Yasalar,insanı ve insanlar topluluğunun hayatını düzene sokan,onun ihtiyaçlarına cevap veren kural ve kaidelerdir.Yasalar, bu bakımdan iki yolla elde edilir:1-İlahî (allah'ın koyduğu ) yasalar,2-İnsan veya insanların organize ettiği organların oluşturduğu yasalar
Yasalar insanı ve insan toplumlarını mutlu etmek,onların ihtiyaçları temin etmek için vardır.İlahî yasalarda devamlılık,değişmezlik esas iken,kul uasalarında,zaman ve şartlara göre yasalar sürekli değişiklik arzeder.İlahi yasalarda,değişmezlik vardır,çünkü,yasa koyucu Allah,kulunu ve onun ihtiyaçlarını en iyi bilendir.İşte bu nedenle,eskiden insan ve ihtiyaçları ne ise,günümüzde de insan ve ihtiyaçları aynıdır.Sadece çeşitlilik çoğalmıştır.Eskiden de insanlar seyahat ederdi,ama eşek veya deve,veya at üzerinde seyahat ederdi,.Bugün de insanoğlu seyahat ediyor ama bazıları at ile bunu yaparken,bazıları da uçka veya gemiyle,arabayla yapıyorlar bu eylemlerini.İhtiyaç aynı,fakat eylem şekli değişik sadece.Eskiden de insanoğlu yer -içerdi,giyinirdi,bugünde aynısını yapar.Fakat değişen sadece yediklerinin ve giydiklerinin şekli ve sayısı değişti işte o kadar.Yani bundan 5 asır önce insan ve ihtiyaçları ne ise,bugün de aynısıdır.Değişenler sadece şekilleri ve sayıları,çeşitleri olmuştur.
Şimdi gelelim ilahî yasalarla,kul yasalarının karşılaştırılmasına:
1-Allah,insan ve topluma zararlı olan şeylerin yapılmasını,işlenmesini daha başlamadan yasak eder.Hatta bazılarına daha başlamadan önce YAKLAŞMAYIN ! diye de uyarıda bulunuyor.Kul yasalarında ise,yasaklama çoğu zaman zararlı şeyler yapıldıktan sonra başlıyor.Örneğin,Allah içkinin içilmesini daha içilmeden önce yasaklarken,kulların koyduğu yasalarda yaptırımlar içki içildikten sonra başlıyor.Belli limiti aşarak araba sürenlere,kaza yapanlara,kavga edenlere vs.ye yasalar bu kötülük işlendikten sonra başlıyor.Ama islam önce bunları yapmayın diye yasa koyuyor ve daha sonra da yasayı dinlemeyerek yapanlara da cezayı veriyor.
2-Allah yasaları değişmezken,kul yasaları,kişilere,toplumlara ve hatta sınıflara göre bile değişiklikler arzediyor.Örneğin,islamda yasalar karşısında herkes eşittir.Kul yasalarında böyle değil.Örneğin,suç işleyen sıradan birinin alacağı ceza ile üst düzeyde görev yapan farklı ceza alır.Hatta bazıları suç da işleseler ceza almazlar veya kimseler onlara dokunamazlar bile.Dokunmazlıkları vardır.Bunlara o dokunulmazlık zırhını Allah değil,kulların kendi koyduğu yasalar sağlamıştır.
3-Allah yasalarında sertlik ve kat'i hükümler vardır.Bu insan ve toplum hayatını sağlam temellerde tutmak ve istenen barış ve huzuru sağlamak içindir.Örneğin islamda hırsızın eli kesilir,zina yapana 100 sopa vurulur,adam öldürene Kısas uygulanır.Bu nedenle bu suçun toplumda yaygınlığı söz konusu bile olamaz.Fakat insanların koyduğu yaslarda bu suçlara verilen cezalar yok denecek kadar azdır.Hırsıza,1-3 ay arası ceza verilir.O da ertelenir,hırsız aynen yoluna devam eder.Zina ise modern bir yaşam olarak algılanır ve hiç ceza işlemi görmez.Adam öldürme ise en fazla 10-15 yılla cezalandırılır o da dayısı olanlar için geçerli bile değildir.Durum böyle olunca,toplumsal yaşam,yaşanmaz hale geliyor.Dakikada 10 hırsızlık olayı olurken,zina nedeniyle eşler arasında aldatmalar doruk yaparak,,toplumun çekirdeği olan aileler yıkıma mahkum olurlar.Önüne gelen de kızdıkça adam öldürmekten de kaçınmaz hale gelir.İşte fark açık değil mi? İlahi yasalarla kul yasaları arasında ki farklar.
4-Allah yasaları,insana değer vererek,onun malını,aklını,canını korumayı öncelik sayar.Bu nedenle kişilerin akıllarının gelişmesine yönelik,Allah ile bağlarını kuvvetlendirecek eğitimi esas alır.Malını korurken,o malda fakirlerinde hakkı olduğunu özellikle belirtir.Canını korurken de,ancak Allah yolunda bu canın feda edilebieceğine vurgu yapılır.Kul yasalarında ise kişilerin akılları değil,elde edebilecekleri dünya makamları için eğitim verilir.Allah ile kul arasındaki bağ hiç akla bile getirilmez eğitim verilirken.Hatta Allahı dışlayıcı eğitim modern eğitim olarak öncelik kazanır.Böylece de toplumda bir sürü sapık ortaya çıkar,huzur bozulur.
5-İlahi hukukun kaynağını Kur'an ve peygamber uygulamaları sünnet oluştururken,kul yasalarının kaynağını ise salt akıl ve geçmiş töreler,gelenekler ve başka toplumların yaşantıları oluşturur.Örneğin ülkemizde uygulanan yasaların kaynağını,ya Fransız,ya isviçre,ya da amerika veya ingiliz kaynaklar oluşturmuştur.Bu da başka toplumlara benzeme Şempanzenliği arzettiği için,toplumumuz aslını-neslini inkar hale getirmiştir.Tarihle bağları kopartılmış ve huzursuz bir yapı oluşturulmuştur.Bunlar hep sakat yasalarla oluşturulan ve oluşturulmağa çalışılan ÇIKMAZLARDIR.
Bugün dünyada uygulanan tüm insan yasalarının kaynağını JUDEO-GREK dediğimiz,Yahudi-Roma inancına dayalı bir inanç oluşturmaktadır.İşte bu nedenle insanlık huzursuz,buhranda,sıkıntıda,birbirni aladatan,gemisini kurtaran kaptan,vur-çal-çırp,yeterki zengin ol,ol da nasıl olursan ol..anlayışı hakim toplumda.Bencillik,üç-kağıtçılık AÇIKGÖZLÜLÜK,İŞİNİ BİLİRLİK olarak algılanırken,dürüstlük gösterenler ise SALAK,APTAL,BECERİKSİZ muamelesiyle karşılık buluyor.İşte fark budur.Belki daha fazla örnek yazmak mümkündü,ama gerisini de siz düşünün,siz araştırın .
Thursday, 24 January 2013
Wednesday, 23 January 2013
MÜ'MİNİN ÖZELLİKLERİ
ALLAH ,insanları derecelerine göre değerlendirir.İnsanların dereceleri de,yaptıkları işlere (amellere) göre değişir.
"HERKES İÇİN YAPTIKLARINA GÖRE DERECELER VARDIR.RABBİN ONLARIN YAPTIKLARINDAN GAFİL (habersiz) DEĞİLDİR." En'am suresi,ayet-132
Bu dereceler,Müslüman, mü'min,müttakî olarak Allah'a inanan ,emir ve yasaklarına uymada gösterilen "TİTİZLİK"ve yerine getiriliş çalışmalarındaki performasyonuyla bağlantılıdır.
Bundan başka,münafık,kafir,müşrik dereceleri vardırki,bunlar eksi derecelerdir.Yani Allah'ı inkarda gittikleri,vardıkları son noktalara göre isimlendirirler,derecelenirler.
Mü'min orta vasıfta bir derecedir.Alt dereye müslüman,üst derecesine de Müttakî (takva sahibi) denir.Şimdi bu orta sınıf olan mü'minlerin özelliklerine bir göz atalım:
"GERÇEK MÜ'MİNLER,O KİMSELERDİR Kİ,ALLAH ANILDIĞI ZAMAN KALPLERİ HEYECANDAN ÜRPERİR (titrer,hoşnut olur,seviç duyarlar).ONLARA KUR'ANDAN AYETLER OKUNDUĞUNDA,( bu ayetlerle) İMANLARI ARTAR.ONLAR SADECE RABLARINA BAĞLIDIRLAR." Enfal suresi,ayet-2
"MÜ'MİNLER O KİMSELERDİR Kİ,NAMAZI GEREĞİ GİBİ (zamanında ve huşû içinde) KILARLAR.KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN HAK (Allah) YOLUNDA HARCARLAR." Enfal suresi,ayet-3
"İŞTE BUNLAR GERÇEK MÜ'MİNLERDİR.ONLARA RABLARI KATINDA DERECELER VARDIR.MAĞFİRETTEDİRLER (bağışlanmışlardır).CENNETTE ONLAR İÇİN SAYISIZ VE TÜKENMEZ Nİ'METLER (ihtiyaç duydukları ve duymadıkları herşey) VARDIR."
Enfal suresi, ayet-4
Müslüman Allah'a peygamberlere,kitaplara,meleklere,ahiret gününe inanır,fakat Allah'ın emirlerini yerine getirmekte hassas davranmaz,zaman zaman yanlış işler yaptığı da olur.Hatta bazen büyük günah bile işleyebilir.Bu onun Allah ile kendi arasında kurduğu bağın yeteri kadar kuvvetli olmadığna işarettir.Bu gibiler de cennete elbette gider.Ama cennette elde edecekleri nimetler sonsuz değildir bunlar için.Kısıtlıdır,azdır.Halbuki Allah kullarına bol bol nimetler vermek ister.Ama bu sadece Allah'ın vermek istemesiyle orantılı değildir.Allah bu nimetleri elde etmek için bir takım şartlar ortaya koymuştur.İşte bu şartlardan biri de ibadettir.Haramlardan uzak durmaktır.Bunu yapamayanlar sadece müslümanlık derecesinde kalırlar.Ama asıl olan,Mü'min ve hatta Müttakî derecesini elde etmektir.O da yine kulun çalışmasına bağlanmıştır.Allah:"VE-EN-LEYSE,LİL-İNSANÎ İLLÂ MASE'Â"=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR" ayetiyle açıkça belirtilmiştir.Bize düşen bu makamları elde edebilecek çalışmalar (ameller-ibadetler) ypmamızdır.Ama insanoğlu hem bütün bunları bilir,ama her nedense gereğini bir türlü yapamaz.Bunda nefsi ve Şeytan'i vesvese ağır basıyor sanırım.Ama yine de hayatta iken birşeyler yapalım ve hatta en güzelini,Allah'ın hoşlanacağı şeyleri yapalım.Öldükten sonra pişmanlık fayda vermez.Bir daha bu dünyaya geliş şansımız da yok,bunu da unutmayalım.
"HERKES İÇİN YAPTIKLARINA GÖRE DERECELER VARDIR.RABBİN ONLARIN YAPTIKLARINDAN GAFİL (habersiz) DEĞİLDİR." En'am suresi,ayet-132
Bu dereceler,Müslüman, mü'min,müttakî olarak Allah'a inanan ,emir ve yasaklarına uymada gösterilen "TİTİZLİK"ve yerine getiriliş çalışmalarındaki performasyonuyla bağlantılıdır.
Bundan başka,münafık,kafir,müşrik dereceleri vardırki,bunlar eksi derecelerdir.Yani Allah'ı inkarda gittikleri,vardıkları son noktalara göre isimlendirirler,derecelenirler.
Mü'min orta vasıfta bir derecedir.Alt dereye müslüman,üst derecesine de Müttakî (takva sahibi) denir.Şimdi bu orta sınıf olan mü'minlerin özelliklerine bir göz atalım:
"GERÇEK MÜ'MİNLER,O KİMSELERDİR Kİ,ALLAH ANILDIĞI ZAMAN KALPLERİ HEYECANDAN ÜRPERİR (titrer,hoşnut olur,seviç duyarlar).ONLARA KUR'ANDAN AYETLER OKUNDUĞUNDA,( bu ayetlerle) İMANLARI ARTAR.ONLAR SADECE RABLARINA BAĞLIDIRLAR." Enfal suresi,ayet-2
"MÜ'MİNLER O KİMSELERDİR Kİ,NAMAZI GEREĞİ GİBİ (zamanında ve huşû içinde) KILARLAR.KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN HAK (Allah) YOLUNDA HARCARLAR." Enfal suresi,ayet-3
"İŞTE BUNLAR GERÇEK MÜ'MİNLERDİR.ONLARA RABLARI KATINDA DERECELER VARDIR.MAĞFİRETTEDİRLER (bağışlanmışlardır).CENNETTE ONLAR İÇİN SAYISIZ VE TÜKENMEZ Nİ'METLER (ihtiyaç duydukları ve duymadıkları herşey) VARDIR."
Enfal suresi, ayet-4
Müslüman Allah'a peygamberlere,kitaplara,meleklere,ahiret gününe inanır,fakat Allah'ın emirlerini yerine getirmekte hassas davranmaz,zaman zaman yanlış işler yaptığı da olur.Hatta bazen büyük günah bile işleyebilir.Bu onun Allah ile kendi arasında kurduğu bağın yeteri kadar kuvvetli olmadığna işarettir.Bu gibiler de cennete elbette gider.Ama cennette elde edecekleri nimetler sonsuz değildir bunlar için.Kısıtlıdır,azdır.Halbuki Allah kullarına bol bol nimetler vermek ister.Ama bu sadece Allah'ın vermek istemesiyle orantılı değildir.Allah bu nimetleri elde etmek için bir takım şartlar ortaya koymuştur.İşte bu şartlardan biri de ibadettir.Haramlardan uzak durmaktır.Bunu yapamayanlar sadece müslümanlık derecesinde kalırlar.Ama asıl olan,Mü'min ve hatta Müttakî derecesini elde etmektir.O da yine kulun çalışmasına bağlanmıştır.Allah:"VE-EN-LEYSE,LİL-İNSANÎ İLLÂ MASE'Â"=İNSAN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞINI ALIR" ayetiyle açıkça belirtilmiştir.Bize düşen bu makamları elde edebilecek çalışmalar (ameller-ibadetler) ypmamızdır.Ama insanoğlu hem bütün bunları bilir,ama her nedense gereğini bir türlü yapamaz.Bunda nefsi ve Şeytan'i vesvese ağır basıyor sanırım.Ama yine de hayatta iken birşeyler yapalım ve hatta en güzelini,Allah'ın hoşlanacağı şeyleri yapalım.Öldükten sonra pişmanlık fayda vermez.Bir daha bu dünyaya geliş şansımız da yok,bunu da unutmayalım.
Wednesday, 16 January 2013
MÜSLÜMAN ŞUURLU OLMALI
"Ey iman edenler,Allah'ın ve rasulünün önüne geçmeyin ! Allah'tan korkun.Çünkü Allah Semî'dir.Herşeyi işitir.Alimdir." Hucurat suresi,ayet-1
Bu ayette Allah,açıkça kullarını uyarıyor.Allah ve rasulünün önüne geçmek, kendi fikir ve görüşlerinin,haşâ Allah ve rasulünün görüşlerinden daha iyi olduğunu ileri sürmek gibidir.bunun ille de sözle olması şart değil,bazen yaşantısıyla insan bunu da gösterebilir.Yaptığı işlerin kendi kafasına göre iyi olduğunu savunur , Allah ve rasulünün dediklerine itibar etmezse,hatta bu zamanda bunlar olmaz diyerek,haşâ Allah ve rasulünün emirlerini küçümserse durum farklı olmaz..Bir müslüman asla bu yolu seçemez.
Allah böyle davranan ve düşünenleri şiddetle uyarır ve:" De ki,siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsanız! Allah ise göktekileri ve yerdekileri bilir.Allah herşeyi bilendir." Hucurat suresi,ayet-16
"Yemin olsun,insanı biz yarattık,bu nedenle,nefsinin ona neler vesvese ettiğini de iyi biliriz. Biz ona ŞAH DAMARINDAN daha yakınız." Kaf suresi,ayet-16
Şuurlu müslüman şunlara dikkat eder:
1-Allah ve rasulünü her işinin merkezi yapar.Yaptığı işlerde daima ölçü budur.
2-İbadetlerini zamanında yapar.
3-Kur'anı okumayı ve anlamayı kendine görev sayar.
4-Daima örnek müslüman olmak için çalışır,temizliğe dikkat eder.
5-Kumar ve her çeşit haram kazançtan uzak durur.
6-konuştuğu ve yazdığı zaman güzel kelimeler seçendir.
7-Hayatında daima Adil olur.Kendi ve yakınları için de olsa bu yolu terketmez.
8-Söz verdiği zaman sözünde durur.Allah sözünde duranları sever.
9-Kurandan öğrendiklerini başkalarına aktarmayı kendine bir görev sayar.
10-Kendine verilen ömrün,hatta aldığı her nefesin bir imtihan olduğu şuuruyla yaşar.
Bu ayette Allah,açıkça kullarını uyarıyor.Allah ve rasulünün önüne geçmek, kendi fikir ve görüşlerinin,haşâ Allah ve rasulünün görüşlerinden daha iyi olduğunu ileri sürmek gibidir.bunun ille de sözle olması şart değil,bazen yaşantısıyla insan bunu da gösterebilir.Yaptığı işlerin kendi kafasına göre iyi olduğunu savunur , Allah ve rasulünün dediklerine itibar etmezse,hatta bu zamanda bunlar olmaz diyerek,haşâ Allah ve rasulünün emirlerini küçümserse durum farklı olmaz..Bir müslüman asla bu yolu seçemez.
Allah böyle davranan ve düşünenleri şiddetle uyarır ve:" De ki,siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsanız! Allah ise göktekileri ve yerdekileri bilir.Allah herşeyi bilendir." Hucurat suresi,ayet-16
"Yemin olsun,insanı biz yarattık,bu nedenle,nefsinin ona neler vesvese ettiğini de iyi biliriz. Biz ona ŞAH DAMARINDAN daha yakınız." Kaf suresi,ayet-16
Şuurlu müslüman şunlara dikkat eder:
1-Allah ve rasulünü her işinin merkezi yapar.Yaptığı işlerde daima ölçü budur.
2-İbadetlerini zamanında yapar.
3-Kur'anı okumayı ve anlamayı kendine görev sayar.
4-Daima örnek müslüman olmak için çalışır,temizliğe dikkat eder.
5-Kumar ve her çeşit haram kazançtan uzak durur.
6-konuştuğu ve yazdığı zaman güzel kelimeler seçendir.
7-Hayatında daima Adil olur.Kendi ve yakınları için de olsa bu yolu terketmez.
8-Söz verdiği zaman sözünde durur.Allah sözünde duranları sever.
9-Kurandan öğrendiklerini başkalarına aktarmayı kendine bir görev sayar.
10-Kendine verilen ömrün,hatta aldığı her nefesin bir imtihan olduğu şuuruyla yaşar.
Thursday, 27 December 2012
İSLAM HUKUKU
İslam,bir hak dindir.Kuralları da Allah tarafından konmuştur.Bu nedenle islamın kurallarında zamana ve zemine göre değişme olmaz.Bu değişmezliği,zamanlara uymaz anlamında değildir.İslam geldiği zamandan,kıyamete kadar geçen bütün zamanlara ve zamanın insanlarına hitap eder.Çünkü insanı yaratan Allah,elbette onun ihtiyaçlarını da en iyi bilendir.İşte bu nedenle Allahın koyduğu kurallar tamı-tamına insan yaşamına uygun olduğu için değişmez.
İslamın hukuk kurallarından bazıları:
1-Emr-i bil mağruf,nehy-i an-il münker: (iyi,güzel,faydalı amelleri-işleri- ) yapmak,anlatmak,yay-mak, (kötü,çirkin,faydasız,zararlı amelleri-işleri) yapmamak,yapılmasını engellemek.
İslam hukukunda insan esas alınır.İnsan ile yaratıcısı Allah arasında kurulacak bağ çok önemlidir.İnsan herşeyden önce kendini "KUL" olacak makama oturtmalıdır.Bu olunca,İnsan kendine Allah tarafından gönderilen hitapları,teklif ve emirleri yerine getirme sorumluluğunu kabul etmiş demek olur.Yani kendini Allah'ın rakibi görmediği gibi,O'nun dediklerine de uyma sözü vermiş ve bunu da icraatlarıyla göstermesi demektir. "Ben Allah'a kul oldum dedikten sonra,Allah'ın kendine teklif ettiği sorumlulukları yerine getirmemek" kelimenin tam anlamıyla "SAMİMİYETSİZLİKTİR" İnsan kişiliğine sahip çıktıkça,adamdır.Bu da insanın sözünde durmasıyla ilk adımı atmasıdır.
2- Adalet ve dağılımı:Adalet,islam hukukunun vazgeçilmezidir.Sosyal hayatın,insani ilişkilerin temelinde adalet vardır.Adalet, Hak ve Hukukun yerine getirilmesidir.Adaletin olduğu yerde haksızlık yoktur,zulüm yoktur.İslamda kötülüğe,kötülükle karşılık verme yoktur. "KISAS" tamamen farklı bir yasadır.Kısas,adaletin yerine getirlmesidir.
"Muhakkak ki Allah, adaleti,iyiliği,akrabaya yardım etmeyi emreder.Zinadan,fenalıklardan ve insanlara zulüm (haksızlık) yapmaktan da sizi yasaklar.Size böylece öğüt veriyor ki, bu öğütü tuta-sınız." Nahl suresi, ayet-90
İslamda bütün ilişkiler (insanî,ticarî,evlilik,..vs) adalet esasına göre yerine getirilir. İslam adaletsizliği zulümle eş-değer tutar.Adaletin olmadığı yerde mutlaka zulüm vardır.Zulüm ise cezası olan bir günahtır.Bu ceza hem dünyada,hem de ahirette söz konusu olabilir.Kur'anda adalet 20,zulüm ise 299 yerde geçer.Allah zulmü,yani adaletsizliği nerdeyse,her defasında hatırlatmış ve kötülemiş.Çözüm olarak da adaleti önermiştir.
"Ey mü'minler,Hak üzere durup,adaleti yerine getirmeğe çalışan hakimler ve Allah için doğru söyleyen şahitler olun.İsterse,yapacağınız şahitlik,sizin yahut ana-babanız veya yakın akrabanız aleyhine de olsa, ya da zengin-güçlü,fakir kimselerin aleyhinde de olsa,doğruluktan asla ayrılmayın ve şahitlik etmekten de asla vazgeçmeyin.Çünkü Allah size çok yakındır.Onun için siz ,haktan uzaklaşıp,nefsinize uymayın.Eğer adalet üzere hüküm vermez,ya da şahitlikten vazgeçerseniz veya doğru şahitlik etmezseniz,şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Nisa suresi, ayet-135
3- Güçlükten kaçınmak: İslam hukunda güçlük değil,kolaylık esastır.Allah bile kullarına taşıyamıyacakları sorumlulukları yüklemiyor.
"Allah,sizin için kolaylık diler,zorluk vermez."Bakara suresi, ayet-185
"Allah size kolaylıklar gösterir.Çünkü insan zayıf yaratılmıştır." Nisa sıresi,ayet-28
Bu konuda Kur'anda yüzlerce ayet vardır.Namaz kılmaktan,oruç tutmaktan,savaşmaktan tutun da hayatın her alanında bu kolaylıkları görebiliriz.Hastalık,savaş,ağır kış şartları,fakirlik,körlük,sağırlık,sakatlık vs.hep birer zorluk olarak görülmüş ve bu durumlarda bile sorumluluklar hafifletilmiştir. "Köre vebal yoktur.Topala güçlük yok,hastaya güçlük yok" Fetih suresi,ayet-17
"Ancak sıkıntı ve zaruret nedeniyle,istemiyerek ve haddi tecavüz etmeyerek mecbur kalana günah yoktur." Bakara suresi,ayet-173
Peygamberimiz de:"Zorlaştırmayın,kolaylaştırın,nefret ettirmeyin,müjdeleyin" diye bunu açıkça ifade etmiştir.
Hatta islamda bazı büyük günahlar bile,zorlama altında yapılmışsa,karşılığında ceza veya günah yoktur.Mesela zorla tecavüze uğramış birine zina suçu yüklenmediği gibi,yaptığı iş günah bile sayılmaz.
Ayrıca ölüm tehlikesi arz edecek açlık derecesinde bile haram yiyeceklerden yenebilir izni vardır.
4-Az teklif: İslam dininde insanların mükellefiyetleri de gayet az tutulmuştur.Yani islamda gece -gündüz ibadet etmek yoktur.1 ay ramazan orucundan başka oruç farz değildir.Her sene Hac değil,gücün yeterse ömürde bir defa hac farzdır.Malın yarısından değil, çok az bir miktarından zekat alınır.Gece namazı bile,sadece peygamber için farz kılınmıştır.İslamda 4 kadınla evlik,sorumluğu artırdığı için bir kadınla evlenmenin " DAHA HAYIRLI OLDUĞU" vurgulanmıştır.
İslam hukukunun dayandığı temel yasalardan bazıları bunlardır.Bunlara uygun yaşam içinde olursak iyi bir kul ve iyi bir insan oluruz.Hem bu durumda,hem de ahirette saygıya ve Allahın mükafaatına layık oluruz.Allah yardımcımız olsun inşallah.
Monday, 17 December 2012
KUR'AN MESAJLARINI YAŞAMDA GÖSTERMEK
Kur'an, yaşamımaza yön verdiği müddetçe,O'nun emir ve yasaklarını dikkate aldığımız ölçüde müslümanız. Müslümanlıkta ölçümüz Kur'andır.Yaşantımızın,hayatımızın ve hatta ömrümüzün değerini ölçmek için,yaptığımız iş ve çabaları (amelleri) Kur'an mesajlarıyla (ayetleriyle) kıyaslamamız,yani ölçmemiz gerekir.O'na uygun ameller,kazançlar yapmışsak,müslüman olarak değerimiz yükselir. Eğer,O'ndan uzaklaşıyorsak,yani Kur'an mesajlarını dikkate almadan yaşıyorsak,müslüman olarak değerimiz aşağılara iniyor (zarardayız) demektir.Nasıl altının kaç ayar olduğunu anlamak için "MİHENK TAŞI"kullanılıyorsa,bir müslüman için de " değer ölçüsü", Kur'an olmalıdır.Altında en yüksek değer 24 ayar ise,müslümanda da,en yüksek makam, değer TAKVA olmalıdır.Takva:Allah'ı görüyormuş gibi yaşamaktır.
Değerimizi yükseltmek veya düşürmek,yine bizim elimizdedir.Şimdi Kur'andan bize yol gösteren ayetlerinden bazılarını okuyalım ve daha sonra hayatımızda bunu tatbik edelim.
1-"Erkeklerin yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır.Kadınların da yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır." Nisâ suresi,ayet-32
Demekki yapılan her iyiliğin mutlaka bir karşılığı vardır.Elbette kötülüğünde öyle.Önemli olan iyilikler yaparak kazançlı hale gelmektir.Yani Takvaya doğru yol almaktır.
2-"Onlar hayır olarak,ne yaparlarsa onun karşılığından (mükafaatından) asla mahrum edilmezler.Allah takva sahiplerini çok iyi bilendir."Al-i imran suresi,ayet-115
Demekki TAKVA'ya giden yolların başında iyilik yapmak,hayırlı ameller yapmak geliyor.Bunu yapmak çok mu zor ki?Elbette hayır.Ama sadece akıllı olmak ve fedakarlık yapmak yeterlidir.
3-"Sizlerden,hayra çağıran,iyilikleri emreden,kötülükleri engelleyen bir topluluk bulunsun.İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." Al-i imran suresi,ayet 104
Kurtuluşa ermenin,yani dünya ve ahirette mutlu olmanın yolu,iyilik yapmak ve bunun yapılmasını teşvik etmek ve her türlü çirkinliği,kötülüğü engellemektir.Gerçekten tek bu ayetin hükmü bile yerine getirilse,dünya bile cennet gibi huzurlu yaşama kavuşur.Ama maalesef insanlar iyilik yapmadıkları gibi,kötülüklerle yaşamı ,yaşanmaz hale getiriyorlar.Hatta bazıları kötülükler üzerinde servet yapma peşinde koşuyor.Örneğin uyuşturucu ticareti gibi.İyi insanlar,kötülüklerin karşısında daima dik durmak,onların yapılmasına engel olmak zorundalar."BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN" anlayışı çok yanlıştır.Bugün sana dokunmayan zehirli yılan,bir gün gelir sani ve sevdiklerini de zehirleyebilir.İşte islam bu nedenle her türlü çirkinlikle,kötülükle,haramla mücadele etmeyi özellikle emrediyor.Bunu da Allah bizim ve yaşadığımız toplumun huzuru için istiyor.Bugün iyi insanlar bu görevi,yani kötülüklerle mücadele görevini yeteri kadar yapmış olsalardı,içinde yaşadığımız dünya böyle yaşanmaz hale gelmiyecekti.Demek İslam bu bakımdan Toplumsal yaşamın vazgeçilmez yasalarını insanlığa sunuyor.Hayat islamsız KAOSTUR.
4-"Kullarıma de ki,en güzel ve en iyi sözleri konuşsunlar."İsra suresi,ayet-53
İnsanlar arası ilişkilerde konuşma çok önemlidir.Konuşmanın en güzeli,yararlı ve güzel kelimelerle süslenenidir.Bakın bu konuyu bile din ele alıyor.İşte Allah bu nedenle "biz bu Kur'anda herşeyi açık açık anlattık" diyor.Kur'anı yaşamak işte bu nedenle önemlidir.Yaptığın her işte "ALLAH RIZASI esas olursa,karşılığında aynı zamanda SEVAP da vardır.Yani kul,konuşmasında bile ölçülü,faydalı,güzel olursa,hem bu dünyada,hem de ahirette kazançlı çıkıyor.
5-"Kendini en güzel ve iyi şekilde savun.Göreceksin ki,bu davranışınla ,aranda düşmanlık olanlar bile sana karşı samimi dost olacaklardır." Fussilet suresi,ayet-34
Allah kişilerin kendilerini savunacakları yolları bile Kur'anda anlatmış.Kavga eder gibi konuşmayı,hakaret içeren tartışmayı asla hoş görmüyor.Bunlar insanlar arasında düşmanlığı artırır,sen bu yolu seçme,konuşurken,hatta kendini savunurken bile güzel kelimeler kullan,münakaşadan,hakaretten uzak dur ki,sen kazançlı çıkasın diyor.Hatta böyle davranırsan senin hakkında kötü düşünen,sana düşman olanlar bile,senin dostun olabilir diyor.Acaba bu yolu kaç müslüman uyguluyor ki !Demekki Kur'anı anlamak bunları yerine getirmekle oluyor.Yoksa sadece DİLDE MÜSLÜMANLIKLA DEĞİL.
Değerimizi yükseltmek veya düşürmek,yine bizim elimizdedir.Şimdi Kur'andan bize yol gösteren ayetlerinden bazılarını okuyalım ve daha sonra hayatımızda bunu tatbik edelim.
1-"Erkeklerin yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır.Kadınların da yaptıkları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap vardır." Nisâ suresi,ayet-32
Demekki yapılan her iyiliğin mutlaka bir karşılığı vardır.Elbette kötülüğünde öyle.Önemli olan iyilikler yaparak kazançlı hale gelmektir.Yani Takvaya doğru yol almaktır.
2-"Onlar hayır olarak,ne yaparlarsa onun karşılığından (mükafaatından) asla mahrum edilmezler.Allah takva sahiplerini çok iyi bilendir."Al-i imran suresi,ayet-115
Demekki TAKVA'ya giden yolların başında iyilik yapmak,hayırlı ameller yapmak geliyor.Bunu yapmak çok mu zor ki?Elbette hayır.Ama sadece akıllı olmak ve fedakarlık yapmak yeterlidir.
3-"Sizlerden,hayra çağıran,iyilikleri emreden,kötülükleri engelleyen bir topluluk bulunsun.İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." Al-i imran suresi,ayet 104
Kurtuluşa ermenin,yani dünya ve ahirette mutlu olmanın yolu,iyilik yapmak ve bunun yapılmasını teşvik etmek ve her türlü çirkinliği,kötülüğü engellemektir.Gerçekten tek bu ayetin hükmü bile yerine getirilse,dünya bile cennet gibi huzurlu yaşama kavuşur.Ama maalesef insanlar iyilik yapmadıkları gibi,kötülüklerle yaşamı ,yaşanmaz hale getiriyorlar.Hatta bazıları kötülükler üzerinde servet yapma peşinde koşuyor.Örneğin uyuşturucu ticareti gibi.İyi insanlar,kötülüklerin karşısında daima dik durmak,onların yapılmasına engel olmak zorundalar."BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN" anlayışı çok yanlıştır.Bugün sana dokunmayan zehirli yılan,bir gün gelir sani ve sevdiklerini de zehirleyebilir.İşte islam bu nedenle her türlü çirkinlikle,kötülükle,haramla mücadele etmeyi özellikle emrediyor.Bunu da Allah bizim ve yaşadığımız toplumun huzuru için istiyor.Bugün iyi insanlar bu görevi,yani kötülüklerle mücadele görevini yeteri kadar yapmış olsalardı,içinde yaşadığımız dünya böyle yaşanmaz hale gelmiyecekti.Demek İslam bu bakımdan Toplumsal yaşamın vazgeçilmez yasalarını insanlığa sunuyor.Hayat islamsız KAOSTUR.
4-"Kullarıma de ki,en güzel ve en iyi sözleri konuşsunlar."İsra suresi,ayet-53
İnsanlar arası ilişkilerde konuşma çok önemlidir.Konuşmanın en güzeli,yararlı ve güzel kelimelerle süslenenidir.Bakın bu konuyu bile din ele alıyor.İşte Allah bu nedenle "biz bu Kur'anda herşeyi açık açık anlattık" diyor.Kur'anı yaşamak işte bu nedenle önemlidir.Yaptığın her işte "ALLAH RIZASI esas olursa,karşılığında aynı zamanda SEVAP da vardır.Yani kul,konuşmasında bile ölçülü,faydalı,güzel olursa,hem bu dünyada,hem de ahirette kazançlı çıkıyor.
5-"Kendini en güzel ve iyi şekilde savun.Göreceksin ki,bu davranışınla ,aranda düşmanlık olanlar bile sana karşı samimi dost olacaklardır." Fussilet suresi,ayet-34
Allah kişilerin kendilerini savunacakları yolları bile Kur'anda anlatmış.Kavga eder gibi konuşmayı,hakaret içeren tartışmayı asla hoş görmüyor.Bunlar insanlar arasında düşmanlığı artırır,sen bu yolu seçme,konuşurken,hatta kendini savunurken bile güzel kelimeler kullan,münakaşadan,hakaretten uzak dur ki,sen kazançlı çıkasın diyor.Hatta böyle davranırsan senin hakkında kötü düşünen,sana düşman olanlar bile,senin dostun olabilir diyor.Acaba bu yolu kaç müslüman uyguluyor ki !Demekki Kur'anı anlamak bunları yerine getirmekle oluyor.Yoksa sadece DİLDE MÜSLÜMANLIKLA DEĞİL.
KURAN'A GÖRE KIYAMET VE ALAMETLERİ
Her önüne gelen kıyamet hakkında konuşur oldu.Son günlerde de başka bir sapığın ortaya attığı Kıyamet senaryolarıyla insanların inançları üzerine ipotek konmağa çalışıldı.Güya 21 Aralık 2012 de kıyamet olacakmışü ya da olağanüstü kıyamet alametleri olacakmış vs.vs...
Buna müslümanlar da eşlik ederse, vah olsun bu müslümanlara demekten kendimi alıkoyamadım.Gerçi yüzyıllardır müslümanlar kıyamet konusunda hep hurafelerle anlatılan hikayelerle avutuldu.Kimileri ölen İsayı geri getirmeğe çalışırken,kimileri her 100 senede bir mehdi bekledi.Hatta bazı sapıklar da bunu fırsat bilerek kendilerinin Mehdi olduğunu ilan ettiler.Velhasıl kıyamet ve alametleri hakkında bir sürü sapır-saçma bilgilerle hem kendilerini,hem de başkalarını sapıtmakta adeta yarıştılar.
Kimileri de daha ılımlı olarak,kıyametin ne zaman kopacağını elbet Allah bilir ama,bazı alametleri var,işte onlar zuhur etti (ortaya çıktı) derler.Bu alametleri de çöyle sıraladılar:yüksek binalar ,zinalar,erkekleşen kadınlar,kadınlaşan erkekler,ticaretin artması,ulemanın durumu,fitnenin zuhuru vs.vs. diye daha onlarca uyduruk alametler sıralarlar.
Kıyametin büyük alametleri olarak da,Mehdinin gelişini,İsanın gökten inişini,istanbulun fethedilmesini,hadramuttan (orta-doğudan) bir ateşin çıkarak dünyayı sarmasını,deccalın çıkmasını,İsanın deccalı öldürüp haçı kırarak domuzu öldürmesini vs.vs anlatırlar.
Bunların tamamı yalandır,uydurmadır ve asla Kur'anda anlatılan KIYAMET inancıyla ilgisi ve yakınlığı yoktur.Kıyamet elbette olacak.Ama bu hurafelerin oluşmasıyla asla ilgisi yoktur.Binalar,zinalar artacak derler,halbuki yüksek yüksek binalar,zinalar yıllar öncesinde de vardı.Hatta Lut kavminde sapıklık o kadar artmıştı ki,erkek-erkeğe ilişkilerde doruk yapmıştı.Ama ne oldu başlarına taş yağarak yok oldular.Yani kıyamet sadece onlar için oldu.Asıl kıyamet yine olmadı.Zaman zaman Allah bazı bölgelere ve özellikle ABD'ye felaketler yağdırıyor,fazlaca azdıkları için.Bunların zaman zaman olabileceğini Allah zaten Kur'anda açıklıyor.Ama bunlar ASIL KIYAMETİN ALAMETLERİ DEĞİLDİR.
Şimdi Kur'ana bir bakalım,kıyamet ve alametleri hakkında Allah ne diyor:
"SANA KIYAMETİN NE ZAMAN OLACAĞINI SORUYORLAR. DE Kİ,ONUN İLMİ ANCAK RABBİMİN KATINDADIR.ONUN VAKTİNİ ONDAN BAŞKASI AÇIKLAYAMAZ...." A'raf suresi,ayet-187
"İNSANLAR SANA KIYAMETİN ZAMANINI SORUYORLAR,DE Kİ,ONUN BİLGİSİ ALLAH KATINDADIR.NE BİLİRSİN BELKİ DE ZAMANI YAKINDIR." Ahzab suresi,ayet-63
"KIYAMET GÜNÜNÜN BİLGİSİ SADECE O'NA (Allah'a) AİTTİR..."Fussilet suresi,ayet-47
Daha başka ayetleri de burada zikretmek mümkün.Ama anlayanlar için yeterlidir sanırım.
Şimdi gelelim gelecek kıyametin alametlerine.Bu konuda Kur'an ne der?Kur'anda bu anlamda yani adı Kıyamet suresi olan bir sure de var.
"KIYAMET GÜNÜ NE ZAMANMIŞ DİYE SORAR. İŞTE GÖZ KAMAŞTIĞI,AY TUTULDUĞU GÜNEŞLE AY BİR ARAYA GETİRİLDİĞİ ZAMAN.O GÜN İNSAN,KAÇACAK YER NERESİ DİYEREK KAÇMAK İSTEYECEK.HAYIR HAYIR,O GÜN SIĞINILACAK YER YOKTUR."
Kıyamet suresi , ayetler-6,7,8,9,10,11
"NİHAYET YE'CÜC VE ME'CÜCÜN (SEDLERİ) AÇILDIĞI VE ONLAR HER TEPEDEN AKIN ETTİĞİ ZAMAN .GERÇEK VAAD (KIYAMET) YAKLAŞINCA BİRDEN İNKAR EDENLERİN GÖZLERİ DONAKALIR.YAZIKLAR OLSUN BİZE DERLER.GERÇEKTEN BİZ BU DURUMDAN HABERSİZMİŞİZ,HATTA BİZ ZALİM KİMSELERMİŞİZ DERLER."
Enbiya suresi,ayetler-96,97
Şimdi bu ayetler ışığında kıyamet hakkındaki kanaatımızı yeniden gözden geçirelim.Nerede kıyamet öncesi,yüksek binalar,zinalar,erkekleşen kadınlar,kadınlaşan erkekler,malların çoğalması,Mehdinin gelişi,İsanın gökten inişi,Deccalı öldürmesi,haçı kırıp domuzu öldürmesi ve de Deccal denen hayaletin çıkması.Bunların hiçbirisi yok Kur'anda.Kuranda olamayan bu hurafeleri yaymak için,Kur'ana karşı uyduruk hadisleri gündeme getirirler.Bakın Kuranda yok ama,Hadislerde var derler.Halbuki Bu konu,yani KIYAMET konusu tamamen Allahın bilgisine ait olması gerekirken,araya peygamberi sokarak Hem Allah,hem de Hz.Muhammed as.a iftira atarlar.Maalesef bunu da profietiketini almış zavallılar ve gıydırık hocalar üstlenir.Ve özellikle DİYOLOGCULAR bu uydurma hadislere dört elle sarılırlar.
Bir taraf Kur'anın şaşmaz ayetleri,diğer taraftan uydurdukları ve peygambere atfettikleri sahte hadisler.Allah açık açık biz İsa'yı öldürdük derken,bunlar göğe yükseldi,kıyamet öncesi geri gelecek derler.Bu anlayış asla İSLAM ANLAYIŞI,KUR'AN ANLAYIŞI OLAMAZ.
Buna müslümanlar da eşlik ederse, vah olsun bu müslümanlara demekten kendimi alıkoyamadım.Gerçi yüzyıllardır müslümanlar kıyamet konusunda hep hurafelerle anlatılan hikayelerle avutuldu.Kimileri ölen İsayı geri getirmeğe çalışırken,kimileri her 100 senede bir mehdi bekledi.Hatta bazı sapıklar da bunu fırsat bilerek kendilerinin Mehdi olduğunu ilan ettiler.Velhasıl kıyamet ve alametleri hakkında bir sürü sapır-saçma bilgilerle hem kendilerini,hem de başkalarını sapıtmakta adeta yarıştılar.
Kimileri de daha ılımlı olarak,kıyametin ne zaman kopacağını elbet Allah bilir ama,bazı alametleri var,işte onlar zuhur etti (ortaya çıktı) derler.Bu alametleri de çöyle sıraladılar:yüksek binalar ,zinalar,erkekleşen kadınlar,kadınlaşan erkekler,ticaretin artması,ulemanın durumu,fitnenin zuhuru vs.vs. diye daha onlarca uyduruk alametler sıralarlar.
Kıyametin büyük alametleri olarak da,Mehdinin gelişini,İsanın gökten inişini,istanbulun fethedilmesini,hadramuttan (orta-doğudan) bir ateşin çıkarak dünyayı sarmasını,deccalın çıkmasını,İsanın deccalı öldürüp haçı kırarak domuzu öldürmesini vs.vs anlatırlar.
Bunların tamamı yalandır,uydurmadır ve asla Kur'anda anlatılan KIYAMET inancıyla ilgisi ve yakınlığı yoktur.Kıyamet elbette olacak.Ama bu hurafelerin oluşmasıyla asla ilgisi yoktur.Binalar,zinalar artacak derler,halbuki yüksek yüksek binalar,zinalar yıllar öncesinde de vardı.Hatta Lut kavminde sapıklık o kadar artmıştı ki,erkek-erkeğe ilişkilerde doruk yapmıştı.Ama ne oldu başlarına taş yağarak yok oldular.Yani kıyamet sadece onlar için oldu.Asıl kıyamet yine olmadı.Zaman zaman Allah bazı bölgelere ve özellikle ABD'ye felaketler yağdırıyor,fazlaca azdıkları için.Bunların zaman zaman olabileceğini Allah zaten Kur'anda açıklıyor.Ama bunlar ASIL KIYAMETİN ALAMETLERİ DEĞİLDİR.
Şimdi Kur'ana bir bakalım,kıyamet ve alametleri hakkında Allah ne diyor:
"SANA KIYAMETİN NE ZAMAN OLACAĞINI SORUYORLAR. DE Kİ,ONUN İLMİ ANCAK RABBİMİN KATINDADIR.ONUN VAKTİNİ ONDAN BAŞKASI AÇIKLAYAMAZ...." A'raf suresi,ayet-187
"İNSANLAR SANA KIYAMETİN ZAMANINI SORUYORLAR,DE Kİ,ONUN BİLGİSİ ALLAH KATINDADIR.NE BİLİRSİN BELKİ DE ZAMANI YAKINDIR." Ahzab suresi,ayet-63
"KIYAMET GÜNÜNÜN BİLGİSİ SADECE O'NA (Allah'a) AİTTİR..."Fussilet suresi,ayet-47
Daha başka ayetleri de burada zikretmek mümkün.Ama anlayanlar için yeterlidir sanırım.
Şimdi gelelim gelecek kıyametin alametlerine.Bu konuda Kur'an ne der?Kur'anda bu anlamda yani adı Kıyamet suresi olan bir sure de var.
"KIYAMET GÜNÜ NE ZAMANMIŞ DİYE SORAR. İŞTE GÖZ KAMAŞTIĞI,AY TUTULDUĞU GÜNEŞLE AY BİR ARAYA GETİRİLDİĞİ ZAMAN.O GÜN İNSAN,KAÇACAK YER NERESİ DİYEREK KAÇMAK İSTEYECEK.HAYIR HAYIR,O GÜN SIĞINILACAK YER YOKTUR."
Kıyamet suresi , ayetler-6,7,8,9,10,11
"NİHAYET YE'CÜC VE ME'CÜCÜN (SEDLERİ) AÇILDIĞI VE ONLAR HER TEPEDEN AKIN ETTİĞİ ZAMAN .GERÇEK VAAD (KIYAMET) YAKLAŞINCA BİRDEN İNKAR EDENLERİN GÖZLERİ DONAKALIR.YAZIKLAR OLSUN BİZE DERLER.GERÇEKTEN BİZ BU DURUMDAN HABERSİZMİŞİZ,HATTA BİZ ZALİM KİMSELERMİŞİZ DERLER."
Enbiya suresi,ayetler-96,97
Şimdi bu ayetler ışığında kıyamet hakkındaki kanaatımızı yeniden gözden geçirelim.Nerede kıyamet öncesi,yüksek binalar,zinalar,erkekleşen kadınlar,kadınlaşan erkekler,malların çoğalması,Mehdinin gelişi,İsanın gökten inişi,Deccalı öldürmesi,haçı kırıp domuzu öldürmesi ve de Deccal denen hayaletin çıkması.Bunların hiçbirisi yok Kur'anda.Kuranda olamayan bu hurafeleri yaymak için,Kur'ana karşı uyduruk hadisleri gündeme getirirler.Bakın Kuranda yok ama,Hadislerde var derler.Halbuki Bu konu,yani KIYAMET konusu tamamen Allahın bilgisine ait olması gerekirken,araya peygamberi sokarak Hem Allah,hem de Hz.Muhammed as.a iftira atarlar.Maalesef bunu da profietiketini almış zavallılar ve gıydırık hocalar üstlenir.Ve özellikle DİYOLOGCULAR bu uydurma hadislere dört elle sarılırlar.
Bir taraf Kur'anın şaşmaz ayetleri,diğer taraftan uydurdukları ve peygambere atfettikleri sahte hadisler.Allah açık açık biz İsa'yı öldürdük derken,bunlar göğe yükseldi,kıyamet öncesi geri gelecek derler.Bu anlayış asla İSLAM ANLAYIŞI,KUR'AN ANLAYIŞI OLAMAZ.
Sunday, 16 December 2012
KUR'AN İNSANLARA HERŞEYİ ANLATIR
İnsanı yaratan Allahtır.Bu nedenle de yarattığı insanı yine en iyi tanıyan da O'dur. İnsanın isteklerini,emellerini,ihtiyaçlarını ,karşılaşacakları zorluklarını,ihtiraslarını, nelere muvaffak olup-olamayıcağını da yine mutlaka O bilir.İşte bu nedenle Allah insanları yaratmış ve aynı zamanda da onu , kendi başına bırakmamıştır.
"YEMİN OLSUN,İNSANI BİZ YARATTIK VE NEFSİNİN KENDİSİNE FISILDADIKLARINI BİLİRİZ VE BİZ ONA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ." Kaf suresi,ayet-16
İnsanı en iyi tanıyan Yüce ALLAH işte bu nedenle Kur'anı göndermiş ki,insanlar O'na bakarak,ondan yararlanarak hayatlarına çeki-düzen versinler istemiş.Bunu da çeşitli örnekler vererek yine Kur'anda anlatmış.
"GERÇEK OLARAK,BİZ BU KUR'ANDA İNSANLAR İÇİN HERŞEYDEN ÖRNEKLER VERDİK.BELKİ BUNLARDAN ÖĞÜT ALIR (ders çıkarır)" Zümer suresi,ayet-27
İnsanlar Allahsız bir hiçtirler.Yani Allah'ın yardımı ve yaratması olmasa,kendi başlarına birşeyler yapamazlar.
"EY İNSANLAR ! ALLAH'A MUHTAÇ OLAN ASIL SİZSİNİZ.ZENGİN VE ÖVÜLMEĞE LAYIK OLAN ANCAK O'DUR." Fâtır suresi,ayet-15
İnsanın iş yapma gücünü veren Allah'tır.İyiliği ve kötülüğü yaratan da Allah'tır.Kul ise yaptığı işten,çalışmadan sorumludur. "Ve enleyse lil-insani illâ masâ'a=insan ancak çalıştığının karşılığını alır" ayeti bunu açıkça anlatır.Kulun yaptığı işlerde yaratma gücü yoktur.Adam öldürmek de dahil,yemek yeme de dahil,konuşma ve yazma da dahil,aklınıza ne ,iş gelirse gelsin,hepsini yaratan ALLAH'tır.
Kur'an insanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir. "ŞÜPHESİZ Kİ,BU KUR'AN (insanları) EN DOĞRU YOLA İLETİR.İYİ DAVRANIŞLARDA BULUNAN MÜ'MİNLERE,KENDİLERİ İÇİN BÜYÜK MÜKAFAATLAR OLDUĞUNU MÜJDELER."
İsra suresi,ayet-9
"BİZ,KUR'ANDAN ÖYLE BİR ŞEY İNDİRİYORUZ Kİ O, MÜ'MİNLER İÇİN ŞİFA VE RAHMETTİR.ZALİMLERİN İSE ANCAK ZARARLARINI ARTIRIR."İsra suresi,ayet-82
Kur'an öğüt alınacak,hayat bilgisi alınacak kitaptır. "SANA BU MÜBAREK KİTABI (Kur'anı) AYETLERİNİ DÜŞÜNSÜNLER VE AKLI OLANLAR ÖĞÜT ALSINLAR DİYE İNDİRDİK."
Sâd suresi,ayet-29
demek ki Kur'andan öğüt alanlar,O'nun gösterdiği yoldan yürüyenler AKILLIDIR.Ondan uzak duranlar,O'na karşı çıkanlar akıllı değildirler.Onların kalpleri Kur'anın mesajlarına karşı adeta KİLİTLİdir. "ONLAR KUR'ANI DÜŞÜNMÜYORLAR (Kur'an üzerinde akıllarını kullanmıyorlar,anlamıyorlar,anlamaktan kaçınıyorlar) MI ? YOKSA KALPLERİ KİLİTLİ Mİ ?"
Muhammed suresi,ayet-24
Kur'an anlaşılması ve anlaşılan Kur'anı hayatımızda uygulamak üzere gönderilmiştir.Onun kutsallığına saygı,O'nu yükseklerde taşımak değildir.O'nu hayatımızın vazgeçilmez bir rehberi haline getirmemizdir.İşte bunu yaparsak Kur'ana saygılı olmuş oluruz.Yoksa bir tarafa atıp,sene de 1-2 defa anlamadığımız arapçasından okumakla Kur'ana saygı göstermiş olmayız.İyiliği emreden Allah bunun ancak Kur'ana bağlanmakla mümkün olacağını açık açık belirtir.
"İYİLİK,YÜZLERİNİZİ DOĞU VE BATIYA TARAFINA ÇEVİRMENİZ DEĞİLDİR.( Yani batılılar veya doğulular gibi teknolojide ilerlemeniz değildir) ASIL İYİLİK,O KİMSENİN ALLAH'A,AHİRET GÜNÜNE,MELEKLERE,KİTAPLARA PEYGAMBERLERE İNANMASI, (Yani iman esaslarına inanması) VE YAKINLARINA,YETİMLERE,KÖLELERE (yardıma muhtaçlara) SEVDİĞİ MALDAN HARCAMASI,NAMAZ KILMASI ,ZEKAT VERMESİ,ANTLAŞMA YAPTIĞI ZAMAN SÖZLERİNİ YERİNE GETİRMESİ,SIKINTI,HASTALIK VE SAVAŞ ZAMANINDA SABIR GÖSTERMESİDİR.
İŞTE DOĞRU OLANLAR BU ÖZELLİKLERE SAHİP OLANLARDIR.MÜTTAKİLER DE (Allah'tan gereği gibi korkanlar da,sevenler de) ANCAK ONLARDIR." Bakara suresi,ayet-177
Gördüğünüz gibi Kur'anın sadece bu ayeti bile herşeyi özetlemiş oluyor.Kur'anı anlamak işte bunları yerine getirmektir.Kur'anın emir ve yasaklarını hayatında göstermektir.Yoksa bir tarafta helal işlerken,diğer tarafta haramlarla hayat geçirmek değildir."Emredildiğin gibi dosdoğru ol" ayetine uygun yaşamaktır.İşte Kur'an bize bunu vermek ister.Bunu yaşayan Yüce peygamber Hz.Muhammed de işte bunun için "en güzel örnek ahlaklı insan" olarak Kur'anda anlatılmıştır.Herşey açık.Önemli olan Aklımızın ve yüreğimizin alıcısını KUR'AN vericisine uygun olarak ayarlamaktır.Bunu yine Kur'anın ifadesiyle anlatalım:
"HÂLÂ KUR'AN ÜZERİNDE GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNMEYECEKLER Mİ ?eĞER O ALLAH'TAN BAŞKASI TARAFINDAN GÖNDERİLMİŞ OLSAYDI,ONDA BİRÇOK TUTARSIZLIK BULURLARDI." Nisâ suresi,ayet-82
"YEMİN OLSUN,İNSANI BİZ YARATTIK VE NEFSİNİN KENDİSİNE FISILDADIKLARINI BİLİRİZ VE BİZ ONA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ." Kaf suresi,ayet-16
İnsanı en iyi tanıyan Yüce ALLAH işte bu nedenle Kur'anı göndermiş ki,insanlar O'na bakarak,ondan yararlanarak hayatlarına çeki-düzen versinler istemiş.Bunu da çeşitli örnekler vererek yine Kur'anda anlatmış.
"GERÇEK OLARAK,BİZ BU KUR'ANDA İNSANLAR İÇİN HERŞEYDEN ÖRNEKLER VERDİK.BELKİ BUNLARDAN ÖĞÜT ALIR (ders çıkarır)" Zümer suresi,ayet-27
İnsanlar Allahsız bir hiçtirler.Yani Allah'ın yardımı ve yaratması olmasa,kendi başlarına birşeyler yapamazlar.
"EY İNSANLAR ! ALLAH'A MUHTAÇ OLAN ASIL SİZSİNİZ.ZENGİN VE ÖVÜLMEĞE LAYIK OLAN ANCAK O'DUR." Fâtır suresi,ayet-15
İnsanın iş yapma gücünü veren Allah'tır.İyiliği ve kötülüğü yaratan da Allah'tır.Kul ise yaptığı işten,çalışmadan sorumludur. "Ve enleyse lil-insani illâ masâ'a=insan ancak çalıştığının karşılığını alır" ayeti bunu açıkça anlatır.Kulun yaptığı işlerde yaratma gücü yoktur.Adam öldürmek de dahil,yemek yeme de dahil,konuşma ve yazma da dahil,aklınıza ne ,iş gelirse gelsin,hepsini yaratan ALLAH'tır.
Kur'an insanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir. "ŞÜPHESİZ Kİ,BU KUR'AN (insanları) EN DOĞRU YOLA İLETİR.İYİ DAVRANIŞLARDA BULUNAN MÜ'MİNLERE,KENDİLERİ İÇİN BÜYÜK MÜKAFAATLAR OLDUĞUNU MÜJDELER."
İsra suresi,ayet-9
"BİZ,KUR'ANDAN ÖYLE BİR ŞEY İNDİRİYORUZ Kİ O, MÜ'MİNLER İÇİN ŞİFA VE RAHMETTİR.ZALİMLERİN İSE ANCAK ZARARLARINI ARTIRIR."İsra suresi,ayet-82
Kur'an öğüt alınacak,hayat bilgisi alınacak kitaptır. "SANA BU MÜBAREK KİTABI (Kur'anı) AYETLERİNİ DÜŞÜNSÜNLER VE AKLI OLANLAR ÖĞÜT ALSINLAR DİYE İNDİRDİK."
Sâd suresi,ayet-29
demek ki Kur'andan öğüt alanlar,O'nun gösterdiği yoldan yürüyenler AKILLIDIR.Ondan uzak duranlar,O'na karşı çıkanlar akıllı değildirler.Onların kalpleri Kur'anın mesajlarına karşı adeta KİLİTLİdir. "ONLAR KUR'ANI DÜŞÜNMÜYORLAR (Kur'an üzerinde akıllarını kullanmıyorlar,anlamıyorlar,anlamaktan kaçınıyorlar) MI ? YOKSA KALPLERİ KİLİTLİ Mİ ?"
Muhammed suresi,ayet-24
Kur'an anlaşılması ve anlaşılan Kur'anı hayatımızda uygulamak üzere gönderilmiştir.Onun kutsallığına saygı,O'nu yükseklerde taşımak değildir.O'nu hayatımızın vazgeçilmez bir rehberi haline getirmemizdir.İşte bunu yaparsak Kur'ana saygılı olmuş oluruz.Yoksa bir tarafa atıp,sene de 1-2 defa anlamadığımız arapçasından okumakla Kur'ana saygı göstermiş olmayız.İyiliği emreden Allah bunun ancak Kur'ana bağlanmakla mümkün olacağını açık açık belirtir.
"İYİLİK,YÜZLERİNİZİ DOĞU VE BATIYA TARAFINA ÇEVİRMENİZ DEĞİLDİR.( Yani batılılar veya doğulular gibi teknolojide ilerlemeniz değildir) ASIL İYİLİK,O KİMSENİN ALLAH'A,AHİRET GÜNÜNE,MELEKLERE,KİTAPLARA PEYGAMBERLERE İNANMASI, (Yani iman esaslarına inanması) VE YAKINLARINA,YETİMLERE,KÖLELERE (yardıma muhtaçlara) SEVDİĞİ MALDAN HARCAMASI,NAMAZ KILMASI ,ZEKAT VERMESİ,ANTLAŞMA YAPTIĞI ZAMAN SÖZLERİNİ YERİNE GETİRMESİ,SIKINTI,HASTALIK VE SAVAŞ ZAMANINDA SABIR GÖSTERMESİDİR.
İŞTE DOĞRU OLANLAR BU ÖZELLİKLERE SAHİP OLANLARDIR.MÜTTAKİLER DE (Allah'tan gereği gibi korkanlar da,sevenler de) ANCAK ONLARDIR." Bakara suresi,ayet-177
Gördüğünüz gibi Kur'anın sadece bu ayeti bile herşeyi özetlemiş oluyor.Kur'anı anlamak işte bunları yerine getirmektir.Kur'anın emir ve yasaklarını hayatında göstermektir.Yoksa bir tarafta helal işlerken,diğer tarafta haramlarla hayat geçirmek değildir."Emredildiğin gibi dosdoğru ol" ayetine uygun yaşamaktır.İşte Kur'an bize bunu vermek ister.Bunu yaşayan Yüce peygamber Hz.Muhammed de işte bunun için "en güzel örnek ahlaklı insan" olarak Kur'anda anlatılmıştır.Herşey açık.Önemli olan Aklımızın ve yüreğimizin alıcısını KUR'AN vericisine uygun olarak ayarlamaktır.Bunu yine Kur'anın ifadesiyle anlatalım:
"HÂLÂ KUR'AN ÜZERİNDE GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNMEYECEKLER Mİ ?eĞER O ALLAH'TAN BAŞKASI TARAFINDAN GÖNDERİLMİŞ OLSAYDI,ONDA BİRÇOK TUTARSIZLIK BULURLARDI." Nisâ suresi,ayet-82
Subscribe to:
Posts (Atom)