Tuesday, 18 September 2012

ALLAH'A İNANIYORSANIZ KİMSE SİZE ZARAR VEREMEZ

     "Ey iman edenler,siz kendinize bakın,siz doğru yolda  olduğunuz zaman,sapıklar,kafirler size zarar veremez.Hepinizin dönüşü Allah'adır.O size yaptıklarınızı bildirecektir."
                                                                      MAİDE SURESİ,AYET- 105

      "Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan korkun,O huzuruna varıp toplanacağınız ALLAHTIR"
                                                                      EN'AM SURESİ,AYET-72
      Allah herşeyi bilen ve en iyi koruyandır.Allaha inanlara asla korku  yokturçOnlara gelecek her türlü tehlike Allah tarafından görevlendirilen melekler veya bir başka insanlar aracılığıyla engellenir.Önemli olan iman edenlerin sonsuz kuvvet ve kudreti olan Allaha  gönülden teslimiyetidir.
     Peygamberi müşriklerin tehlikesinden mağarada koruyan Allah değil miydi? İbrahimi ateşe attıklarında,yanan alevlerin arasında İbrahimi koruyan Allah değil miydi?İsmaili keskin bıçaktan koruyan Allah değil miydi?Musayı fravunun zulmünden,Yusufu  Zuleyha ve kardeşlerinin şerrinden,Yunusu yutan balığın karnından,Eshab-ı kehfi zamanın şeddadından, Kabeyi  Ebrehenin istilasından,Nuh ve inanları su tufanından,Lut ve inanları taş fırtınasından koruyan Allah değil miydi? Hatta öyle ki,tabii afatlardan,depremlerden,tsünamilerden,hortum ve fırtınalardan,yangın ve sellerden bazılarının sağ -salim kurtulmaları Allahın kurtarması değil mi?  Elbette hep O'nun gücüyledir bunlar.Ama bazı olaylar vardır ki,oluşları ya sadece ibret almak veya kurtarılanlara bir fırsat daha vermek içindir.Heyhat ne acıdır ki,insan bunu bile anlamaz,başına gelen felaketlerden sağ-salim kurtulur da,kendini kurtaranı yine tanımadan ölür gider.Bu da bir nasip meselesi olsa gerek.Siz bunlardan olmayın olmaz mı?

RABBİMİZDEN MESAJLAR

        "Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki,selam size ,Rabbiniz merhamet etmeyi kendine yazdı.Gerçek şu ki,sizden kim bilmeyerek bir kötülük (günah) yapar da sonradan hemen tevbe ederse,kendini islah etmiş olur.Bilsin ki Allah çok bağışlayan ve esirgeyendir."

                                                                                EN'AM SURESİ,AYET-54
      İnsanın hedefi,günahsız bir ömür sürüp,emanetini huzur içinde teslim etmektir.Fakat zaman içinde hatalı işler yaptığında hemen "TEVBE KAPISINA" başvurmasını da yine Allah bize hatırlatıyor.Doğrusu Allah bizi ne kadar çok seviyor ki,her zaman bize doğru yolunu göstermek istiyor.Bunun için lütfen Kur'ana müracaat edelim

       "Hayır ! daha önce gizlemekte oldukları günahlar kendilerine göründü.Eğer dünyaya geri döndürülseler,yine kendilerine yasak olanlara dönerler.Zira onlar gerçekten yalancıdırlar."
                                                                   EN'AM SURESİ,AYET- 28
      Gerçekten insanlardan bazıları hata üstüne hata yaparlar ama bunların hata olduğunu bir türlü kabullenmezler.Battıkça batarlar,ama hala ayaktayım,yıkılmadım diye hava atmaktan da duramazlar.
           "Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir.Allah kimi dilerse onu şaşırtır.Dilediği kimseyi de doğru yola iletir."
                                                                            EN'AM SURESİ,AYET-39
     Allah kendi mesajlarını yalanlayanları sağır ve dilsiz olarak nitelendiriyor.Gerçekten insan gerçekleri duymazsa,görmezse ona sağır ve dilsiz veya kör deriz.Kafirler,Kur'ana kulak vermeyenler işte bunlardır.Kur'ana kulak verdiğini söylediği halde kendi fikir ve düşüncelerini din gibi lanse edenler de ayrı bir garabet örneğidirler.Bunları da Allah şiddetle uyarıyor:
          "Dinlerini bir oyuncak ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak.Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete maruz kalmaması için Kur'an ile nasihat et.O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır,ne de şefaatçı.O bütün varını fidye olarak verse,yine de ondan kabul edilmez.Onlar kazandıkları günah yüzünden felakete (günaha) sürüklendiler.Onlar ,bundan dolayı içinde kaynar sudan başka içecek olmayan yerde ebedi olarak azap görecekler."
                                                                 EN'AM  SURESİ,AYET - 70
        İnsan bunlara kulak vermezse geleceğinin ne halde olacağını gösteren ilahi mesajlardır.Allah kullarına gerçekleri göstermek için her türlü ayetlerini adeta insanın gözüne sokarcasına açıklıyor.Ama insan kör ve sağır olduğu için bunu anlamıyor.

HERŞEYİN TEK SAHİBİ YALNIZ ALLAH'TIR

      "De ki,ben size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum.Ben gaybı da bilmem.Size ben bir meleğim de demiyorum.Ben sadece bana vahyolunana uyarım.De ki,kör ile gören hiç bir olur mu?Hiç düşünmez misisniz?
                                                   EN'AM SURESİ,AYET - 50

      Elbette herşeyin tek hakimi allah'tır.Kul sadece emanetçidir.O da emanetini tam anlamıyla yapsa,iyidir.Ama çoğu kez " emanetine ihanet eder" bunun farkına bile varmaz.Hatta ihanetini haklı çıkarmak için de binbir cambazlık yapar.Kendini dünyanın hakimi,emanetin sahibi zannederek bazen ilahlık iddasında bile bulunur.İnsan ne kadar nankör ve cahil bir varlık ki, etrafındaki olup biten "gerçekleri" göremez.İşte allah bunları "kör" olarak sıfatlandırır.Böyle olmayın "görenlerden" olun diye de ikaz eder.İnsanı düşünmeye çağırır.  
          Bazı insanlar bu ayetin ilk cümlesini "Allahın hazineleri benim yanımdadır demiyorum"ifadesini sanki kendi sözüymüş gibi söyler.Bu ne kadar cahilce bir  tutum.Sen kimsin ki Allahın ayetini söyleyerek,kendini Allah yerine koyarsın.Şirktesin,şirkte.Bunu paylaşanlar da bu şirke alet oluyorlar farkında olmadan.Kimse Allahın Kuranda açıkladığı ifadeyi aynısıyla kullanamaz.Şirktir.Ayetlerden çıkardığı ibretleri kendi ifadesiyle söyleyebilir.Aynısıyla asla söyleyemez.

    Kendinin "kör ve cahil" olduğunu anlamadan da bilgiçlik taslayarak, hakikati gören,bilenlerle de sonu hüsran olan iddalaşmaya giderler.Bu konuda başka bir ayette de yüce Allah:
     "Kavmi onunla tartışmaya başladı.Onlara de ki,beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışıyor musunız?Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam.Ancak Rabbimin birşey dilemesi hariç.Rabbimin ilmi herşeyi kuşatmıştır.Hala ibret almıyor musunuz?"

                                                  EN'AM SURESİ,AYET- 80
        Dünyada o kadar  çok ibret alınacak olaylar gerşekleşiyor ki,insanın bunlardan ders alamamasına şaşmamak elde değil.İnsan bu kadar mı cahil olur? Hiç mi ibret alıp ders çıkarmaz olanlardan.Evet ders çıkarmaz,ibret almaz,çünkü o "kördür,sağırdır,akılsızdır,cahildir..." bu özellikler maalesef bazı insanların vazgeçilme sıfatlarıdır.Biz bunlardan olmayalım olmaz mı?


DÜNYA HAYATI

        "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka birşey değildir.MUTTAKİ olanlar için,ahiret yurdu,muhakkak ki daha hayırlıdır.Hala akıl erdiremiyor mususnuz?"
                                                                                                               EN'AM SURESİ,AYET- 32
     Allah, dünya hayatını işte böyle açıklıyor.Gerçektende dünya hayatı bir oyun gibi.Kimi yapıyor,kimi bozuyor.Kimi imar ediyor,kimileri gelip yerle bir ediyor.Kimileri burası benim diyor,kimisi gelip binbir oyunla orasını elinden alıyor.Kimisi haksızlığa uğruyor,gücü yetmeyince yakınlarına söylüyor,onlardan yardım istiyor.Bazen zalime güç yetmiyor,zalim o kadar ileri gidiyor ki,haşa küçük dağları ben yarattım der gibi zulmü yıllarca sürüyor.Ama zaman geliyor kendine güvenenin içten içe "güvey kurdunun" yediği gibi,kendi zulmü kendinin başına bela oluyor ve yıkılıp gidiyor.Dünya tam bi "ooohh" çekecekken,başka bir zalim türüyor.İnsanlar bir taraftan bu zalimlerin zulmüyle,diğer taraftan da kendi bencillikleriyle hırlaşıp bu oyunlarına devam ediyorlar.Anlayacağınız herkes kendi oyununnu peşinde.

     Ama oyunlarını gerçeklere döndürenler de yok değil.Onlar da ilahi mesajlara kulak vererek,Allahın "RABLIĞINI" kabul ederek,oyun olmayan bir yer için "prova" yaparlar.İşte bunlara,yukardaki ayette Allah "MUTTAKİLER" diyor.Onlar bu oyuncak dünyayı ebedi aleme açılan bir kapı,orada  bu dünyada ektiğini biçeciği bir tarla olarak görüyor.Biz de bu yolu seçelim olmaz mı?

Thursday, 13 September 2012

ÖLÜM VE ÖTESİ

                                            ÖLÜM  VE  ÖTESİ
       Ölüm, genelde hayatın sonu anlamına gelir.Ama insan ve cinler için ise ölüm,yeni bir hayata doğuş olarak da anlaşılmalı.Zira kıyamet dediğimiz büyük olaydan sonra insan ve cin ruhları yeni birer bedenle tekrar ahiret aleminde doğacaklar.Bu nedenle "ölüm" onlar için yeni bir hayata başlangıç için geçiştir.
       Allah hayatı ve ölümü birlikte yaratmıştır.Daha doğrusu hayatta,kainatta herşey "zıddıyla kaimdir" Yani herşeyin bir zıddı vardır.Acı-tatlı,iyi-kötü,sıcak-soğuk,yaz-kış,ilbahar-sonbahar,güzel-çirkin,helal-haram....daha yüzlece,binlercesini sayabiliriz.Önemli olan bu dengelemenin olmasında mutlaka bir "HİKMET" olduğunu anlamak,kavramaktır.
       Ölüm ,insan ve cin varlıklarının dışında yok olmak,kaybolmak,bir daha ortaya çıkmamak gibi anlaşılır.Bunun yanında bazı cansız dediğimiz tabiatta,aynı çekirdekten ,aynı özellikleri taşıyan varlıkların olması da,bizim ahiret inancımızı kuvvetlendirmek,örnek olmak için yaratılmışlardır.Yoksa kainatın yok oluşuyla herşey yok olup gidecektir.Allah "kurumuş toprağa,biz yağmur bulutlarını gönderek,oraya su indirerek,toprağın yeniden canlandığını göreceksiniz" diyerek de açıkça bize ahiret hayatının ,yeniden dirilmenin mutlak olacağını anlatmak için açık-seçik örnekler verir.
        Ölüm,insan ve cinler için bu dünya ile ilişkilerinin tamamen kesilmesi demektir.Nası ki,bu iki varlık önceden bu dünyada yok iken sonradan gelmişlerse,tekrar dirilecekleri ahiret alemine geçince de bu dünya ile ilişkileri tamamen kesilmiş oluyor.Yani anlayacağınız insan ölünce bu dünyada çürümüş,toprak olmuş cesedinden başka birşey kalmıyor.Zaten o beden de bu dünyaya aitti,ancak o burada kalacak.Ölen birinin yıllar sonra kabrini açın,kemiklerini şöyle ufalayın,ancak bir avucumuzu dolduracak kadardır.O da hiçbir mana ifade etmez,yani insanın hiçbir özelliği o kurumuş kemiklerde bulamazsınız.Kurumuş bitki tohumunda o bitkiyi oluşturan canlı atomlar olmasına rağmen,çürümüş insan kemiklerinde insanı oluşturacak atomlar asla bulunmaz.O kemikler incelenirse,topraktaki bazı cansız minarelleri belki bulabilirsiniz.Onları da zaten insan hayatta iken topraktan aldığı gıdalardan almıştı.yani insanı insan yapan bedeni değil,onun ruhudur.Ruh gitti,bedenin işi bitti.Ruh, bedeni insan yapan bir enerji gibidir.O enerji ölüm olayıyla başka bir aleme,ahiret alemine yani geldiği aleme, geri döner.Orada da kendisine verilecek başka bir bedenle buluşuncaya ,yani kıyamet dediğimiz yeniden ayağa kalkma zamanına kadar Allahın ruhlar için ayırdığı mekanda muhafaza  edilir.Daha sonra hesap günü için yeni bedenle birleşir ve daha sonra da gideceği,daha doğrusu hak ettiği yere gider.Yani anlayacağınız bu dünyadaki mezarlar,mezarlıklar bomboş birer çukurdan başka birşey değildir.Bu nedenle burada kabir azabı diye de bir şey yok.Azap sadece cehennemde var.Orada da ancak oraya gidecekler bu azabı yaşayacaklar.Mezarlıklar bizler için "ey insan sen ne kadar anlamaz,akletmez bir varlıksın.Bak senin gibi bir zamanlar dünyaya kazık çakmağa çalışanların hallerine,işte sen de bunlar gibi toprak olup,bir hiç olacaksın.Hala anlamaz mısın?İbret almaz mısın?"der gibi karşımızda durur.yoksa orada ölen falan asla yok.
        Ruh,kıyamet,cennet-cehennem,hesaba çekilme,ahiretteki beden ile ilgili bilgilerimiz sınırlıdır.Allah bu konu ahirete ait olduğu için bize fazla  bilgi vermemiştir.Bu da O'nun başka bir hikmeti,yaratmasıdır.Bize düşen görev Kuran ışığında ölüm ötesine hazırlıklı olmaktır.Ölüm ,kabul etsek de,etmesek de mutlak olacak bir son ve aynı zamanda bir başlangıçtır.Sadece şunu açıkça anlamak ve bilmek gerekir ki,ahiretteki yeni hayat bu hayata asla ve asla benzemiyecek.Orada sabah işe gidip,akşam gelmek yok,iş bulma,para kazanma,araba-ev alma, derdi yok.Terör,kazalar,kavgalar,sürtüşmeler,kıskançlıklar,iftiralar,katliamlar asla yok.kimsenin bir başkası tarafından sömürülmediği,herkese hakkının en adil bir şekilde verildiği,kimseye haksızlık yapılmadığı bir "ilahi düzen" var orada.Orada tek hakim sadece ALLAH olacak.Orada insan ve cin tayfası ancak bu dünyada yaptıklarının " tam karşılığını" alacaklar.Ne bir gram eksik,ne de fazla.
       Orada ancak iki ayrı dünya olacak: Biri gece-gündüz (tabiririyle) azab gören insan ve varlıklarının yeri olan CEHENNEM ile bu dünyada Allahına tam anlamıyla kul olmuş insan ve cinlerin mutlu olduğu,neşelendiği,huzur ve sürurun olduğu  CENNET olacak.Bunların arasında da BERZAH dediğimiz,ikisini ayıran başka bir alem olacak.Bu berzahta hesaba çekilmeyecek,çocuklar,deliler yani Kuran mesajlarından sorumlu olamadan ölen insanlar olacaklar.Ahiret alemi dediğimiz bu üç alemde başka bir ölüm asla olmayacak.Orada hayat baki olacak.İşte bu nedenle orada yeni yaratılacak beden de o alemin özünden,maddesin olacak.Cehennemdekiler cehennemin maddesinden,cennetiler cennetin maddesinden,berzahtakiler de oranın maddesinden oluşacak bedenlerle yeniden yaratılacaklar.

       Bunları kavrayarak dünya hayatının ne kadar kısa ve basit olduğunu anlayarak  ona göre bağlanmak ve değer vermek gerekmez mi?Allah insanı en iyi tanıyan yaratn olduğu için,zaman zaman,"insan ne kadar zalimdir,insan sonunu hiç düşünmez mi?insan daima nisyandadır (unutkandır),insan hiç akıl etmez mi? " gibi yüzlerce değişik ifadelerle insanları uyarır,dikkatini ebedi hayata çekmek ister.Ama heyhat kaç kişi bu uyarıyı dikkate alarak yaşar. Siz bari bu uyarıya kulak verin.Ölümsüz bir hayat bizi bekliyor.Cennet dururken,işkencenin,ezanın eksik olmadığı,ilelebet devam edeceği bir alemi,cehennemi neden seçmeğe çalışırız. TAKDİR SİZİN !
         
        

Monday, 3 September 2012

KONUŞURKEN GÜZEL KELİMELER SEÇMEK

    İnsan konuşan bir varlık da derler.Konuşmak insanın bir özelliğidir.Konuşamayan insanlara bakınca bunun kıymetini daha iyi anlarız.
   Mademki konuşmak insan için bir niğmettir,acaba insan bu konuşmasını neden güzel sözlerle süslemez ki! Bakın bir topluma veya bir özel yere giderken,nerede en güzel giyisiler var,onu seçeriz.Neden konuşurken buna dikkat etmeyiz ki.Halbuki kullanılan kelimeler hem yüze,hem de gönüle hitap eder.Elbise ise sadece göze hitaber.Gönüle hitap eden konuşmamızı niçin güzel sözlerle süslemiyoruz,neden kırıcı kaba-saba sözleri kullanmağı tercih ediyoruz ki.Halbuki tüm kalıcı dostluklar "güler yüz-tatlı dil " ile gerçekleşir.
   Bu güzel konuşmayı daha çok ve devamlı olarak,kendi ailemizde gösterelim ki,ailemiz mükemmel olsun.aile fertleri arasında sıcak kaynaşma,samimiyet olsun.Daha sonra sevdiklerimize,tanıdıklarımıza,veya başka insanlara bunu uygulayalım ki,insan olduğumuzun farkına başkalrı da varsın.
   Hani derler ya "tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" diye.İnanın doğrudur.Tatlı söz kullanarak elde edemeyeceğiniz güzellikler,üstesinden gelemeyeceğiniz zorluklar yoktur.
   Allah bile Kutsal kitabımız KUR'ANda bunu bizden ister.Hiç Allah kötü olan şeyleri kullarından ister mi?İstemez elbette.Hadi bakalım,bundan sonra bu davranışı kendimize alışkanlık haline getirelim.Bakarsınız insan olduğumuzun farkına varırlar.

KUR'AN-I KERİM

      
    Kur'an, tüm insanlığa yol göstermek için göderilmiş ilahi mesajların toplandığı bir kitaptır. Onda insanlığın tüm ihtiyaçlarına  cevap olacak şekilde bilgiler vardır.Ondan yararlanan,Onun mesajlarına kulak veren,verdiği mesajlardan dersler çıkaran toplumlar için daima başarı söz konusudur.Dikkat ederseniz başarı dedim.Başarı: insanın ve toplumların hem bu dünyada,hem de ahirette elde edecekleri nimetlerle ölçülür.Bu dünyada elde edilen,nimetlerin ahirette,ateşle değiştirilmesi  başarı  değildir.işte bu nedenle Kur'an bize ahiretteki nimeti de garantiliyor.O da bir şartla: Kur'anı anlayarak,Onun yolunda sapmadan yürümekle,çalışmakla,hayatını Onun koyduğu kurallara uydurmakla.
   Kur'an insan hayatını nasıl kontrol altına alır:Kur'anda bazı ayetler vardır ki,hüküm ifade eder.Yani bize yol gösteren yasalrı içerir.Kur'an da bazı ayetler vardır ki,bize canlılar ve kainat hakkında bilgi verir.Öyle ayetler vardır ki  KISSA  özelliği taşır.Yani geçmiş peygamberlerin ve milletlerin yaşantılarından, İBRET ALMAMIZ İÇİN  bize dersler ve uyarılar içerir.O kıssalar, bizim de o milletlerin yaptıkları yanlışlıklara düşmememiz için bize ders verir.Bazı ayetler vardır ki,aile hayatımızı,ticaret hayatımızı,savunma hayatımızı,ahlak anlayışımızı, ALLAH ile KULLUK ilişkilerimizin nasıl olması gerektiğini gösterir.Bize iyi bir kul nasıl olunur,onun kurallarını öğretir.Anlayacağınız,Kur'an bizim hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmak zorundadır. Kur'ansız hayat,kansız vücut gibidir.Suyu kesilmiş,susuz kalmış bir bitkinin durumu gibidir. Dünya ve ahiret mutluluğu istiyorsak,bugünden tezi yok, Kur'ana yönelmemiz gereklidir.Kuranla dost olun ,o sizi yolda bırakmaz.En güzel dost ALLAH'tır.O'nun bize armağan ettiği KUR'ANDIR.