İnsanın ilk atası olarak bilinen Adem,kelime anlamıyla topraktır.Bir diğer anlamı da yokluktur (ölümlü olandır).
Allah insanı yaratmadan önce ,insanın yaratılıp da yaşayabileceği dünya ve evreni yaratmıştı.Allah insanı TÎN adı verilen çamurdan yaratmıştır. "YARATTIĞI HERŞEYİ GÜZEL YARATAN VE İNSANI YARATMAĞA BİR ÇAMURDAN (Tîn) BAŞLAYAN O'DUR." Secde suresi,ayet-7 "EY PEYGAMBER !RABBİNİN MELEKLERE ŞÖYLE DEDİĞİNİ HATIRLA, BEN BALÇIKTAN (ÇAMURDAN) ŞEKİL VEREREK BİR İNSAN YARATACAĞIM" Hicr suresi,ayet-28. "AND (YEMİN) OLSUN Kİ,BİZ İNSANI ŞEKİL VERDİĞİMİZ BİR ÇAMURDAN YARATTIK" Hicr suresi,ayet -26. Daha sonra Allah bunu başka ayetlerle de açıklayarak,bazı ayetlerde SU'dan,bazı ayetlerde TOPRAK'tan,bazı ayetlerde de KAN PIHTISI'ndan (et parçasından) yarattığını anlatmaktadır.Bu neden böyle anlatıldı,ayetlerde bu konuda bir çelişki mi var? HAYIR,ASLA ! Bu anlatımlar insanın değişik evrelerdeki yaratılmasını anlatmak içindir.İnsanın ilk yaratılışı su ve toprak karışımından olan TÎN'dir (çamurdur).Allah bu ilk cevhere NEFS-İ VAHİDE adını veriyor.Nefs-i vahide=nefis sahibi bir varlıktır.Tek hücreli bir varlıktır.Belki de TEK HÜCREDİR.Bu hücre bölünmelerle gelişerek bir canlı olan insanın yaratılmasını sağlar.Çünkü Allah bir şeye KÜN=ol,dediği zaman o şey YEKÜN=olur,olmaya devam eder.İnsanın eşi de bu cevherden (nefs-i vahideden) yaratıldı.Hatta insanların binlercesi daha o zaman bu cevherden yaratıldı. "EY İNSANLAR,SİZİ BİR CEVHERDEN (NEFS-İ VAHİDEDEN) YARATAN VE ONDAN DA (O,CEVHERDEN,NEFS-İ VAHİDEDEN) EŞİNİ YARATAN VE DAHA SONRA DA BU NEFS-İ VAHİDEDEN (Tek canlı hücreden) SAYILAMAYCAK KADAR ERKEKLER VE KADINLAR YARATAN RABBİNİZE TAKVA İLE (saygıyla) YAKLAŞIN.GÜNAH YAPMAKTAN SAKININ BİRBİRİNİZE SAYGI GÖSTEREREK DİLEKLERDE BULUNUN." Nisa suresi,ayet-1
Şimdiye kadar bize öğretilen ,Allah önce Ademi,daha sonra da O'nun eye (kaburga ) kemiğinden Havvayı ve daha sonra da Adem ve Havvanın çocuklarından da diğer insanları yarattığı şeklindeydi.Ademin çocuklarının birbirleriyle evlenmeleri sonucu insanlar çoğaldı deniyordu.BUNLARIN TAMAMI YALAN VE YANLIŞ !.Kur'anı Kerimin hiçbir ayetinde bu anlatılan yalanları göremezsiniz.Hele hele Ademin çocuklarının,yani kardeşlerin evlenmesi saçmalığına asla rastlayamazsınız.Allah açıkça Nisa suresi ayet -1 de açıklıyor."...VE BESSE MİNHA RİCALEN,KESİREN VE NİSAEN" "Ve daha sonra ONDAN (nefs-i vahideden=tek canlı hücreden) çoklarca erkek ve kadın yarattık" (Nisa-1) Bu ayeti şimdiye kadar hiç kimse gündeme getirmedi.Kuranda olmayan uydurma hikayeleri din,diye ,yaratılış geçmişimiz diye yutturdular.Bu ayet Kuranda var iken,Kuranda olmayan Ademin çocuklarının birbiriyle evlendikleri iftirasını yaydılar.Milyarlarca müslüman halen insanlığın Ademin çocuklarını birbiriyle evlendiği saçmalığına inanıyorlar maalesef.
Allah daha sonra,insanın bir ana-babadan yaratılışına da açıklık getiriyor ve sizi bir damla sudan (nutfeden=Meni-yumurta karışımı olan su) yarattığını buna da döllenmiş yumurta ismini verdiğini anlatıyor." DOĞRUSU BİZ İNSANI İMTİHAN ETMEK İÇİN KARIŞIK BİR NUTFEDEN (erkek ve kadın suyundan=meni ve yumurtadan) YARATTIK DA ONU İŞİTİCİ VE GÖRÜCÜ YAPTIK" İnsan suresi,ayet-2 .Daha sonra bu döllenmiş yumurtanın bir çiğnem et (ALAK) olarak geliştiğini ve bu etin gelişerek ona kemiklerin yerleştirildiğini açıklar. "BUNUN ÜZERİNE KENDİSİYLE MÜNAKAŞA EDENE ŞÖYLE DEDİ,SENİ TOPRAKTAN,SONRA DA BİR DAMLA SUDAN VE DAHA SONRA DA SENİ İNSAN ŞEKLİNE GETİRENİ Mİ İNKAR EDİYORSUN?" Kehf suresi,ayet-37 ." BİZ SİZİ TOPRAKTAN,SONRA NUTFEDEN (SPERMDEN),SONRA ALAKADAN (EMBRİYODAN),SONRA ÖZELLİKLERİ BELİRLENMİŞ BİR ET PARÇASINDAN YARATMIŞIZDIR."Hicr suresi,ayet-5.
Kuranda insan yaratılışıyla ilgili açık açık ayetler varken,biz müslümanlar bu güne kadar maalesef hurafe (batıl-sakat) bilgilerle bilgilendirildik ve olmayacak saçmalıkları (kardeşin kardeşle evlenmelerini) gerçek Kuran bilgisi sandık.Bunun temelinden müslümanların ne kadar Kur'andan uzak olduğu gerçeği yatıyor.İnşallah bundan sonra Kur'an ile daha yakın oluruz da,Allahı ve mesajlarını daha iyi anlarız.
Monday, 18 February 2013
Wednesday, 6 February 2013
KİMSE KİMSENİN GÜNAHINI VE SEVABINI ALAMAZ
İslam inancının esasları KUR'AN ve Kur'anın uygulamaları olan SÜNNETTİR. Sünnet ile Hadisi karıştırmayalım.Sünnet ,peygamberin Kur'andan çıkardığı uygulamalarıdır.Yani Kur'anın yaşanır ve tatbik edilir halde gösterilmesidir.Hadis ise gerçekten peygamberin söylediği sözlerdir.Gerçekten diyorum,çünkü peygamber adına söylenmiş binlerce uydurma hadis vardır.Hatta bu uydurma sözler tamamen Kur'an ayetlerine bile ters düşer.Bir sözün Hadis olduğunu anlamak için peygamberimiz bize çok güzel bir ölçü vermiş.Bunu her hadiste uygulamak gerek.Öyle körü-körüne aha bu da hadis demek yanlıştır.Peygamberimiz: "KİM BENDEN DUYDUĞUNU SÖYLEDİĞİ BİR SÖZ SİZE ULAŞIRSA,O SÖZÜ SİZ KU'ANA GÖTÜRÜN.EĞER O SÖZ ,KUR'ANA UYARSA,BİLİN Kİ,ONU BEN SÖYLEMİŞİMDİR,UYMAZSA,BİLİNKİ O SÖZ UYDURMADIR." Hadis-i Şerif.
Demek ki her duyduğumuz söze hadis diye sarılmak yok! Onu önce Kur'anın ayetleriyle ölçeceğiz,uyarsa kabul edeceğiz.
Hani bir hadis rivayet ederler,güya peygamberimiz söylemiş,ama tamamen uydurma.O hadis dedikleri şöyle başlar ve devam eder:" Birgün peygamberimiz,etrafındakilere MÜFLİS (iflas etmiş) kime denir diye sorar.Etrafındakiler de ,ticarette zarar edene,malını mülkünü kaybedenlere denir,demişler.Peygamber de hayır öyle değil,Müflis:Dünyada iken hayır hasenat yaparak,sevaplar kazanmış,ama bunun yanında da başkalarına da haksızlık yaparak kul hakkını almış.İşte bu kişinin ahirette sevapları alınarak,haksızlık yaptığı kullara verilir,o kulların da günahları bu adama yüklenir.Bu adam cenneti beklerken,birdenbire günahkar olarak cehenneme gider."Bunu hadis diye anlatırlar yıllarca.Hem de kendilerine alim denen hocalar bile anlatır bunu.Özellikle kul hakkını anlatmak için bu söz biçilmiş kaftandır sanki.AMA GELİN GÖRÜNKÜ BU SÖZ KUR'AN AYETLERİNE AYKIRIDIR.Yani uydurma sözdür,hadis değildir.Olamaz da.Peygamberin verdiği KUR'ANA UYMA ÖLÇÜSÜNE UYMUYOR.
Kur'anda peygamberin Kur'ana uymayan bir sözü asla söyleyemeceği vurgulanır.:
"EĞER PEYGAMBER BAZI SÖZLERİ UYDURUP BİZE İSNAT ETMEĞE KALKIŞSAYDI,ELBETTE BİZ ONU KUVVETLE YAKALAR VE ONDAN İNTİKAM ALIRDIK (Şah damarını koparırdık) "El-Hakka suresi,ayetler-44,45
Şimdi gelelim bu konudaki Kur'an ayetlerinden bazılarına:
1-"....(bu ayetin sonuna doğru) HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ GÜNAHINI YÜKLENEMEZ" İsra suresi,ayet-15
2-" O KÜFÜRDE Haramlarda) OLANLAR,İMAN EDENLERE,BİZİM YOLUMUZA UYUN,UYUN DA SİZİN GÜNAHLARINIZI DA BİZ YÜKLENELİM DEDİLER.HALBUKİ KİMSE KİMSENİN GÜNAHLARINI YÜKLENEMEZ.ŞÜPHESİZ ONLAR YALANCILARDIR." Ankebut suresi,ayet-12
3 "GÜNAH İŞLEYEN BİR KİMSENİN GÜNAHLARINI,BİR BAŞKASI ÇEKEMEZ.GÜNAHLARI AĞIR GELEN KİMSE,BU GÜNAHLARININ BİR KISMINI BAŞKASINA VERMEK İSTESE,O KİMSE ASLA ONU (günahları) YÜKLENEMEZ.İSTERSE BU KİŞİ EN YAKINI OLSUN,YİNE DE BUNU ALMASI MÜMKÜN OLAMAZ.."Fatır suresi,ayet-18
4- "DOĞRUSU HİÇBİR GÜNAHKAR , BAŞKASININ GÜNAHINI ÇEKEMEZ."
Necm suresi,ayet-38
Bunca ayetler ortada iken,birileri kalkıp da,ahirette kul hakkından dolayı,sevaplar ile günahlar değiş-tokuş olacak,yani kul hakkıyla gidenin sevapları alınıp,haksızlığa uğrayana verilirken,haksızlığa uğrayanın da günahları,kul hakkı yiyenlere yüklenecek demek,tamamen Kur'ana aykırıdır.Böyle birşeyin olamıyacağını Allah yukardaki ayetlerinde ve hatta daha başka ayetlerde de açık açık anlatmaktadır.Kur'andan haberi olmayanlar,ancak KULAKTAN DOLMA MÜSLÜMAN OLURLAR.O da onları doğru yola götürmez,sapıklıkta oyalar durur.Bu nedenle her müslüman MUTLAKA KUR'ANI ANLAMAK VE ONA UYGUN YAŞAMAK ZORUNDADIR.Ölçü Kur'andır.Çünkü Bu dinin sahibi Allahtır ve O da hükümlerini Kur'anda bildirmiştir.Başka yola gerek yok.Başka yol islam değildir.
Peki KUL HAKKI VAR MIDIR? Elbette vardır.Her haksızlığın bir karşılığı olduğu gibi Kullara yapılan haksızlıkların da bir karşılığı vardır.Ama bu karşılık,sevap-günah değişmesi,sevapların alınıp karşıya,haksızlığa uğrayanın da günahları alınıp,haksızlık yapana verilmesi şeklinde değildir.Bu işlem aynen diğer günahlar gibidir.Kullara karşı haksızlık yapanlar,bu yaptıkları haksızlıkların karşılığı olan günah kadar,günah yüklenirler.Karşı tarafın günahını yüklenemezler.Bu ayetlere aykırıdır,uymaz.Haksızlığa uğrayan kul ise,öncelikle hakkını almakla mükelleftir.Bunun için ayette."..dişe,diş,göze,göz.." ifadesiyle geçen KISAS esastır.Şayet haksızlığa uğrayan kul,hakkını alma gücüne sahip değilse,işte o zaman Allahın adaleti gereği,o kuluna bu haksızlığa uğraması nedeniyle SEVAP verilir.Kul burada aciz kalmıştır,hakkını alamamıştır.Bu aciz kalışı,gücünün haksızlık yapana yetmemesi nedeniyle, bu acizliği o kula sevap olarak döner.Çünkü Allah:" LÂ-YÜKELLİF-U-LLAHU NEFSEN İLLÂ VÜS'ÂHÂ=(Biz) Nefislerin taşıyamıyacağı yükü (sorumluluğu) kimseye yüklemeyiz (kimseyi sorumlu tutmayız)." der.
Unutmayın ki,amel defteri dediğimiz kayıtlar,bizim hayatta iken yaptığımız iyi ve kötü işlerin (amellerin) tamamını içine alır.En ufak zerreden tutun da ,en büyüğüne kadar,hepsi bu defterde kayıtlıdır.Öldükten sonra bu deftere hiçbir kayıt ilave edilmez.Bu konuda söylenen hadisler de uydurmadır.Arkada bırakılan Hayırlı evlat,hayır-hasenatın sevapları da ölmeden önce bu deftere kayıt edilmiş olunur.Çünkü Allah geçmişi ve geleceği bilen tek yaratandır.Bu işler hep dünyada yaptığı çalışmaların karşılığıdır.Çalışarak hayırlı evlat bıraktıysa,hayır işler bıraktıysa bunun karşılığını elbette ölmeden önce alır ve gider.Hatta çok çabaladığı halde,evladını veya bir başkasını yola getiremeyen insan bile,evladı hayırsız ve kötü yolda olsa bile sevabını alır.Çünkü o kişi çaba harcamış,evladını doğru yola getirmek için,ama buna muvaffak olamamış.Hiç önemli değil,o yine bunun sevabını alacaktır.Bakın Nuh peygamberin oğlu,Lut peygamberin karısı bile kafir olarak öldüler.Ama onlar bundan dolayı asla sorumlu olmadılar.Hatta doğru yola getirmek için gösterdikleri çalışmalardan dolayı sevap bile aldılar.
Sonuç olarak şu ayeti asla unutmayın,size ölçü olsun:" VE-ENLEYSE,LİL-İNSANİ İLLÂ MÂSÂ'A=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR."
Demek ki her duyduğumuz söze hadis diye sarılmak yok! Onu önce Kur'anın ayetleriyle ölçeceğiz,uyarsa kabul edeceğiz.
Hani bir hadis rivayet ederler,güya peygamberimiz söylemiş,ama tamamen uydurma.O hadis dedikleri şöyle başlar ve devam eder:" Birgün peygamberimiz,etrafındakilere MÜFLİS (iflas etmiş) kime denir diye sorar.Etrafındakiler de ,ticarette zarar edene,malını mülkünü kaybedenlere denir,demişler.Peygamber de hayır öyle değil,Müflis:Dünyada iken hayır hasenat yaparak,sevaplar kazanmış,ama bunun yanında da başkalarına da haksızlık yaparak kul hakkını almış.İşte bu kişinin ahirette sevapları alınarak,haksızlık yaptığı kullara verilir,o kulların da günahları bu adama yüklenir.Bu adam cenneti beklerken,birdenbire günahkar olarak cehenneme gider."Bunu hadis diye anlatırlar yıllarca.Hem de kendilerine alim denen hocalar bile anlatır bunu.Özellikle kul hakkını anlatmak için bu söz biçilmiş kaftandır sanki.AMA GELİN GÖRÜNKÜ BU SÖZ KUR'AN AYETLERİNE AYKIRIDIR.Yani uydurma sözdür,hadis değildir.Olamaz da.Peygamberin verdiği KUR'ANA UYMA ÖLÇÜSÜNE UYMUYOR.
Kur'anda peygamberin Kur'ana uymayan bir sözü asla söyleyemeceği vurgulanır.:
"EĞER PEYGAMBER BAZI SÖZLERİ UYDURUP BİZE İSNAT ETMEĞE KALKIŞSAYDI,ELBETTE BİZ ONU KUVVETLE YAKALAR VE ONDAN İNTİKAM ALIRDIK (Şah damarını koparırdık) "El-Hakka suresi,ayetler-44,45
Şimdi gelelim bu konudaki Kur'an ayetlerinden bazılarına:
1-"....(bu ayetin sonuna doğru) HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ GÜNAHINI YÜKLENEMEZ" İsra suresi,ayet-15
2-" O KÜFÜRDE Haramlarda) OLANLAR,İMAN EDENLERE,BİZİM YOLUMUZA UYUN,UYUN DA SİZİN GÜNAHLARINIZI DA BİZ YÜKLENELİM DEDİLER.HALBUKİ KİMSE KİMSENİN GÜNAHLARINI YÜKLENEMEZ.ŞÜPHESİZ ONLAR YALANCILARDIR." Ankebut suresi,ayet-12
3 "GÜNAH İŞLEYEN BİR KİMSENİN GÜNAHLARINI,BİR BAŞKASI ÇEKEMEZ.GÜNAHLARI AĞIR GELEN KİMSE,BU GÜNAHLARININ BİR KISMINI BAŞKASINA VERMEK İSTESE,O KİMSE ASLA ONU (günahları) YÜKLENEMEZ.İSTERSE BU KİŞİ EN YAKINI OLSUN,YİNE DE BUNU ALMASI MÜMKÜN OLAMAZ.."Fatır suresi,ayet-18
4- "DOĞRUSU HİÇBİR GÜNAHKAR , BAŞKASININ GÜNAHINI ÇEKEMEZ."
Necm suresi,ayet-38
Bunca ayetler ortada iken,birileri kalkıp da,ahirette kul hakkından dolayı,sevaplar ile günahlar değiş-tokuş olacak,yani kul hakkıyla gidenin sevapları alınıp,haksızlığa uğrayana verilirken,haksızlığa uğrayanın da günahları,kul hakkı yiyenlere yüklenecek demek,tamamen Kur'ana aykırıdır.Böyle birşeyin olamıyacağını Allah yukardaki ayetlerinde ve hatta daha başka ayetlerde de açık açık anlatmaktadır.Kur'andan haberi olmayanlar,ancak KULAKTAN DOLMA MÜSLÜMAN OLURLAR.O da onları doğru yola götürmez,sapıklıkta oyalar durur.Bu nedenle her müslüman MUTLAKA KUR'ANI ANLAMAK VE ONA UYGUN YAŞAMAK ZORUNDADIR.Ölçü Kur'andır.Çünkü Bu dinin sahibi Allahtır ve O da hükümlerini Kur'anda bildirmiştir.Başka yola gerek yok.Başka yol islam değildir.
Peki KUL HAKKI VAR MIDIR? Elbette vardır.Her haksızlığın bir karşılığı olduğu gibi Kullara yapılan haksızlıkların da bir karşılığı vardır.Ama bu karşılık,sevap-günah değişmesi,sevapların alınıp karşıya,haksızlığa uğrayanın da günahları alınıp,haksızlık yapana verilmesi şeklinde değildir.Bu işlem aynen diğer günahlar gibidir.Kullara karşı haksızlık yapanlar,bu yaptıkları haksızlıkların karşılığı olan günah kadar,günah yüklenirler.Karşı tarafın günahını yüklenemezler.Bu ayetlere aykırıdır,uymaz.Haksızlığa uğrayan kul ise,öncelikle hakkını almakla mükelleftir.Bunun için ayette."..dişe,diş,göze,göz.." ifadesiyle geçen KISAS esastır.Şayet haksızlığa uğrayan kul,hakkını alma gücüne sahip değilse,işte o zaman Allahın adaleti gereği,o kuluna bu haksızlığa uğraması nedeniyle SEVAP verilir.Kul burada aciz kalmıştır,hakkını alamamıştır.Bu aciz kalışı,gücünün haksızlık yapana yetmemesi nedeniyle, bu acizliği o kula sevap olarak döner.Çünkü Allah:" LÂ-YÜKELLİF-U-LLAHU NEFSEN İLLÂ VÜS'ÂHÂ=(Biz) Nefislerin taşıyamıyacağı yükü (sorumluluğu) kimseye yüklemeyiz (kimseyi sorumlu tutmayız)." der.
Unutmayın ki,amel defteri dediğimiz kayıtlar,bizim hayatta iken yaptığımız iyi ve kötü işlerin (amellerin) tamamını içine alır.En ufak zerreden tutun da ,en büyüğüne kadar,hepsi bu defterde kayıtlıdır.Öldükten sonra bu deftere hiçbir kayıt ilave edilmez.Bu konuda söylenen hadisler de uydurmadır.Arkada bırakılan Hayırlı evlat,hayır-hasenatın sevapları da ölmeden önce bu deftere kayıt edilmiş olunur.Çünkü Allah geçmişi ve geleceği bilen tek yaratandır.Bu işler hep dünyada yaptığı çalışmaların karşılığıdır.Çalışarak hayırlı evlat bıraktıysa,hayır işler bıraktıysa bunun karşılığını elbette ölmeden önce alır ve gider.Hatta çok çabaladığı halde,evladını veya bir başkasını yola getiremeyen insan bile,evladı hayırsız ve kötü yolda olsa bile sevabını alır.Çünkü o kişi çaba harcamış,evladını doğru yola getirmek için,ama buna muvaffak olamamış.Hiç önemli değil,o yine bunun sevabını alacaktır.Bakın Nuh peygamberin oğlu,Lut peygamberin karısı bile kafir olarak öldüler.Ama onlar bundan dolayı asla sorumlu olmadılar.Hatta doğru yola getirmek için gösterdikleri çalışmalardan dolayı sevap bile aldılar.
Sonuç olarak şu ayeti asla unutmayın,size ölçü olsun:" VE-ENLEYSE,LİL-İNSANİ İLLÂ MÂSÂ'A=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR."
Thursday, 24 January 2013
İSLAM YASALARI VE KUL YASALARI
Yasalar,insanı ve insanlar topluluğunun hayatını düzene sokan,onun ihtiyaçlarına cevap veren kural ve kaidelerdir.Yasalar, bu bakımdan iki yolla elde edilir:1-İlahî (allah'ın koyduğu ) yasalar,2-İnsan veya insanların organize ettiği organların oluşturduğu yasalar
Yasalar insanı ve insan toplumlarını mutlu etmek,onların ihtiyaçları temin etmek için vardır.İlahî yasalarda devamlılık,değişmezlik esas iken,kul uasalarında,zaman ve şartlara göre yasalar sürekli değişiklik arzeder.İlahi yasalarda,değişmezlik vardır,çünkü,yasa koyucu Allah,kulunu ve onun ihtiyaçlarını en iyi bilendir.İşte bu nedenle,eskiden insan ve ihtiyaçları ne ise,günümüzde de insan ve ihtiyaçları aynıdır.Sadece çeşitlilik çoğalmıştır.Eskiden de insanlar seyahat ederdi,ama eşek veya deve,veya at üzerinde seyahat ederdi,.Bugün de insanoğlu seyahat ediyor ama bazıları at ile bunu yaparken,bazıları da uçka veya gemiyle,arabayla yapıyorlar bu eylemlerini.İhtiyaç aynı,fakat eylem şekli değişik sadece.Eskiden de insanoğlu yer -içerdi,giyinirdi,bugünde aynısını yapar.Fakat değişen sadece yediklerinin ve giydiklerinin şekli ve sayısı değişti işte o kadar.Yani bundan 5 asır önce insan ve ihtiyaçları ne ise,bugün de aynısıdır.Değişenler sadece şekilleri ve sayıları,çeşitleri olmuştur.
Şimdi gelelim ilahî yasalarla,kul yasalarının karşılaştırılmasına:
1-Allah,insan ve topluma zararlı olan şeylerin yapılmasını,işlenmesini daha başlamadan yasak eder.Hatta bazılarına daha başlamadan önce YAKLAŞMAYIN ! diye de uyarıda bulunuyor.Kul yasalarında ise,yasaklama çoğu zaman zararlı şeyler yapıldıktan sonra başlıyor.Örneğin,Allah içkinin içilmesini daha içilmeden önce yasaklarken,kulların koyduğu yasalarda yaptırımlar içki içildikten sonra başlıyor.Belli limiti aşarak araba sürenlere,kaza yapanlara,kavga edenlere vs.ye yasalar bu kötülük işlendikten sonra başlıyor.Ama islam önce bunları yapmayın diye yasa koyuyor ve daha sonra da yasayı dinlemeyerek yapanlara da cezayı veriyor.
2-Allah yasaları değişmezken,kul yasaları,kişilere,toplumlara ve hatta sınıflara göre bile değişiklikler arzediyor.Örneğin,islamda yasalar karşısında herkes eşittir.Kul yasalarında böyle değil.Örneğin,suç işleyen sıradan birinin alacağı ceza ile üst düzeyde görev yapan farklı ceza alır.Hatta bazıları suç da işleseler ceza almazlar veya kimseler onlara dokunamazlar bile.Dokunmazlıkları vardır.Bunlara o dokunulmazlık zırhını Allah değil,kulların kendi koyduğu yasalar sağlamıştır.
3-Allah yasalarında sertlik ve kat'i hükümler vardır.Bu insan ve toplum hayatını sağlam temellerde tutmak ve istenen barış ve huzuru sağlamak içindir.Örneğin islamda hırsızın eli kesilir,zina yapana 100 sopa vurulur,adam öldürene Kısas uygulanır.Bu nedenle bu suçun toplumda yaygınlığı söz konusu bile olamaz.Fakat insanların koyduğu yaslarda bu suçlara verilen cezalar yok denecek kadar azdır.Hırsıza,1-3 ay arası ceza verilir.O da ertelenir,hırsız aynen yoluna devam eder.Zina ise modern bir yaşam olarak algılanır ve hiç ceza işlemi görmez.Adam öldürme ise en fazla 10-15 yılla cezalandırılır o da dayısı olanlar için geçerli bile değildir.Durum böyle olunca,toplumsal yaşam,yaşanmaz hale geliyor.Dakikada 10 hırsızlık olayı olurken,zina nedeniyle eşler arasında aldatmalar doruk yaparak,,toplumun çekirdeği olan aileler yıkıma mahkum olurlar.Önüne gelen de kızdıkça adam öldürmekten de kaçınmaz hale gelir.İşte fark açık değil mi? İlahi yasalarla kul yasaları arasında ki farklar.
4-Allah yasaları,insana değer vererek,onun malını,aklını,canını korumayı öncelik sayar.Bu nedenle kişilerin akıllarının gelişmesine yönelik,Allah ile bağlarını kuvvetlendirecek eğitimi esas alır.Malını korurken,o malda fakirlerinde hakkı olduğunu özellikle belirtir.Canını korurken de,ancak Allah yolunda bu canın feda edilebieceğine vurgu yapılır.Kul yasalarında ise kişilerin akılları değil,elde edebilecekleri dünya makamları için eğitim verilir.Allah ile kul arasındaki bağ hiç akla bile getirilmez eğitim verilirken.Hatta Allahı dışlayıcı eğitim modern eğitim olarak öncelik kazanır.Böylece de toplumda bir sürü sapık ortaya çıkar,huzur bozulur.
5-İlahi hukukun kaynağını Kur'an ve peygamber uygulamaları sünnet oluştururken,kul yasalarının kaynağını ise salt akıl ve geçmiş töreler,gelenekler ve başka toplumların yaşantıları oluşturur.Örneğin ülkemizde uygulanan yasaların kaynağını,ya Fransız,ya isviçre,ya da amerika veya ingiliz kaynaklar oluşturmuştur.Bu da başka toplumlara benzeme Şempanzenliği arzettiği için,toplumumuz aslını-neslini inkar hale getirmiştir.Tarihle bağları kopartılmış ve huzursuz bir yapı oluşturulmuştur.Bunlar hep sakat yasalarla oluşturulan ve oluşturulmağa çalışılan ÇIKMAZLARDIR.
Bugün dünyada uygulanan tüm insan yasalarının kaynağını JUDEO-GREK dediğimiz,Yahudi-Roma inancına dayalı bir inanç oluşturmaktadır.İşte bu nedenle insanlık huzursuz,buhranda,sıkıntıda,birbirni aladatan,gemisini kurtaran kaptan,vur-çal-çırp,yeterki zengin ol,ol da nasıl olursan ol..anlayışı hakim toplumda.Bencillik,üç-kağıtçılık AÇIKGÖZLÜLÜK,İŞİNİ BİLİRLİK olarak algılanırken,dürüstlük gösterenler ise SALAK,APTAL,BECERİKSİZ muamelesiyle karşılık buluyor.İşte fark budur.Belki daha fazla örnek yazmak mümkündü,ama gerisini de siz düşünün,siz araştırın .
Yasalar insanı ve insan toplumlarını mutlu etmek,onların ihtiyaçları temin etmek için vardır.İlahî yasalarda devamlılık,değişmezlik esas iken,kul uasalarında,zaman ve şartlara göre yasalar sürekli değişiklik arzeder.İlahi yasalarda,değişmezlik vardır,çünkü,yasa koyucu Allah,kulunu ve onun ihtiyaçlarını en iyi bilendir.İşte bu nedenle,eskiden insan ve ihtiyaçları ne ise,günümüzde de insan ve ihtiyaçları aynıdır.Sadece çeşitlilik çoğalmıştır.Eskiden de insanlar seyahat ederdi,ama eşek veya deve,veya at üzerinde seyahat ederdi,.Bugün de insanoğlu seyahat ediyor ama bazıları at ile bunu yaparken,bazıları da uçka veya gemiyle,arabayla yapıyorlar bu eylemlerini.İhtiyaç aynı,fakat eylem şekli değişik sadece.Eskiden de insanoğlu yer -içerdi,giyinirdi,bugünde aynısını yapar.Fakat değişen sadece yediklerinin ve giydiklerinin şekli ve sayısı değişti işte o kadar.Yani bundan 5 asır önce insan ve ihtiyaçları ne ise,bugün de aynısıdır.Değişenler sadece şekilleri ve sayıları,çeşitleri olmuştur.
Şimdi gelelim ilahî yasalarla,kul yasalarının karşılaştırılmasına:
1-Allah,insan ve topluma zararlı olan şeylerin yapılmasını,işlenmesini daha başlamadan yasak eder.Hatta bazılarına daha başlamadan önce YAKLAŞMAYIN ! diye de uyarıda bulunuyor.Kul yasalarında ise,yasaklama çoğu zaman zararlı şeyler yapıldıktan sonra başlıyor.Örneğin,Allah içkinin içilmesini daha içilmeden önce yasaklarken,kulların koyduğu yasalarda yaptırımlar içki içildikten sonra başlıyor.Belli limiti aşarak araba sürenlere,kaza yapanlara,kavga edenlere vs.ye yasalar bu kötülük işlendikten sonra başlıyor.Ama islam önce bunları yapmayın diye yasa koyuyor ve daha sonra da yasayı dinlemeyerek yapanlara da cezayı veriyor.
2-Allah yasaları değişmezken,kul yasaları,kişilere,toplumlara ve hatta sınıflara göre bile değişiklikler arzediyor.Örneğin,islamda yasalar karşısında herkes eşittir.Kul yasalarında böyle değil.Örneğin,suç işleyen sıradan birinin alacağı ceza ile üst düzeyde görev yapan farklı ceza alır.Hatta bazıları suç da işleseler ceza almazlar veya kimseler onlara dokunamazlar bile.Dokunmazlıkları vardır.Bunlara o dokunulmazlık zırhını Allah değil,kulların kendi koyduğu yasalar sağlamıştır.
3-Allah yasalarında sertlik ve kat'i hükümler vardır.Bu insan ve toplum hayatını sağlam temellerde tutmak ve istenen barış ve huzuru sağlamak içindir.Örneğin islamda hırsızın eli kesilir,zina yapana 100 sopa vurulur,adam öldürene Kısas uygulanır.Bu nedenle bu suçun toplumda yaygınlığı söz konusu bile olamaz.Fakat insanların koyduğu yaslarda bu suçlara verilen cezalar yok denecek kadar azdır.Hırsıza,1-3 ay arası ceza verilir.O da ertelenir,hırsız aynen yoluna devam eder.Zina ise modern bir yaşam olarak algılanır ve hiç ceza işlemi görmez.Adam öldürme ise en fazla 10-15 yılla cezalandırılır o da dayısı olanlar için geçerli bile değildir.Durum böyle olunca,toplumsal yaşam,yaşanmaz hale geliyor.Dakikada 10 hırsızlık olayı olurken,zina nedeniyle eşler arasında aldatmalar doruk yaparak,,toplumun çekirdeği olan aileler yıkıma mahkum olurlar.Önüne gelen de kızdıkça adam öldürmekten de kaçınmaz hale gelir.İşte fark açık değil mi? İlahi yasalarla kul yasaları arasında ki farklar.
4-Allah yasaları,insana değer vererek,onun malını,aklını,canını korumayı öncelik sayar.Bu nedenle kişilerin akıllarının gelişmesine yönelik,Allah ile bağlarını kuvvetlendirecek eğitimi esas alır.Malını korurken,o malda fakirlerinde hakkı olduğunu özellikle belirtir.Canını korurken de,ancak Allah yolunda bu canın feda edilebieceğine vurgu yapılır.Kul yasalarında ise kişilerin akılları değil,elde edebilecekleri dünya makamları için eğitim verilir.Allah ile kul arasındaki bağ hiç akla bile getirilmez eğitim verilirken.Hatta Allahı dışlayıcı eğitim modern eğitim olarak öncelik kazanır.Böylece de toplumda bir sürü sapık ortaya çıkar,huzur bozulur.
5-İlahi hukukun kaynağını Kur'an ve peygamber uygulamaları sünnet oluştururken,kul yasalarının kaynağını ise salt akıl ve geçmiş töreler,gelenekler ve başka toplumların yaşantıları oluşturur.Örneğin ülkemizde uygulanan yasaların kaynağını,ya Fransız,ya isviçre,ya da amerika veya ingiliz kaynaklar oluşturmuştur.Bu da başka toplumlara benzeme Şempanzenliği arzettiği için,toplumumuz aslını-neslini inkar hale getirmiştir.Tarihle bağları kopartılmış ve huzursuz bir yapı oluşturulmuştur.Bunlar hep sakat yasalarla oluşturulan ve oluşturulmağa çalışılan ÇIKMAZLARDIR.
Bugün dünyada uygulanan tüm insan yasalarının kaynağını JUDEO-GREK dediğimiz,Yahudi-Roma inancına dayalı bir inanç oluşturmaktadır.İşte bu nedenle insanlık huzursuz,buhranda,sıkıntıda,birbirni aladatan,gemisini kurtaran kaptan,vur-çal-çırp,yeterki zengin ol,ol da nasıl olursan ol..anlayışı hakim toplumda.Bencillik,üç-kağıtçılık AÇIKGÖZLÜLÜK,İŞİNİ BİLİRLİK olarak algılanırken,dürüstlük gösterenler ise SALAK,APTAL,BECERİKSİZ muamelesiyle karşılık buluyor.İşte fark budur.Belki daha fazla örnek yazmak mümkündü,ama gerisini de siz düşünün,siz araştırın .
Wednesday, 23 January 2013
MÜ'MİNİN ÖZELLİKLERİ
ALLAH ,insanları derecelerine göre değerlendirir.İnsanların dereceleri de,yaptıkları işlere (amellere) göre değişir.
"HERKES İÇİN YAPTIKLARINA GÖRE DERECELER VARDIR.RABBİN ONLARIN YAPTIKLARINDAN GAFİL (habersiz) DEĞİLDİR." En'am suresi,ayet-132
Bu dereceler,Müslüman, mü'min,müttakî olarak Allah'a inanan ,emir ve yasaklarına uymada gösterilen "TİTİZLİK"ve yerine getiriliş çalışmalarındaki performasyonuyla bağlantılıdır.
Bundan başka,münafık,kafir,müşrik dereceleri vardırki,bunlar eksi derecelerdir.Yani Allah'ı inkarda gittikleri,vardıkları son noktalara göre isimlendirirler,derecelenirler.
Mü'min orta vasıfta bir derecedir.Alt dereye müslüman,üst derecesine de Müttakî (takva sahibi) denir.Şimdi bu orta sınıf olan mü'minlerin özelliklerine bir göz atalım:
"GERÇEK MÜ'MİNLER,O KİMSELERDİR Kİ,ALLAH ANILDIĞI ZAMAN KALPLERİ HEYECANDAN ÜRPERİR (titrer,hoşnut olur,seviç duyarlar).ONLARA KUR'ANDAN AYETLER OKUNDUĞUNDA,( bu ayetlerle) İMANLARI ARTAR.ONLAR SADECE RABLARINA BAĞLIDIRLAR." Enfal suresi,ayet-2
"MÜ'MİNLER O KİMSELERDİR Kİ,NAMAZI GEREĞİ GİBİ (zamanında ve huşû içinde) KILARLAR.KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN HAK (Allah) YOLUNDA HARCARLAR." Enfal suresi,ayet-3
"İŞTE BUNLAR GERÇEK MÜ'MİNLERDİR.ONLARA RABLARI KATINDA DERECELER VARDIR.MAĞFİRETTEDİRLER (bağışlanmışlardır).CENNETTE ONLAR İÇİN SAYISIZ VE TÜKENMEZ Nİ'METLER (ihtiyaç duydukları ve duymadıkları herşey) VARDIR."
Enfal suresi, ayet-4
Müslüman Allah'a peygamberlere,kitaplara,meleklere,ahiret gününe inanır,fakat Allah'ın emirlerini yerine getirmekte hassas davranmaz,zaman zaman yanlış işler yaptığı da olur.Hatta bazen büyük günah bile işleyebilir.Bu onun Allah ile kendi arasında kurduğu bağın yeteri kadar kuvvetli olmadığna işarettir.Bu gibiler de cennete elbette gider.Ama cennette elde edecekleri nimetler sonsuz değildir bunlar için.Kısıtlıdır,azdır.Halbuki Allah kullarına bol bol nimetler vermek ister.Ama bu sadece Allah'ın vermek istemesiyle orantılı değildir.Allah bu nimetleri elde etmek için bir takım şartlar ortaya koymuştur.İşte bu şartlardan biri de ibadettir.Haramlardan uzak durmaktır.Bunu yapamayanlar sadece müslümanlık derecesinde kalırlar.Ama asıl olan,Mü'min ve hatta Müttakî derecesini elde etmektir.O da yine kulun çalışmasına bağlanmıştır.Allah:"VE-EN-LEYSE,LİL-İNSANÎ İLLÂ MASE'Â"=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR" ayetiyle açıkça belirtilmiştir.Bize düşen bu makamları elde edebilecek çalışmalar (ameller-ibadetler) ypmamızdır.Ama insanoğlu hem bütün bunları bilir,ama her nedense gereğini bir türlü yapamaz.Bunda nefsi ve Şeytan'i vesvese ağır basıyor sanırım.Ama yine de hayatta iken birşeyler yapalım ve hatta en güzelini,Allah'ın hoşlanacağı şeyleri yapalım.Öldükten sonra pişmanlık fayda vermez.Bir daha bu dünyaya geliş şansımız da yok,bunu da unutmayalım.
"HERKES İÇİN YAPTIKLARINA GÖRE DERECELER VARDIR.RABBİN ONLARIN YAPTIKLARINDAN GAFİL (habersiz) DEĞİLDİR." En'am suresi,ayet-132
Bu dereceler,Müslüman, mü'min,müttakî olarak Allah'a inanan ,emir ve yasaklarına uymada gösterilen "TİTİZLİK"ve yerine getiriliş çalışmalarındaki performasyonuyla bağlantılıdır.
Bundan başka,münafık,kafir,müşrik dereceleri vardırki,bunlar eksi derecelerdir.Yani Allah'ı inkarda gittikleri,vardıkları son noktalara göre isimlendirirler,derecelenirler.
Mü'min orta vasıfta bir derecedir.Alt dereye müslüman,üst derecesine de Müttakî (takva sahibi) denir.Şimdi bu orta sınıf olan mü'minlerin özelliklerine bir göz atalım:
"GERÇEK MÜ'MİNLER,O KİMSELERDİR Kİ,ALLAH ANILDIĞI ZAMAN KALPLERİ HEYECANDAN ÜRPERİR (titrer,hoşnut olur,seviç duyarlar).ONLARA KUR'ANDAN AYETLER OKUNDUĞUNDA,( bu ayetlerle) İMANLARI ARTAR.ONLAR SADECE RABLARINA BAĞLIDIRLAR." Enfal suresi,ayet-2
"MÜ'MİNLER O KİMSELERDİR Kİ,NAMAZI GEREĞİ GİBİ (zamanında ve huşû içinde) KILARLAR.KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN HAK (Allah) YOLUNDA HARCARLAR." Enfal suresi,ayet-3
"İŞTE BUNLAR GERÇEK MÜ'MİNLERDİR.ONLARA RABLARI KATINDA DERECELER VARDIR.MAĞFİRETTEDİRLER (bağışlanmışlardır).CENNETTE ONLAR İÇİN SAYISIZ VE TÜKENMEZ Nİ'METLER (ihtiyaç duydukları ve duymadıkları herşey) VARDIR."
Enfal suresi, ayet-4
Müslüman Allah'a peygamberlere,kitaplara,meleklere,ahiret gününe inanır,fakat Allah'ın emirlerini yerine getirmekte hassas davranmaz,zaman zaman yanlış işler yaptığı da olur.Hatta bazen büyük günah bile işleyebilir.Bu onun Allah ile kendi arasında kurduğu bağın yeteri kadar kuvvetli olmadığna işarettir.Bu gibiler de cennete elbette gider.Ama cennette elde edecekleri nimetler sonsuz değildir bunlar için.Kısıtlıdır,azdır.Halbuki Allah kullarına bol bol nimetler vermek ister.Ama bu sadece Allah'ın vermek istemesiyle orantılı değildir.Allah bu nimetleri elde etmek için bir takım şartlar ortaya koymuştur.İşte bu şartlardan biri de ibadettir.Haramlardan uzak durmaktır.Bunu yapamayanlar sadece müslümanlık derecesinde kalırlar.Ama asıl olan,Mü'min ve hatta Müttakî derecesini elde etmektir.O da yine kulun çalışmasına bağlanmıştır.Allah:"VE-EN-LEYSE,LİL-İNSANÎ İLLÂ MASE'Â"=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR" ayetiyle açıkça belirtilmiştir.Bize düşen bu makamları elde edebilecek çalışmalar (ameller-ibadetler) ypmamızdır.Ama insanoğlu hem bütün bunları bilir,ama her nedense gereğini bir türlü yapamaz.Bunda nefsi ve Şeytan'i vesvese ağır basıyor sanırım.Ama yine de hayatta iken birşeyler yapalım ve hatta en güzelini,Allah'ın hoşlanacağı şeyleri yapalım.Öldükten sonra pişmanlık fayda vermez.Bir daha bu dünyaya geliş şansımız da yok,bunu da unutmayalım.
Wednesday, 16 January 2013
MÜSLÜMAN ŞUURLU OLMALI
"Ey iman edenler,Allah'ın ve rasulünün önüne geçmeyin ! Allah'tan korkun.Çünkü Allah Semî'dir.Herşeyi işitir.Alimdir." Hucurat suresi,ayet-1
Bu ayette Allah,açıkça kullarını uyarıyor.Allah ve rasulünün önüne geçmek, kendi fikir ve görüşlerinin,haşâ Allah ve rasulünün görüşlerinden daha iyi olduğunu ileri sürmek gibidir.bunun ille de sözle olması şart değil,bazen yaşantısıyla insan bunu da gösterebilir.Yaptığı işlerin kendi kafasına göre iyi olduğunu savunur , Allah ve rasulünün dediklerine itibar etmezse,hatta bu zamanda bunlar olmaz diyerek,haşâ Allah ve rasulünün emirlerini küçümserse durum farklı olmaz..Bir müslüman asla bu yolu seçemez.
Allah böyle davranan ve düşünenleri şiddetle uyarır ve:" De ki,siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsanız! Allah ise göktekileri ve yerdekileri bilir.Allah herşeyi bilendir." Hucurat suresi,ayet-16
"Yemin olsun,insanı biz yarattık,bu nedenle,nefsinin ona neler vesvese ettiğini de iyi biliriz. Biz ona ŞAH DAMARINDAN daha yakınız." Kaf suresi,ayet-16
Şuurlu müslüman şunlara dikkat eder:
1-Allah ve rasulünü her işinin merkezi yapar.Yaptığı işlerde daima ölçü budur.
2-İbadetlerini zamanında yapar.
3-Kur'anı okumayı ve anlamayı kendine görev sayar.
4-Daima örnek müslüman olmak için çalışır,temizliğe dikkat eder.
5-Kumar ve her çeşit haram kazançtan uzak durur.
6-konuştuğu ve yazdığı zaman güzel kelimeler seçendir.
7-Hayatında daima Adil olur.Kendi ve yakınları için de olsa bu yolu terketmez.
8-Söz verdiği zaman sözünde durur.Allah sözünde duranları sever.
9-Kurandan öğrendiklerini başkalarına aktarmayı kendine bir görev sayar.
10-Kendine verilen ömrün,hatta aldığı her nefesin bir imtihan olduğu şuuruyla yaşar.
Bu ayette Allah,açıkça kullarını uyarıyor.Allah ve rasulünün önüne geçmek, kendi fikir ve görüşlerinin,haşâ Allah ve rasulünün görüşlerinden daha iyi olduğunu ileri sürmek gibidir.bunun ille de sözle olması şart değil,bazen yaşantısıyla insan bunu da gösterebilir.Yaptığı işlerin kendi kafasına göre iyi olduğunu savunur , Allah ve rasulünün dediklerine itibar etmezse,hatta bu zamanda bunlar olmaz diyerek,haşâ Allah ve rasulünün emirlerini küçümserse durum farklı olmaz..Bir müslüman asla bu yolu seçemez.
Allah böyle davranan ve düşünenleri şiddetle uyarır ve:" De ki,siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsanız! Allah ise göktekileri ve yerdekileri bilir.Allah herşeyi bilendir." Hucurat suresi,ayet-16
"Yemin olsun,insanı biz yarattık,bu nedenle,nefsinin ona neler vesvese ettiğini de iyi biliriz. Biz ona ŞAH DAMARINDAN daha yakınız." Kaf suresi,ayet-16
Şuurlu müslüman şunlara dikkat eder:
1-Allah ve rasulünü her işinin merkezi yapar.Yaptığı işlerde daima ölçü budur.
2-İbadetlerini zamanında yapar.
3-Kur'anı okumayı ve anlamayı kendine görev sayar.
4-Daima örnek müslüman olmak için çalışır,temizliğe dikkat eder.
5-Kumar ve her çeşit haram kazançtan uzak durur.
6-konuştuğu ve yazdığı zaman güzel kelimeler seçendir.
7-Hayatında daima Adil olur.Kendi ve yakınları için de olsa bu yolu terketmez.
8-Söz verdiği zaman sözünde durur.Allah sözünde duranları sever.
9-Kurandan öğrendiklerini başkalarına aktarmayı kendine bir görev sayar.
10-Kendine verilen ömrün,hatta aldığı her nefesin bir imtihan olduğu şuuruyla yaşar.
Thursday, 27 December 2012
İSLAM HUKUKU
İslam,bir hak dindir.Kuralları da Allah tarafından konmuştur.Bu nedenle islamın kurallarında zamana ve zemine göre değişme olmaz.Bu değişmezliği,zamanlara uymaz anlamında değildir.İslam geldiği zamandan,kıyamete kadar geçen bütün zamanlara ve zamanın insanlarına hitap eder.Çünkü insanı yaratan Allah,elbette onun ihtiyaçlarını da en iyi bilendir.İşte bu nedenle Allahın koyduğu kurallar tamı-tamına insan yaşamına uygun olduğu için değişmez.
İslamın hukuk kurallarından bazıları:
1-Emr-i bil mağruf,nehy-i an-il münker: (iyi,güzel,faydalı amelleri-işleri- ) yapmak,anlatmak,yay-mak, (kötü,çirkin,faydasız,zararlı amelleri-işleri) yapmamak,yapılmasını engellemek.
İslam hukukunda insan esas alınır.İnsan ile yaratıcısı Allah arasında kurulacak bağ çok önemlidir.İnsan herşeyden önce kendini "KUL" olacak makama oturtmalıdır.Bu olunca,İnsan kendine Allah tarafından gönderilen hitapları,teklif ve emirleri yerine getirme sorumluluğunu kabul etmiş demek olur.Yani kendini Allah'ın rakibi görmediği gibi,O'nun dediklerine de uyma sözü vermiş ve bunu da icraatlarıyla göstermesi demektir. "Ben Allah'a kul oldum dedikten sonra,Allah'ın kendine teklif ettiği sorumlulukları yerine getirmemek" kelimenin tam anlamıyla "SAMİMİYETSİZLİKTİR" İnsan kişiliğine sahip çıktıkça,adamdır.Bu da insanın sözünde durmasıyla ilk adımı atmasıdır.
2- Adalet ve dağılımı:Adalet,islam hukukunun vazgeçilmezidir.Sosyal hayatın,insani ilişkilerin temelinde adalet vardır.Adalet, Hak ve Hukukun yerine getirilmesidir.Adaletin olduğu yerde haksızlık yoktur,zulüm yoktur.İslamda kötülüğe,kötülükle karşılık verme yoktur. "KISAS" tamamen farklı bir yasadır.Kısas,adaletin yerine getirlmesidir.
"Muhakkak ki Allah, adaleti,iyiliği,akrabaya yardım etmeyi emreder.Zinadan,fenalıklardan ve insanlara zulüm (haksızlık) yapmaktan da sizi yasaklar.Size böylece öğüt veriyor ki, bu öğütü tuta-sınız." Nahl suresi, ayet-90
İslamda bütün ilişkiler (insanî,ticarî,evlilik,..vs) adalet esasına göre yerine getirilir. İslam adaletsizliği zulümle eş-değer tutar.Adaletin olmadığı yerde mutlaka zulüm vardır.Zulüm ise cezası olan bir günahtır.Bu ceza hem dünyada,hem de ahirette söz konusu olabilir.Kur'anda adalet 20,zulüm ise 299 yerde geçer.Allah zulmü,yani adaletsizliği nerdeyse,her defasında hatırlatmış ve kötülemiş.Çözüm olarak da adaleti önermiştir.
"Ey mü'minler,Hak üzere durup,adaleti yerine getirmeğe çalışan hakimler ve Allah için doğru söyleyen şahitler olun.İsterse,yapacağınız şahitlik,sizin yahut ana-babanız veya yakın akrabanız aleyhine de olsa, ya da zengin-güçlü,fakir kimselerin aleyhinde de olsa,doğruluktan asla ayrılmayın ve şahitlik etmekten de asla vazgeçmeyin.Çünkü Allah size çok yakındır.Onun için siz ,haktan uzaklaşıp,nefsinize uymayın.Eğer adalet üzere hüküm vermez,ya da şahitlikten vazgeçerseniz veya doğru şahitlik etmezseniz,şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Nisa suresi, ayet-135
3- Güçlükten kaçınmak: İslam hukunda güçlük değil,kolaylık esastır.Allah bile kullarına taşıyamıyacakları sorumlulukları yüklemiyor.
"Allah,sizin için kolaylık diler,zorluk vermez."Bakara suresi, ayet-185
"Allah size kolaylıklar gösterir.Çünkü insan zayıf yaratılmıştır." Nisa sıresi,ayet-28
Bu konuda Kur'anda yüzlerce ayet vardır.Namaz kılmaktan,oruç tutmaktan,savaşmaktan tutun da hayatın her alanında bu kolaylıkları görebiliriz.Hastalık,savaş,ağır kış şartları,fakirlik,körlük,sağırlık,sakatlık vs.hep birer zorluk olarak görülmüş ve bu durumlarda bile sorumluluklar hafifletilmiştir. "Köre vebal yoktur.Topala güçlük yok,hastaya güçlük yok" Fetih suresi,ayet-17
"Ancak sıkıntı ve zaruret nedeniyle,istemiyerek ve haddi tecavüz etmeyerek mecbur kalana günah yoktur." Bakara suresi,ayet-173
Peygamberimiz de:"Zorlaştırmayın,kolaylaştırın,nefret ettirmeyin,müjdeleyin" diye bunu açıkça ifade etmiştir.
Hatta islamda bazı büyük günahlar bile,zorlama altında yapılmışsa,karşılığında ceza veya günah yoktur.Mesela zorla tecavüze uğramış birine zina suçu yüklenmediği gibi,yaptığı iş günah bile sayılmaz.
Ayrıca ölüm tehlikesi arz edecek açlık derecesinde bile haram yiyeceklerden yenebilir izni vardır.
4-Az teklif: İslam dininde insanların mükellefiyetleri de gayet az tutulmuştur.Yani islamda gece -gündüz ibadet etmek yoktur.1 ay ramazan orucundan başka oruç farz değildir.Her sene Hac değil,gücün yeterse ömürde bir defa hac farzdır.Malın yarısından değil, çok az bir miktarından zekat alınır.Gece namazı bile,sadece peygamber için farz kılınmıştır.İslamda 4 kadınla evlik,sorumluğu artırdığı için bir kadınla evlenmenin " DAHA HAYIRLI OLDUĞU" vurgulanmıştır.
İslam hukukunun dayandığı temel yasalardan bazıları bunlardır.Bunlara uygun yaşam içinde olursak iyi bir kul ve iyi bir insan oluruz.Hem bu durumda,hem de ahirette saygıya ve Allahın mükafaatına layık oluruz.Allah yardımcımız olsun inşallah.
Monday, 17 December 2012
KUR'AN MESAJLARINI YAŞAMDA GÖSTERMEK
Kur'an, yaşamımaza yön verdiği müddetçe,O'nun emir ve yasaklarını dikkate aldığımız ölçüde müslümanız. Müslümanlıkta ölçümüz Kur'andır.Yaşantımızın,hayatımızın ve hatta ömrümüzün değerini ölçmek için,yaptığımız iş ve çabaları (amelleri) Kur'an mesajlarıyla (ayetleriyle) kıyaslamamız,yani ölçmemiz gerekir.O'na uygun ameller,kazançlar yapmışsak,müslüman olarak değerimiz yükselir. Eğer,O'ndan uzaklaşıyorsak,yani Kur'an mesajlarını dikkate almadan yaşıyorsak,müslüman olarak değerimiz aşağılara iniyor (zarardayız) demektir.Nasıl altının kaç ayar olduğunu anlamak için "MİHENK TAŞI"kullanılıyorsa,bir müslüman için de " değer ölçüsü", Kur'an olmalıdır.Altında en yüksek değer 24 ayar ise,müslümanda da,en yüksek makam, değer TAKVA olmalıdır.Takva:Allah'ı görüyormuş gibi yaşamaktır.
Değerimizi yükseltmek veya düşürmek,yine bizim elimizdedir.Şimdi Kur'andan bize yol gösteren ayetlerinden bazılarını okuyalım ve daha sonra hayatımızda bunu tatbik edelim.
1-"Erkeklerin yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır.Kadınların da yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır." Nisâ suresi,ayet-32
Demekki yapılan her iyiliğin mutlaka bir karşılığı vardır.Elbette kötülüğünde öyle.Önemli olan iyilikler yaparak kazançlı hale gelmektir.Yani Takvaya doğru yol almaktır.
2-"Onlar hayır olarak,ne yaparlarsa onun karşılığından (mükafaatından) asla mahrum edilmezler.Allah takva sahiplerini çok iyi bilendir."Al-i imran suresi,ayet-115
Demekki TAKVA'ya giden yolların başında iyilik yapmak,hayırlı ameller yapmak geliyor.Bunu yapmak çok mu zor ki?Elbette hayır.Ama sadece akıllı olmak ve fedakarlık yapmak yeterlidir.
3-"Sizlerden,hayra çağıran,iyilikleri emreden,kötülükleri engelleyen bir topluluk bulunsun.İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." Al-i imran suresi,ayet 104
Kurtuluşa ermenin,yani dünya ve ahirette mutlu olmanın yolu,iyilik yapmak ve bunun yapılmasını teşvik etmek ve her türlü çirkinliği,kötülüğü engellemektir.Gerçekten tek bu ayetin hükmü bile yerine getirilse,dünya bile cennet gibi huzurlu yaşama kavuşur.Ama maalesef insanlar iyilik yapmadıkları gibi,kötülüklerle yaşamı ,yaşanmaz hale getiriyorlar.Hatta bazıları kötülükler üzerinde servet yapma peşinde koşuyor.Örneğin uyuşturucu ticareti gibi.İyi insanlar,kötülüklerin karşısında daima dik durmak,onların yapılmasına engel olmak zorundalar."BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN" anlayışı çok yanlıştır.Bugün sana dokunmayan zehirli yılan,bir gün gelir sani ve sevdiklerini de zehirleyebilir.İşte islam bu nedenle her türlü çirkinlikle,kötülükle,haramla mücadele etmeyi özellikle emrediyor.Bunu da Allah bizim ve yaşadığımız toplumun huzuru için istiyor.Bugün iyi insanlar bu görevi,yani kötülüklerle mücadele görevini yeteri kadar yapmış olsalardı,içinde yaşadığımız dünya böyle yaşanmaz hale gelmiyecekti.Demek İslam bu bakımdan Toplumsal yaşamın vazgeçilmez yasalarını insanlığa sunuyor.Hayat islamsız KAOSTUR.
4-"Kullarıma de ki,en güzel ve en iyi sözleri konuşsunlar."İsra suresi,ayet-53
İnsanlar arası ilişkilerde konuşma çok önemlidir.Konuşmanın en güzeli,yararlı ve güzel kelimelerle süslenenidir.Bakın bu konuyu bile din ele alıyor.İşte Allah bu nedenle "biz bu Kur'anda herşeyi açık açık anlattık" diyor.Kur'anı yaşamak işte bu nedenle önemlidir.Yaptığın her işte "ALLAH RIZASI esas olursa,karşılığında aynı zamanda SEVAP da vardır.Yani kul,konuşmasında bile ölçülü,faydalı,güzel olursa,hem bu dünyada,hem de ahirette kazançlı çıkıyor.
5-"Kendini en güzel ve iyi şekilde savun.Göreceksin ki,bu davranışınla ,aranda düşmanlık olanlar bile sana karşı samimi dost olacaklardır." Fussilet suresi,ayet-34
Allah kişilerin kendilerini savunacakları yolları bile Kur'anda anlatmış.Kavga eder gibi konuşmayı,hakaret içeren tartışmayı asla hoş görmüyor.Bunlar insanlar arasında düşmanlığı artırır,sen bu yolu seçme,konuşurken,hatta kendini savunurken bile güzel kelimeler kullan,münakaşadan,hakaretten uzak dur ki,sen kazançlı çıkasın diyor.Hatta böyle davranırsan senin hakkında kötü düşünen,sana düşman olanlar bile,senin dostun olabilir diyor.Acaba bu yolu kaç müslüman uyguluyor ki !Demekki Kur'anı anlamak bunları yerine getirmekle oluyor.Yoksa sadece DİLDE MÜSLÜMANLIKLA DEĞİL.
Değerimizi yükseltmek veya düşürmek,yine bizim elimizdedir.Şimdi Kur'andan bize yol gösteren ayetlerinden bazılarını okuyalım ve daha sonra hayatımızda bunu tatbik edelim.
1-"Erkeklerin yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır.Kadınların da yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır." Nisâ suresi,ayet-32
Demekki yapılan her iyiliğin mutlaka bir karşılığı vardır.Elbette kötülüğünde öyle.Önemli olan iyilikler yaparak kazançlı hale gelmektir.Yani Takvaya doğru yol almaktır.
2-"Onlar hayır olarak,ne yaparlarsa onun karşılığından (mükafaatından) asla mahrum edilmezler.Allah takva sahiplerini çok iyi bilendir."Al-i imran suresi,ayet-115
Demekki TAKVA'ya giden yolların başında iyilik yapmak,hayırlı ameller yapmak geliyor.Bunu yapmak çok mu zor ki?Elbette hayır.Ama sadece akıllı olmak ve fedakarlık yapmak yeterlidir.
3-"Sizlerden,hayra çağıran,iyilikleri emreden,kötülükleri engelleyen bir topluluk bulunsun.İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." Al-i imran suresi,ayet 104
Kurtuluşa ermenin,yani dünya ve ahirette mutlu olmanın yolu,iyilik yapmak ve bunun yapılmasını teşvik etmek ve her türlü çirkinliği,kötülüğü engellemektir.Gerçekten tek bu ayetin hükmü bile yerine getirilse,dünya bile cennet gibi huzurlu yaşama kavuşur.Ama maalesef insanlar iyilik yapmadıkları gibi,kötülüklerle yaşamı ,yaşanmaz hale getiriyorlar.Hatta bazıları kötülükler üzerinde servet yapma peşinde koşuyor.Örneğin uyuşturucu ticareti gibi.İyi insanlar,kötülüklerin karşısında daima dik durmak,onların yapılmasına engel olmak zorundalar."BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN" anlayışı çok yanlıştır.Bugün sana dokunmayan zehirli yılan,bir gün gelir sani ve sevdiklerini de zehirleyebilir.İşte islam bu nedenle her türlü çirkinlikle,kötülükle,haramla mücadele etmeyi özellikle emrediyor.Bunu da Allah bizim ve yaşadığımız toplumun huzuru için istiyor.Bugün iyi insanlar bu görevi,yani kötülüklerle mücadele görevini yeteri kadar yapmış olsalardı,içinde yaşadığımız dünya böyle yaşanmaz hale gelmiyecekti.Demek İslam bu bakımdan Toplumsal yaşamın vazgeçilmez yasalarını insanlığa sunuyor.Hayat islamsız KAOSTUR.
4-"Kullarıma de ki,en güzel ve en iyi sözleri konuşsunlar."İsra suresi,ayet-53
İnsanlar arası ilişkilerde konuşma çok önemlidir.Konuşmanın en güzeli,yararlı ve güzel kelimelerle süslenenidir.Bakın bu konuyu bile din ele alıyor.İşte Allah bu nedenle "biz bu Kur'anda herşeyi açık açık anlattık" diyor.Kur'anı yaşamak işte bu nedenle önemlidir.Yaptığın her işte "ALLAH RIZASI esas olursa,karşılığında aynı zamanda SEVAP da vardır.Yani kul,konuşmasında bile ölçülü,faydalı,güzel olursa,hem bu dünyada,hem de ahirette kazançlı çıkıyor.
5-"Kendini en güzel ve iyi şekilde savun.Göreceksin ki,bu davranışınla ,aranda düşmanlık olanlar bile sana karşı samimi dost olacaklardır." Fussilet suresi,ayet-34
Allah kişilerin kendilerini savunacakları yolları bile Kur'anda anlatmış.Kavga eder gibi konuşmayı,hakaret içeren tartışmayı asla hoş görmüyor.Bunlar insanlar arasında düşmanlığı artırır,sen bu yolu seçme,konuşurken,hatta kendini savunurken bile güzel kelimeler kullan,münakaşadan,hakaretten uzak dur ki,sen kazançlı çıkasın diyor.Hatta böyle davranırsan senin hakkında kötü düşünen,sana düşman olanlar bile,senin dostun olabilir diyor.Acaba bu yolu kaç müslüman uyguluyor ki !Demekki Kur'anı anlamak bunları yerine getirmekle oluyor.Yoksa sadece DİLDE MÜSLÜMANLIKLA DEĞİL.
Subscribe to:
Posts (Atom)