Tuesday, 12 May 2015
Monday, 11 May 2015
NASIL BİR ALLAH İNANCI
NASIL BİR ALLAH'A İNANIYORUZ
Allah,hayatın ve tüm varlık aleminin yaratıcısıdır.Görünen ve görünmeyen,bilinen ve bilemediğimiz var olan her varlığın yaratıcıdır.اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ
"Allâh her şeyin yaratıcısıdır, O, her şeyin yöneticisidir." Zumer-62
"Allâh her şeyin yaratıcısıdır, O, her şeyin yöneticisidir." Zumer-62
ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ
"İşte Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk ediniz; güvenilip dayanılacak tek varlık O'dur." En'am-102
"İşte Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk ediniz; güvenilip dayanılacak tek varlık O'dur." En'am-102
O,tektir. قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ = " De ki: Allah tektir." İhlas-1
Her yaratılan O'na muhtaçtır,ama O,hiçbir şeye muhtaç değildir.
Her yaratılan O'na muhtaçtır,ama O,hiçbir şeye muhtaç değildir.
اللَّهُ الصَّمَدُ = " Varlığını sürdürmek için hiçbir şeye muhtaç değildir, herkes O'na muhtaçtır." İhlas-2
O,Doğmamış ve doğrulmamıştır. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ = "Doğurmamıştır ve doğurulmamıştır." İhlas-3
Her yaratılan varlık, O'nun akıl ve iradesiyle planlanmış ve "kün=ol" demesiyle de hemen " feyekün=oluvermiş"tir.
بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِذَا قَضَى أَمْراً فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ = "Gökleri ve yeri en mükemmel olarak yaratandır. Bir işi planlayıp da yaratmak istediği zaman, o şeye sadece “Ol!” der. o da, hemen oluverir." Bakara-117
O,Doğmamış ve doğrulmamıştır. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ = "Doğurmamıştır ve doğurulmamıştır." İhlas-3
Her yaratılan varlık, O'nun akıl ve iradesiyle planlanmış ve "kün=ol" demesiyle de hemen " feyekün=oluvermiş"tir.
بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِذَا قَضَى أَمْراً فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ = "Gökleri ve yeri en mükemmel olarak yaratandır. Bir işi planlayıp da yaratmak istediği zaman, o şeye sadece “Ol!” der. o da, hemen oluverir." Bakara-117
O , kıyamet günü"nün de sahibidir.
مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ = "O, din gününün (kıyamet gününün) tek sahibidir.
مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ = "O, din gününün (kıyamet gününün) tek sahibidir.
يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّي لاَ يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَا إِلاَّ هُوَ ثَقُلَتْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لاَ تَأْتِيكُمْ إِلاَّ بَغْتَةً يَسْأَلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ اللّهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ
" Sana kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu zamanında açığa ancak O çıkarır. Kıyametin bilgisi göklere ve yere ağır gelir; kıyamet ansızın size gelecektir. Sanki, sen onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar.” De ki: “Onun ilmi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.” A'raf-187
" Sana kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu zamanında açığa ancak O çıkarır. Kıyametin bilgisi göklere ve yere ağır gelir; kıyamet ansızın size gelecektir. Sanki, sen onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar.” De ki: “Onun ilmi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.” A'raf-187
Hayatı var eden ve zamanı gelince de sonlandıracak olan tek varlıktır.
قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ قُلِ اللّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ
قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ قُلِ اللّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ
"De ki: “Allah'a ortak koştuklarınız arasında, yoktan yaratacak, arkasından onu yeniden hayata döndürecek biri var mı?” De ki: “Allah yoktan yaratıp onu yeniden hayata döndürür. O halde nasıl saptırılıyorsunuz?” Yunus-34
Cinleri ve insanları sadece kendine kulluk yapsın diye yarattı.Onları hesaba çekecek,cennet ile mükafaatlandıracak,cehennem ile de cezalandıracak tek varlık,yegane güç-kuvvet sahibidir.وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." Zariat-56
"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." Zariat-56
Kendisi,asla ortak kabul etmez,kesinlikle kendisine ortak koşulmasına izin vermez.إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْمًا عَظِيمًا
"Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur."Nisa-48
"Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur."Nisa-48
إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا
"Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; şirkten başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büsbütün sapıtmıştır."
Nisa-116
"Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; şirkten başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büsbütün sapıtmıştır."
Nisa-116
O,bakidir (ölümsüzdür).Kullarını yargılamasında,kimse O'nun işine karışamaz,bir başkasının günahları için şefaatçı olamaz,şefaata kalkışamaz.Şefaatın tamamı Allah'a aittir.Göklerin ve yerin tüm hakimiyeti O'na aittir.
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ = "Kâinatta bulunan her canlı fânidir." Rahman-26
وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ = "Sadece kerem sahibi, yüce Rabbinin varlığı süreklidir." Rahman-27
O,ezeli ve ebedidir. (başlangıcı ve sonucu yoktur).
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ = "Kâinatta bulunan her canlı fânidir." Rahman-26
وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ = "Sadece kerem sahibi, yüce Rabbinin varlığı süreklidir." Rahman-27
O,ezeli ve ebedidir. (başlangıcı ve sonucu yoktur).
اللّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
" O,Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur (Sadece O vardır). Hayy’dır (diridir).Kayyum’dur (yarattıklarının işini çeviren, her işleneni bilen, evveli olmayan )dır. O’nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku hali tutmaz. Göklerde ve yerde olan herşey O’nundur. O'nun izni olmadan, O’nun katında kim şefaat etme yetkisine sahiptir? Onların önlerinde ve arkalarında olanları (geçmiş ve geleceklerini) bilir. Ve O’nun lminden, O’nun dilediğinden başka bir şey ihata edemezler (kavrayamazlar). O’nun kürsüsü (makamı-yetki alanı) gökleri ve yeri kaplamıştır. Ve o ikisini muhafaza etmek (yerlerin ve göklerin dengesini korumak, gözetmek), Kendisine zor gelmez ve O Alâ’dır (çok yücedir), Azîm’dir (çok büyüktür)." Bakara-255
Dualar ve istekler sadece Allah'a yapılır
.اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
.اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
" Bizi doğru yola, yani kendilerini nimetlendirdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğramışların ve sapıkların yoluna değil!" Fatiha-6-7
إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا ۚ إِنَّ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللَّهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُ ۖ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
" .." Siz Allah´ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah´ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O´na kulluk edin ve O´na şükredin. Ancak O´na döndürüleceksiniz."Ankebut-17
وَلاَ تَدْعُ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَنفَعُكَ وَلاَ يَضُرُّكَ فَإِن فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِّنَ الظَّالِمِينَ
"Allah'ı bırakıp ta sana fayda da zarar da veremeyecek şeylere dua etme! Eğer böyle yaparsan, şüphesiz zalimlerden olursun. Allah seni bir zarara uğratırsa, onu senden kaldıracak ancak O'dur. Sana bir hayır dilediği takdirde O'nun ihsanını geri çevirecek de yoktur." Yunus - 106
"Allah'ı bırakıp ta sana fayda da zarar da veremeyecek şeylere dua etme! Eğer böyle yaparsan, şüphesiz zalimlerden olursun. Allah seni bir zarara uğratırsa, onu senden kaldıracak ancak O'dur. Sana bir hayır dilediği takdirde O'nun ihsanını geri çevirecek de yoktur." Yunus - 106
أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
"Yoksa, dua ettiği zaman sıkıntıya düşen kimsenin duasını kabul edip fenalığı gideren, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı?" Neml -62
وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُو مِن دُونِ اللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُ إِلَى يَومِ الْقِيَامَةِ وَهُمْ عَن دُعَائِهِمْ غَافِلُونَ
"Allah'ı bırakıp ta kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir? Kıyamet Günü insanlar haşrolununca, onlar kendilerine yalvarıp yakaranlara düşman olurlar ve kendilerine yapılmış olan ibadetleri reddederler." Ahkaf -5
Allah,herşeyi yoktan var eden,eşi ve benzeri olmayandır.
فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
" O, göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Size kendi türünüzden eşler, hayvanlara da kendi türlerinden eşler yaratmıştır. Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır. O'nun benzeri hiçbir varlık yoktur. O her şeyi işitendir; her şeyi görendir." Şura-11
" O, göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Size kendi türünüzden eşler, hayvanlara da kendi türlerinden eşler yaratmıştır. Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır. O'nun benzeri hiçbir varlık yoktur. O her şeyi işitendir; her şeyi görendir." Şura-11
İşte ben,kendini bu ve bundan daha fazla özelliklere sahip olduğunu açıklayan ve kendine de Allah adını seçtiği varlığa inanıyorum.
Hamza SARI
Monday, 4 May 2015
İYİ NİYET SAPIKLIĞI
SAPIKLIKTAN UZAK DURMAK
Doğru yol Allah'ın ilahi vahiylerle (Kur'an ile) gösterdiği ve adına da " SIRAT-I MÜSTAKIYM" dediği yoldur.Bunun dışındaki tüm yollar sapıklıktır,küfürdür,şirktir.Sonu da cehennemdir.
Geçen gazetelerde gördüm,İstanbul'da Üsküdar belediyesi sokak ortasına Kabe'yi temsil eden bir maket yaptırmış.İlk bakışta bunda ne var deyip geçersiniz,Hatta bazıları pek de güzel olmuş,Kabeyi tanımayanlar böylece tanımış olur diye de düşünebilirler.
Ama olay hiç de böyle değil ve olmadı da.İslamdan yeteri kadar haberi ve bilgisi olmayan cahil müslümanlar, hemen başladılar maketin önünde dualar etmeğe ve hatta bazıları tavaf etmeğe bile kalkıştılar.Yani inancımızın temel taşlarından biri olan Kabeyi tavaf ve Hac ibadeti böylece sulandırılmış,yeni bir fitnenin başlamasına neden olunmuş oldu.
Hani bilenler bilir Kur'an-ı Kerimde bir "Mescid-i Dırar" olayı anlatılır.İşte o mescid de,Mescid-i Nebeviyyeye nazire olsun diye yapılmıştı.Hatta daha da görkemliydi.Maksadı islamda bir fitneyi başlatmaktı.Kalbinde hastalık olan özde değil,sözde müslümanlar,orada toplanmağa başladılar.Böylece islamda ilk ayrışmalara,sapıklıklara neden oldular.Buna engel olmak için bizzat ilahi vahiy geldi ve bu mescidin yıkılması emredildi.Sonuçta da yıkıldı da.
İşte Üsküdar belediyesinin bu ahmakça kararıyla yapılan Kabe maketi de buna benzer fitneye yol açtı.Şirke müsait zayıf itikatlı,Kur'andan haberi olmayan müslümanlar bunda bir sevap var diyerek maketin daha doğrusu yeni bir putun etrafında toplandılar ve Allah'ın Kabe'sine nazire olsun diye burada duaya ve hatta tavaf etmeğe kalkıştılar.Bu ne büyük sapıklıktır.Bunu yapanlar,sebep olanlar acaba hangi dinin mensupları ki,bu fitneyi çıkardılar.
Allah, Kabe'nin yerini Kur'anda açıklamıştır.Ayrıca,Kabe'nin binası değil o bölgenin kutsallığına da özellikle işaret etmiştir.Neden aklı başında bir müslüman çıkıp da belediyenin bu saçmalığına dur demedi şaşarım.Hani nerde yargı,vali,müftü.Derhal halkın inancıyla alay eden,istismar eden bu sorumsuz sorumlular hakkında dava açılmalı,gerekli cezalar verilmelidir.
Unutmayı islam dinine sokulan her fitne ve fitne hareketi,hep iyi niyet maskesi altında sokulmuştur.Hadis adında uydurulan binlerce sapık ve saçma sözler ve uydurulmuş sünnetler de yine iyi niyet adıyla dine sokulmuştur.Peygamberin sakalının kılını öpme yarışı da yine bu fitnenin ,şirkin bir parçasıdır.Mevlid denen saçmalık da,yatır denen mezar ziyaretleri de,tarikat denen ucube yerler de ,başlarındaki şeyh denen şeytanlar da ,Kur'andan yaş pasta yapıp peygamberin doğumunu kutlamak da,hep iyi niyet adı altında islama sokulan şirkin parçalarıdır.Dinde olamayan ibadetler,mevlevilerin dönme dansları,tarikatların halay çeker gibi zikirleri,sazlı -sözlü dini ayinlerin tamamı islama sokulmuş fitnelerin birer parçasıdır.
Ey müslüman ! sen ne zaman dinini, gerçek kaynağı olan Kur'andan öğreneceksin.Ne zaman Allah'tan başka varlıkları,Allah ile arana koymaktan vazgeçeceksin.Ne zaman Allah'tan başkasından yardım istenemeyeceğini anlayıp,başkalarına yalvarmaktan,el açmaktan,dua etmekten uzak duracaksın.
Unutma doğru yol tektir.O da Kur'an yoludur.Kur'anda yeri olmayan her inanış,ibadet,dua,yalvarış şirktir,küfürdür,sapıklıktır.
Geçen gazetelerde gördüm,İstanbul'da Üsküdar belediyesi sokak ortasına Kabe'yi temsil eden bir maket yaptırmış.İlk bakışta bunda ne var deyip geçersiniz,Hatta bazıları pek de güzel olmuş,Kabeyi tanımayanlar böylece tanımış olur diye de düşünebilirler.
Ama olay hiç de böyle değil ve olmadı da.İslamdan yeteri kadar haberi ve bilgisi olmayan cahil müslümanlar, hemen başladılar maketin önünde dualar etmeğe ve hatta bazıları tavaf etmeğe bile kalkıştılar.Yani inancımızın temel taşlarından biri olan Kabeyi tavaf ve Hac ibadeti böylece sulandırılmış,yeni bir fitnenin başlamasına neden olunmuş oldu.
Hani bilenler bilir Kur'an-ı Kerimde bir "Mescid-i Dırar" olayı anlatılır.İşte o mescid de,Mescid-i Nebeviyyeye nazire olsun diye yapılmıştı.Hatta daha da görkemliydi.Maksadı islamda bir fitneyi başlatmaktı.Kalbinde hastalık olan özde değil,sözde müslümanlar,orada toplanmağa başladılar.Böylece islamda ilk ayrışmalara,sapıklıklara neden oldular.Buna engel olmak için bizzat ilahi vahiy geldi ve bu mescidin yıkılması emredildi.Sonuçta da yıkıldı da.
İşte Üsküdar belediyesinin bu ahmakça kararıyla yapılan Kabe maketi de buna benzer fitneye yol açtı.Şirke müsait zayıf itikatlı,Kur'andan haberi olmayan müslümanlar bunda bir sevap var diyerek maketin daha doğrusu yeni bir putun etrafında toplandılar ve Allah'ın Kabe'sine nazire olsun diye burada duaya ve hatta tavaf etmeğe kalkıştılar.Bu ne büyük sapıklıktır.Bunu yapanlar,sebep olanlar acaba hangi dinin mensupları ki,bu fitneyi çıkardılar.
Allah, Kabe'nin yerini Kur'anda açıklamıştır.Ayrıca,Kabe'nin binası değil o bölgenin kutsallığına da özellikle işaret etmiştir.Neden aklı başında bir müslüman çıkıp da belediyenin bu saçmalığına dur demedi şaşarım.Hani nerde yargı,vali,müftü.Derhal halkın inancıyla alay eden,istismar eden bu sorumsuz sorumlular hakkında dava açılmalı,gerekli cezalar verilmelidir.
Unutmayı islam dinine sokulan her fitne ve fitne hareketi,hep iyi niyet maskesi altında sokulmuştur.Hadis adında uydurulan binlerce sapık ve saçma sözler ve uydurulmuş sünnetler de yine iyi niyet adıyla dine sokulmuştur.Peygamberin sakalının kılını öpme yarışı da yine bu fitnenin ,şirkin bir parçasıdır.Mevlid denen saçmalık da,yatır denen mezar ziyaretleri de,tarikat denen ucube yerler de ,başlarındaki şeyh denen şeytanlar da ,Kur'andan yaş pasta yapıp peygamberin doğumunu kutlamak da,hep iyi niyet adı altında islama sokulan şirkin parçalarıdır.Dinde olamayan ibadetler,mevlevilerin dönme dansları,tarikatların halay çeker gibi zikirleri,sazlı -sözlü dini ayinlerin tamamı islama sokulmuş fitnelerin birer parçasıdır.
Ey müslüman ! sen ne zaman dinini, gerçek kaynağı olan Kur'andan öğreneceksin.Ne zaman Allah'tan başka varlıkları,Allah ile arana koymaktan vazgeçeceksin.Ne zaman Allah'tan başkasından yardım istenemeyeceğini anlayıp,başkalarına yalvarmaktan,el açmaktan,dua etmekten uzak duracaksın.
Unutma doğru yol tektir.O da Kur'an yoludur.Kur'anda yeri olmayan her inanış,ibadet,dua,yalvarış şirktir,küfürdür,sapıklıktır.
Hamza SARI
DİNİN KAYNAĞI
DİNİ ÖĞRENMEK İÇİN YANLIŞ YERLERE BAKMAYIN :
Geçen Cuma hutbesinde hoca efendi,peygamberimizden hadis diye bir nakİL yaptı ki, yanlışsın hoca diyecektim,kendimi zor tuttum.Güya peygamber demiş ki:hergün gökten 3 melek gelirmiş,biri Medineye inermiş ve yok mu peygambere selavat eden,ndan şefaat dileyen dermiş, bir melek çarşıya iner,alışverişlerinizde hakkı gözetin dermiş.Bir diğeri de başka bir yere.
Hikaye güzel ama çok saçma.Hele bunu bir de peygamber a.s mal ederseniz,tamamen iftira olur.Öncelikle peygamberlik makamı nedir,peygamberlerin özellikleri nelerdir,onları bilmek gerek.Şu kesin bilelim ki,Peygamberlerin hiçbiri "gaipten" haber veremezler.Bu yetki sadece Allah'a aittir.Allah hiçbir zaman kendi yetkisini bir başkasıyla paylaşmaz. (şefaatta böyledir).Paylaşmadığı için de ŞİRKİ (kendine ortak koşmayı) şiddetle tenkit eder ve bunu da büyük günah olarak zikreder.Şimdi bu hoca bu saçma nakli hadis diye naklederken,hem Allah'a,hem de peygambere iftira atmış olmadı mı? Hem de işini gücünü bırakıp da Allah için cuma namazına gelen bu cemaata din adına yanlış,saçma bilgiler verilmedi mi?
Bu hocalar,din adına konuşanlar neden dinin asıl kaynağı Kur'anı bırakıp da başka yollarda islamı anlar ve anlatırlar.Kur'anda eksik birşey mi varki kendi kafalarınca dini tamamlamak isterler veya peygamber adına uydurulan saçma hadislerle dini tamamlamak isterler.Halbuki Allah onlarca ayetinde bu Kur'anda eksik birşey bırakılmadığını,açık açık açıklandığını anlatmıyor mu?Bakın şu ayetlere.Allah bu halleri bildiği için özellikle de bunu dile getirmiş:
Hikaye güzel ama çok saçma.Hele bunu bir de peygamber a.s mal ederseniz,tamamen iftira olur.Öncelikle peygamberlik makamı nedir,peygamberlerin özellikleri nelerdir,onları bilmek gerek.Şu kesin bilelim ki,Peygamberlerin hiçbiri "gaipten" haber veremezler.Bu yetki sadece Allah'a aittir.Allah hiçbir zaman kendi yetkisini bir başkasıyla paylaşmaz. (şefaatta böyledir).Paylaşmadığı için de ŞİRKİ (kendine ortak koşmayı) şiddetle tenkit eder ve bunu da büyük günah olarak zikreder.Şimdi bu hoca bu saçma nakli hadis diye naklederken,hem Allah'a,hem de peygambere iftira atmış olmadı mı? Hem de işini gücünü bırakıp da Allah için cuma namazına gelen bu cemaata din adına yanlış,saçma bilgiler verilmedi mi?
Bu hocalar,din adına konuşanlar neden dinin asıl kaynağı Kur'anı bırakıp da başka yollarda islamı anlar ve anlatırlar.Kur'anda eksik birşey mi varki kendi kafalarınca dini tamamlamak isterler veya peygamber adına uydurulan saçma hadislerle dini tamamlamak isterler.Halbuki Allah onlarca ayetinde bu Kur'anda eksik birşey bırakılmadığını,açık açık açıklandığını anlatmıyor mu?Bakın şu ayetlere.Allah bu halleri bildiği için özellikle de bunu dile getirmiş:
" Biz ortak koşuculara öğüt almaları için, gerçekleri Kur’an’da her fırsatta (türlü biçimlerde, detaylı ) ayrıntılı olarak açıkladık". İSRA,41
" Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanların anlamaları için, her türlü örneği ayrıntılı bir biçimde verdik." İSRA,89
" Biz Kitapta (Kur’an’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık." EN’AM,38
" Biz Kitapta (Kur’an’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık." EN’AM,38
" Anlayan bir toplum için, ayetleri en ince ayrıntısına kadar ,ayrıntılı olarak açıklamış bulunuyoruz." EN’AM,98
" Biz, öğrenmek isteyen bir topluluk için, ayetleri çeşitli şekillerde sunuyoruz " ( ayetlerimizi herkesin anlayabileceği bir şekilde ayrıntılı olarak açıklıyoruz). EN’AM,105
" Allah size Kitabı ( Kur’an’ı ) en ayrıntılı bir şekilde ( açıklanmış olarak) indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine (sözlerine ) mi uyayım? " EN’AM,114
" Biz, düşünen, öğüt alan bir toplum için, ayetlerimizi (ilkelerimizi) en ince ayrıntısına kadar açıklamış bulunuyoruz." EN’AM,126
" Biz, öğrenmek isteyen bir topluluk için, ayetleri çeşitli şekillerde sunuyoruz " ( ayetlerimizi herkesin anlayabileceği bir şekilde ayrıntılı olarak açıklıyoruz). EN’AM,105
" Allah size Kitabı ( Kur’an’ı ) en ayrıntılı bir şekilde ( açıklanmış olarak) indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine (sözlerine ) mi uyayım? " EN’AM,114
" Biz, düşünen, öğüt alan bir toplum için, ayetlerimizi (ilkelerimizi) en ince ayrıntısına kadar açıklamış bulunuyoruz." EN’AM,126
" Ey insanlar! Bu öyle bir Kitaptır ki, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah’ın, ayetlerini kolaylaştırdığı ( sağlamlaştırdığı, sonra da ayrıntılı olarak ) uzun uzun açıkladığı bir Kitaptır." HUD,1
" Bu Kur’an, uydurma bir hadis ( söz ) değildir; aksine bu Kur’an , kendisinden önce gelen Tevrat, İncil, Zebur ve diğerlerini onaylayıp doğrulayan, her şeyin ayrıntılı açıklaması ( her şeyi ayrıntılı kılıcı ) uzunca anlatan ve inananlar için de bir yol gösterici ve Rahmettir. " YUSUF,111
" Yemin olsun! Biz Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki, herkes düşünüp öğüt alsınlar." ZÜMER,27
" Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da insanlar için, her türlü / her çeşit örneği ayrıntılı / türlü biçimlerde / değişik ifadelerle / her şeyi ayrı ayrı örnek vererek açıkladık. " KEHF,54
" Biz sana bu Kur’an’ı, her şeyi açıklayan / her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik." NAHL,89
" Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanlara her türlü örneği verdik." RUM,58
" Yemin olsun! Biz size, her şeyi açık açık / açık-seçik anlatan ayetler / apaçık ilkeler, sizden önce geçmiş kimselerden örnekler ve erdemliler için de bir öğüt indirmiş bulunuyoruz." NÛR,34
" Yemin olsun! Biz, her şeyi apaçık bildiren / açık-seçik bilgiler veren ayetler / açıklayan ilkeler indirmiş bulunuyoruz." NÛR,46
" Biz sana bu Kur’an’ı, her şeyi açıklayan / her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik." NAHL,89
" Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanlara her türlü örneği verdik." RUM,58
" Yemin olsun! Biz size, her şeyi açık açık / açık-seçik anlatan ayetler / apaçık ilkeler, sizden önce geçmiş kimselerden örnekler ve erdemliler için de bir öğüt indirmiş bulunuyoruz." NÛR,34
" Yemin olsun! Biz, her şeyi apaçık bildiren / açık-seçik bilgiler veren ayetler / açıklayan ilkeler indirmiş bulunuyoruz." NÛR,46
" İşte Biz Kur’an’ı böyle apaçık / açık-seçik, anlaşılır ayetler / ilkeler olarak indirdik. " HAC,16
" Andolsun ki, Biz öylesine açık ayetler / ilkeler indirdik ki, onları yoldan çıkmış olanlardan başkası inkâr etmez." BAKARA,99
" Biz ayetleri, yürekten inanacak olanlar için açık ve anlaşılır bir şekilde / iyiden iyiye açıklamışızdır." BAKARA,118
" Biz bilinçli bir toplum / bilen bir halk için, buyruklarımızı / ayetlerimizi / ilkeleri en ince ayrıntısına kadar / ayrıntılı bir biçimde açıklarız / böylece uzun uzun anlatıyoruz / böyle ayrıntılı kılıyoruz." A’RAF,32
" Gerçekten Biz inkârcılara, gerçekleri bilimsel olarak ve en ince ayrıntısına kadar açıkladığımız / ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap gönderdik." A’RAF,52
" Şükreden bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı olarak / örneklerle / değişik şekillerde açıklarız." A’RAF,58
" İşte ayetlerimizi / ilkeleri ayrıntılı olarak / uzun uzadıya böyle açıklıyoruz ki aklınızı başınıza toplayıp, Rabbinize ortak koşmadan dönebilesiniz / Belki (doğru yola) dönerler diye ayetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz." A’RAF,174
" Biz her şeyi apaçık bildiren / apaçık gösteren ayetler indirmiş bulunuyoruz." MÜCADELE,5
" Andolsun ki, Biz, size içinde (gereksinme duyacağınız her türlü) uyarının bulunduğu bir Kitap indirmiş bulunuyoruz." ENBİYA,10
" Biz, bilen bir halk için ayetlerimizi ayrıntılı bir biçimde açıklamaktayız / açık-seçik ortaya koyarız / uzun uzun anlatıyoruz." TEVBE,11
" Andolsun ki, Biz öylesine açık ayetler / ilkeler indirdik ki, onları yoldan çıkmış olanlardan başkası inkâr etmez." BAKARA,99
" Biz ayetleri, yürekten inanacak olanlar için açık ve anlaşılır bir şekilde / iyiden iyiye açıklamışızdır." BAKARA,118
" Biz bilinçli bir toplum / bilen bir halk için, buyruklarımızı / ayetlerimizi / ilkeleri en ince ayrıntısına kadar / ayrıntılı bir biçimde açıklarız / böylece uzun uzun anlatıyoruz / böyle ayrıntılı kılıyoruz." A’RAF,32
" Gerçekten Biz inkârcılara, gerçekleri bilimsel olarak ve en ince ayrıntısına kadar açıkladığımız / ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap gönderdik." A’RAF,52
" Şükreden bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı olarak / örneklerle / değişik şekillerde açıklarız." A’RAF,58
" İşte ayetlerimizi / ilkeleri ayrıntılı olarak / uzun uzadıya böyle açıklıyoruz ki aklınızı başınıza toplayıp, Rabbinize ortak koşmadan dönebilesiniz / Belki (doğru yola) dönerler diye ayetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz." A’RAF,174
" Biz her şeyi apaçık bildiren / apaçık gösteren ayetler indirmiş bulunuyoruz." MÜCADELE,5
" Andolsun ki, Biz, size içinde (gereksinme duyacağınız her türlü) uyarının bulunduğu bir Kitap indirmiş bulunuyoruz." ENBİYA,10
" Biz, bilen bir halk için ayetlerimizi ayrıntılı bir biçimde açıklamaktayız / açık-seçik ortaya koyarız / uzun uzun anlatıyoruz." TEVBE,11
Bunca ayetten haberi olmayan hocaların,özellikle de Tv.hocalarının anlattıkları din ne kadar islam dini,önce bir kendilerini sorgulamaları gerekmez mi? Din adına ,Allah adına insanları kandırmak münafıklık değil mi ?
Bu adamlar,veya kadınlar vebalde kaldıklarını,hesaba çekileceklerini neden akıllarına getirmezler.Kul hakkı derler.Peki bu saçmalıkları vatandaşa anlatmakla onların haklarına gasb edilmiş olmadı mı,peygambere ve Allah'a iftira atarak en büyük günah işlenmedi mi? Hem de din adına.Hani şeytan ne demişti: "Ben onların sağ taraflarından yaklaşarak (iyi göstererek) onları saptıracağım." Aman dikkat ha.Şeytana bazen iyi niyetle bile kul olabilirsiniz.Yapılan yanlışlıkların çoğu maalesef iyi niyet adıyla yapılıyor.Lütfen unutmayın,dinin tek kaynağı vardır,o da KUR'ANdır.Peygamber de zaten onu getirdiği ve insanlara aktardığı için peygamberdir.Hz.Muhammed a.s.ancak 40 yaşından sonra rasul (peygamber) diye anıldı.40 yaşına kadar O da bizim gibi sade bir vatandaş,bir insandı.Onu Rasul yapan ilahi vahiy olan Kur'andır.Bu nedenle Rasul bize din olarak sadece Kur'anı anlattı.Kendi kafasından birşey aktarmadı.Eğer aktarsaydı Allah'ın şu ayetine muhatap olurdu:
Bu adamlar,veya kadınlar vebalde kaldıklarını,hesaba çekileceklerini neden akıllarına getirmezler.Kul hakkı derler.Peki bu saçmalıkları vatandaşa anlatmakla onların haklarına gasb edilmiş olmadı mı,peygambere ve Allah'a iftira atarak en büyük günah işlenmedi mi? Hem de din adına.Hani şeytan ne demişti: "Ben onların sağ taraflarından yaklaşarak (iyi göstererek) onları saptıracağım." Aman dikkat ha.Şeytana bazen iyi niyetle bile kul olabilirsiniz.Yapılan yanlışlıkların çoğu maalesef iyi niyet adıyla yapılıyor.Lütfen unutmayın,dinin tek kaynağı vardır,o da KUR'ANdır.Peygamber de zaten onu getirdiği ve insanlara aktardığı için peygamberdir.Hz.Muhammed a.s.ancak 40 yaşından sonra rasul (peygamber) diye anıldı.40 yaşına kadar O da bizim gibi sade bir vatandaş,bir insandı.Onu Rasul yapan ilahi vahiy olan Kur'andır.Bu nedenle Rasul bize din olarak sadece Kur'anı anlattı.Kendi kafasından birşey aktarmadı.Eğer aktarsaydı Allah'ın şu ayetine muhatap olurdu:
"Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız. " HAKKA suresi:44-47 ayetleri.
İşte Allah herşeyi açık açık anlatmış bu kitapta.Unutmayalım ki,bizler bu kitaptan (Kur'andan) sorumluyuz.Allah da bizim bu kitaptan sorumlu olduğumuzu onlarca ayetide de belirtti :
İşte Allah herşeyi açık açık anlatmış bu kitapta.Unutmayalım ki,bizler bu kitaptan (Kur'andan) sorumluyuz.Allah da bizim bu kitaptan sorumlu olduğumuzu onlarca ayetide de belirtti :
"Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız" ZUHRUF-44
Bunca gerçekler ortadayken hala heva ve hevesinden dini anlatanlara itibar etmeyin.Onlara değer verip de başınıza baş yapmayın.Hatta ikazlarda bile bulunun.Sahabe bile peygamber "ya Rasulullah bu vahiy mi (ayet mi)" diye sorardı.Biz de öyle yapalım.Hoca efendi bu ayet mi,ya da Kur'anda bunun açıklaması var mı diye mutlaka sorun.Kur'anda yoksa,o anlattıkları sizi bağlamaz.Din değildir unutmayın.
Hamza SARI
Sunday, 19 April 2015
Sunday, 12 April 2015
KUR'AN İSMİNİN ANLAMI VE GEÇTİĞİ AYETLER
KUR'AN İSMİ VE GEÇTİĞİ AYETLER :
===============================
Kur'an,tüm insanlığa gönderilmiş ilahi vahyin toplandığı kitabın adıdır.Kur'an kelimesinin arabcada okumak manasına gelen "ka-ra-e" kelimesinden geldiğini söyleyen olduğu gibi Karine (ön bilgi) anlamına gelen "ka-ri-e" =karine kelimesinden geldiğini söyleyenler de vardır.Hatta bazıları toplamak anlamına gelen "el-kar-ü" kelimesinden geldiğini söyleyerek,eskiden gönderilmiş ilahi vahiyleri de içinde topladığı için bu anlamda Kur'an denmiştir derler.
Ama asıl olan bu açıklamalar değildir.Çünkü KUR'AN ismi,"El-Kur'an" olarak bizzat Hz.Muhammed a.s gönderilen vahyin özel adı olarak anlaşılmalıdır.Yani bizzat Allah'ın bu vahye verdiği özel isimdir.
kUR'AN kelimesi ayetlerde 64 yerde geçmektedir.Bunlar:
===============================
Kur'an,tüm insanlığa gönderilmiş ilahi vahyin toplandığı kitabın adıdır.Kur'an kelimesinin arabcada okumak manasına gelen "ka-ra-e" kelimesinden geldiğini söyleyen olduğu gibi Karine (ön bilgi) anlamına gelen "ka-ri-e" =karine kelimesinden geldiğini söyleyenler de vardır.Hatta bazıları toplamak anlamına gelen "el-kar-ü" kelimesinden geldiğini söyleyerek,eskiden gönderilmiş ilahi vahiyleri de içinde topladığı için bu anlamda Kur'an denmiştir derler.
Ama asıl olan bu açıklamalar değildir.Çünkü KUR'AN ismi,"El-Kur'an" olarak bizzat Hz.Muhammed a.s gönderilen vahyin özel adı olarak anlaşılmalıdır.Yani bizzat Allah'ın bu vahye verdiği özel isimdir.
kUR'AN kelimesi ayetlerde 64 yerde geçmektedir.Bunlar:
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
"Kur'ân, insanlara bir rehber, bu rehberliğin apaçık delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak Ramazan ayında indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya ulaşırsa, bu ayda oruç tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde aynı günler miktarınca oruç tutsun. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz ve O'na şükretmeniz içindir."BAKARA-185
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَسْأَلُواْ عَنْ أَشْيَاء إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْأَلُواْ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ الْقُرْآنُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا اللّهُ عَنْهَا وَاللّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
" Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayınız. Eğer Kur'ân indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Açıklamadığına göre Allah onları affetmiştir. Zira Allah çok bağışlayıcıdır; yumuşak davranandır." MAİDE-101
قُلْ أَيُّ شَيْءٍ أَكْبَرُ شَهَادةً قُلِ اللّهِ شَهِيدٌ بِيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَذَا الْقُرْآنُ لأُنذِرَكُم بِهِ وَمَن بَلَغَ أَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ أَنَّ مَعَ اللّهِ آلِهَةً أُخْرَى قُل لاَّ أَشْهَدُ قُلْ إِنَّمَا هُوَ إِلَهٌ وَاحِدٌ وَإِنَّنِي بَرِيءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ
" De ki: “Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kur'ân bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım. Siz gerçekten Allah'ın yanında başka ilâhların bulunduğuna tanıklık ediyor musunuz?” De ki: “Ben buna tanıklık etmiyorum.” De ki: “O sadece tek bir tanrıdır ve ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” EN'AM-19
وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُواْ لَهُ وَأَنصِتُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
" Kur'ân okunduğu zaman susup onu dinleyiniz ki, size merhamet edilsin!"
A'RAF-204
A'RAF-204
نَّ اللّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُم بِأَنَّ لَهُمُ الجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللّهِ فَاسْتَبْشِرُواْ بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُم بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
" Allah müminlerden, mal ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da Allah üzerinde hak bir vaaddir. Sözünde Allah'tan daha vefalı kim var? O halde, O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı müjdeler olsun size! İşte bu, büyük bir kazançtır."
TEVBE-111
TEVBE-111
وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا ائْتِ بِقُرْآنٍ غَيْرِ هَذَا أَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أُبَدِّلَهُ مِن تِلْقَاء نَفْسِي إِنْ أَتَّبِعُ إِلاَّ مَا يُوحَى إِلَيَّ إِنِّي أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّي عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
" Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman bize kavuşmayı ummayanlar, “Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştiremem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Doğrusu, Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”
YUNUS-15
YUNUS-15
وَمَا كَانَ هَذَا الْقُرْآنُ أَن يُفْتَرَى مِن دُونِ اللّهِ وَلَكِن تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ الْكِتَابِ لاَ رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ الْعَالَمِين
"Bu Kur’an Allah’tan başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab’ı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir." YUNUS-37
وَمَا تَكُونُ فِي شَأْنٍ وَمَا تَتْلُو مِنْهُ مِن قُرْآنٍ وَلاَ تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ إِلاَّ كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا إِذْ تُفِيضُونَ فِيهِ وَمَا يَعْزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاء وَلاَ أَصْغَرَ مِن ذَلِكَ وَلا أَكْبَرَ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ
" Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur’an’dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın."YUNUS-61
إِنَّا أَنزَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
" Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik."YUSUF-2
نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ هَذَا الْقُرْآنَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِ لَمِنَ الْغَافِلِين
" Biz, bu Kur'ân'ı sana vahyetmekle, geçmiş milletlerin haberlerini en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce bu haberleri bilmeyenlerdendin." YUSUF-3
الَرَ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ
" Elif, lâm, râ. Bunlar, kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir."HİCR-1
وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِّنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ
"Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'ı verdik."HİCR-87
الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ
" Onlar, Kur'ân'ı bölüp ayıranlardır."HİCR-91
فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
"Kur'ân okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! " NAHL-98
إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يِهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا
"Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler."İSRA-9
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِي هَذَا الْقُرْآنِ لِيَذَّكَّرُواْ وَمَا يَزِيدُهُمْ إِلاَّ نُفُورًا
"Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da (çeşitli ikaz ve ihtarları) türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor." İSRA-41
وَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ حِجَابًا مَّسْتُورًا
" Kur'ân okuduğun zaman, senin ile âhirete inanmayanlar arasına gizli bir engel koyarız." İSRA-45
وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْآنِ وَحْدَهُ وَلَّوْاْ عَلَى أَدْبَارِهِمْ نُفُورًا
" Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler."İSRA-46
وَإِذْ قُلْنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِالنَّاسِ وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلاَّ فِتْنَةً لِّلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي القُرْآنِ وَنُخَوِّفُهُمْ فَمَا يَزِيدُهُمْ إِلاَّ طُغْيَانًا كَبِيرًا
"Hani sana, “Rabbin, insanları kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kur'ân'da lanetlenen ağacı sadece insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutuyoruz da, bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamıyor." İSRA-60
أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
" Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'ân'ını da unutma. Çünkü sabahın Kur'ân'ı görülecek şeydir."İSRA-78
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا
"Biz Kur'ân'dan, müminlere gönüllere şifâ ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama bu, zâlimlere ziyan arttırmaktan başka bir katkıda bulunmaz." İSRA-82
قُل لَّئِنِ اجْتَمَعَتِ الإِنسُ وَالْجِنُّ عَلَى أَن يَأْتُواْ بِمِثْلِ هَذَا الْقُرْآنِ لاَ يَأْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا
"De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler."İSRA-88
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ مِن كُلِّ مَثَلٍ فَأَبَى أَكْثَرُ النَّاسِ إِلاَّ كُفُورًا
"Muhakkak ki biz, bu Kur'ân'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan vazgeçmedi."İSRA-89
وَقُرْآناً فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَأَهُ عَلَى النَّاسِ عَلَى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنزِيلاً
" Biz onu Kur'ân olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik."İSRA-106
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِي هَذَا الْقُرْآنِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَكَانَ الْإِنسَانُ أَكْثَرَ شَيْءٍ جَدَلًا
"Andolsun ki biz, bu Kur'ân'da insanlara her örneği açıkladık. Ama insan tartışmaya her şeyden daha düşkündür."KEHF-54
مَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى
"Biz sana bu Kur'an'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik."TAHA-2
"Biz sana bu Kur'an'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik."TAHA-2
وَكَذَلِكَ أَنزَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ الْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا
.
.
" Ve böylece Kur’ân’ı Arapça olarak indirdik ve O’nda, vaadedilenleri açıkladık. Böylece takva sahibi olurlar veya onlar için bir zikir (ibret) olur."TAHA-113
فَتَعَالَى اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْآنِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَى إِلَيْكَ وَحْيُهُ وَقُل رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا
İşte Hakk ve Melik olan Allah, Yüce’dir. Ve Kur’ân’ın tamamlanması hususunda O’nun sana vahyi, (gelişi) tamamlanmadan önce acele etme. Ve “Rabbim, benim ilmimi artır.” de."TAHA-114
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا
" Peygamber de dedi ki: «Ey Rabbim, kavmim bu Kur'an'ı bir kenara itip bıraktılar» FURKAN-30
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذَلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا
" İnkâr edenler, “Kur'ân ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece yaptık ve onu tane tane okuduk." FURKAN-32
طس تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ
"Tâ, sîn. Bunlar, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir."NEML-1
وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ
"Bu Kur'an sana, her işi yerinde olan ve her şeyi bilen Allah katından indirilmektedir."NEML-6
"Bu Kur'an sana, her işi yerinde olan ve her şeyi bilen Allah katından indirilmektedir."NEML-6
إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يَقُصُّ عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَكْثَرَ الَّذِي هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
" Doğrusu bu Kur'ân, İsrâiloğulları'na, hakkında ihtilaf edegeldikleri konuların pek çoğunu anlatmaktadır." NEML-76
" Doğrusu bu Kur'ân, İsrâiloğulları'na, hakkında ihtilaf edegeldikleri konuların pek çoğunu anlatmaktadır." NEML-76
وَأَنْ أَتْلُوَ الْقُرْآنَ فَمَنِ اهْتَدَى فَإِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَا أَنَا مِنَ الْمُنذِرِينَ
«Ve Kur'ân'ı okumam emredildi.» Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: «Ben sadece uyarıcılardanım.»NEML-92
إِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لَرَادُّكَ إِلَى مَعَادٍ قُل رَّبِّي أَعْلَمُ مَن جَاء بِالْهُدَى وَمَنْ هُوَ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
" Şüphesiz ki seni Kur'ân'a uymaya zorunlu kılan Allah, seni vaad ettiği yere ulaştıracaktır. De ki: “Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.”KASAS-85
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَلَئِن جِئْتَهُم بِآيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُبْطِلُونَ
"Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız."RUM-58
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَن نُّؤْمِنَ بِهَذَا الْقُرْآنِ وَلَا بِالَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ الْقَوْلَ يَقُولُ الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَا أَنتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ
" İnkâr edenler, “Bu Kur'ân'a ve bundan önce gelen kitaplara asla inanmayacağız” dediler. Sen o zâlimleri, Rabblerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf durumda olanlar, büyüklük taslayanlara: “Sizler olmasaydınız, biz kesinlikle inananlardan olurduk” diyecekler."SEBE'-31
وَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ
"Hikmetli (hükümler içeren) Kur'anın hakkı için.." YASİN-2
"Hikmetli (hükümler içeren) Kur'anın hakkı için.." YASİN-2
وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُّبِينٌ
" Biz O'na (peygambere) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. O kitap, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır."YASİN-69
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَا
"Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?" MUHAMMED-24
"Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?" MUHAMMED-24
ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ "Kaf. Şerefli Kur'an'a yemin olsun," KAF-1
نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْآنِ مَن يَخَافُ وَعِيدِ
" Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver." KAF-45
" Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver." KAF-45
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ "Biz Kur'an'dan öğüt alınabilsin diye onu kolay anlaşılır kıldık. Yok mu öğüt alan?" KAMER-17
عَلَّمَ الْقُرْآنَ "Kur'an'ı öğretti." RAHMAN-2
إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ "Şüphesiz o; şerefli bir Kur'an'dır." VAKIA-77
لَوْ أَنزَلْنَا هَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
"Eğer Biz, bu Kur’ân’ı, dağa indirseydik, O’nu mutlaka, Allah’ın korkusundan huşû ile boynunu bükmüş, parça parça olmuş görürdün. Ve insanlar için bu misalleri veriyoruz. Umulur ki, böylece onlar tefekkür ederler." HAŞR-21
قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا
"De ki: “Cinlerden bir topluluğun (Kur’ân) dinlediği, sonra: “Biz gerçekten harika, güzel bir Kur’ân işittik.” dedikleri bana vahyedildi.” CİN-1
أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا
"...Veya onu daha arttır. Ve Kur’ân’ı tane tane güzel bir şekilde oku." MÜZZEMMİL -4
إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَى مِن ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَائِفَةٌ مِّنَ الَّذِينَ مَعَكَ وَاللَّهُ يُقَدِّرُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَى وَآخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ اللَّهِ وَآخَرُونَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَاقْرَؤُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ اللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا وَاسْتَغْفِرُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
"
Senin ve bazı arkadaşlarının, gecenin ya üçte ikisine yakın bölümünü ya yarısını ya da üçte birini ibadetle geçirdiğinizi Rabbin biliyor. Gecenin ve gündüzün sürelerini belirleyen Allah'tır. O bu gece ibadetinin temposuna dayanamayacağınızın farkındadır. Bundan böyle kolayınıza gelecek kadar Kur'an okuyunuz. Aranızda hastalar olacağını, bir bölümünüzün Allah'ın lütfettiği geçim payını elde edebilmek için yeryüzünde oradan oraya koştuğunu, bir bölümünüzün de O'nun yolunda savaştığını Allah biliyor. Öyleyse kolayınıza gelecek kadar Kur'an okuyunuz. Namazı kılınız, zekatı veriniz, gönüllü olarak ve karşılık beklemeksizin Allah'a borç veriniz. Kendiniz için yaptığınız hayırları ilerde Allah katında daha yararlı ve daha büyük ödüllü olarak bulursunuz. Allah'tan af dileyiniz. Hiç kuşkusuz Allah bağışlayıcı ve merhametlidir."MÜZZEMMİL-20
Senin ve bazı arkadaşlarının, gecenin ya üçte ikisine yakın bölümünü ya yarısını ya da üçte birini ibadetle geçirdiğinizi Rabbin biliyor. Gecenin ve gündüzün sürelerini belirleyen Allah'tır. O bu gece ibadetinin temposuna dayanamayacağınızın farkındadır. Bundan böyle kolayınıza gelecek kadar Kur'an okuyunuz. Aranızda hastalar olacağını, bir bölümünüzün Allah'ın lütfettiği geçim payını elde edebilmek için yeryüzünde oradan oraya koştuğunu, bir bölümünüzün de O'nun yolunda savaştığını Allah biliyor. Öyleyse kolayınıza gelecek kadar Kur'an okuyunuz. Namazı kılınız, zekatı veriniz, gönüllü olarak ve karşılık beklemeksizin Allah'a borç veriniz. Kendiniz için yaptığınız hayırları ilerde Allah katında daha yararlı ve daha büyük ödüllü olarak bulursunuz. Allah'tan af dileyiniz. Hiç kuşkusuz Allah bağışlayıcı ve merhametlidir."MÜZZEMMİL-20
إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ
" Çünkü O Kur’an’ı (kalbinde) toplamak ve dilinde okuyuşunu sağlamak bize aiddir.""KIYAMET-17
" Çünkü O Kur’an’ı (kalbinde) toplamak ve dilinde okuyuşunu sağlamak bize aiddir.""KIYAMET-17
فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ " O halde, biz onu (Melek Cebrail aracılığıyla) okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu takip et." KIYAMET-18
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ تَنزِيلًا " Gerçekten Kur'an'ı Biz sana aşama aşama indirdik."İNSAN (Dehr)- 23
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنُ لَا يَسْجُدُونَ* " Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler." İNŞİKAK-21
بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ
" Aksine, o şerefli bir Kur'an'dır." BURUÇ-21
" Aksine, o şerefli bir Kur'an'dır." BURUÇ-21
Kur'anın : Kur'an isminden başka isimleri de vardır.Bunlar da yine KUR'AN-I KERİMİ kasdeden,işaret eden kelimelerdir.Bunlar şu isimlerdir.:
FURKAN :,Kur'anda 7 defa geçer.Bunlardan 3 tanesi Kur'an anlamındadır.
NUR : Kur'anda 43 yerde geçer ve bunlardan 7 tanesi Kur'an anlamındadır.
RUH : Kur'anda 21 yerde geçer ve bunlardan 5 tanesi Kur'an anlamındadır.
El BEYYİNE-BEYAN :Açık mesaj,açıklanmış önemli bilgi demektir ve Kur'an anlamında kullanılmıştır.
ZİKR :Kur'anda 100 den fazla yerde geçer ve bunlardan 30 tanesi Kur'an anlamındadır.
HAK :Kur'anda 247 yerde geçer ve Kur'an anlamındadır.Hakikatları anlatan kitap olarak Kur'an kasdedilir.
El MEVIZA :Öğüt anlamında olup, Kur'anda 9 yerde geçer,bunlardan 6 tanesi Kur'an anlamındadır.
ŞİFA :Kur'anda 4 yerde geçer ve 3 tanesi Kur'an anlamındadır.
RAHMET :Kur'anda 114 yerde geçer,bunlardan 12 tanesi Kur'anın ismidir.
HUDA:Yol gösteren demektir Kur'anın ismi olarak 85 yerde geçer.
El BUŞRA: Müjde veren veya ucu cennete kadar uzanan yol anlamında olup,Kur'anın ismi olarak kullanılır.
NUR : Kur'anda 43 yerde geçer ve bunlardan 7 tanesi Kur'an anlamındadır.
RUH : Kur'anda 21 yerde geçer ve bunlardan 5 tanesi Kur'an anlamındadır.
El BEYYİNE-BEYAN :Açık mesaj,açıklanmış önemli bilgi demektir ve Kur'an anlamında kullanılmıştır.
ZİKR :Kur'anda 100 den fazla yerde geçer ve bunlardan 30 tanesi Kur'an anlamındadır.
HAK :Kur'anda 247 yerde geçer ve Kur'an anlamındadır.Hakikatları anlatan kitap olarak Kur'an kasdedilir.
El MEVIZA :Öğüt anlamında olup, Kur'anda 9 yerde geçer,bunlardan 6 tanesi Kur'an anlamındadır.
ŞİFA :Kur'anda 4 yerde geçer ve 3 tanesi Kur'an anlamındadır.
RAHMET :Kur'anda 114 yerde geçer,bunlardan 12 tanesi Kur'anın ismidir.
HUDA:Yol gösteren demektir Kur'anın ismi olarak 85 yerde geçer.
El BUŞRA: Müjde veren veya ucu cennete kadar uzanan yol anlamında olup,Kur'anın ismi olarak kullanılır.
Derleyen: Hamza SARI
10 Nisan 2015
Subscribe to:
Posts (Atom)