Monday, 22 February 2016

RUH-BEDEN VE MAHŞER

İNSANIN YARATILIŞI : RUH-BEDEN VE MAHŞER
İnsanın hammeddesi topraktaki,sudaki ve havadaki tüm maddelerin özünü teşkil eden ve Allah'ın Nisa suresinde adını verdiği "NEFS-İ VAHİDE" dir.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا
" Ey insanlar! Sizi tek bir cevher (Nefs-i Vahide) den yaratan, ondan (o cevherden-Nefs-i vahideden) de eşini yaratan ve daha sonra da aynı cevher (Nefs-i Vahide)den de birçok erkekler ve kadınlar yaratıp (dünyaya) yayan Rabbinizden sakınınız. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakınınız. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." NİSA-1
ÖNEMLİ NOT :Çok kişi bu ayete yanlış anlam vermiş ve insan olarak Adem,Ademin vücudundan da eşini yaratıp,daha sonra da bu .iftten insan neslinin ürediği şeklinde anlam verilmiş ki bu tamamen ayete ve yaratılışa aykırıdır.Allah Adem ve eşinin yaratıldığı cevheri kasdederek
خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا
"Nefs-i vahideden yarattım ve ondan مِنْهَا = ondan (yani nefs-i vahideden) diye (MİNHA) zamirini kullanıyor.Eğer Ademden yarattığını kasdetmiş olsaydı (MİNHU) zamirini kullanması gerekirdi. (HA=kadın ve erkek karışımını anlatan zamirdir) Hu ise sadece erkekler için kullanılır.Meryem anamız için hem hu,hem de ha zamiri kullanılmış olup,İsanın nasıl babasız doğduğunu anlatmak için.Bu kuralı unutmayın.
Bu Nefs-i vahidenin büyük ölçüde toprakta bulunan maddelerin özü olduğu için ilk yaratmada bu ifade,yani "Biz Ademi (ilk insanı) topraktan yarattık ifadesi kullanılmıştır.Aynı zamanda bu nefs-i vahide olan maddenin özünde dişilik ve erkeklik birlikte vardır. (Bazen çift cinsiyetli doğan insanlar buna en güzel örnektir.)
Daha sonraki ayetlerde,bu ifadenin "Biz herşeyi sudan yarattık"
" İnkâr edenler, göklerin ve yerin birbirine yapışık olduğunu, bizim onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen inanmayacaklar mı? " ENAM-30
şekline dönüşmesinin ,yani söylenmesinin nedeni,hem topraktan yaratılmış olan Adem ve eşinin su görünümlü "sperm ve yumurta" kasdedildiği gibi canlıların özünde ,yapısında olan su ile ilgisi vardır,bu nedenle de bu şekilde anlatılmıştır. Dikkat ederseniz iİnsan vücudunun da nerdeyse %70 yakını sudur.Hava kısmı ise doğrudan "ruh" ile ilgili olup,Allah'ın ifadesiyle,"biz onu topraktan yarattık,sonra ruhumuzdan üfledik"
" Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! " SECDE-9
ifadesinde kasdedilen "ruh" işte bu havadır.Daha doğrusu hava gibi varlığı bilinen,varlığında şüphe olmayan, ama gözle görülemeyen varlıktır..İnsanın vücudundadi canlılığı ayakta tutan da işte bu "Ruh" tur.Ruhun mahiyetini de en iyi bilen yine Allah'tır.
"Sana rûh hakkında soru sorarlar. De ki: “Rûh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.” İSRA-85
Havanın özelliklerine sahip olan ruh bedenden ayrılınca da ölüm dediğimiz olay meydana gelir.Bir vücut,ister insan,ister hayvan olsun havasız kalınca ölür.
Ruh'u sadece hava gibi algılalamak da çok önemlidir.Havanın içerisinde bulunan maddelerin özelliklerine sahip olan ikici bir beden gibidir.Ölüm anında,yani ruhun bedenden ayrıldığında bedenin tüm özellikleri bozulur,çürüyerek tekrar topraklaşır.Toprağa karışır.Fakat ikinci bir beden gibi olan,toprakla ilgisi olmayan ruh ölmez.O,cesetten ayrıldıktan sonra ,kıyamet günü tekrar gireceği bedeni beklemek üzere ruhlar aleminde "beklemğe" alınır.
Sur'a (ilahi çağrının yapıldığı) ilk defa üflendiği (seslenildiği) gün ,yaşayan,hayatta olan tüm canlılar anında yok olur,ölürler.Sur'a ikinci üflenişte,yani kalk emrinin oluşunda ise bu bekletilen ruhlar kendilerine ait bedenlere "ol" emrine uyarak anında girerler ve böylece canlanmış olan bedenler toplantı yerine,yani Mahşere koşarak orada toplanırlar.
Birinci Sur'a üfleme (çağrı) ile ikini .ağrı arasında geçen zamanda ise Allah hesaba çekeceği kullarının bedenlerini yaratmış olur ki,işte bu bedenlere o bekletilen ruhlar girer.
Bazı ruhlar için bazı bedebler daha sonra yaratılır ki,işte ruhlar A'raf" denilen yerde bekletilir.
".İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler." A'RAF-46
" Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma! derler." A'RAF-47
"A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı." A'RAF-48
"Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" (ve cennet ehline dönerek): "Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" (derler). A'RAF-49
İşte A'rafta bekletilen o ruhlar da daha sonra yaratılacak olan yeni bedenleriyle cennete girerler.Bu bekletilen ruhlar ve bedenleri için hesaplaşma-sorgulama yoktur, olmaz.Çünkü bunlar dünyada iken değişik nedenlerle, sorumluluk verilmeyen insanlardı.Bu ruhların bedenleri çocukken ölenler ile dini sorumlulukları olmayan bizim deli dediğimiz insanların ruhlarıdır.Bu konudaki ayetler ise A'raf suresinde açık açık anlatılır.Yukarda bu ayetlerden örnekleri gördünüz.
Allah ,bize Kur'anı gereği gibi anlamak,anlatmak ve O'na uygun olarak yaşamak nasip eder inşallah.
Hamza SARI

No comments:

Post a Comment