Monday, 10 October 2016

ALLAH'IN BİZE VERDİĞİ İSİM YETMEZ Mİ ?
وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ
" Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır. "
HACC Suresi,Ayet-78
Şu ayetin mükemmiliğine,bize öğrettiği ve gösterdiği yolun güzelliğine bakın.Adeta dinin bize değil,bizim dine ihtiyacımızın olduğunu hatırlatıyor,O yüce Rabbimiz.
Allah uğrunda cihad etmek= Allah'ın emrettiği ve gösterdiği "Sırat-ı Müstakıym (dosdoğru yol) üzerinde bulunmak,o yolda yürümek,o yolun hedefinde olan kulluğa erişmek için harcanan tüm çabayı Allah "cihad" olarak anlatıyor.Bu dosdoğru yolda yürürken bize engel olan şeytana,nefsimize,dünyalık çıkarlarımıza,kötü ve şerli insanlara karşı "dimdik-eğilmeden-bükülmeden" yürümeğe Allah "cihad "diyor.
Allah,bu yolda yürürken asla bize güçlük çıkarmaz.Bize güçlük çıkartan,bizi sıkıntılara ve çıkmazlara sokan Allah değil,nefsimizdir.İblis denen şeytandır.Şeytanlaşmış insanlardır.Dünyanın şatafatlı,aldatıcı oyun ve eğlenceleridir.
Allah bize,ikinci atamız olan Hz.İbrahimi hatırlatıyor.Neden Adem demiyor da,İbrahim diyor.Dikkat ederseniz,Adem ilk insandı.Onun zamanında puta ve şirke tapma yoktu.Zamanlar geçti,insanoğlu Allah'ı unuttu,ya da Allah ile arasına çeşitli putlar koydu.İşte bu anlayışa en güzel örnek Hz.İbrahim ve O'nun zamanıdır.Günümüz sosyal anlayışının, İbrahim döneminden hiç farkı yoktur.O zamanda insanları ezen zalim Fravunlar vardı.O zaman da sapıtanlar putlara,kendi uydurdukları nesnelere tapar,atalarının uydurdukları dinlerine uyarlardı.O zamanda İbrahim Hakkın-Hakikatın,islamın sembolü iken putçular da küfrün temsilcileriydi.Aynen günümüzdekiler gibi.
Bu ayette bize çok önemli bir bilgi de verilmiş oluyor.Bizden öncekilere,yani Kur'an-ı Kerimin gelmesinden önceki Hak yolda olanlara da Allah "MÜSLÜMAN" ismini vermiş.Aynen şimdi bize müslüman dediği gibi.Yani ilk inanandan ,son inanan insana kadar bizim adımızı,ismimizi Allah koymuş ve bize "Müslüman" adını vermiştir.
Şimdi size sorarım: Madem Allah bize bu ismi koymuş,peki buna ilaveler yapmak,Allah'ın koyduğu ismi beğenmemek,Allah'a karşı saygısızlık olmaz mı?Ya da ben Allahtan daha iyi bilirim demek anlamı değil mi? Neden kendimizi uydurulmuş camaatlarla,tarikatlarla,lakaplar,ya da ünvanlarla adlandırma peşindeyiz.Nurcuyum,tarikatçıyım,Süleymancıyım,Fetocuyum,ülkücüyüm,solcuyum,sağcıyım demek uygun mu? Bence uygun değil.
Bakınız,ayetin devamında Allah,Eğer bu yolda ,yani HAK yolda olursanız,peygamberin size örneklik yaptığı gibi,siz de diğerlerine örneklik yapmış olursunuz diyor.Bu bizim için yeterli şeref değil mi?
Ve Allah bu şerefimizi de namaz kılmamıza,zekatı vermemize,yani kulluğumuza bağlıyor.
Bize,"ey insanlar kendinize yeni yeni sahipler,efendiler aramayın,sahibiniz olarak Allah size yeter.O,ne güzel sahiptir,diyerek bize hayattaki amacımızı hatırlatır.
Eğer insan sahibi olarak Rabbini kabul ederse,şereflerin en güzeline ermiş olur.Allah bu makama TAKVA adını veriyor.Gelin biz de bu yolda olalım.Allah'tan başka efendiler,sahipler,şerikler,tağutlar aramayalım.Rabbimiz bize yeter.
"...“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” Al-i İmran -173
Hamza SARI 
AYETLER BİZE YOL GÖSTERİR
"Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi hakkıyla işitir ve görür." (Nisa, -148)
"Şüphesiz hayasızlığın mü­minler arasında yaygınlık kazanmasını isteyenler için dünyada da ahirette de oldukça acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Nûr, -19)
"Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir zaman kadar erteliyor." (Nahl. - 61 ; Fâtır, - 45)
" Allah katında ( kabul edibilecek ) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip de sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisa-17 )
" Kim de tövbe eder ve ( ardından da )salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner." ( Furkan - 71 )
Hamza SARI
ŞEYTANA YAKIN OLMAK
وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ
" Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse onun başına bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakını olur." ZUHRUF-36
Kur'anın her ayeti bize hitap eder ve bize en doğru olanı,en doğru yolu,fıtratımıza uygun olanı anlatır,gösterir.
Kur'anın sahibi kul değil,Allah'tır.Yaratılanları ve özellikle de insanı en iyi tanıyan onu yaratan Allah'tır.Bu nedenle insanın ruhunu,aklından geçenleri,düşüncelerini,ihtiyaçlarını,problemlerini ve onlara en uygun çözümleri de yine Allah bilir.
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
" Andolsun ki, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler verdiğini biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız." KAF--16
İşte Kur'an, bu gerçeklerin tamamıdır.Hastalıkların (Küfrün) tedavisidir,ilacıdır.İnsanca yaşamanın,kişilikli olmanın ,kula, kul olmağa engel olmanın en doğru yoludur.Şeytanın ve şeytanlaşmış insanların ,hatta nefsimizin kötü isteklerinin karşısında durabilmenin tek kalkanıdır.Ferdi,ailevi ve toplumsal hayattaki sıkıntıların,tek çözüm kaynağıdır.
Toplumsal barışın,dünya barışının yolu, ancak Kur'anı anlamak ve O'na uygun yaşamaktan geçer.
Fakirliğin ortadan kalkması,göz yaşlarının dinmesi,katliamların son bulması ancak Kur'anı anlamak ve O'nu uygulamakla mümkün olur.
Kur'an sadece dünyaya dönük emirler,yasaklar,tavsiyeler koymaz,getirmez,O'nun ahirete,ebedi aleme yönelik de yüzlerce-binlerce önerileri,tavsiyeleri olup,orada da mutlu olmanın yollarını da öğretir,gösterir.
Kur'an,ilimden-bilimden yanadır.Hayatı ve kainatı tanımayı,düzene sokmayı da öğretir.
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
"Rabbin meleklere, -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım-dediği vakit melekler, “Biz seni överek anarken ve yüceltip dururken, orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” diye cevap verdi. "
BAKARA -30
Bu ayet,bizim yaratılmamızın dünyalık yönünü gösterir.Dünyaya,kainata nizam,düzen,intizam ve huzur vermek ,yaratanın kainat ayetlerini de tanımak ve gereklerini yerine getirmek için yaratıltığımızı da anlatır.Her ne kadar melekler bu konuda endişe duysalar da Allah :"sizin bilmediğinizi ben bilirim." diyerek,Bilgi sahibi olan yeğane varlığın kendisi olduğunu göstermiş olur.
İnsanın yaratılışının bir amacı da ahirete yönelik olmasıdır.
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım."
ZARİYAT suresi,ayet-56
Yazımın başındaki ayete,dönecek olursak,Allah'ın, bize ne kadar büyük bir uyarıda bulunduğunu daha iyi anlamış olmalıyız.Eğer insanlar,toplumlar,yöneticiler, Kur'ana,O'nun bildiklerine kulaklarını tıkarlarsa,O'nu görmezlikten gelip de kendi kıt akıllarıyla dünyayı nizama,intizama koymağa kalkışırlarsa, Allah da onların en yakın dostları olarak şeytanların yaklaşmasına izin verir.Böylece de onlar,meleklerin de ifade ettiği gibi,yeryüzünü kan-gözyaşına boğarak,savaş alanına çevirerek yaşanmaz hale getirirler.Bunu da,Kur'anı dışlayarak,O'nu hayatlarından silerek,şeytanın dostu olarak yaparlar.İşte ayet:
قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ
" İblîs, “Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım” dedi." A'RAF suresi,ayet-16
Görüldüğü gibi Kur'an bize herşeyi en ince detaylarıyla anlatmış ve hatta yüzlerce de örnekler vermiştir.Ama insanoğlu halen gaflet uykusundadır.Allah'ı,O'nun kitabını görmezlikten geldiği,O'na karşı kulaklarını tıkadığı,O'nu hayatlarından sildiği için şeytanlar onların dostu olmuşlar.
Şu vazgeçilmez bir gerçektir ki,kurtuluşun,ferdi ya da toplumsal kurtuluşun,huzurun,barışın ,insanca yaşamanın tek yolu,Kur'anı anlayıp,O'nu yaşamakla mümkündür.Kur'anı hayat kitabımız,rehberimiz yapmamızla mümkündür.Bu da ancak ve ancak Kur'anı anlamak ve O'nu hayatımıza tatbikle olur.Allah bu konuda elbette yardım edecektir.
Son söz yine Allah'ındır.İşte o söz :
وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ
"Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız. " ZUHRUF suresi,ayet-44
الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُواْ لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُواْ حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
"Bir kısım insanlar, müminlere, “Düşmanlarınız size karşı asker topladılar, sakının onlardan!” dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve “Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir!” dediler. " AL-İ İMRAN suresi,ayet-173
Hamza SARI
Bazıları,önder kabul ettikleri hocalarının,önderlerinin sözlerini,din adına büyük bir iştahla,paylaşıyorlar.Adeta onların reklamını yapıyorlar.
Kişilerin reklamını yaparak şirke alet olmayın.Bunun yerine Kur'andan ayetler paylaşın,paylaştığınız ayetlerden anladıklarınızı yazın.Din adına söyelenecek sözlerin tamamını Allah Kur'anda söylemiş ve dinini de tamamlamıştır. (MAİDE suresi,ayet-3)
Kişilerin reklamını yaparsanız,bu anlayışlar, zamanla kişileri şirke götürür.Kemalistler bu yolu seçtikleri için,Fetocular bu yolu seçtikleri için,Nurcular bu yolu seçtikleri için şirke bulaştılar. Reklamını yaparak sözlerini paylaştığınız bu kişilerin peşinden gidenler de maalesef aynı anlayıştalar.Şimdi olmasa da bir zaman sonra,onlardan hiç farkınız olmaz.Peygamber bile kendi sözlerini değil,KUR'AN'ın ayetlerini tebliğ eder,insanlara onu anlatırdı.sahabelerine de bunu tavsiye ederdi.
Siz belki bu paylaşımları,şirk olsun,tağutluk olsun diye paylaşmamış olabilirsiniz..Söz konusu siz değil,ya da kendine güveni olan müslümanlar değildir.Zaten Ancak Allah'a kul olup da herşeyi ondan bekleyen,her işinde Allah'ın müdahil olmasını kabul edenlerde Tağutluk-şirk olamaz.Tağutluk Allahı tanımadan,Allah'a bağlanmadan aracılara uyan,onları önder kabul edenlerde olur.Dinin ancak doğrularını onların söyledikleri kanısında olanlar bu yolu seçerler.Yukarda verdiğim örnekler de bunların belgeli ispatıdır.
Kendilerini din adına otorite sanan,ya da etrafında,peşinde olanların o şekilde kabul ettiklerinin peşinden gidenler de,her ne kadar işlerini,yaşam biçimlerini Allah ve Kur'an ile hallettiklerini sansalar da,peşinden gittiklerini tek önder,şaşmaz biligiye sahip,öncü,önder kabul ederler.Yaklaşımları 3 aşağı 5 yukarı budur.Onların gözünde bu zavallı,riyakar kişi, Kur'an islamı ya da kendi akıllarınca uydurdukları "indirilmiş din" dedikleri akımın lideridir.Bu nedenle onun sözlerini,adeta Kur'an ayeti,peygamber sözü gibi paylaşma yarışındalar.Zamanla bu anlayış onun peşinden gidenlerde,aynen nurcular,aynen fetocular gibi önlenemez bağnazlığa,gruplaşmağa yol açar.O zavallının hatalarını söylersen,yazarsan seni LİNÇ etmeğe kalkışırlar.Acaba deyip araştırmazlar.İşte bunun bir adı Tağutlaştırma,ya da şirktir.Bilmem anladınız mı? Ben buna,bu sapıklığa yol açılmasın diye,islam adına birilerinin sözünü değil,sadece bu dinin sahibi olan Allah'ın ayetlerini paylaşın derim.Zira Allah söylenecek her sözü Kitabında söylemiştir. (NAHL suresi,ayet-89 ) Eksik mi var ki biz bunu kılkuyrukların sözleriyle tamamlayalım.Selamlarımla.
Hamza SARI
BİR BAŞKASINA YARDIM ETMEK
Geçmişten günümüze gelmiş bir hastalık ,yanlış anlayış vardır.O da "müslümanın fakirliği seçme tavsiyesi"dir.
Özellikle din adına konuşanlar bu konuda çok ama çok uzmanlar.Adeta müslümanların fakir kalmaları için seferber olmuş gibiler.
Dünyada iki akımın insanları,fakirlik edebiyatı yaparak insanları aldatırlar,gelişmesini engellerler.Bunlardan birisi komünistler,diğeri de salak ve bilinçsiz müslümanlardır.Bunların bu fakirlik edebiyatından da ya dinsiz komünist ağa babaları, kapitalistler,ya da din istismarcısı,din tacirleri kazançlı çıkmışlardır.Kimileri komünist sistemde başa oturarak ,kimileri de dini ticaretlerine alet ederek köşe dönmüşler.
Hadi komünizm,bir amaçla,bir hedefi gerçekleştirmek için özellikle de insanları uyuşturup,sömürülerine sömürü katmak için bizzat Siyonizm tarafından ortaya atılmış saçma-sapan sapık bir düşünce,ideolojidir.Ya islam böyle mi? İslam bir düşünce,bir ideolojiden öte,bizzat kainatı yaratan Rabbimizin biz insanlar için koyduğu dinin ta kendisidir.Kurallarını bizzat yaratan dizayın etmiş ve peygamberleri aracılığıyla da insanlığa sunulmuş bir sistemin adıdır.
Bu sistemde,yani islamda,yani ilahi kuralların hakim olduğu dinde fakirlik yoktur,fakirlik asla tavsiye edilmez,önerilmez,cennete giden kurtuluş yolu olarak anlatılmaz.Aksine,zengin olmanın,zenginleşerek güçlü olmanın gerekliliğine vurgu yapılarak adeta zenginleşmeğe özendirilir. (ENFAL suresi,ayet-60).İşte sadaka,işte zekat,işte Hac,işte kurban ,işte yardımlaşma bu nedenle vardır.Zenginlik olmazsa bunlar yerine getirilir mi?
Allah,fakirlerin bile sorumluluğunu zenginlere yüklemiş ve "mallarınızda fakirlerin de hakkı var" demiştir.
وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
"Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı"ZARİYAT-19
Fakirlik edebiyatını özellikle din önderleri,hocalar,vaizler,din adına konuşanlar yapıyor demiştim.Bunu yapanların büyük çoğunluğu,islam hakkında bilgisi olmayan cahillerdir.Diğer kısımları da ya din adına kazanç sağlayanlar,ya da islam düşmanı münafıklardır.Özellikle de bu konular ya camilerde,ya dini sohbetlerde,ya da tv.ekranlarında empoze edilir.
İslamda asla yeri olmayan bu fakirlik edebiyatını kafalara yerleştirmek için akla hayale gelmedik yalanlar,yalan hikayeler uydurular.Hatta peygamber adına yalan hadisler uydurarak,adeta müslümanları miskinliğe,tembelliğe,fakirliğe sürüklemek için birbirleriyle yarış ederler.Güya cennete gireceklerin başında fakirler,miskinler gelecekmiş.Hadi ordan sizi gidi din istismarcısı sapıklar.Allah'ın böyle bir vaadı mı var? Allah böyle olanlara öncelik mi tanımış.Yok böyle birşey.Tam tersi var.Allah insanları mallarıyla değil,imanlarıyla,amelleriyle değerlendirir.Hesaba da amelleriyle çeker.
Müslümanların kafalarındaki sakat bir anlayışta sorumluluktan kaçmaktır.Çünkü bunlara göre fazla malın fazla sorumluluğu olur.Hatta daha da ileri giderek fazla malda haram da vardır derler.Ne kadar saçma bir anlayış.Kişinin inancı sakatsa,haramı az mal ile de,hatta hiç malı olmadan da işler,yapar.
Allah bize zenginliği tavsiye etmiş ve ona imrendirmiştir.Bu konuda sureler,ayetler indirmiştir.Örneğin,Allah bize Süleyman peygamberi,Kraliçe Belkisi örnek verir.Hz.Süleyman zenginliğin,gücün zirvesine ulaşmış,Allah'ın salih bir kuludur.Belkis de o kadar şatafatlı bir hayata sahip iken islamı seçmiş biridir.
Aynı zamanda Allah Karun gibi,Fravun gibi zengin olup da insanları ezen zalimleri de anlatır.Ama onların mallarına değil,sahip oldukları sapık zihniyetleri kınar,tenkid eder.Sapık Fravunun,zengin sarayında yaşayan hanımını ise över,örnek gösterir.Fakir peygamberin karısını da kötü örnek olarak anlatır ve bize duyurur.
Demek ki insanın malı ,zenginliği asla yerilmez,tenkit edilmez,tenkit edilen,kötülenen,kişilerin sapık inançları,sapıklıklarıdır.
Bugün eğer dünyada zülüm varsa,zalimler at oynatıyor,insanları kan ve göz yaşlarına boğuyorlarsa,bunların tek sorumlusu sadece onlar değil,onlara bu fırsatları sunan müslümanlara aynı derece sorumludurlar.
Allah Nisa suresi,ayet 58 de "işlerin ehline verilmesini emreder.Yani dünyayı yönetme,insanlığa hizmet görevi,öncelikle müslümanların hakkıdır.Müslümanlar bu haklarını yeniden almak,sorumluluk yüklenmek zorundalar.Bunun yolu da Enfalsuresi-ayet *60 da anlatılan güce kavuşmaları gerekir.Yani fakir müslümanlığı terkedip,"güçlü müslüman, zengin müslüman" olma yolunda çaba göstermeleriyle olur.Fakirlik edebiyatı yaparak,miskinlikle cennete gidecekleri yalanını terkedip,Allah'ın yeryüzüne gönderilmiş,vazifeli halifesi olduklarının bilincine erişmeleriyle olur.
Size fakirlik edebiyatıyla gelen yalancı din hocalarına,din tacirlerine itibar etmeyin.Hatta yalanlarını suratlarını çarpın ki,bir daha o yalanlarıyla müslümanları aldatmasınlar.
Sakın yanlış anlamayın,sadece zenginlik,sadece güç tavsiye edilmiyor,iman ile bir olan,imanın emrinde olan zenginlik,güçtür bizden istenen.Yukarda verdiğim Süleyman peygamber örneğinde olduğu gibi.Fravunlaşmadan uzak kalarak,zenginlik ve güçlü olmaktır,islamın örnek müslümanlığı.Zengin ve takva sahibi olmaktır.Sakın size takva ile zenginlik bir arada olmaz diyen,diyecek olan iblislere,şeytanlara,münafıklara aldanmayın,kanmayın,aldırış etmeyin.Elbette hem zenginlik,hem de takvanın aynı anda olacağını bizzat Allah Kur'anda örnekleriyle bize göstermiş ve anlatmıştır.Bizim kulak verip dikkate alacağımız da ancak Allah'tır,O'nun ayetleridir.
Müslümanlar ne kadar güçlü olursa,insanlık o kadar huzur bulur.Kurbanı düşünün,zekatı düşünün,sadece bunlarla ne kadar müslümanın mutlu olduğunu hesap edin.
Sakın sizi kötü örnekler aldatmasın.Örneğin arap ülkeleri bu kadar zengin iken,neden fakir müslümanlar var demeğe kalkışmayın.Onlar ve onlar gibi zenginleşmiş karunlaşmışlar,islamın tavsiye ettiği örnekler değildir.Onlar,fakir de olsalardı aynı yolun yolcuları olacaklardır.İnsanlar zengin olunca sapıtmazlar,imanları zayıf olunca,yeteri kadar iman etmedikleri için sapıklığa düşerler.Müslüman elindeki imkanların,zenginliğin,gücün tek sahibinin ancak Allah olduğu bilincindedirler.Malın da,mülkün de ilk sahibinin Allah olduğunu bilirler.Hatta çok mal kazanarak,Allah yolunda daha fazla harcamanın,daha çok sevaplar kazandıracağına inandıkları için bu yolu tercih ederler.Yoksa mallarına esir olmak için değil.
Müslüman zengin olmalı,güçlü olmalı ve özellikle de adaletli olmalıdır.
Z.Paşa'nın dediği gibi:
"Adem ona derler ki,garazdan ola salim
Nefsinde dahi eyleye icra-i adalet"
Şunu da asla unutmayalım ki,islamda,zengin olurken asla ve asla harama,rüşvete,insanları aldatmağa ,hakkımız olmayanları almağa,başkalarının haklarını gasp etmeğe izin yoktur.Tam tersine bunlar HARAM (Yasak) olarak karşımıza çıkar.Dünyalık ahiretlik sorumluluğu vardır.Bize düşen ,bizden istenen Helal yollardan zenginliktir.
Hamza SARI
ONLAR ALİMLERİNİ RAB EDİDİLER
Her asra,her döneme ışık tutan,insanları Tağutluktan kurtaran,şirke giden yolları açıklayan şu ayetin mükemmelliğine bir bakınız.
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
" Onlar, âlimlerini ve Rahiblerini, Allah’dan başka Rabler edindiler; Meryem’in oğlu Mesîh’i de. Halbuki onlar da, ancak bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah’dan başka hiç bir ilâh yok. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden tamamen münezzehtir. "
TEVBE suresi,ayet-31
Bu ayet,insanlara,şu peşinden sürü oldukları hocalarını,efendilerini,şeyhlerini,alim bildiklerini RAB edindiklerine vurgu yapar.
Rab=, Efendi, malik, sahip, terbiye eden, yetiştiren, düzene koyan, yöneten, nimet veren, ihtiyaçları gideren, kefil olan, seçkin, sözü dinlenen, otorite sahibi , melik, efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen demektir.
Rab,Allah'ın bir sıfatıdır ve ilk sure olan Fatiha suresinde Rabb-il Alemin=Alemleri terbiye eden,yöneten,ihtiyaçları gideren RAB olarak anlatılır.
Günümüzde hocalarını,alimlerini,şeyhlerini Rab edinenler kötülenmekte,eleştirilmektedir.
Bazıları dinin sahibinin Allah olduğuna inandık dedikleri halde,din konusunda kendi hocalarını,efendilerini yanılmaz otorite kabul ederler.Onların fikirlerinin asla tartılamayacağına inanırlar.O ne söylemişse doğrudur derler.İşte bu anlayış tam da bu ayete uyan bir Tağutluktur.Alimlerini Rab edinmedir.Bundan sakının.
H.SARI
KUTSAL AYLAR
İslam dininde kutsal olan aylar,Recep-Şaban-Ramazan'dır.
Recep, "bir kimseyi heybetinden dolayı ululamak ve tazim etmek manalarına gelir ." (Hicri takvimin 7.ci ayıdır)
Recep,ayında araplar putlarına kurbanlar keserlerdi.Kutsal sayarlarıdı.İslamdan sonra da bu kutsallık devam etti.
Şaban,sözlükte “dağılmak, gruplara ayrılmak” anlamındaki şa‘b kökünden türeyen şa‘bân kamerî yılın Receb ayından sonra, Ramazandan önce gelen sekizinci ayının adıdır ve dinî gelenekte önemli bir yeri olan üç ayların ikincisidir. (Hicri takvimin ise,8.ci ayıdır.)
Savaşmanın yasak olduğu haram aylardan biri olan Receb'den sonra silâhlı baskınlar için kabilelerin gruplar halinde dağılması sebebiyle bu isimle anılmıştır.
Ramazan,kelimesi güneşin sıcaklığının şiddetinden gayet çok ısınmasıdır ki böyle pek kızgın yere “ramda” denir. “Ramazan” “ramda” mastarından “yanmak” manasına gelir. Yani kızgın yerde yalın ayak yürümekle yanmak demektir.
Bu aya “Ramazan” denmesinin bir sebebi; bu ayın günahları yaktığıdır.
Bu ayda açlık, susuzluk hararetinden ıstırap çekilir. Veyahut oruç hararetinden günahlar yakılır.
Ramazan ayı hicri takvimde 9.cu aydır.Bu ayı önemli ve kutsal kılan en önemli şey,bu ayda Kur'an-ı Kerim'in bu ayda inmeğe,gelmeğe,nazil olmağa başlamasıdır.Bu ayda ,bin aydan daha hayırlı olan KADİR gecesinin bu ayın içerisinde olmasıdır.
Bu ayın kutsal olmasının bir başka önemi de ,bu ayda "ORUÇ" ibadetinin yapılmasıdır.
Allah sadece bu ayda oruç tutulmasını farz kılmıştır.Bu ayın dışında olan günlerde tutulan oruçların tamamı farz değildir.Yani Allah'ın kesin emri değildir.Bunu bildikten sonra,isteyen istediği gün ve ayda oruç tutar.Hatta 5 vakit namaz ve bayram namazının dışındaki namazlar da bir Allah emri olarak farz değildir.Fakat isteyen istediği zamanda (sakıncalı vakitler hariç) namaz kılabilir.
Bu kutsal aylardan başka,Muharrem,Zilkade ve Zilhicce ayları da vardır ki,bunlar Recep ayı ile birlikte eşhar-ı hurum=haram aylar olarak adlandırılır.Bu aylarda savaşmak yasaklanmıştır.
Muharrem, Arapça bir kelime olup, kelime kökü itibarıyla "haram"dan türemiştir. Sözcük karşılığı, haram olan, yasaklanan anlamındadır. Araplar, İslamiyet öncesi dönemde de bu ayda savaş yapmazlardı.Yasak sayarlardı.
Bu ay,aynı zamanda Yahudiler ve eski İranlılarca da kutsal sayılırdı.Hatta Yahudiler bu ayın 10.cu günü oruç tutarlar.Bu günde Musa a.s.ın,Fravundan kurtulması günü olarak saydıkları için,oruç tutarlardı.
Muharrem ayı ile ilgili çok çok rivayetler var ama hiçbirinin belgeye dayanan ,belgelerle ispatlanmış bir yanı yoktur.(Hz.Hüseyin ve arkadaşlarının katledilmeleri hariç )
Bir de bu ayda "AŞURE" günü vardır ki,Aşure, (Aşura) Arapça’da 10 manasına gelen "aşara" kelimesinden türemiştir. Kelimenin Sâmî diller arasında ortak bir kelime olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır.
Bize gelen şekliyle de Musevilikten gelmiştir.Bu günde,yani Muharremin 10çcu gününde çeşitli tahıllardan harmanlanmış,karıştırılarak pişirilmiş bir tatlı yapılarak ikramlarda bulunur ki,bu tamamen Musevi inancında olan bir gelenektir.
Bu ayda oruç tutmak kesinlikle FARZ değildir.Ama isteyen islami oruca uygun oruç tutabilir.(Çünkü bazıları,Kerbela olayını anmak için bu günde sadece su ve su cinsinden birşey içmeyerek oruç tutarlar ki,buna asla oruç denmez)
Zilkade ayı,Kamerî ayların on birincisidir. Câhiliye devri Arapları tarafından hurmaların olgunlaşması ve mahsulün toplanması mânâsında kullanılmaktaydı.Hasat ayıdır.Bu nedenle bu ayda savaş yapılmaz.Haram olan aylardandır.
Zilhicce ayı,hicri,kameri yılın 12.ci ayıdır.Bu ayı kutsallaştıran ise,bu ayın 10.cu gününün Kurban bayramı olmasıdır.Bundan önceki günler de Kurban bayramına saygıdan dolayı kutsal sayılır.
Bu ayın 9.cu günü,Hac ibadetinin şartlarından biri olan Arafatta "VAKFE" de durma zamanıdır ki,bu güne "AREFE" günü denir.
Hamza SARI