Wednesday, 14 January 2015

CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDAKİ 16 TÜRK DEVLETİ
- Büyük Hun İmparatorluğu (MÖ 220- MS 216)
- Batı Hun İmparatorluğu (MÖ 48-MS 216)
- Avrupa Hun İmparatorluğu (375-469)
- Ak Hun İmparatorluğu (420-552)
- Göktürk Kağanlığı (552-745)
- Avar Kağanlığı (565-835)
- Hazar Kağanlığı (651-983)
- Uygur Kağanlığı (745-1368)
- Karahanlı Devleti (840-1212)
- Gazne Devleti (962-1183)
- Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)
- Harezmşahlar Devleti (1097-1231)
- Altın Orda Devleti (1236-1502)
- Timur İmparatorluğu (1368-1501)
- Babür İmparatorluğu (1526-1858)
- Osmanlı İmparatorluğu (1299-1922)
TARİHE İZ BIRAKAN TÜRK DVLETLERİ
Tarihteki 16 Türk Devleti Bayrakları, Tarihteki 16 Türk Devleti İsimleri Kısaca Hakkında Bilgi Özet
Cumhurbaşkanlığının forsunda bulunan 16 yıldız, geçmişte kurulmuş olan 16 büyük Türk imparatorluğunun, ortada yer alan güneş ise Türkiye Cumhuriyetinin sembolüdür.
16 türk devleti
1. Hun Devleti:
Büyük Hun Devleti, Orta Asya topraklarında kurulmuş olan ilk Türk devletiydi. MÖ 220 yılından MS 216 yılına dek birliği devam etmiştir. İlk hükümdarı Teoman idi. Mete Han’ın zamanında ise ülkenin toprakları Japon denizin dolaylarından Hazar’a kazar uzanıyordu.
2. Batı Hun Devleti
MÖ 53 yılında, Büyük Hun İmparatorluğu topraklarının ayrılması ile Batı Türkistan tarafında Cici Han’ın kurduğu Türk devletidir. Yaşamı boyunca bölgedeki en güçlü ve nüfuzlu kişi olmuştur.
3. Avrupa Hunları (Batı Hunları):
Avrupa Hunları MS 434 yılında Atilla tarafından yönetilmeye başlaması ile birlikte güçlü bir hükümdarlık olmuştur. Egemenliğini sürdürdüğü dönemlerde Avrupa topraklarının en kuvvetli devleti olmuştur.
4. Akhunlar:
400’lü yılların ortalarında, Amuderya ırmağının yakınlarında bulunan ve oralarda devamlılığını sürdürmüş Türk devletidir. Horasan, Afganistan ve İran dolaylarına kadar olan topraklara hakim olmuşlardır. Hakimiyeti kısa sürse de Bu dönem içinde Asya topraklarındaki önemli devletler içinde yer almışlardır
5. Göktürk Devleti:
Göktürk Devleti, tarihte Türk isminin geçtiği ilk devlet olma özelliğini taşır. Bu devlet kuran ve hükümdarlığına geçen kişi Bumin Kağandır. Bumin Kağan o dönemde Orta Asya topraklarında yer alan bütün Türk byliklerini tek çatı altında bir araya getirmiştir. O ölünce de tahtına oğlu olan Murat Kağan geçmiştir. Bu devirde İpek yolu onların egemenliğinde idi ve bu sayede Çin Devletine de güçlü olduklarını göstermişlerdir.
6. Uygur Hakanlığı:
Büyük Hunların soyundan gelen Uygurlar döneminde bir çok devletin kurulmasına öncülük etmişlerdir. Uygur Hakanlığı da bu devletlerdendir.. 744-840 senelerinde hakimiyetlerini devam ettirmişlerdir. Selenga, Orhun ve Tola nehirlerinden Baykal Gölü güneyine dek yer alan topraklarda bulunmuşlardır. 100 sene kadar Asya’da yer alan devletler içinde en güçlüsü konumunda bulunmuşlardır.
7. Avar Devleti:
Macaristan topraklarında büyük bir ülke kuran Avarlar, dönem dönem İstanbul’u işgal etmişlerdir. Kendi devirlerinde Avrupa’da kurulan devletler arasında güçlü bir konumda yer almışlardır. İstanbul’u işgal etmeye yaklaşan ilk Türk boyu olma özelliğini taşırlar.
8. Hazar Devleti:
Kafkas topraklarında yerleşen Hazarlar, Hazar Denizi’ne de isim babalığı yapmışlardır. 7. yüzyıldan sonra git gide güç kazanan ve tüm Doğu Avrupa topraklarına hakim olan Hazarlar 300 yıl boyunca hakimiyetlerini devam ettirmişlerdir.
9. Karahanlılar:
900’lü yıllarda Orta Asya topraklarında kurulmuş olan ilk İslami Türk Devleti olma özelliğini taşırlar. Ayrıca bu bölgedeki ilk islam devleti olarak da egemenlik kurmuşlardır.
10. Gazneliler:
Karahanlılarla ile aynı devirde kurulmuşlardır. İslamı kabul eden Türk devletlerindendir. Toprakları Afganistan ve Hindistan’ı kapsar ve bu dönemde Karahanlılar ile beraber Asya topraklarında güçlü bir konumdalardır.
11. Büyük Selçuklu İmparatorluğu:
Ön Asya’da yer alan ilk ve en büyük Müslüman Türk devletlerinden olma özelliğini taşırlar ve 1040-1157 senelerinde hakimiyet kurmuşlardır. Güneybatı Asya topraklarının büyük bir kısmında egemendirler ve bölgedeki en güçlü devletlerden olmuşlardır.
12. Hârzemşahlar Devleti:
Büyük Selçuklu Devletinin kurulduğu dönemde varlığı sürdürmüş olan Harzemşahlar, 1097-1231 senelerinde Aral Gölü güney topraklarından kurulmuşlardır ve Orta Asyadaki güçlü devletler arasına girmişlerdir.
13. Timurlar:
1370-1507 senelerinde, Ege topraklarından Orta Asya’ya ve Hint Okyanusu’na dek büyük topraklara hakim olmuşlardır ve bu topraklar üzerindeki en güçlü ülke idiler.
14. Bâbur Devleti:
1494-1858 senelerinde Hindistan topraklarından yaşamışlardır ve bu tarihlerde Asyadaki güçlü devletler arasında yer almışlardır.
15. Altınordu Hanlığı:
1227-1502 senelerinde, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında yerleşmişlerdir ve 300 yıl boyunca Asya’da güçlü bir konumda bulunmuşlardır.
16. Osmanlı İmparatorluğu:
1299 tarihinde Söğüt topraklarına yerleşmişlerdir ve 1923’e kadar hüküm sürmüşlerdir. Döneminde, 3 kıtada egemenliğini sürdüren büyük bir imparatorluk olmuştur. En büyük topraklara sahip olduğu devirde Anadolu, Kafkasya, Kırım, Güney Ukrayna, bugünkü Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan, Suriye, Ürdün, Lübnan, İsrail, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Mısır, Tunus, Libya ve Cezayir’de hakimiyet kurmuşlardır.
Ve yeniden dünyaya hükmedecek TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletimiz.
ÖMRÜN UZAMASI
Uzun ömür,uzun yıllar yaşamak gibi anlaşılsa da,gerçek bu değildir.Yaşadığı zamanı dolu dolu geçirmektir.Hatta bu geçen yıllarında ahiret hayatı için çok faydalı işler yaparak yatırım yapmaktır.24 saatlik zaman dilimini,oyun ve eğlenceyle,uykuyla,boş işlerle geçirmek değil,24 saati dolu dolu,yararlı işler yaparak geçirmektir uzun yaşamak.
" Sadaka,ömrü uzatır" hadis-i şerifi bunu çok iyi anlatır.Sadaka,ahiret hayatı için yapılan bir yatırımdır.Ahiret hayatında bir daha ölüm olmayacağına göre,oraya yapılan güzel yatırımların karşlığını da görmek ,kısa dünya hayatında ölümsüz hayatın mutluluğunu elde etmektir.İşte ömrün uzaması,uzun yaşamak budur.
KUR'ANDA ADAM ÖLDÜRMEK HAKKINDA AYETLER :
2:178 - Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.
4:92 - Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).
4:93 - Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.
5:32 - Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
6:151 - De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.
17:33 - Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.
25:68 - Yine onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahı(nın cezasını) bulur.
KUR'ANDA KADIN - ERKEK EŞİTLİĞİ :
Allah’ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah’tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah her şeyi bilendir. (Nisa Suresi, 32)
Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar’ bile haksızlığa uğramayacaklardır. (Nisa Suresi, 124)
Şu halde bil; gerçekten, Allah’tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için mağfiret dile. Allah, sizin dönüp-dolaşacağınız yeri bilir, konaklama yerinizi de. (Muhammed Suresi, 19)
Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi, 71-72)
Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. (Ahzab Suresi, 58)
Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azablandıracak; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 73)
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)
“Rabbim, beni, annemi, babamı, mü’min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma.” (Nuh Suresi, 28)
Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır). Bunlar,onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır. (Nur Suresi, 26)
Gerçek şu ki, sadaka veren erkekler ile sadaka
veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat arttırılır
ve ‘kerim (üstün ve onurlu)’ olan ecir de onlarındır. (Hadid Suresi, 18)
Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, gönülden (Allah’a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah’a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah’tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah’tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarınıkoruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çokca zikreden erkekler ve (Allah’ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir
bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği
zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre
seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o,
apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab Suresi, 35-36)
O gün, mü’min erkekler ile mü’min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. “Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir.” İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Hadid Suresi, 12)
“Kim bir kötülük işlerse, kendi mislinden başkasıyla ceza görmez; kim de -erkek olsun, dişi olsun- bir mü’min olarak salih bir amelde bulunursa, işte onlar, içinde hesapsız olarak rızıklandırılmak üzere cennete girerler.” (Mümin Suresi, 40)
İNKARCILARIN KARAKTERLERİ :
-------------------------------------------------------------------
· YARATILMIŞ OLANLARI İLAHLAŞTIRANLAR
· SADECE ZOR ANLARDA ALLAH’A DUA EDİP, RAHATA KAVUŞTUĞUNDA ALLAH’I UNUTANLAR
· SADECE DÜNYA HAYATI İÇİN ALLAH’A DUA EDENLER
· ALLAH YOLUNDA ZORLUKLARLA KARŞILAŞINCA İNANÇLARINDAN VAZGEÇENLER
· ALLAH YOLUNDA MÜCADELEDEN KAÇANLAR
· ALLAH’IN VARLIĞINI BİLDİĞİ HALDE İMAN ETMEYENLER
· İNKARCILARDAN GÖRECEKLERİ BASKI ENDİŞESİYLE İMAN ETMEYENLER
· YENİDEN DİRİLİŞE İNANMAYANLAR
· ALLAH NASIL OLSA BENİ AFFEDER DİYENLER
· KENDİLERİNİ CENNETLİK ZANNEDENLER
· CEHENNEME GİTSE BİLE ORADA SADECE KISA BİR SÜRE KALACAĞINI, SONRA CENNETE GİRECEĞİNİ SANANLAR
· İMAN ETMEK İÇİN MUCİZE GÖRMEYİ İSTEYENLER
· KENDİSİNİ DOĞRU YOLDA ZANNEDENLER
· YAPTIKLARINDAN ALLAH’I SORUMLU TUTANLAR
· BEN SENİN GÜNAHINI YÜKLENİRİM DİYENLER
· DİNDAR YAKINLARININ KENDİLERİNİ HESAP GÜNÜNDE KURTARACAKLARINI DÜŞÜNENLER
· ÇOĞUNLUĞA GÖRE HAREKET EDENLER
· DİNİ, ÇIKARLARINA ALET EDENLER
· İMAN EDENLERİ KENDİLERİNDEN AŞAĞI GÖRENLER
· KURAN’DAKİ BİLGİ VE HİKMETİ DEĞERSİZ GÖRENLER
· KURAN’IN BİR KISMINA İNANIP BİR KISMINA İNANMAYANLAR
· KENDİ AKILLARINDAN HELAL-HARAMLAR BULANLAR
· KURAN’I PEYGAMBER YAZDI DİYENLER
· KURAN’I BEĞENMEYENLER

KUR'ANDA İNKARCILARIN SIFATLARI

KUR'AN’DA İNKARCILARIN SIFATLARI
-----------------------------------------------------
Allah, Kur'anda müminleri en güzel sıfatlarla adlandırdığı gibi, inkarcıları, müşrikleri ve münafıkları da olabilecek en aşağılık sıfatlara layık görmüştür. Çünkü inkar edenler suçludurlar. İşledikleri suç ise olabilecek en büyük suçtur. İnsanın kendini yaratan, kendine can veren Allah’a isyan ve nankörlük etmesi, tüm evrendeki en büyük suçtur. İnsan Allah’a kul olsundiye yaratılmıştır ve yaratılış amacını reddederse, karşılığını görür.Allah tarafından ruh ve fizik olarak olabilecek en aşağılık konuma sokulur. Ve kendisine uygun olarak da en aşağılık sıfatlarla anılır. İşte Allah inkarcıları Kuran’da şu sıfatlarla nitelendiriyor: 
Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, Alabildiğineayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan), Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğincegünahkar, Zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik; (Kalem Suresi, 10-13) 
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler; Arslandan korkup-kaçmışlar. (Müddessir Suresi, 50-51) 
Kahrolsun Ashab-ı Uhdud (Buruc Suresi, 4) 
Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azaplandıracak; mümin erkeklerin ve mümin kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 72-73) 
“Ashab-ı Meş’eme” ne (mutsuz ve uğursuzdur o) “Ashab-ı Meş’eme”. 
(Vakıa Suresi, 9) 
“Ashab-ı Şimal”, ne (mutsuzdur o) “Ashab-ı Şimal.” (Vakıa Suresi, 41) 
En ‘zorlu bedbahtları’ ayaklandığında, (Şems Suresi, 12) 
(Geldiklerinde de) Size karşı ‘cimri ve bencildirler.’ Şayet korku gelecek olsa,ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah’a göre pek kolaydır. (Ahzab Suresi, 19) 
Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: “Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri yülkemizden
sürüp çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz.” (Şuayb:) “Biz istemesek de mi?” dedi. (Araf Suresi, 88) 
Şüphesiz, Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. (Nisa Suresi, 105) 
Onların çoğunda ‘verdikleri söze bağlılık’ görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük. (Araf Suresi, 102) 
Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler. (Araf Suresi, 119) 
Onlara bir iyilik geldiği zaman “Bu bizim için” dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler. (Araf Suresi, 131) 
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve 
suçlu-günahkar bir kavim oldular. (Araf Suresi, 133) 
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. (Araf Suresi, 146) 
Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. İşte Biz, ‘yalan düzüp-uyduranları’ böyle 
cezalandırırız. (Araf Suresi, 152) 
Şüphesiz, kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, içinde sürekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir. (Beyyine Suresi, 6) 
Onlar, kendisinden sakındırıldıkları ‘şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca’ onlara: “Aşağılık maymunlar olunuz” dedik. (Araf Suresi, 166) 
Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler. (Araf Suresi, 168) 
Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan 
sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan 
olmuştu. (Araf Suresi, 175)
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık 
(hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır 
bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar 
gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 
179) 
(Şeytan’ın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini 
bırakmazlar. (Araf Suresi, 202) 
O, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu.) (Enfal Suresi, 8) 
Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmezolan sağırlar ve dilsizlerdir. (Enfal Suresi, 22) 
İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu,artık o, ye’se düşen bir umutsuzdur. (Fussilet Suresi, 49) 
Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: “Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır” dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azap içindedirler. (Şura Suresi, 45) 
Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar, (Vakıa Suresi, 51) 
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)
Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: “Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiçbir zaman itaat etmeyiz. “Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz.” Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar. (Haşr Suresi, 11) 
Hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı ‘kesin bir inatçıdır.” (Müddessir Suresi, 16)
‘Mutsuz-bedbaht’ olan ondan kaçınır. (Ala Suresi, 11) 
Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından. (Alak Suresi, 15-16) 
Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız,Allah dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 28) 
Ve andolsun, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet taddırsak, kuşkusuz; “Kötülükler benden gidiverdi” der. Çünkü o, şımarıktır, böbürlenendir. (Hud Suresi, 10) 
(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 15) 
Ve meleklere: “Adem’e secde edin” dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu. (Bakara Suresi, 34) 
İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka birşey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl 
erdiremezler. (Bakara Suresi, 171) 
Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı)dırlar. (Furkan Suresi, 44) 
(Allah) Dedi: “Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım.” (Araf Suresi, 18) 
Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: “Biz de, gerçekten sizin inandığınızıtanımayanlarız.” (Araf Suresi, 76) 
Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine, Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi, (Kaf Suresi, 24-25) 
“Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır.” Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir. (Kamer Suresi, 25-26)
Ve şüphesiz facir (kötü) olanlar da, elbette çılgınca yanan ateşin içindedirler. (İnfitar Suresi, 14) 
(Kıyametin) Geleceği günde, O’nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez. Artık onlardan kimi ‘bedbaht ve mutsuz’, (kimi de) mutlu ve bahtiyardır. (Hud Suresi, 105) 
‘Yardım ve zafer’ (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ın katındandır. (Ki bununla) İnkar edenlerin önde gelenlerinden bir kısmını kessin (helak etsin) ya da ‘umutları suya düşmüşler olarak onları’ tepesi aşağı getirsin de geri dönüp gitsinler.’ (Al-i İmran Suresi, 126-127)