algılayamaz.

KULLARIN İMTİHANI

      Allah kainatı yarattı,onun imarını da insana bıraktı.Ama insan bazı zaman Allaha kulluğu bıraktı,asli görevini bıraktı şeytanın ve nefsinin emrine girerek hem kendini,hem de kainatı zulme (karanlığa) götürdü.İlahi emirlere kulak vermedikleri için de her zaman başlarına felaketler geldi.
      İnsan kainata başı boş gönderilen bir varlık değil.Sorumluluğu olan bir varlıktır.Bu sorumluluğunu hatırlatmak için zaman zaman Allah kullarını imtihana tabi tutar.Bunların içinde peygamberler  de ve hatta melekler ve cinler de vardır.Allah  bu üç varlığı yani insan,cin,melek olan yaratıkları hep imtihan etmek istemiştir.Önce melekleri imtihan etmek için Ademi, (ilk insanı) yarattı.Sonra onlara " Ademe secde (itaat) edin" diye emretti.Melekler emir Allahtandır diyerek neden ve niçin gibi soruları bile akıllarına getirmeden derhal secde (itaat) ederek,Allahın emrine uyarak imtihanı kazandılar.Ama İblis,bu emre uymadı.Kendine göre bilgiçlik tasladı,akıl yürüttü.Allah kendisine niçin emrime uyup da secde etmedin deyince "çünkü beni ateşten,onu (Ademi) topraktan yarattın.Böylece ben ondan üstünüm" demek istedi.Halbuki melekler asla böyle bir yoruma mahal bırakmadan derhal ilahi emre uymuşlardı.İblisin bu davranışı elbette Allahın hoşuna gitmedi.Onu huzurdan kovdu.İblis Allah'tan kıyamete kadar yaşama müddeti istedi.Halen iddiasında kararlıydı.Ben Ademden üstünüm sevdasındaydı.Allah ona izin verince O yine diklendi, "ben de senin doğru yolun üzerine oturup onun (Ademin ) soyunu senin doğru yolundan sapıttıracağım diye ükalalığına devam etti.
     Allah bu kez Ademi ve eşini imtihan etmek istedi.Onlara cennetteki bütün yiyecekleri helal kılarken,bir meyvenin yenmesini de yasakladı.Doğru yol üzerine oturacağını söyleyen şeytan,işte bunu fırsat bildi ve Adem ile eşini sapıttırmağa karar verdi.Öyle de oldu.Alttan girdi-üstten çıktı,ve onlara "bakın Allah niçin bu yasak meyveyi yasakladı biliyor mususnuz? eğer siz bu yasak meyveden yerseniz,sizler ölümsüzlüğe kavuşacaksınız,yani ölmeyeceksiniz,işte Allah bu nedenle bu meyveyi size yasakladı" diyerek onları yoldan çıkarttı.Yani sapıttırdı.Onlar o meyveden yer yemez,onlara ayıp,çirkin olan yerleri birden göründü.Çünkü onları Allah TAKVA ELBİSESİYLE ÖRTMÜŞTÜ. Bu haramı işler işlemez,takva ortadan kalktı ve işledikleri günah onlara çirkin göründü.Bunu bilen ve gören Allah "ben size o meyveden yemeyin demedm mi?" diye sordu.Onlar da derhal tevbe ederek,pişman olduklarını,Allah kendilerini affetmezse hallerinin perişan olacaklarını dile getirdiler.Allah tevbelerini kabul etti.Fakat imtihanı kaybettikleri için Adem,eşi ve iblisi yeryüzüne indirdi." orada yeyip-için,orada ölün,orada birbirinizle uğraşın diyerek ikinci bir imtihanı ortaya koydu.
        Bundan sonra,Adem soyu insanlar ile iblis soyu cinler hep birer imtihan için didinip durdular.Allah buna rağmen insanları ve cinleri yalnız bırakmadı.Onlara kitaplar ve peygamberler gönderdi.Bu arada gönderdiği peygamberleri de ayrı ayrı imtihan etti.Ademi yasak meyve ile,Musayı adam öldürmek ve hızır ile,ibrahimi karısı  Sara ve Hacerle ve özellikle  verdiği sözde sadık olup-olmadığını ölçmek için oğlu İsmaili  kurban etmekle,Yusufu kardeşleri ve  züleyhayla,Yunusu  balıkla, Lutu Harut ve Marut isimli meleklerle ve homoseksüel kavmiyle,Nuhu tufan ve boğulan oğluyla,Ademin çocukları Habil ve Kabili kurbanın kabulüyle,Muhammed as da en yakın akrabalarıyla hep imtihan etmiştir.
     Şimdi de bizlerde imtihan sırası.Bize de haram ve helal  çizgiler koymuş.Bizi kendine ibadet etmemiz için imtihanlara tabi tutmuş. Kimi zaman bollukla,kimi zaman darlıkla,kimi zaman sağlıkla-hastalıkla,kimi zaman da mal ve evlatla.Velhasın bize sunulan her nimetin bir bedeli olduğunu unutmamak için Allaha daima şükür borcumuz  olduğunu hatırlatarak imtihan etmiştir.
      "Biz hangi ülkeye bir rasül gönderdiysek,ora halkını rasule başkaldırdıkları için tekrar Allaha yalvarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır." ARAF SURESİ,AYET-94
        "Sonra bu darlığı kaldırıp,yerine bolluk getirdik.Nihayet çoğaldılar ve atalarımızda böyle sıkıntı ve sevinç yaşamaışlardı.dediler.Biz de onları kendileri farkına varmadan yakaladık."
             ARAF SURESİ,AYET-95
        "Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya,işte onlar ateş ehlidir.Onlar orada ebedi kalacaklar." ARAF SURESİ,  AYET-45
       İmtihan için daha binlerce örnek vardır.Önemli olan yanıldığımız da Adem babamız -havva anamız gibi hemen tevbeye sarılmak gerek.Yoksa iblis gibi günahta ayak dirememek gerek.
       "Kötülükler yaptıktan sonra,pişman olarak tevbe edip te iman edenlere gelince,şüphesiz ki o tevbe ve imandan sonra Rabbin elbette bağışlayan ve esirgeyendir."ARAF SURESİ,AYET-153
       

Friday, 28 September 2012

KUR'AN ANLAŞILMASI İÇİN GELDİ

   Kur'anın tamamı insanların anlayışına sunulmuştur.Allah yüzlerce ayetinde "yok mu akıl edenler,bunu anlamazlar mı,halen akıl etmezler mi,elbette anlayanlar bu kitaptan yararlanırlar..."gibi yüzlerce ifadelerle İLLA DA KUR'ANI ANLAMAMIZI  bizden ister.
   "Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi?Eğer o,Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlıklar bulurlardı".NİSA SURESİ,AYET-82
    "Bu mübarek (bereketli-hayırlı) kitabı sana ( ve dolayısıyla insanlara) ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik." SÂD  SURESİ,AYET-29
    "Onlar Kur'anı düşünmüyorlar mı?Yoksa kalpleri kilitli mi?"MUHAMMED SURESİ,AYET-24
    "Şüphesiz bu Kur'an en doğru yola iletir,iyi davranışlarda bulunan mü'minlere,kendileri için büyük bir mükafaatın olduğunu müjdeler." İSRÂ SURESİ,AYET-9
    "Eğer biz bu Kur'anı bir dağa indirseydik,muhakkak ki  onu Allah korkusundan baş eğerek,parça parça olmuş görürdün.Bu örnekleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz."
                                                       HAŞR  SURESİ,  AYET-21
   "Kur'anı  kesinlikle biz indirdik,elbette  onu yine biz koruyacağız."HİCR SURESİ,AYET-9
   Kur'an Allahın insanlar için,daha doğrusu yarattığı tüm canlılar için uyulması gereken yasaların özetidir.Tabir yerinde ise ALLAH'IN ANAYASASIDIR.Allah insanların uymak zorunda olduğu,kafalarına göre hareket edemiyeceklerini açık açık bu kitabında anlatır."Biz bu kitapta herşeyi açıkça açıkladık" diyerek de başka bir yol bırakmıyor kullarına.Kur'an yasalarına uyduklarında hem dünya ,hem de ahiret mutluluğuna ereceklerini de fazladan müjdeliyor.Yok mu akıl sahipleri diye de açık açık insanları bu mesaja kulak vermeğe,akıl etmeğe davet ediyor.Daha Allah ne yapsın.Herşey açık ortada iken halen sapıtanlar varsa elbette bunun da bir bedeli olacaktır.Allah "onlar için dünyada bir rüsvaylık,ahirette de ebedî bir cehennem var" diyerek de yine uyarıyor ve verilecek cezayı da hatırlatıyor.Bize düşen Kur'anı anlamak,Kur'ana göre yaşamak,Kur'ana uygun yasalarla toplum hayatını düzenlemek.
    Allah'ın açıkça yasak ettiği işlerin yapılmasını kolaylaştıran yasalar çıkartanlar,bu yasakları bir hayat tarzı olarak yaşayanlar hallerinin ne olacağını bilmeyen AKILSIZLARIN TAA KENDİSİDİRLER.Bunlar hem dünyada hem da ahirette rezil olacaklardır.
    Ben müslümanım diyen biri Allahın Kırmızı çizgilerini çiğneyemez.İçki içemez,zina yapamaz.haram işleyemez,hırsızlık,haksızlık yapamaz.Zalim,katil,cani,sahtekar olamaz.Ancak ve ancak Allahın sevdiği,kulların da saydığı mükemmel biri olur.Allah yolunda gidenleri elbette,Allah düşmanları,şeytanın dostları sevmez.Çünkü bu onlara nasip olmayan bir nimettir.Onların kalpleri mühürlüdür,gözleri kördür,kulakları sağırdır.Çünkü onların akılları yoktur.Aklı olanlar ancak ve ancak Allahın mesajlarına kulak veren,gereğini yapanlardır.Biz de bu ilahi mesaja kulak verip anlayarak,yaşayanlardan olalım.
   Şu önemli Kur'an mesajına kulak verin:
   "İyilik,yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.Asıl iyilik,o kimsenin yaptığıdır ki,Allah'a,ahiret gününe,meleklere,kitaplara,peygamberlere inanır,  (Allahın rızasını bekleyerek) yakınlarına,yetimlere,yoksullara,yolda kalmışlara,ihtiyaç sahiplerine,esirlere (zulüm altında olanlara) sevdiği maldan harcar,namaz kılar,zekat verir.Antlaşma yaptığı zaman (her türlü antlaşma ticari dahi olsa) sözlerini yerine getirir.Sıkıntı,hastalık ve savaş zamanlarında sabreder.İŞTE DOĞRU OLANLAR,BU ÖZELLİKLERİ (vasıfları)  TAŞIYANLARDIR. Müttâkîler ancak onlardır."BAKARA SURESİ, AYET - 177
   Sözün özü,madem kendimize müslüman adı veriyoruz,o halde Allah'a teslim olalım.Müslüman= Allah'a teslim olan demektir.Yalancı olmayalım ,kendi kendimizi aldatmayalım bu müslüman kelimesinin gereğini yaparak MÜ'MİN OLALIM. Hatta daha da ileri giderek MÜTTAKÎ (takva sahibi) olalım.Bunu yapmak elimizde.Sadece Kur'ana yöneleceğiz,Kur'andan ilhamımızı alacağız,Allah'tan başka RAB tanımayacağız.Her işimizde O'nu ve emirlerini ön planda tutacağız.Şeytan ve şeytanlaşmış insanlardan uzak durup,onlarla mücadele edeceğiz.Durum budur.Yol budur.Kurtuluş budur.KURTULUŞ İSLAMDA'dır.Gerisi zaman öldürme,ömrü boş şeylerle geçirmedir.Bismillah diyerek Kur'ana dönmeği,Kur'ana göre yaşamayı Allah bizlere nasip etsin İNŞE-ALLAH.

Wednesday, 26 September 2012

İSLAMDA YERİ OLMAYAN İNANIŞLAR

      İslam dini Kur'an-ı Kerimde anlatılan ve  Hz.Muhammed a.s tarafından bizzat yaşanarak gösterilen dinin adıdır İSLAM. Ölçü Kur'andır,sünnettir.Hadis ancak Kur'ana uyarsa kabul görür,uymazsa bilinsin ki o hadis değildir.Hadislerle değil Kuranla ve sünnetle amel edilir.Çünkü hadis denen kitapların içerisinde binlerce uydurma söz var.Bu uydurma sözlerin tamamı Kur'an zıd düşer.Kur'ana uymayan bir söze nasıl itibar edilir.Unutmayın ki peygamber hadislerin yazılmasını,yani sözlerinin yazılmasını kesinlikle yasaklamıştı.Bunun nedeni insanların Kur'anla bu sözlerin karışık anlamasını önlemek.Bu aynı zaman da bir Allah emridir de.Çünkü dinin sahibi ve kurucusu sadece Allah'tır.Peygamberlerin görevi bu ilahi mesajları insanlara ulaştırmaktır.Dine ilaveler yapmak değil.Bunu anlamayanlar,peygamber de kendi kafasına göre dini emir koyar diyenler islamı hiç anlamayan cahilin ta kendisidirler.Tekrar edeyim islamda ölçü Kur'andır.Allah biz bu Kur'anda herşeyi açık açık anlattık diyor.Bunu araştırıp bulmak da bize düşüyor.Kur'anı anlamayan,anlamadan yaşayan insanlar her zaman hataya düşebilir.İşte günümüzde de bu hataların içerisinde kaybolan müslüman,maalesef islamı anlamadan müslümanım diyerek ömrünü tüketip gidiyor.
      Günümüzde müslümanların islam zannettikleri yanlışlıkları anlatmağa kalksak bitiremeyiz.Bu kadar mı yanlış islam yaşantısı olur,insan şaşıyor.Bu müslümanlar neden Kur'anı anlamamak için direniyor ki.Neden Kur'anı sadece imamlara,din adamları dediğimiz kişilere terkederler de,kendileri araştırmazlar şaşıyorum.İsterseniz bu yanlış din anlayışının yanlışlıklarından bazılarını sıralayalım:
    1-Din adamlığı.İslamda asla din adamı diye bir kavram,bir sınıf yoktur.Müslüman vardır,bir derece üstü Mü'min vardır,ondan bir derece üstünde de Takva sahipliği vardır.Peygamberlik ise başka bir makam.Ama günümüzde din adamlığı makamı oluşturulmuş,insanlar dini yaşamı bunlardan öğrenir ve hatta dini yaşamak çok kere bunlara bırakılır.Bu tamamen bozulmuş bir din anlayışıdır.İslamda elbette ALİM-BİLİM  ADAMI vardır.Bu her ilimde olduğu gibi Kur'an üzerinde derin çalışan insanların işidir.Bunlar da bu işi bir üstünlük kurmak maksadıyla yapmazlar.Hizmet gereği olarak yaparlar.Elbette bu alimlerden faydalanmak çok önemlidir.Onlara değer vermek çok önemlidir.Ama asla onlar gibi olamayız demek yanlıştır.Bunlar çalışmayla elde edilebilinecek makamlardır.Allah da imanlı alimleri över.biz de överiz .Önemli olan onların bilgilerinden yararlanmaktır.Onlara destek vermek de başta devletin görevidir.Çünkü devlet halkı için vardır.Benim burada anlatmak istediğim yanlış zihniyet cami görevlisi din adamlığı sınıfıdır.
    2-Kur'andan uzak kalmak.Kuranı biz anlamayız deme yanlışlığı.Kuranı herkes anlar yeterki bu yolda olalım.Bakın hiç ingilizce veya başka bir dil bilmeyenler belli bir çalışmadan sonra o dili mükemmel anlıyor ve hatta konuyor hale geliyor.Allah biz bu Kuranı arapça indirdik ki,gönderilen toplumun dili arapça olduğu için der ayetinde.Kuranın arapça olması sadece sadece o günkü Kuran ayetleriyle muhatap olan toplumun arapça konuşmasıdır.Yoksa "arapçanın kutsal bir dil olduğu" değil.Bunu da iyi anlamak gerek.Hem de Allahın bu ayetini iyi anlayarak,"DEMEK Kİ,KUR'ANI ANLAMANIN EN İYİ YOLU KENDİ DİLİMİZDE MANASININ ANLAŞILMASIDIR." Yoksa latin veya başka harflerle arapçasının yazılıp okunması değil,anlaşılmasıdır önemli olan.
     3-Kur'anı abdestsiz ele almamak.Kuranda asla bu konuda emir yok.Abdest sadece namaz için gereklidir. "...la yemessehu illelmutahharun.." ifadesi sadece "LEVH-İ MAHFUZ DA BULUNAN KİTABIN ASLI" yla ilgilidir.Zaten o kitaba hiçbir insan dokunamaz.Dikkat ederseniz bu ayette dokunamaz,ulaşılamaz anlamı vardır.Yoksa ele alınamaz değil.Kuranı herkes hatta kafirler bile rahatça abdestsiz alır  ve inceler.incelenmeyen,anlaşılmayan,duvarda,yüksek yerde duran Kurandan kimseye fayda gelmez.Allah bunu bizden istemiyor.Anlaşılıp ona göre kul olmamızı istiyor.
     4-Kur'anın ölüler arkasından okunması.Bu da islamda olmayan bir inanış.Çünkü Kuranın hiçbir ayetine ölüler muhatap değil,aksine diriler,hayatta olanlar muhataptır.Bu nedenle Kuran ölüler kitabı değil,dirilere hitap eden bir kitaptır.Kuranın asla ölülere faydası yoktur.Hatta Allah "siz ölülere birşey işittiremezsiniz" diye de  kesin ayet var.Ölenin amel defteri zaten kapanmıştır.Ona sonradan ilaveler yapılmaz.Hani bir hadis söylerler,ölen arkasında bir hayırlı eser,hayırlı evlat bırakırsa amel defteri açık olur diye.Bu da Kuranın gerçeklerine uymaz.Elbette arkasından bıraktığı hayırlı işi,hayırlı evladı,yaptığı cami veya diğer hasenatlar çok önemli.Ama bunların bu kişi için gelirleri yani yapılacak olan hayırları duaları o kişi ölmeden önce ona toptan ödenir verilir.Bunu Allah ezeli ilmiyle bildiği için,hangi hayırlı işin kaç sene dünyada kalacağı hangi hayırlı evladın ve neslin ne kadar bu kişi adına hayırlı dualarda ve işlerde bulunacağını bilen Allah bunların sevaplarını o kuluna ölmeden önce verir.
   5-   Bazı törenler de mevlit ve ilahiler okunması.Bunların da asla dinde yeri yoktur.Bunları bir dini olgu gibi anlayarak yapmak da yanlıştır.Sadece güzel bir zaman geçirme,huzurlu bir atmosfer yaşama olarak bilmek yeterlidir.Yoksa onlara bir kutsallık vermek çok yanlıştır.
   6-Mezar ve özellikle "yatır" dedikleri mezarları bir dini emir gibi ziyaret etmek hatta onlardan yardım dilemek de yanlıştır.Yatır denen mezar da olsa,mezarların insanlara,veya mezardakilere bir faydası yoktur.Ölen zaten ölünce bu dünyadan ilişiği kesilir.Bu dünya ile hiçbir bağlantısı kalmaz.Nasıl ki,bu dünyaya gelmeden önce ruh varsa,o ruh ,beden ölünce yani ruh bedeni terkedince bedenin bir özelliği kalmaz.Hatta bu peygamber mezarı da olsa böyledir.Mezarlar sadece ölen vücudun dışarda kalıp çürümemesi,hastalık yaymaması ve çirkin görünmemesi için toprağa gömülür.Bu konudaki Adem a.s ın iki oğlunun ,öldürme olayını habil-kabil olayını düşünün,kardeşini öldürüp cesedi ortada bırakınca Allah ona ibret alsın diye iki kuşu gönderip,kuşun bir diğerini öldürdükten sonra toprağı eşeliyerek gömdüğünü anlatan ayetlere kulak vermek,anlamak için yeterli olur sanırım.
    7-Başkalarının gaybı,gizli olan şeyleri bildiğine inanmak,muska yapmak ,fal baktırmak (her türlü falcılık),tamamen islamda yasaktır.Gaybı peygamberler dahi bilemez.Hele hele gelecekten haber vermek,yani kehanette bulunmak.Bu tamamen islam dışı bir inanıştır.Bazı kişilerin ,şeyhlerin bunu yaptığına inanmak,hatta peygamberlerin bile kehanet sahibi olduğuna inanmak şirktir.Çünkü "GAYBI (geçmişi) ve GELECEĞİ  sadece ve sadece ALLAH BİLİR.Başka kimse bilemez.Bildim diyen kelimenin tam anlamıyla YALANCIDIR.
     8-Bazı eşyalarda kutsallık olduğuna,onları koruduğuna inanmak da şirktir.Örneğin,at nalı,mavi boncuk,kuru kafa,bazı bitkiler,kutsal saydıkları kişilere ait eşyalarHatta bu eşyalar peygambere ait olsa bile onun sakalı saçı olsa bile onlara kutsallık vermek şirktir.saçmalıktır..Bunların tamamı şirktir.Çünkü Allah "sizi koruyan ve kollayan Allaha şükredin" der.Bizi ancak ve ancak Allah korur.
     9-Bazı bina ve yerlerin kutsal oluşuna inanmak.Yeryüzünde tek kutsal yer vardır,orası da Mescid-i Haram  (korunmuş yer) yer denen KABE'nin bulunduğu yerdir.Bir de Arafat ile mescid-i aksanın bulunduğu yerdir..Başka yerlerin bir kutsallığı yoktur.
    10-Gök gürlemesinden,kuş ötmesinden hayvan sesinden veya başka bir tabiat olayında kutsallık aramak da şirktir.
      11-Kadınları cuma namazından alıkoymak da ayrı bir yanlışlıktır.Halbuki ayet açık CUMA suresinde.Hitap kadın erkek ayırmadan " EY İMAN EDENLER" diye başlar,Cumaya davet eden ayette.
     12-Müslüman olmadığını bildiği halde münafıkların cenaze namazını kılmak.Burada Allahın emri kesindir."Onlar üzerine namaz kılmayın" der Allah.Hatta bir kafire veya müşrike,münafıka bir işinden dolayı "ALLAH RAZI OLSUN" demek bile yanlıştır.Çünkü Allah onlardan asla razı olmayacağını beyan ederken biz kalkıp böylece ukalalık yapmış oluyoruz.Yapmayın böyle.
     13-Cünüp iken ve kadınların aybaşı hallerinde camilere girmelerinin yasaklığına inanmak,Kur'anı ele alamamak demek de yanlıştır.Bunlar sadece namaz kılma için olan engellerdir.Yemek yemek,dua okumak,Kur'an okumak ,camiye girmeğe engel değildir.Sadece ibadet olan namaz kılma ve kabeyi tavaf etmeğe engeldir.
     14-Tesbih denen eşyalara,takke ve fes-sarık,.çarşaf gibi eşyalara kutsallık verip bunları dinin bir değeri olarak görmek de yanlıştır.İslamda hiçbir eşya ve giyisi kutsal değildir.Daha doğrusu  islamda semboller yoktur.İslamda Allah_kul arasındaki KULLUK ilişkileri esastır.
      15-El öpmenin bir dini emir gibi algılanması da yanlıştır.El öpme bir dini vecibe değil,sadece bir kültürdür.Dinde yeri yoktur.dinde esas olan müslümanlar arasındaki SELAMLAŞMADIR. Bu da FARZDIR.Büyüklere,alimlere saygı,müslümanlara sevgi esastır.
      16-Mezardaki ölülere TALKIN vermek diye birşey islamda asla yoktur.Bu da başka bir yanlış inanıştır.
       17-Ölüye çelenk,çiçek vs.gibi şeyler göndermek de yanlıştır.Bunlara harcanan paralar fakirlere gitse bu daha islama uygundur.Cenazeye alkış tutmak,askeri bando eşliğinde götürmek de ayrı bir yanlış zihniyettir.
       18-Her önüne gelen ölüye ŞEHİT demek demek de yanlıştır.Şehit ancak Allah yolunda ölenlere denir.Allah "onlara ölü demeyin onlar Allah yanında diridirler,"yani değerlidirler ayeti buna açıklık getirir.Maalesef bu makamı sulandırmak için,komüniste de,terörüste de şehit diyen sapıklar çıkıyor.Ayrıca suda boğulan,ateşte yanan,depremde ölen,felaketlerde ölenlere de Şehit denmez.ŞEHİT SADECE ALLAH  YOLUNDA ÖLENLERE" denir.
       19-Kabir azabının ,bildiğimiz mezarda olduğuna inanmak da yanlıştır.Mezarlarda kabir azabı asla yoktur.Kabir azabı olsa olsa ruhun gittiği yerde olabilir.O da kesin değildir.Azabın sadece Cehennemde olacağını Allah anlatıyor.Hesaba çekilmeden de azap olmayacağına göre,kabir azabı da bu anlamda yoktur.
      21-İsa ,Mehdi ve Deccal gibi varlıkların kıyamet öncesi gelmesine inanmak da İslama tamamen zıddır.Kuranda bu konuda kesinlikle bir işaret ve ayet yoktur.Aksine olamıyacağına dair ayetler vardır.Allah" sana kıyameti sorarlar,onun hakkında sen dahil kimse birşey bilemez" derken ve kıyametin "ansızın-hemen" olacağı işaret edilirken KIYAMET ALAMETLERİNDEN BAHSETMEK ÇOK SAÇMADIR. Çünkü ansızın olabilecek bir olayın nasıl olur da alametleri olsun.Bu konuda,İsaimehdi deccal konusundaki hadislerin tamamı uydurmadır,yalandır,Kurana aykırıdır.Yahudi düzmecesidir.Çünkü Mehdi inancı Yahudilikte,İsa inancı da hristiyanlıkta temel inançtır.Bunların islamda asla yeri yoktur.
     22-Günahkar müslümanların cehennemde ceza çekip de sonra cennete gireceklerine inanmak.Bunun da olacağına dair Kuranda asla bir ayet yoktur.Hadisler de uydurmadı.Çünkü Kuranda olmayan bir olaydır.İnsanlar hesaba çekilirken,cehenneme gidecekleri Allah,Müşrikler,Kafirler,Münafıklar olarak kesin ve açık olarak Kur'anda anlatır.Hiçbir ayetinde günahkar müslümanlar da cehennemde ceza görüp sonra cennete girecekler diye bir ayet yoktur.Peki nedir burada önemli olan.Önemli olan CENNETTEKİ MAKAMLAR,MEVKİLER SINIFLAR DERECELERDİR.Mü'minler dünyada yaptıkları amellerine göre cennette yerleşecekler.İşte Kulluktaki ameller bu bakımdan önemli,Hayır-hasenat,iyi ameller bu bakımdan önemlidir.
       23-Ecelin uzayıp-kısalmasına inanmak.Ecel ne bir saniye önce,ne de bir saniye geri bırakılmaz diyen ayet kesindir.Bu ayet ortada iken hala ecelinden önce öldü,ya da adamın ömrü uzadı demek yanlıştır.Bu konuda söylenen hadisteki incelik şudur:"SADAKA ÖMRÜ UZATIR" Burada sadaka dahil hayır iş yapanların,bu işi yapamadan ölenlerden daha avantajlı olduğunu anlatmak istemesidir.Bir örnekle açıklayayım:İki insan düşünün,aynı işte aynı saatlerde çalışıyorlar.Biri  sadece verilen işi yapıyor,diğeri ise biraz gayret göstererek fazla iş yapıyor ve karşılığında PRİM alıyor.Günün sonunda üçretleri aynı olduğu halde,biri 100 Tl.alırken,öbürü 120 TL.alıyor.Şimdi 100 Tl alan kişi 20 Tl daha alması için en az öbüründen %5 saat daha fazla çalışması gerekmez mi?İşte buradaki sadakanın veya hayırlı işin ömrü uzatmasını böyle anlamak gerek
     24-Şehitlerin,velilerin ,peygamberlerin cesedlerinin çürümediğine inanmak.Bu da islamda yeri olmayan bir inanıştır.Peygamberler dahil tüm cesedler mutlaka çürür.Bu Allahın bir kanunudur.Ayrıca ahiret için bu dünyadaki bedenin bir değeri yoktur.Zira Allah ahirette aynı ruha,yeni bir beden yaratacaktır.Bu yarattığı beden de ahiretin malzemesinden olacaktır.Yani topraktan yaratılan beden toprak olup yok olacaktır.
    25-Tarikatlar,mezhepler gibi kuruluşların islamın bir gereği gibi algılanması da yanlıştır.İslamda mezhep,tarikat yoktur.İslamda tasavvuf,mistisizm,gibi bir yaşam da yoktur.Kuranda yapılacak ibadetler bellidir.Bunlara ilaveler yaparak,kendi kafasına göre ibadet şekilleri uydurmak tamamen islam dışıdır.Ne cem evlerinde sazlı ayinlerin,ne mevlana gibi dönerek zikrin,ne de tarikatlar denen bid'at yuvalarının uydurduğu zikir ayinlerinin islamda yeri yoktur.
     Önemli olan Kur'anı iyi anlamak,Kur'anın mesajlarına uygun yaşamak  esastır.Gerisi boştur,şirktir,batıldır.
   

   

Monday, 24 September 2012

DUA MÜ'MİNİN SİLAHIDIR

     Mü'min ,kendini  Allah'a emanet edendir.Her işinde  Allah'ın yasalarına uyma gayreti vardır.Dünya hayatında ahireti kazanma arzusundadır.Şeytanla ve nefsiyle tam bir mücadele içindedir Mü'min.
    Mü'min olmak için çetin yollardan geçmek gerek.Azgın nefse gem vurmak,dünyaya meydan okumak gerek.Dünyanın şatafatlı  ,gösterişli  aldatıcılığına eyvallah etmeyendir.Dünya nimetleriyle ahireti kazanma yarışında önde olandır.Ahireti için dünyasını,dünyası için ahireti terketmeyendir.İki günü eşit olan değil,daima son günü,bir önceki gününden daha iyi olandır.
    Müminin hayatı elbette güllük-gülüstanlık değildir.Ahireti kazanmak için binbir çetrefilli yollardan geçer.Bu yollarda bazen içinden çıkamadığı anlar olur,olaylar ve sorunlar olur.Bunları bazen kendi gücü ve gayretiyle aşamaz,sıkıntıya düşer.Sıkıntıya düştüğünde Mümin kendini kapıp koyvermez.Kendini boşluğa bırakmaz.O bilir ki,dar kaldığı her anda,Rabbı ona ŞAH DAMARINDAN  DAHA YAKINDIR. Rabbı onun dertlerinin de dermanıdır.İşte burada Rabbının buyurduğu gibi "İÇTEN İÇE,SESSİZCE RABBİNE DUA EDER".
    Duanın kabulü,içten ve sessizce Allaha yalvarmaktır.Yoksa bağıra -çağıra,haşa Rabbına meydan okur gibi yüksek sesle dua yapmak,duanın kabulünü  zorlaştırır.İşte mümin duada da bu ölçüyü en iyi bulan ve yerine getirendir.