Monday, 6 November 2017
Tuesday, 7 February 2017
Wednesday, 1 February 2017
Monday, 5 December 2016
Şeyh EDEBALİ'den Osman Gazi'ye Nasihat
Ey Oğul !
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
Ey Oğul !
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.
Ey Oğul !
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...
Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (Bu nasihat Osmanlı’yı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..
Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.
Oğlum Osman ! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.
Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın...
KABİR - YA DA MEZAR
Kur'anda,imtihan yeri olarak dünya, imtihanın sonunda da ,sorgulanacak yer olarak da mahşer yeri anlatılır.İkinci bir sorgulama yerinden ( yani kabirdeki sorgulamadan ) bahsedilmez.
Yine Kur'anda,ceza-azap ,ya da mükafaat-kazanma yeri olarak da dünya ve ahiret anlatılır.Üçüncü bir yerden (yani kabir azabından,ya da kabirdeki mükafaattan) bahsedilemez.
Kabir ile ilgili tüm bilgiler,Kur'an dışı bilgilerdir.Hikayelerdir,hurafelerdir,yalan-yanlış asılsız bilgilerdir. Kur'an kabirleri sadece ölünün dışarda kalıp da kokarak,diğer canlılara zarar vermesini önlemek ve göstermek için,bize Ademin iki oğlundan örnek verir.Bunlardan birisi, kardeşini öldürüp ortalıkta bıraktığında,Allah, ona bunun yanlış olduğunu göstermek için iki kuşu,göndererek örnek verir.Kuşlardan biri diğerini öldürdükten sonra,ayaklarıyla toprağı kazarak,ölen kuşun cesedini oraya koyup,üzerini tekrar toprakla örter.İşte bu olayla Allah,Ademin katil oğluna ne yapması gerektiğini göstermiştir.İşte mezar ancak budur.Hiçbir mezarın,hiçbir kutsallığı yoktur.Peygamber mezarları da buna dahildir.Yatır dedikleri mezarlar ise saçmalıkların zirvesidir.
Allah siz ölülere duyuramazsınız der.(Yasin suresinde).Biz ölülerden değil sadece bize "şah damarımızdan daha yakın olan Allah'tan "isteyeceğiz.Bu da ,aynı zamanda bir Kur'an emridir.Ve hem de Kur'anın ilk suresi olan Fatiha'da geçer.
Kafanıza göre değil,Kur'ana göre müslüman olun,Ona uyarak iman edip Mü'min olun.
Müslüman ancak kendisi gibi bir müslümanın ölmesininden sonra onun için dua eder.Cenaze namazı dediğimiz,aslında bir namaz değildir.Çünkü bu namazın kraatı (yani Kur'andan bir sure ya da ayet) okunmaz.Okunan sadece dualardır.Bazı hocalar cenaze duasını bilmeyenler Fatiha okusun derler ama bu tamamen yersiz ve asılsızdır.Cenaze namazında ruku ve sece de yoktur.Yani cenaze namazı namaz değil sadece duaların okunduğu,ölüye bağış ve rahmet dilendiği bir törendir.Bak bunun Kur'anda yeri var.Yani bizden olan,müslüman olduğuna şahitlik ettiğimiz ölülere dua edilir.Ama kafir ve münafıklar için asla yapılmaz.Bunu da yine Allah Kur'anda açıklamıştır.
H.SARI
Allah siz ölülere duyuramazsınız der.(Yasin suresinde).Biz ölülerden değil sadece bize "şah damarımızdan daha yakın olan Allah'tan "isteyeceğiz.Bu da ,aynı zamanda bir Kur'an emridir.Ve hem de Kur'anın ilk suresi olan Fatiha'da geçer.
Kafanıza göre değil,Kur'ana göre müslüman olun,Ona uyarak iman edip Mü'min olun.
Müslüman ancak kendisi gibi bir müslümanın ölmesininden sonra onun için dua eder.Cenaze namazı dediğimiz,aslında bir namaz değildir.Çünkü bu namazın kraatı (yani Kur'andan bir sure ya da ayet) okunmaz.Okunan sadece dualardır.Bazı hocalar cenaze duasını bilmeyenler Fatiha okusun derler ama bu tamamen yersiz ve asılsızdır.Cenaze namazında ruku ve sece de yoktur.Yani cenaze namazı namaz değil sadece duaların okunduğu,ölüye bağış ve rahmet dilendiği bir törendir.Bak bunun Kur'anda yeri var.Yani bizden olan,müslüman olduğuna şahitlik ettiğimiz ölülere dua edilir.Ama kafir ve münafıklar için asla yapılmaz.Bunu da yine Allah Kur'anda açıklamıştır.
H.SARI
Subscribe to:
Posts (Atom)