ASIM'IN NESLİ
Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde iki etken görüş ve bu görüşlerin temsilcileri vardı.Birisi,batı fikirleriyle düşüncelerini şekillendiren,diğeri de kendi özbenliğinine bağlı olarak,islama ve tarihe bağlı kalarak ülkeye yeniden şekil vermek isteyenler.
Batılı fikirlerin,batı hayranlarının temsilcisi olarak Tevfik Fikret ve arkadaşları,İslam ve tarihimize bağlı olarak kendi özbenliğimizle yeniden dirilme sevdasında olanların temsilcisi olarak da Mehmet Akif Ersoy ve arkadaşları geliyordu.
Mehmet Akif Ersoy yeni nesle sembol olarak hayalinde bir oğul canlandırdı ve adına da "ASIM" diyerek,Asımın nesline hitap eden yazılar kaleme aldı.Onlara,vatan ve millet sevgisini aşılamak istedi.Doğruluğu,mertliği,cesareti,islamın tebliğini tavsiye ederdi.Düşman olarak koskoca Osmanlı imparatorluğunu yıkan batılıyı ve batılı zihniyeti gösterirdi.Hatta batıyı ve batılıyı anlatmak için onlara "Tek Dişi Kalmış Canavar" adını vermişti.
Ülkeyi kurtaracak neslin ancak Asımın Nesli olduğunu anlatıyor ve bunun yollarını gösteriyordu.
Tevfik Fikret ise, gelecek nesli temsil edecek sembol olarak oğlu Haluk'u ele alır ve O'nun üzerinden gençliğe mesajlar verirdi.Batıya gidip,batı medeniyetini ülkemize taşımanın yollarını anlatırdı.Bu yolda başarıya ulaşmak için herşeyi mübah görür,yani Makyevelist bir tutum sergilerdi.Ne bulursanız getirin,bu yolda,ne gerekiyorsa onu yapın derdi.
Nitekim dediği gibi de oldu.Tevfik Fikretin oğlu Haluk batı eğitimi almak gittiği Amerika'da eğitim alanını değiştirerek papaz okulunu seçti ve sonuçta papaz oldu.Zira O'na , batılı olmanın tek yolunun ,batılının sahip olduğu inanca sahip olmak öğretilmişti.O da bunu göstermek için batılının sahip olduğu hristiyan inancının papazı oldu.
İşte o günden sonra papaz olan Haluk'un nesli,ülkemizde hızla çoğaldı.Yeni kurulan devletin temelleri de bu anlayış üzerine atılmıştı.Her on yılda binlerce batı kafalı,batı hayranı,batının çıkarları için ,ülkesine ihanet etmekte hiç bile sakınca görmeyen nesiller oluştu.Daha geçen gün, Alman perlamentosunda Türkiye aleyhinde konuşup da batılılardan yardım dilenen Can Dündar da bu ekilen tohumun neslidir.Ülkemizdeki muhalefet partisi ve Kemalistler de bu neslin devamıdır.
İşte ülkemizde halen bu iki fikir grubunun insanları kıyasıya tartışırlar.M.Akif'in dediği Asımın nesli olanlar,devletine milletine hizmet etmek için demokratik yolları,seçimle başa gelmeyi,doğruluktan ayrılmadan,hak ve adalet üzere iktidar olmayı hedeflerken,Tevfik Fikretin önerdiği Haluk'un nesli ise fikir babaları,inanç bağlılıkları olan batılılar gibi,makyevelist bir anlayışla iktidara seçimle gelemedikleri zamanlarda da darbeleri,hatta dıştan yapılacak müdahaleleri can simidi olarak gördüler.27 Mayıs,12 Eylül, 12 Mart,15 Temmuz, darbeleri hep bu papaz Haluk'un neslinin ve onların ağababalarının işidir.
Ülkemizi batılı efendilerine şikayet ederek onlardan yardım dilenenler hep bu papaz Haluk'un neslidir.
Bu mücadele bitmez.Her zaman Hak-batıl mücadelesi olarak devam edecektir.Bize düşen safımızın belli olması ve bıkmadan,usanmadan,azimle bu mücadeleyi sürdürmektir.
Ülkemiz ve milletimizin ve hatta mazlum milletlerin mutluluğu ancak Asım'ın nesillerinin çoğalması,iktidarlarına sahip çıkmasıyla olacaktır.Selam bu yolda olanlara olsun.
Batılı fikirlerin,batı hayranlarının temsilcisi olarak Tevfik Fikret ve arkadaşları,İslam ve tarihimize bağlı olarak kendi özbenliğimizle yeniden dirilme sevdasında olanların temsilcisi olarak da Mehmet Akif Ersoy ve arkadaşları geliyordu.
Mehmet Akif Ersoy yeni nesle sembol olarak hayalinde bir oğul canlandırdı ve adına da "ASIM" diyerek,Asımın nesline hitap eden yazılar kaleme aldı.Onlara,vatan ve millet sevgisini aşılamak istedi.Doğruluğu,mertliği,cesareti,islamın tebliğini tavsiye ederdi.Düşman olarak koskoca Osmanlı imparatorluğunu yıkan batılıyı ve batılı zihniyeti gösterirdi.Hatta batıyı ve batılıyı anlatmak için onlara "Tek Dişi Kalmış Canavar" adını vermişti.
Ülkeyi kurtaracak neslin ancak Asımın Nesli olduğunu anlatıyor ve bunun yollarını gösteriyordu.
Tevfik Fikret ise, gelecek nesli temsil edecek sembol olarak oğlu Haluk'u ele alır ve O'nun üzerinden gençliğe mesajlar verirdi.Batıya gidip,batı medeniyetini ülkemize taşımanın yollarını anlatırdı.Bu yolda başarıya ulaşmak için herşeyi mübah görür,yani Makyevelist bir tutum sergilerdi.Ne bulursanız getirin,bu yolda,ne gerekiyorsa onu yapın derdi.
Nitekim dediği gibi de oldu.Tevfik Fikretin oğlu Haluk batı eğitimi almak gittiği Amerika'da eğitim alanını değiştirerek papaz okulunu seçti ve sonuçta papaz oldu.Zira O'na , batılı olmanın tek yolunun ,batılının sahip olduğu inanca sahip olmak öğretilmişti.O da bunu göstermek için batılının sahip olduğu hristiyan inancının papazı oldu.
İşte o günden sonra papaz olan Haluk'un nesli,ülkemizde hızla çoğaldı.Yeni kurulan devletin temelleri de bu anlayış üzerine atılmıştı.Her on yılda binlerce batı kafalı,batı hayranı,batının çıkarları için ,ülkesine ihanet etmekte hiç bile sakınca görmeyen nesiller oluştu.Daha geçen gün, Alman perlamentosunda Türkiye aleyhinde konuşup da batılılardan yardım dilenen Can Dündar da bu ekilen tohumun neslidir.Ülkemizdeki muhalefet partisi ve Kemalistler de bu neslin devamıdır.
İşte ülkemizde halen bu iki fikir grubunun insanları kıyasıya tartışırlar.M.Akif'in dediği Asımın nesli olanlar,devletine milletine hizmet etmek için demokratik yolları,seçimle başa gelmeyi,doğruluktan ayrılmadan,hak ve adalet üzere iktidar olmayı hedeflerken,Tevfik Fikretin önerdiği Haluk'un nesli ise fikir babaları,inanç bağlılıkları olan batılılar gibi,makyevelist bir anlayışla iktidara seçimle gelemedikleri zamanlarda da darbeleri,hatta dıştan yapılacak müdahaleleri can simidi olarak gördüler.27 Mayıs,12 Eylül, 12 Mart,15 Temmuz, darbeleri hep bu papaz Haluk'un neslinin ve onların ağababalarının işidir.
Ülkemizi batılı efendilerine şikayet ederek onlardan yardım dilenenler hep bu papaz Haluk'un neslidir.
Bu mücadele bitmez.Her zaman Hak-batıl mücadelesi olarak devam edecektir.Bize düşen safımızın belli olması ve bıkmadan,usanmadan,azimle bu mücadeleyi sürdürmektir.
Ülkemiz ve milletimizin ve hatta mazlum milletlerin mutluluğu ancak Asım'ın nesillerinin çoğalması,iktidarlarına sahip çıkmasıyla olacaktır.Selam bu yolda olanlara olsun.
Hamza SARI