KUR'AN-SÜNNET-HADİS BİRLİĞİ
Öncelikle ben SÜNNETİ, Kur'anın bizzat Hz.Muhammed a.s. tarafından uygulanarak,yaşama aktarılmasına derim.Yani Allah rasulünün Kur'anı hayata uygulanarak,geçirmesinin adı Sünnettir. Onun sünneti Kur'anın uygulanır olarak gösterilmesidir.
Bu nedenle Sünnet anlayışımız,sünnet bilgimiz ve sünnet olarak kabul etmemiz gerekenler,sadece ve sadece Hz.Muhammed a.s.ın Kur'anın yani İslam dininin yaşamda ugulanması,uygulanarak dinin TATBİKİ olarak gösterilmesidir.
Örneğin Namazın kılınış şekli,orucun tutuluş biçimi,Haccın,tavafın,Arafatta Vakfenin yapılışı gibi,Kurban kesiminin ve kesilecek hayvanların tesbiti gibi,Nikah ve nikahta esas olan Mihrin tesbiti ve uygulanması gibi,zekatın hangi mallardan,ne kadar verilmesi gibi,düşmanla,dostla nasıl ilişkiler kurulması gerektiğini göstermesi gibi,özellikle de Kur'anı,islamı insanlara TEBLİĞ edip,dinin insanlara ulaştırılmasına çalışması gibi,zorluklar karşısında sabır ve imanla durabilmesi gibi,Hak ve hukuk içerisinde,özellikle adaletin tecellisine çalışması gibi...
Zulmün ve zalimin karşısında dikilmesi,Hayırlı ve güzel olanları yapması,yapılmasını istemesi,çirkin ve haramların yapılmasına rıza göstermemesi ve gerektiğinde onlarla mücadele etmesi,israftan,cimrilikten,kıskançlık ve yalancılıktan uzak durması,hayatı boyunca yardımsever,mütevazi ve insanlarla iyi ilişkilerde bulunmasıdır O'nun sünneti.Daha-daha buna benzer din ile,Kur'an ile doğrudan ilgili konular üzerindeki çalışmaları,uygulamaları,tutum ve davranışları bizim için birer sünnettir.
Bu ölçü ile baktığımızda,Sünnet olarak sadece dini,dinden,Kur'andan kaynağını alan ve doğrudan onunla bağ kuran,doğrudan onların uygulanması olan Peygamberin yaşam tarzı görmek zorundayız.
Din ile,Kur'an ile bir bağı,bağlantısı olmayan diğer yaşam tarzına sünnet diyemeyiz.Yani sakal bırakmak,sarık takmak,el ile ve özellikle de sağ el ile,oturarak yemek yemek,dişini fırçalamak ve özellikle de Misvak denen ağaç çubuğuyla bunu yapmak,uyurken sağ tarafına yatmak,yürürken hızlı yürümek,ayakta su içmemek,ya da tuvaletini yapmamak,evlenmek,hatta çok kadınla evlenmek,sakalını uzatıp,bıyıklarını kısaltmak,saçını ortadan açarak taramak v.s gibi aklınıza gelen ve normal sıradan diğer insanların da yaptıkları,yapabildikleri şeyler,yaşam şekilleri,kılık-kıyafetleri,yeme-oturma-konuşma tarzı gibi şeyler sünnet değildir.
Hadis ve sünnet farklıdır.Biri Kur'anın sözle anlatımı,izahı,açıklanması,diğeri ise bizzat Kur'anın uygulamağa dönüştürülmesi,uygulanarak gösterilmesidir.
Hadis,gerçekten peygamberimizin sözü ise ona da,o söze de mutlak itaat edilir.Zira Allah," Rasule itaat edin " der.
Hadis Kur'ana aykırı olamaz,Kur'an dışı olamaz.Hadis Kur'anın sözlü olarak açıklanmasıdır.Elbette Ayet değildir,Ama ayetlerin peygamberin dili ve anlayışı ile anlatılması,tefsir edilmesi,izah edilip vuzuha kavuşturulmasıdır.Ben hadis olarak bunu anlarım.Uydurma rivayetlere asla hadis adı vermem ve hadis olarak da kabul etmem.
Peygamberin her konuşmasına hadis denmez.Hadis ancak Kur'an ile,islam ile,din ile olan konularda söylenmiş peygamber sözlerine denir.Yoksa peygamberimizin,normal bir insan olarak,devletin yönetici olarak,hanımlarının eşi,çocuklarının babası,sahabenin arkadaşı olarak normalda konuşulması gereken konularda,ortamlarda söylediği ,konuştuğu sözlere hadis denmez.
Bu ölçüyü bulan,Kur'an,Rasul,Sünnet,Hadis ayrımı yaparak çelişkilere düşmez.Hz.Muhammed a.s. bir insandır,ama sıradan bir insan değil,O,Rabbimizin seçip de Rasul ve Nebi olarak insanlara Kur'anı Tebliğ etmek ve insanlara dinin uygulanarak gösterilmesini gerçekleştirmek için görevlendirdiği bir Rasuldür,Nebidir.
O'nu dışlayan,kesin olarak Kur'anı ve hatta Allah'ı bile dışlamış olur.Zira O'nun rasul ve Nebiliğini inkar eden Allah'ı da inkar etmiş sayılır.Zira Onun rasul ve nebi olduğunu bununla görevlendirildiğini söyleyen bizzat Allah'tır.
Şunu da özellikle vurgulayalım ki,yanlış anlaşılmasın.,Dinin,tek kaynağı Kur'andır.Dinin tek sahibi sadece Allah'tır.Allah asla kendisine ortak koşulmasını istemez,bunu yapanlara da MÜŞRİK denir ve bu da en büyük günahlardan olarak anlatılır.
Rasul-Nebi,Hadis ve Sünnet asla kendi başlarına bir din değildir.Hatta dine alternatif de değillerdir.Bizzat dinin öz Kaynağı olan Kur'anın gelmesinde aracı olan Rasul-Nebi,uygulanmasıyla insanlara gösterilmesinde Sünnet ve özellikle de dinin tek kaynağı olan Kur'anın anlatımını,anlaşılmasını kolaylaştırmak için getirilen izahlar,açıklamalar,konuşmalardır.
Bunları yok saymak,ne Kur'anı ne de yaratan ve öldüren Allah'ı tanımamaktır,kabul etmemektir.Zira bunlar olmadan Kur'an olamaz.Zira Rabbimiz insanlığa ilahi mesajların bütünü olan Kur'anı sadece ve sadece Hz.Muhammed a.s. aracılığıyla göndermiştir.
Peygamber a.s. asla bir postacı konumunda değildir.Postacı zarfın içindeki mektubu okuyamaz.Fakat peygamber a.s. bizzat mektubun sahibinden,elçi melek aracılığıyla alan,o mektubu okuyan,anlayan,anlatan ve gereklerini yapandır.Bu nedenle Kur'an-Sünnet-Hadis birliği çok çok önemlidir.
Kur'an bize yeter,peygambere,sünnete,hadise ihtiyaç yoktur diyenlerin tamamı SAPIKTIR.
H.SARI