Tuesday, 25 June 2013

İSLAMIN EMRETTİĞİ HAYAT DÜZENİ

     İslam dini,ilk peygamber Adem a.s dan, son peygamber Muhammed a.s'a kadar gelen kitaplarla anlatılan dinin adıdır.İşte bu nedenle Allah "İnn-ed-dîne, ınd-allahi-l islâm=Allah katında   (yanında) din ancak İslâmdır" (Al-i İmran-19) diye insanoğluna din hakkındaki gerçeği  söylüyor.Madem başka bir din ve inanç Allah katında kabul edilmiyor,o halde bu İslamı en iyi bir şekilde bilmek ve hayatımızı da onun esaslarına uydurmak mecburiyetindeyiz.Çünkü Allah, başka seçenekleri bize vermemiştir.Hayatın  tek yöneticisi Allah'tır.Allah yer ve gök'ün ,tüm kainat ve ötesinin (ahiret aleminin) tek sahibidir.Bize verilen ömür de,hayat da O'nun elindedir.Yarattıklarına rızık veren de sadece O'dur.İşte bu nedenle biz Allah'a "RAB=herşeyi yöneten" deriz.Allah da bu sıfatını daha ilk surede açıklar: "Elhamdü lil-lâhi rab-il âlemîn=Alemlerin rabbı olan Allah'a şükürler olsun".
     Allah kendinden başka bir varlığa kul-köle olmayı yasaklar.Buna "şirk" der.Bunun cezasının çok ağır olduğunu da açıklar.Allah'a isyana çağıran ve teşvik eden hiçbir varlığa itaat edilmez.İsterse bu ana-baba olsun. "Ey iman edenler Allah'a itaat edin.Peygambere ve sizden olan (sizin gibi müslüman olup,Allah'ın Kur'anına göre sizi yöneten)  yöneticilere de uyun (tabi olun).Şayet bu yönetim esnasında,bir zorlukla (anlamadığınız bir konuyla) karşılaştığınızda ,onun çözümü için Allah'a (Kur'ana) ve peygamberin uygulamalarına bakın (müracaat edin).Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız bunu böyle yapın.Bu davranış (bu çözüm yolu) sizin için daha hayırlı          ve neticesi daha güzeldir."  NİSA suresi,ayet-59
      Peygamberimiz Hz.Muhammed a.s da "İdarecilerden kim size günah birşeyi yapmanızı emrederse sakın ona itaat etmeyin (onu yapmayın)" İbn-i Mâce.
     Allah'ın dinini insanlara göndermesindeki amacı,yeryüzünde Hak, hukuk ve adaletin yerleşmesi,iyilik ve güzelliklerin yayılması ve kendi varlığının da tanınıp,O'na razı olacağı şekilde kulluk yapmamızdır. "Ey iman edenler,sizden hayra (iyiliğe ve güzelliğe) davet eden,iyiliği emredip,kötülüğe engel olan bir topluluk oluşsun.İşte kurtuluşa erecekler ancak onlardır." Al-i İmran suresi,ayet-104
       "Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileri (dostlarıdır) dir.İyiliği emrederler,kötülüğe mani (engel) olurlar." Tevbe suresi,ayet-71
      "Ey iman edenler,nefislerinizi düzeltmek üzerinize  farzdır.Siz düzelip doğru yolda bulunduktan sonra,yolunu şaşıranlar (kâfirler) size zarar veremez.Hepinizin dönüşü  muhakkak Allah'a olacaktır.O size ne yaptığınızı haber verecektir  (hesaba çekecektir)." Mâide suresi,ayet-105
       Din insanın sadece ahiret hayatına yönelik değildir.Ahiret hayatı zaten bu dünya hayatının bir devamı niteliğindedir.Bu dünyada iyi olanlar,ahirette de iyilikle karşılık bulacaklar,kötüler de kötülüklerle karşılık bulacaklar.Peygamber a.s "Ed-dünya mezra'et-ül ahiretün=dünya ahiretin tarlasıdır" diyerek bu gerçeği açıklamıştır.
      İslam öncelikle kişilerin düzelmesini hedeflerken,kişilerden oluşan toplumu ve toplumsal hayatın da islam esaslarına uygun olmasını ister.Yani islam insanın "Aşına,işine,eşine ve hayatının her anına karışır".İslamdan başka din ve uygulamalar Allah yanında kabul görmez. "Kim ki islamdan başka bir yola yönelirse, onun seçtiği yol asla Allah tarafından kabul görülmeyecektir." Al-i İmran suresi,ayet-85

     İslamın kendine ait yönetim (yönetme) yasaları , hukuku vardır. Bu islam hukukunun kaynağı Kur'an ve peygamber uygulamaları olan Sünnettir.İslam toplumu bu yasalara uymak ve  hayatlarını bu yasalara uygun olarak devam ettirmek zorundadırlar.Yöneticiler değişse de islam yasaları değişmez.İslama uymayan yasalar,mutlaka islam inacına uygun hale getirilmelidir.Dinde islam olduğunu söyleyen kişi ve toplumlar,başka din ve inançların oluşturduğu yasalarla  hayatlarını düzenleyemezler. Bu konuda Allah'ın emri sert ve kesindir: "Allah'ın indirdiği (Kur'an)  hükümleriyle, idare etmeyenler (hüküm vermeyenler) kâfirlerin tâa kendileridir." Maide suresi,ayet-44
      İslam hukunda hükümler,vasıtaya göre değil,gayeye göre verilir.Hedef esastır.İslam toplumunda kişinin ve toplumun saadeti,mutluluğu ve daha da önemlisi Allaha layık kul olabilmesi esastır.Her türlü toplumsal yasalar buna uygun olarak oluşturulur.Örneğin içki,zina,faiz,adam öldürme,hırsızlık ve buna benzer şeyler kişi ve toplum hayatını sıkıntıya sokar,mutluluğunu ve güvenliğini tehlikeye sokar.Ahlaksızlığın yaygınlaşmasına neden olur.İslam bunların önlenmesi için yasalar koyar.İslamda, suç işlenmeden önce tedbir alınır.Suç işlendikten sonra da, yapılmasına bir daha fırsat verilmeyecek ağırlıkta (derecede) cezalar verir.Örneğin adam öldürmenin cezası,öldürülmektir.Öldürülmekten korkan biri,kolay kolay  adam öldüremez.Öldürmeğe kalkışamaz.Günümüzdeki islam dışı yasalarda bu fiilin (adam öldürmenin) cezası belki 10-15 yıl veya daha azdır.O da siyasi affa uğrarsa,belki de 3-5 sene sonra çıkar.Çıktığında da aynı işi ,yani adam öldürme işini tekrar tekrar yapar.Bu anlayış, toplum yapısını ve huzurunu bozar.Diğer suçlar da böyledir.Hırsızlık günümüz toplumlarında nerede ise en hafif suç sayılır.Bu nedenle her 5 dakikada yüzlerece hırsızlık olayı olur.Mal ve can güvenliği her an tehlikededir.İslam toplumundaki "el kesme" cesası uygulansaydı,bu suç belki %01 inecekti.Zina  da ayrı bir illet.Ülkemizde ve batı toplumlarında kadınlar bizzat kanunlarla bu işe hirerler, elde ettikleri belgelerle bu işi yaparlar.Kadınlar,erkeklere köle gibi satılır,bunun adı da "modernlik" olur.Hani modern toplumlar kadına hürriyet vermişti.Bu düpedüz yalan.Kadın hürriyetini ancak islam ile elde etmiştir.Zina  fuhşiyatı  nedeniyle  yüzbinlerce aile bu çarpıklığın kurbanı olur.Faiz ise ekonominin tam "hırsızıdır"Kapitalizm,emeği  faiz yoluyla sömürerek,insanların köleleşmesine yol açıyor.Faiz lobileri artık dünya insanlığını köle gibi yöneten hale soktular.Dünya nüfusunun %97 sinin alın teri,emeği,faiz lobisini elinde tutan %03 ün kölesi durumuna düştü.İşte bunun için bu faiz lobisi dünyada kendilerine tek engel ve alternatif olarak İslam anlayışını ve yaşayışını  gördü ve islamı hedef aldı.Son günlerde islam=terör dediler.Kendi vahşî düzenlerini devam ettirmeleri için islama,gerici,çağdışı yaftasını taktılar.Maksatları dünya kamu oyunda islamı kötü gösterip,kendi vahşî  sistemlerini devam ettirmektir.Bunlar bununla da kalmadı, daha başka oyunlara  da girdiler,islam şeriatı diye ortaya koydukları " vahhabi ve molla" düzenlerindeki karanlık uygulamaları,sanki islamdanmış gibi göstermeğe çalışarak,insanların islama "öcü" gözüyle bakmasını sağladılar.Unutmayın ki islam,ne Suud düzeni olan vahhabi anlayışı,ne de şia (islamdışı) anlayışı olan İran Molla düzeni değildir.Hele hele CIA nın kurup organize ettiği ve yönettiği El-Kaide terör düzeni hiç değil.İslam adı üstünde "BARIŞ DİNİ VE BARIŞ SİSTEMİDİR." 
       Problemin çözümsüzlüğü  günümüz müslümanlarının daha iman edemedikleri,sadece müslüman (teslim) olarak kalmalarıdır.Yani İmanlarını kalblerine,gönüllerine yerleştirememeleri ve dinin gereğini yerine getirememeleridir..
   "İnsanlardan (bazıları) biz iman ettik dediler.De ki: siz kalblerinizle iman etmediniz,sadece müslüman  (teslim) olduk deyin.Henüz onların kalblerine iman girmemiştir.Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz,sizin amellerinizden (işlerinizden) hiçbir şey eksitilmez.Çünkü Allah gafurdur (bağışlaması çoktur)Rahimdir (çok merhametlidir)." Hucurat suresi,ayet-14
     Eğer müslüman olmaktan,Mü'min olmağa ve hatta takva sahibi olmağa çıkmak istersek,Allahın Kuranına kulak verip gereğini yapmamız şarttır.Yoksa sadece müslümanlıkta kalmak,bizi kurtarmaz.İbadetsiz,islama hizmetsiz bir müslümanlık sadece "dilde müslümanlıktır" Allah bunda kalmamamız için bizi uyarıyor.Kulak verelim ilahi mesaja.Hedefimiz iyi bir MÜ'MİN olmak olsun.İyi bir mü'min,başkalarını da islama,Allah'a davet edendir.Biz de bu yolda olalım.Küfre ve küfür düzenlerinin gelişmesi için değil,islamın,HAK düzeninin yerleşmesi ve tüm insanlığın mutluluğu için çalışalım.Dünyanın oyun ve eğlencesi bizi aldatmasın.Unutmayın kabul etmeseniz de bu hayatın bir de ahiret tarafı var.Orada rahat olmanın,huzur bulmanın  tek yolu Allah'a kulluktan geçer.Allahın yasaklarından uzak durarak,emirlerini yerine getirmekten geçer.Takdir sizin.tercih sizin.
        

Monday, 24 June 2013

MÜ'MİN VE MÜTTAKÎ

        Mü'min ve Müttakî ifadelerini bizzat Allah Kur'anda kullanıyor.Bunlarla da kendine inananlar ve inançlarındaki samimi bağlılıklar anlatılır.Öncelikle Yüce Allah  bizi de bu sevdiği ve övdüğü sınıflardan eylesin inşallah.
       Şimdi bu kelimelerin içerisini yine Kur'an ifadeleriyle dolduralım: Allah Kur'anın ilk suresi Fatihaya "elhamdulillahi rabbil alemin=alemlerin rabbı (yaratanı ve yöneteni) olan Allah'a hamd (teşekkür,şükür) ederim." diye bir ifade koymuş ve bizim de hayata ve olaylara bakış açımızda öncelikle bu ifadeyi başlangıç ifadesi olarak,Allah'a şükrün bir emir olduğu anlayışını kabul etmemiz gerektiğini vurgulamak istemiştir.Daha sonra da bize aynı sure, "iyyake nağbüdü=ancak sana kulluk ederiz (ibadet yaparız),ve iyyake nestaiğn=ve ancak senden yardım isteriz" dedemizin gerektiğini de ayrıca başka bir emir olarak  daha ilk baştan hatırlatıyor.İşte bu emirler bizler için çok önemli "FARZ"lardandır.
     Daha sonraki sûrede de bize emirlerini sunduğu kitabı,KUR'ANI  tanıtıyor ve: "zalikel-kitabü lâ raybe fih=işte bu kitapta asla şüphe uyandıracak birşey yoktur. Hüden-lil  müttâkîyn=müttaki-
ler (Allah'a gönülden bağlı olanlar) için bir hidayettir (kurtuluş ve mutluluk bilgilerinin toplandığı bir kitaptır) "
       Ardından da bu müttakileri tanıtıyor:Ellezîne yü'minûne bil-gaybi=Onlar (müttakiler), gayba (bilinmeyen aleme) inanırlar. Ve yükîmünes-sâlâte=Namazlarını (dosdoğru gereği gibi) kılarlar.Ve mimmâ razeknâhüm,yünfikûn= Ve kendilerine verilen rızıklardan (Allah rızasını kazanmak için) harcarlar.(muhtaçlara verirler).Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke,ve mâ ünzile min kablikum=İşte onlar (müttakiler) kendilerinden önceki (ümmetlere) gelen kitaplara da inanırlar.Ve bil-âhıratühüm yûkınûn= Ve (onlar aynı zamanda) ahiret alemine de yakîn (görüyormuş gibi kesin ) olarak inanırlar.Ülâike alâ hüden min rabbihim=Onlar için Rablerinden bir hidayet (kurtuluş) vardır.Ve ülâike hüm-ül muflihûn= ve işte onlar için bir kurtuluş vardır."
         Allah kısaca müttakileri de böylece tanıttıktan sonra,onların vasıflarını da zaman zaman ayetlerinde açıklar.İşte onlardan bazıları: "O mü'minler ki,namazlarında tavazu (saygılı) ve içten bağlılık gösterirler." Mü'minun suresi-2
        "Onlar (mü'minler),boş sözden ve boş işlerden (faydasız olanlardan) uzak dururlar."Mü'minun suresi-3
        "Onlar,namuslarını (şeref ve haysiyetlerini) korurlar."Mü'minun suresi-4
        "Onlar (mü'minler) emanetlerine ve verdikleri söze uyarlar (yerine getirirler)."Mü'minun suresi-8
       "Onlar namazlarını gereği gibi ve devamlı olarak kılarlar."Mü'minun suresi-9
       "Muhakkak mü'minler kurtuluşa erenlerdir."Mü'minun suresi-1
       "İşte bu vasıflara (özelliklere)  sahip olanlar,(Allah'ın) varisleridir. (Allah'ın vaad ettiği güzelliklere aday olanlardır)" Mü'minun suresi-10
      "Onlar Firdevs cennetine (cennetin en güzel bölümlerinden birine) layıktırlar.Onlar orada ebedî (sonsuza kadar-ölmeyecek şekilde) orada kalacaklardır."Mü'minun suresi-11
     Daha birçok özellikleri vardır mü'minlerin.Mü'min Allah'a ve gönderdiklerine inanan ve gereğini yerine getiren kullardır.Allah'ın emrine uymayanlar,yerine getirmeyenler bu sınıftan değillerdir.Allah bunun dışında kalanlara,yani dilden ben de inandım dediği halde,namaz kılmayan,malından sadaka vermeyen,Allahın haramlarından kaçınarak,helal kıldığını yapmayanlara bu ifadeyi MÜ'MİN VE MÜTTAKİ  ifadesini kullanmıyor.Onlara bu sıfatı vermiyor.Şimdi siz düşünün namazsız,sadakasız,ibadetsiz bunca müslüman olduğunu sananlar var.Bunlara biz ayıp olmasın diye müslüman desek de Allah onlara bu ismi layık ve uygun görmüyor.Boşuna aldanmayalım ve de aldatmayalım.Çünkü insanların değeri Allah katında ancak amelleri ( yaptıkları işleri) kadardır. "Ve enleyse lil-insani illâ mâsâ'a=insan ancak çalıştığının karşılığını alır" ayeti bütün insanlar için TEK ÖLÇÜDÜR.Sen bu dünyada ne ekersen,ahirette onu bulacaksın.Şer yaptığında,cezasız kalmadığın gibi,hayılı işler yaptığında da mükafaatsız kalmayacaksın.Ahirette bu dünya amellerinin iki karşılığı vardır.İyiler için=cennet,kötüler için=cehennem.Daha üçüncü bir yer yoktur.Karar sizin.
       Bakın Allah bir kez daha uyarıyor kullarını: "Sizi gerçekten boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemiyeceğinizi mi zannettiniz?" Mü'minun suresi-115
      Allah mü'minlerin özelliklerini anlatırken onların kendi emirlerine uygun yaşamayı ön plana aldıklarını ve her işlerinde Allah'ı ön planda tuttuklarını anlatır. " Mü'minler,aralarında hüküm vermek veya verilmek istendiğinde Allah'ın kitabına ve peygamberine uyun  çağrısıyla karşılaştıklarında dinledik ve itaat ettik derler.İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir."Nur suresi-51
         "Mü'minler,yalancı şahitlik yapmazlar,boş konuşmalara karışmazlar,onlardan uzak dururlar." Furkan suresi-72
       "Onlar (mü'minler) Allah'ın ayetleri kendilerine hatırlatıldığı zaman sağır ve dilsizler gibi (duymamazlıktan ve yerine getirmemezlikten) kaçınırlar.Verilmek istenen öğüdü alırlar ve gereğini yerine getirirler.
       Müslüman Allah'a kul olduğu kadar değerlidir.Kulluk yapamayanların hayvanlardan ne farkı vardır. "O halde gerçek müslüman olarak kendini dine yönelt (dinin emirlerine uy).Allah insanları dinini kabul edebilecek özellikte yarattı.Allah'ın dinini değiştirmeğe kimsenin gücü yetmez.İşte doğru din budur.Fakat insanların çoğu bunu bilmez."Rûm suresi-30
       İnsanlar Allah'a kulluk,ibadet yaptıkları kadar değerlidir.İbadetsizlerin Allah katında değeri yoktur. "De ki,sizin ibadetiniz olmazsa Rabbim sizi ne yapacak. (sizin değeriniz olmaz ki).Madem ki,bundan kaçındınız (kulluk yapmaktan uzak kaldınız),inkâr ettiniz,o halde ceza sizlere kesin olarak gelecektir." Furkan suresi -77
      Siz,Allah'a kulluktan uzak durarak kendinizi aldatmaktan başka iş yapmış olamazsınız. "Bu dünya hayatı,ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir.Ahiret yurdu ise bakîdir (ölümsüzdür).İşte gerçek hayat budur.Eğer (keşke) bunu bir bilseydiniz."Ankebut suresi-ayet-64
   Allah,kulların kabahatlarını,günahlarını bağışlamayı da sever.Ama bu da ancak bir daha o kötülüklere dönmemek üzere yapılan tevbeler için geçerlidir. "Ancak  tevbe eden ve iman edip ardından da güzel amel yapanların kötülüklerini Allah iyiliğe çevirir.Allah çok bağışlayıcıdır,çok merhametlidir." Furkan suresi-70
     Sözü özü,insan ve kul olduğumuzu,imtihana tabi tutulduğumuzu bir an dahi olsa hatırdan çıkarmayalım.Nefsimiz ve şeytanlar bizi Allah'a kulluktan uzak tutma çabasındadırlar.Şeytanlar bu işleri bizzat bizim nefsimize telkin etmekle ve tuzağına düşürdüğü şeytanlaşmış insanlarla yapar.Çoğu insanlar arkadaş kurbanıdır.Kötülerle arkadaşlık yapanlar,asla iyi bir mü'min olamazlar.Sana en güzel arkadaş yine mü'mindir.Allah düşmanlarıyla arkadaşlık kuranlar,unutmasınlar ki,bir gün gelir onlar da Allah düşmanı olurlar.Allah düşmanları asla Allah'a karşı koyamazlar,dünyaları belalarla dolu geçer,ahiretleri de ebedi cehennem olur.Düşünen insanlar için Kur'an bir rehberdir,kurtuluş yoludur.İşte bunun için Allahın ilk emri "OKU"dur.Okuyacaksın Kuranı,okuyacaksın kainat ayetlerini.Göreceksin gerçekleri,bulacaksın Allah'ı.Gerisi oyun ve eğlencedir.Eğlence bitince de herşeyin boş olduğunu göreceksin.Boş olmayan ahirete hazırlıktır.Kulluktur.İbadetlerdir.

Thursday, 20 June 2013

DİNDE OLMAYAN BATIL İNANIŞLAR

    İnsanlar, zaman  zaman Allah'ın gönderdiği  doğru dinden ve bu dinin doğru bilgilerinden uzaklaşarak bazı sapık inanışlara düşüyorlar.Bunları tekrar yola getirmek için Allah kullarına ilahi mesajlarını  peygamberler aracılığıyla defalarca tazelemiş.Bu son tazeleme (yenileme) işini de son peygamber  Hz.Muhammed a.s aracılığıyla yapmıştır.Bunu yaparken de "ALLAH KATINDA TEK DİN İSLAMDIR" (Al-i imran-19) diye de uyarı yapmıştır.Hatta son gelen ayetlerle de "BUGÜN DİNİNİZİ TAMAMINA ERDİRDİM,DİN OLARAK SİZE DE İSLAMI SEÇTİM".diyerek son bir kez daha peygamber aracılığıyla bu uyarıyı bizlere yapmıştır.
    Durum gayet açıktır.Din sadece Allah'ın gönderdiği ilahî kitap olan KUR'AN'da anlatılan dindir ve adı da İSLAM'dır.Bunun dışındaki din olarak bize sunulanlar  islam dini değildir.Yani Allah'ın dini islam değildir.Kulların kendilerince oluşturdukları sapıklığın adıdır.Allah böyleleri için  "DİNLERİNİ PARÇA PARÇA EDEREK GRUPLARA AYRILANLAR VAR YA,SENİN ONLARLA HİÇBİR İLGİN OLAMAZ.ONLARIN HESABI ALLAH'A KALMIŞTIR.ALLAH ONLARIN YAPTIKLARI (yanlışlıkları) NI BİLDİRECEKTİR."En'am-159
     Müslümanım demek,Allah'ın gönderdiği Kur'anı kabul edip,ondaki hükümlere teslim olan demektir.Kuran dışı herhangi bir işini,amelini din adına,dinden diyerek yapamaz.yaparsa onun müslümanlığı bozulmuş olur.İmanı zedelenmiş ve işin içine şeytan girmiş olur.Peki  bu nasıl olur? Birkaç örnekle izah edelim.Bakın şu ayeti asla unutmayın.Fatiha suresindeki bu ayet,"İYYAKE NAĞBÜDÜ=ANCAK SANA KULLUK YAPARIZ, VE İYYAKE NESTA'IĞN= VE ANCAK SENDEN YARDIM İSTERİZ".Evet bu ayeti her namazda okuduğu halde,ne yazıkki bazen bunu unutarak,yardımı başka kullardan (şeyhlerden,veli denenlerden) umut etmeğe,hatta ölülerden (yatır denen mezarlardan) beklemeğe başlarlar.Bu kelimenin tam anlamıyla ŞİRK'tir.Çünkü Allahtan başkasından yardım dilenmek şirktir.Peygamber zamanında mezar ziyaretleri önce yasaklanmıştı.Çünkü o zamanki müslümanlar putçuluğu bırakarak islamı seçmişlerdi.Mezarları ziyaretlere devam ederlerse,kalblerinde islam imanı iyi maya tutmaz ,ikilem yaşayabilirler endişesi vardı.Ne zaman müslümanlar olgunlaştı,peygamber mezar ziyaretini serbest bıraktı ve bunu da ölüm sizin için bir ibrettir, hatırlaması yaparak, kabirleri ziyaret edebilirsiniz demişti.Yoksa oraya konan cansız bedenlerden,çürümüş kemiklerden oluşan  cesetlerden medet beklenmeyeceğini öncelikle ikaz etmişti.Buna rağmen son zamanlarda peygamberin söylemesi mümkün olmayan uydurma hadislerle,güya peygamber mezarlıktan geçerken,bazılarının azap çektiğini söylemiş ve bunlar idrarlarına dikkat etmedikleri için bu azabı çekiyorlar diye de ilave ettiğini söylerler.Bu ve benzeri sözler asla hadis değildir.Yalandır,iftiradır peygambere.Peygamber böyle saçma şeyler söyleyemez.Çünkü "gayıptan-gelecekten haberi ancak Allah bilir" inancına sahip olan ve bunu ümmetine anlatan bir peygamberdir.O hem Gaybı ancak Allah bilecek diyecek,sonra da kendi gaybtan haber verecek.Olur mu böyle saçmalık.OLAMAZ.İşte bu peygambere atılan en büyük iftiradır.Allah: "EĞER O PEYGAMBER,BAZI SÖZLER UYDURUP BİZE İSNAT ETSEYDİ,ELBETTE BİZ ONU KUVVETLE YAKALAR VE ONDAN İNTİKAM ALIRDIK".Elhâakka suresi-44,45 ayetleri

     Bu ayeti bilen bir peygamber kendi kafasına göre din veya dini esaslar koyabilir mi? KOYAMAZ elbette.Peki peygamber dahi din adına birşey ortaya koyamazken,bu yetki ona verilmezken,kendini alim,şeyh sanan zavallılar nasıl olur da din adına ,dinde yeri olmayan şeyleri koyarlar.Hadi onlar bu sapıklığa düştüler,peki müslümanım dedikleri halde bu sapıkların uydurduklarını din olarak,dindenmiş gibi olduğunu nasıl kabul ederler.İşte burada herkes Kur'anla arasındaki ilişkiyi sorgulamalı.Örneğin Yatır ziyaretlerinin islamda hiçbir değeri yokken,Allah "SİZ ÖLÜLERE BİRŞEY DUYURAMAZSINIZ" derken,bu saçma yatır denen mezar ziyaretleri,oralarda yapılan dualar,adanan adaklar,onlar adına verilen sadakalar,kesilen kurbanlar niye.Bunların tamamı şirktir,batıldır.Kimse bunu kalkıp savunamaz.Savunursa ben ona dinden haberin yok,Kurana bir bak derim.Örneğin Mevlid denen şiirleri,ilahi denen şiirleri dini bir atmosfer için de sanki dinden bir emirmiş gibi ibadet anlayışıyla yapmak.Bu ne kadar saçma bir inanış.Kuran varken bunlar nereden çıktı.Mezarlarda Kuran okumak,ölü arkasından 40.-52.günler uydurup adına mevlidler,Kuran okumak ve helva dağıtmak.Bu ne biçim din anlayışı.Ölen ölmüştür.Ona sen bir şey ulaştıramazsın.Onlar için sadece bağışlanmaları için DUA edersin.Kuran ölülere inmiş bir kitap değildir.Kur'anda geçen ayetlerden bir tane bile bulamazsınız,ölüler için inmiş olsun.Kuran sadece ve sadece dirilere,hayatlarını Kurana göre ayarlamaları için gönderilmiştir.Kurana saygı duvara asmak değil,bizzat anlayarak okumakla olur.Bu arada ,Kur'ana abdestsiz dokunulmaz diye de bir yalan uydurulmuş.Kur'anda abdest ile bir ayet vardır o da Maide suresinde 6.cı ayette geçer.O da sadece namaz kılmak içindir.Bunun dışında Kuranda bir abdest emri yoktur.
      Bir de ruhların gece-gündüz bazı yerleri ziyaret ettiği inancı vardır.Bu da Kuran dışı bir inanıştır.Böyle bir durum asla söz konusu değildir.Ruhlar kıyamet gününe kadar yerlerinden ayrılamazlar.Kıyamet günü ise yeni yaratılacak bir bedenle birleşerek,Mahşer yerine giderler.hesapları görülürek ya cennete,ya da cehenneme  giderler ve bir daha ölüm söz konusu olmaz.Orada yaratılan beden asla ve asla bu dünyadaki beden değildir.Ahiret şartlarına uygun yaratılan bedenlerdir.Çünkü Allah cehennemde işke çekenlerin derileri yanacak ve yeni derikler oluşarak bu işke sürekli olacaktır diyor.Bu bedenin derisi bir yansa,bir daha kendini yenileyebilir mi.Olamaz.Sonra Cennettekiler istedikleri yerlere,istedikleri anda ulaşırlar deniyor.Cennette uçak araba olmadığına göre bu bedenle (yerçekimiyle) nasıl insanlar istedikleri yerde,istedikleri anda olabilsinler.
     Çok yanlış olan bir gerçekte şehitlerin velilerin ruhları,müslümanlara cephelerde yardım eder inancı var.Bu da tamamen batıl bir inanç.Elbette Allah kullarına yardım ediyor.Bu yardımını ruhlar aracılığıyla değil,bizzat Melekleriyle yapıyor.Bu konuda açık açık ayetler var Kuranda.Göklerin ve yerin ordularından maksat meleklerdir,ruhlar değil.
   Şefaat inancı da islama,tarikatlar tarafından sokulmuş başka bir sapıklıtır.Şefaat,Allaha karşı torpil yapmaktır.Bu saçmalığı kim yapabilir.
  İsa'nın gelişine inanmak,mehdi beklemek,deccal inancı gibi sapık inançların da islamda asla yeri yoktur.Kıyamet ansızın gelecek diyen Allaha rağmen hala kıyamet alametlerinden söz etmek ne kadar saçma bir inanış.Ansızın gelecek olan kıyametin alameti olur mu? OLAMAZ.İşte bu saçmalıklara kaynak olarak Kur'anda rastlamadıkları için hemen kendilerine uygun hadis uydururlar.Kuranda yok ama hadislerde var diye dinde olmayan bir inanışı var gibi gösterirler.Halbuki peygamber Kuran dışı asla birşey söylememiştir.Onun uygulamaları,sözleri hep KUR'ANdır.Böyle yaparak hem Allaha şirk koşuyorlar,hem de peygambere iftira atıyorlar.Hadis diye ortaya çıkan sözler,peygamber öldükten 100-150 sene ortaya çıktı.Hatta peygamber kendi zamanında sözlerinin yazılmasını bile yasaklamıştı.Buna rağmen bu yola başvurdular.Çünkü Kuran bizzat Allahın korumasında olan kitaptır.Ona ilaveler yapamazlar.Bu nedenle kurana sanki alternatif gibi hadisleri gösterirler.Bu yol KAFİRLERİN yoludur.Allah "BİZ BU KİTAPTA HERŞEYİ AÇIK AÇIK BİLDİRDİK" dediği halde kendi kafalarına göre din uyduranlar bilsin ki,şeytana uşaklık ediyorlar.Dikkatli olmak gerek.Bunun için de her müslüman bizzat Kuranı anlamağa çalışmalıdır.

Wednesday, 15 May 2013

A'RAF VE İMTİHAN

       A'raf veya arasat yaklaşık aynı anlamda olup, "iki şeyi birbirinden ayıran" anlamına gelir.Kur'an-ı Kerimde bu konuda ismi  A'raf  olan bir de sure vardır.Cennet ile cehennem arasında bulunan bölgenin adıdır. "İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'raf üzerinde de herkesi sîmalarından (yüzlerinden) tanıyan adamlar  (insanlar) vardır ki,bunlar henüz cennete giremediklerine rağmen, (cennete girmeyi umarak) cennet ehline,selâm size diye seslenirler." (A'raf-46)  "Gözlerini cehennem ehline çevirerek de,Ey Rabbimiz bizi zalimler topluluğuyla beraber bulundurma,derler." (A'raf-47) Ayetlerde devam edilerek: "A'raf ehli,simalarından tanıdıkları bazı insanlara da seslenerek:Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz büyüklükleriniz size hiçbir fayda sağlamadı derler." (A'raf-48)
      Bu ayetler bize A'raf hakkında az da olsa bilgi vermektedir.Buradan da anlaşılacağı gibi insanlardan öncelikle,dünyada sorumlulukla yükümlü olan kişiler imtihana tabi olacaklar ve onların yerleri cennet veya cehennem olarak belirlenip oralara gönderilecekler. A'raf bölgesinde ise Allah-u âlem,dünyada iken sorumluluk sahibi olmadan önce ölen çocuklar veya akıldan noksan insanlar olsa gerek.Çünkü bu tipler kıyametteki hesaptan sorumlu değillerdir.Sorumlu olabilecek güç ve yetki kendilerine dünyada iken verilmemiştir.Bu nedenle de hesaba çekilmeyeceklerdir.Bu insanlar bir müddet A'raf denen bölgede kalacaklar veya belki de devamlı olarak burada kalacaklar.Bunu ancak Allah daha iyi bilir.Bunların hesabı Allah'a kalmıştır.
       A'raf suresinde, önce insanın ilk yaratılışına dikkat çekilir.Bu yaratılışın hemen ardından,Allah melekleri ve İblis'i (cinlerin atasını) imtihana tabi tuttuğu olayı anlatır.Ademin (ilk insanın) yaratılmasıyla ilgili meleklere ve İblis'e  "Ademe secde (itaat) edin" diye bir emir yöneltir.Bu imtihanda melekler emre uyarak imtihanı kazanırken,ilerde Şeytan  ismiyle anılacak ,cinlerin atası olan İblis,emre uymayarak imtihanı kaybeder.İmtihanı kaybeden İblis,kendi sapıklığına sebep olan insan oğluna kin tutar ve onları yoldan çıkarmak için Allah'tan zaman (mühlet) talebinde bulunur :."Bana tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman (fırsat) ver dedi." A'raf-14.İblisin bu isteği,"Haydi sen mühlet (fırsat) verilenlerdensin dedi (Allah)"  şeklinde kabul edildiği anlaşılıyor. "İblis,öyle ise beni azdırmana (imtihanı kaybetmeme) karşılık yemin olsun ki,ben de senin doğru yolunun üzerine oturacağım dedi."( A'raf-16) "Sonra,kesin olarak onlara (insanlara) önlerinden,arkalarından,sağlarından,sollarından yaklaşacağım (çeşitli vaadlerde,isteklerde bulunacağım) ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulamıyacaksın,dedi." (A'raf-17) Şeytanın bu  çıkışına karşılık: "Allah ,haydi yerilmiş (lanetlenmiş) ve kovulmuş olarak,oradan (o makamdan) in aşağı.Yemin olsun ki,kim sana uyarsa,onlarla birlikte hepinizi cehenneme dolduracağım dedi." (A'raf-18)
       Bu olaydan sonra,Allah insanoğlunun atasına güzel imkânlar sundu ve onları âdeta cennet benzeri bir bölgeye yerleştirdi. Orada yaşamalarını da bir şarta bağladı: "Ey Adem,sen ve eşin şu cennet benzeri güzel bahçeye yerleşin.Dilediğinizden yeyip için,fakat şu ağaca sakın yaklaşmayın (meyvesinden yemeyin) Sonra (yerseniz) zalimlerden olursunuz,dedi" (A'raf-19)Şeytanı da kendi isteğine uygun olarak serbest bıraktı. İblis (şeytan),hiç zaman geçirmeden, insan atası Adem ve eşini Allahın yolundan çıkarmak için
hemen  işe başladı: "Onlara (Adem ve eşine) vesveseler vererek, Onların sahip oldukları TAKVA ELBİSESİNDEN  (Allah'ın emrine uyma ,Onun rızasını umma özelliklerinden)  soymak (uzaklaştırmak) için,Rabbiniz bu ağacı,size sizin ebedî ölümsüzlüğünüzü önlemek için yasakladı. (Bundan yerseniz ölümsüz bir hayata erersiniz diye yasakladı dedi)   (A'raf-20)  Onları çeşitli yemin ve hilelerle aldattı.Takva elbiselerinden uzaklaştırdı.Onlar da böylece ilk imtihanı kaybetmiş oldular.Fakat arada bir fark vardı.İmtihanı kaybeden İblis,ukâlâlık ederek haddi (sınırı) aşıp,sapıklığında devam için izin isteğinde bulunmasına rağmen,İblisin sözüne kanarak,yasak olan sınırı geçen (yasak meyveyi yeyen Adem ve eşi hemen  Tevbeye başladılar: "Ey Rabbimiz biz kendimize zulmettik.Eğer sen bizi bağışlamaz ve bize acımazsan,mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz." dediler.Burada bizim için çok önemli mesajlar veriliyor:
      1-Şeytan bize değişik yönlerden ve değişik vesveselerle yaklaşır ve bizi yoldan çıkarmak için çeşitli güzel vaadlarda bulunur.
      2-Yanılır da hataya düşersek,şeytan veya şeytanlaşmış insanlar bizi yoldan çıkarırlarsa,hiç zaman geçirmeden hatalarımızdan pişmanlık duyarak Tevbe etmemiz gerektiği vurgulanır.Günahta israr etmek bir şeytanî özelliktir.Bunu asla yapmamalıyız.
      3-Şeytanın binbir çeşit vesvesi vardır.Bunlar illâ da kötü vesveseler olmayabilir.Hatta iyi niyet gösterisi yaparak bizim iyiliğimizi istermiş gibi görünerek bizi yoldan çıkarır.
     Bazen bizi zühte,takvaya,dünyadan el-etek çekmeğe sürükler gibi olur.Bize iyi şeyler tavsiye ediyormuş gibi görünerek dünyadan ve dünya nimetlerinden uzak tutmağa çalışır.Bu konuda da Allah bizi uyarır ve dikkatli olmamızı ister: "De ki,Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?De ki,onlar (dünya nimetleri) dünya hayatında ve özellikle ahirette mü'minlerindir.İşte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz."  (A'raf-32)
        Bu ayet ne kadar açık değil mi? Bazıları kefenin cebi yok,ne yapacaksın da bu kadar dünyalık yaparsın,hatta daha da aşırı giderek,bu kadar dünya nimetlerini bir arada tutma,yeme-içme,sonra ahirette bulamazsın gibi saçma sapan telkinlerde bulunurak,Allahın helal kıldığı nimetleri kendilerine ve başkalarına yasak ederler.Yememelerin tavsiye ederler.İşte bunlar da şeytanın başka bir oyunudur.Bir lokma,bir hırka anlayışının islamda yeri yoktur.Dünyadan el-tek çekerek inzivaya çekilmek islamda yoktur.Dünya nimetlerini kendine haram kılmak islamda yoktur.Haramlar ve helaller bellidir.Bunların dışındakileri haram veya helal kılmak şirktir.Kendini Allah yerine koymaktır.Kimileri bunu açıkça yaparken,kimileri de gizli telkinlerle yapar.Farkeden birşey yoktur.Şirkin gizlisi de açığı da şirktir.Bakın bu konuda ayet kesin:" De ki,Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri,günahı ve haksız yere sınırı aşmayı,hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi,Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi size haram kılmıştır." (A'raf-33)
     Allah'ın koyduğu sınırlar Kur'an-ı Kerim'de açıklanmıştır.Bir müslüman olarak bize düşen görev,İmanımızın esaslarını oluşturan bu kitabı  ANLAYARAK  okumaktır.Ben anlamıyorum mazereti geçersizdir.Allah bu imkânı herkese vermiştir.Yeterki biz çaba gösterelim.İllâ da arapça bilmek zorunda değiliz.Arapça bilip de bize tercümelerini sunan insanların eserlerinden yararlanabiliriz.Ya da bildiğimiz doğruları bir başkasına  tebliğ edebiliriz.Bize düşen görev de budur.Peygamber görevini yapmış,insanlara ilâhi mesaj  olan Kur'anı tebliğ etmiştir.Hatta bunu bizzat yaşayarak yapmıştır.Şimdi sıra bizde.yarın da başkalarında.Bu görev kıyamete kadar sürecektir.Bizler yapmazsak,Allah bunu yapacak başka insanları elbette bulup çıkarır.Önemli olan bu şerefe bizlerin de sahip olması.Çalışmak bizden,yardım Allah'tandır.İnşallah.

Wednesday, 3 April 2013

KUR'ANDAN MESAJLAR

    Kur'an,  insanlara bildirilen ilahi mesajların tamamıdır.Hz.Ademden,Hz.Muhammed'e kadar gelen tüm ilahi mesajların tamamı Kur'anda toplanmıştır.İşte bu nedenle Allah "BU KUR'ANI BİZ İNDİRDİK,ONU DA BİZ MUHAFAZA EDERİZ" der.Yani,Allah Ademe,Musaya,İsaya,Nuha Yunusa,Yusufa velhasıl hangi peygamberle ne mesajlar gönderdiyse hepsi Kur'anda toplanmıştır.
    "İŞTE BU KUR'AN MUAZZAM BİR KİTAPTIR.ONU BİZ İNDİRDİK,O ÇOK MÜBAREKTİR.ARTIK BUNA UYUN,EMİRLERİNE BAĞLANIN VE ALLAH'TAN KORKUN,TA Kİ,MERHAMET OLUNASINIZ"  Enam suresi,ayet-155
     Kur'an insanlığa uyulması için gönderilen bir kitaptır.Bize düşen bu ilahi mesajları anlamak ve gereğini yapmaktır.
     "RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLEN KUR'ANA UYUN. (emirlerine ve hükümlerine bağlanın) ALLAH'TAN BAŞKA DOSTLAR EDİNİP,ONLARA UYMAYIN.SİZ NE AZ DÜŞÜNÜYORSU-NUZ." A'raf suresi,ayet-3
      Allah bizden kulluk yapmamızı ister.İlahi mesajları da,nasıl kul alabileciğimizin yolunu gösterir.Kur'an olmadan doğru yol bulamazsınız.Kulluğun icaplarını yerine getiremezsiniz.İşte bu nedenle ilahi mesajlar bütünü olan Kur'ana kulak vermek,onu anlamak ve yaşanır hale getirmek zorundayız.
      "ONUN İÇİN SEN EMROLUNDUĞUN  ŞEKİLDE,BERABERLERİNDE TEVBE EDENLERLE DOSDOĞRU OL.(Kur'ana uygun yaşa)  AŞIRI GİTMEYİN.ÇÜNKÜ ALLAH YAPTIKLARINIZIN HEPSİNİ TÜMÜYLE BİLİR." Hud suresi,ayet-112
     "BİR DE ZALİMLERE MEYLETMEYİN .SONRA SİZE ATEŞ DOKUNUR.ALLAH'TAN BAŞKA YARDIMCILARINIZ DA YOKTUR.SONRA AZABINDAN KURTULAMAZSINIZ."
                                                                                   Hud suresi,  ayet -113
     Allah asla kullarına zulüm yapmaz.Ancak kullar kendi kendilerine yaptıkları işlerle zulüm ederler.Hatta Allah zulme bile karşıdır.Zulmü şiddetle reddeder.Zulüm işkence demektir.İnsanlar haramlar yaparak,yasakları çiğneyerek hem kendilerine,hem de başkalarına zulüm ederler.
      "DOĞRUSU ALLAH,İNSANLARA ZERRECE  ZULMETMEZ. FAKAT İNSANLAR  KENDİLERİNE  ZULMEDERLER."   Yunus  suresi,ayet-45
       Kur'anın haber verdiği, haberler mutlaka gerçekleşecek.  "KUR'ANDAKİ HER HABERİN TAHAKKUK EDECEĞİ MUAYYEN BİR  ZAMANI VAR. ARTIK YAKINDA   ÖĞRENİRSİ-NİZ."  Enam suresi,ayet-67
       Bir müslüman olarak Kur'ana sahip çıkıp,onu anlamak zorundayız.Kur'ana karşı tavır takınanlara,biz de mutlaka tavır koymalıyız.  "KUR'AN AYETLERİYLE ALAY EDENLERDEN YÜZ ÇEVİR."  Enam suresi,ayet-68
     "ALLAH'IN AYETLERİNİN ALAYA ALINDIĞI VE İNKAR EDİLDİĞİ BİR BİR TOPLULUKTA OTURMAK HARAMDIR."  Nisa suresi,ayet-140

Sunday, 17 March 2013

MÜNAFIK

   Münafık,göründüğü gibi olmayan,ya da olduğu gibi görünmeyen,niyetlerini ve amaçlarını gizli tutan, Allah'a inanmadıkları halde ,inanmış gibi görünenlere denir.Allah bu tiplerin tehlikeli olduklarını ifade etmiştir.Bunlardan korunmak gerektiğini de söylemiştir..
   Günümüz de bu münafıkların yüzlerce çeşidi vardır.Her çeşidini Allah lanetlemiştir.Hatta bu konuda Kur'anda bu adla anılan MÜNAFIKUN suresi vardır.Onun ilk ayetlerinde bile hemen onların en belirgin özellikleri anlatılır.:"MÜNAFIKLAR SANA GELDİKLERİ ZAMAN,ŞAHİTLİK (yemin) EDERİZ Kİ,SEN MUHAKKAK ALLAH'IN ELÇİSİSİN,DERLER.SENİN MUTLAKA KENDİSİNİN ELÇİSİ OLDUĞUNU ELBETTE ALLAH BİLİR,MÜNAFIKLARIN YALANCI OLDUKLARINI DA ALLAH BİLİR (şahitlik eder)." Münafıkun suresi,ayet-1
    Dikkat ederseniz,insanlar münafıklıklarını başka insanları kandırmak için kullnırlar ve YALAN söylerler.Demek ki,yalan söylemek münafıklık alametlerinden (işaretlerinden,belirtisinden ) biridir.Bu nedenle yalandan sakınmamız gerek.(münafıklık damgası yememek için)
   "YEMİNLERİNİ KALKAN YAPIP (İNSANLARI) ALLAHIN YOLUNDAN ÇEVİRDİLER.ONLARIN YAPTIKLARI NE KÖTÜDÜR." Münafıkun suresi,ayet-2
   Demek ki,münafıkların bir özelliği de durmadan yalan yere yemin etmeleridir.Münafıkların münafık olarak anılmaları veya münafık damgasıyla damgalanmalarını ise Allah şöyle açıklıyor: "BUNUN SEBEBİ ŞUDUR Kİ,ONLAR İNANDILAR,FAKAT SONRA İNKAR ETTİLER.BU YÜZDEN KALPLERİNİN ÜZERİ MÜHÜRLENDİ.ARTIK ONLAR ANLAMAZLAR." Münafıkun suresi,ayet-3
       Münafıklar laf cambazlarıdırlar.Konuşurken insanları kandırmak için her türlü güzel ve büyüleyici kelimeleri seçerek konuşurlar.Bunları iyi tanımak gerek.Allah bunların bu özelliklerini şöyle anlatır: "ONLARI GÖRDÜĞÜN ZAMAN ŞEKİLLERİ (konuşmaları ve kılık-kıyafetleri) HOŞUNA GİDER.KONUŞTUKLARI ZAMAN HOŞUNA GİDER,ONLARI DİNLERSİN.ONLAR SANKİ ALALADE (düşecekmiş gibi duran) DAYALI KERESTELER GİBİDİRLER, HER GÜRLTÜYÜ (tepkiyi) KENDİLERİ İÇİN SANIRLAR (düşecek gibi dirler).ONLAR SİZİN DÜŞMANLARINIZDIRLAR.ONLARDAN SAKININ ALLAH ONLARI KAHRETSİN.NASIL OLUYOR DA YOLDAN SAPITIP-SAPTIRIYORLAR."Münafıkun suresi,ayet-4
      Demek ki,münafıklar,kendilerinden emin olamayan,korkaklardır.Biz onları cesur ve iyi duruşlu sanarız,ama onlar gerçekten böyle değillerdir.
     Münafıklar için dua yapılmaz,öldüklerinde de cenaze namazları kılınmaz."ONLAR İÇİN BAĞIŞLANMA DİLESEN DE,DİLEMESEN DE FARK ETMEZ.ÇÜNKÜ ALLAH ONLARI BAĞIŞLAMAYACAKTIR.ÇÜNKÜ ALLAH YOLDAN ÇIKMIŞ BİR TOPLUMU DOĞRU YOLA İLETMEZ." Münafıkun suresi,ayet-6
      Münafıkların bir özelliği de,müslümanların birliğini-beraberliğini engellemektir." ONLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAHIN ELÇİSİNİN YANINDA BULUNANLARI BESLEMEYİN,ONLARA YARDIM ETMEYİN,DAĞILIP GİTSİNLER DERLER.OYSA  GÖKLERİN VE YERLERİN HAZİNELERİ ALLAHIN  ELİNDEDİR.FAKAT MÜNAFIKLAR BUNU BİLEMEZLER." Münafıkun suresi,ayet-7
      Münafıklığı kendilerine meslek edinmiş kimseler,vaaz ve nasihatları dinlemiş bile olsalar,ondan faydalanamazlar.Çünkü amaçları o nasihatlardan faydalanmak değil,konuşanın açığını yakalayıp,diğerlerini fesata uğratmaktır.Bu nedenle nasihatlar onlara fayda vermez. "O MÜNAFIKLARDAN SENİ DİNLEMEĞE GELENLER DE VARDIR.HATTA SENİN YANINDAN AYRILDIKLARINDA,DİNLEMEĞE GELEN İLİMDEN  (nasihattan) YARARLANANLARA,ŞÖYLE DERLER:O, AZ ÖNCE NE SÖYLEMİŞTİ? (diyerek alay ederler) BUNLAR ÖYLE KİMSELERDİR Kİ,ALLAH BU İŞLERİNDEN DOLAYI ONLARIN KALPLERİNİ MÜHÜRLEMİŞTİR.(onlar gerçekleri görmek istememişlerdir).ONLAR HEP KÖTÜ EMELLERİNE UYMUŞLARDIR." Muhammed suresi,ayet-16
    Hayatları boyunca islam ve müslümanlarla mücadele etmiş,onların inançlarını engellemiş,gizli ya da açıktan islam düşmanlığını sergilemiş kişilerin kafir veya münafıkların cenaze namazlarını kılınmaz.Bunu yapan müslümanlar günahkar olurlar.Çünkü bu konuda açık Kur'an ayeti vardır.Öyle camiye geldi,adam ne olacak,şuna bir dua edelim,namazını kılalım demek bir müslümana yakışmaz ve bu davranışı YASAKTIR.İşte ayet:" MÜNAFIKLARDAN ÖLEN HİÇBİR KİMSE ÜZERİNE,HİÇBİR ZAMAN NAMAZ KILMA,KABRİ BAŞINDA  (Gömülürken veya ziyaret amacıyla) DURMA.ÇÜNKÜ ONLAR ALLAH'I VE RASULÜNÜ TANIMADILAR VE KAFİR OLARAK CAN VERDİLER." Tevbe suresi,ayet-84
   Onlar üzerine yapılan dualar asla kabul görmez." ONLAR İÇİN ALLAH'TAN İSTER BAĞIŞLANMA DİLE,İSTER DİLEME FARK ETMEZ.İSTERSEN ONLAR İÇİN YETMİŞ DEFA BAIŞLANMA DİLE YİNE FARKETMEZ. ALLAH ONLARI AFFETMEYECEKTİR. BU, ONLARIN ALLAHI VE RASULÜNÜ İNKAR ETMELERİNİN BİR SONUCUDUR.ALLAH BÖYLE FASIKLAR TOPLULUĞUNA HİDAYET VERMEZ. (Onları bağışlamaz.) " Tevbe suresi,ayet-80
      Şimdi kalkıp da,bir müslümanın,bir münafıkın cenaze namazını kılması,  "eh !Allahım sen öyle diyorsun da,ben yine kılayım,sen bunu bilmiyorsun " demek olur ki,maazallah şirktir.günahtır.Yoldan çıkmadır.Öyle işi basite almayalım.Kılmayın bu münafıkların namazını,getirmeyin leşlerini camilere.Taşımayın leşlerini omuzlarınızda.Gitmeyin mezarlarına,hatta başsağlığına bile gitmeyin.Yoksa siz Allah'tan daha mı iyi biliyorsunuz da böyle saçmalıkları yapıyorsunuz.Dikkat edin.Allah uyarıyor,kulak verin!
   Peygamberimiz de Münafıkları tanımamız için bize şu ölçüyü veriyor:"Münafıklığın alameti (belirtisi-işareti) üçtür.:1-Konuştuğu zaman yalan söyler,2-Birşey kendisine emanet edilirse,ona ihanet eder,geri vermez veya zararına verir.3-Söz verdiği zaman sözünü yerine getirmez.
    Bu üç özellik sizde varsa,münafıklık yolundasınız.Devam ederseniz kalpleriniz mühürlenir,hidayete eremezsiniz.Hemen bu kötü gidişatı bırakmanız gerek.Söz senettir derler.Senetlerinin karşılığını ödemeyenler de münafıktır.Söz verip de sizi yarı yolda bırakanlar da münafıktır.(Sizin yanlışınızdan dolayı sizi bırakanlar elbette değil.siz zaten yanlış yoldasınız.elbette sizi uyaracaklar,dinlemezseniz,elbette sizi bırakıp gidecekler.Bu durumda onlar değil,siz münafıksınız.Çünkü doğru yolda değilsiniz.)
     Münafıklık ,her  konuda yaşanır.Zaten temel de Allah'a inamayan kişiler,münafık olur.Allaha inanan kimselerde münafıklığa giden yol açılınca,derhal kendini düzeltip,dönüş yapması (tevbe etmesi)  esas olmalı.İşte bu nedenle insan her an imtihan içerisindedir.Münafıkların yaptıkları hiçbir hayırlı amelin Allah katında değeri olmaz.Bir tarafta namaz kılarken,öbür tarafta münafıklık yapanın namazı da kabul olmaz.Böyleleri için Allah: "VAY O NAMAZ KILANLARIN HALLERİNE Kİ..KILDIKLARI NAMAZLARIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEZLER,GÖSTERİŞ YAPARLAR." Maun (sadaka) suresi,ayet-4,5,6
     Namaz gerçekten insanları kötülüklerden alıkoyan bir ibadettir.Namaz kıldığı halde kötülüklerine devam eden bir kimse Münafıktır.Çünkü Allaha söz verdiği halde,bu sözünün gereğini yerine getirmemektedir.İşte bu bir münafıklık işaretidir.

     Toplumun her tabakasında bunları görmek mümkündür.Hele hele yönetenlerde bu sayı oldukça kabarıktır.Toplumun lideri gibi görünüp,yönlerdiği toplumdan,cemaattan nemalananlar,münafıklardır.Siz ille de münafığı dinsizlerde aramayın.İnanmış gibi göründüğü halde ianmayanlarda arayın.Çünkü Allah bunları böyle açıklıyor.