Wednesday, 14 January 2015

Kuranda namaz

Kuranda namaz ile alakali tahmini 86 ayet geçiyor
2:3 -Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.
2:43 -Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
2:45 -Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.
2:83 -Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.
2:110 -Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.
2:125 -Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!"
2:153 -Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.
2:177 -Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitabave bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.
2:238 -Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun.
2:239 -Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın).
2:277 -İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.
3:39 -Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünlediler.
4:43 -Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
4:77 -Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez."
4:101 -Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
4:102 -Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
4:103 -O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.
4:142 -Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlar.
4:162 -Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.
5:6 -Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.
5:12 -Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur.
5:55 -Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.
5:58 -Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır.
5:91 -Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?
5:106 -Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz".
6:4 -Onlara Rab'lerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
6:72 -Bize: "Namazı dosdoğru kılın, Allah'a karşı gelmekten sakının" (diye emredildi), toplanacağınız yer O'nun huzurudur.
6:92 -Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.
6:162 -De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.
7:170 -Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyiz.
8:3 -Onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yoluna harcarlar.
9:5 -Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
9:11 -Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız.
9:18 -Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.
9:54 -İnfakların onlardan kabul olunmamasına sebep, gerçekte Allah'a ve Resulüne inanmamaları, namaza ancak üşene üşene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir.
9:71 -Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.
9:84 -Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.
10:87 -Biz Musa ile kardeşine şöyle vahyettik: "Kavminiz için Mısır'da birtakım evler hazırlayın ve evlerinizi kıbleye karşı yapın ve namazı kılın ve müminlere müjde verin."
11:87 -Dediler ki; "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın."
11:114 -Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.
13:22 -Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.
14:31 -(Ey Muhammed!) İman eden kullarıma söyle: "Namazı dosdoğru kılsınlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için) harcasınlar."
14:37 -"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.
14:40 -"Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!
17:78 -Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.
17:79 -Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makam-ı mahmuda (şefaat makamına) göndermesi kesindir.
17:110 -(Sen onlara) de ki: İster "Allah" deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur. Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç.
19:31 -"Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti."
19:55 -Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
19:59 -Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. (Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardır.)
20:14 -Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.
20:132 -(Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.
21:73 -Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.
22:35 -Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.
22:41 -Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün işlerin sonu sırf Allah'a âittir.
22:78 -Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur'ân'da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
23:2 -Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,
23:9 -Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler,
24:37 -Birtakım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.
24:56 -Hem namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.
24:58 -Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz erginlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için, ne de onlar için bir mahzur yoktur. (Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.) İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklar. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
27:3 -Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
29:45 -Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.
30:31 -Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.
31:4 -Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, âhirete de kesin olarak inanırlar.
31:17 -"Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."
32:16 -Onların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler.
33:33 -Hem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor.
35:18 -Hem günah çeken bir kimse, başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah'adır.
35:29 -Allah'ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar.
42:38 -Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar.
58:13 -Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
62:9 -Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
62:10 -Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.
70:22 -Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
70:23 -Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.
70:34 -Namazlarına devam ederler.
73:20 -Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
74:43 -Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."
75:31 -Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.
87:15 -Rabbinin adını anıp namaz kılan.
96:10 -Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü?
98:5 -Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'ı birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.
107:4 -Vay haline o namaz kılanların ki,
107:5 -Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.
108:2 -Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes.

Dünyada ilk defa robot yapan Cizreli bir alim

31 Ağustos 2012 Cuma 02:20
Cizre’ye gidip görenler bilir. Hz. Nuh (a.s)’ın türbe ve külliyesinin avlusunda, siyah taşlı, mütevazı bir mezar vardır. Bu mezar, eğer Avrupa`da olsa, en az Albert Einstein kadar değer verilecek olan önemli bir şahsa aittir.
Cizre’ye gidip görenler bilir. Hz. Nuh (a.s)’ın türbe ve külliyesinin avlusunda, siyah taşlı, mütevazı bir mezar vardır. Bu mezar, eğer Avrupa`da olsa, en az Albert Einstein kadar değer verilecek olan önemli bir şahsa aittir. Çünkü bu kişi 13. yüzyılda otomatik makineler, robotvari insanlar yapıp çalıştırabilmiştir.
Evet, Ebu’l-İzz el-Cezeri’den bahsediyoruz. İlim dünyasında kısa adı el-Cezeri olarak bilinen, uzun künyesi Bediuzzaman Ebu’l-İzz İbn İsmail İbnü’r-Rezzaz el-Cezeri olan bu zat, İslam Medeniyetinin önemli gelişme sahalarından olan bir Kürt beldesinde, Cizre’de doğdu. Bu gün Şırnak ili sınırları içinde olan Cizre, daha pek çok edibin, şairin, ilim adamının yetiştiği bir yer olma vasfı ile tarihteki mümtaz yerini almıştır.
Ebu’l-İzz el-Cezeri, Müslümanların geri kalmışlıkla suçlandığı bir alanda, zamanına göre çok yüksek sayılabilecek eserler ortaya koymuş. Su saatleri, otomatlar, su kaldırma düzenleri, fıskiyeler, şifreli anahtar, şerbet sunan robotlar icat eden bu alimin hayatı hakkında maalesef fazlaca bir bilgi sahibi değiliz. Bilinen en önemli bilgi; Cizre’li oluşu ve buradan gidip, Hısna Keyfa (Hasankeyf) ve Amid’te (Diyarbekir, Diyarbakır), Artuklu Sarayında başmühendis (Reisu’l-Amal) olarak çalışmasıdır.
Yaptığı aletleri ebedileştirmesini ve bu hususta bir kitap yazmasını isteyen Artuklu hükümdarını geri çevirmeyen el-Cezeri; “El-Cami Beynel İlm ve’l-Amel en-Nafi fi Sınaat el-Hiyel” adlı eserini yazdı. Makinelerin çalışmasında yararlı bilgiler ortaya koyan Cezeri, bu makinelerin çalışma tekniklerini yazdığı gibi, çizdiği resimlerle de plan ve krokilerini şekillendirdi. Bu kitap, Rönesans öncesi zamandan günümüze kalan en önemli mühendislik dokümanıdır. En küçük parçasından bütününe dek makinelerin kurgulanması için teknik ölçü ve bilgileri içermektedir. Kitabın en önemli yanı da daha sonra konu ile ilgilenenlerin kurgulayabileceği şekilde başarıyla açıklanmış olmasıdır. Yani günümüz bilim adamları, Cezeri’nin yapmış olduğu makineleri, O’nun kitabındaki tarife göre yapıp, başarıyla pratize etmektedirler. Kitap, İstanbul Topkapı Sarayı III. Ahmet kitaplığında 3472 numarada kayıtlıdır. Ayrıca bazı yazmaları Dublin Chester Beaty Library, Oxford Bodlien Library ve Leiden Library, Paris Bibliotheque National’de bulunduğu bilinmektedir.
El-Cezeri, kitabının önsözünde bilimsel kişiliği ve felsefesi ile ilgili ipuçları vermektedir: “ ….Benden önce gelen ilim adamlarının kitaplarını ve onların izinden gidenlerin çalışmalarını inceledim. Pnömatik (hava basıncı ile çalışan otomasyon makineleri) olaylarla ilgili mekanik hareketlerin nedenlerini, su ile çalışan düzenleri, saat türlerini ve cisimlerin nasıl hareket ettirildiğini konu edinen kitapları okudum. Yer ve gök ile ilgili problemleri konu edinen yazılar üzerine düşündüm ve bunlara ait sanatlarla uğraşmaya başladım. Bir müddet sonra başkalarının yaptıklarını taklit etmekten vazgeçerek problemlere kendi gözümle bakmaya başladım. Kendi bilgisi ile hareket eden bir kimsenin gittiği yolu takip ettim.
Bu ince ve zor yolda ilerlemek için ısrarla uğraşmaya başlayınca, bu bilimlerde önemli mesafeler kat ettim. Sonra kendime ve yaptıklarıma şüphe ile bakmaya başladım. Bilimlerin çeşitli yönlerini keşfetmek için bana yardım kolları uzandı. Zamanın hükümdar ve filozoflarından yardım gördüm, çalışmalarımın meyvelerini toplama mutluluğuna eriştim. Böylece azim ve gayretimi kamçılayarak düşüncelerimi yoğunlaştırdım ve bu yönde elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım. Geçmişin bilim adamları ve düşünürleri çok sayıda düzen ve problemden bahsetmiş, bunların tümünü gerçekleştirmeye fırsat bulamamış ve bu düzenleri kontrol edecek yöntemleri geliştirememiştir. Uygulamaya dönüştürülmeyen her tekniğin doğru ile yanlış arasında kaldığını anladım. Benden önce gelenlerin dağınık bir şekilde anlattıklarını sınıflandırdım ve temellerini inceledim. Böylece izlenmesi kolay teknikler belirledim. Bu işte zorluklarla karşılaştım ve emeklerimin rüzgarın savurduğu şeyler gibi heba olmasından, çalışmalarımın gündüzün geceyi silmesi gibi yok etmesinden korktum. Öğrenmek isteyenlerin isteklerine uyarak, içimde, yaptıklarımın yayılması arzusu doğdu ve arkamda bir eser bırakma isteği belirdi. Sonra sözü geçen bir tenkitçinin yanlışlarımı bulacağından korktum ve kararımdan vazgeçtim. 570’ten (1174) beri yirmibeş senedir önce babası, sonra ağabeğinin hizmetinde bulunduğum Salih hükümdar Artukoğulları’ndan Diyarbekir Meliki Ebü’l-Feth Mahmud b. Karaaslan’a yaptıklarımı ilettim. Bana bakarak yapmayı tasarladığım şeyleri düşündü, gizlemek istediğim şeyleri yerinde görüşleri ile keşfetti ve yaptıklarımın kıymetini anlayarak: “Eşi olmayan planlar yaptın, onları gerçekleştirdin. Kendini bu kadar yorduğun ve temelini attığın şeyleri kaybetme. Senin fikirlerini, çizimlerini ve projelerini kapsayan bir kitap yazmanı istiyorum” dedi. Bu emrin dışına çıkamayacağımı anlayınca bütün gayretimle bu kitabı yazdım.
Bu kitapta bazı eksiklikler giderilmekte, yöntemler tasnif edilmekte ve keşfedilen yeni düzenler verilmektedir. Bu yönde başka bir eserin bulunduğunu zannetmiyorum. Bu hususu konuyu bilenlerin insafına bırakıyorum. Karara varırken, bazı kişilerin belirli işleri daha kolay yapabilecek yaratılışta oldukları unutulmamalıdır. Herkes bildiği şeyleri başkalarına iletmekle yükümlüdür. Hiç kimse faydalı olabilecek bilgileri başkasından esirgemeyeceği gibi yapabileceğinden daha fazlasından sorumlu tutulamaz. Kitapta elli düzen anlatılmaktadır. Bunları altı bölümde topladım. Etraflı ele alarak nitelik ve niceliklerini anlattım. Benden önce gelenlerin kullandığı yabancı terimleri açıkladığım şekilde kullandım. Zaten bu gün de bunlar kullanılmaktadır. Bundan başka gerektiğinde yeni terimler kullandım. Çünkü her çağın kendine göre bir dili vardır ve her ilim topluluğunun kendi aralarında bilinen, kendilerince alışılagelen ve yürürlükte olan bir ifade tarzı vardır. Her düzene ait bir şekil çizdim. Şekillerin kolay anlaşılması için onları harflerle belirttim ve bu harflerin ne anlama geldiğini açıkladım….”
Yukarıda Ebu’l-İzz’in kendi eserine yazdığı önsözde kendisinin düşünce dünyası, zamanı ve yaptığı işin önemini anlayabiliriz.
Kendisinin de belirttiği gibi eser 6 bölüme ayrılmıştır. Bunlar:
Su ve mum saatleri (10 Bölüm)
Şerbet meclislerinde kullanılan kaplar (10 Bölüm)
İbrikdarlık yapan ve kan toplamaya yarayan hacamat kapları (10 Bölüm)
Fıskiyeler ve müzik otomotları (10 Bölüm)
Kuyu ya da akarsulardan su kaldırmaya yarayan düzenekler (5 Bölüm)
Birbirleriyle ilişkisi bulunmayan düzenler (5 Bölüm)
Ayrıntıları bir bir anlatılan ve uygulandıklarında bugün de çalışan eserlerden bazıları şunlardır:
Müzisyenli Su saati
Yazıcılı Mum Saati
Kayık Şeklindeki Müzik Otomatı
Bardağını Dolduran ve İçen Robot
Birbirlerine karşılıklı Şerbet Sunan İki Robot
Batar Çalar Su saati
Buna benzer 50 düzeneğin anlatıldığı eseri bize tanıtan maalesef müsteşrikler olmuştur. E. Wiedmann (1852-1928) ve yardımcısı F. Hauser, Erlangen Üniversitesi’nde bazı Cezeri düzenlerinin çalışan modelini gerçekleştirmişlerdir. Weidmann eseri Almanca’ya çevirmiştir. Donald Hill, eserin Oxford yazmalarını temel alarak eseri İngilizce’ye çevirmiş ve su saatlerinden birini hakiki boyutlarda pratize etmiştir. Bu saat 1976 Londra İslam Festivali süresince, Science Müzesinde çalışır olarak sergilenmiştir. Türkiye’de 1981 yılında Kazım Çeçen, başka bir su saatini gerçek boyutlarda uygulamış ve eseri İstanbul Teknik Üniversitesinde düzenlenen I. Uluslararası Türk İslam Bilim ve Teknoloji Tarih Sempozyumu’nda sergilemiştir.  Dünya ilim alemince Cezeri’nin eseri, makine, kontrol ve sistem mühendisliği, otomasyon ve robot teknolojisinin gelişimi yönünden önemi anlaşılmış olmakla beraber, Müslüman Kürt halkı tarafından , bu hemşehrileri pek tanınmamaktadır.
Tabi ki bizim açımızdan Cezeri’nin en önemli yönü; bilimi amale yani işe dönüştürebilmesidir. Eğer İslam Medreselerinde konu yeterince işlenseydi, Müslümanlar teknolojik olarak bu gün Batı’nın ilerisinde olabilirdi.
Bu düzeyde bir bilim adamının İslam Alemine etki etmemesi düşünülemez. Tiflisli Hubeyş b. İbrahim ve Ebu’l-İzz el-Cezeri gibi alimlerin eserleri Anadolu’da sanat ve zenaatçılığın gelişmesine ve dolayısıyla İslami bir üretim teşkilatı olan Ahi ve Bacı teşkilatlarının doğmasına vesile olmuştur. Anadolu Selçuklu Devletinin en esaslı bu kuruluşları, tüm tarihçilerce Osmanlı Devletini kuran 4 ana unsurun ikisini teşkil ettiği söylenmektedir.
Bizce en önemli ve kendisini çağlar üstü bir konuma taşıyan felsefesini özetleyen sözü şudur:
“Uygulamaya Dönüşmeyen Bilim, Doğru İle Yanlış Arasında Bir Yerdedir.”
KAYNAKLAR: *Yavuz Unat, “Artuklular Döneminde Bir Türk Mühendis; Cezeri”, I. Uluslararası Mardin Tarihi Sempozyumu Bildirileri  *Atilla Bir, “Cizre’li Bilgin Ebu’l-İzz’in Mekanik Düzenekleri”, Hz. Nuh’tan Günümüze Cizre Sempozyumu,  *Mehmet Çayırdağ, “Ebu’l-İzz Cezeri’nin Hayatı ve Yaşadığı Devir”, Ebu’l-İzz el Cezeri Sibernetik Biliminin Öncüsü.  *Abdullah Uzun, Cizreli Ebu’l-İzz ve Otomatik Makineleri.  *Zeki Tez, Bilim ve Teknikte Ortaçağ Müslümanları  *Mikail Bayram, “Türkiye Selçukluları Döneminde Bilimsel Ortam ve Ahiliğin Doğuşuna Etkisi”, Türkiye Selçukluları Üzerinde Araştırmalar
Mehmet Emin Özmen / Doğruhaber


Kaynak: http://www.haberdiyarbakir.com/dunyada-ilk-defa-robot-yapan-cizreli-bir-alim-53507h/#ixzz3OmraWqpJ