Hz.Muhammed a.s. "ameller niyetlere göredir" demiştir.
İnsan,bir eyleme,işe,harekete,davranış ve çalışmaya başlamadan önce "niyetlenir,niyet eder".
Niyet,zihninde fikretmek,fikirlerini düşünceler haline getirmek,düşüncelerini de,yine zihninde,aklı ve hayal gücüyle,hatta "hikmeti" ile detaylandırıp,sonunda bir karara varıp,vardığı kararı irade ve gücüyle gerçekleştirmeğe başlamasıyla ilk adımını atmış olur.Çeşitli iç ve dış etkenleri de dikkate alarak,niyetini gerçekleştirmeğe ilk adımını atar.,Sonra bu niyeti onda "amaç" haline, dönüşerek,bu amacına ulaşmak,amacını gerçekleştirmek için aklen,zihnen,bedenen ve hatta hatta ruhen çabalar içerisinde olur.Zaman olur,engellerle karşılaşır,zaman olur engelsizce amacına yürür.Zaman olur,amacına ulaşmada karşılaştığı engeller olur,karşı çıkanlar olur,amaçlarının,başkalarının amaçlarıyla çatıştığı,çeliştiği zamanlar olur.Hatta bazen amacına ulaşmak için maddi ve manevi çabaların,çalışmaların olması gerektiğine şahit olur.Hatta gerektiğinde amacı için canını bile verecek durumlara düşer.Sonun da ya amacına ulaşanlardan,ya da amacına ulaşadan kaybedenlerden olur.
Yani insan,işe niyetle başlar,ama bu niyeti onu ya yücelere,zenginliklere ulaştırarak,kazandırır,ya da bazen niyetinin halis olmayışından,şeytani bir niyet oluşundan dolayı o kişinin felaketini hazırlar.
İşte bu nedenle NİYET deyip geçmemek gerek.Niyetin Halis olması,Allah'ın Rızasına uygun olması,sonucunun hayırlarla neticelenmesine ,hatta neticelenmese bile bu yolda harcadığı emeğinin bile değerli olduğu,ona sevap olarak da yazılır.,Niyetin nefsani ve şeytani olması da kişinin akıbetinin,sonunun hüsranla,zararla ,hatta başarısız olsa bile günahla son bulmasına neden olabilir.
İnsan,niyetine göre,niyetine uygun ameller,çabalar,çalışmalar ortaya koyar.Niyetlerin aynı zamanda yerine getirilmesinde bir de metodu (yolu-yordamı) vardır.Metod,hedefe ulaşmada "takip edilen yol" demektir.Niyet kadar,metodu da çok önemlidir.Halis niyetin metodu asla kötü yollar,çalışmalar,ameller olamaz.O zaman niyete halis denmez.Sen yaptıklarıma bakma,benim niyetime bak demek,insanın sadece kendisini kandırmasından başka birşey değildir.Zira biz kişinin niyetini, ya da sonuç olarak imanının nasıl olduğunu anlamak için kişinin amellerine,amellerini icra ettiği,gösterdiği metoduna,takip ettiği yollara bakarız.Meyhaneye giden,elinde içki kadehiyle dolaşan,genelev avlusunda pinekleyen,birisine elbette Mü'min gözüyle bakamayız.Ya da camiye,ibadetlere düşman olanlara,ya da Allah'ın emirlerine uygun amelleri olmayanlara elbette Mü'mindir diyemeyiz.Sen benim kalbime bak,imanla ,paranın kimde olduğunu Allah'tan başkası bilemez gibi sloganvari laflar,sadece sahibini aldatır.
Aslında paranın da,Allah'a olan İmanın da kimde olduğunu Allah da bilir,kulları da bilir.Parası olan zengindir,zengince harcamalarından,varlıklı oluşundan,yaşamından anlarız.İmanlı kişiyi de,biz hayırlı ve güzel amellerinden anlarız.Allah'a imanı olmayanın yaptığı güzel ameller,kişilerin gözünde hoş ve iyi görünse de,bu her zaman böyle olmaz.Yani İmanlı kişiyi değerlendirirken,bu kişi imanlıdır derken,sadece sosyal hayattaki,toplumsal davranışlarıyla,topluma yönelik amelleriyle değil,kendi şahsına yönelik amelleriyle de görmek ve değerlendirmek zorundayız.
Örneğin Allah'a iman etmeyen birisi ,insanlara yardımcı olabilir.Kul hakkı yemeyebilir,hatta fakir fukaraya yardım da edebilir.Kuşa-böceğe hayvanata da yardımcı olabilir,insalcıl ve hayvancıl da olabilir.Ama ben yaratanı tanımam,inanmam,beni Allah bağlamaz,aklım bana yeter,yaşam bu dünyadan başka yerde yoktur.Ölümden sonra hayatı tanımam,yaşam BİG BANG denen olayla tesadüfen başlamıştır gibi laflar eden,Allah'ın haram kıldığı yiyecek ve içeceklerle beslenmekten hoşlanan birisi ise buna da asla İmanlı bir kişi diyemeyiz.Ne kadar iyi ve güzel işler yaparsa yapsın,zira onun niyeti halis değildir.Yaptığı güzel sandığımız işleri de hep birer gösterişten ibarettir.
Bazı niyetler vardır ki,nefsidir.Nefsi olan niyetlerin ortağı her zaman şeytan olmuştur.Zira nefis,şeytanın dostudur.Her zaman şeytanın fısıltılarına gönüllüdür.Bu nedenle nefsi niyet sahipleri her zaman bencil,egoist,hatta zalim de olabilirler.Zalim ve vahşi kişiler,her daim,niyetleri bozuk ve sakat olanlardır.
İster inanın,ister inanmayın,"ölümden sonra mutlak bir hayat vardır".İnanmamakla ,inkar etmekle,yok saymakla,var olanlar asla yok olamaz.Aslında bu yok saymalar,inkarlar kişinin hem var olan yaşamını,hem de öldükten sonraki yaşamını hüsrana uğratır.
İçki içen,zina eden,haksızlık eden,başkalarının hakkına tecavuz edenler kazandıklarını sanarlar ama aslında kaybedenlerden olur.
Allah kullarına "akıl" denen bir niğmeti vermiş ve bunu da "güç" ile desteklemiştir.Bu iki niğmeti kul kendi kazanarak elde etmez.Bunları veren sadece yaratan Allah'tır.Bu nedenle bunları Allah'ın rızasına uygun şekilde ve işlerde kullanmak zorundadır.Kulun gerçek sorumluluğu buna bağlıdır.Bunlara sahip olmayanlar, sorumluluk sahibi değillerdir.
Allah: "Kullarına taşımayacakları,altından kalkamayacakları,güçlerinin yetemeyeceği şeylerden sorumlu tutmaz."BAKARA-286
Örneğin,namaz kılamayacak kadar hasta olan namazdan muaftır.Oruç tutamayacak kadar hasta olan oruçtan sorumlu değildir.Fakir ise Hacca gitmekle ,zekat vermekle sorumlu değildir.
Zorla tecavüze uğrayan kadın-ya da erkek zina yapmış sayılmaz.Zorla içki içirtilen,haramlar yedirtilenler bundan sorumlu değillerdir.
Bir kişi fakirlikten sorumludur.Zira o kişi aklını ve gücünü fakirlikten kurtulmak için kullanmamıştır.Bir kişi hastalıklarından sorumludur.Zira vücudunu hasta edecek işlerden,yiyecek ve içeceklerden korumamıştır.Örneğin günümüzde yaygın olan Koranaya yakalanmaktan sorumludur.Hatta kanserden bile sorumludur.Zira kanser bile vücudun uygun olmayan beslenmelerden kaynaklıdır.
İnsan ölümden sorumlu değildir.Ama ölümün gerçekleşmesine neden olan şeylerden sorumludur.Örneğin araba kazası sonucunda,uyuşturucu kullanma sonucunda,kavga sonucunda,ya da intihar etme gibi istenmeyenlerden sorumludur.Ölümü yaratan Allah'tır.Ama nedenleri kulun kendisinden kaynaklıdır.
Rabbim,niyeti halis,ameli hayırlı ve güzel ,Allah'ın Rızasına uygun olanlardan bizleri de eylesin inşallah.
Unutmayalım,inanmasanız bile,amellerimizin her zerresi kayıt altına alınmaktadır."Amel Defteri" dediğimiz Hesap dökümümüz,yaşamımızın özeti bize Hesap günü eksiksiz olarak teslim edilecek,gösterilecektir.Bizi Rabbimiz amellerimize göre yargılayacak ve sonucunda amelimiz nereye uygunsa,bizi oraya yollayacaktır.Gidecek en güzel yer Cennettir.
Ben cenneti istemem diyenler için de cehennem zaten hazır beklemektedir.Tercih ve bu tercihe uygun ameller bize bırakılmıştır.Rabbi adildir,kullarına adaletiyle muamele edecektirr.Şüphemiz olmasın.