Monday, 22 February 2016

RUH-BEDEN VE MAHŞER

İNSANIN YARATILIŞI : RUH-BEDEN VE MAHŞER
İnsanın hammeddesi topraktaki,sudaki ve havadaki tüm maddelerin özünü teşkil eden ve Allah'ın Nisa suresinde adını verdiği "NEFS-İ VAHİDE" dir.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا
" Ey insanlar! Sizi tek bir cevher (Nefs-i Vahide) den yaratan, ondan (o cevherden-Nefs-i vahideden) de eşini yaratan ve daha sonra da aynı cevher (Nefs-i Vahide)den de birçok erkekler ve kadınlar yaratıp (dünyaya) yayan Rabbinizden sakınınız. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakınınız. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." NİSA-1
ÖNEMLİ NOT :Çok kişi bu ayete yanlış anlam vermiş ve insan olarak Adem,Ademin vücudundan da eşini yaratıp,daha sonra da bu .iftten insan neslinin ürediği şeklinde anlam verilmiş ki bu tamamen ayete ve yaratılışa aykırıdır.Allah Adem ve eşinin yaratıldığı cevheri kasdederek
خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا
"Nefs-i vahideden yarattım ve ondan مِنْهَا = ondan (yani nefs-i vahideden) diye (MİNHA) zamirini kullanıyor.Eğer Ademden yarattığını kasdetmiş olsaydı (MİNHU) zamirini kullanması gerekirdi. (HA=kadın ve erkek karışımını anlatan zamirdir) Hu ise sadece erkekler için kullanılır.Meryem anamız için hem hu,hem de ha zamiri kullanılmış olup,İsanın nasıl babasız doğduğunu anlatmak için.Bu kuralı unutmayın.
Bu Nefs-i vahidenin büyük ölçüde toprakta bulunan maddelerin özü olduğu için ilk yaratmada bu ifade,yani "Biz Ademi (ilk insanı) topraktan yarattık ifadesi kullanılmıştır.Aynı zamanda bu nefs-i vahide olan maddenin özünde dişilik ve erkeklik birlikte vardır. (Bazen çift cinsiyetli doğan insanlar buna en güzel örnektir.)
Daha sonraki ayetlerde,bu ifadenin "Biz herşeyi sudan yarattık"
" İnkâr edenler, göklerin ve yerin birbirine yapışık olduğunu, bizim onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen inanmayacaklar mı? " ENAM-30
şekline dönüşmesinin ,yani söylenmesinin nedeni,hem topraktan yaratılmış olan Adem ve eşinin su görünümlü "sperm ve yumurta" kasdedildiği gibi canlıların özünde ,yapısında olan su ile ilgisi vardır,bu nedenle de bu şekilde anlatılmıştır. Dikkat ederseniz iİnsan vücudunun da nerdeyse %70 yakını sudur.Hava kısmı ise doğrudan "ruh" ile ilgili olup,Allah'ın ifadesiyle,"biz onu topraktan yarattık,sonra ruhumuzdan üfledik"
" Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! " SECDE-9
ifadesinde kasdedilen "ruh" işte bu havadır.Daha doğrusu hava gibi varlığı bilinen,varlığında şüphe olmayan, ama gözle görülemeyen varlıktır..İnsanın vücudundadi canlılığı ayakta tutan da işte bu "Ruh" tur.Ruhun mahiyetini de en iyi bilen yine Allah'tır.
"Sana rûh hakkında soru sorarlar. De ki: “Rûh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.” İSRA-85
Havanın özelliklerine sahip olan ruh bedenden ayrılınca da ölüm dediğimiz olay meydana gelir.Bir vücut,ister insan,ister hayvan olsun havasız kalınca ölür.
Ruh'u sadece hava gibi algılalamak da çok önemlidir.Havanın içerisinde bulunan maddelerin özelliklerine sahip olan ikici bir beden gibidir.Ölüm anında,yani ruhun bedenden ayrıldığında bedenin tüm özellikleri bozulur,çürüyerek tekrar topraklaşır.Toprağa karışır.Fakat ikinci bir beden gibi olan,toprakla ilgisi olmayan ruh ölmez.O,cesetten ayrıldıktan sonra ,kıyamet günü tekrar gireceği bedeni beklemek üzere ruhlar aleminde "beklemğe" alınır.
Sur'a (ilahi çağrının yapıldığı) ilk defa üflendiği (seslenildiği) gün ,yaşayan,hayatta olan tüm canlılar anında yok olur,ölürler.Sur'a ikinci üflenişte,yani kalk emrinin oluşunda ise bu bekletilen ruhlar kendilerine ait bedenlere "ol" emrine uyarak anında girerler ve böylece canlanmış olan bedenler toplantı yerine,yani Mahşere koşarak orada toplanırlar.
Birinci Sur'a üfleme (çağrı) ile ikini .ağrı arasında geçen zamanda ise Allah hesaba çekeceği kullarının bedenlerini yaratmış olur ki,işte bu bedenlere o bekletilen ruhlar girer.
Bazı ruhlar için bazı bedebler daha sonra yaratılır ki,işte ruhlar A'raf" denilen yerde bekletilir.
".İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler." A'RAF-46
" Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma! derler." A'RAF-47
"A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı." A'RAF-48
"Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" (ve cennet ehline dönerek): "Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" (derler). A'RAF-49
İşte A'rafta bekletilen o ruhlar da daha sonra yaratılacak olan yeni bedenleriyle cennete girerler.Bu bekletilen ruhlar ve bedenleri için hesaplaşma-sorgulama yoktur, olmaz.Çünkü bunlar dünyada iken değişik nedenlerle, sorumluluk verilmeyen insanlardı.Bu ruhların bedenleri çocukken ölenler ile dini sorumlulukları olmayan bizim deli dediğimiz insanların ruhlarıdır.Bu konudaki ayetler ise A'raf suresinde açık açık anlatılır.Yukarda bu ayetlerden örnekleri gördünüz.
Allah ,bize Kur'anı gereği gibi anlamak,anlatmak ve O'na uygun olarak yaşamak nasip eder inşallah.
Hamza SARI

Thursday, 4 February 2016

KUR'ANDAN MESAJLAR

KUR'ANDAN İNSANLARA MESAJLAR
Kur'an, Allah'ın mesajlarının tamamıdır.İlk peygamber Hz.Adem'den,son peygamber Hz.Muhammed a.s. kadar gelen tüm mesajların toplamıdır.Tamamının genel adı KUR'ANdır.
.إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
" Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız" HİCR suresi-ayet-9
Böylece ilk gelen vahiyden,son gelen vahiyle birlikte insanlığa gelen vahiyler tamamlanmış olup kıyamete kadar da yukardaki ayette açıklandığı gibi Allah tarafından korunacaktır.
İnsanlığın kıyamete kadar tüm ihtiyaçlarına,sorunlarına Kur'anda,cevaplar ve çözümler vardır.
"...Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık..." En'am-38
Kur'an mesajlarının bir kısmı bilgi verme,bir kısmı hükümler,yasalar koymayı,bazı kısımlar helal ve haramlar,emir ve yasakları,bazıları da "Müteşabih"=teşbih yapılarak benzerleriyle karşılaştığımızda neler yapmamız gerektiğini anlatan ayetlerdir.Hatta bazı ayetler "kıssa"lar şeklinde olup,hem geçmiş olaylar hakkında bize bilgi verirken,aynı zamanda da bize bu kıssalarla yol gösteren ayetlerdir.Mesela Yusuf suresinde ve diğer bazı ayetlerde geçen "Yusuf peygamber" hakkında verilen bilgiler.Bu kıssada insanlar için sayılamayacak kadar mesajlar vardır.Bu mesajlardan bazılarını hatırlayalım:
1-Yusuf a.s ın rüyası:Yusuf rüyasında 12 yıldız ,ay ve güneşin kendisine iteat ettiğini görür.Rüyasını babasına anlattığında,babası: "aman kardeşlerine bu rüyanı anlatma" der.
Aradan yıllar sonra, başından geçen olayların ardından,12 kardeşi ve anne-babası,Yusuf Mısırda etkin bir devlet görevindeyken gelip O'nun emrine girerler.
Allah,insanın başına gelebilecek olayları bazen rüyasında da gösterebilir.Yusuf'a gösterdiği gibi.Yani görülen rüyalarda bazen ipuçları vardır.Yeterki iyi ve doğru yorumlanabilsin.
2-Yusuf'un babası,kardeşlerinin Yusuf'u kıskandıklarını bildiği için onların şerrinden korumağa çalıştı,ama buna muvaffak olamadı.Bir gün kardeşleri O'nu kır gezisine götürmek için babalarından izin istediler.Babası da,"siz ona sahip çıkamazsınız,sonra O'nu kurt yer" dedi.Fakat daha sonra oğullarının israrına dayanamayarak Yusuf'un onlarla gitmesine izin verdi.Daha sonra Yusufun kardeşleri O'nu bir kuyuya atıp babalarına "Yusuf'u kurt yedi" diyerek sahte kanlı gömleğini ona uzattılar.Yani Yakup a.s.sanki onların sahtekarlıklarına bir "kurt yer" diyerek bir kapı aralamış oldu.
Kıskanç kişiler ,öyle kötüler ki,bazen en yakınlarını bile tehlikeye atmaktan çekinmezler.Bu yolda her türlü yalanı da rahatlıkla söyleyebilirler.
3-İnsanların bir planı olsa da,elbette Allah'ında bir planı vardır.Yusuf'un kardeşleri plan kurarak O'nu bir kuyuya atmışlardı.
"Hani, inkârcılar seni bağlayıp bir yere hapsetmek ya da öldürmek veya seni yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da karşı tuzak kuruyordu. Allah tuzağı boşa çıkaranların en güçlüsüdür."ENFAL-30
Allah, Yusuf'a bir başka kulları aracılığıyla yardım ederek,O'nun kuyudan çıkarılmasını sağladı.
4-Köle pazarında satılığa çıkartılan Yusuf'u,o yörenin (Mısır'ın) en etkin yönetici (Veziri) satın aldı.Yani insanın en ümitsiz olduğu bir dönemde,bazen başına talih kuşu konabilir.Yeterki Allah'a imanı tam olsun.
5-Sarayda köleden ziyade, bir evlatlık gibi yaşayan Yusuf'un güzelliğine vurgun olan vezirin hanımı,O'ndan cinsel yönden yararlanmak ister.Durumu Yusuf'a anlattığında,O şiddetle buna karşı çıkar."Ben ekmeğini yediğim insana ihanet edemem" der.Fakat kadın aklına koymuştu bir kere,bir gün Yusuf'u yatağına davet eder.Fakat Yusuf buna yaklaşmaz ve kapıya yönelir.Kadın bir hırsla Yusuf'u gömleğinin arkasında çekiştirir,bu arada da gömlek yırtılır.Tam bu anda kapı açılır ve kadının kocası vezir kapıdan içeri girer.Kadın ,Yusuf'u suçlamak için:" senin hanene ihanet eden bu adamı mutlaka cezalandırman gerekir" der.Adam olayı,anlar gibi olur,ama yine de emin olmak için durumu kadının amcasına açar.
Dikkat ederseniz ani karar vermez.Bize de bu durumlarda nasıl davranmamız gerektiği gösterilir.Ayrıca Yusuf,iyilik gördüğü haneye,şhanet etmeyerek,bize yol gösterir.Ne şartlarda olursak olalım,hem ihanetten,hem de günahtan şiddetle uzak durmamız öğütlenir.Hele hele zina gibi nefsin hoşuna giden bir işte olsa,yine de nefsimize "dur" demesini bilmeliyiz.Günaha girerek,ahiret geleceğimizi tehlikeye atmamalıyız.
6-Kadının eşi,bu olayı,kadının amcasına açıkladığında,o: "eğer gömlek önden yırtılmışsa,kadın haklı,yok arkadan yırtılmışsa kadın haksız,Yusuf haklıdır" der.Gömlek,gerçektende arkadan yırtılmıştı.Bu açıklamada bize ,olaylar karşısında nasıl akıl yürütmemiz ve adil olmamızın gerektiğine vurgu vardır.Yani kadının amcası tarafgirlik yapmamış.
7-Adam ,karısının haksız olduğunu anlar,ama mevki-makamını düşündüğü için olayı kapatmak ister.Yusuf'a "sakın bu olaydan kimseye bahsetme.Kadın ! sen de haddini bil ve ona göre davran diyerek uyarır.Böylece bize de,Kötülüğü ,iyilikle,düzeltme yolunu seçerek, yol göstermiş olur.
8-Fakat kadın bir kere kafasına koymuş,dediğini illa da yapma çabasındadır.Bu davranışı,diğer saray kadınları tarafından da farkedilir.Dedi-kodular başlar.Vezirin hanımı,saray kadınlarına bir ders vermek için,onları evine davet eder.Onlara,tabaklarda meyveler ikram ederek ellerine birer bıçak verir.Kadınlar meyveleri soymağa başladıkları anda,Yusuf'a :"hadi hemen karşılarına çık" der.Yusuf,kadınların karşılarına çıktığında,kadınlar Yusuf'un güzelliği karşısında hayranlık duyarlar ve ellerindeki bıçaklarla ellerini kestiklerinin farkına bile varmazlar.Vezirin hanımı :"hey hanımlar,ne oldu elleriniz kanlar içerisinde kaldı.Hadi Yusuf sen de dışarı çık" der. Dedi-kodunun aslını-faslını öğrenmeden peşine düşmek,bazen insanların başlarına belalar getirebilir.İnsan bunu ancak daha sonra anlayabilir.Dedi-koducu kadınların düştüğü acınaklı halleri gibi.
9-Yusuf'tan ilgi göremeyen kadın,bu kez Yusuf'u hapse attırmak için kocasına baskı yapar.Yusuf da "Rabbim,hapiste yatmak, kadının beni davet ettiği bu günahtan (zinadan) daha iyidir." diye dua eder.Duası kabul olur ve hapse atılır.Burası çok önemlidir.Bir günahtan kurtulmak için bazen çileli bir hayatı tercih etmek daha doğrudur.Hapis geçicidir,ama günahkarlık sonucunda gidilecek cehennem hayatı daha korkunçtur.
10-Yusuf'un hapis hayatı 3-5 yıl sürer.Bazen hapis arkadaşlarının rüyalarını yorumlar.Bir gün,iki arkadaşı rüyalarını anlatır.Birinin başında bir tebsi vardır.Kuşlar o tebsiye konarak birşeyler yer.Yusuf,ona "senin sonun kötü,idam edileceksin" der.Diğeri de,elinde bir sürahi ve bardakla insanlara şerbet dağıtır.Ona da: "sen de tekrar saraydaki görevine döneceksin,efendine hizmette bulunacaksın,çıktığında efendine beni de hatırlatıver" der.Bu arada ülkenin kralı bir rüya görür ve rüyasında: " 7 semiz (besili) ineği,daha sonra, 7 cılız inek yer." Kral bu acaip rüyasını yorumlatmak için rüya yorumcularını saraya davet eder.Her biri başka başka şeyler söyler,ama kral hiçbirinden memnun kalmaz.Bu arada,hapisten çıkan Yusuf'un hapishane arkadaşı,gelerek Yusuf'a kralın rüyasını anlatır ve yorumlamasını ister.Yusuf da:"bu 7 semiz inek,gelecek 7 yıl bolluk olacak,7 cılız inek de,ardından da 7 yıl kıtlık olacak" der.Adam saraya döndüğünde krala Yusuf'un rüyasının yorumunu anlatır.Kralın hoşuna gider ve O'nu bana getirin der.Bu arada Yusuf arkadaşına,"efendinin yanında benden bahset" diyerek bir anlık Allah'ın yardımını unutarak,kullardan yardım beklediği için 3 yıl fazladan hapis yatma zorunda kalır.Zira arkadaşı hapisten çıktıktan ancak 3 yıl sonra onun hakkında söz eder.Demek ki,istenecek tek makam,Allah'ın yüce makamıdır.Zaten Fatiha suresinde de Rabbimiz bunu bize hatırlatmıyor mu?
Yusuf hakkında olaylar böylece devam eder gider.Bu kıssayı anlatan ayetlerden elbette çıkaracağımız çok hikmetler vardır.Önemli olan Kur'an ayetlerini,bir hikaye gibi değil de,ondan hikmetler,dersler,ibretler,ilhamlar çıkarma anlayışında ve yolunda olalım.Ancak böyle olursa Kur'an bize yol gösterir. Kur'an bize yol gösteren tek ilahi mesajlardır.Rabbimizden gelen bu mesajları hem anlayalım,hem de hayatımızda kendimize rehber edinelim ki,iki cihan saadeti kavuşma fırsatını yakalamış olalım.
Hamza SARI

Tuesday, 19 January 2016

N A M A Z

NAMAZ
İslamın koyduğu,Alla'ın emrettiği ibadetlerden biridir.Aynen oruç gibi,her ümmete farz kılınmış olan bir ibadettir.İlk peygamberden ,son peygambere kadardeğişmeden gelen bir ibadettir.
Bu nedenle,namazın "Miraç"ta farz kılındığı algısı yanlıştır.Hatta peygamberin 7 gök semalara çıktığının da aslı yoktur.İsra suresi,1.ayetinde Allah: " Bir gece, kendisine âyetlerimizden/kâinatın işleyiş kanunlarından bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed a.s) Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya yürüten Allah, noksan sıfatlardan uzaktır. O, işitendir; görendir. " Bu ayette göklere çıktığından bahsetmez,sadece "esra" fiiliyle gece yürüyüşü anlatır.Mescidüi Aksanın da,bugünkü mescid-i Aksa değil,uzakta bir mescid olduğunu alimler söylerler.
Miraç konusunda başka da ayet yoktur.Bazıları "Necm" suresinden bazı ayetleri gösterseler de,o ayetler Miraç ile ilgili değil,vahiy getiren Melekle ilgilidir,vahyin nasıl gelişini anlatır.
Allah,Kur'anda namazdan bahsederken "esselatü" ismini kullanır.Kur'anda geçen her "essalatü" kelimesi namaz anlamında değildir.Namaz onlamında anlaşılması için ya "ikame"=kılın,yerine getirin anlamında bir emirle,ya da vakitlerle beraber geçerse ,namaz olduğu anlaşılır.
""Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir." Ankebut-45
Ya da vakitle anlatılır:
حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ
"Namazlara, özellikle orta namaza devam ediniz." Bakara-238
Normal 5 vakit namazların yanın da bir de,Cuma günü öğle vakti kılınan Cuma namazı vardır ki,bu da kadın ve erkek üzerine farzdır.Çünkü Allah,hitap ederken her iki cinsi de içine alan bir hitap şekliyle başlıyor.Bu hitap şekli aynen oruç ile ilgili ayette de görülür.
فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
"Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz." Cuma-10
Bir de bayramın ilk günlerinde güneş doğduktan sonra kılınan "Bayram Namazları" vardır.Bunlar hakkında bilgi ,peygamber uygulamasıyla sabit olduğundan farz olarak anlaşılmaz.
Ayrıca "nafile namazları" da vardır.Bu emir öncelikle peygambere olduğu için,peygamber bunu kılmıştır.Ğmmeti de bunu devam ettirmiştir.
وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
"Gecenin bir bölümünde de uyanıp kalk ve sana mahsus olmak üzere, nâfile namaz kıl; ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştırır." İsra suresi-79
Bir ibadetin namaz olabilmesi için şu şartların yerine getirilmesi mecburidir:1-Kıyam (ayakta durmak),2-Kıraet (Kur'andan ayetler okumak),3-Rüku (eğilmek),4-Secde (yere alnını değdirecek şekilde kapanmak),5-Son rekatta oturmak.(Burada dualar okunur ve sonra da son rekatta selam verilerek namaz tamamlanmış olunur)
Bu şartlardan biri dahi yerine getirlmezse o ibadet şekli namaz olamaz.Çünkü bu hükümler,Kur'anın değişik ayetleriyle birer emir olarak anlatılmıştır.
( NOT:Bu arada,şunu da hatırlatayım:Cemaatla kılınan namazlarınızda,mutlaka ve mutlaka FATİHA suresini siz de okuyun.İmam okuyor diye,okumamazlık yapmayın.Zira Fatiha,namazın farzıdır.İmama uysanız da, siz de okumak zorundasınız.Eskiler,yanlışa düşerek, bu konuda şu ayeti ileri sürmüşler ki,bu ayet bunun için değildir.
وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُواْ لَهُ وَأَنصِتُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
" Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin." A'RAF suresi-204
Halbuki bu ayet,şu ayette anlatılanları ortadan kaldırmak için gelmiştir:
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهَذَا الْقُرْآنِ وَالْغَوْا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ
" İnkâr edenler, “Bu Kur'ân'ı dinlemeyiniz. Okunurken gürültü çıkarınız ki duyulmasını engelleyesiniz” dediler." FUSSİLET-26 )
Namazın şartları kısaca bunlardır.Hal böyle olunca şu tabure,sandalye müslümanlarını siz hangi katagoriye korsanız,koyun.
Bazıları özürden bahsedererk namazın kıyamını,rükusunu ve secdesini terkederler.Buna namaz denmez.Kimse kendini aldatmasın.Namaz kılamayacak kadar özürlü olanlar zaten namazdan da sorumlu tutulmazlar.Aynen oruçtaki hüküm gibi.Fidye verirler.
Bazıları,namaz yan yatarak,oturarak,arabada veya uçakta yolculukta,koltukta ve hatta hatta "İMA=işaretlerle" namaz kılınacağını söylerler,ama bunların aslı yoktur.Kur'anda buna işaret eden tek bir ayet yoktur.
Şu ayetleri de yanlış yorumlarlar.Namaz için olduğunu söylerler ki,tamamen yanlıştır.Bu ayetler Allah'ı her durum ve şartlarda anmayı,zikretmeyi,hatırlamayı emreder.
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
" Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler." Al-i İmran-191
Bu ayet namaz kılmayı değil,Allah'ı zikretmeyi,hatırlamanın gereğini anlatır.Namaz veya namaz kılmak ile ilgili bir kelime yoktur.
Yine şu ayeti de yanlış yorumluyorlar.
فَإنْ خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنتُمْ فَاذْكُرُواْ اللّهَ كَمَا عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَرُكْبَانًا
"Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın." Bakara-239
Dikkat ederseniz,bu ayette فَرِجَالاً= yaya veya رُكْبَانًا = binekte ifadesi,فَإنْ خِفْتُمْ = eğer korktunuz ise ile bir bütündür.Yani burada namaz kılın emri yoktur.Sadece,yaya veya binek halinde olduğunuzda,bir tehlikeden korkarsanız,namazını erteleyebilrsiniz denmektedir.Ayetin devamında zaten selamete (güvene) erdiğinizde bu görevi yerine getirin denmektedir.Yani bir anlamda tehlike anlarında kılamadığınız namazlarınızı "kaza edin" sonradan kılın denmektedir.Maalesef birçok mealde bu ayete yanlış anlam verilmiştir.
Bu arada şunu da ifade edeyim ki: Abdest almak zorunluluğu sadece namaz içindir.Kur'an okumak veya başka birşey için abdest alma şartı yoktur.Bu konuda Kur'anda tek bir yerde ayet vardır.O da şu ayettir:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مَّنكُم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ اللّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَكِن يُرِيدُ لِيُطَهَّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
"Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar kollarınızı, başlarınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer cünüp iseniz boy abdesti alınız. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız veya biriniz tuvaletten gelirse, ya da kadınlara dokunmuşsanız /cinsi birleşme yapmışsanız ve bu hallerde su bulamamışsanız, temiz toprakla teyemmüm ediniz de yüzünüzü ve dirseklere kadar ellerinizi onunla mesh ediniz. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size ihsan ettiği nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz" Maide suresi,ayet-6
Bu ayeti dikkatle okursanız,ayağa giyilen meste,çoraba,ayakkabıya mesh etmekten söz edilmez.İşte bu nedenle bunları yapanların abdesti de olmaz.Peygamber de asla böyle bir yanlış uygulama yapmamıştır.Peygamber de olsa,asla ayetin dışında bir uygulama yapamaz.Çünkü hüküm koyan ancak Allah'tır.Peygamber ancak ayetlerden çıkardığı hükümleri uygular.Bu ayette de mesh ile ilgili bir açık kapı yoktur.Eğer ayağa mesh edilecekse,ancak çıplak ayağa mesh edilir,başka şey üzerine değil.
Umarım,ibadetlerinizi,ayetlere uygun yaparsınız.
Hamza SARI