BANKACILIK SİSTEMİ VE FAİZ
Bankacılık tarihini M.Ö.3500 yıllarında yaşamış Sümerlere (yani eski yahudi kavimlerine) kadar götürmek mümkündür. "MARKET" adıyla kurdukları bu sistem,bugünkü bankacılığın ilk adımlarıdır.
Batıda bankacılık sistemi ise 1587 yılllarında Venediklilerde görülür.
Daha sonra, 1619 yılında, Banco del Giro adında İtalyada kurulan bir kurumdan bahsedebilir.Zaten banka kelimesi,İtalyanca "BANCO " kelimesinden gelmedir.
Batıda bankacılık sistemi ise 1587 yılllarında Venediklilerde görülür.
Daha sonra, 1619 yılında, Banco del Giro adında İtalyada kurulan bir kurumdan bahsedebilir.Zaten banka kelimesi,İtalyanca "BANCO " kelimesinden gelmedir.
Birleşik Amerika’da ise ilk banka, 1782 de Kongre’nin özel kanunu ile Filadelfiya’da kurulan Bank of North Amerika ( Kuzey Amerika Bankası) dır.
Osmanlı imparatorluğun ise bankacılık işlemleri 185 li yıllarda başlar.Önce İtalyan-Venedik tüccarlarının İstanbulda Galata tüccarlarıyla ticaret yaparken,İtalyan ve Venedik bankalarıyla temas kurmalarıyla başlar.Daha sonra 1863 te Ottoman Bank (Osmanlı bankası ) adıyla bizde de banka kurulmuştur.
Türkiye Cumhuriyetinde ise Emniyet Sandığı adıyla kurulan bankadır.
Osmanlı imparatorluğun ise bankacılık işlemleri 185 li yıllarda başlar.Önce İtalyan-Venedik tüccarlarının İstanbulda Galata tüccarlarıyla ticaret yaparken,İtalyan ve Venedik bankalarıyla temas kurmalarıyla başlar.Daha sonra 1863 te Ottoman Bank (Osmanlı bankası ) adıyla bizde de banka kurulmuştur.
Türkiye Cumhuriyetinde ise Emniyet Sandığı adıyla kurulan bankadır.
Bankacılık sistemi islamın kabul ettiği,hoş gördüğü bir sistem değildir.Zira sermayenin TEK ELDE toplanmasını islam hoş görmez
İslamda bunun yerine yardımlaşmayı esas alan " KARZ-I HASEN " (güzel borçlanma) adıyla Osmanlıda yaygın olan bir kurum vardı.
Bankacılık bugün Sermayenin Tek elde toplanması olarak anlaşılmaktadır.Dünya ekonomisine hakim olanlar bugün bankalardır.Banka ile işi olmayan hiçbir devlet yok gibidir.
Bankaları kuranlar,koruyanlar,sermayelerini kontrol edenler çok az sayıda olan bir ailedir ki,onlar da Siyonist " Rothschild ailesdir."
18. yüzyılın sonlarından başlayarak Avrupa'nın çeşitli merkezlerinde bankalar kuran Yahudi kökenli Alman bir ailedir.
İslamda bunun yerine yardımlaşmayı esas alan " KARZ-I HASEN " (güzel borçlanma) adıyla Osmanlıda yaygın olan bir kurum vardı.
Bankacılık bugün Sermayenin Tek elde toplanması olarak anlaşılmaktadır.Dünya ekonomisine hakim olanlar bugün bankalardır.Banka ile işi olmayan hiçbir devlet yok gibidir.
Bankaları kuranlar,koruyanlar,sermayelerini kontrol edenler çok az sayıda olan bir ailedir ki,onlar da Siyonist " Rothschild ailesdir."
18. yüzyılın sonlarından başlayarak Avrupa'nın çeşitli merkezlerinde bankalar kuran Yahudi kökenli Alman bir ailedir.
Ailenin Avrupa'da tanınmaya başlaması 1744'te döviz değişimiyle uğraşan, Hesse Prensi ile ticaret yapan (1710 doğumlu) Amschel Moses Rothschild 'in oğlu olan Mayer Amschel Rothschild'in Frankfurt, Almanya'da doğumuyla başladı.[6] Frankfurt'un Judengasse denilen Yahudi gettosunda doğan Mayer, bir finans kurumu kurdu ve iş yapmaları için 5 oğlunu farklı Avrupa şehirlerine yollayarak nüfuzunu genişletti
Rothschildlerin arması sıkılmış bir yumruk ve Mayer Rothschild'in beş oğlunu simgeleyen beş oktan oluşuyor.
Bankacılık sistemi,ticaretin kolaylaştırılmasını ve uluslararası düzeye erişmesini amaçlar.Eskiden ticaret "MAL TAKASI " (mal değişi) şeklinde olurken bugün ticaret akıl almaz çeşitliliklere ve boyutlara ulaşmıştır.Bunun yaygınlaşmasında da bankacılık kolaylıklar kazandırdığı kazan,BARONlaşmayı da körüklemiştir.Bugün tabir yerinde ise dünyamız bu baronlarca yönetilmektedir.
Hani tam karşılığı olmasa da Birleşmiş Milletlerin 5 üye devlet tarafından yönetilmesi gibi.Dünya ekonomisi de Rothschild aşlesinin 5 oğlu ve onlardan gelen nesillerce yönetilmektedir.
Hani tam karşılığı olmasa da Birleşmiş Milletlerin 5 üye devlet tarafından yönetilmesi gibi.Dünya ekonomisi de Rothschild aşlesinin 5 oğlu ve onlardan gelen nesillerce yönetilmektedir.
Şimdi gelelim bankacılık sisteminde kullanılan FAİZ sistemine.Bu sistem önceden emanet verilen ve alınan işlemlerdeki kar olarak anlatılırdı.Bunun hesablanmasında emek-masraf da elbette dikkate alınırdı.Şimdi buna bir de ENFLASYON (paranın değer kaybı) eklendi.Yani Faizdeki oranı hesaplarken bı enflasyonu da eklemek gerekti.
Dikkat ederseniz,enflasyonun düşük olduğu ülkelerde faiz oranları düşük kalırken,enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde bu faiz oranı çok yüksektir.Hatırlayın 2002 yılından önce ülkemizde faiz oranları %70-80 lere varmıştı.Zira o dönemde enflasyon oranları da bu oarana denk gibiydi.Paramızın değeri yoktu.Zira Enflasyon paranın değerinin kaybı anlamına gelir.
Dikkat ederseniz,enflasyonun düşük olduğu ülkelerde faiz oranları düşük kalırken,enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde bu faiz oranı çok yüksektir.Hatırlayın 2002 yılından önce ülkemizde faiz oranları %70-80 lere varmıştı.Zira o dönemde enflasyon oranları da bu oarana denk gibiydi.Paramızın değeri yoktu.Zira Enflasyon paranın değerinin kaybı anlamına gelir.
Bankaların bugün uyguladığı kredi ve faiz oranları,islamın yasakladığ RİBA ile doğrudan ilgili değildir.Bu neden peşin hükümle faiz haramdır diyemeyiz.Faiz sakıncalı olabilir ama asla islamın yasakladığı Riba değildir.
İslamın yasakladığ RİBA ise kelimenin tam karşılığı olarak TEFECİLİKtir.Yani islam Tefeciliği kesin haram kılmıştır.
Banka faizlerinde,ya da kredi işlemlerinde alan da-veren de eşit olmasa da kar ve zararda ortak riskler taşır.
Bankaya para yatıran,bankadan bir miktar kar olarak faiz alırken,banka belki bu paradan daha çok kazanmış olabilir.Bankadan kredi alırken de durum böyledir.Kredi alan da,kredi veren bankada para kazanır.Kredi alan ev alır ev sahibi olur,banka da bundan para kazanır.Bir ticareti için kredi alan bu ticaretinden para kazanırken,banka da elbette bundan para kazanır.
Kazanmayan sadece borcunu zamanında ödemeyen ya da ödememek için sahtekarlıklara baş vuranlardır.Bu durumlarda da elbette banka parasını geri alabilmek için bazı yaptırımlar yapar.Hatta bunları da yazılı anlaşmalarla sağlama bağlar.Bu da gayet normaldir.Zira bankalar bir hayır kurumu değildir.
İslamda olan Karz-ı Hasen bir devlet kuruluşu olsa da kar amacı gütmez.Hizmete yöneliktir.Bu kuruma devletten ve zengin vatandaştan katkılar vardır.Çarkın dönmesi için de mutlaka ödünçlerin geri dönmesi şartı vardır.Geri borcunu ödemeyenlere de elbette bir yaptırım vardı.
Daha öncelerde de yazmıştım,banka faizi,islamın yasakladığı Riba değil diye.Günümüzde islamı bilmeden,dar çerçevelere sıkıştırma gayretinde olanlar bilerek ya da bilmeyerek islamı çağdışı bir din anlayışına sokmaktalar.Halbuki islam çağlara ve çağların problemlerine çözümler getiren bir dindir.Dinden,islamdan haberi olmayan kıyıda köşede,izbe mahzenlerde tezgah kurmuş tarikat şeyhleriyle,dinlerini ticaretlerine alet eden alim geçinen dinciler bu işi anlamazlar.Bunlar islam dışı fetvalar vererek kendi yerlerini sağlama alma gayretindeler.
Alim olan,ilim sahibi olandır.Bankacılık sisteminden,islamın Riba ile kast ettiği sistemden haberi olmayanlar bu konuda söz söyeleyemezler.Onların safsatalarına inanarak müslümanları global ticarette yaya bırakarak islam alemini ekonomik yönden yoksul hale getiren bu cahil zihniyete itibar etmeyin.
İslam karşılıklı anlaşmalarla yapılan ticarete kötü demez.Yeter ki şartlar taraflarca eşit olmasa da eşite yakın olsun.Zalimlikler ortaya çıkmasın.
Bankacılık sistemi her ne kadar tekelleşme olsada yine de devletlerin kontrol etme payları da vardır.Merkez bankaları bir merkezden idare edilse de kendi iç meselelerinde de katkıları vardır.Mesela ülkelerin kendi faiz oranlarını ayarlayan yerli merkez bankalarıdır.
Tefecilikte yasallık olmazken,bankacılıkta yasalar yürürlüktedir.
İslamın yasakladığ RİBA ise kelimenin tam karşılığı olarak TEFECİLİKtir.Yani islam Tefeciliği kesin haram kılmıştır.
Banka faizlerinde,ya da kredi işlemlerinde alan da-veren de eşit olmasa da kar ve zararda ortak riskler taşır.
Bankaya para yatıran,bankadan bir miktar kar olarak faiz alırken,banka belki bu paradan daha çok kazanmış olabilir.Bankadan kredi alırken de durum böyledir.Kredi alan da,kredi veren bankada para kazanır.Kredi alan ev alır ev sahibi olur,banka da bundan para kazanır.Bir ticareti için kredi alan bu ticaretinden para kazanırken,banka da elbette bundan para kazanır.
Kazanmayan sadece borcunu zamanında ödemeyen ya da ödememek için sahtekarlıklara baş vuranlardır.Bu durumlarda da elbette banka parasını geri alabilmek için bazı yaptırımlar yapar.Hatta bunları da yazılı anlaşmalarla sağlama bağlar.Bu da gayet normaldir.Zira bankalar bir hayır kurumu değildir.
İslamda olan Karz-ı Hasen bir devlet kuruluşu olsa da kar amacı gütmez.Hizmete yöneliktir.Bu kuruma devletten ve zengin vatandaştan katkılar vardır.Çarkın dönmesi için de mutlaka ödünçlerin geri dönmesi şartı vardır.Geri borcunu ödemeyenlere de elbette bir yaptırım vardı.
Daha öncelerde de yazmıştım,banka faizi,islamın yasakladığı Riba değil diye.Günümüzde islamı bilmeden,dar çerçevelere sıkıştırma gayretinde olanlar bilerek ya da bilmeyerek islamı çağdışı bir din anlayışına sokmaktalar.Halbuki islam çağlara ve çağların problemlerine çözümler getiren bir dindir.Dinden,islamdan haberi olmayan kıyıda köşede,izbe mahzenlerde tezgah kurmuş tarikat şeyhleriyle,dinlerini ticaretlerine alet eden alim geçinen dinciler bu işi anlamazlar.Bunlar islam dışı fetvalar vererek kendi yerlerini sağlama alma gayretindeler.
Alim olan,ilim sahibi olandır.Bankacılık sisteminden,islamın Riba ile kast ettiği sistemden haberi olmayanlar bu konuda söz söyeleyemezler.Onların safsatalarına inanarak müslümanları global ticarette yaya bırakarak islam alemini ekonomik yönden yoksul hale getiren bu cahil zihniyete itibar etmeyin.
İslam karşılıklı anlaşmalarla yapılan ticarete kötü demez.Yeter ki şartlar taraflarca eşit olmasa da eşite yakın olsun.Zalimlikler ortaya çıkmasın.
Bankacılık sistemi her ne kadar tekelleşme olsada yine de devletlerin kontrol etme payları da vardır.Merkez bankaları bir merkezden idare edilse de kendi iç meselelerinde de katkıları vardır.Mesela ülkelerin kendi faiz oranlarını ayarlayan yerli merkez bankalarıdır.
Tefecilikte yasallık olmazken,bankacılıkta yasalar yürürlüktedir.
Hamza SARI
